Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Yükselen değer: Politik liderlik!

“Politik liderlik” son dönemin yükselen değeri. Bu durumun bilincinde olan liderler sorunları kazan-kazan formülü ile çözmeyi tercih ediyor. Anket sonuçlarına göre politik olmak verimliliği artırıp çatışmaları önlüyor. İşte politik liderlik konusunda bilinmesi gerekenler…

kişisel gelişim

Politik olan yükseliyor

 
 
 
“Politik liderlik” son dönemin en önemli gerçeği…

Liderler de bu durumun bilincinde… Bu nedenle şirket politikalarını belirlemekle işe başlıyor, tüm takımı bu politikalar etrafında birleştirip, önemsiz konularla uğraşmayı bırakıyorlar. Paydaşlarıyla yaşadıkları çatışmaları ise kazan-kazan formülüyle çözmeyi tercih ediyorlar. Yönetim guruları da politik liderliğin son dönemde başarı yakalamada anahtar rol oynadığı görüşünde Capital’in yenibiris.com’la, 3 bin 508 kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği anket de bu sapmayı destekliyor.. Anket sonuçlarına göre politik olmak verimliliği artırıp çatışmaları önlüyor. Polit  liderlerin yönettiği şirketler ise sektörlerinde daha rekabetçi ve başarılı oluyor. Apple’ın CEO’su Tim Cook, iş dünyasının etkili ve başarılı liderlerinden biri… Uzun yıllar egosunu ve tüm çatışmaları bir kenara koyarak Steve Jobs’un yanında çalışmayı başardı. Sabırla liderlik yeteneklerini ve özgüvenini geliştirdi, bir sonraki CEO oldu.

Ünlü yönetim uzmanı Peter Fisk’e göre, zirveye çıkmış birçok başarılı lider gibi Cook da politik liderlik özelliklerini kullanarak diğer insanların gücüyle yaşamasını biliyor ancak zamanı gelince kendi gücüyle diğerlerini de etkileyebiliyor. Fisk, “Bu alçakgönüllülük ve işbirliğini ortaya koyma özelliklerinin yanında lider ve özgün bir kişilik olabilmek, büyük şirketlerin gelecek CEO’ları için oldukça kritik özellikler” diyor. Yönetim terminolojisinde “politik olmak”, şirket içinde ve dışında network oluşturmak, ilişki geliştirmek anlamına geliyor. Çoğu zaman iş dünyasında özel bir etki yaratan politik özellikleri güçlü liderler, güvene ve saygıya dayalı ilişki kurmayı biliyor, paydaşlarıyla yaşadıkları çatışmaları kazan-kazan formülüyle çözüyorlar. Çatışmaların geri dönülmez bir kısır döngüye girerek şiddetlenmesine fırsat vermiyor, problem odaklı düşünüp, ne olursa olsun karşısındakinin itibarını koruyorlar. Karşılığında da ihtiyaç duydukları bilgi ve desteği alıyorlar. Dünyanın en itibarlı yönetim guruları da kişilerin politik yeteneklerinin hem kendileri hem şirketleri için başarıyı elde etmede anahtar rol oynadığını savunuyor. Ünlü yönetim gurusu Jeffrey Pfeffer, “Politik liderler şirketlerinin ihtiyacı olan uzmanlıkla, herkesin faydasına olacak birtakım unsurları ustalıkla bir araya getirdiklerinde başarı da geliyor. Bunun tersine, bazen de politik yeteneklerin eksikliğinden dolayı gelecek vaat eden bir kariyer sendeleyebiliyor” diyor.

Kariyer için anahtar
İş dünyasında bugüne kadar politik olmanın algısı çok da olumlu değildi. Hatta çoğu zaman kendi çıkarları için başkalarına dürüst olmamakla karıştırıldı. Ancak Pfeffer, “Böyle düşünenler daha fazla yanılamazlar” diyor, ardından da ekliyor: “Politik olmak işte kazan-kazan sonucunu doğuran çok önemli bir vasıf. Kişiler sadece işte gösterdikleri performansla değil aynı zamanda kurdukları doğru ve dengeli iletişimle başarıyı yakalayabilir.” Msearch INAC Kurucu Başkanı Ali Midillili de politik liderlerin katılımcı yönüne dikkat çekiyor. “Hedefi çalışanları ile paylaşıyor, kendilerini bekleyen tehdit ve fırsatlara yönelik kurum stratejisi doğrultusunda onların desteğini istiyorlar. Sürekli ekiplerini motive ediyorlar” diyor.

Amrop International Türkiye Yönetici Ortağı Dr. Yeşim Todik Akiş de politik olmanın değişik paydaşlarla ilişkileri yönetmek anlamına geldiğinde başarı için olmazsa olmaz olduğunu söylüyor. PWC İnsan Kaynakları Hizmetleri Direktörü Murat Demiroğlu ise politik liderlerin çoklu paydaş yönetiminde çok iyi olduklarını ifade ediyor. Sadece sermayedarın yanında değil, çalışanların, müşteri ve iş ortaklarını da gözeterek hareket edebildiklerini anlatıyor. “Karşı karşıya kalmaktansa omuz omuza vermeyi, işbirliği ortamı yaratarak ortak akıl ve çıkara odaklanmayı sağlayabiliyorlar” diye konuşuyor. Capital’in yenibiris.com 
sitesi üzerinden 3 bin 508 kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği ortak çalışma da bu durumu gözler önüne seriyor. Anket sonuçlarına göre iş yerinde politik olmak ilişkileri iyi yönetmek, stratejik olmak ve çıkarları gözetmek anlamına geliyor. Politik olmanın iş yerinde verimliliği artırdığı ve çatışmaları önlediği kanısı hakim. Ankete katılanların yüzde 62,1’i bu görüşte. Politik liderlerin yönettiği şirketlerin sektörlerinde daha rekabetçi ve başarılı olduğuna yönelik güçlü bir algı da var. Anketin katılımcıları da yüzde 71,5 oranında bu algıyı paylaştığını ifade ediyor.

Şirketteki sosyal dinamikler
Kariyer basamaklarını tırmanmak için de şirket politikalarında başarılı olmak gerekiyor. Ankete katılanların yüzde 77’si de politik olmanın başarılı bir kariyer için anahtar kriter olduğunu düşünüyor. Türk iş dünyasında başarılı politik liderlerin, şirket politikalarının önemini anlamasıyla başarıyı yakaladıkları görülüyor. Sofra Grubu CEO’su Yaşar Büyükçetin, kariyerinin ilk başlarında şirket genel politikalarıyla ciddi şekilde mücadele ettiğini itiraf ediyor. “Bazı politikaların değiştirilmesi gerektiğini düşünüyordum” diyen Büyükçetin, sonrasında neler olduğunu da şöyle anlatıyor: “Ancak, zaman gösteriyor ki bu politikaların arkasında gerçekten ciddi bir deneyim yatıyor ve uygulandığında hedefe çok daha kolay ulaşıyorsunuz. Şirket politikalarını anlayıp uyguladığımız zaman zirve çok daha kolay.” CEVA Türkiye ve Balkanlar Genel Müdürü Aslan Uzun da kariyerinin ilk dönemlerinde, kendisine kılavuzluk yapacak olan şirket politikaları ile tanıştığını belirtiyor. “Bunun önemini kavradığım gün yöneticiliğe ilk adımı attığımı düşünüyorum” diyor. İpragaz Genel Müdürü Selim Şiper de “Eğer iş hayatına atılırken, şirket politikalarının yani, vizyon, misyon, ortak değerler ve stratejilerinin farkında değilseniz, baştan kayıptasınız demektir” diye konuşuyor.

Ne zaman politıkleşiyorlar?
Politik liderlik özelliklerini kazanma sürecine gelince… Uzmanlara göre, yükselişteki yöneticiler kariyerlerinde 2 kez organizasyon yönetmelerine fırsat veren büyük testlerle karşılaşıyor. İlk test kariyerlerinin 5 ya da 7’nci yılından sonra geliyor. Bu dönemde kişiler kendi bireysel performanslarından çok etrafındaki insanlar üzerinden ne başarabileceklerini görebilecek sorumluluklar almaya başlıyor.

İkinci test ise genellikle kariyerlerinin 15-20’nci yılında karşılarına çıkıyor. Yönetim danışmanı Bonnie Wentworth’a göre, bu dönemde kişiler daha üst rollere tırmanıp, daha fazla görünürlük kazanıyor. Bu noktada da Wentworth, “İlerleyen yıllarda kişilerin hatalar için daha az şansı var. Teknik yetenekleri de başarılı bir kariyer için fazlasıyla gereksiz hale gelmiş oluyor” sözleriyle duruma açıklık getiriyor. Murat Demiroğlu da tepe yönetime doğru ilerledikçe, işlerden ziyade rollerin tanımlı olduğu, değişen koşullara uyum sağlamanın gerektiği noktada politik liderlik özelliklerine ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. “Politik olmak pek çok konuda karar alma, çok çeşitli kişi ve gruplardan hesap sorma ve hesap verme arttıkça daha fazla önem kazanır” diyor.

En politik lider kent
Türk iş liderleri arasında politik liderlik özellikleriyle en çok ön plana çıkan isim uzmanlara göre Coca-Cola CEO’su Muhtar Kent. Hatta bir uzman, “Sadece Türkiye’de değil, dünyada network kullanma ve insanlarla samimi şekilde ilgilenme konusunda bence en iyi ‘benchmark’ Muhtar Kent’tir. Kendisinin dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki iş ilişkilerini geliştirmeye odaklı Amerika-Çin İş Konseyi Başkanı da seçildiğini özellikle vurgulamak isterim” diyor. Türkiye’nin alanında lider şirketlerinin yanı sıra dev kuruluşları çatısı altında toplayan holdinglerinin yöneticileri de politik liderler arasında gösteriliyor. Koç Holding CEO’su Turgay Durak, Turkcell CEO’su Süreyya Ciliv, Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, Unilever Türkiye CEO’su İzzet Karaca ve P&G Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Saffet Karpat politik liderler listesinin en başarılı isimleri arasında sıralanıyor. Bir yönetim uzmanı Koç Holding CEO’su Turgay Durak’ı Ford gibi bir dünya devinin ve Koç gibi yerel bir devin tüm iç politika virajlarını dönmeyi başardığı için çok başarılı bulduğunu ifade ediyor. “Bu virajlardan sağ çıkmak bir mühendis için kolay değildir” diye de ekliyor. Bir başka uzman da Turkcell CEO’su Süreyya Ciliv’in politik liderler arenasında ön saflarda yer aldığını belirtiyor. Nedenlerini de şöyle sıralıyor: “Çok karışık ve kaotik bir ortaklık yapısını, yönetim kuruluna rağmen yönetiyor. Şirketin başında yara almadan gidiyor.”

Çok uluslu şirket avantajı
Uzmanlara göre uluslararası şirketlerde çalışan yöneticilerin politik liderlik özelliği sergileyebilmesi daha kolay. Egon Zehnder International Yönetici Ortağı Murat Yeşildere, çok uluslu şirketlerin çalışma sisteminin daha politik ve diplomatik liderlik özellikleri gerektirdiğini belirtiyor. “Çünkü onların sistemlerinde birden çok patron var. Oradaki sistem bir şekilde yöneticiyi disipline ediyor. Orada daha çok politik ve diplomat liderler çalışıyor. Bu bir gereksinim, başka şekilde ilerleme şansınız yok. Örneğin Türkiye’deki lokal şirketlerde egoyu pompalayan, merkezi karar verme güdüsü olan bir sistem varken, uluslararası şirketlerde isteseniz de bunu uygulayamazsınız.

Çünkü hep daha iyi bilen birileri vardır. Belli kararların ortak düşünülerek ve pazarlık yapılarak verilmesi isteniyor. Yöneticiler her cephede savaşmak yerine öncelikli cephelerde diplomasi yapıyor, gri tonlar burada devreye giriyor” diyor.Unilever ve P&G gibi çok uluslu şirketlerin üst düzey yöneticileri de politik liderlik özellikleriyle dikkat çekiyor. Uzmanlar bu durumun çok doğal olduğunu ifade ediyor. Özellikle çok uluslu yapılarda yıllar boyu lider olmayı başaran bu isimlerin, bu başarıyı gösterebilmelerinin nedenini de çok sıkı politik liderlik özelliklerine sahip olmalarına bağlıyorlar.


Giderek önemi artıyor

Son dönemde politik olmanın önemi de giderek artıyor. Yenibiris.com’un Capital için gerçekleştirdiği anket de bu durumu doğruluyor. Katılımcıların yüzde 90,3’ü de bu yönde görüş belirtiyor. Peki politik olmak neden daha önemli hale geldi? Anket bu soruya da yanıt veriyor. Katılımcıların yüzde 31,8’i artık direkt olmanın fayda sağlamadığını bazı konularda politik olmayı bilmek gerektiğini düşünüyor. Yüzde 22,5’i “Gereksiz konularda kavga etmek yerine politik olmak kazandırıyor” diyor. Yüzde 20,1’lik bir oran da iş yerinde rekabetin eskisinden daha çetin hale gelmesi nedeniyle politik olmanın öneminin arttığını ifade ediyor. “Yeni dönemde güç kazanmak için politik olmak da gerekli” diyenlerin oranı da yüzde 16,5. Murat Yeşildere’ye göre de önümüzdeki dönemde liderlerin egoya kapılmadan mütevazı olabilmeyi bilmeleri gerekiyor. Yeşildere, “Aksi takdirde tepedeki iletişim ve işbirliği çok zorlaşıyor” diyor. Murat Demiroğlu, günümüz iş ortamında kişisel network’ün artan önem ve etkisinin farkında olunması gerektiğini belirtiyor. “Çalışanlar, güvenilirlik, hesap verebilirlik, sorumluluk tarzı değerlerin hayattaki yerini ve kullanımını ne kadar erken fark ederlerse o kadar yol kat edebilirler” diye konuşuyor. 


KARİYERİN 4 BASAMAĞI
DAVE ULRİCH / YÖNETİM GURUSU
TEKNİK BİLGİ YETMİYOR 

Kariyerde politik olmanın 4 basamağı olur. İlk basamak öğrenmek. Burada çalışanlar politik işaretleri okumayı öğrenir, şirket politikalarını ve organizasyon yapısını tanırlar. İkinci aşamada başarılı olmak için sadece bir konuda teknik bilginin yeterli olmadığını fark ederler. Başarının aynı zamanda kültürel ve politik hassasiyetleri de barındırdığını anlarlar.
ANAHTAR NOKTADAKİLER 
Böylelikle anahtar noktadaki karar alıcılarla nasıl iletişime geçmeleri ve bağ kurmaları gerektiğini öğrenirler. Üçüncü aşama yönetim seviyesinde olur. Burada diğerlerini yönetmek ve lider olarak saygı kazanmak için politik networkler oluşturulması gerekir.

YÖN VEREN POZİSYON 
Dördüncü basamak ise geleceğe yön veren pozisyon. Burada yöneticilerin organizasyonun politik ve kültürel gerçekliklerini fark etmesi şart. Sadece kurum içindeki politik konuları değil, denetim, tedarikçi, müşteriler, yatırımcılar ve toplumla ilgili politik konulara da hakim olmaları gerekir. Tüm bunları gerçekleştiren liderler politik liderlik açısından başarılı bir noktaya ulaşır.
BAŞARİ İÇİN 3 UNSUR 
Bugünün iş dünyasında politik olmak geçmişe kıyasla daha da önemli. Bugün başarılı olabilmek için 3 unsur gerekiyor. Bunlardan birincisi teknik uzmanlık, yani yapılan işle ilgili derin bir bilgi ya da bilgiye ulaşım. İkincisi kültürel hassasiyet, üçüncüsü de politik olmak. Burada diğer insanlarla çalışmak ve gerekli desteği almak çok önemli.

“BASKIYI SÜNGER GİBİ EMERLER”
MURAT YEŞİLDERE / EGON ZEHNDER INTERNATIONAL YÖNETİCİ ORTAĞI

DİPLOMATLAR 
Ben politik liderleri daha çok diplomat liderler olarak tanımlamayı tercih ediyorum. Bu liderler içerde çalışılabilir bir ortam sağlıyor, değişik taraflardan gelen baskıyı sünger gibi emebiliyor.

MUTEVAZILER 
Diplomat liderlerin en önemli özellikleri mütevazi olmaları. Karşı tarafa baskıcı bir egoyla yaklaşmazlar. Ortak akla bağlı çalışırlar. Toplumun etrafındaki paydaşlardan network oluşturur, sonra bunu çalıştırmak için kişisel bir gayret sarf ederler.

BİREYSEL DEĞİLLER GRİ TONLAR 

Türkiye’de ise işbirlikçi münazara kültürü yeterince gelişmiş değil. Bizde kararlar siyahta veya beyazda oluşuyor. Ortak payda olan gri tonlarda buluşulamıyor. Bu sebeple hep masada birileri kaybettiğini düşünüyor, kendini kötü hissediyor.

GEREKSİZ MÜCADELE

Bu da gereksiz mücadele ve güç savaşına girmeye neden oluyor. Oysa ortak bir şeyler yapma motivasyonu olsa iş kolaylaşacak. Diplomat liderler işte bu noktada farklarını ortaya koyuyor. Gri tonlarda buluşmayı biliyorlar.

NASIL ÇALIŞIYORLAR ?
İYİ LİDERİN TANIMI 
Sofra Grubu CEO’su Yaşar Büyükçetin, günümüz dünyasında şirket dinamiklerini yönetmenin 2 yolu olduğunu düşünüyor. Bunları “duygusal dinamikler ile bilimsel ve de nedensel dinamikler” olarak açıklıyor. Hiçbir şirketin yalnızca matematiğe dayanarak yönetilemeyeceğini de belirten Büyükçetin, “Zamanın şartlarına ve duruma göre çok iyi bir karışım yapmanız gerekiyor. Aslında bence bu yönetici ve iyi bir lider olabilmenin tanımı” diyor.
“SEZİNLERSİNİZ” 
İpragaz Genel Müdürü Selim Şiper, şirket dinamiklerini “Elle tutulmaz, gözle görülmez bir bulut gibidir. Adeta havaya asılı kalmıştır. Görmez, duymaz ama sezinlersiniz. İçgüdüsel olarak bu esintiye, eğilime göre vaziyet alırsınız” sözleriyle tanımlıyor. Şirket içinde fikir ayrılıklarını ve çatışmaları nasıl yönettiğini şöyle anlatıyor, “Ben, direkt olarak sorunlara veya fikir ayrılıklarına müdahil olmak yerine, bir nevi koçluk ederek, tarafların kendi aralarında anlaşmalarını sağlamaya gayret ederim. Gerekirse kendimi müşterek hedef haline getirmek pahasına, esasen onların aynı gemide olduklarını hissettirmeye çalışırım.”

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Pandemi sürecinde değişen iş yaşamı

VERİMLİLİK, peryön, PANDEMİ, Manşet, İŞ HAYATI VE PANDEMİ, İŞ HAYATI, İNSAN YÖNETİMİ DERNEĞİ, EVDEN ÇALIŞMA, COVID-19 SÜRECİ

Şirketler pandemi sürecinde nasıl bir sınav verdiler? Bu süreçte öne çıkan farklı uygulamalar oldu mu? Evden çalışma verimli oldu mu? İşte tüm bu sorulara yanıt olabilecek nitelikte bir makale…

PERYÖN – Türkiye İnsan Yönetimi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Berna Öztınaz: ‘Daha uygar bir iş hayatı başlıyor’

Pandemi ile birlikte çalışma hayatı da tamamen değişti. Pek çok çalışan evden çalışmaya geçerken, bazı şirketler evden çalışma ve esnek çalışma modellerini kalıcı hale getirdi. PERYÖN – Türkiye İnsan Yönetimi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Berna Öztınaz, “Önümüzdeki dönemde iş hayatında fiziksel etkileşimin daha az olduğu, toplantıların uzaktan bağlantı yoluyla yapıldığı, hijyenin ana gündem maddelerinden biri olduğu ve yeni çalışma modellerinin çalışan ve işveren arasında görüşülerek hayata geçirildiği bir süreç bizi bekliyor. Aslında günümüzden daha demokratik ve uygar, toplumun ihtiyaçlarına uygun yeni bir iş hayatı başlıyor” diyor.

Türkiye’de şirketler pandemi sürecinde nasıl bir sınav verdiler?

Genel olarak Türkiye’deki şirketleri incelediğimizde COVID-19’a üç farklı tepki verildiğini gördük. İlk tip şirketler salgının başlamasıyla birlikte talep düşüşü dolayısıyla da gelir kaybı yaşayanlar. Bu kulvardaki kurumlar salgının işlerini vurmasıyla birlikte hayatta kalma moduna geçtiler ve zorlu bir mücadelenin içine girdiler. İkinci tip şirketler ise çok büyük bir talep artışını ve iş sürekliliğini aynı anda yönetmek zorunda kalan şirketler oldu. Sağlık, gıda ve kargo hizmetleri gibi alanlarda çalışan bu şirketler belki de en zorlu mücadeleyi verdi. Üçüncü tip şirketler ise pandemi sürecine finansal olarak daha tedarikli yakalandı. Genellikle çokuluslu, geliri birden fazla kaynağa dayalı, pandemiden direkt etkilenmeyen alanlarda çalışan ya da finansal güçleri nedeniyle kayıpları tolere ederek, farklı gelir kaynakları sağlayabilen bu şirketler dönemi daha rahat yönetebildiler. Bu kurumlar pandemi sürecinde çalışanlarına odaklanmaya daha fazla olanak buldular.

Pandemi süreci tabii ki benzersiz bir süreç. Alınan önlemlere de genel olarak baktığımızda başarılı çalışmalar gerçekleştirildi.

LİDERLİK ÖN PLANA ÇIKTI

Bu süreçte öne çıkan farklı uygulamalar oldu mu?

Bence öne çıkan liderlikler oldu. Bu liderler kurumlarındaki panik havasını dağıttılar, günün gerekleri ve acil durumları ile yüzleşirken geleceğe dair umutları canlı tuttular. Samimiyet, ciddiyet, akıl ve vicdanla harmanlanmış yönetim şekillerinin şirketlerin performansını ciddi şekilde farklılaştırdığına tanıklık ettik.

Aynı yaklaşımının pandemiyle mücadeleye gelince ülke yönetimlerinde de fark yarattığını düşünüyorum. Almanya, Norveç, Yeni Zelanda, Tayvan liderlerinin ülkelerini başarıyla çalkantılardan korurken, ortak aklı reddeden ülke liderlerinin tökezlediğini beraberce gördük.

ESNEK ÇALIŞMA ÜRETKENLİĞİ ARTTIRDI

Evden çalışma ne kadar verimli oldu?

Yeterli teknolojik altyapıya sahip ve gerekli eğitimlerini tamamlayan şirketlerin evden de ofisteki gibi hatta daha verimli çalıştıklarını görüyoruz. Yapılan bir araştırma evden çalışanların her ay 1,4 gün daha fazla çalıştığını ve bunun da yılda 3 hafta gibi bir süreye denk geldiğini gösteriyor. Ayrıca araştırma şirketi Valoir’in 2020 Uzaktan Çalışma Araştırması’nın sonuçlarına baktığımızda uzaktan çalışmayı deneyimleyen çalışanların yüzde 86’sı üretkenliklerini mükemmel veya iyi olarak tanımlarken gelecekte de uzaktan çalışmaya devam etmek isteyenlerin oranının da yüzde 40’tan daha fazla olduğunu görüyoruz.

Evden çalışma sürecinin sonunda ellerindeki verileri değerlendiren şirketlerden evden çalışmaya devam etme kararı alan ya da ekiplerini dönüşümlü olarak evden çalışmaya teşvik eden birçok kurum var. Örneğin Google, evden çalışma uygulamasını Temmuz 2021’e kadar uzattığını açıkladı. Twitter ise evden çalışması mümkün olan çalışanları için süresiz olarak uzaktan çalışabilmelerine izin verdi.

Pandemi bize çalışma hayatı açısından ne öğretti?

Pandemi ilk başta hiç kimsenin yalnız olmadığını gösterdi. Salgın sebebiyle doğal olarak panikledik, evlerimize kapandık ve belki de belirsizlikler sebebiyle çok da yalnız hissettik ama işin sonunda bu süreci hep beraber atlatıyoruz. Bu kollektif bir mücadele. Şirketler ve insanlar birbirlerine daha çok sarıldılar.

İkinci olarak salgın döneminde yapılan faaliyet ve davranışların gelecekteki konumumuzu etkileyeceği net bir şekilde anlaşıldı. Şirketler, geleceğin dünyasında ‘iyi birer vatandaş’ olduklarını vurgulamak, ‘çalışan deneyimi’ni sürekli geliştirmek ve daha ‘şeffaf politikalar’ uygulamak zorunda olduklarını gördüler.

about:blank about:blank Ama bunlardan da önemlisi pandemi hepimize en hazırlıklı olduğumuz dönemde dahi aslında ne kadar savunmasız olduğumuzu gösterdi. Bunun sonucu olarak da süreci başarıyla atlatan şirketlerin hepsinin çevik davranan ve dümeni eline alan kurumlar olduğunu gördük.

OFİSLER YENİDEN TASARLANIYOR

Pandemi sonrası çalışma hayatı nasıl olacak?

Pandemi sonucunda iş hayatında genel kabul görmüş konuların temeli sarsıldı. Bu sebeple de hem çalışanlar hem de şirketler, ofis, çalışma yöntemi, işin kendisine yüklenen anlam ve mesai gibi kavramları yeniden düşünerek iş dünyasının doğrularını baştan tasarlamaya yöneldiler.

Önümüzdeki dönemde iş hayatında fiziksel etkileşimin daha az olduğu, toplantıların teknolojik çözümlerle uzaktan bağlantı yoluyla yapıldığı, hijyenin ana gündem maddelerinden biri olduğu ve yeni çalışma modellerinin çalışan ve işveren arasında görüşülerek hayata geçirildiği bir süreç bizi bekliyor. Aslında günümüzden daha demokratik ve uygar, toplumun ihtiyaçlarına uygun yeni bir iş hayatı başlıyor diyebiliriz.

Peki ofisler nasıl şekillenecek?

Eskinin ofislerine baktığımızda, toplantı odaları, özel ofisler, çalışma alanları, ortak kullanım ve sosyalleşme alanları gibi pek çok ünite görüyoruz. Geleceğin ofislerinde ise teknoloji başat bir rol oynayacak. İlk başta uzaktan ve hibrit çalışma modelleri yaygınlaştığı için ofislerin büyüklüğü azalacak ve özel ofislerden ziyade ortak çalışma alanlarına daha çok yer verilecek.

PANDEMİ KADINLARI İŞİNDEN ETTİ

Pandeminin en çok kadın istihdamını etkilemesi bekleniyor…

Maalesef pandemi süreci kadın istihdamı konusunda olumsuz sonuçlar doğurdu. Kadınların çalıştığı işlerin büyük bir çoğunluğunun hizmet sektöründe olması ve bu sektörün de salgından derinden etkilenmesi sebebiyle kadın istihdamında kayıplar yaşandı. Ayrıca bu dönemde çocuklarına bakabilmek için işinden çıkan kadınların sayısının da arttığı araştırmalarda görüldü.

Şimdilerde içinde bulunduğumuz Post-COVID döneminde işte cinsiyet eşitliği ve çeşitlilik politikalarına daha çok yönelmemiz gerekiyor. Aksi takdirde özellikle pandemi ardından gelecek resesyonda kadın ve erkeklerin aldığı ücretler arasındaki makas daha da açılacak ve iş yaşamında cinsiyet dengesi daha da olumsuz etkilenecek.

Örneğin okulların açılması tekrar ertelendi. Bu durumda anne olan çalışanlar ne yapacak?

Okulların açılmasının ötelenmesi ile ortaya çıkan tabloda çocukların sorumluğunu ebeveynlerin eşit olarak üstlenmesi önemli. Çalışanın sorunu tek başına çözmek yerine konuyu işvereni ile paylaşarak çözüm arama yolunun seçilmesi tercih edilebilir. Diğer taraftan şu da bir gerçek. Pandemi dönemi kadınlar için zorlu bir süreç oldu. Çünkü çoğu kadın işlerini evden devam ettirmenin yanında ev işlerini ve çocuk bakımı gibi konuları da sırtlamak durumunda kaldı. Evlerde bulunan yardımcı personellerin çekilmesi bu süreci daha da ağırlaştırdı. Toplumumuzun kadın ve erkeğe dayattığı cinsiyet rollerinin de bu eşitsizlikte payı büyük oldu.

Mevcut dönemde gerçekleşen senaryolara baktığımızda kadınların iş yaşamının gereklerini gerçekleştirdikten hemen sonra yemek hazırladığı, sonrasında toplantılara katıldığı ve bunların ertesinde de çocuklarının ihtiyaçları ile ilgilendiği son derece dengesiz bir günlük yaşam ile karşılaşıyoruz. Bunun sonucu olarak bu yükü daha fazla kaldırmak istemeyen kimi kadınlar, yüksek gelir elde ettikleri işlerinden dahi ayrılmayı tercih ettiler.

Yaşananları dikkate aldığımızda toplum olarak gidecek çok yolumuz olduğunu düşünüyorum. Yaşadığımız coğrafya da bu konuda maalesef şanssız bir durumda.

Yazar: Burcu ÖZÇELİK SÖZER
Kaynak: www.hurriyet.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Başarılı bir kariyer için 50 evrensel öneri

Manşet, julıe bort, iş yerinde başarılı olmanın yolları, iş yaşamı, başarı

İş hayatında takip edilen stratejiler, uzun vadede iyi yerlere gelmek adına büyük önem taşıyor. Bu nedenle iş hayatında başarılı olmanız ve kariyerinizin zirvesinde yer almanız için 50 evrensel önerimiz var. Business Insider’da yayımlanan Julie Bort’un bilgilendirici makalesinden alıntılar sizlerle…

İş hayatında başarılı olmak için 50 evrensel tavsiye

Julie Bort, insanı her tür iş yaşamında daha başarılı yapacak 50 evrensel tavsiyeyi sıralıyor.

Aristoteles’e göre eleştiriden kurtulmanın sadece bir yolu vardır: “Hiçbir şey yapma, hiçbir şey söyleme ve hiçbir şey olma.”

İnsanı iş yaşamında korkuya sürükleyen üç korku kategorisi vardır:

1. Başarısızlık korkusu

2. Yetersizlik korkusu

3. Başkalarını hayal kırıklığına uğratma korkusu.

Geçenlerde Business Insider’da rastladığım bir makale ilgimi çekti. Makalenin yazarı Julie Bort; küçüğünden büyüğüne iş hayatının değişik safhalarında binlerce çalışan ve işadamıyla söyleşi yapmış, eski bir gazeteci. Diyor ki, “iş hayatında başarıyla ilgili iyi tavsiyeler evrenseldir.”

Julie Bort, insanı her tür iş yaşamında daha başarılı yapacak 50 evrensel tavsiyeyi şöyle sıralıyor:

1. “İşiniz için tutkunuz olsun. İşiniz sizin için anlamlıysa, iş hayatınız eğlenceye dönüşür.

2. İşin kendisiyle ilgili tutkunuz yoksa, onu yapma gerekçenizle ilgili tutkunuz olsun. Belki işinizi şirketinizi/kariyerinizi sevmiyorsunuzdur, ama kazandığınız para ve işinizin size sağladığı menfaatler aileniz için ihtiyaçtır. Ailenizi düşünerek doğru olanı yapmakla ilgili tutkunuz olsun.

3. Bazı şeylerin değişmesi gerekiyorsa, değişime liderlik yapan siz olun. İşinizi sevmiyor, ama kopamıyorsanız, ondan kurtulmanıza imkan verecek yetenekler geliştirin. Ofisinizde sorun varsa, sorunu çözen siz olun.

4. Küçükten başlayın ve orası temeliniz olsun.

5. Önce apaçık olanı yapın, daha sonra zora geçin. (Aksi takdirde yaptığınız şey, herkesin koparabileceği meyve peşinde olduğunuz kanaati uyandırır.)

6. Bozuk değilse tamir etmeyin, iyileştirin.

7. Öğrenilmesi zor olan şey, ne zaman devam edileceğini ve ne zaman bırakılacağını bilmektir. Bunu size kimse söylemez. Bir noktada karar vermek zorunda kalacak olan sizsiniz.

8. Akılsızlığın tanımı, aynı şeyi yapıp farklı sonuç beklemektir. Sonuç iyi değilse, bir şeylerin değişmesi gerekiyor demektir.

9. Kimse tek başına başaramaz.

10. Yardım isteyin. İsterken spesifik olun. Yardım geldiğinde zarif ve minnettar olun.

11. Etrafınızda pozitif insanlar olsun, pozif sonuçlar alırsınız.

12. Çeşitliliği kucaklayın. Kendi zayıflıklarınız telafi etmenin en iyi yolu, farklı yetenekleri olan takım arkadaşları oluşturmaktır.

13. İnsanların hayat tecrübeleri farklıdır. İki insan aynı toplantıya katılır ve farklı izlenimlerle ayrılır. Bunun için münakaşa etmeyin. Durumdan istifade edin.

14. Bir insana saygı ve nezaket dairesinde davranmak için onu sevmek zorunda değilsiniz.

15. Kimseye her konuda yapılması gerekeni söylemeyin ve kimsenin size her konuda yapılması gerekeni söylemesine izin vermeyin.

16. Ne kadar çok yaparsanız yapın ya da ne kadar başarılı olursanız olun, her zaman sizden daha fazlasına sahip olanlar çıkacaktır.

17. Daha azına sahip olanlar da.

18. İşte ne kadar sivrilirseniz sivrilin, kimseden daha fazla değerli olamazsınız. Kimse sizden daha fazla değerli olamaz.

19. Zamanını daha çok yeteneklerini kullanmaya ve iyi olduğu şeyleri yapmaya harcayanın mutlu olma şansı artar.

20. Zayıf yönlerini geliştirmeye harcayanınsa hayal kırıklığına uğrama şansı artar.

21. Pratik, yeni bir yetenek geliştirmenin en iyi yoludur. Yeni bir şey öğrenirken kendinizle ilgili sabırlı olun.

22. Zinde olmanın en iyi yolu yeni şeyler öğrenmektir.

23. Yeni şeyler öğrenmek demek bir işin acemesi olmak demektir. Bu da hata yapmak anlamına gelir.

24. Başlangıç hatalarında kendinize ne kadar müsamahalı olursanız yeni şeyleri o kadar çabuk öğrenirsiniz.

25. Projenizin ya da şirketiniz ilk aşamasında hiçbir zaman ihtiyaç duyduğunuz tüm kaynaklara (zaman, para, insan vs.) sahip olamazsınız. Kimse istediği kaynakların tamamına sahip olamaz.

26. Kaynak eksikliği mazeret değil, kılık değiştirmiş bir lütuftur. Yaratıcı olun.

27. Yaratıcılık ve yenilik, hergün yaptığınız şeyleri yeni yöntemler deneyerek öğrenilebilen yeteneklerdir.

28. Hesaplanabilir riskler alın.

29. Şirketinizin, kariyerinizin veya projenizin başlangıç aşamalarında bir sürü şeye “evet” demek zorunda kalırsınız. Daha sonraki aşamalarındaysa “hayır” demek zorunda kalırsınız.

30. Negatif “geridönüş” (feedback) bir ihtiyaçtır. Otomotik olarak reddetmeyin. Gerçeğin meyvelerini toplamak için olumsuz geridönüşü dikkat alın. Meyveleri topladıktan sonra kalanına itibar etmeyin.

31. Eleştiriken iş hakkında konuşun, kişi hakkında değil.

32. Büyük düşünün. Büyük hayal edin. (Alternatifi küçük düşünmek ve küçük hayal etmektir.)

33. Hayalinize nihai bir yol haritası muamelesi yapın. Ona hemen ulaşmak zorunda değilsiniz, ama ulaşmanın tek yolu ona adım adım yaklaşmaktır.

34.  Büyük düşünürseniz “evet”ten çok “hayır” duyarsınız. Kararı verecek olan onlar değil, sizsiniz.

35. Önemli olan basit bir şeyi yaratmanın ne kadar zaman alacağı değil, ortaya çıktığında onun ne kadar değerli ve faydalı olacağıdır.

36. Başarı için sadece bir sır varsa o da şudur: Planlarınızı diğer insanlarla paylaşın ve gelişmeler hakkında onlarla iletişim içinde olun.

37. Network’unuzu geliştirin. Yeni insanlarla tanışmak ve onlarla görüşmek için çaba sarfedin.

38. Şirketinizde hangi teknolojiyi yaratırsanız yaratın, yarattığınız şey bir ürün için değil, insanlar ve iyileştirmeye çalıştığınız hayatlar içindir.

39. Ne kadar başarılı olursanız olun, yine de başarısız olabilir ve büyük başarısızlıklar yaşayabilirsiniz.

40. Başarısızlık kötü bir şey değildir. Sürecin bir parçasıdır.

41. İşler her zaman kötüye gidebilir. Bunun sizi yıpratmaması için yapılması gereken tek şey hazırlıklı olmaktır.

42. Saygılı, ama kararlılıkla insanlara “hayır” demeyi öğrenin.

43. Mümkün olduğunca “evet” demeye çalışın.

44. Sık sık “evet” diyebilmek için, işin kapsamı ve sınırları sizin “evet”inize bağlı olsun.

45. Karşınızdaki insan ne kadar zengin, ünlü ve başarılı olursa olsun; onun da sizin gibi hayalleri, rüyaları ve korkuları olan bir insan olduğunu unutmayın.

46. İstediğinizi almak, mutlu olacağınız anlamına gelmez. Mutluluk, sahip olunanla tatmin olma sanatıdır.

47. Zor karakterlerle çalışmak her işin bir parçasıdır. Saygılı olur, işinizi iyi yaparsanız, onda dokuz o insanı aşarsınız.

48. Onda birinde de kendinizi kurban olarak görmeyin. Onun yerine yeni bir iş bulmak için gerekeni yapın.

49. Bir konuda kendinizi göstermeniz gerektiğinde, projenizi destekleyecek ve size sahip çıkacak bir yönetici bulun.

50. Ne istediğinize odaklanın, ne istemediğinize değil.”

İyi pazarlar diliyorum.

Yazar: Vedat Özdan
Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Duygusal zeka ve iş hayatı

verimlilik, performans, Manşet, iş hayatı, duygusal zeka

İş hayatında başarılı olmanızın duygusal zekanızla önemli ölçüde ilişkili olduğunu biliyor muydunuz? İşte duygusal zeka ve iş hayatı arasındaki ilişkiyi bilimsel verilerle açıklayan bilgilendirici bir makale…

İş hayatında başarılı olmak için neye ihtiyaç vardır?

Yazının ilerleyen bölümlerinde bu konuyu aydınlatmak için duygusal zeka konusunda dünya çapında yaygın olarak kullanılan bir ölçek ile hazırlanmış bir araştırmanın kısa özeti bulunmaktadır. Söz konusu ölçek İsrailli Psikolog Dr. Reuven Bar-On tarafından geliştirilmiştir. Bar-On Duygusal Zeka (EQ) terimini ilk kez 1985’de kullanmıştır. Sosyal ve duygusal zekayı homojenleştirerek 133 sorudan oluşan “EQ-i (Emotional Quotient Inventory)” ölçeğini hazırlamıştır. Bar-On’a göre Duygusal Zeka “Bir kişinin çevresel baskılar ve isteklerle başarılı bir şekilde mücadele edebilme kapasitesine etki eden duygusal, kişisel ve sosyal nitelikteki bilgi ve yetenekler topluluğudur.”

Bar-On’un duygusal ve sosyal zeka modeli aşağıdaki beş ana bölümde 15 bileşene bölünerek verilmiştir. (Stein, Book, 2000)

Yazının ilerleyen bölümlerinde bu konuyu aydınlatmak için duygusal zeka konusunda dünya çapında yaygın olarak kullanılan bir ölçek ile hazırlanmış bir araştırmanın kısa özeti bulunmaktadır. Söz konusu ölçek İsrailli Psikolog Dr. Reuven Bar-On tarafından geliştirilmiştir. Bar-On Duygusal Zeka (EQ) terimini ilk kez 1985’de kullanmıştır. Sosyal ve duygusal zekayı homojenleştirerek 133 sorudan oluşan “EQ-i (Emotional Quotient Inventory)” ölçeğini hazırlamıştır. Bar-On’a göre Duygusal Zeka “Bir kişinin çevresel baskılar ve isteklerle başarılı bir şekilde mücadele edebilme kapasitesine etki eden duygusal, kişisel ve sosyal nitelikteki bilgi ve yetenekler topluluğudur.” Bar-On’un duygusal ve sosyal zeka modeli aşağıdaki beş ana bölümde 15 bileşene bölünerek verilmiştir. (Stein, Book, 2000)

1. Kişinin iç kapasitesi: Bu kapasite iç irademizi tanımlar. Kendimizi nasıl iyi tanıdığımızı, kendimizi nasıl iyi hissettiğimizi, duygularımızla aramızın nasıl olduğunu tanımlar, hayatta yaptıklarımızdan hangilerinin bize kendimizi iyi hissettirdiğini anlamamıza da yardımcı olur.

• Farkındalık: Kişinin kendinin farkında olması, kendini anlaması, kabul etmesi ve kendine saygı duyması.

• Duygusal Bilinç: İnsanın kendi duygularını bilmesi, tanıması ve birbirinden ayırt edebilme yeteneği.

• Dışavurum: Duyguları, düşünceleri ve inançları kırıcı olmayan bir yolla ifade edebilmek.

• Bağımsızlık: Düşüncede ve eylemde kişinin kendini yönetme ve kontrol etme yeteneği ve duygusal bağımsızlıktan uzak kalmak.

• Kendini gerçekleştirme: Birinin potansiyel yeteneklerini gerçekleştirebilmesi.

2. Kişiler arası yetiler: Bu yeti, başkalarını nasıl anladığımızı, onlarla nasıl ilişkide bulunduğumuzu tanımlıyor.

• Empati: Başkalarının duygularının farkında olmak, anlamak ve takdir etmek yetisi. İnsanların neyi neden yaptığına hassas olmak.

• Sosyal sorumluluk: Sosyal olarak sorumlulukla davranmak ve sosyal grup içinde yapıcı ve işbirlikçi olmak.

• Kişiler arası ilişkiler: Duygusal yakınlık, samimiyet ve etkilenme ile karakterize olan karşılıklı tatminkar ilişkileri kurma ve devam ettirme yetisi.

3. Uyum Sağlama: Bu kapasite sorunsal durumlarla ilişkide esnek olmayı, çevresel isteklerle ve başarıyla baş edebilmeyi tanımlar.

• Gerçeklik testi: Duygusal olarak yaşanmış olanla, subjektif olarak varolan arasındaki farkı anlama yetisi.

• Esneklik: Birinin duygularını düşüncelerini ve inançlarını değişen durumlara ve şartlara göre ayarlayabilme yetisi.

• Problem çözme: Sorunları belirleme, tanıma-tanımlama ve etkili çözümler bulma yetisi.

4. Stres Yönetimi:

• Strese Dayanıklılık: Stresle aktif ve pozitif olarak baş edebilme.

• Tepkilerini Kontrol: Birinin duygularını düzenleme yetisi ve bir baskıya karşı koyabilme ve/veya erteleyebilme yetisi.

5. Genel Ruh durumu: Bu bölge, kişinin hayattan zevk alabilmesini tanımlar ve hayattan memnun olma ile alakalıdır.

• İyimserlik: Hayata parlak tarafından bakabilme ve zor durumlarda bile pozitif tavrı koyabilme yetisi.

• Mutluluk: Kendi ile ve başkalarıyla mutlu olabilmek, hayattan tat ve zevk almak ve eğlenmek.

Bu kısa açıklamadan sonra dönelim başlangıçtaki soruya. Yukarıdaki soruyu kolaylıkla cevaplayabilmenin mümkün olmadığı açıkça ortadadır. İş performansını ölçmek amacıyla duygusal zeka (EQ) ile zihinsel zekayı (IQ) karşılaştıran ilk çalışma büyük bir Asya bankasında yapıldı. Bu çalışmanın sonuçları, işyerindeki başarıyı tahmin etmede EQ’nun, IQ’dan daha önemli olduğunu bilimsel olarak göstermiştir. Araştırmayı yapan Multı-Health Systems Inc. (MHS)’den Dr. Steven Stein, şöyle belirtmektedir:

”Deneyimimizden ortaya çıkan somut delil göstermiştir ki: Duygusal zeka iş performansıyla önemli ölçüde ve yüksek düzeyde ilişkilidir; ancak zihinsel zeka, işyerindeki performans ile önemsiz ve çok düşük düzeyde bir ilişki göstermektedir.”

Konuyla ilgili Filipinler’deki Manila Üniversitesi’nden Joseph Hee-Woo Jae’nin çalışması 100 tane üniversite mezunu banka çalışanını kapsamıştır (%56 kadın, %44 erkek). Hepsi dünyanın ilk bilimsel duygusal zeka çalışması olan BarOn EQ-I uygulamasına kayıt olmuşlardır. Her bir çalışan ayrıca gözetim yapan görevli ile birlikte bağımsız performans incelemesine girmişlerdir. Çalışma sonucunda gerçek iş performansının EQ değerlendirmesi ile, IQ değerlendirmesine göre daha sıkı ilişki içinde bulunduğunu ortaya çıkarmıştır. Aslında IQ değerlendirmesi, iş gelişimi ölçümünde %1’den az hesaplanarak, ölçümle ilgisiz çıkmıştır. Önceki tahminler iş başarısında IQ’yu %20’ye dek ilintili hesaplarken, çoğu araştırma bulguları %6’ya yakın bulmuştur. Ancak EQ sonuçlarının iş performansında etkileyici bir oranda, %27 oranında ilintili olduğunu ortaya çıkarmıştır. Dr. Stein, “Bu önemli bulgu pek çok insanların uzun yıllardır farkında olduğu, ancak bilimsel delillerle desteklenemeyen bir gerçeği ortaya çıkarmıştır.” dedi.

Dr. Reuven Bar-On bu sonucu şöyle karşılamıştır: “Bu, duygusal zekanın önemli olduğunu bilimsel olarak göstermiştir. Önemli olmasa bile, en azından işyerindeki başarının tahmin edilmesinde zihinsel zekadan daha önemlidir.” “Bu, gerçek zeki insanın yalnızca zihinsel olarak zeki değil; aynı zamanda duygusal olarak da zeki olduğu anlamına gelmektedir.”

Klinik Psikolog Steven J.Stein ve Psikiyatrist Howard E. Book tarafından yapılan geniş kapsamlı bir çalışma gösterdi ki; Duygusal Zeka, iş başarısının %15 ile %45’ ini açıklayabilmektedir. Bu çalışma esnasında, çeşitli işlerde çalışan 4888 kişi teste tabi tutuldu. Çalışmaya katılanlardan, işlerinde ne kadar başarılı olduklarını kendilerinin belirtmeleri istendi.

Bu bilgilerin tamamı Multi-Health System Inc. (MHS) tarafından Kuzey Amerika’daki insanlardan toplandı. Hepsinden EQ-i testini tamamlamaları ve işlerinde ne kadar başarılı olduklarını hissettiklerini değerlendirmeleri istendi. Bazı gruplar diğerlerinden daha küçüktü. Sadece istatistiksel önemi bulunmuş bilgiler kaydedildi. Her bir iş grubunda, yüksek performans gösterenler ile düşük performans gösterenleri ayırt edebilmek için, önem sırasına göre ilk beş faktör dikkate alındı.

Bazı gruplar ilk başta bir anlam ifade etmeyebilir. Örneğin, mühendislerden “gerçeklik testi” bileşeninden daha yüksek performans bekleyebilirsiniz. Bununla birlikte, sonunda tüm mühendisler “gerçeklik testi”nde nispeten yüksek puan aldılar ki bu da onların performanslarını birilerinkinden farklı kılmıyor. Bilakis yüksek performansı düşükten ayıran, aşağıda görüldüğü gibi diğer vasıflardır.

Stein ve Book bunları bir kek için tarifler olarak düşünülebileceğini söylüyerek, şöyle devam ediyorlar: “Biz en lezzetli kek için tarifler üretmeye çalışıyoruz. Yetkinlik analizimizde, bakılması gereken her bir faktörün ölçüsünü gösteren bir formül yarattık. Lojistik gerileme adlı süreci kullanarak pek çok iş grubu için EQ (duygusal zeka) faktörlerinin ideal bileşimini tanımladık. Bunlar, çalışanlar, insanlar ve işleri arasında en tatmin edici uyumu bulmayı isteyen işverenler için büyük kârlar sağladı. İşlerinde tatmin olan kişilerin, duygusal yetileri o iş için formüle uyan kişiler olma eğilimi gösterdikleri ortaya çıkmıştır.”

Bu ölçek 30 ayrı iş alanında çalışan toplam 4888 kişiye uygulanmıştır. Aşağıda araştırmaya katılan bütün kişilerin ve 3 iş alanına ait sonuçlar yer almaktadır. Burada her bir meslek için en önemli 5 faktör listelenmiştir. Parantez içindeki sayılar her bir grup için örneklem sayısını göstermektedir.

Genel İş Başarısı:

1- Kendini gerçekleştirme

2- Mutluluk

3- İyimserlik

4- Kendine saygı(öz saygı)

5- Kendine güven

Muhasebeciler:

1- Problem Çözme

2- Sosyal İlişkiler

3- Mutluluk

4- Kendine saygı(öz saygı)

5- Duygusal Farkındalık

Genel Satış Elemanları:

1- Kendini Gerçekleştirme

2- Dışavurum

3- Mutluluk

4- İyimserlik

5- Kendine saygı(öz saygı)

İK Yöneticileri:

1- Mutluluk

2- Kendini Gerçekleştirme

3- İyimserlik

4- Dışavurum

5- Stresle Başa Çıkma

Duygusal Zeka ile ilgili çalışmalar, ülkemizde çok azdır. Konuyla illgili Türkçe bir web sayfasına www.duygusalzeka.net adresinden ulaşılabilir. Ayrıca “Duygusal Zeka” konulu bir mail grubuna ise http://groups.yahoo.com/duygusalzeka adresinden katılabilirsiniz.

Konu ile ilgili paylaşımları gelecek haftalarda bu sayfalarda bulacaksınız. Görüş ve önerilerinizi, deneyim ve yaşadıklarınızı lütfen bizimle paylaşın.

Yazar: Eray Beceren
Kaynak: www.duygusalzeka.net

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND