Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Yurtdışında staj yapmanın yolları

Öğrencilik yıllarında sadece teorini değil, tecrübeni de genişletmek istiyorsan staj fırsatlarını kaçırma. Üstelik staj, özellikle de yurtdışı stajı parlak bir kariyerin adımı olabilir. 110 farklı ülkeden birinde staj yapmanı sağlayacak ipuçları bu yazıda…

İş hayatının küçük bir provası staj. Öğrenciyken çalışmak, tecrübe edinmek mezun olunduğunda tercih sebebi. Bu süreci yurtdışında yaşamak isteyen öğrenciler uluslararası stajları tercih ediyor. Bazı okullarda bunu sağlayan departmanlar, öğrenci kulüpleri bulunurken bağımsız kuruluşlardan da yardım alınabiliyor.

Üniversiteden mezun olmaya yakın öğrenciler iş hayatını tanımaya yönelik girişimlerde bulunuyorlar. Bunun da en yaygın yolu staj. 1 ayla 1 yıl arasında değişen bu süreçte öğrenciler bir kurumda okudukları ya da ilgili oldukları mesleklerde tecrübe edinmeye çalışıyorlar. Bu dönemi yurtdışında geçirmek isteyenler ise uluslararası staja yöneliyor. Böylece hem yabancı dillerini geliştiriyorlar hem de farklı bir iş deneyimi kazanıyorlar. Bunun yanısıra farklı kültürleri öğrenmek, farklı bir ülkede kendi ayakları üzerinde durabilmeyi öğrenmek, kendi başına problem çözebilmek, öğrencinin kendine olan güvenini artırıyor.

Öğrenciler yurtdışında staj yapabilmek için farklı yollara başvurabiliyor. Üniversitelerde bu imkanı sağlayan departmanlar, öğrenci kulüpleri bulunabiliyor. Ayrıca bazen Erasmus programı kapsamında da staj olanağı sunulabiliyor. Bunlar dışında bağımsız, kâr amacı gütmeyen organizasyonlardan da yardım alınabiliyor. Başvuru şartları hepsinde aşağı yukarı aynı. Akademik başarı ortalamasının 4.00 üzerinden en az 2.00 olması ve staj çalışmasını başarılı bir şekilde yürütebilecek seviyede yabancı dil bilgisine sahip olmak.

110 ülke seçeneği var


Türkiye İktisadi ve Ticari İlimler Talebeleri Staj Komitesi Derneği (AIESEC) aracılığıyla her yıl yaklaşık bin öğrenci yurtdışından Türkiye’ye geliyor. Üst yaş sınırı 30. Farklı staj türleri var. Bunlardan biri yönetim stajı denen bir iş deneyimi. Bu stajlar firmaların pazarlama, insan kaynakları, muhasebe gibi departmanlarında profesyonel iş tanımlarıyla ve maaşlı yapılıyor. Bilgi ve tecrübe gerektirdiğinden bu staja 3. ve 4. sınıf öğrencileri ve mezunlar gidiyor. Diğer staj türü ise gelişim stajı adı verilen gönüllü çalışmalara dayanan bir staj. Gelişim stajına giden kişiler yurtdışında sosyal sorumluluk projelerinde, sivil toplum kuruluşlarında çalışma imkanı buluyor. Daha çok iktisadi ve idari bilimler fakültesi, işletme, iktisat, istatistik öğrencileri başvuru yapıyor. Almanya, Ukrayna, Polonya, Hindistan, Rusya en çok tercih edilen ülkeler. Hindistan sürekli gelişen bir pazar olduğu için tercih ediliyor. Polonya ve Almanya ile olan ekonomik benzerlik hem öğrencilerin bu ülkeleri tercih etmesinde hem de bu ülkelerdeki firmaların Türk çalışan talep etmesinde etkili. Ekim ve Mart aylarında yurtdışı staj sınavı yapılıyor. Staj süreleri 1,5 ay ile 1,5 yıl arasında değişiyor. Öğrencilerin bu esnada kalacak yerleri gidecekleri ülkede bulunan AIESEC şubesi tarafından kişi daha ülkeye varmadan ayarlanıyor.

Her yıl 500 öğrenci gönderiyorlar


Uluslararası Teknik Deneyime Yönelik Öğrenci Değişimi Birliği (International Association for the Exchange of the Students for Technical Experience -IAESTE), 77 ülkede faaliyet gösteren, toplam 89 üyesi olan hükümet dışı ve kâr amacı gütmeyen bağımsız bir uluslararası organizasyon. Her yıl yaklaşık 500 Türk ve yabancı öğrenci IAESTE Türkiye aracılığıyla uluslararası staj yapıyor. Tüm dünyada bugüne kadar IAESTE stajı yapmış kişi sayısı ise 350 bini buluyor. En çok makine mühendisliği, kimya mühendisliği, mimarlık, inşaat mühendisliği, bilgisayar mühendisliği, elektrik-elektronik mühendisliği ve çevre mühendisliği öğrencileri IAESTE ile yurtdışında staj yapıyorlar. Yapılan stajın teknik içeriği ve kalitesi açısından en çok Almanya tercih ediliyor. Almanya’dan sonra ise sırasıyla Polonya, Brezilya, Avusturya, İngiltere ve Yunanistan en fazla stajyer gönderdikleri ülkeler. Staj süresi en az 6 hafta, en fazla 12 ay olabiliyor. Öğrencilerin staj süresince yurtdışında konaklayacağı yerler staja başlamadan önce gidecekleri ülkenin IAESTE temsilciliği tarafından ayarlanıyor. IAESTE stajyerleri çalıştıkları kurumdan aylık olarak, yeme-içme ve konaklama harcamalarını karşılamalarına yetecek kadar ücret alıyorlar. İstihdam şartı yok, fakat daha önceki stajyerlerin bir kısmı çalıştıkları şirketlerde iş olanağı bulmuş.

Aynı yerde çalışmaya devam ediyorlar


Yıldız Teknik Üniversitesi’nde (YTÜ) Uluslararası Staj Değişim Kulubü (USDK), kulüp öğrencilerine IAESTE üyesi 85 farklı ülkedeki üniversitelerde veya firmalarda staj yapma imkânı sağlıyor. YTÜ, her yıl 40-50 öğrencisini IAESTE aracılığı ile staja gönderiyor. 2. sınıfı bitirmiş bütün öğrenciler bu imkandan faydalanabiliyor. Genel olarak mühendislik bölümlerinin öğrencilerinin başvuruları daha fazla oluyor. YTÜ Uluslararası Staj Değişim Kulübü Danışmanı Yard. Doç. Dr. M. Elif Karslıgil, öğrencilerin öncelikle Amerika, Almanya, İngiltere gibi teknolojik alanlarda gelişmiş ülkelere gitmek istediklerini söylüyor: “Öğrenciler ülke seçiminde ikiye ayrılıyor. Bir grup staj yapmanın kendisine bilgi anlamında fayda sağlayacağını düşündüğü ülkeleri tercih ediyor. Mühendislik öğrencisi ise ağırlıklı olarak Almanya, Amerika gibi mühendislik alanında ileri teknolojilere sahip ülkelerde staj yapmak istiyorlar. Diğer bir grup öğrenci ise ülkeyi gezip, tanımayı daha ön planda tutuyor. İspanya, Tayland, Brezilya, Hindistan gibi kültürel zenginliği olan ülkeleri tercih ediyor.” Staj süresi en az 6 hafta en fazla 1 yıl olabiliyor. Özellikle mezuniyet aşamasında staja giden öğrencilerden bir kısmı staj yaptıkları yerde mezun olduktan sonra çalışmaya devam ediyorlar.

Yurtdışı stajı özgüven sağlıyor


Yurtdışında staj yapıp gelmiş öğrenciler deneyimlerini aktarıyor:
Alparslan Emrah Bayrak (23) Sabancı Üniversitesi Mekatronik Mühendisliği 4. sınıf öğrencisi. Stajını 2010 yaz döneminde Japonya’daki Toshiba şirketinin araştırma ve geliştirme merkezlerinden biri olan Corporate Manufacturing & Engineering Center’da yapmış. 2 ay süresince Toshiba’nın sağlamış olduğu tek kişilik bir yurt odasında kalmış. Staj boyunca kendisine verilen bir proje üzerine araştırma yapmış. Türkiye’de yapılan stajlarla kıyasladığında her şeyden önce iş disiplini açısından Türkiye’den çok daha farklı bir noktada olduklarını söyleyen Bayrak, bütün detaylarına kadar düşünülmüş çalışma kurallarına herkesin harfiyen uymasının bize göre biraz uç bir nokta olduğunu düşünüyor.

Özge Deniz Bozkurt (22) İTÜ Moleküler Biyoloji ve Genetik & Kimya Mühendisliği Çift Anadal Programı 4.sınıf öğrencisi. İskoçya, Glasgow Üniversitesi’nde, 2010 Haziran-Temmuz aylarında, laboratuvar asistanı olarak staj yapmış. Aylık 850 pound aldığını belirten Bozkurt’a, biyolojiyle ilgili olmak üzere istediği fakülteyi staj yapacağı yer olarak seçebilme, hatta çalışacağı hocayı bile seçme fırsatı vermişler. 8 hafta süren staj esnasında Glasgow’da özel bir üniversitenin yurdunda kalmış. Akademik olarak oldukça kapsamlı bir araştırma projesinde çalışma fırsatı yakaladığını söyleyen Bozkurt farklı ülkelerden stajyerlerle birlikte vakit geçirmiş.

Merve Gençer (23) Yıldız Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği yüksek lisans öğrencisi. Yurtdışı stajını 2009 yılında Seul, Kore’de Infinitt adlı sağlık sektörü için yazılımlar geliştiren bir Kore firmasının Denizaşırı İlişkiler Departmanı’nda yapmış. 12 hafta süren stajda şirketin ayarladığı bir öğrenci yurdunun tek kişilik küçük bir odasında kalmış. Staj boyunca şirketin ve ilgi alanının Türkiye ve Avrupa pazarında hangi konumda olduğunu değerlendirmekten, görüntü işlemeye giriş projesine kadar bir çok şey yapmış. Türkiye’de yapılan stajların kapsamı, bazı kurumsal firmalar hariç çok dar diyen Gençer, bu stajların öğrenciye iş hayatıyla ilgili bir şeyler katma ya da özgüven sağlamada yetersiz olduğunu düşünüyor: “Çoğu firma stajyer almak istemiyor, aldığında da parasız çalıştırıyor. Yurtdışı stajları, size en az o ülkenin asgari maaşını ödemek zorunda ve bu miktar sizin oradaki 1 aylık konaklama ve diğer ihtiyaçlarınızı karşılamanıza yetiyor. Bunun da ötesinde, öğrenciye büyük bir özgüven sağlıyor, çünkü yurtdışında çalışmak, turistik amaçlarla yurtdışına gitmekten çok daha farklı.”

Öğrenciye sponsor oluyorlar


Sabancı Üniversitesi, bünyesinde bir staj ofisi bulunduruyor. Sabancı Holding’in işbirliği yaptığı tüm yabancı kuruluşlarla da staj olanağı sağlanması konusunda iletişime geçiliyor. Mekatronik Mühendisliği programı öğrencileri ABD ve Japonya, Bilgisayar Bilimi ve Mühendisliği öğrencileri ABD ve Almanya, Biyoloji Bilimleri ve Biyomühendislik programı öğrencileri ABD ve İngiltere, Elektronik Mühendisliği öğrencileri Almanya ve İsveç, Üretim Sistemleri Mühendisliği öğrencileri Almanya, İsviçre, Malzeme Bilimi ve Mühendisliği öğrencileri ise ABD ve Kore’yi tercih ediyorlar. Staj süresi en az 1, en fazla 3 ay. Öğrenciler staj süreleri boyunca kurumların ayarladıkları yerde veya yönlendirdikleri yerlerde kalıyorlar. İkili anlaşmalarda kurumlar genel olarak ücret ödüyorlar. Ücretin yanı sıra bazı kurumlar uçak biletini, yemekleri ve kalacak yeri de temin ediyor. Staj ofisi de öğrencilere sponsorluk anlaşmalarıyla destek sağlayabiliyor.

Kaynak: www.on5yirmi5.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND