Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Zeka mı, çok çalışma mı üstündür?

Gülben Ergen, Sabah’tan Şengül Balıksırtı’na “başarı” ile ilgili ilginç açıklamalar yaptı…Magazine bulaşmış ünlüleri sevmiyorsunuz biliyoruz ama söyledikleri siteye konulmaya değer içerikte…

Meslektaştan dost olmaz…. Bir sanatçı söylemişti bu sözü. Bu röportajın bir yerlerinde ben de Gülben Ergen’e sordum bu konuyu. Neden? Hülya Avşar’dan dolayı. Gülben bir söz söyledi, bin yanıt verildi. Gördük ki zirve soğuk, insanın içini üşütüyor. Ve insan başarıya yükselirken yalnızlaşması kaçınılmaz oluyor. Hep böyle yaşanır mı? Yaşanmaz tabii… Ama eğer yukarı doğru çıkarken kendinizden eksiltmedikleriniz varsa, yani şöhretli size rağmen siz hala varsanız her şeye rağmen yine de eksilmiyor insan… Gülben Ergen’i yıllardır tanırım. 10 yıl önce de aynıydı, şimdi de aynı. Televizyonların o çok konuşan kadınını (!) ne zaman, nerede bırakması gerektiğini, bir başına başarının mutluluk için yeterli olmadığını biliyor. (Yani Gülben ve Gülben Ergen hali) Bu röportaj için karşı karşıya geldiğimizde o yine her zamanki Gülben gibiydi. Samimi, sıcak, güleç ve muzip. Bazı konuşmalar yazı dilinde ifadesini bulmaz. Bu röportajı kameralar karşısında yapmış olmayı tercih ederdim. Benim gördüğüm kadınları bütün tonlarıyla siz de görebilesiniz diye…

ŞENGÜL BALIKSIRTI

– Bir yanda işine aşık, her ayrıntıyla ilgilenen ve kariyer planlaması yapan, bunun için profesyonellerle çalışan bir yıldız portresi var. İşine bu kadar kafayı takmış bir insanın polemiklere girmesi, “Ben daha iyiyim” demesi pek anlaşılabilir gelmiyor. Nedir bu yaşananlar? Bir oyun mu? Yoksa tahriklere mi kapılıyorsun?

– Kendime hakim olacak kadar akıllı bir insanım. Sahtelik olarak algılanmazsa “oyun” diyebiliriz. Kendimi iyi hissetiğim zaman, iyi olduğumun altını çizdiğim zaman kimse feryat etmesin. Bunu hazmedememelerine çok gülüyorum. Yıllarca insanların padişahlıklarını, krallıklarını, kraliçeliklerini dinledik. Neden şimdi onlar dinlemiyor? Söylediklerimin arkasındayım. Aynı şeyleri yine söylerim. Ben çok farklıyım, iyiyim, doğruyum, düzgünüm, başarılıyım. Zorla söylettiriyorsunuz insana…

– Bir insanın bunun altını çizmesi gerekiyor mu? Şayet iyiyse…

– Boş konuşmuyorum. Neye göre söylüyorum bunları? Açalım hemen: Albüm, tiraj dizi, hayatta duruş, aileyi taşımak, iyi şarkı söylemek, iyi oyuncu olmak… Yani lafla değil. Kuru gündemle yer işgal etmiyorum.

– Mesleki başarılar arttıkça savaş stratejileri değişiyor mu? Eskiden polemikleriniz daha farklı olurdu. Şimdi yön değiştirdi. Bu artık eğlenceli bir oyun olmaktan çok bir meydan okuma…

– Çok çalışıyorum ve başarıya aşığım. Başarılı olduğum zaman her şeyi çok seviyorum. Yıllardır bütün mücadelem buydu: Başarmak. Şimdi de daha iyi şeyler yapma mücadelesindeyim.

ARAŞTIRMA YAPTIRIYORUM

– İletişim uzmanı Ali Saydam bir yazısında tavrını eleştirirken çok güzel örnekler verdi. Dedi ki; “Ya lidersindir, ya liderin taklitçisi ya da liderin takipçisi. Lidersen diğerlerini görmezden gelirsin, taklitçiysen lideri överek puan toplamaya çalışırsın, takipçiysen de lidere saldırarak…” Gülben Ergen nerede, bu tarifte hangi konumlandırmaya uyuyor?

– Dünyada yüzlerce lider marka var. Benim alanımda lider tarifi yapmak kolay değil. Müzikte lider kim? Sezen Aksu mu, Tarkan mı, İbrahim Tatlıses mi? Bence hepsi farklı şeyler yapıyorlar ve hepsi de tartışmasız lider. Halka yakınlıkta, sevgide, samimiyette liderim diyebilirim.. Bu konuda halkın kalp sesini dinlediğim araştırmalar yaptırıyorum.

– Hırslı bir insansın, başaramasaydın ne olurdu?

– Öyle bir ihtimal yok. İnsan istedikten sonra mutlaka olur.

– Bu çok iddialı bir tavır değil mi?

– Bu kadar çalışmaya can dayanmaz. Dalgalar kayaların (gülüyor) – eyvah yine kendi başımı yardım galiba- şeklini değiştiriyor vura vura…

– Sen sürekli çok çalışmanın altını çiziyorsun, Hülya Avşar ise zekasının… İkisinin farkı nedir sence? Biri olmadan diğerinin bir anlamı olabilir mi?

– Konuşurken cümlenin başına “Ben” lafını koymuyorum bir kere… Öyle bir ego problemim yok. Çalışmadan sadece akılla olur mu bilmem. Bir başına akıl bence çok tehlikeli bir şey. Yani yürek yoksa akıl bir başına çok tehlikeli (İmza Sezen Aksu, Şehrazat). Önce yüreğin, sonra aklın gelsin derler. Bence de önce yürek.

– Meslek hayatında doğru insanlarla buluştuğun için şanslı olduğunu söyleyebilir miyiz?

– İyi insan olmak çok önemli. Art niyetli olmadan, “Kocaman bir pastadan bir dilim de ben alacağım, başkalarının dilimlerinde gözüm yok”u hissetmek çok önemli. Tabii ki doğru insanlarla çalışmak da öyle. Ama önce kişinin kendi dürüstlüğü gelir. Çalışkanlığımın yanısıra dürüstüm. Katakulli ile, küçük numaralarla kimsenin ayağına bir çelme atmadan inandığım yolda yürüdüm her zaman. Allah karşıma doğru insanlar çıkarttı. Bunlar da başarımda etken tabii.

KENDİ YOLUMU BULDUM

– “’Ben’ lafını kullanmıyorum, şişmiş bir egom yok, başkalarının başarılarını umursamıyorum” diyorsun… Ama bu bir yarış. Hepiniz bu yarışta kendi önünüze baktığınızı söylüyorsunuz ama görüyoruz ki, herkes birbirini izliyor, birbirine bakıyor…

– Benim de sağıma, soluma, önüme, arkama baktığım zamanlar çok oldu bundan beşaltı yıl önce. Ama tökezledim. Zaten önüne bakmazsan ayağın takılır ve düşersin. Ben de önüme bakmayı düşe düşe öğrendim. Hem çelme taktılar hem kendim düştüm. Yaralar aldım. Ama düşe kalka düşe kalka, yanlış yollara fazla girmeden kendi yolumu buldum. Keşke daha önceden o yolu görseymişim ama olmadı. Çok da pişman değilim yaşadıklarıma ve söylediklerime. İçinde bulunduğum kavgalar, saçma sapan gündemler de bana çok şey öğretti. Bugünkü sağlam duruşumu biraz o boşluklara da borçluyums.

Hamilelik Dönemim İçin Şimdi Çok Çalışıyorum

– Çalışarak nerelerden nerelere geldiğini biliyoruz. Peki ya bundan sonrası?
– Durmam mümkün değil. Uyurken bile çalışıyor kafam. Sorumluluklarım var. Her gittiğim yerde önüme onlarca mikrofon uzanıyor. Söyleyeceklerim çok önemli. Yapacağım işler çok önemli. Söyleyeceğim şarkılar, çekeceğim dizi çok önemli. Bunların hepsini çok iyi düşünmek gerekiyor.

– Beş yıl sonrası için de planlamalar var mı?

– Kendime şimdi başarılar yükleyip biraz da krediden yiyebileceğim zamanlar olması için çalışıyorum. Yani hamilelik dönemimdeki suskunluğum için çok çalışıyorum. Çünkü “Anne olunca göreceksin. Bakalım böyle koşturabilicek misin?” diyorlar. Ben de şimdi ona göre çalışıyorum. Dizimi çekiyorum, albümümü çıkarıyorum. Onlar devam ederken ben de kendime vakit ayırabileceğim. Gördüğünüz gibi yine meydanı boş bırakmıyorum. (Gülüyor…)

– Zaman zaman kendinle, konumunla ve algılamanla ilgili araştırmalar yaptırıyorsun. Her türlü sonuçla yüzleşebilme cesareti de gerekir… Nasıl sonuçlar çıkmıştı?

– Bir kere böyle bir araştırma yaptırmıştım, şimdi ikincisi yapılıyor. İlkinde çeşitli yaş gruplarından insanlara “Gülben Ergen’i bir hayvanla özdeşleştirin” demişlerdi. Önce birkaç “Tilki” yanıtı çıkmıştı. Sonra ağırlıkta olarak “Kuzu ve beyaz güvercin” yanıtları çıktı.

– Yani tilki gibi kurnazlığın, cinliğin gayet güzel algılanmış.
– Tabii bir cin halim var. O benim fırlamalığım. Başka ilginç sonuçlar da çıkmıştı. Benim o malum tartışmalarla ilgili çok negatif eleştiriler vardı. “Kendi gibi olsun, kimseyle takışmasın, niye takışıyor ki?” diyorlardı. Şimdi ikinci araştırma yapılıyor. Türkiye’nin değişik illerinde bin 400 kişi üzerinde bir araştırma yapılıyor. Bir anket. Önceki ise benim aynalı odada izlediğim çalışmaydı. Dört ayrı yaş gurubundan insanları bir camın ardından izledim. Bu çok profesyonelce bir şey, yapılması gereken bir şey ama yürek isteyen bir şey. Gerçekleri duyuyorsun.

Yazar: Şengül Balıksırtı
Kaynak: www.sabah.com.tr

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND