Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Yurtdışında staj yapmanın yolları

Öğrencilik yıllarında sadece teorini değil, tecrübeni de genişletmek istiyorsan staj fırsatlarını kaçırma. Üstelik staj, özellikle de yurtdışı stajı parlak bir kariyerin adımı olabilir. 110 farklı ülkeden birinde staj yapmanı sağlayacak ipuçları bu yazıda…

yurtdışında staj imkanları, yurtdışında staj ayarlayan firmalar, öğrenciler için yurtdışı stajı

İş hayatının küçük bir provası staj. Öğrenciyken çalışmak, tecrübe edinmek mezun olunduğunda tercih sebebi. Bu süreci yurtdışında yaşamak isteyen öğrenciler uluslararası stajları tercih ediyor. Bazı okullarda bunu sağlayan departmanlar, öğrenci kulüpleri bulunurken bağımsız kuruluşlardan da yardım alınabiliyor.

Üniversiteden mezun olmaya yakın öğrenciler iş hayatını tanımaya yönelik girişimlerde bulunuyorlar. Bunun da en yaygın yolu staj. 1 ayla 1 yıl arasında değişen bu süreçte öğrenciler bir kurumda okudukları ya da ilgili oldukları mesleklerde tecrübe edinmeye çalışıyorlar. Bu dönemi yurtdışında geçirmek isteyenler ise uluslararası staja yöneliyor. Böylece hem yabancı dillerini geliştiriyorlar hem de farklı bir iş deneyimi kazanıyorlar. Bunun yanısıra farklı kültürleri öğrenmek, farklı bir ülkede kendi ayakları üzerinde durabilmeyi öğrenmek, kendi başına problem çözebilmek, öğrencinin kendine olan güvenini artırıyor.

Öğrenciler yurtdışında staj yapabilmek için farklı yollara başvurabiliyor. Üniversitelerde bu imkanı sağlayan departmanlar, öğrenci kulüpleri bulunabiliyor. Ayrıca bazen Erasmus programı kapsamında da staj olanağı sunulabiliyor. Bunlar dışında bağımsız, kâr amacı gütmeyen organizasyonlardan da yardım alınabiliyor. Başvuru şartları hepsinde aşağı yukarı aynı. Akademik başarı ortalamasının 4.00 üzerinden en az 2.00 olması ve staj çalışmasını başarılı bir şekilde yürütebilecek seviyede yabancı dil bilgisine sahip olmak.

110 ülke seçeneği var


Türkiye İktisadi ve Ticari İlimler Talebeleri Staj Komitesi Derneği (AIESEC) aracılığıyla her yıl yaklaşık bin öğrenci yurtdışından Türkiye’ye geliyor. Üst yaş sınırı 30. Farklı staj türleri var. Bunlardan biri yönetim stajı denen bir iş deneyimi. Bu stajlar firmaların pazarlama, insan kaynakları, muhasebe gibi departmanlarında profesyonel iş tanımlarıyla ve maaşlı yapılıyor. Bilgi ve tecrübe gerektirdiğinden bu staja 3. ve 4. sınıf öğrencileri ve mezunlar gidiyor. Diğer staj türü ise gelişim stajı adı verilen gönüllü çalışmalara dayanan bir staj. Gelişim stajına giden kişiler yurtdışında sosyal sorumluluk projelerinde, sivil toplum kuruluşlarında çalışma imkanı buluyor. Daha çok iktisadi ve idari bilimler fakültesi, işletme, iktisat, istatistik öğrencileri başvuru yapıyor. Almanya, Ukrayna, Polonya, Hindistan, Rusya en çok tercih edilen ülkeler. Hindistan sürekli gelişen bir pazar olduğu için tercih ediliyor. Polonya ve Almanya ile olan ekonomik benzerlik hem öğrencilerin bu ülkeleri tercih etmesinde hem de bu ülkelerdeki firmaların Türk çalışan talep etmesinde etkili. Ekim ve Mart aylarında yurtdışı staj sınavı yapılıyor. Staj süreleri 1,5 ay ile 1,5 yıl arasında değişiyor. Öğrencilerin bu esnada kalacak yerleri gidecekleri ülkede bulunan AIESEC şubesi tarafından kişi daha ülkeye varmadan ayarlanıyor.

Her yıl 500 öğrenci gönderiyorlar


Uluslararası Teknik Deneyime Yönelik Öğrenci Değişimi Birliği (International Association for the Exchange of the Students for Technical Experience -IAESTE), 77 ülkede faaliyet gösteren, toplam 89 üyesi olan hükümet dışı ve kâr amacı gütmeyen bağımsız bir uluslararası organizasyon. Her yıl yaklaşık 500 Türk ve yabancı öğrenci IAESTE Türkiye aracılığıyla uluslararası staj yapıyor. Tüm dünyada bugüne kadar IAESTE stajı yapmış kişi sayısı ise 350 bini buluyor. En çok makine mühendisliği, kimya mühendisliği, mimarlık, inşaat mühendisliği, bilgisayar mühendisliği, elektrik-elektronik mühendisliği ve çevre mühendisliği öğrencileri IAESTE ile yurtdışında staj yapıyorlar. Yapılan stajın teknik içeriği ve kalitesi açısından en çok Almanya tercih ediliyor. Almanya’dan sonra ise sırasıyla Polonya, Brezilya, Avusturya, İngiltere ve Yunanistan en fazla stajyer gönderdikleri ülkeler. Staj süresi en az 6 hafta, en fazla 12 ay olabiliyor. Öğrencilerin staj süresince yurtdışında konaklayacağı yerler staja başlamadan önce gidecekleri ülkenin IAESTE temsilciliği tarafından ayarlanıyor. IAESTE stajyerleri çalıştıkları kurumdan aylık olarak, yeme-içme ve konaklama harcamalarını karşılamalarına yetecek kadar ücret alıyorlar. İstihdam şartı yok, fakat daha önceki stajyerlerin bir kısmı çalıştıkları şirketlerde iş olanağı bulmuş.

Aynı yerde çalışmaya devam ediyorlar


Yıldız Teknik Üniversitesi’nde (YTÜ) Uluslararası Staj Değişim Kulubü (USDK), kulüp öğrencilerine IAESTE üyesi 85 farklı ülkedeki üniversitelerde veya firmalarda staj yapma imkânı sağlıyor. YTÜ, her yıl 40-50 öğrencisini IAESTE aracılığı ile staja gönderiyor. 2. sınıfı bitirmiş bütün öğrenciler bu imkandan faydalanabiliyor. Genel olarak mühendislik bölümlerinin öğrencilerinin başvuruları daha fazla oluyor. YTÜ Uluslararası Staj Değişim Kulübü Danışmanı Yard. Doç. Dr. M. Elif Karslıgil, öğrencilerin öncelikle Amerika, Almanya, İngiltere gibi teknolojik alanlarda gelişmiş ülkelere gitmek istediklerini söylüyor: “Öğrenciler ülke seçiminde ikiye ayrılıyor. Bir grup staj yapmanın kendisine bilgi anlamında fayda sağlayacağını düşündüğü ülkeleri tercih ediyor. Mühendislik öğrencisi ise ağırlıklı olarak Almanya, Amerika gibi mühendislik alanında ileri teknolojilere sahip ülkelerde staj yapmak istiyorlar. Diğer bir grup öğrenci ise ülkeyi gezip, tanımayı daha ön planda tutuyor. İspanya, Tayland, Brezilya, Hindistan gibi kültürel zenginliği olan ülkeleri tercih ediyor.” Staj süresi en az 6 hafta en fazla 1 yıl olabiliyor. Özellikle mezuniyet aşamasında staja giden öğrencilerden bir kısmı staj yaptıkları yerde mezun olduktan sonra çalışmaya devam ediyorlar.

Yurtdışı stajı özgüven sağlıyor


Yurtdışında staj yapıp gelmiş öğrenciler deneyimlerini aktarıyor:
Alparslan Emrah Bayrak (23) Sabancı Üniversitesi Mekatronik Mühendisliği 4. sınıf öğrencisi. Stajını 2010 yaz döneminde Japonya’daki Toshiba şirketinin araştırma ve geliştirme merkezlerinden biri olan Corporate Manufacturing & Engineering Center’da yapmış. 2 ay süresince Toshiba’nın sağlamış olduğu tek kişilik bir yurt odasında kalmış. Staj boyunca kendisine verilen bir proje üzerine araştırma yapmış. Türkiye’de yapılan stajlarla kıyasladığında her şeyden önce iş disiplini açısından Türkiye’den çok daha farklı bir noktada olduklarını söyleyen Bayrak, bütün detaylarına kadar düşünülmüş çalışma kurallarına herkesin harfiyen uymasının bize göre biraz uç bir nokta olduğunu düşünüyor.

Özge Deniz Bozkurt (22) İTÜ Moleküler Biyoloji ve Genetik & Kimya Mühendisliği Çift Anadal Programı 4.sınıf öğrencisi. İskoçya, Glasgow Üniversitesi’nde, 2010 Haziran-Temmuz aylarında, laboratuvar asistanı olarak staj yapmış. Aylık 850 pound aldığını belirten Bozkurt’a, biyolojiyle ilgili olmak üzere istediği fakülteyi staj yapacağı yer olarak seçebilme, hatta çalışacağı hocayı bile seçme fırsatı vermişler. 8 hafta süren staj esnasında Glasgow’da özel bir üniversitenin yurdunda kalmış. Akademik olarak oldukça kapsamlı bir araştırma projesinde çalışma fırsatı yakaladığını söyleyen Bozkurt farklı ülkelerden stajyerlerle birlikte vakit geçirmiş.

Merve Gençer (23) Yıldız Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği yüksek lisans öğrencisi. Yurtdışı stajını 2009 yılında Seul, Kore’de Infinitt adlı sağlık sektörü için yazılımlar geliştiren bir Kore firmasının Denizaşırı İlişkiler Departmanı’nda yapmış. 12 hafta süren stajda şirketin ayarladığı bir öğrenci yurdunun tek kişilik küçük bir odasında kalmış. Staj boyunca şirketin ve ilgi alanının Türkiye ve Avrupa pazarında hangi konumda olduğunu değerlendirmekten, görüntü işlemeye giriş projesine kadar bir çok şey yapmış. Türkiye’de yapılan stajların kapsamı, bazı kurumsal firmalar hariç çok dar diyen Gençer, bu stajların öğrenciye iş hayatıyla ilgili bir şeyler katma ya da özgüven sağlamada yetersiz olduğunu düşünüyor: “Çoğu firma stajyer almak istemiyor, aldığında da parasız çalıştırıyor. Yurtdışı stajları, size en az o ülkenin asgari maaşını ödemek zorunda ve bu miktar sizin oradaki 1 aylık konaklama ve diğer ihtiyaçlarınızı karşılamanıza yetiyor. Bunun da ötesinde, öğrenciye büyük bir özgüven sağlıyor, çünkü yurtdışında çalışmak, turistik amaçlarla yurtdışına gitmekten çok daha farklı.”

Öğrenciye sponsor oluyorlar


Sabancı Üniversitesi, bünyesinde bir staj ofisi bulunduruyor. Sabancı Holding’in işbirliği yaptığı tüm yabancı kuruluşlarla da staj olanağı sağlanması konusunda iletişime geçiliyor. Mekatronik Mühendisliği programı öğrencileri ABD ve Japonya, Bilgisayar Bilimi ve Mühendisliği öğrencileri ABD ve Almanya, Biyoloji Bilimleri ve Biyomühendislik programı öğrencileri ABD ve İngiltere, Elektronik Mühendisliği öğrencileri Almanya ve İsveç, Üretim Sistemleri Mühendisliği öğrencileri Almanya, İsviçre, Malzeme Bilimi ve Mühendisliği öğrencileri ise ABD ve Kore’yi tercih ediyorlar. Staj süresi en az 1, en fazla 3 ay. Öğrenciler staj süreleri boyunca kurumların ayarladıkları yerde veya yönlendirdikleri yerlerde kalıyorlar. İkili anlaşmalarda kurumlar genel olarak ücret ödüyorlar. Ücretin yanı sıra bazı kurumlar uçak biletini, yemekleri ve kalacak yeri de temin ediyor. Staj ofisi de öğrencilere sponsorluk anlaşmalarıyla destek sağlayabiliyor.

Kaynak: www.on5yirmi5.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Süt kemik sağlığı bakımından yararlı mı?

sütün faydaları, Manşet, kemik gelişimi

Kemik gelişimi için sütün önemli olduğunu yıllardan beri duyarız. Peki gerçekten süt içmek kemiklerin güçlenmesine düşünüldüğü kadar katkı sağlar mı? İşte www.bbc.com sitesinden hepimizi aydınlatacak nitelikte bir makale…

Süt gerçekten kemikleri güçlendiriyor mu?

Kemiklerimizi güçlendirmek için süt içmek gerektiğine dair sözleri çocukken hepimiz duymuşuzdur.

Süt kalsiyum içerir. Kalsiyum da kemik yoğunluğu için gerekli bir mineral olarak biliniyor.

Ancak süt tüketimi ile kemiklerin güçlenmesi arasında kesin bir bağ olduğunu kanıtlamak o kadar da kolay değil.

Bunu kanıtlamak için iki büyük grupla bir deney yapılması, bunlardan birinin yıllar boyunca bol miktarda süt içerken diğer gruba süt görünümünde plasebo içecek verilmesi gerekiyor. Ama bunu pratikte uygulamak zor.

Onun yerine şu yapılabilir: Binlerce insana geçmiş yıllarda ne kadar süt içtikleri sorulup sonra da en az 10 yıl gözlemlenerek düzenli süt içenlerde daha az sayıda kemik kırılması vakasına rastlanıp rastlanmadığının tespit edilmesi.

ABD’de Harvard Üniversitesi 1997’de böyle bir araştırma yapmıştı. 77 bin kadın hemşire 10 yıl boyunca gözlemlendi. Ancak haftada bir bardak süt içenlerle iki ve daha fazla bardak içenler arasında kol ve kalça kırıkları vaka sayısı bakımından önemli bir fark görülmedi.

Etkisi iki yıl sürüyor

Aynı ekibin 330 bin erkekle yaptığı araştırmada da benzer bir sonuç alındı.

Bu alandaki 15 farklı araştırma 2015’te Yeni Zelandalı bir ekip tarafından incelendiğinde, süt içmek de dahil, kalsiyum bakımından zengin bir diyetin kemikteki kalsiyum yoğunluğunu iki yıl artırdığı, ancak sonra bu artışın durduğu gözlendi.

Diyetle alınan kalsiyuma alternatif olarak haplarla kalsiyum takviyesi de yapılabiliyor. Ancak takviyelerin uzun vadede olumsuz etkide bulunduğuna dair endişeler var.

Yeni Zelandalı ekip 51 araştırmayı inceleyerek kalsiyum takviyesinin uzun vadede avantajları ile olumsuz etkilerini kıyasladığında, onlar da kemiklerdeki güçlenmenin bir-iki yıl sonra durduğunu tespit etti.

Kalsiyum takviyesi, kemik yoğunluğunda yaşlanmaya bağlı kaybı durdurmuyor, sadece geciktiriyordu. Ekip, kemiklerde kırılma oranı bakımından bunun ancak ufak bir azalmaya tekabül ettiği sonucuna vardı.

Aynı veriler farklı ülkelerde incelendiğinde, günlük alınması gereken kalsiyum miktarı bakımından farklı öneriler ortaya çıkmıştı. Örneğin ABD’de önerilen miktar İngiltere ve Hindistan’dakinin iki katına yakındı. ABD’de günde yaklaşık üç su bardağı süt içilmesi salık veriliyor.

2014’te İsveç’te yapılan bir araştırmada ise günde üç bardaktan fazla süt içmenin kemikler için daha fazla yarar getirmediği, hatta zararlı olabileceği sonucuna varılmıştı.

Uppsala Üniversitesi ve Karolinska Enstitüsü’nün yaptığı araştırmada, insanlara önce 1987’de ne kadar süt içtikleri soruldu, daha sonra aynı soru 1997’de tekrarlandı.

2010’da bu insanlar arasında ölüm oranı incelendiğinde günde bir bardak süt içenlerde daha fazla kemik kırılması ve erken ölüm oranına rastlandığı görüldü.

Peynir ve yoğurt daha mı etkili?

Ancak bu araştırmanın da bazı sorunları vardı. İnsanlara daha önceki yıllarda ne kadar süt tükettikleri sorulmuştu, bunu doğru bir şekilde tahmin etmek mümkün olmayabilirdi, zira süt tüketimi farklı şekillerde olabilirdi.

Ayrıca bu tür araştırmalardaki en büyük sorun burada da kendisini gösteriyordu: İki olay birbiriyle gerçekten bağlantılı mı veya neden-sonuç ilişkisi gerçekten var mı?

Aynı araştırmada kafa karıştıran bir diğer sonuç ise peynir ve yoğurt tüketimi ile daha az sayıda kırık oranı arasında bir bağlantı kurulmasıydı.

Araştırmacılar, insanlara beslenme konusunda tavsiyelerde bulunurken bu sonuçların dayanak alınması için erken olduğunu, benzer araştırmaların tekrarlanması gerektiğini söylüyor. Bu sonuçlardan yola çıkarak beslenme düzenini değiştirme konusunda temkinli davranılması tavsiye ediliyor.

Yani kısaca diyebiliriz ki, mevcut verilere göre, süt içmeye devam etme konusunda bir sorun yok. Süt kemik sağlığı bakımından yararlı olabilir. Ama bu yarar sandığımız kadar uzun süreli olmayabilir.

Ayrıca kemik sağlığı açısından etkili diğer yöntemleri de uygulamak gerekir. Egzersiz yapmak ve beslenme, güneş ışığı ve fazla güneşin olmadığı yerlerde kışın D vitamini takviyesi yoluyla yeterince D vitamini almak gibi.

Uyarı: Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden BBC sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.

Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

Hepimizin biraz sakinleşmeye ihtiyacı var

sinirliyken sakinleşmek için ne yapmalı, sakinleşmek, Manşet

Günlük hayatımızda hemen her yerde can sıkıcı olaylarla karşılaşabiliyoruz. Bu olaylara verdiğimiz tepkiler de o anki ruh halimize göre değişiklik gösterebiliyor. Bu da bizi fazlasıyla yıpratabiliyor. Peki ne yapmalıyız? İşte sakinleşmek için kendimize sormamız gereken sorular…

Endişe duygusuna kapıldığınızda sakinleşmek için kendinize sorabileceğiniz sorular

Bazen insan sebepli veya sebepsiz yere endişeye kapılır. Öyle ki bu duygusunu başkalarına açıklamakta bile zorlanır. Anne babasının hastalanacağından, çok fazla para harcadığından, sevdiklerinin duygularını incitmekten, mesajlara cevap vermeyen bir arkadaş yüzünden bile endişelenir. Bir yakını eve geç geldiğinde, topluluk önünde konuşması gerektiğinde endişelenen sadece siz değilsiniz. Herhangi bir sebepten ötürü endişeye kapıldığınızda, göğsünüze bir ağırlık çöktüğünde şunu hatırlayın; yalnız değilsiniz. Endişe, birden fazla şekilde ortaya çıkabilir. Endişe duygusundan kurtulmanın da birden fazla yöntemi var. Bunlardan biri de sakinleşmek için kendinize soru sormak. İşte endişelendiğiniz zamanlarda bu duygudan uzaklaşmak için kendinize sorabileceğiniz sorular:

1. Bu gerçekten bir tehdit mi?

Hayatta kazalar olur. Ancak çoğu zaman endişe duygusuna kapıldığımızda, işlerin gerçekten de ters gittiğini söylemek biraz zor. Peki o halde sizi bu kadar endişelendiren şey ne? O şeyin gerçekleşme ihtimali ne? Bunu gerçekten bir anlığına da olsa düşünün. Bu sorulara bulacağınız yanıtlar, endişelenmenize sebep olan şeyin gerçek bir tehdit olup olmadığını kavramanızı kolaylaştırır.

2. Hazırlıklı olmak için elinizden gelen her şeyi yaptınız mı?

Hayatta bazı şeyleri kontrol edebilirsiniz, önlem alabilirsiniz. Bisiklete biniyorsanız, kask takmalısınız. Evdeki alarmın çalışıp çalışmadığını kontrol etmeli, sağlık sigortanızı ihmal etmemeli, düzenli aralıklarla doktora görünmelisiniz. Biraz sıkıcı bir çözüm olabilir ancak kendinize kontrol edilecekler listesi hazırlayabilirsiniz. Gözden geçirdiğiniz unsurları tek tek işaretlediğiniz zaman endişelerinizden bir nebze kurtulabilir, daha sakin ve planlı hareket edebilirsiniz.

3. Zihniniz biraz aşırıya kaçıyor olabilir mi?

Gecenin bir yarısı endişeye kapılmış, korkmuş ve yorgun düşmüş bir zihinden daha kötü ne olabilir? Eğer panik duygunuz ve endişeleriniz işle, başka insanlarla veya dikkatinizi dağıtacak herhangi bir şeyle ilgili olmayan saatlerde ortaya çıkıyorsa, bu durumda kontrolü ele almalısınız. Derin nefesler alıp vererek düşüncelerinizi değiştirebilir veya bir uyku meditasyonu videosu açabilirsiniz. Gece gelen kaygılarınızın, güneşin ışığıyla birlikte ortadan kaybolacağını düşünebilirsiniz.

Aslında korkmanız gereken şey, endişelerinize sebep olan şeyler değil, endişenin ta kendisi. Amerikalı ünlü yazar Seth Godin, “Endişe, davranışlarımızı verimli bir şekilde değiştirdiği zaman kullanışlıdır. Bunun dışında kalan endişe duygusu, dikkat dağınıklığının olumsuz hali, bizi çalışmaktan veya hayatımızı yaşamaktan alıkoymak için tasarlanmış bir oyalanma şeklidir” diyor.

Bir sonraki sefer panik duygunuz arttığında, endişelerinize kapıldığınızda kendinize sorular sorarak bu duyguyla baş etmeyi ve ondan kurtulmayı deneyebilirsiniz.

Kaynak: www.uplifers.com

Okumaya devam et

MAKALE

Evcil hayvan beslemenin çocuklar üzerindeki etkisi

Manşet, hayvan sevgisinin önemi, evcil hayvan, çocuk gelişimi

Evcil hayvan beslemek çocuklar için gerçekten birer tehdit mi? Evcil hayvanlar çocuklar üzerinde ne gibi etkilere sahipler? İşte www.yakiniliskiler.com sitesinden tüm bu sorulara yanıt olabilecek nitelikte bir yazı…

Evcil Hayvanlar Çocukların Gelişimini Nasıl Etkiliyor?

Hemen hepimizin kedi ve köpeklere dair çocukluk anıları vardır. Kimimiz bir sokak köpeğini sahiplenmek için ailemizi ikna etmeye çalışmışızdır, kimimiz bir yavru kediyi marketten aldığımız sütle beslemişizdir. Maalesef bazılarımız ise bu sevimli dostlarımızla oynarken ebeveynlerimiz tarafından uyarılmışızdır: “Sürme ellerini şu köpeğe!”, “Nereden buldun bu pis şeyi?!” Ebeveynler çocuklarının sağlığı ve güvenliğinden endişe ettikleri için böyle tepkiler veriyor olabilirler; fakat bu sevimli dostlarımız çocuklar için gerçekten birer tehdit mi? Evcil hayvanlar çocuklar üzerinde ne gibi etkilere sahipler?

2017 yılında yapılan bir araştırmaya göre, ergenlik dönemindeki çocuklar evcil hayvanlarıyla olan ilişkilerinden kardeşleriyle olan ilişkilerine göre daha fazla tatmin oluyorlar1. “Ama kardeşlerimizle ve evcil hayvanlarımızla aynı şeyleri paylaşmıyoruz ki” diye düşünebilirsiniz; fakat araştırmaya göre çocukların kardeşleriyle ve evcil hayvanlarıyla paylaştıkları şeyler birbiriyle hemen hemen aynı. Hatta bazı durumlarda çocuklar evcil hayvanlarına kardeşlerinden daha fazla şey anlatabiliyorlar. Buna ek olarak belirtmek gerekiyor ki; köpek sahibi olan ailelerin çocukları diğer evcil hayvanlara sahip olan ailelerin çocuklarına kıyasla evcil hayvanlarıyla olan ilişkilerinden daha memnunlar. Fakat bir köpekle yaşamanın mümkün olmadığı durumlarda diğer hayvanlar da çocuklar için son derece faydalı birer dost görevi görüyorlar.

Çok sayıda araştırma gösteriyor ki, evcil hayvanlarımızla kurduğumuz temas oksitosin salgılamamıza sebep oluyor ve bu da bizim rahatlamamızı ve sakinleşmemizi sağlıyor2. Çocuklar da – tıpkı yetişkinler gibi – stresli durumlarda, güvene veya duygusal desteğe ihtiyaç duyduklarında, öfkelendiklerinde veya üzüldüklerinde evcil hayvanlarından destek alıyorlar3,4. Fakat evcil hayvanların çocuklara faydaları bunlarla sınırlı değil. Araştırmalara göre çocuklar sadece insanlarla değil, evcil hayvanlarıyla da bağlanma ilişkisi kurabiliyorlar5. Kediler ve köpekler sevgimize karşılık verebilen canlılar oldukları için bağlanma ihtiyaçlarımızı kısmen de olsa karşılayabiliyorlar ve ebeveynleri tarafından yeterli ilgi görmeyen çocukların gelişiminde ciddi seviyede olumlu bir etki yaratabiliyorlar6,7. Ebeveynleri ile sağlıklı bir bağlanma gerçekleştiremeyen çocuklar ise ebeveynlerinin yerini evcil hayvanları ile doldurup güvenli bağlanma dinamikleri geliştirebiliyorlar8.

Evcil hayvanlar bebeklerin bilişsel gelişimi için de son derece faydalı olabiliyor. Yapılan bir araştırmaya göre; evcil hayvanlar bebeklerin konuşmayı öğrenmelerini ve gelecekte daha iyi sözlü iletişim kurmalarını kolaylaştırıyorlar9. Sabırlı birer dinleyici olmaları sebebiyle hayvanlar bebekleri konuşmaya teşvik edebiliyorlar. Bunun yanı sıra, bebekler de evcil hayvanlara sevgilerini göstermek veya komut vermek amacıyla iletişim kurmaya çabalayabiliyorlar. Evcil hayvanlar bebeklerdeki merak duygusunu tetikleyerek onları öğrenmeye teşvik edebiliyor ve aynı zamanda onlara koşulsuz ilgi göstererek duygusal destek sunabiliyorlar6. Ayrıca, öğrenme anlamlı ilişkiler içerisinde gerçekleştiğinde daha kalıcı ve etkili olduğu için evcil hayvanlarla kurdukları ilişkiler bebeklerde öğrenmeyi kolaylaştırıcı bir işlev de kazanabiliyor.

Evcil hayvanlar sadece varlıklarıyla dahi çocuklar üzerinde olumlu etkiler bırakabiliyor fakat birçok araştırma gösteriyor ki çocuklar ve evcil hayvanlar arasındaki bağ ne kadar güçlüyse, bu olumlu etkiler de bir o kadar fazla görülüyor. Bir araştırmaya göre; evcil hayvanlarıyla güçlü bağları olan çocuklar evcil hayvanlarıyla zayıf bağları olan çocuklara göre kendilerini daha güvende hissediyor, takım çalışmasına daha fazla yatkınlık gösteriyor ve daha iyi empati kurabiliyorlar10. Bir diğer araştırmaya göreyse, evcil hayvanlarla güçlü bağlara sahip olmak çocuklarda sorumluluk bilincini geliştiriyor11. Fakat belirtmekte fayda var; çocukların sorumluluk bilincini geliştirmek isteyen ebeveynlerin hayvan bakımı konusunda (örneğin evcil hayvanları nasıl incitmeden sevmek gerektiği, onlara nasıl davranmak gerektiği) çocuklarına rehberlik etmeleri de son derece önemli.

Özetlemek gerekirse; evcil hayvanlar hem bebekler hem de çocuklar üzerinde son derece önemli pozitif etkilere sahip. Bebeklerin bilişsel yeteneklerini geliştiriyorlar, onlarda merak uyandırıp keşfetmeye motive ediyorlar. Hem bebeklere hem de daha büyük çocuklara duygusal destek sunuyorlar. Bağlanma ilişkisinin gerektirdiği ihtiyaçları ebeveynleri tarafından karşılanmayan çocukların bu ihtiyaçlarının bir kısmını karşılayabiliyorlar ve bir nevi ebeveynleri tamamlayıcı bir görev üstlenebiliyorlar. Ergenlik dönemindeki çocuklar için yakın ve güvenilir bir arkadaş görevi görüp, onların çeşitli sosyal ihtiyaçlarını karşılayabiliyorlar. Tüm bunları göz önünde bulundurduğumuzda şunu söyleyebiliriz: Evcil hayvan sahibi olmak bir çocuk sahibi olmaya, çocuk sahibi olmaksa yuvaya ihtiyacı olan bir hayvan sahiplenmeye engel değil. İnternette sıkça karşımıza çıkan bu inanılmaz sevimli çiftler beraberken daha mutlu ve sağlıklı bile olabilirler!

Kaynak: www.yakiniliskiler.com
Yazan: Alper Günay
Düzenleyen: Gizem Sürenkök

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER3 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER3 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER3 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND