Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Yükselen trendlere dikkat!

İş yapma ve para kazanma trendleri değişiyor. Geçmişte ilgi görmeyen pek çok uygulama ve alan cazibesi merkezi haline geliyor. İşte geçmişte pek önemsenmeyen, ancak bugünün en değerlileri…

İş yapma ve para kazanma trendleri değişiyor. Geçmişte ilgi görmeyen pek çok uygulama ve alan cazibesi merkezi haline geliyor. İşte geçmişte pek önemsenmeyen, ancak bugünün en değerlileri…

BÜYÜK KEŞİF…

İş dünyasının geçmişte önemsenmeyen bugünün yükselen değerleri…

Geçmişte çok önemsenmiyorlardı. Ancak bugün ajandaların odağında yer alıyorlar. Geçmişin personel departmanları bugünün insan kaynakları departmanı olarak bütçelerden aldığı payı yüzde 40’a ulaştırdı. Yatırımcıların yüzüne bakmadığı tarım ve hayvancılığa, bugün geleceğin sektörü olarak bakılıyor. Eskiden bütün yatırımlar İstanbul ve çevresine yapılırken şimdi herkesin hedefinde Anadolu var. İşte geçmişte önemsenmeyen bugünün en değerlileri…

1- HERKES SAHAYA İNİYOR
ING Bank Genel Müdürü Pınar Abay, göreve gelişinin hemen ardından yollara düştü. Amacı 81 ildeki bütün şubeleri gezmekti. Organizasyonu yerinde görüp müşterinin nabzını tutmak istiyordu. Abay gibi pek çok genel müdürün de neredeyse ilk işi saha oldu. Oysa durum, eskiden farklıydı. Sahada olmak, üst düzey yöneticiler tarafından önemsenmez merkezde olmak istenirdi. Peki saha neden değerlendi? Bunun en önemli nedenlerinin başında, yoğun rekabetle birlikte müşteriye yakın olma isteğinin artması geliyor. Hedef Alliance Yönetim Kurulu Başkanı Et-hem Sancak’ın hizmet verdikleri 20 bin eczacıdan en az yarısını şahsen tanımasının ardında da işte bu gerçek yatıyor. Çünkü saha, yönetici ve patronlara fiyat karşılaştırması yapmak, yeni ve ilginç fikirler edinmek, müşteri trendlerini gözlemlemek gibi pek çok fırsat sunuyor. Arzum’un yönetim kurulu başkanı Murat Kolbaşı da bu gerçeklerin farkında. Aksaklıkları iyi analiz edebilmek, yaratıcı çözümlere ulaşmak için sahayı önemseyen Kolbaşı, “Ayda minimum 2 iş günümü sahaya ayırmaya çalışıyorum. Yöneticilerimin de benim ayırdığım vaktin daha fazlasını saha ziyaretlerine ayırmalarını talep ediyorum” diyor. Geçtiğimiz aylarda UPS Türkiye Genel Müdürü ve tüm üst düzey yöneticileri, sahadan daha verimli geri dönüş almak için birer gün kurye oldu. UPS Türkiye Ülke Müdürü Mike Harrell, bu şekilde yeni yıl öncesinde pazarı ve müşteri ihtiyaçlarını daha iyi gözlemleme fırsatını yakaladıklarını söylüyor. Saha ziyaretlerinde bankacılarla inşaatçılar birer rekortmen. Türkiye’nin büyük karma projelerinden Batışehir’i yapan Ege Yapı’nın yönetim kurulu başkanı İnanç Kabadayı, “Günlük çalışma vaktimin en az 4’te 1’ini saha ziyaretlerine ayırıyorum” diyor. Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Nafiz Karadere ise her ayın 9-10 gününü sahada geçiriyor.

2- TARIMA DÖNÜŞ DÖNEMİ
Son dönemde değerlenen işler arasında kuşkusuz tarım ve hayvancılık ilk sırada yer alıyor. Eskiden işadamları yatırım yapılacak alanlar arasında tarım ve hayvancılığı saymazdı. Bugün pek çok grup bu alana yatırım yapıyor. Kipaş’tan Doğan’a, Anadolu’dan Limak’a kadar Türkiye’nin önde gelen holdinglerinin tarım ve hayvancılıkta yatırımları bulunuyor.

Bu alanın cazibesini artırmasının en önemli sebebiyse kuşkusuz dünya nüfusunun hızla artıyor olması. Tarımsal alanların daralması, su kıtlığı, tarımsal üretime önem verilmemesi, küresel ısınma gibi nedenler de yatırımcıların bu alana ilgisini yükseltiyor. Hatta bu alana, geleceğin sektörü olarak bakılıyor. Artan teşvikler de sektörün cazibesini artırıyor. Hayvancılığı stratejik gördüğü için yatırım yapanlar arasında ilk sırada, Türkiye’nin en büyük ilaç dağıtımcısı Hedef Alliance’ın patronu Ethem Sancak var. Sancak, Türkiye’de yıllardır işadamlarına tarım ve hayvancılığın kârlı bir sektör olduğunu anlatıyor ve bu alana yatırım çekmek için gönüllü elçilik yapıyor. Sancak’ın ortağı Ata Grubu ile bugüne kadar hayvancılık alanına yaptığı yatırım 50 milyon doları aştı. Sancak gibi bu alanı stratejik gören holdingler arasında Doğan, Doğuş, Anadolu, Kazancı, Limak, Kipaş, Kayhan, Kibar, Tahincioğlu ve Orhan Holding bulunuyor. Yaprak Çiftliği’nin sahibi Global Yatırım Holding Başkan Yardımcısı Erol Göker, hayvancılığın nasıl değerlendiğini şöyle anlatıyor: “Çiftlik kurmaya karar verdiğimde tarım ve hayvancılık çok horlanıyordu. İş dünyasından herkes bana gülümsemeyle baktı. ‘Bu işe girilir mi’ diye dalga geçtiler. Şimdi baktığınızda Türkiye’nin en büyük holdingleri bu alana yatırım yapmak için birbirleriyle yarışıyor.”
İşte bu ilgi rakamlara da yansıyor. Türkiye’nin tarımsal ürün ihraç ettiği ülke sayısı 186’ya, ürün çeşidi 1.536’ya ulaştı. İhracat miktarı ise son 9 yılda yüzde 277 arttı.

3- İŞBİRLİKLERİ HIZLI ARTIYOR
2000’ler öncesinde iş dünyasında birlikte iş yapma kültürü çok yaygın değildi. Hele rakip şirketlerin birlikte çalışması ise neredeyse imkansızdı. Bugün ise bu anlamda bambaşka bir kültür var. Bugün perakendeden bankacılığa kadar birçok sektörde, ortak iş yapma kültürü yükselişe geçti. Buna en güzel örneklerden biri, kredi kartları pazarında yaşanıyor. İşlem hacminin 202 milyar TL’yi aştığı pazarda, rakip bankalar yarattıkları or-
tak platformla marka ortaklıklarını artırıyor. Garanti’nin Bonus kartını 10 farklı banka birden kullanıyor. Ortak platform kartı olan Bonus’un 6 milyar TL’lik hacmi bulunuyor. İş dünyasında eskiye göre artan işbirlikleri rakip gruplar arasındaki ortaklıkların da çoğalmasına yol açıyor. Eskiden birlikte yatırım yapması hayal bile edilemeyen gruplar birlikte hareket ediyor. İnşaatta Tekfen Rönesans’la, Limak Holding ise Cengiz, Kolin ve Yüksel’le işbirliği yapıp birlikte ihalelere giriyor. Tırsan Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Nuhoğlu’na göre işbirliklerinin artmasının en önemli nedeni, artan rekabet. İşbirliklerinin şirketleri daha güçlü kıldığını söyleyen Nuhoğlu, “İşbirlikleri öğrenme, beraber iş yapma kültürünü geliştiriyor. Kendinizi sektördeki diğer şirketlerle kıyaslama şansı tanıyor. Hepsinden önemlisi, sektörünüzün pastasını büyütürsünüz” diyor. Perakende de benzer bir trend var. Alışveriş Merkezi Yatırımcıları Derneği (AYD) Başkanı Hakan Kodal da son dönemde perakende de işbirliklerinin arttığını
vurguluyor. Kodal, “3 yıl önce AYD, BMD ve AMPD’nin ortak platformda bir araya getirmek hayal gibiydi. Şimdi ise birlikte birçok etkinlik düzenlemeye başladık” diyor ve ekliyor: “Artık kiracılarla AVM’ler arasında da kavga olmayacak.”

4- ANADOLU HIZLA YÜKSELİYOR
Eskiden yatırımlar, İstanbul ve çevresine yapılır, Anadolu önemsenmezdi. Çünkü alım gücü olan tüketicinin, İstanbul ve çevresinde yoğunlaştığı düşünülürdü. Son yıllarda ise trend tam tersine döndü. Anadolu adeta yeniden keşfediliyor. Büyük grupların hemen hepsinin odağında Anadolu var. Yeni mağazalar, konutlar, oteller, okullar Anadolu’da açılıyor.

Gelecek 5 yıl içinde Dominos Anadolu’da 300, Damat 80, Migros ise 115 mağaza açmayı planlıyor. Turizmcilerin hedefinde de önümüzdeki dönemde Anadolu’ya 3,5 milyar dolarlık yatırım yapmak bulunuyor. Perakende ve alışveriş merkezinde de yatırımların yönü, Anadolu’ya kayıyor. 2 yıl öncesine kadar AVM’lerin yarısı İstanbul’dayken bu durum Anadolu’nun lehine değişiyor. Bugün AVM’lerin yüzde 61 ’i Anadolu’da yer alıyor ve bu oranın yeni yatırımlarla birlikte daha da artması bekleniyor. Türkiye’nin en büyük yerli AVM yatırımcılarından Rönesans Holding’in alışveriş merkezleri bölge müdürü Nezihi Kayıboğlu da 2013’te yeni açacakları AVM’lerin hemen hepsinin Anadolu’da olacağını söylüyor. Bugüne kadar Gaziantep ve Malatya’da AVM yatırımı yaptıklarını belirten Kayıboğlu, “Anadolu’nun önemi artıyor. 2013’te yeni yatırımlarımız Samsun, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da olacak” diyor. Markalı konut üreticilerin de hedefinde Anadolu var. Yeşil GYO Genel Müdürü Işık Gökkaya da büyümenin Anadolu’daki projelerden geleceğini belirtiyor. Gökkaya, “Anadolu’da sosyal imkanları ve standartları yüksek, güvenli projelere ihtiyaç duyuluyor” diyor. Sadece yerli yatırımcılarda değil yabancılarda da Anadolu’nun önemi artıyor. Dünyanın önemli bilişim şirketlerinden IBM’nin hedefinde de Anadolu var. IBM Ankara Bölge Müdürü Metin Eskicioğlu, “Anadolu’ya yatırım yapmak bizim ana stratejimiz olacak. İstanbul’un dışına çıkarak Anadolu’daki müşterilerimizle yakın olacağız” diyor.

5- ORTA SINIFIN CAZİBESİ
1990’lı yıllarda şirketler, hep gelir piramidinin üstünü hedeflerdi. 2000’li yıllarla birlikte gelir dağılımında ve hayat standartlarındaki yükselme, orta gelir grubunu hedefe taşıdı. Otomotivden gayrimenkule hazır giyimden bankacılığa kadar pek çok sektörden şirketin hedefinde, bugün orta gelir grubu yer alıyor. Çok sayıda marka ve şirket, bu grubu kapsayabilmek için çalışıyor, onları cezbet-menin yollarını arıyor. Yönetim danışmanı Erkan Tozluyurt da bunu doğruluyor. Orta sınıfın yeniden keşfedildiğini söyleyen Tozluyurt, “Üst sınıfı hedefleyen markalar, esas potansiyelin orta sınıfta olduğunu görüp stratejilerini buna göre değiştiriyor” diyor. Orta sınıfın son dönemde değer kazanmasının en önemli sebebi ise bu grubun Türkiye’de diğer ülkelere göre daha hızlı büyümesi. TGI Nielsen’in araştırmaları da bunu gösteriyor. Nielsen’nin Türkiye Araştırması’na göre 2005-2010 yılları arasında orta sınıf yüzde 15 büyüdü. Türkiye’de yabancı yatırımcılar da orta sınıfın potansiyeline dikkat çekiyor. Yatırımlarını genç ve artan orta sınıfa göre şekillendiriyor. Coca-Cola Türkiye Başkanı Galya Frayman Moli-nas, orta sınıfın önümüzdeki dönemde Türkiye’de daha da büyüyeceği görüşünde. Molinas, “2020’de Türkiye nüfusu 82 milyon olacak, yani 10 yılda 8 milyon artacak. Buna karşılık, 2020’de Türkiye’nin orta sınıfına 11 milyon kişi daha katılmış olacak” diyor. Son dönemde orta sınıfa yönelen holdingler arasında ilk sırada Boyner var. Boyner CEO’su Aslı Karadeniz, orta sınıf harcama grubunun beklentilerini karşılamak amacıyla, “Çarşı” mağazalarını yeniden hayata geçirme kararı aldıklarını belirtiyor. Karadeniz, şöyle devam ediyor: “Türkiye’de orta sınıf çok ciddi gelişiyor. Orta sınıfı yakalamak için Çarşı formatını yeniden getirdik. Çarşı formatımızla yeni gelişen bölgelere girmek istiyoruz.”

6- KIYMETLENEN DEPARTMAN
Doğuş Holding’in patronu Ferit Şahenk, bir söyleşi öncesinde “Benim işim insanlar… İnsan yönetimi benim ajandamda ön sıralarda yer alıyor” demişti. İşte iş dünyasındaki bu yeni anlayış, personel departmanlarını insan kaynakları departmanına dönüştürdü.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND