Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

“Zor” iş arkadaşlarıyla mücadeleye hazır mısınız ?

İş yerinde zor insanlarla karşılaşıyor musunuz? Peki, bu zor insanlarla mücadele edebiliyor musunuz? En önemlisi, zor insanlarla olan ilişkileriniz performansınızı kötü yönde etkiliyor mu?

Yeni bir işe başladınız. İş yerindeki ilk haftanız henüz bitmedi. Çevreye ve iş arkadaşlarınıza alışmaya çalışıyorsunuz. Ya da uzun zamandır aynı iş yerinde çalışıyorsunuz. İş arkadaşlarınızla ve patronunuzla iyi ilişkiler kurdunuz.

Ama yolunda gitmeyen bir şeyler var. Karşı masada oturan iş arkadaşınız bir süredir size kötü bakışlar fırlatıyor. Yanınızdan geçerken size çarpıyor ve özür dilemiyor. Sabahları “günaydın”, akşamları “iyi akşamlar” demiyor. Diğer iş arkadaşlarınızla konuşmaya yeltendiğinizde sözünüzü kesip onlarla konuşmaya başlıyor. Size daha önce yaptığınız işlerle ilgili sorular soruyor ancak cevaplarınızı doğru düzgün dinlemiyor. Dinlediği zamanlarda da sizi ve yaptıklarınızı ya küçümsüyor ya da kendisinin aynı şeyleri çok daha iyi yapacağını söyleyerek sizi eleştiriyor.

Önceleri, onun karakterinin böyle olduğuna, size yönelik bir şeylerin olmadığına inanıyorsunuz. Ancak zamanla size yönelik bu kötü hareketleri artıyor. Hevesinizin kırıldığını hissediyorsunuz, sabahları o insan aklınıza geliyor ve sırf onunla karşılaşmamak için işe gitmek istemiyorsunuz. Ofiste huzursuz ve korkak şekilde çalıştığınızdan performansınız düşüyor, eğer yeniyseniz daha ilk günlerden kötü bir çalışan izlenimi veriyorsunuz…

Daha önce böyle bir olay yaşamış, şu anda yaşıyor ya da gelecekte yaşayacak olabilirsiniz. Çünkü zor insanlar, hayatın her alanında olduğu gibi iş hayatında bulunurlar. “Zor” diye tanımlanan insanlar genel olarak çevrelerindeki herkese kötü davranıyorlarsa onlarla başa çıkmanın daha kolay olduğu bilinmektedir. Çünkü onların davranışları belli bir kişiyi hedef almamaktadır, yapıları gereği bu şekilde davranırlar. Bu yüzden onların bu kötü özelliğini törpülemek daha kolay olacaktır. Ancak bu zor insan, tavırlarıyla sadece sizi hedefliyor ve sizin yaptıklarınızı küçümser nitelikte hareket ediyor ise onlarla mücadele etmeniz zor olacaktır.

Bazı İnsanlarla Anlaşmak Neden Zordur?

“Coping With Difficult People- Zor İnsanlarla Başa Çıkmak” kitabının yazarı Robert M. Bramson, Ph.D bazı insanların neden farklı tavırlar sergilediklerini şöyle açıklıyor: “Bazı insanlar karşılarındakinin performansını düşürmek ve onların şevkini kırmak için bilerek ‘zor’ tavırlar sergiler. En kötüsü de, bu tavırlarını değiştirmeleri için onlara teklif edilen tüm yardımlara ve iletişim yollarına karşı bağışıklık kazanmış olmalarıdır. Tüm bu çabalar sonuçsuz kalır.”

Her zor insan birbiriyle aynı davranışları sergilememekte, karakterler nasıl çeşitlilik gösteriyorsa kötü ve zor davranışlar da aynı şekilde çeşitlilik göstermektedir. Kimileri genel olarak “zor”dur, yani herkesi aynı şekilde terslerler. Diğerlerinin kötü davranışları ise sadece size yöneliktir. Bazı zor insanlar sürekli konuşup hiç dinlemezken diğerleri de hep son sözü söylemek isterler. Kimisi verilen görevleri yerine getirmezken diğeri sürekli sizi eleştirir. Bir başkası sürekli kendinden bahsederken diğeri bütün gün konuşmadan oturabilir.

Zor iş arkadaşınız sizinle sonsuz bir güç yarışına girebilir, hatta patronunuzla iyi ilişkiler kurup sahip olduğunuz pozisyonu kaybetmenize bile sebep olabilir. Aranızın iyi olduğu diğer iş arkadaşlarınıza yaklaşıp onlarla iyi ilişkiler kurabilir ve böylece sizi saf dışı bırakmaya da çalışabilir. Sizi onların yanında küçük düşürerek moralinizi bozmayı hedefleyebilir.
Bunun gibi daha birçok zor insan örneği verilebilir. Robert Bramson da en belirgin 4 “Zor İnsan” çeşidini şöyle tanımlıyor:

Agresif İnsanlar: Bu insanlar karşılarındakinin ya kendilerinden kaçmalarını ya da öfkeyle kendilerine saldırmalarını beklerler. Bu davranışlara karşı hazırlıklıdırlar. Saldırgan bir tavırla karşılık verip sizi rencide edebilirler. Bu yüzden onlara karşı durun ama savaşmayın. Amacınız fikirlerinizi kendinizden emin bir şekilde savunmak olsun, polemik yaratmak değil. Sakin bir şekilde kendinizi ifade edin ve size yönelik saldırgan tavırlara kendinizden emin bir şekilde karşılık verin.

Pusuda bekleyenler: Bu insanlar, en uygun zamanı bekleyip kurnaz bir şekilde saldırma konusunda ustadırlar. Mizahi yöntemlerin arkasına sığınarak ve alaycı ses tonlarıyla sizi küçük düşürmeyi hedeflerler. Polemiğe girmek istemediğiniz için bu insanlarla mücadele etmekten kaçınıyor olabilirsiniz. Ama unutmayın ki ne kadar geri çekilirseniz o kadar üstünüze gelirler. Bu yüzden karşınızdaki zor insana soruyla cevap verin. “Galiba şaka yapıyorsun, yoksa yanılıyor muyum?” diye bir soru karşısında o da geri adım atacak ve büyük ihtimalle sadece şaka yaptığını söyleyecektir. Dahası, bir daha kolay kolay size sinsi şakalar ya da küçük düşürücü oyunlar yapamayacaktır.

Sürekli şikâyet edenler: Bu insanlar; düşmanlık dolu bir dünyada yaşadıklarına inanırlar, bu yüzden karşılarındakine güvenmezler. Kendilerine olan güvenleri de azdır. Eksik olan özgüvenlerini saklamak için memnuniyetsiz, her şeyden ve herkesten şikâyet eden bir tavır içine girerler. Bu insanlarla mücadele ederken negatif bir tavır sergilemektense onlara iyimser bir şekilde yaklaşın. Olayların, onlara görünmeyen iyi yönlerini göstermeye çalışın.

Sessiz insanlar: Sorularınıza kısa cevaplar veren ya da sizi duymazlıktan gelen, sürekli somurtan insanlarla anlaşmak zordur, çünkü bu insanlar çekingendirler. Mümkün olduğunca az konuşur, çevrelerindekilerle diyaloga girmezler. İnsan ilişkilerinde de ilk adımı kolay kolay atamazlar. Bu yüzden onlarla anlaşmaya çalışırken “evet-hayır” cevaplı sorulardan çok, uzun cevaplı soruları tercih edin. Cevap vermeleri için onlara zaman verin ve sabırla bekleyin. Cevaplarını dikkatlice dinleyin ve ilgili tavrınızı yitirmeden sohbeti uzatmaya çalışın.
Sorunlara bakış açısının önemi

Amerikalı RET (Rasyonel Emosyon Terapi) tedavi uzmanları Beck ve Ellis, kişiler arası ilişkilerde problemlerin oluşma nedenlerini şöyle açıklamışlardır:

1.Olaylardan değil, olaylara bakış açımızdan problemler oluşur.
2.Tüm ruhsal problemler katılık, esnek olamamak, hoş görüsüzlükten kaynaklanmaktadır.

Bu açıklamadan da anlaşılabileceği gibi bireysel ilişkiler her zaman karşı taraftan kaynaklanmamaktadır. Bazen kişilerin olaylara bakışı ve onları değerlendirişi de sorunların gerçek nedeni olabilmektedir. Size sadece bir kere kötü davranmış bir kişi için “O zaten çok terstir.” genellemesinde bulunmak ya da küçük bir anlaşmazlığa düştüğünüz kişi için “Ben zaten onunla hiç anlaşamıyorum.” etiketlemesini yapmak sorunları çözmeyecek, aksine ilişkinizi daha da zora sokacaktır.

Aynı şekilde, size yönelik haksızlıklara aynı saldırgan tavırla karşılık vermek, samimi iş arkadaşlarınızla zor insanlara karşı tavır almak ya da bu zor iş arkadaşlarının masasına tehdit dolu isimsiz mektuplar bırakmak da bir çözüm değildir. Bu nedenle herhangi bir problem karşısında, olaylar soğukkanlılıkla gözden geçirilmeli ve kişi önce kendini değerlendirmelidir. Sorunun kendisinden değil de karşısındakinden kaynaklandığından emin olduğunda da bunu onunla konuşarak çözmeye çalışmalıdır.

Zor İnsanlarla Mücadele Yöntemleri

İş yerindeki zor insanlarla mücadelenizde şunlara dikkat edin:

İşe kendi davranışlarınızı gözden geçirerek başlayın: Problemi yaratan gerçekten karşınızdaki kişi mi yoksa siz mi aşırı tepki veriyorsunuz? Aynı tip insanlarla anlaşmada hep problem yaşıyor musunuz? Hassas olduğunuz noktalar mı var? İş ilişkilerinizdeki problemleri çözerken önce kendi davranışlarınızı gözden geçirmeli ve problemin gerçekten karşınızdakinde olduğundan emin olmalısınız.

Yaşadıklarınızı güvenilir bir arkadaşınızla paylaşın: Canımızı sıkan olaylarla karşılaştığımızda ya da çok sinirlendiğimizde olaylara tarafsız bakmamız zorlaşır. Amacımızın polemik yaratmak olmadığını unutur, o öfkeyle gerçeklere odaklanamayız. Böyle durumlarda tarafsız, üçüncü bir kişinin yorumları çok işimize yarayacak, gerçekleri daha iyi görmemizi sağlayacaktır.

Problem yaşadığınız kişiyle özel olarak konuşun: Konuşarak birçok sorun çözülebilir, yeter ki konuşma üslubunuza ve verdiğiniz mesaja dikkat edin. Konuşma sırasında sadece karşı tarafı suçlayan bir tavır sergilemeyin. Uyumlu olmaya ve karşınızdakini de dikkatlice dinlemeye özen gösterin. Karşınızdaki insanın da barışı ve huzuru sağlamayı en az sizin kadar çok istediğini varsayarak ona yaklaşın. Bu tutumla yaklaşıp ilk adımı siz atarsanız sonuç büyük ihtimalle olumlu olacaktır.

Değişimi gözleyin: İlk görüşmenizden sonra size karşı tavrı değişti mi? Sorunlar azaldı mı? Yoksa her şey aynı mı? Bu soruların cevaplarını gözden geçirip bir daha görüşmenize gerek olup olmadığına karar verin. En önemlisi o insanla iyi ilişkiler kurmak istediğinizden emin olun. Ona göre davranışlarınızı düzenleyin.

Farklılıkları avantaja dönüştürün: İş arkadaşınızla aranızda problem yaratan karakter farklılıklarını artıya dönüştürebilirsiniz. Aranızdaki sorunu çözdükten sonra sohbetlerinizi daha da artırarak, ona içten bir tavırla yaklaşıp ondan öğrenecek çok şeyiniz olduğu mesajını ona iletirseniz zamanla iyi arkadaş bile olabilirsiniz. Önemli olan farklılıklarınızı probleme değil, avantaja dönüştürmeyi bilmek.

Eğer bu yaklaşımlar işe yaramazsa, zor insanla ilişkilerinizi sınırlayın: Bütün mücadele yöntemlerini denedikten, karşınızdaki zor insanla anlaşmaya çalıştıktan sonra yine de aranızdaki sorunlar devam ediyorsa bu insanla iletişiminizi sınırlayın. İşinizin gerekliliklerini ihmal etmemek şartıyla bu kişiyle mümkün olduğu kadar az beraber olmaya, az diyalog kurmaya özen gösterin. Onun etkileyemeyeceği projeleri seçin.

Gerekirse aynı şirket içinde başka bir bölüme transfer olun: Eğer karşınızdaki insan çok etkiliyse veya onunla iletişiminizi çeşitli sebeplerle sınırlayamıyorsanız aynı şirket içinde bir başka bölüme geçiş yapabilirsiniz. Yeniliklere açık olduğunuz sürece yepyeni bir işe adapte olmakta zorlanmazsınız. Yeter ki uyumlu olmayı ve özgüveninizi korumayı bilin.

Zor İnsanlarla Mücadele Ederken Bunları Yapmayın

Zor insanların davranışlarını hemen kişisel olarak almayın. Bu zor insanların davranışları karakterlerinin bir parçası olabilir. Bu yüzden çevrelerindeki herkese kötü davranışlar sergiliyor olabilirler. Zor insanların tavırlarının sadece size yönelik olduğundan emin olduğunuzda harekete geçin.
Zor insanlarla mücadele etmekten ve onlarla sorunlarınızı çözmekten kaçmayın. Çünkü çözülmemiş sorunlar birikir ve daha büyük problemlere yol açar. Ayrıca kaçmak sizi zayıf gösterir ve zayıf insanlar daha çok saldırıya maruz kalırlar.

İçinde olduğunuz durumdan ya da zor iş arkadaşınızdan sürekli şikâyet etmeyin. Yöneticileriniz, kendi sorunlarınızla neden başa çıkamadığınızı düşünecek ve bu davranışınızı profesyonel bulmayacaktır.
Bu kişilere onların silahıyla yani saldırganlıkla karşılık vermeye çalışmayın. Çünkü siz bir amatörsünüz, onlarsa bir yaşam boyu böyle davranıp buna alışmışlar. Alışık olmadığınız bir tavırla başarıya ulaşamazsınız. Kendiniz olmayı deneyin.

Taviz vermeyin; çünkü ne kadar taviz verirseniz verin, zor insanlar her zaman daha çok isterler.

Onları değiştirmeye çalışmayın, başaramazsınız. Sadece onlara karşı davranışlarınızı gözden geçirip biraz değiştirerek iş yerinde huzuru yakalayabilirsiniz.

Problemlerin çözümü sizin elinizde…

İş yerindeki zor insanlarla mücadelenin anahtarı yine sizin elinizde… Yapıcı olduğunuz, konuşarak problemleri çözmeye çalıştığınız ve kendinizden emin olduğunuz müddetçe sorunlar kendiliğinden çözülecektir.
Bunu yaparken sağlam özgüveniniz, kendinize ve işinize olan inancınız işinizi daha da kolaylaştıracak, sorunların çözümünde size yardımcı olacaktır. Böylece her sabah işe giderken yüzü gözünüzün önüne gelen, onunla yine karşılaşma fikri bile ayaklarınızın geri geri gitmesine sebep olan zor iş arkadaşınızla da barışı sağlamakla kalmayacak, belki de sağlam bir arkadaşlığın temellerini de atmış olacaksınız.

Referanslar:

Heathfield, Susan M. Rise Above the Fray: Options for Dealing with Difficult People at Work.
http://humanresources.about.com/od/workrelationships/a/difficultpeople.htm

İş İlişkileri ve Problemleri
http://www.hastarehberi.com/psikiyatri/psikiyatri2/isiliskileriveproblemleri.htm

Meyerson, Harriet. The Confidence Center- Employee Relationships- How to Deal with Difficult People
http://www.confidencecenter.com/art12.htm

O’Connor, Karen. Dealing with Difficult People at Work.
http://www.fabjob.com/tips180.html

Kaynak: www.biymed.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND