Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Zor anlarda zorlanmadan karar almak

İş hayatında doğru zamanda doğru kararı vermek büyük beceri istiyor. Özellikle de lider konumunda olanlar için… Zor anlarda zorlanmadan karar almak liderliğin doğasında var. İşte iş dünyasının liderlerinin en zor kararları…

İş hayatında doğru zamanda doğru kararı vermek büyük beceri istiyor. Özellikle de lider konumunda olanlar için… Zor anlarda zorlanmadan karar almak liderliğin doğasında var. İşte iş dünyasının liderlerinin en zor kararları…

EN ZOR KARARIM…

“Zor karar” almak liderliğin doğasında var. Bu kararların pek çoğunun yöneticilerin kariyer hayatlarını etkilediği de bilinen bir gerçek.

HER LİDER, KARİYERİNDE dönüm noktası oluşturacak en az bir karara imza atmıştır. Liderlik konusunda önde gelen isimlerden Bill George da bu fikirde… İş dünyasında yöneticilerin pek çok zor kararın altına imza atI mak zorunda kaldıklarını söylüyor. Ancak bazı kararların ağırlığının diğerlerinden daha fazla olduğunu belirtiyor ve “Zor kararlara hızlı ve etkin yanıt verebilme becerisi liderleri birbirinden ayıran önemli özelliklerden biri” diye konuşuyor. Türkiye’de de pek çok lider sonuçları büyük önem taşıyan riskli ve zor kararlara imza atmış durumda.
Sarar Yönetim Kurulu Başkanı Cemalettin Sarar, “Kararınızı, zor da olsa, hemen kafanızda tartıp hızlı vereceksiniz. Sonra da pişman olmayacaksınız” diye konuşuyor. Onun gibi düşünen ve iş hayatlarının en zorlu kararlarını cesaretle alan pek çok yönetici mevcut. Hey Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Aynur Bektaş ve Doğtaş’ın patronu Davut Doğan da bu isimler arasında yer alıyor. Onlar için hayatlarında en zorlu karar, kendi işlerini kurmak olmuş. Goldaş CEO’su Sedat Yalınkaya da bugün lokomotif alanları olan mücevherata adım atarken başta tereddüt ettiğini açıkça söylüyor. Profesyonel yöneticiler için de kariyerlerinin dönüm noktalarını aldıkları zor kararlar belirleyebiliyor. İlaç sektörünün üst düzey yöneticileri Güldem Berkman ve Melih Memecan, aile- iş dengesini düşünerek tereddütle kabul ettikleri yurtdışı işlerinin bugünkü sonuçlarından oldukça memnun.
Aynı şekilde yeni bir yatırımı veya iş anlayışını oturtmak da yöneticiler için zorlu bir karar almak anlamına gelebiliyor. Axa CEO’su Cemal Ererdi ve Şişecam Düzcam Grubu Başkanı Gülsüm Azeri için şirketlerini yenilik kararına ikna etmek oldukça güç olmuş. İş dünyasının önemli isimleri, kariyerleri boyunca aldıkları en zorlu kararlarını ve bu kararların sonuçlarını Capital’e anlattı:

GİTMEK Mİ ZOR, KALMAK MI?
Novartis Türkiye Genel Müdürü Güldem Berkman için iş hayatında aldığı en zorlu karar, Macaristan’daki görevini kabul etmek olmuş. “Şimdi dönüp baktığımda iyi ki bu kararı vermişim diyorum” sözleriyle attığı adımdan hiç pişmanlık duymadığını açıkça söyleyen Berkman, 20 yıllık kariyeri boyunca aldığı diğer zor kararları şöyle sıralıyor: “Bir kimya mühendisi olarak kariyerimin en başında teknik bir iş yapıyordum. Daha sonra yetenekli olduğumu düşündüğüm pazarlamaya geçmek istedim. Bu, aldığım ilk zor karardı diyebilirim. İkinci büyük kararım ise 10 yıllık hızlı tüketim ürünleri tecrübemin ardından 2001 yılında sektör değiştirerek ilaç sektöründe çalışmaya başlamaktı. En zorlu kararımsa 2007 yılı başında, özel hayatımdaki tüm olası zorlukları göze alarak, Novartis bünyesinde Macaristan ülke başkanlığı görevini kabul etmem oldu. Bir yanda ailem, çok sevdiğim oğlum ve eşim, bir yanda ise hiç bilmediğim bir ülkede tanımadığım bir kültürde inanılmaz bir kariyer fırsatı… Sonuçta o an için en doğru olan kararı verdim. Görevi kabul ettim. Oğlumu bakıcımızla birlikte Macaristan’a götürdüm, eşimle çok sık görüşebileceğimiz planlamalar yaptık. Şimdi dönüp baktığımda iyi ki bu kararları almışım diyorum.

ünkü Macaristan’a gittikten sadece 8 ay sonra Türkiye ülke başkanlığı teklifini aldım. Normalde Macaristan’da en az 2-3 yıl kalmam gerekiyordu. O an, şirket bağlılığımı göstermesem büyük olasılıkla şu anki görevimde olmayacaktım. Tüm bunların üstüne edindiğim tecrübe ve iş özgüveni de artı oldu.”

KOÇ’U BIRAKMA CESARETİ
Bir diğer iş değiştirme cesareti hikayesi de bugün Nuh Çimento Yönetim Kurulu Başkanı olan Atalay Şahinoğlu’ndan geliyor. Şahinoğlu, iş hayatındaki en önemli kararlarından birini Koç Holding’de 25 yıl çalıştıktan sonra en üst kademe ve ortak genel müdürlük yaptığı Kurt Mensucat’tan ayrılırken aldığını itiraf ediyor. “Koç Holding’teki görevimden, ekonomik anlamda zor duruma düşen ve İGS hazır giyim şirketini de içinde bulunduran Hazet Hol-ding’i kurtarma operasyonunun başına geçmek üzere ayrıldım. Bu çok zor bir karardı” diye konuşuyor. Şahinoğlu, iş dünyasında kendisine sunulan teklifler arasında seçim yaparken de zorlandığını kabul ediyor. “1995’te İstanbul Ticaret Odası başkanıyken, Odalar Birliği başkanlığına aday olmam teklif edilmişti. İkinci seçenekse iş dünyasında cazip bir teklifi kabul etmekti. Ben ikinci yolu seçtim” diye konuşuyor. Bu kararının sonrasında Atalay Şahinoğlu’na iş dünyasının sayılır duayenlerinden olduğu için siyasete girme teklifleri de gelmiş. Şahinoğlu bu teklif sürecini ise şöyle anlatıyor: “Son seçim dönemi hariç, önceki dört seçim döneminde de çeşitli partilerden siyasete girmem ve milletvekili adayı olmam yönünde istekler oldu. Bunlara hep olumsuz cevap verdim. Geriye baktığımda tüm kararlarımın benim için olumlu sonuçlar verdiği kanaatindeyim.” Yöneticilerin her gün pek çok seçim yapmak zorunda kaldığını düşünen Sarkuysan Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Çaycı ise idari anlamda en önemli kararını 2008 krizinde bakır fiyatlarındaki açık pozisyonlarının tamamını anında kapatarak verdiğini söylüyor. “Kararım, fiyatı yüzde 40’a kadar düşüş gösteren bakırdan ve TL’ye karşı değer değiştiren dövizden kaynaklanacak büyük zararları önlemiş oldu” şeklinde konuşuyor.

GİRİŞİMCİLİK CESARET İSTER
“İş hayatında en zorlu karar, kendi işini kurmaktır. Benim bu cesareti toparlamam zaman aldı ama şimdi iyi ki yaptık diyorum.” Bu sözler, Sarar Yönetim Kurulu Başkanı Cemalettin Sarar’a ait. Boss’a fason üretim yaparken kendi markalarını yaratma kararının kariyerindeki en ciddi dönüm noktası olduğunu söyleyen Sarar,hemen kriz öncesi aldığı bu riski şöyle anlatıyor: “Tekstil işine 1985 yılında Hugo Boss’a fason mal üreterek başladık. O yıllarda sadece bu markaya çalışabiliyorduk. İtalya, Fransa, İngiltere’den başka müşteriler geliyordu ancak biz onlarla çalışmayı kabul edemiyorduk. Bu şekilde yıllar geçti. Biz Sarar adıyla Avrupa’da mağaza açamaz mıyız diye sorar olduk. Bize sadece Asya ve Afrika pazarlarında ve Rusya’da Sarar markasıyla mağazalaşma izni verdiler. Bunun sonucunda artık fasonculuğu bırakalım, dünyada markaolalım dedik. Yıl 1999… Avrupa ve Amerika’da şirket kurduk, mağazalar açtık. Tam kriz dönemi, bu çok riskli bir adımdı. Ama işimizi doğru yaptık. Hala çok heyecanlıyım. Dünyanın her yerinde mağaza açalım istiyorum.” Tekstil sektörünün önemli isimlerinden Aynur Bektaş da bankacılıktan vazgeçerek Hey Tekstil’i kurma kararını oldukça zor aldığını açıklıyor. “Profesyonel çalışma hayatında belirli bir geliriniz ya da standardınız oluyor. Ama kendi işinize başladığınızda önünüz risklerle dolu, hiçbir garantiniz yok. Üstelik her şeyi kaybetme riskiniz var. Doğru karar verdiğimi düşünüyorum.
Ancak geriye dönüp baktığımda geçmişteki cesaretimden korkuyorum. Bugünkü tecrübemle 20 yıl geriye gidip bir kez daha cesaret eder miyim diye sorduğumda, cevabım hayır. İş kuracak insanların mutlaka mesleki eğitim alması gerekir.”

DEVLET MEMURLUĞUNDAN PATRONLUĞA
Bugün 130 milyon TL’lik ciroya sahip şirketini sıfırdan yaratan Doğtaş Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı Davut Doğan da Bektaş ve Sarar ile aynı fikirde. Doğan, hayatının dönüm noktasını devlet memurluğundan ayrılarak gerçekleştirdiğini açıklıyor. O günleri ise “Küçük yaşta ailemden ayrılıp Devlet Demir Yolları parasız yatılı okulunda okudum. Daha sonra TCDD’de puantör olarak devlet memurluğuna başladım. 7 yıl bu görevi yürüttükten sonra istifa ederek hiç bilmediğim bir işe girmek hayatımda verdiğim en zorlu karardı” diye anlatıyor. İş dünyasına giriş kararını nasıl aldığını ise şöyle aktarıyor: “Babamın çay ocağı vardı ve biz 6 kardeştik. Bir şekilde birlik olup başarmak zorundaydık. Çekyat modasının olduğu bir dönemdi ve bu iş gelecek vadediyordu. Günde 7-8 çekyat üretim kapasiteli 100 metrekarelik küçük bir atölyeden, 100 bin metrekarelik kapalı alana sahip bir yapıya ulaştık. İlk günlerde kamyonla köylere çekyat satıyorduk. Bir gün Türkiye’nin ilk 500 kuruluşu arasına gireceğimizi hiç düşünmezdik. Ayrıca yurtdışına çıkmanın çok zor olduğu yıllardan bugün 65 ülkede adımızın geçtiği bir şirket haline geleceğimizi düşünmek bile bizim için bir hayaldi.” Bugün ulaştıkları iş hacmine bakarak geçmişte doğru bir karar aldıklarını görmenin söyleyen Doğan, ilk gün sahip oldukları hayali bugün gerçekleştirdiklerini belirtiyor. “Her şeyi bir kenara bıraksanız bile, çevreci ve sosyal sorumluluklarının bilincinde bir şirket yaratmanın verdiği mutlulukla iyi ki o gün bu kararı vermişim diyorum” diye konuşuyor.

DEĞİŞİME START VERMEK
Köklü kişisel kariyer kararlarının yanında, özellikle geleneksel iş yapış şekillerine sahip alanlarda yeniliğe gitmek de hayli zorlu bir hal alabiliyor. 2002 yılından beri Axa Sigorta’nın genel müdürlüğünü sürdüren Cemal Ererdi de yeni yönetim tarzına geçişte zorlandığını vurguluyor: “2004’ün sonlarında sigorta sektörü, geleneksel anlayışla ürün bazlı sistem yapısıyla çalışıyordu. Bu da müşteri taleplerine doğru çözüm getirilmesini zorlaştırıyor ve müşteri kârlılığının doğru tespitini engelliyordu. O dönem, şirketi müşteri odaklı yeni bir anlayışa doğru yönlendirecek kararı vermem gerekliydi” diye konuşuyor. Ererdi, aldığı kararı uygulamanın ve her kademeden çalışana kabul ettirmenin de yorucu bir süreç olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Her şeyi ihtiyaçlarımıza göre yeniden tasarlamamız gerekiyordu.
İcra kurulunu ve çalışanları ikna etmeliydik. Bunun için oldukça uzun ve zahmetli toplantılar yaptık. En azından ilk başta karşı çıkmamalarını sağladık. Zamanla bunun şirkete kazandırdıklarını gördükçe projeyi savunmaya başladılar. Acentelerin de bu yeni anlayışa adapte edilmesi için sürekli toplantılar ve workshop’lar yaptık. Yeniliğin kısa dönemde portföy kaybı yaratabileceği ancak orta ve uzun vadede mutlaka daha fazla rekabetçi avantaj sağlayacağını anlattık. Bugün zorluklarla aldığımız bu kararlar sayesinde sektörün geçen yıl yüzde 19 ile kârlı büyüyen tek şirketi olduğumuzu memnuniyetle söyleyebilirim.”

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND