Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Yükselen değer: koçluk!

YAŞAM KOÇLUĞU son dönemin yaygınlaşan bir mesleği…Bu meslek hakkında çok şey öğreneceksiniz!

YÜKSELEN DEĞER: KOÇLUK!

Kaynak: Tempo dergisi

Geçmişi 15 yıl olan `coaching mesleği, iş hayatında giderek önem kazanıyor. İş dünyasının koçları yöneticilere taktik veriyor, yönlendiriyor, motive ediyor.

Verimliliği, diğer insanları etkileme, onlarla daha etkili çalışma kapasitesini artırıyor. Kişinin potansiyelini açığa çıkararak performansını artırmasına destek oluyor.

Lloyd Denton, Hande Yaşargil

İngilizcede `mentoring, coaching, çalışan insanlara yol göstermek, danışmanlık ve terapi arasında odaklanan bir iş. Mentor Executive Coachingin kurucusu Hande Yaşargilin de Türkiyedeki tek koçluk şirketi olan Mentoru isim olarak seçişi tesadüf değil!
Hande Yaşargil ve Amerikalı ortağı Lloyd Denton, “İş hayatında hazır reçetelerin, sihirli formüllerin, çok kısa sürede etkisini gösteren dâhiyane çözümlerin olmadığı artık biliniyor.

Kendinizde, ekibinizde, işinizde bir değişim ve gelişim istiyorsanız, bunun için mutlaka zaman ve bireysel emek harcamanız gerekiyor. Koçluk, birebir çalışma yöntemiyle bu değişimin planlı, derin ve kalıcı olarak gerçekleşmesini sağlayan dünyadaki en etkili yöntemlerden diyerek başlıyorlar konuşmaya…

Executive coaching nedir?

Hande Yaşargil: Sporculuktaki koçlukta taktik verme, yönlendirme, motive etme vardır; biz bunu iş dünyasında yapıyoruz. Birebir yönetim danışmanlığı diye çevirmek de mümkün.

Bu konudaki eğitiminiz ne?

H.Y: İÜ Psikoloji mezunu bir psikoloğum. Bunun üzerine İnsan Kaynakları Yönetiminde yüksek lisanslıyım. Sekiz yıl insan kaynakları konusunda aktif bir şekilde çalıştım. En son DBR İnsan Kaynakları Direktörü ve İcra Kurulu Üyesiydim. Çalışırken de Amerikada bir enstitüde kısa terapilerin iş hayatında kullanılmasıyla ilgili bir sertifikasyon programına katıldım. “Bu işi en iyi nasıl yapabilirim diye düşündüğümde, iki alanı birleştirmeye karar verdim.

Koçluk yaparken terapi de yapmış mı oluyorsunuz?

H.Y: Aslında koçluk yapmak, terapi yetkinliklerinin küçücük bir parçası. Bu, bütün terapistler koçluk yapabilir anlamına gelmiyor. Çünkü iş alanında koçluk yapacaksan iş hayatını bilmen gerekir.

Yani diğer koçlardan farkınız var…

H.Y: Evet. Çünkü insanları sadece genel müdür şapkasıyla görmek zorunda değilim. O şirkete neler katabileceğini görmek için geçmişine bakabilirim. Bunu takip edebilecek yetkinliğim var.

Yöneticilere koçluk yapmanın faydası ne?

H.Y: Yönetici seviyesindeki insanların aldıkları her bir kararın şirkete çok büyük bir maliyeti, riski ve etkileme süresi var. Bir yöneticinin aldığı kararın o şirketi etkileme süresi, 3-5 yıl arasında; o yönetici ertesi gün işten ayrılsa bile! O nedenle maddi ve stratejik zararı azaltmak için yardım almaları iyi olur. Yönetici olabilmek için aldıkları eğitimler yadsınamaz; ancak alışkanlıkları da var. Bilgilerini ne kadar hayata geçirebiliyorlar? Karar alırken bilgilerini taze tutmalarını sağlıyoruz. En önemlisi, liderlik özelliklerini daha fazla kullanmalarına katkıda bulunuyoruz.

Lloyd Denton: Şirketler, çok büyük paraları yöneten yöneticilerle çalışıyorlar. Dolayısıyla koçlarla çalışmaları, oldukça fazla para tasarruf etmelerine sebep olabilir! Biz, insanlara ne düşünmeleri gerektiğini değil, bizimle birlikte düşünmelerini söylüyoruz.

Amerikada neden çok fazla koç var?

L.D: İş hayatındaki rekabet arttıkça insanlar, hem psikolojik hem de iş hayatında destek alabilecek uzmanlara ihtiyaç duydular. Böylece koçluk doğdu. Ancak İngiliz bir psikiyatr, bu işin Amerikada hızla popüler hale gelmesinin tehlikesi hakkında Harvard Business Reviewda makale yazdı.

Çünkü psikiyatri eğitimi olmayanlar da bu işi yapabiliyor. Herkesin karanlık noktaları vardır ve bu, bir psikolojik hastalıktan kaynaklanıyor olabilir. Bu noktada bir koça değil, terapiste gitmelisiniz.

Siz, Türkiyede bilinen ilk koçluk şirketisiniz. Koçluk için geleceğin mesleği denebilir mi?

H.Y: Harvard Business Reviewa göre, Amerikada şu an 10 bin koç var; 5 yıl içinde bu rakamın 50 bine çıkması bekleniyor. Yani talep çok fazla. Geleceğin mesleği denebilir. Ama bence Türkiyede sınırlı sayıda yapılacaktır. Terapi, danışmanlık daha yeni kavramlar; koçluğun pazarı yavaş yavaş oluşacaktır. Herkesin kalitesi ve başarısını zaman gösterecektir. Suiistimale çok açık bir konu.

Kimler koçluk yapabilir?

H.Y: Etiğe saygılı olmak, danışanı kollamak, iş ahlakını en yüksek seviyede tutmak gerekli. Üst düzey yöneticilikle ilgili bilgisi ve iş tecrübesi olmalı. Psikolojiyle ilgili olarak `popüler bilgiden daha fazlasına sahip olmalı. Sadece iş tecrübesi ya da psikoloji bilgisi yetmez. Biz, disiplinlerarası çalışıyoruz. Böylece her iki alanı da birleştirebiliyoruz.

Kimlere koçluk almalarını öneriyorsunuz?

H.Y: Üst düzey yöneticilere sürekli kendilerini geliştirme aracı olarak; yönetimde yeni görev alan birine hata yapmaması ve danışması için; şirket içinden birine daha üst düzey bir görev verileceğinde; performans azalmasında ve şirketlere lider yetiştirmede koçluk almalarını tavsiye ederim.

Ne kadar zamanda, ne vaat ediyorsunuz?

H.Y: Minimum 4 ay, 16 seanslık kontrat yapıyoruz. Genelde haftada 1 gün, 1-2 saat buluşuyoruz. Biz, destek olmayı vaat ediyoruz.

Kıvanç Ersöz (E&E Danışmanlık)

Önümüzdeki yıllarda popüler olacağı kesin!

Koçluk nedir sizce?

Bireysel gelişim programıdır. Aslında firmamız, kariyer danışmanlığı yapıyor. Koçluk da o şemsiyenin altında. İlgi ve bilgi sahamıza giriyor. Potansiyel insanların gelişimlerini hızlandırmak için kullanılan birebir destek programı. Onun başarısı için destek vermektir. 360 derecelik aynalı bir odadayız aslında. Birtakım testlerle kişinin kendini değerlendirmesini sağlıyoruz.

Nasıl koç olunur?

Temsilcisi olduğumuz şirket DBM, dünyanın en büyük kariyer danışmanlığı şirketlerinden. Beni, 5-6 ay önce Amerikada ve İngilterede eğitime gönderdiler. Kişinin kendini tanıması ve yönlendirmesiyle ilgili eğitimim ise 5 yıllık. Ancak koçluğun seviyeleri var. Ben şu an, talep olan, orta ve üst düzey yöneticiler için koçluk yapıyorum.

Koçun görevi nedir?

Bir fabrika mühendisine fabrika müdürlüğü verilecektir. Ama bilmediği bir daldır. Bunun için fabrika müdürlüğü yapmış bir koç bulunur. Yani dünyada işleyiş böyle. Üst seviyeye atanan insanın yanına, bu işi yapmış bir danışman buluyorsunuz. Böylece kişinin gelişimi hızlanıyor; co-pilot gibi. Bir de davranışsal olgunluk var. Genç orta kademe yöneticilerde potansiyel görülüyor, ama insan ilişkilerinde, ikna becerilerinde, liderlik özelliklerini kullanmada sorun olabiliyor. 3-6 ay içinde koçları sayesinde davranışsal olarak olgunlaşıyorlar. Çok iyi bir elemansın, ama karizman eksik? Bu nerede satılır ki? Hiçbir yerde! Ama koçu ona görevler verip kontrol ederek bunu başarabilir.

Sonuçta ne oluyor?

Hayata ve olaylara bakış açınız değişiyor. Daha olgunlaşıyor, insanlara ve olaylara daha pozitif bakıyorsunuz. Verimlilik, diğer insanları etkileme, onlarla daha etkili çalışma kapasiteniz artıyor. Bunlar da kişinin liderlik vasfını geliştirmiş oluyor.

Kimlere koçluk yapıyorsunuz?

Orta ve üst düzey yöneticilerle, direktör altı kişilerle verimli direktör olmaları için çalıştım.

Sizce bu, geleceğin işi mi?

Dünyadaki geçmişi 10 yılı aştı. Ama geleceğin işi olduğundan çok emin değilim. Doktorluk gibi bir şey; yanlış kişiler tarafından yapılırsa zarar verebilir. Yeterli eğitim ve tecrübe şart. Ama önümüzdeki yıllarda popüler olacağı kesin. Çünkü kriz sebebiyle piyasada çok sayıda işsiz üst düzey yönetici var. Onlar, `danışmanlık ve `koçluk yapacaklar. Aslında Türkiye için çok başarılı bir girişim olabilir. Çünkü pozitif bakış açısına sahip şirketler daha kârlı ve daha mutlu olur.

MURAT TOKTAMIŞOĞLU NE DİYOR?

Yaşam koçluğu kavramının içi boşaltılmasın

Koçluk nedir sizce?

Koçluk, kontrol etmek ve yönetmek değildir. Bir süreçtir. Bu süreçte koç, birey ve kurum için doğru olabilecek seçenekleri sunan, yanlış olduğunu düşündüğü konularda fikir belirten, fakat son kararı kişiye bırakan bir kolaylaştırıcı, ayna tutucudur. Kısaca koçluk, potansiyeli maksimize etmektir.

Danışmanlıktan farkı nedir?

Koç ve kişinin birebir çalışması ve sadece ihtiyaç duyulan zamanlarda değil, uzun vadede sürekli olarak uygulanan bir program olmasıdır.

Sizin yaptığınız yaşam koçluğunun farkı nedir?

Dünyada son 5 yılın en hızlı büyüyen sektörü diyebileceğimiz `Life Coaching-Yaşam Koçluğu değişen yaşam tarzı içinde, hayatın zorunlu kıldığı ihtiyaçları karşılamaya çalışan bireylerin yaşamlarını kendi istek, yetenek ve ihtiyaçlarına odaklı hedefleri doğrultusunda en iyi şekilde yaşamalarına yönelik ışık tutmayı hedefleyen bir uzmanlık dalı. Bir anlamda, kişinin iş ve özel hayatı arasındaki dengenin korunarak yaşamın daha mutlu, coşkulu, inançlı ve heyecanlı sürdürülmesi için kariyer planıdır.

Yaşam koçluğu nasıl yapılıyor?

Doğru cevaplardan önce doğru sorular sorularak. Ama cevapları koç değil, kişi bulur. Geçmişten bugüne nasıl gelindiğinden daha çok, gelecekte kişinin nerede olmak istediğiyle ilgilenilir. Koçlukta, terapistlerin günlük hayatın getirdiği problemler ve stres yaşayan insanların üzerinde uyguladıkları çözüm odaklı teknikler benzeri yaklaşımlar kullanılabiliyor. Ancak yaşam danışmanlığı, insanların içini dökeceği, ağlama duvarı ya da psikolojik sorunlar için çözüm değildir.

Yaşam koçluğunun ne gibi ilkeleri var?

Etik ve gizlilik ilkelerine bağlılık şart. Danışan-danışman ilişkisi, karşılıklı güvene dayalı bir anlaşmadır.

Kimler yaşam koçu olabilir?

Amerikada bu konuda sertifika programları veren pek çok kuruluş var. Katılımcılarla ilgili bir sınırlama getirilmiyor; ama doktorlar, avukatlar, kariyer yöneticileri, psikolog ve rehberlik uzmanları gibi konusunda uzman kişiler eğitimlere katılıyor.

Siz nasıl bir eğitim aldınız?

Ben, tıp doktoruyum. Aldığım pratik ve teorik eğitimlerde psikoloji, fizyoloji, anatomi, psikiyatri, nöropsikoloji de yer alıyor. 1992de doktorluğa paralel başlayan eğitimci ve danışmanlık kimliğim içinde de birlikte çalıştığım yönetici ve çalışanlara yönelik düzenlediğim eğitim ve danışmanlık içerikleri, gözlem ve tecrübeler; iş hayatındaki yönetici ve çalışan kimliğimle edindiğim 12 yıllık iş hayatı deneyimlerimin önemli katkısı oldu. Ayrıca yurt içi ve dışında katıldığım iletişim, yönetim, liderlik, NLP, takım çalışması ve işletme programlarında da teorik bilgimi geliştirdim.

Bir koç için en önemlisi, yaşam ve iş tecrübesinin olmasıdır. Benim yönetim ve iletişim danışmanı ve eğitimci kimliğim, 50nin üzerinde kurum ve binlerce kişiyle yürüttüğüm eğitimlerin, burada paylaştığım sorunların çözüm üretmemde önemli katkısı olmuştur. Konu insan olunca bir koçta doğruluk, dürüstlük, açık ifade yeteneği, empati ve kendine güven aranan başlıca özelliklerdir.

Hızla yayılan bu kavram için düşünceniz ne?

Kavramın yayılması önemli, ama içinin boşaltılmaması, doğru kişilerin seçilmesi gerekiyor. Yaşam koçluğunun gelecekte Türkiyede çok önemli bir yerinin olacağını düşünüyorum. Amerikada 1990lı yılların ikinci yarısından itibaren yaygın olarak uygulanan `yaşam koçluğu 2000li yılların, geleceğin kuşağının yaşam stilinde önemli yer bulacaktır. Bu kavram, İngilterede de hızla yayılıyor. Bill Clinton, Andre Agassi gibi birçok ünlü, yaşam koçlarından destek alıyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND