Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Yönetim danışmanlığı üzerine

Türkiyenin ilk yönetim danışmanlarından Ulaş Bıçakçının yönetim danışmanlığı mesleği üzerine mizahi ve ince bir üslupla yazılmış bir makalesi…

DANIŞMANLIK GERÇEĞİ- YÖNETİM DANIŞMANLIĞI

YAZAN:Ulaş BIÇAKCI/Yöntek Danışmanlık
KAYNAK:www.isguc.com

Danışmanlık mesleği hakkında pek çok spekülasyon vardır. Onları ciddiye alırsanız danışmanlık mesleğini hafife almanız, faydasını yadsımanız gerekir. Ancak gerçek bu şekilde değildir. Danışmanlık yararlı bir meslektir. Her meslek hakkında spekülasyon olur. Şu sıralarda danışmanlık hakkındaki spekülasyonların yaygınlaşmasının nedeni danışmanlık mesleğinin gözde bir meslek haline gelmesidir.

Bu konuyu seçmemin nedeni danışmanlık mesleğini spekülasyonlara karşı savunmak değil, sözkonusu spekülasyonların sizi biraz gülümseteceğidir açıkçası.

Danışmanlığın, “Sana bir şey danışacağım” şekli ile insanlık tarihi kadar eski olduğu söylenir. Ancak eski şekli ile bugünkü şekli arasında temel bir fark var: Bugünkü şeklinde danışmanlara para ödeniyor, hem de epey bir para!

Danışmanlığın yeni türlerinden birisi olan Yönetim Danışmanlığı (Management Consulting ya da Management Consultancy) ise danışmanlığın en popüler alanlarından birisi konumuna geldi şu sıralarda. Adeta sektör oldu.

Bu meslek hakkında pek çok olumlu şey söylenir. Mesela Amerika’da Yönetim Danışmanları (Management Consultants) için şirket doktorları (company doctors) hatta sihirli doktorlar gibi yakıştırmalar yapılır.

Haklarındaki spekülasyonlar ise bayağı fazladır. Derlediklerimden bazılarını sizlere aktarmak istiyorum.

Bu spekülasyonları veriyorum diye beni mesleği ti’ye alıyor felan sanmayın gerçekten. Ben de bir Yönetim Danışmanı’yım ve hatta bu mesleğin ilk ve tek derneği olan Yönetim Danışmanları Derneği’nin de (YDD) kuruculuğunu ve Kurucu Yönetim Kurulu Başkanlığını yaptım.

Zaten yazımın tamamını okursanız mesleğin aslında kurumsallaştığını fark edeceksiniz. Girişteki ilk paragraflar niyetim hakkında sizlere net mesajlar vermiş olmalı zaten. İşte size bazı anektot örnekleri:

Bir doktor, bir inşaat mühendisi ve bir danışman, dünyanın en eski mesleğinin hangisi olduğu hakkında tartışıyormuş. Doktor demiş ki, “Kutsal Kitaplara göre, Tanrı Havva’yı Adem’in kaburga kemiğinden yaratmış. Bu olay, kesinlikle cerrahi bilmeyi gerektirir. Doktorluk mesleğinin rahatlıkla dünyanın en eski mesleği olduğunu söyleyebilirim.”

İnşaat mühendisi bunun üstüne itiraz etmiş: “Kutsal kitapların ilk sayfalarına bakarsan, Tanrı’nın önce cenneti ve kaosun içinden dünyayı yarattığını görürsün. İşte bu inşaat mühendisliği mesleğinin, ilk meslek olduğunun açık bir kanıtıdır.”

Danışman, pis pis sırıtmış ve demiş ki, “Hey siz, kaosu kim yarattı zannediyorsunuz?” Bu anektot açık ki, danışmanların yarar üretmek yerine kaos yarattıklarını ima ediyor.

“Danışman, size saati söylemek için sizden saatinizi isteyen ve ona bakarak size saati söyledikten sonra saatle birlikte ortadan kaybolan kişidir.” Danışmana saati soruyorsunuz (bir probleme çözüm getirmesini istiyorsunuz), o da gelip saatinize bakıyor (şirketinizi, sorununuzu inceliyor), size saati (çözümü) söylüyor ve saatinizi alıp (problemi ve çözümünü deneyim hanesine atıp) gidiyor.

“Danışman, işinden olmuş, yapacağı başka işi olmayan kişidir.” Eh doğru. Zaten başka işi varsa ona, “danışman” değil, “danışmanlık da yapıyor” denmelidir.

“Danışman, hayatında hiç kız arkadaşı olmamasına rağmen öpüşmenin 100 türlüsünü öğreten adamdır.” Hiç kız arkadaşı olmamış (hiç iş deneyimi yok) ama şirketlere gidip deneyimli insanlara öpüşme (iş) öğretiyor. Bu eleştiri özellikle profesyonel iş deneyimi olmayan, genç ve taze danışmanlara yöneliktir.

Aylardan Mart ayı imiş. Erkek kediler dişi kedilerin peşinden koşmakta imişler. Bir erkek kedi bir kenarda onları seyrediyor ve miyavlayıp duruyormuş. “Niye sen de dişi kedilerin peşinden koşmuyorsun” diye sormuşlar. Cevabı şu olmuş: “Vaktiyle ben de onların peşinde koşardım. Bir keresinde bir dikenli telin üzerinden atlarken tele takıldım ve takımlar (tenasül organlarını kastediyor) telin üzerinde kaldı. Onun için artık sadece danışmanlığını yapabiliyorum.”

“Yapamıyorsan öğret, öğretemiyorsan danışmanlık yap” derler ya, onu anlatmak istiyor herhal. Sen fayda üret de ister yaparak ister anlatarak üret. Her ikisine de yer ve ihtiyaç var.

Kurbağacık bataklığa saplanmış. Hiç kimse yardım edemiyormuş. Son çare olarak bir danışmana başvurması önerilmiş. Danışman incelemesini yaptıktan sonra raporunu yazmış: “Buradan kurtulabilirsin. Ancak kanat takman gerekli.” Kurbağa, “Ama bu imkansız” deyince danışman yanıtlamış: “Onu bilemem, o senin sorunun!”

Yani danışmanlar uygulanabilirliği olmayan çözümler üretiyorlar denmek isteniyor. Gerçekten de bazı kesimlerde danışman raporlarının rafta kaldığı ya da rafları süslemekten başka işe yaramadığı şeklinde bir inanış mevcuttur.

Çoban yol kenarında koyunlarını otlatırken, yanına bir Cherokee Jeep yaklaşmış. Brioni gömleği, Cerruti ayakkabıları, Ray-Ban gözlüğü, YSL kravatı ve jöleli saçları ile iki dirhem bir çekirdek yakışıklı bir genç adam inmiş aşağıya ve çobana sormuş: “Eğer kaç tane koyunun olduğunu bilirsem bana onlardan bir tanesiniverir misin?”Çoban bir adama bir koyunlara bakmış; “Tamam” diye cevap vermiş.Genç adam telefonunu bilgisayarına bağlamış, birNASA sitesine girmiş, GPSini kullanarak yeri taramış, bir data base ve logaritma ile doldurulmuş excel tablosu açmış ve 150 sayfalık bir rapor basmış. Çobana dönmüş ve, “Tam olarak 1586 adet koyunun var demiş.

Çoban, “Doğru” demiş, “Al koyunlardan birisini.”Genç adam bir koyun almış ve jipinin bagajına koymuş. Bu sefer de çoban genç adama, “Eğer ben de senin işinin ne olduğunu bilirsem koyunumu geri verir misin?” diye sormuş.

Adam, “Evet, neden olmasın?” diye yanıtlamış.Çoban, “Sen bir yönetim danışmanısın” demiş. Adam hayretler içinde, “Nasıl oldu da bildin?” diye sormuş.Çoban, “Çok basit” demiş; “Buraya çağrılmadan geldin bu bir.Benim zaten bildiğim bir şeyi bana söylemek için benden ücret aldın, bu iki. Üçüncüsü de yaptığım şeyi farkında bile değilsin, indir şu köpeğimi bagajından.” (Bu arada öpüşme, kedi ve bu son örneğe bakar mısınız; sanki kadınlardan danışman olmazmış gibi… Erkek hegemonyası işaretleri!)

Şimdi gelelim danışmanlık gerçeğine, yani danışmanlığın yararlarına. Bu meslek henüz tam olarak anlaşılamadığı için yukarıda örneklerini verdiğim gibi bazıları tarafından esprili de olsa eleştirilirken bazıları tarafından da yine dediğim gibi sihirli doktorlar şeklinde abartılır. Sihri mihri yoktur. Her hangi bir meslek gibi objektif bir meslektir. Yararları daha doğrusu yararlarının kaynakları özetle şunlardır:

Danışman uzmanlık alanına giren işi iyi bilir. Bunu açıklanmasına felan gerek yok.

Sorunlara değişik şirketlerde elde ettiği değişik çözümlerin birikiminin sağladığı alternetif çözümler getirebilir.

Şirketlerde sorunlar çoğu zaman ayan beyan ortadadır. Ancak nedense bu sorunlardan bazıları bazen üzerlerine gidilmesine rağmen çözümlenemez. Danışmanlar burada işe yarayabilirler. “Dışarıdan olmanın yararı” diye soyut gibi görülen ancak en somut şeyler kadar somut olan bir yarar vardır. Benim deneyimlerim danışmanlığın etkili olmasındaki en büyük nedenin bu olduğunu göstermektedir.

İşletme körlüğü’nü hepimiz biliriz. İnsanlar ormanda dolaşırken (işlerini yaparken) bazen çalılardan (rutin işlerden) bazı ağaçları (diğer bazı işleri, hatta önemli işleri, sorunları) göremez, ormana helikopter bakışı ile bakamazlar. Zaten kolunda saati dururken dışarıdan bir danışmana saat (sorunlara çözüm) sorulmasının nedenlerinden birisi budur.

Şirketlerde değişimleri harekete geçirmek de zordur. Değişim, bir patronun veya yöneticinin yönetsel alışkanlığı veya bir büyük bilgisayarlaşma ya da yapılanma projesi olabilir. Danışmanlar değişimin gerçekleştirilmesinde katalizör rolü oynarlar. Onun için Amerika’da danışmanlara, “change agent” (değişim ajanı) da denir. Benim en çok değer verdiğim saptamalardan bir diğeri de budur.

Danışman dışarıdan olduğu için önyargısızdır, etki altında değildir, tarafsızdır ve bağımsızdır. Hepsini bir cümleye sıkıştırdım ama bunlar da en önemli yarar kaynakları arasındadırlar.

Danışmanlara bazı öneriler:

Danışmanlar işi o şirkette o işi yapanlardan illa daha iyi bilmezler. Bilseler bile bu havalara girmemelerini tavsiye ederim.

Danışmanlık yapılan kişi ve kuruluşlara asla, “müşteri” denmemelidir. (Nedenlerini ayrı bir yazıda açıklamak istiyorum. Acelesi olanlar www.yontek.com adresinde “Müşteri Salgını” başlıklı yazıma bakabilirler.)

Bazı danışmanları yaptığı, “Biz akıl satarız / We sell wisdom” gibi itici ve antipatik yakıştırmalar hele kendi kendimize hiç yapılmamalıdır. Akıl akıldan üstündür.

Öyle kendimizi havalara da sokmamalıyız. Zaten gördüğünüz gibi çobanlar bile yemiyormuş artık.

Saygılarımla,

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND