Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Zor zamanlarla nasıl başa çıkılır?

Her zamanki gibi güne başlıyorsunuz. Diğerlerinden farkı olmayan, sıradan bir gün… En azından bir sorun olmadığını düşünüyorsunuz. Derken bir şeyler oluyor. Bir hata yapıyorsunuz, umulmadık bir kaza yaşanıyor, sevimsiz bir haber alıyorsunuz…İşte size zor zamanlarında destek olacak ünlü sözler…

Zor zamanlarda kendinizi motive etmenizi sağlayacak ünlü sözler

Her zamanki gibi güne başlıyorsunuz. Diğerlerinden farkı olmayan, sıradan bir gün… Belki ilk başta her şey harika gidiyor. En azından bir sorun olmadığını düşünüyorsunuz. Kendinizi iyi hissediyorsunuz. Derken bir şeyler oluyor. Bir hata yapıyorsunuz, umulmadık bir kaza yaşanıyor, sevimsiz bir haber alıyorsunuz, istediğiniz şeylerin gerçekleşemeyeceğini öğreniyorsunuz…

Hayatta hepimizin başına böyle şeyler geliyor. Hepimiz zaman zaman pılımızı pırtımızı toplayıp bir köşeye çekilmek, kimsenin görmediği bir yerde saklanmak istiyoruz. Oysa böyle zamanlarda da kendinizi motive edebilir, güçlü kalmayı başarabilirsiniz.

İşte ünlü isimlerden zor zamanlarda sizi motive edecek nükteler:

“Hareketsizlik; korku ve şüpheyi, hareket ise güven ve cesareti doğurur. Eğer korkuyu yenmek istiyorsanız, evde oturup onu düşünmeyi bırakın. Dışarı çıkın ve onunla uğraşın.” –Dale Carneige

“Bazen en büyük zayıflıklarınızla karşılaşıncaya kadar kendi gücünüzü fark edemeyebilirsiniz.” –Susan Gale

“Arkamızda ve bizden önce neler olduğu, içimizde neler olduğuyla kıyaslandığında çok ufak kalır.” –Ralph Waldo Emerson

“Zor zamanlar hiç bitmez ama zor insanlar biter.” –Robert H. Schuller

“Çince’de kriz kelimesi iki karakterden oluşur; bu karakterlerden biri tehlikeyi, diğeri fırsatı temsil eder.” –John F. Kennedy

“Aşk insanı baskılamaz, besler.” –Louisa May Alcott

“Eleştiriyi severim. İnsanı güçlü kılar.” –LeBron James

“Hata yaparak harcanmış bir hayat, sadece daha onurlu değil, aynı zamanda hiçbir şey yapmayarak harcanmış bir hayatta daha işe yarardır.” –George Bernard Shaw

“Çok fazla düşünmeye gerek yok. Nefes alarak ve severek devam edin. Sonsuza kadar bu şansınız olmayacak.” -Leo Buscaglia

“Önünüze ne çıkarsa çıksın, ne kadar zor olursa olsun, ne kadar adaletsiz olursa olsun kendi yolunuzdan gidin. Hayatta kalmaktan çok daha fazlasınız başarabilirsiniz. Tüm bunlara rağmen başarabilirsiniz.” -Joel Osteen

“Birisi tarafından sevilmek size güç verir, birini sevmek ise cesaret.” -Lao Tzu

“Bir insan yiyecek olmadan yaklaşık 40 gün, su olmadan 3 gün, hava olmadan yaklaşık 8 dakika yaşayabilir. Ancak umut olmadan sadece 1 saniye yaşayabilir.” -Hal Lindsey

“Bir olmayı başarabildiğimiz kadar güçlü, bölündüğümüz kadar zayıfız.” -J.K. Rowling

“Güçlü olmanın sırrı konsantrasyondur.” -Ralph Waldo Emerson

“Dünyanın dertlerinde karşı yüzen birçoğumuz, bu dertler hakkında pek bir şey bilmeyin. Sadece biraz övgüye veya cesarete ihtiyacımız vardır ve bu sayede hedefimize ulaşırız.” -Jerome Fleishman

“Eğer bir hayaliniz yere düşüp binlerce parçaya ayrılıyorsa, bu parçalardan birini alıp yeniden başlamaktan asla korkmayın.” -Flavia Weedn

“Kışın en kara günlerinde öğrendim ki içimde bitmek bilmeyen bir yaz mevsimi var.” -Albert Camus

“Dünyadaki önemli şeylerin birçoğu, hiçbir umut yokmuş gibi görünmesine rağmen denemeyi hiç bırakmayan insanlar tarafından gerçekleştirilmiştir.” -Dale Carneige

“Hayattaki en önemli erdem cesarettir çünkü cesaret olmadan, diğer hiçbir erdemi tam anlamıyla uygulayamazsınız.” -Maya Angelou

“Kalbinizden geçen doğru neyse onu yapın çünkü her koşulda eleştirileceksiniz. Eğer kalbinizden geçeni yaparsanız eleştirileceksiniz, yapmazsanız kendi kendinizi eleştireceksiniz.” -Eleanor Roosevelt

“Bir kişi ne kadar yargılıyorsa, o kadar az seviyor demektir.” -Honore de Balzac

“Cesaret her zaman gürlemez. Bazen cesaret günün sonunda ‘yarın tekrar deneyeceğim’ diyen zayıf bir sestir.” -Mary Anne Radmacher

“Zayıflar hiçbir zaman affetmez. Affetmek güçlülere özgüdür.” -Mahatma Gandhi

“Hayat hiçbirimiz için kolay değil. Peki nedir? Sebat etmeli ve bunun da ötesinde kendimize güvenmeliyiz. Hepimizin kısmetinde bir şeyler olduğuna inanmalıyız. Ne pahasına olursa olsun bunu elde etmeliyiz.” -Marie Curie

“Dışarıda olup biten değil, kendi zihniniz üzerinde bir gücünüz var. Bunun farkına vardığınızda, aradığınız gücü bulacaksınız.” -Marcus Aurelius

Kaynak: Positivity blog
Kaynak: http://www.uplifers.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Çinli Şirket az adım atan çalışana para cezası veriyor

Çalışanlarına eksik attıkları her adım için 0,01 yuan (0,0078 TL) ceza kesen şirket eleştirildi.

Çin’de ayda 180 bin adımdan az atan çalışanlarına para cezası veren şirket eleştirilerin hedefinde. Information Times gazetesine göre Guangzhou’da bir emlakçı, çalışanlarına eksik attıkları her adım için 0,01 yuan (0,0078 TL) ceza kesiyor.

Gazeteye konuşan şirketin çalışanlarından biri, sürekli fazla mesaiye kalmaları gerektiği için çalışma saatleri dışında 6 saat atma imkanlarının olmadığını söylüyor:

“Şirketin daha fazla egzersiz yapmamızı istemesini anlıyorum ama şimdi adım hedefini tutturmak için yürümekten uyumaya yeterli vakit ayıramıyorum.”

Yerel bir hukuk firmasında çalışan Liu Fengmao, şirketin çalışanların attıkları adımı bir performans göstergesi olarak takip etmesinin yasal bir temeli olmadığını ve bu kuralın ilerde işveren için sorun çıkarabileceğini belirtiyor.

Liu’ya göre işçiler mesai saatleri dışında yürümeleri gerektiğinde bunun fazla mesai olduğunu söyleyebilir veya yürüyüş sırasında sakatlık yaşadıklarında bunu çalışma sırasında yaşanan bir iş kazası olarak gösterebilir.

Information Times’a göre Guangzhou’daki emlakçı çalışanlarına bu tip bir kural getiren ilk şirket değil.

Ocak 2017’de teknoloji şirketi Congqing çalışanlarının günde 10 bin adım atmasını talep etmişti. Chongqing Evening Post gazetesi şirketin bu kriteri bir performans ölçütü olarak kullandığını yazmıştı.

“Şirket, maaşlardan kesinti yapmak için bahane arıyor”

Sosyal medya sitesi Sina Weibo’da da kullanıcılar Guangzhou’daki emlakçının bu uygulamasını şaşkınlıkla karşıladı. Bir kullanıcı “Şirket çalışanlarının maaşlarından kesinti yapmak için bahane arıyor” ifadelerini kullandı.

Bazı kullanıcılar ise kararı “Bu uygulama çalışanları sağlıklı kılar” ifadeleriyle destekledi.

Kaynak: BBC Türkçe

Okumaya devam et

MAKALE

Bağlanma korkusu: Neden bazıları “ıssız insan” olmayı seçer?

İnsanın sosyal etkileşimi, temel bir ihtiyaç. Peki neden bazı insanlar, başka insanlardan kaçar? Bağlanma korkusunun mekanizması nasıl çalışır? Bağlanamayanları anlamak için yararlı bir yazı…

Flörtleşme döneminde bir çoğumuzun başına gelmiştir: biriyle görüşüyorsunuz, beraber vakit geçirmeyi seviyorsunuz ve birbiriniz tanımaya çalışıyorsunuz. Aranızdaki ilişki doğru yönde gidiyor gibi duruyor, ancak bu ilişkinin adını koymak istediğinizi belirttiğiniz anda durum birden değişiyor. Görüştüğünüz kişi sorularınıza daha kaçamak cevaplar vermeye başlıyor ve mesajlarınıza daha az geri dönüş yapıyor. Gelecek ile ilgili bir plan yaptığınızda konuyu değiştirmeye çalışıyor.

Karşılıklı oturduğunuzda ve “neler oluyor?” diye sorduğunuzda büyük ihtimalle “bağlanmaktan korkuyorum” veya buna benzer bir cevap alacaksınız.

Bazıları için bu konuşma daha geç de gerçekleşebilir. Artık bir ilişki içindesinizdir, ancak ilişkiniz daha da ciddileşmeye başlayınca partneriniz sizden uzaklaşabilir. Bunun üzerine kendinizi “ne oldu öyle” diye düşünürken bulabilirsiniz.

“Bağlanmaktan korkmak teriminin sık sık kullanıldığını duyarız ama aslında bu ne anlama geliyor? Huffington Post’tan Kelsey Borresan bu sorunun cevabını öğrenmek için uzmanlarla görüştü.

Eğer biri size “bağlanma sorunlarından” bahsediyorsa yakınlık kurmaktan ve ilişkinizin çok hızlı ilerlemesinden rahatsız oluyordur.

“Sizin ihtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi karşılayamamaktan korkuyor olabilir”

Psikolog Samantha Rodman bu konu ile ilgili olarak “ Sizi seviyor olabilir, hatta size aşık bile olabilir ancak sizin ihtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi karşılayamamaktan korkuyor olabilir” diyor.

“Bağlanma sorununun” kökleri korkulara, inançlara hatta kişinin aile hayatında veya daha önceki ilişkilerinde yaşadığı kötü tecrübelere dayanıyor olabilir. (Örneğin çocukluğunda anne ile babasının kavgalı bir boşanma yaşamasına tanık olmuş olabilir)

Unutmamak gereken bir başka detay ise her insanın nihai amacının uzun bir ilişki olmadığı.

“Bir ilişkinin içinde sıkışıp kalmaktan korkuyor veya büyük kararlar vermekte zorlanıyor olabilirler” diyor psikolog Ryan Howes ve ekliyor; “ Belki de geçmişte kendileri ile uyumlu olmayan insanlarla ilişki yaşamışlardır veya ilişkileri beklemedikleri bir şekilde aniden bitmiş, bu yüzden de kendilerini reddedilmiş hissetmişlerdir”. Howes bu konu hakkındaki düşüncelerini “Tipik olarak bağlanmakta korkan insanlarda geçmişten gelen bir korku vardır ve bu korku genel olarak ilişkilerinin bitmesine sebep olur” diyerek özetliyor.

“Eğer biri bağlanma sorunları olduğunu söylüyorsa ona inanmalısınız”

Bir başka olasılık ise karşınızdaki kişinin size karşı olan ilgisini kaybettiği ve “bağlanma sorunlarını” ilişkinizi sonlandırmak için kullanıyor olması. Bu gerekçe gerçek olsa da olmasa da bunu görüştüğünüz kişinin artık sizinle bir ilişki yaşamak istemediğine dair bir sinyal olarak algılamalısınız.

“Eğer biri bağlanma sorunları olduğunu söylüyorsa ona inanmalısınız. Bazı insanlar bunu ciddiye almıyor ve bir süre sonra karşılarındaki kişinin istediğinin evlilik veya beraber yaşamak olmadığını fark edince hayal kırıklığına uğruyor” diyor Rodman.

Bağlanmaktan korkan insanlar bazen size karışık sinyaller verebilirler. İlişkinizin bir sonraki adımının ne olduğunu konuştuğunuzda farklı cevaplar verdiğini hissedebilirsiniz. Tahminen sizinle bir sene sonrası için tatil planı yapmayacaklardır. Bazen arkadaşları etrafında geçirdiğiniz zamanı bile kısıtlayabilirler ki ilişkiniz biterse arkadaşlarına çok bağlanmış olmayın.

“Bağlanma sorunu olan insanlar bağımsız yaşamayı ve kendi kendine yetmeyi iyi öğrenmiştir

Howes bağlanma sorunu olan insanların kavgadan kaçınmak için sorunların kendi kendisini çözmesini beklediğini, fakat aynı zamanda da bağlanmaktan korktukları için ilişkiyi bitirmeye hazır olduklarını ifade ediyor. “İçlerinde sürekli çatışıyorlar” diyor Howes.

Rodman ise “Bağlanma sorunu olan insanlar bağımsız yaşamayı ve kendi kendine yetmeyi iyi öğrenmiştir. Bu sebepten dolayı partnerlerine açılmaları zor olabilir.” diyor.

Kaynak: t24

Okumaya devam et

MAKALE

Perennialler: Yaşsız ve hayata bağlı yeni bir kuşak doğuyor!

Dünya genelinde nüfusun yaşlanmasıyla beraber, yaşların taşıdığı anlamlar ve algılanış şekilleri de değişmeye başladı. Bundan elli yıl önce, 50’li yaşlarında şehirli bir kadınla ilgili stereotip belliydi. Ev hanımı ya da emekli, yaşına uygun diz altı etekler ve uzun kollu penyeler giyen, ayakkabı alırken rahatlığına önem veren, arkadaşlarıyla gündüzleri görüşüp gece evde eşiyle ve çocuklarıyla dizi izleyen bir kadın tiplemesiydi bu. Oysa şimdi, global haber ve trendleri takip eden, hobilerine zaman ayıran, modern giyinmeye ve görünmeye özen gösteren, akıllı telefonunu elinden düşürmeyen bir nesille karşı karşıyayız: Perennial, yani yaşsız ve ilgili nesil.

Kalıcı, sürekli ve ilgili: Perenniallar

Perennialler nesli 200x300 - Perennialler: Yaşsız ve hayata bağlı yeni bir kuşak doğuyor!

Perennial, yani yaşsız ve ilgili nesil.

Günlük lugata yeni eklenen bir sözcük olan Perennial, adını Perennializm (daimicilik) adlı felsefeden alıyor. Bu felsefe, evrensel hakikat ilkelerinin tüm insanlar ve kültürlerde ortak olarak mevcut olduğunu öne sürer. Sözcüğün kalıcı, tekrar eden, sürekli, uzun ömürlü gibi anlamları da düşünüldüğünde, bu yeni “yaşsız” insan grubuna neden bu adın layık görüldüğü anlaşılıyor.

Özellikle gelişmiş ülkelerdeki trend, insanları hedef kitle olarak sınıflandırırken biyolojik yaştan çok, dünyayla, hayatla ne kadar ilgili olunduğuna bakma yönünde. Nesillere ve yaş gruplarına göre insan ayrıştırmak eskide kaldı, artık insanlar davranışlarına göre birbirinden ayrılıyor.

The Telegraph’ın yaptığı global ankete göre, 40+ yaşındaki kadınların;

  • yüzde 96’sı orta yaşlı gibi hissetmiyor.
  • yüzde 80’i, orta yaşlı kadınlarla ilgili yaygın görüşün kendi hayatını yansıtmadığına inanıyor.
  • üçte ikisi hayatının doruk noktasında olduğunu düşünüyor.
  • yüzde 59’u hayatı boyunca olduğu kadar genç ve hayat dolu hissediyor.
  • yüzde 84’ü kendisini yaşıyla tanımlamıyor.

Orta yaşlılara dair kabuller günümüzde geçerli değil

Günümüzde, yaygın orta yaşlı insan kabulünü gözden geçirmek gerektiği çok açık. Zira çoğu marka, hedef kitlesini belirlerken bu mevcut ve yanlış öngörüleri kullanıyor. Netflix ve Amazon gibi örnekler hariç: Bu mecralar insanlara seçenekler sunarken yaşlarını değil, beğeni ve zevklerini dikkate alıyor. Böylece ortaya daha sağlıklı bir sonuç çıkıyor. Çünkü artık çoğu orta yaşlı insan, özellikle de kadınlar, hiç de “yaşlarını göstermiyorlar”.

Yapılan araştırmalar, X jenerasyonu olarak bilinen 1960-1980 doğumluların finansal olarak güçlü, alışverişte söz sahibi bir nesil olduğunu ortaya koyuyor. Onlar, yani Perenniallar, hala hayatın içinde, hala “ilgili” olduklarını savunuyorlar. Dolayısıyla hedef kitleleri belirlerken önyargılardan değil, hızla ilerleyen teknolojiye ve şehir hayatına tamamen adapte olmuş insanların görüşlerinden yararlanmak gerekiyor.

Kaynaklar: www.uplifers.com

Okumaya devam et
Advertisement

TREND