Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Zor patronla zorlanmadan baş etmek mümkün

İş hayatında en büyük sıkıntılardan biri zor bir patron ya da yönetiicyle çalışmaktır. Ne zaman kızacağı, neyi beğeneceği belli olmayan zor patronlarla baş etmek sandığınız kadar zor değil. İşte size bazı tüyolar…

zor patronla baş etmek, zor patron, patrona nasıl davranılmalı

Bir arkadaşım var, iki haftada bir patronuna kızıp istifa ediyor. Adam en ufak terslikten alev alıp direkt bağırıyor, yanında çalışan herkese geri zekalı muamelesi yapıyor, yapılan hiçbir işi beğenmiyor, imkânsıza yakın mükemmellikte iş istiyor, canı sıkıldığı an küfür edip hakaretler sıralamaya başlıyor. İş yerinde korku ve gerginlik ortamı yaratıyor. “Ağlamayana meme yok, ben olsam hakkımı arardım, onlar aramadığına göre şartları iyileştirmek için bir neden göremiyorum” diyerek kasım kasım dolaşıyor.

İnsanlar da patlayan öfkesinden, ölçüsüz edepsizliğinden, sınır tanımayan hakaretlerinden nasiplerini almamak için ’gözlerimi kaparım vazifemi yaparım’ misali çaresizce adamın hedefi olmamak için çırpınıp duruyor. Arkadaşım da adamın azarlarından, hakaretlerinden payını alıp sıkça yerle yeksan oluyor. Adam patladıkça eli ayağına dolaşıyor, iyi bildiği, emin olduğu şeyleri de unutuveriyor karşısında, gözüne ışık tutulmuş tavşan gibi öylece donup kalıyor. Ardından Japon çizgi filmlerindeki gibi fışkıran gözyaşları eşliğinde ağlama seansları geliyor, sonrasında hıçkırıklar arasında boğularak konuşamadığı için adamın “gözyaşların beni etkileyemezzzzz” nidaları eşliğinde tuvalete koşma sahnesi…

Tam istifa planları yaparken patron derhal hiçbir şey olmamış gibi davranmaya hatta kendi üslubu içinde birtakım gönül alıcı hareketler yapmaya başlıyor. Bizimki suratına kondurduğu bozuk ifadeyle odasına girip çıkarken iki gönül çelici hareketle olayı (bir kez daha) unutuveriyor.

Patronuyla başını bir kez daha belaya sokmamak adına, ismini vermediğim bu arkadaşım pek çoklarıyla ortak bir kader paylaşıyor aslında. Direkt direkt bağıran, işlerde en ufak terslik olduğu anda derhal alev alan, iş çerçevesinde kalmayı beceremeyip hakaretler eden, gücünü kötüye kullanan bu insanlar hayatı kabusa çeviriyor. Yazar Amy Sutherland, hayvan terbiyecilerinin çalışma sistematiğini inceleyerek dengesiz davranışları olan ve altında çalışanlara hayatı zindan eden patron ve müdürleri ’hizaya’ sokmanıza yarayacak nefis bir rehber hazırlamış. Sözümün tüm meclislerden dışarı olduğunu, gelmiş geçmiş tüm patron ve müdürlerimi tenzih ettiğimi açıkça ifade ettikten sonra işin ilk adımına, egzotik hayvan terbiyecilerinin sahip olması gereken ’poker suratı’na geliyoruz.

Gösteri için terbiye etmeye çalıştığınız morina balinası bir ağız dolusu soğuk suyu suratınıza tükürdüğünde ne yapabilirsiniz? Çığlık atmak ya da kaçmak kontrolü kaybettiğiniz anlamına geliyor. İşte bu yüzden eğitmenler hiç ifadesiz, tepkisiz, anlamsız bir yüz ifadesiyle öylece durup devam ediyor. Bunun “en az ödül senaryosu” benzeri bir adı bile var. Sutherland balinalara tükürmemeyi, yunuslara çemberlerin içinden atlamayı, maymunlara kay-kaya binmeyi öğretenleri incelerken bir gün aynı teknikleri kocasına da uygulayabileceği kafasına dank etmiş ve ortaya “What Shamu Taught About Life, Love and Marriage” yani “Maymun Shamu’nun Bana Hayat, Aşk ve Evlilik Hakkında Öğrettikleri” adlı kitap çıkmış. Adı oldukça kibar olsa da içeriği, kocaların bir maymun gibi eğitilmesiyle ilgili. Stanfordlu psikolog kardeşler Dan ve Chip Heath de bu yöntemi kocalardan alıp egzotik hayvanların en rahatsız edici türü olan “dengesiz patronlara ve müdürlere” genişletmiş. Eğer sizin patronunuz/müdürünüz de bağıran cinstense işte yapabilecekleriniz…

Kural 1: Kötü davranışı görmezlikten geleceksiniz Bağırmaya başladığında ağlamak ya da istediği şeyi derhal yapmak en büyük hata olur. Çünkü davranışı ödüllendirmiş olacaksınız. Mermer gibi, ifadesiz bir suratla öylece duracak, bir an sessizlik yakaladığınızda da konuşmaya kaldığınız yerden, sükûnet içinde devam edeceksiniz. Bariz aldırmazlığınız, ateşini söndürecek. Bu kural bu aralar popüler olan “empati kurma”, “birbirini anlama” gibi kavramlara ters düşse de altı fili, sıraya girip bir komutuyla işemeye ikna eden birinden geldiği için dikkate almaya değer. Hem bu kuralın arkasında sağlam bir mantık da var: Hayvan terbiyecilerine göre hata, hiçbir zaman hayvana ait değil. Yani eğitmenin yaptırmayı başaramadığı bir şey için hayvanı suçlamayın. Patronun kötü davranışını görmezden gelmemek yani ödüllendirmek sadece sizin hatanız olabilir!

Kural 2: Her etkileşim bir eğitimdir Farkına varmadan kötü davranışı besliyor olabilirsiniz. Köpeğiniz, 15 dakika yalvardıktan sonra tabağınızdan bir köfte almayı başardığında şunu öğretmiş oluyor: Israr işe yarıyor! Yani patronunuzun uzun ve sıkıcı hikâyelerine teslim mi oluyorsunuz? Hiç de komik olmayan şakalarına çok mu gülüyorsunuz? Kötü planlama yaptığında arkasını toplayıp işi kurtarıyor musunuz? O zaman adam “çok hoş sohbet, komedyen düzeyinde komik, kötü planlama yaptığında iş yükü azalan bir insanım” diye düşünüyorsa bu sizin hatanız.

Kural 3: Beğendiğiniz davranışı ödüllendirin Artık terbiyeciler bile hayvanları cezalandırmıyor. Tersine davranışsal bir hedef koyup buna giden her adımı ödüllendiriyorlar. Maymunun kafesine kaykayı koyduğunuzda dehşete kapılmadığında bir muz… Ona dokunduğunda bir tane daha, üzerine oturduğunda ve eğitmenin ileri geri itmesine izin verdiğinde tekrar… Hemen uygulayalım: Diyelim yöneticiniz zaman baskısı olduğunda canınıza okuyor. İlk kez sakin kalmayı başardığı an “baskı altında sakin kalabilmenize her zaman hayran olmuşumdur” deyiveriyorsunuz (muz 1). İkinci defa sakin olabildiğinde ise onun yükünü hafifletecek bir işi üzerinize alıyorsunuz (muz 2). Birkaç muz sonra “baskı altında müthiş sakin kalabiliyorum” dediği an, hayatınız kurtulmuş oluyor. Arkadaşım gerçekten istifa etmeye cesaret edene kadar işine yarayacağını umduğum bu üç basit kural için Heath kardeşlerin uyarısını da aktarmadan bitiremeyeceğim: “İşe zamanında geldiğiniz bir gün patron havaya sizin için bir dilim muz fırlatırsa şaşırmayın. Zira bu kurallar, çalışanlar üzerinde de en az yöneticiler kadar etkili!”

Kaynak: www.xing.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Ülke olarak yine çok mutsuzuz!

olumlu deneyim, Manşet, küresel memnuniyet araştırması, gallup, araştırmalar

2019 yılı Küresel Memnuniyet Araştırması yayımlandı. Olumlu deneyim endeksi sıralamasında Türkiye geçen seneki gibi yine sondan dördüncü oldu. İşte raporun tüm detayları…

Gallup’un Olumlu Deneyim Endeksi’nde Türkiye sondan 4’üncü oldu

ABD merkezli Gallup araştırma şirketinin yaptığı, 2019 yılı Küresel Memnuniyet Araştırması’nda, Afganistan, vatandaşları “en az olumlu deneyim yaşayan” ülke oldu. Türkiye ise “Olumlu Deneyim Endeksi” listesinde 50 puanla sondan dördüncü sırada yer aldı.

Raporda, Türkiye’ye ilişkin paragrafta, ülkenin 18 yıldır büyümekte olan ekonomisinin “durgunluğa” girmiş olmasına da atıf yapıldı.

Yapılan araştırmada puanlama, iki farklı kategorideki sorular üzerinden yapıldı.

Buna göre, kişilere bir gün öncesine ilişkin “Olumlu Deneyimler” başlığında şu sorular soruldu:

  • Bir gün önce gülümsediniz ya da kahkaha attınız mı?
  • İyi dinlenebildiniz mi?
  • Tüm gün boyunca size saygı çerçevesinde mi davranıldı?
  • Yeni bir şey öğrendiniz mi?

“Olumsuz Deneyimler” başlığında ise bir önceki gün, “üzüntü, endişe, fiziksel acı, kızgınlık ve stres” yaşayıp yaşamadıkları soruldu.

Araştırmada “en az olumlu deneyim yaşayan ülke” olan Afganistan’da, “Bir önceki gün güldünüz mü?” sorusuna olumlu cevap verenlerin oranı yüzde 36’yla bu alanda son 12 yılın düşük oranı olarak kaydedildi.

Yunan halkı ‘en stresli’

Afrika ülkesi Çad ise vatandaşları “en çok olumsuz deneyim” yaşayan ülke oldu. Çadlılar’ın yüzde 66’sı bir gün önce fiziksel acı yaşadıklarını açıkladı.

En az negatif deneyim yaşayan ülkeler sıralamasında ise Azerbaycan, İsveç ile aynı puanda olmasına karşın birinci sırada yer aldı.

Yunanistan ise üst üste üçüncü yıl vatandaşları en stresli ülke oldu. Yunan halkının yüzde 66’sı bir gün önce stresli bir an yaşadıklarını kaydetti.

En mutlu ülkeler ise ağırlıklı olarak Güney Amerika ülkeleri arasından çıktı. Buna göre, Paraguay listenin zirvesinde yer alırken, Endonezya listenin bu bölümüne giren tek Güney Amerika dışı devlet oldu.

En Az Olumlu Deneyim Yaşayan Ülkeler:

  • Mısır 56
  • Çad 56
  • Bangladeş 56
  • Kuzey Kıbrıs 54
  • Nepal 53
  • Litvanya 51
  • Türkiye 50
  • Yemen 50
  • Belarus 48
  • Afganistan 43
Kaynak:  www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

Anlatacak çok hikâyemiz var!

romanlar, modern romanlar, Manşet, homeros, hikayeler, destanlar

İnsanların düşüncelerini şekillendirdiği ve tarihi etkilediği düşünülen eserler www.bbc.com tarafından derlendi. İşte binlerce yıl öncesine dayanan destanlardan modern romanlara kadar kuşakların düşünce tarzını etkileyen muhteşem eserler… 

Dünyayı şekillendiren hikâyeler

Binlerce yıl öncesine dayanan destanlardan modern romanlara kadar dünyanın değişmesine vesile olan ve kuşakların düşünce tarzını etkileyen eserler…

Büyük İskender genç yaştan itibaren Makedonya’nın kralı olmak üzere yetiştirilmişti. Yunanistan’ın kuzeyindeki bu küçük krallık başta Pers İmparatorluğu olmak üzere, komşularıyla sürekli savaş halindeydi. Bu nedenle savaşta ordusuna önderlik etmeyi erkenden öğrenmesi gerekiyordu.

Babası öldürüldüğünde İskender tahta geçti. Krallığın güvenliğini sağlamanın yanı sıra Pers İmparatorluğu’nu yenilgiye uğrattı, Mısır’dan Hindistan’a kadar yayılan toprakları ele geçirdi.

İskender’in elinde başka bir silahı daha vardı: Homeros’un İlyada’sı. Öğretmeni Aristoteles’in yardımıyla bu destanı ayrıntılı bir şekilde incelemişti. Seferlerine başladığında, hiçbir askeri önemi olmasa da destanda adı geçen Truva’da durmuş, oradaki sahneleri gözünde canlandırmıştı. Seferleri boyunca İlyada kitabıyla uyumuştu.

Homeros’un destanı, edebi öneminin yanı sıra, etkisi antik Yunanistan’ın kütüphanelerini ve kamp ateşlerinin çok ötesine geçen bir eser oldu. Bu eserde Yunan kültürünün düşünme ve yaşam biçimi resmediliyordu.

İlyada destanı ile İskender arasında karşılıklı bir etkileşim olmuştu. Bu destandan ilham alan İskender, Yunancanın geniş bir alanda konuşulan bir dil olmasını sağlayarak İlyada’yı dünya edebiyatının bir parçası haline getirmiş oldu. İskender’den sonraki hükümdarlar, İskenderiye ve Bergama’da kurdukları büyük kütüphanelerle Homer’in eserinin geleceğe aktarılmasını sağladı.

Hikayelerin öneminin ve etkisinin bir kitabın sayfalarının dışına taşmasına iyi bir örnektir bu. Yunan filozofu Eflatun (Plato)’ya göre, sanat insana sadece zevk vermemeli, aynı zamanda yasalara ve insan hayatına faydalı olmalı.

İlyada benzeri diğer eserlere Mezopotamya bölgesinden Gılgamış Destanı, Amerika’dan ise Mayaların Popol Vuh hikayesi gösterilebilir. Bu destanlar, nereden geliyoruz ve biz kimiz gibi sorular açısından tüm kültürlere referans oldu.

Çin edebiyatı ise Şarkılar Kitabı adıyla bilinen şiirlere dayanıyordu. Şiir yazmak ve okumak sadece şairlerin işi değildi. İmparatorluk idaresinde önemli bir mevkiye gelmek için sınava tabi tutulan insanlara şiir alanından ayrıntılı sorular soruluyordu.

Şarkılar Kitabı, şiiri Doğu Asya’da en önemli edebiyat tarzı haline getirdi. Dünya edebiyatının ilk önemli romanları şiirin etkisi altındaydı. 11. yüzyılın başlarında yazar Murasaki Şikibu Japon edebiyatının başyapıtlarından biri olacak olan ve dünyanın ilk romanı kabul edilen Genji’nin Hikayesi’ni yazmadan önce Çince öğrenmiş ve 1000 sayfayı aşkın kitabında 800 şiire yer vermişti.

Dünyada okur-yazar insan sayısının artması, kağıt ve matbaa gibi yeni buluşlar, yazılı hikayenin etkisinin artmasına neden oldu.

Araplar Çinlilerden kağıt yapımını öğrenmiş, daha önce sözlü olarak aktarılan hikayeler yazılı hale getirilerek Bin Bir Gece Masalları gibi eserler ortaya çıkmıştı.

Eski destansı hikayeler ve şiirlerden daha çeşitli olan bu masallar hem eğitim hem de eğlence işlevi görüyordu. Bin Bir Gece Masalları’nda, anlatıcı Şehrazat’ın, her kadınla bir gece yattıktan sonra kafasını uçuran Pers şahlar şahı Şehriyar’ı bu masallarla erdemli ve iyi kalpli bir insan haline getirmesinin hikayesi anlatılıyordu.

Şiir, masal ve destanlar daha sonraki edebiyat tarihine de damgasını vurdu. 13. yüzyıl İtalyan şairi Dante Alighieri, İlahi Komedya adlı eserinde Hristiyan inanca göre Cehennem, Araf ve Cenneti tarif ederken epik şiir formunu kullandı.

Üstelik Latince değil, Toskana bölgesinde konuşulan bir lehçede yazmıştı eseri. Böylece bugün İtalyanca olarak bildiğimiz dil yaygınlaştı. Edebiyatın dil üzerindeki etkisine iyi bir örnektir bu.

Bu alandaki en büyük değişim, Johannes Gutenberg’in Çin’deki teknikleri geliştirerek kuzey Avrupa’da matbaayı kurması sonucu oldu. Bu sayede kitaplar kitlelere ulaştı. Edebiyat açısından bu döneme roman damga vurdu ve kadınlar yeni bir okuyucu kitlesi olarak ortaya çıktı, modern toplumun sorunlarıyla ilgilenmeye başladı.

Mary Shelley’nin Frankenstein’ı ile bilim-kurguya adım atılarak bilimin ütopik vaatleri ile yıkıcı potansiyeli arasındaki çelişkilere yer verilmeye başlandı. George Orwell’in 1984’ü ile Margaret Atwood’un Damızlık Kızın Öyküsü adlı eserleri bu geleneği sürdüren modern örneklerdir.

Roman ayrıca yeni bağımsızlığını kazanan ülkeler açısından da bu mücadelelerinde etkili oldu. 1960’ların Latin Amerika’sında Gabriel Garcia Marquez Yüzyıllık Yalnızlık ile kıtasının birkaç kuşağına hitap ediyordu. Siyasi bağımsızlık kültürel bağımsızlığı gerektiriyordu ve romanlar bunun için iyi bir araçtı.

Geniş kitlelerin okur-yazar olması bu ve diğer yazarların işine yarasa da, matbaa edebiyatın kontrol ve sansürünü de kolaylaştırdı. Totaliter rejime sahip ülkelerde sansürden kaçınmak için yeraltı matbaaları geliştirildi.

Bugün yazı teknolojisinde yeni bir devrim döneminden geçiyoruz. İnternet okuma ve yazma biçimimizi, edebiyatın yayılmasını ve kimlerin buna erişimi olacağını belirliyor. Yazı dünyasının yeniden büyük bir dönüşüm geçireceği bir dönemin başındayız.

Kaynak:  www.bbc.com
Yazar:  Martin Puchner 

Okumaya devam et

MAKALE

Kitap önerisi: Stresli bir dünyada mutlu çocuk yetiştirmek

Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek / Ahmet Yıldız / ALFA Yayınları

Güçlü Hafıza kitabı ile tanınan Ahmet Yıldız‘ın yeni kitabı günümüz çocuklarının mutluluğu üzerine odaklanıyor. Mutlu olmaya olan ihtiyacın arttığı günümüzde mutluluğa bilimsel çerçeveden bakan yazar kitabın son bölümünde 52 etkinlik önerisi sunuyor.

KİTABIN ARKA KAPAK YAZISI

mutluluk, mutlu çocuk, Manşet, kitap, ahmet yıldız
Kitap içerisinde yer alan 52 Hafta 52 Etkinlik bölümü ile ebeveynler çocuklarıyla mutluluğu güçlendirici aktiviteler yapabilecektir.

Sorular çocuklardan önce doğar, onlardan daha hızlı büyürler.

Doğmadan önce:
“Bu dünyaya çocuk getirilir mi?”

Doğduktan sonra,
“ İyi bir anne/baba olabilecek miyim?”

Büyüyünce:
“Ben nerede yanlış yaptım?”

Anne babalık istifa edilemeyen bir görev; iyi yapmak yetmiyor, her gün daha iyi yapmak gerekiyor! Neyse ki, çocuğunuz dünyadaki ilk çocuk değil ve son çocuk da olmayacak. Bilim dünyası hızla kritik sorunlara uygulanabilir çözümler üretiyor.

Mutlu bir çocukluk herkesin hakkı ve isteği. Büyük soru şu? Peki, ama nasıl?

Türkiye çapında etkinlik uygulamalarıyla tanınan Ahmet Yıldız bu kitabında iki büyük sorunun peşinde:

“Çocuğuma mutlu bir çocukluk yaşatabilecek miyim?”
“Çocuğuma mutlu, başarılı ve güvenli bir gelecek inşa edebilecek miyim?”

Mutlu çocuklar üzerine odaklanmak çok önemli, çünkü çocuklar hızla mutsuzlaşıyor. Araştırmalara göre, çocukların üçte biri mutsuz.

İradeleri, istekleri ve dikkatleri görülmedik derecede kırılgan, zayıf ve dağınık.

Güzel haber şu ki, mutlu çocuk olmak öğrenilebiliyor.

Kitabı nasıl inceleyip temin edebilirim?

mutluluk, mutlu çocuk, Manşet, kitap, ahmet yıldız
Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek Ahmet Yıldız

Kitap Türkiye’deki tüm orta ve büyük ölçekli kitapçılara dağıtılmaktadır. D&R gibi büyük zincir mağazalarda daima bulabilirsiniz. Küçük kitapçılarda ise az sayıda stok tutulduğundan dolayı bazı kitaplar bulunamayabilmektedir. Bu tür durumlarda okurun yapması gereken iki yol vardır;
1. Size en yakın kitapçıya giderek kitabı sorabilirsiniz. Eğer kitap sorduğunuz kitapçıda yoksa hafif fırça atarak :)) getirmesini isteyip sipariş verebilirsiniz. Bu durumda kitapçı 1-2 gün içerisinde kitabınızı size ulaştıracaktır.
2. İnternet üzerinden kitap satan yerlerden kitabı (üstelik %20 – %30 daha ucuza) alabilirsiniz.

İşte bazı internet kitapçıları:

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND