Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Engellerin üzerinden ‘yüksek atlayan’ bir şampiyon: Kadriye Aydın!

Manşet, kişisel gelişim, kadriye aydın, her şey seninle başlar )+, başarı öyküsü
Kadriye Aydın / Milli Sporcu

Kabına sığmayan yeteneğiyle hayatının olağan akışını değiştirdi. Onlarca imkânsızlığın üzerinden “yüksek atlama” yapan milli sporcumuz Kadriye Aydın, olimpiyatlara doğru adım adım ilerleyen bir başarı öyküsünün kahramanı oldu.

Kadriye Aydın başarı yolculuğunu ilk defa kigem.com ziyaretçileriyle paylaştı…

Yedi çocuklu bir ailede dünyaya geldi. Mahallesindeki en yakın ilkokula başladı. Kimsenin ondan bir başarı beklentisi yoktu. Bir  gün, bir teneffüs arasında yeteneğiyle beden eğitimi öğretmeninin dikkatini çekti. Onun enerjisini spora yönlendirmek için harekete geçen öğretmenleri, beklemedikleri bir engelle karşılaştı.  Ailesi  “Kız çocukları spor yapmaz, ayıptır” diye karşı çıktı. Okul müdürünün evine kadar gidip, babasını ikna etmesi gerekti.

Neyse ki Kadriye kendisine güvenen öğretmenlerini hiç mahçup etmedi. Yüksek atlama alanında peş peşe kazandığı madalyalarla “boşuna uğraşıyorsun, spora başlayanların sonu ortada” diyenlerin önyargılarının üzerinden zarif bir şekilde atladı. Başardıkça özgüveni yükseldi, özgüveni arttıkça başarı çıtasını yükseltti. Önce il, sonra ülke şampiyonu, sonra avrupa şampiyonu oldu. Milli sporculuğa kadar yükseldi.  Şimdi de gözünü olimpiyatlara dikti. Biz onunla röportajdan ne mi öğrendik? Boyunuzu seçemezsiniz ama onun kaç santim yükseğinden aşacağınız sizin azminizin göstergesidir.

“Bu iş için boyun kısa” diyenlere boylarının ölçüsünü gösteren bir şampiyonun hikayesi!

İşte Türkiye ve Dünya Şampiyonu Kadriye Aydın’ın kendi ağzından ilham  veren başarı öyküsü. Milli  sporcumuz, “yüksek atlamacı” Kadriye Aydın’ın muhteşem hikayesini, ilk kez Türkiyenin ilk kişisel gelişim sitesi kigem.com tüm detaylarıyla aktarıyor.

Öğretmenlerim ailemi ikna etmek için eve geldiler!

“Van’da meydana gelen deprem sonrasında ailem Mersin’e göç etmiş. Yedi kardeşin altıncısı olarak Mersin’de dünyaya geldim. Yokluklar içinde büyürken, ilkokul üçüncü sınıfta beden eğitimi öğretmenim benim atletizme yeteneğim olabileceğini fark etti. Teneffüslerde yerinde duramayan, oradan oraya atlayıp zıplayan biraz yaramaz bir çocuktum. Bu durum öğretmenlerimin dikkatini çekmiş. Hiperaktif yapımdan dolayı beni atletizme yönlendirdiler.

Fakat başta babam olmak üzere tüm ailem buna karşı çıktı. Babam muhafazakar bir çevreden geldiği için kız çocuğunun sporla ilgilenmesinin doğru olmayacağını düşünüyordu. Ailemizin büyükleri de zaten “spor yaparak bir yere gelinemeyeceğini, boşuna böyle şeylerle uğraştığımı” söylüyordu. Evden onay çıkmayınca müdür ve müdür yardımcıları babamı ikna etmek için bizi ziyarete geldiler. Onlara bu konuda yetenekli olduğumu, ziyan olup gitmeme izin verirlerse yazık olacağını anlattılar. Öğretmenlerimin ailemin ikna çabası olmasaydı atletizm maceram başlamadan bitecekti.

Stadyuma gidecek imkan olmadığı için, parkta antrenman yaptım!

İlk olarak uzun mesafe koşusuyla başladım. Bir süre kros yaptıktan sonra sıçrama konusunda daha yetenekli olduğum görüldü. Ancak maddi imkânlarım olmadığı için yüksek atlama antrenmanlarını düzgün bir şekilde yapamıyordum.

Antrenman için minder, çıta, çivili ayakkabı gibi malzemeler gerekiyordu, ancak benim harçlığım bu malzemeleri almayı geçtim, onları kullanabileceğim stadyuma gitmeye bile yetmiyordu. Bu nedenle başlarda parklarda ve sokak aralarında antrenman yapmaya başladım. İki arkadaşım benim için bir lastiği iki ucundan tutuyordu, ben de bu şekilde sıçrama çalışıyordum. İlk olarak makas tekniğini öğrendim. Yüksek atlamayı bu şekilde düşe kalka yapabilir hale geldim. Minder alacak imkan olmadığı için, parkta çimenlerin üzerine düşerek antrenman yapıyordum.

Bir çivili ayakkabım bile yok, anlıyor musun?

Kros yapmaya başladıktan sonra kısa sürede başarılar peş peşe gelmeye başladı. Mersin il birincilikleri, bölge birincilikleri derecelerini elde ettim. İlk madalyamı kazandığımda 9 yaşındaydım.

Aslında madalya kazanmanın ne demek olduğunun bile farkında değildim. Hatta madalya kazandığımız için bir yerel televizyon bizi yayına çıkarmıştı. Herkese tek tek “ödül olarak ne istediğini” sordular. Benim o zaman kendime ait bir çivili ayakkabım yoktu. Ben, “çivili ayakkabı” istediğimi söyledim. Sunucular bu duruma çok şaşırdı, çünkü diğer şampiyonlar genelde bilgisayar, telefon, kıyafet gibi isteklerde bulunuyormuş.

Benim sadece çivili ayakkabı istediğimi görünce, “diğerlerinden daha farklı olduğumu” söylemişlerdi. O zaman benim için çivili ayakkabı en büyük ödüldü. Çünkü bunu alacak param yoktu. Bilgisayar ya da telefonu hayal bile edemiyordum. Programdan sonra bize armağanlar verildi.

Kadriye Aydın; “Heyecanla beklediğim çivili ayakkabılar yerine kıyafet vermişlerdi…”

Stadyuma yürüyerek gidiyordum

Madalyalar kazanmaya başlayınca kulüplerin dikkatini çektim. On yaşındayken Yüksel Spor’a transfer oldum. Kulübün antrenmanları stadyumda yapılıyordu. Benim kendimi geliştirmem, daha büyük başarılara imza atmam için bu antrenmanlar çok önemliydi. Stadyum evimden bir saat uzaktı. Daha kötüsü oturduğumuz mahalleden stadyuma giden bir dolmuş geçmiyordu. Bu yüzden her gün tek başıma yürüyerek stadyuma gidiyordum. Daha 10, 11 yaşındaydım… Akşamları korkarak eve dönüyordum.

Lise yıllarıyla birlikte hayata bakışım değişmeye başladı. Artık başarının ne demek olduğunu, bir insanın hayatını nasıl değiştirebileceğini biliyordum. Yaşım olgunlaşıyordu ama maddi imkânsızlıklarım hala önümdeki en büyük engel olarak duruyordu. Bir gün “tüm bu imkânsızlıkların üzerinden sıçramamın tek yolu ise daha fazla antrenman yapmaktan geçiyor” dedim içimden. Beni rekorlar kırmak, alanımda büyük işler başarmak kurtarırdı.

O günlerde annem bana günlük 1 lira harçlık veriyordu. Bu parayla hem karnımı doyuruyordum hem de okuldan antrenmana gidiyordum. Param bir simit ve bir ayran almaya yettiği için antrenmanlara yine yürüyerek gidiyordum.

Kadriye AydınLimit Sizsiniz’i okuyunca, limitlerimi aştım!

Lise birinci sınıfta başarılarımda dikkat çeken bir yükselme oldu. O dönemde başarı motivasyonumu daha da artıracak kitaplar arıyordum. Bir gün gittiğim kitapçıda Mümin Sekman’ın Limit Sizsiniz kitabını gördüm. Kitabı okuduğumda kendimi buldum, hayalimi gördüm. Kendimi daha güçlü ve daha kararlı hissetmemi sağladı. Bu kitap bana hiçbir şeyin imkansız olmadığını, düşünce gücü ve kararlılık sayesinde engellerin aşılabileceğini gösterdi.

Kitabı okuduğum yıl Dünya Liseler Şampiyonası’na katıldım ve kendi grubumda dünya şampiyonu oldum. Limitlerimi aşmak beni daha da hırslandırdı. Mümin Sekman’ın diğer kitaplarını okurken, bir gün öyküsü yazılacak başarılara imza atacağımı hayal ettim. Hatta bu hayalimi Mümin Sekman’a da yazdım. Kendisiyle de böylece tanıştık. Beni başarılı okurlar buluşmasına davet etti.  Bu beni çok mutlu etti.

Başarılı oldukça, her şey güzelleşmeye başladı

Dünya şampiyonu olunca Cumhurbaşkanlığının başarılı sporculara yönelik para ödülünü almaya hak kazanmıştım. Ancak henüz reşit olmadığım için para ödülü ailemin hesabına yatırılmıştı.

Bu başarıdan sonra bir çok şey hızla değişti. Fenerbahçe Spor Kulübü beni kulübümden istedi. Yüksel Spor Kulübü’nün imkanları çok sınırlıydı. Bu transferle birlikte çalışma koşullarım düzeldi, tabii maaşım da. İlk başladığımda Fenerbahçe Spor Kulübü bana 400 TL maaş veriyordu. Ancak henüz reşit olmadığım için maaşımı annem çekiyordu.

Bu transferden sonra annem harçlığımı artırmıştı. Artık beslenmeme ve antrenmanlarıma daha fazla özen gösterebiliyordum. Ayrıca daha liseyi bile bitirmeden para kazanmaya başlamam başta ailem olmak üzere çevremin bana bakışını değiştirdi. Başlarda emeklerimin boşa gideceğini söyleyenler, para kazanmaya başlayınca “hayatımı kurtardığımı” söylemeye başladılar.

Boş durmak yok, daha çok çalış!

Yıldızım parlamaya başlayınca ailemin bana inancı da desteği de arttı. Haftada 6 gün antrenman yapıyordum, bir gün de dinlenmem için boş bırakılmıştı. Ancak annem boş günlerimde bile antrenmana gitmemi istemeye başlamıştı! “Daha başarılı olmak için daha da çok çalışmalısın!”, diyordu.

Onlar da artık şampiyonalara benimle birlikte hazırlanıyor, benimle birlikte aynı heyecanları yaşıyorlardı. Annem beni ilk kez bir yarışmada izlemeye geldiğinde gözyaşlarını tutamadı. Bu hepimiz için bir tecrübe oldu. Bir daha annemi yarışlara davet etmedim. Çünkü o ağladığında ben de etkileniyordum.

Kadriye Aydın: Üniversiteye başlayınca birden derecelerim düşmeye başladı…

Liseyi bitirince dünya şampiyonu olduğum için sınavsız olarak üniversiteye geçiş hakkı kazandım. Ailem Mersin’de yaşadığı için Mersin Üniversitesi Beden Eğitimi Yüksekokulu’na başladım.

Sekizinci sınıftayken “Milli Sporcu” olmuştum, dünya şampiyonluğum vardı ama üniversiteye başlayınca performansım geriye gitmeye başladı. Milli sporcu olduğum için devlet bursu alıyordum ve bursun devam etmesi için derslerde başarılı olmam şarttı. Derslerime yoğunlaşınca bu sefer de sportif derecelerim geriye doğru gitmeye başladı. Hem dersleri hem dereceleri yüksekte tutmam gerekiyordu. İkisi birden çok zordu. Derslerden çıkıp antrenmana gitmek için üç dolmuş değiştiriyordum.

Aslında antrenmanlarımı ihmal etmiyordum ama odağım dersler ve hayallerim arasında bölünmüştü. Bu yüzden antrenmanlarım verimsiz geçiyordu. Günde çift antrenman yapmam bile bu durumu değiştirmiyordu. Sabah üniversitede antrenman yapıyor, sonra çift dolmuş değiştirip stadyuma gidiyordum. Bu yoğunluk ve baskı beni çok zorluyordu.

Bazen antrenmanlara aç karnına gittiğim bile oluyordu. Dört yıl boyunca atlama derecem bir santimetre bile gelişmedi. Daha da kötüsü geriye gitmeye başladı. Üniversiteye 1.80 cm derecesiyle başladım, ama bir sonraki sene 1.78 cm’ye geriledim. Bu durum psikolojimi etkiledi. Bir yandan bursumu kaybetme, bir yandan kulüpten atılma korkusu yaşıyordum.

“En iyisi sen bu sporu bırak!”

Kaygılar kendime olan güvenimin azalmasına yol açmıştı. Hocalarım, antrenörlerim bendeki düşüş karşısında sporu bırakıp “KPSS’ye hazırlanmanın” daha doğru olacağını söylemeye başlamıştı. Bu süreçte en büyük destekçim Mümin Sekman kitapları oldu. O kitaplar sayesinde kaybettiğim inancımı geri kazandım. Motivasyonumu geliştirecek videolar izlemeye başladım. Çünkü pes etmeyecektim!

Üniversiteden mezun olmam spor kariyerimde dönüm noktası oldu. Bende başarı potansiyeli olduğunu biliyordum. Sürekli kendi kendime “her şey seninle başlar, istersen yapabilirsin” diyordum. Okul bitince sadece hayallerime ve hedeflerime yoğunlaştım. Antrenman tempomu artırdım. Spor dışında başka hiçbir şey düşünmedim. Haftanın dört günü antrenman yaptım, diğer günlerimi KPSS hazırlığa ayırdım.

Kimse benim yeniden toparlanacağıma inanmıyordu, hatta Avrupa Şampiyonası’na katılmama ihtimal bile vermiyorlardı. Ama ben sadece hedefime odaklanarak 2017 Avrupa Şampiyonası’na katıldım ve finallere kaldım. Bu olaydan sonra kendime olan inancım arttı ve olimpiyatlara katılma hayalime yeniden dört elle sarıldım. Şu anda olimpiyatlar için aday kadrodayım.

Önemli olan boyunuzun yüksekliği değil, boyunuzun kaç santim yükseğinden atladığınız.

2020 Tokyo olimpiyatlarında ülkemizi en iyi şekilde temsil edebilmek için kendimle yarışmaya devam ediyorum. Kulüpler arası bir yarışmada herkes bana boyumun yüksek atlama standartlarına göre kısa olduğunu, finale kalamayacağımı söylediler. Bu durum benim daha da hırslanmamı sağlamıştı. Dünyada diğer sporcular bunu başardıysa ben de başarabilirim. Yapamazsın diyenlere de yapabileceğimi gösterdim.

Olimpiyatlara da aynı motivasyonla hazırlanıyorum. 2018 yılında katıldığım tüm yarışmalarda Türkiye şampiyonluğunu kazandım. Derecem arttı, artık insanlar benden daha fazlasını beklemeye başladı. Elde ettiğim bu başarılar “yapamazsın” diyenlere de en güzel cevap oldu.

Elbette yüksek atlamada uzun boylu olmak büyük avantaj. Benim boyum da gerçekten dünya ortalamasına göre oldukça kısa. Şu anda en yüksek derecem 1.85 ve boyumdan 22 cm uzun. Avrupa ve dünyada kendi boyundan 40-50 cm üstünü atlayan sporcular var. Onlar başarıyorsa, ben neden başaramayayım? Hiçbir şey imkansız değildir, önemli olan istemek ve inanmak.

Olimpiyatlar için haftada 6 gün antrenman yapıyorum.

Yıl sonunda Milli Takım kampına gireceğiz, orada her gün çift antrenman yapacağız.

Pek çok çocuk için ilham kaynağı oldum

Şu anda Türkiye’nin en iyi kulübüne geçtim. ENKA Spor Kulübü’ne transfer oldum. En büyük destekçim kulübüm. Yüksek atlama branşı ülkemizde yaygın olarak bilinmediği için federasyonlardan da sponsorluklardan da destek alamıyoruz.

Kenar bir mahallede büyüdüm ve spor olmasaydı hayatım anneminkinden farklı olmayabilirdi. Ailemde yükseköğrenim alan ilk kişi oldum. Benim başarılı olmam çevremi olumlu yönde etkiledi.

Ben spora başladığımda karşı çıkanlar, ayıplayanlar bile kız-erkek ayrımı yapmadan çocuklarını spora yönlendiriyorlar. Benim başarılarımı görüp kendisine örnek alan onlarca çocuk var. Onlara karşı da sorumluluğum var.

Başarılarımı devam ettirerek onlara doğru örnek olmak istiyorum.

İşte Kadriye Aydın’ın başarılarının sıralı tam listesi:

2006 Mersin ilkokullar puanlı atletizm il birinciliği

2008 Türkiye yıldızlar ve Gençler şampiyonluğu

2010 Balkan Yıldızlar şampiyonluğu

2011 Dünya liseler şampiyonluğu

2012 Balkan  Gençler şampiyonluğu

2017 U23 Avrupa finalisti

2017 ve 2018 Türkiye büyükler şampiyonluğu

Kigem.com notu: Şampiyon sporcumuz Kadriye Aydın’ın hikayesinin devamını merak ediyorsanız, İnstagram sayfasını takip edebilirsiniz. https://www.instagram.com/kadriye33

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

İK bütçesi nasıl oluşturulur?

Manşet, insan kaynakları bütçesi, insan kaynakları, bütçe

İK bütçesi nedir? Nasıl hesaplanır? Bütçe oluşturulurken hangi adımları takip etmek gerekir? İşte yanıtı…

Personel maliyet bütçesi hazırlarken nelere dikkat edilmeli?

Dışarıdan bakıldığında insan kaynakları personeli sadece işe alım yapan ya da özel günlerde masanıza hediye bırakan kişiler gibi görülse de aslında çok daha önemli görevleri vardır. O görevlerden biri de personel maliyet bütçesi hazırlamaktır.

Personel maliyet bütçesi adından da anlaşılacağı üzere çalışanların bordro maliyetleri dahil tüm masraf kalemlerinin yer aldığı belgedir. Çalışanlarınızın masraflarını sıralamak kolay bir iş gibi görünebilir. Ancak bulunduğunuz sektör, çalışana önereceğiniz rol, şirketinizin konumu, çalışana ödemek istediğiniz ya da ödemekle yükümlü olduğunuz ek faydalar gibi pek çok değişkeni göz önünde bulundurmanız gerekir. Bu karmaşık süreci sizin için tamamlayacak bir insan kaynakları departmanınız varsa endişelenmenize gerek yok, ama bu planlamayı yapması gereken sizseniz o zaman bir işletme sahibi olarak üzerinizde zorlu bir görev daha var demektir. Bu noktada personel maliyet bütçesi hakkında dikkat etmeniz gerekenleri birlikte inceleyelim.

Personel Bütçesi Kalemlerinizi Belirleyin

Bordro maliyetleri: Bordro kalemi çalışanların brüt ücretini ve SGK’ya ödediğiniz primleri kapsar. Bütçenizde yer alacak bordro maliyeti bunlar ile sınırlı kalmaz. Maaş dışında çalışanlarınıza ödediğiniz:

• Mesailer,

• Ödenekler,

• Prim, ikramiye, yol ve yemek yardımı, kira ve yakacak yardımı, bayram paketi, erzak yardımı ve benzeri yan haklar,

• Şirket uygulamalarınızda yer alıyorsa çalışanlar için yaptıracağınız özel sigortalar da bordro maliyetinde göz önünde bulundurulması gereken kalemlerdir.

İzin süreleri: Bütçenizde çalışanların hak ettiği yıllık izin, ölüm izni, doğum izni gibi izin sürelerinin de maliyet kalemi olarak yer alması gerekir. 4857 sayılı İş Kanunu gereğince çalışanların hak ettiği yıllık izinlerin, bulunduğunuz cari yıl içinde kullanılması ve bir sonraki yıla devredilmemesi gerekir. Ancak uygulamaya geçtiğimizde durum farklılık gösterir. Çalışanların kullanmadığı izinler bir sonraki yıla devredilmekte ya da kullanılmayan izin günlerinin ücreti çalışana ödenmektedir. Siz de bu ücreti çalışanlarınıza ödüyorsanız bu tutara maliyetinizde bütçe kalemi olarak yer vermelisiniz.

Tazminat tutarları: Çalışanların işten ayrılması durumunda ödenecek kıdem ve ihbar tazminatlarının da çalışanların kıdemlerine göre hesaplanması ve bütçeye eklenmesi gerekir.

Eğitimler: Çalışanlarınızı göndereceğiniz seminer ya da eğitim programları varsa bunlar da bütçenizde iki farklı maliyet kalemi oluşturacaktır. İlki kişi ilgili günlerde iş yapamayacağı için doğan iş gücü kaybının bordro maliyetidir. Seminer ya da eğitimin ücretleri, konaklama, yemek ve ulaşım gibi maliyetlerin toplamı da ikinci maliyet kalemidir.

Donanımlar: Çalışanlara tahsis edilen cep telefonu, tablet, bilgisayar ya da araba gibi haklara da personel maliyet bütçenizde muhakkak yer verin.

Sabit ve değişken maliyetleri göz önünde bulundurun

Bütçenizi hazırlarken dikkat etmeniz gereken noktalardan biri de bazı maliyetlerinizin sabit, bazılarının ise değişken olmasıdır. Sabit maliyetleriniz, aylık düzenli olarak ödediğiniz ve tutarı değişmeyen kalemlerdir. Her ay ödediğiniz maaş, SGK primleri ve bunlardan doğan vergiler tutarı belli olan sabit maliyetlerdir. Çalışan sayınız değişmediği müddetçe de bu kalem değişiklik göstermez. Aylık cironuza göre satış ekibinize ödeyeceğiniz primler, iş günü sayısına göre ödenen yemek ücretleri de her ay farklılık gösterdiği için bütçenizde değişken maliyetler olarak yer alabilir.

Bütçenizi hazırlarken bu noktaları da ihmal etmeyin

• Geçici personel işe alıyorsanız, bu personelin maliyetini de bütçenize eklemeyi ihmal etmeyin.

• İşe alım ve mülakat sürecinizin de bir maliyeti var ise bunları da bütçenize dahil edin.

• Asgari ücret, AGİ ve vergi yüzdelerinde gerçekleşen olası değişiklikleri de bütçenizi hazırlarken göz önünde bulundurun.

• Şirketiniz için önemli bilgiler yer aldığından personel maliyet bütçenizi şifre ile koruyun ve sadece güvendiğiniz kişilere erişim izni verin.

• Hazırladığınız bütçenin tutarlılığını mutlaka ölçün. Gerçekte harcanan rakamlar ile bütçenizde öngördüğünüz rakamlar arasında dengeyi bulmak şirketinizde bütçeleme konusuna daha fazla önem verilmesini sağlayacak ve emekleriniz boşa gitmeyecektir.

Personel maliyet bütçesini nasıl hazırlayacaksınız?

Excel üzerinde departmanlara göre personel sayısı, norm kadro planlamanız ve personelinizin maliyetine detaylı olarak yer verip, formüller yardımı ile hesaplamalarınızı yapabilirsiniz. Ancak bu işe ayıracak vaktiniz ya da insan kaynakları bilginiz yoksa süreç sancılı bir hale gelebilir.

Bütçeniz olmadan ilerleseniz de gelecekte yapacağınız harcamaları planlayamazsınız. Bu nedenle personel maliyeti bütçesi hazırlama konusunda bir dış kaynaktan yardım almak sizin için faydalı olacaktır. @WRK İnsan Kaynakları, personel maliyet bütçesi hazırlama konusundaki deneyimleri ile şirketinize en uygun danışmanlık hizmetini sunacaktır.

Yazar: Evren Süer
Kaynak: www.medium.com

Okumaya devam et

MAKALE

Doğru adayı doğru işle buluşturmak

seçme ve yerleştirme, mülakat, Manşet, iş hayatı, insan kaynakları

Şirketleri rekabette bir adım önde tutan temel kaynaklardan birisi de yüksek performans sergileme potansiyeli olan insanlarla çalışma fırsatını yakalamaktır. Peki, seçme ve yerleştirme sürecini nasıl daha etkili hale getirebiliriz? İşte sizler için hazırlanmış 10 öneri…

10 maddede etkili seçme ve yerleştirme süreci

Doğru adayı doğru işle buluşturmak İK uzmanlarının öncelikli görevi. “Seçme ve yerleştirme sürecini nasıl daha etkili hale getirebilirim?” diye merak ediyorsanız, İK danışmanı ve eğitmen Tuğba Kaplan’ın size önerileri var…

Seçme–yerleştirme süreci sonunda anlaşılan ve işe başlayan her yeni çalışanın (çalıştığı pozisyonun gerektirdiği tüm teknik beceriye sahip olsa dahi) kuruma ve iş işleyişine alışması en az 3 ay sürer. Bu demektir ki anlaşılan ve işe başlayan yeni çalışanların kurumdan ayrılmaları durumunda pozisyon en iyi ihtimalle hemen doldurulsa da yeni adaydan verim almak için en az 3 ay beklemeniz gerekir. Bu nedenle seçme–yerleştirme sürecinin her aşamasında oldukça dikkatli ve titiz olmakta fayda var.

Etkili bir seçme – yerleştirme süreci için dikkat etmemiz gereken konular aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  1. Adaylara ulaşmak amacıyla ilan açacaksanız, ilan içeriği oldukça önemlidir. Aranan özellikler bölümüne, o işi yapmak için gerekli olan minimum yetkinlikler yazılmalıdır. İlk etapta ne kadar çok adaya ulaşırsanız o kadar iyi olacağından buradaki “minimum” kısmı önemlidir.
  2. Gelen başvurular arasında yetkinlik beklentilerinizi ve ikamet, yaş vb. kriterlerinizi karşılayan tüm adaylarla ön görüşme yapmalısınız. Daha önceki dönemlerde ön görüşmeler sadece yüz yüze yapılırken, teknolojinin etkisiyle günümüzde dijital ortamlarda da yapılabilmektedir.
  3. Yüz yüze görüşeceğiniz adaylara mutlaka görüşme günü, saati, yeri gibi bilgileri önceden iletmelisiniz. Ayrıca görüşmeleri yapacağınız gün için kendi takviminizi de ayarlamalı, adayları bekletmemeli, çok önemli bir sorun olmadığı sürece görüşme saatlerini son anda değiştirmemelisiniz.
  4. Görüşme öncesinde görüşeceğiniz adayın özgeçmişini gözden geçirmeniz önemlidir. Böylece sizin için önemli olabilecek kısımları unutmamış ve atlamamış olursunuz.
  5. Görüşme esnasında adayın beden dilini gözlemlemenizde de fayda var. Fakat bunu “Burnunu kaşıdı, kesin yalan söylüyor” gibi direkt kesin yargılarla sonuçlandırmak sizi yanıltabilir.
  6. Sorularınızı doğru seçmeli ve yapılandırmalısınız. Pozisyonun gerektirdikleri ya da iş işleyişi ile ilgili olmayan sorular sormamalısınız. Ayrıca adayın cevap vermek istemeyebileceği ya da özel yaşamıyla ilgili sorular da sormamalısınız.
  7. Adayların da size sorular sorabileceğini unutmayın. Bu nedenle adaylar tarafından soru sorulduysa aktif bir şekilde dinleyin ve net cevaplar verin. Soru sormayan adaylara da görüşmenin sonlarına doğru soruları olup olmadığını sorabilirsiniz, böylece aklına takılan soruları sormaya çekinen adayların düşüncelerini de netleştirmiş olursunuz.
  8. Seçme – yerleştirme sürecinizdeki aşamaların arasında uzun zaman boşlukları var ise, adaylara ara bilgilendirmeler yapmalısınız. Unutmayın, sizin sürecinizin arayışla devam ettiği gibi, adayların arayış süreçleri de eş zamanlı olarak devam ediyor.
  9. Seçme–yerleştirme sürecinin tüm aşamalarında adaylara nazik davranmalısınız. Örneğin; “Ben stres mülakatı yapıyorum” cümlesine sığınarak adaylara kötü ve kaba davranılmamalıdır. Zaten stres mülakatı dediğimiz kavram da bu değildir.
  10. Sürecin sonucunda mutlaka tüm adaylara olumlu ya da olumsuz dönüş yapmalısınız. Sadece olumlu olan adaya dönüş yapmak etik olmamakla birlikte, diğer adayların netleşmesini de engeller ve imajınızı oldukça olumsuz yönde etkiler.

Son olarak; seçme–yerleştirme sürecinin önemi unutulmamalı, süreç bir bütün olarak sistemli bir şekilde yürütülmelidir.

Yazar: Tuğba Kaplan / İK danışmanı ve eğitmen
Kaynak: www.kariyer.net

Okumaya devam et

MAKALE

Flört şiddeti: İlişkin güvenli değilse ne yapabilirsin?

Manşet, ilişkide şiddet, ilişki, flört şiddeti, flört

Flört şiddeti, ilişkide bir tarafın diğer taraf uyguladığı kontrolcü, müdahaleci, kısıtlayıcı, zarar verici ve yaralayıcı davranışlardır. Peki, sizce bu davranışın sebepleri nelerdir? Böyle bir durumla karşılaştığımızda ne yapmamız gerekir? İşte yanıtı…

Flört şiddeti nedir?

Sevgilin kimlerle görüştüğünü denetliyor mu? Kıskançlığı sevgisinin dışavurumu gibi mi gösteriyor? Sosyal medya hesaplarını kontrol ediyor mu?

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, flörtün yeni yeni başladığı 13-23 yaş döneminde romantik ilişkilerde yaşanan şiddete dikkat çeken ve flört şiddetine dair ipuçları veren bir rehber yayınladı.

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın rehberinde flört şiddetine ilişkin şu bilgiler paylaşılıyor:

Flört şiddeti nedir?

Flört şiddeti, sevgilinin sana karşı fiziksel, cinsel, psikolojik, sosyal ve dijital şiddet içeren davranışlarda bulunmasıdır. Sevgilin, sana karşı şiddet göstererek senin üzerinde egemenlik kurmayı, seni kontrol etmeyi ve gücünü göstermeyi hedefler. Flört şiddeti, bitmiş ya da sürmekte olan heteroseksüel ya da homoseksüel ilişkilerde ortaya çıkabilir. 

Fiziksel flört şiddeti 

Fiziksel flört şiddeti, sevgilinin senin bedenine kasıtlı olarak zarar vermesidir. Sevgilinin sana vurması, tokat atması, yumruk atması, bir eşya fırlatması, bıçak ya da silah çekmesi, seni itmesi, tekmelemesi, ısırması, saçını çekmesi fiziksel şiddet örnekleridir. 

Cinsel flört şiddeti 

Cinsel flört şiddeti, sevgilinin seni cinsel birliktelik veya yakınlık yaşamak için zorlaması, cinsellik konusunda “hayır”ı kabul etmemesidir. Sevgilinin istemediğin halde seni öpmesi ve sana dokunması, sen alkol veya madde etkisi altındayken ya da bilincin yerinde değilken seninle cinsel birliktelik kurması, cinsel birliktelik sırasında, öncesinde veya sonrasında sana karşı küçümseyici ve kaba bir tutum sergilemesi, doğum kontrol yöntemlerini kullanmaması veya senin kullanmana izin vermemesi cinsel şiddet örnekleridir. 

Psikolojik flört şiddeti 

Psikolojik flört şiddeti, sevgilinin sende korku uyandıracak, senin kendine olan güvenini ve saygını zedeleyecek biçimde konuşması ve davranmasıdır. Sevgilinin sana isim takması, bağırması, iftira, hakaret veya küfür etmesi, ne yapman ve ne giymen gerektiğini söylemesi, seni başkalarının önünde küçük düşürmesi, tehdit etmesi, kötülemesi ve ismini karalaması, suçlaması, yıkıcı bir biçimde eleştirmesi, “koruma altına alma” bahanesiyle yönlendirmesi, sırlarını başkalarına söylemesi psikolojik şiddet örnekleridir. 

Sosyal flört şiddeti 

Sosyal flört şiddeti, sevgilinin senin sosyal ilişkilerini kısıtlaması, kontrol etmesi ve senin sosyal çevrenden soyutlanmana, yalnızlaşmana neden olacak şekilde davranmasıdır. Sevgilinin ailen veya arkadaşlarınla görüşmene izin vermemesi, kimlerle arkadaş olduğunu kontrol etmesi, “namusunu koruduğunu” söyleyerek erkek arkadaşlarınla konuşmanı yasaklaması, kıskançlık yaparak sosyal ilişkilerini kısıtlamaya çalışması ve kıskançlığı sevgisinin dışavurumu gibi göstermesi, arkadaşlarına zaman ayırdığında seni suçlaması, eleştirmesi veya sana küsmesi, sürekli başkalarıyla flört edip etmediğini araştırması, toplum, aile veya okul karşısında seni “utandırmak” ya da “rezil etmekle” tehdit etmesi sosyal şiddet örnekleridir.

Dijital flört şiddeti  

Dijital flört şiddeti, sevgilinin teknolojik araçları seni kontrol etmek için kullanması, bu araçlar aracılığıyla seni tehdit etmesidir. Sevgilinin sosyal medya hesaplarının şifrelerini istemesi ve kontrol etmesi, sosyal medyada kimlerle arkadaş olabileceğine karar vermesi, resim ya da video göndermek için seni zorlaması, telefonunu veya bilgisayarını karıştırması, sürekli mesaj atması ve hızlı bir yanıt beklemesi dijital şiddet örnekleridir. 

Israrlı takip (Stalking) 

Israrlı takip, ayrıldığın ya da halen birlikte olduğun sevgilinin seni sürekli izlemesi ve takip etmesidir. Takip davranışı, sende korku uyandırmayı, sana gözdağı vermeyi ve güvencesiz hissettirmeyi hedefler. Eski sevgilinin haber vermeden veya davet edilmeden evine  ya da okuluna gelmesi, gittiğin yerlerde karşına çıkması, sürekli hediye veya çiçek alması veya göndermesi, arkadaş çevrenle iletişim kurması ve seninle ilgili bilgi almaya çalışması, senin eşyalarına zarar vermesi ısrarlı takip davranışı örnekleridir. 

İlişkin güvenli değilse ne yapabilirsin?

Sevgilinden farklı fikirlere, isteklere, önceliklere sahip olabilirsin. Her ilişkide farklılıkların ortaya çıkması, anlaşmazlıkların olması doğaldır. Önemli olan bunları nasıl çözdüğünüzdür. Eğer bir farklılık ya da anlaşmazlık karşısında herhangi bir şiddet türüyle karşılaşıyorsan, güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için şunları yapmayı deneyebilirsin: 

  • Şiddeti tanıman ve şiddet için kendini sorumlu görmemen çok önemli. Şiddetin sorumlusu sen değilsin!
  • Şiddeti normal bir davranış olarak kabul etmemen çok önemli. Aklından “bunu hak ettim”, “herkesin sevgilisi böyle davranıyor” gibi düşünceler geçebilir. Kendinden şüphe etme! Unutma, haklı şiddet yoktur!  
  • Sevgilinin, şiddeti bir problem olarak görüp görmediğini araştır. Sevgilin seninle güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için çabalıyor mu? Şiddetsiz bir ilişki kurmak için işbirliği yapıyor mu? 
  • Güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için kurallar koyarak sınırlarını koruyabilirsin. Kuralları koymak, hangi tür davranışları kabul etmeyeceğini söylemek ve bu kurallara uymadığında ondan uzaklaşmak ya da ayrılmak senin güvende olmanı sağlayacak bir adımdır. Bu sayede şiddetsiz, güvenli, eşit ilişkiler kurabilirsin. 
  • Herhangi bir şiddet türüyle karşı karşıya kalıyorsan, şiddet durmadan güvende olamazsın. Sevgilin şiddeti bir problem olarak görmüyorsa ve şiddeti durdurmak için herhangi bir adım atmıyorsa, ilişkiden uzaklaşmalısın. Onu değiştirmeye çalışma. Unutma, şiddeti durdurmak onun sorumluluğu. Eğer o şiddeti durdurmazsa, şiddet artarak devam edecektir. Kendini korumalı ve ilişkiden çıkmalısın.  
  • Sevgilinden ayrılmayı düşündüğünde “Bana çok iyi davrandığı oluyor”, “Her zaman böyle sinirli değil”, “Aslında beni çok seviyor” gibi düşüncelere kapılabilirsin. Yalnız kalmaktan korkuyor olabilirsin. Daha önce ayrılmayı deneyip onu affetmiş olabilirsin. Onun istediği gibi biri olmaya çabalıyor olabilirsin. Onunla ileride çok iyi bir ilişki kurabileceğini umut ediyor olabilirsin. Bu durumda şiddet döngüsüne girmişsin demektir. Şiddet döngüsünü tanımalısın. 
  • Yakın gördüğün, seni yargılamayacağını düşündüğün bir yetişkinden yardım isteyebilirsin. Yaşadıklarını paylaşmak ve konuşmak, seni güçlendirir. 
  • Unutma, şiddet varsa, sevgi yoktur.
Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER10 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND