Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Yorgunluk kariyeri bitiriyor

Giderek yaygın hale gelen kronik yorgunluk sendromu kişinin yaşam kalitesini bozmakla kalmıyor, işini kaybetmesine de neden oluyor. İşte kronik yorgunluk sendromu hakkında bilinmesi gerekenler…

Giderek yaygın hale gelen kronik yorgunluk sendromu kişinin yaşam kalitesini bozmakla kalmıyor, işini kaybetmesine de neden oluyor. İşte kronik yorgunluk sendromu hakkında bilinmesi gerekenler…

YORGUNLUK İŞSİZ BIRAKIYOR

Kronik Yorgunluk Sendromu’nun (KYS), kişinin yaşam kalitesini bozarak işsiz kalmasına neden olduğunu biliyor musunuz?

Amerika’da yapılan bir araştırma sonuçlarına göre ‘önemsenmeyen, dinleneyim geçer’ denilen belirtiler kronik yorgunluğun habercisi ve tedavi edilmediğinde kişinin yaşamını kabusa çevirebilir. Nöroloji Uzmanı Dr. Gülten Özdemir, “Hekimler arasında bile tanısı konulmakta geç kalınan kronik yorgunluk, çağımızın hastalığı ve mutlaka dikkate alınması gereken bir rahatsızlıktır. Bu rahatsızlığı yaşayan her 4 kişiden 1’i kronik işsiz kalıyor.” dedi.

‘Kendimi çok hasta hissediyorum, hiç işe gidesim yok.’, ‘Bugün canım hiç iş yapmak istemiyor.’’Elimi kaldıracak halim yok.’’Gene bizim ufaklık hasta, bütün gece uyumadı. Sabah zor geldim işe.’’1 haftada 5 sınav. Bittim ben bu hafta!’ … Ne kadar tanıdık şikâyetler değil mi? 21. Yüzyıl teknoloji çağı denildi, her şey insanın rahatı için açıklaması yapıldı ama insanlar bir türlü rahatlayamadı. Aksine insanlar hergeçen gün daha yorgun yataktan kalkar hale geldi. Sebepler arandı uzmanlar hava kirliliği, beslenme, iş ortamı ve tabii ki stres açıklamalarında bulundu. Amerikalı araştırmacılar bununla yetinmedi. Kansas eyaletinde, kronik yorgunluk sendromları olduğu ön araştırma ile teşhis edilen 1994 kişi ile yapılan çalışmada, medikal veya psikolojik temelli yorgunluk çeken kişilerin %15 ile %40 arasında işsizlik sorunu yaşandığı bulgusuna varıldı. Bunun sebebi olarak da kronik yorgunluk çeken kişilerin daha düşük enerjiye sahip olduğu, hobilerine, okul derslerine veya işlerine yeterince vakit ayıramamaları gösterildi.

Kadınlarda Kronik Yorgunluk 6 Kat Daha Fazla

Ülkemizde de bilimsel olmayan verilere göre 4 kişiden biri kronik yorgunluk nedeniyle işsiz kalıyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Gülten Özdemir bu konuda hekim ve hastaların da çok dikkatli olması gerektiğini belirterek, “Kronik Yorgunluk Sendromu (Fatique Sendromu), en az 6 ay süreyle yatak istirahatıyla dahi düzelmeyen, mesleki, sosyal ve kişisel aktivitede belirgin azalmaya sebep olan halsizlik bunun yanısıra baş ağrısı, tekrarlayan boğaz ağrısı, kas ve eklem ağrıları ile kendini gösteren bir hastalıktır. Hastalarda ağrılı lenf nodüllerine, egzersizden sonra 24 saatten uzun süren aşırı yorgunluğa rastlanabilir. Günümüz insanları tarafından fazla bilinmeyen hastalık, hastanelere başvuranların en sık yakınmalarından biri, hastaların %20’sinde ise asıl şikâyettir. Yorgunluk ve strese bağlı olabildiği gibi uyku apnesi, viral enfeksiyonlar, vitamin eksiklikleri, depresyon, hepatit, şeker, kan, kanser, kalp – damar, tiroit hastalıkları, MS ve diğer dejeneratif beyin hastalıklarına bağlı bazı kas -iskelet sistemi rahatsızlıkları, düşük veya yüksek tansiyon kronik yorgunluğun belirtilerinden olabilir. Kadınlarda erkeklere göre 6 kat fazladır. Her hastalıkta olduğu gibi kronik yorgunluk sendromunda da erken tanı önemlidir. Aile hekimi tarafından genel değerlendirilme yapıldıktan sonra hasta, uzman psikolog tarafından görüşmeye alınmalı, depresyon testi ve gereğinde anksiyete testleri uygulanmalı, nörolojik muayene sonrasında tüm muayene ve tetkiklerinin sonuçlarıyla birlikte karar verilmelidir. ”

Yorgunluk Kâbusa Nasıl Döner?

Kronik yorgunluk uykusuzluk, gün içinde yorgun olma, dikkat eksikliği ve konsantrasyon kaybı, öğrenme güçlüğüne neden olur. Dr. Gülten Özdemir konuya şöyle açıklık getiriyor; “Buna en güzel örnek Uyku Apne Sendromu hastalarıdır. Gece uykusunu kaliteli uyuyamayan hastalar yorgun uyanır, gün içinde sürekli yorgun olup sık uyku atakları geçirir. İş veriminde düşme, konsantrasyon kaybı, dikkat eksikliği, gündüz yorgunluk ve uyku isteği bu hastaların trafikte sık kaza yapmalarına neden olur. Kronik yorgunluğun birçok farklı nedeni vardır. Enfeksiyon hastalıkları, depresyon gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan antibiotik, antidepresanların yanısıra antihipertansif, antiromatizmal, antikanserojen gibi pek çok diğer ilacında yorgunluk yan etkisi bulunmaktadır.” Dr. Özdemir hastalığın sık görüldüğü meslekleri ve hastalıktan korunmak için alınması gereken önlemleri açıkladı.

Kronik Yorgunluk Sendromu’nun Daha Sık Görüldüğü Meslekler;

*Vardiyalı (sağlık çalışanları, doktor, hemşire, polis, subay vs.),
*Yoğun stresli meslek grupları (özellikle yönetici kadrosu),
*Sık sık deniz aşırı ülkeleri gezmek zorunda kalan (pilot, hostes vs.) ve jet lag sendromu yaşayan meslek grubunda fazla görüldüğü bildirilmektedir.

Kronik Yorgunluktan Korunmak İçin Öneriler;

1-Sağlıklı beslenme, alkol ve sigaradan uzak durma, düzenli uyku ve egzersiz
Günde en az 3 öğün sebze ve meyve, belli oranlarda kuru baklagillerin de yer aldığı 3 ana ve ara öğün içermelidir. Gün içindeki kan şekeri dalgalanmalarını en aza indirecek düşük ve posalı besinler seçilmelidir. Rafine karbonhidratlardan uzak durmak, sebzelerin vitamin değerlerini koruyacak şekilde buharda pişirmek tercih edilmelidir. Yeteri kadar su tüketmeyen, düzenli beslenmeyen, egzersiz yapmayan kişilerde kronik yorgunluk daha sık görülür. Sebze, meyve, baklagiller, fındık ve deniz ürünleri ağırlıklı beslenmek, eksikliği halinde vitamin, mineral takviyesi önerilir. Bunun yanısıra yağlı süt ürünleri, kırmızı et, alkol, şeker ve kafeinli içecekler, sigaradan kaçınılmalıdır. Beslenme problemi olan hastalar hekim kontrolünde vitamin ve mineral desteği almalıdır.
Haftada en az 3 kez, ortalama1- 3 saat yapılan egzersiz ve spor sayesinde vücutta stresle başa çıkmayı sağlayan seratonin hormonu salgılanır. Egzersiz ile hem enerji hem de günlük stresle başa çıkma kapasitesi artar; bu nedenle kronik yorgunluk daha az görülür. Fakat akşam geç saatlerde ve uzun süreli, abartılı yapılmış egzersiz, yorucu aşırı fiziksel aktivite gerektiren işlerde çalışmak tam tersi yorgunluk semptomlarını artıracaktır.
2-Altta yatan hastalıkları ortaya çıkarmak ve nedenlerine yönelik tedavi yapmak
Fazla bilinmeyen hastalık, hastanelere başvuranların en sık yakınmalarından biri, hastaların %20’sinde ise asıl şikâyettir. Tetkikler dikkatlice yapılmalı, tanı doğru konulmalıdır.
3- Psikiyatrik destek ve davranış terapi yöntemleri
Yorgunluk yoğun iş stresinden kaynaklanabilir. Stresle başa çıkmak için davranış terapi yöntemleri öğrenilmeli, mesai sırasında kapalı ortamda çalışılıyorsa açık havadan yararlanılmalı, iş aralarında küçük yürüyüşler yapılmalıdır. Yorgunluk ile başa çıkmak için en önemli etkenlerden biri ise stresi azaltmaya yönelik psikiyatrik destektir. Bu amaçla rahatlatıcı müzikler, yoga, meditasyon, pozitif imajinasyon önerilebilir.
4- İlaçtan önce gıda takviyesi almak
Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yorgunluğa yönelik çözüm öneren birçok destek gıda takviyesi bulunmaktadır. Bunların birçoğu vitamin-mineral ağırlıklı takviyelerdir. Bu tip takviyeler enerjiden ziyade genel vücut sağlığına hizmet etmektedir. Günlük enerji miktarını yükseltmek üzere doğrudan enerji metabolizması üzerine çalışan ve enerjinin en alt birimi olan ATP miktarını artırmaya yönelik takviyelerin kullanılması önerilmektedir. Aminoasitler bu anlamda en çok öne çıkan maddelerdir, vücutta protein üretirler. Aminoasitler olmaksızın vitamin ve mineraller vücutta görev yapamazlar. L-Karnitin başta olmak üzere, L-Arjinin, L-Glutamin, L-Treonin, L-Serin ve Vitamin B12 gibi bileşenlerin sinerjik aktivitesi; hücresel enerji üretimini artırmaya ve nöronal membranların bütünlüğünü sağlamaya katkıda bulunur. Dolayısıyla bu bileşenler, fiziksel ve zihinsel yorgunluk durumlarında geçici olarak azalan enerjinin yerine konmasına yardımcı olur ve bu şekilde sabah başlayarak gün boyu süren yorgunlukların önüne geçilebilir.

Yorgunluğunuzun Şiddetini Ölçün

Aşağıdaki cümlelere ne kadar katıldığınıza karşılık gelen rakamı başındaki kutulara yazınız. En sonunda tüm kutulardaki rakamları toplayınız.

? Yorgun olduğumda motivasyonum azalır.
? Egzersiz beni yoruyor.
? Kolay yorulurum.
? Yorgunluk fiziksel fonksiyonumu etkiler.
? Yorgunluk benim için sık sık problemlere neden olur.
? Yorgunluğum fiziksel fonksiyonumu sürdürmemi engeller.
? Yorgunluk belirli görev ve sorumluluklarımı yerine getirmeyi etkiler.
? Yorgunluk, beni yetersiz bırakan en önemli üç şikâyetten birisidir.
? Yorgunluk, iş, aile ya da sosyal yaşantımı etkiler.
1 = kesinlikle katılmıyorum
2 = katılmıyorum
3 = katılmama eğilimindeyim
4 = kararsızım
5 = katılma eğilimindeyim
6 = katılıyorum
7 = kesinlikle katılıyorum
36’dan küçük ise tebrikler!
36’dan büyük ise durumunuzu ciddiye alın ve müdahalede gecikmeyin.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND