Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Yıldızlar yeni yılda ‘kriz yok’ diyor

Kriz senaryolarının yerini iyimser beklentiler aldı. İş çevreleri 2011 yılından oldukça umutlu. Ekonomideki olumlu gelişmelerin yeni iş ve para fırsatları yaratması bekleniyor. Yıldızlar da olumlu tahminleri doğruluyor. Yeni yılda koçlar borsada, boğalar gayrimenkulde kazanacak…

2009’daki krizin ardından 2010’da derin bir nefes alan işadamları 2011’e de umutlu giriyor. Ekonomideki olumlu gelişmelerin şirketlerin bilançolarına pozitif bir etki yapması beklenirken, yıldızlara göre, Boğaları gayrimenkulde tatlı karlar, Balıkları gelirde artış Başakları ise resmi ortaklıklarda ayrılık bekliyor. İşte Oğuzhan Ceyhan’dan yıldız haritasına göre 2011’in para ve iş fırsatları…

Sektörler ve şirketler 2011 planlarını hazırlaya dursun, yeni yılda para ve kariyer anlamında adım atmadan önce bir de ’yıldızlar’a danışmak isteyenler için ünlü Astrolog Oğuzhan Ceyhan’ın kapısını çaldık. Koçlar’ın borsada kazanacağını, İkizler’in turizm sektörü yatırımlarında başarılı olacağını, Akrepler’i ise iş arkadaşlarıyla problem beklediğini öğrendik. Paranın ve kariyerin nabzını yıldız haritasına göre tutmak isteyenler, bu yazıyı okumadan iş değiştirmesin ve yatırım yapmasın…

Gayrimenkul ve borsaya ağırlık verin
KOÇ: Ağustosun bir bölümü ve aralık hariç, genel olarak güzel bir yıl geçireceksiniz. Bazı Koçlar, ocağın ilk haftasında terfi ederken bazıları üst pozisyona geçmek için temmuz ayını bekleyecek. 4 Mart haftasıyla yeni projeler ön plana çıkacak. 18 Mart ve takip eden dönemde ise önemli bir projeyi tamamlayabileceksiniz. 26 Ocak, 15 Haziran, 17 Temmuz ve bu tarihleri takip eden haftalarda iş hayatında bazı problemlerle uğraşacamsınız. Haziranın ikinci haftasından itibaren kazançlarınızı artıracak yeni fırsatlarla karşılaşırken, 29 Ekim haftasında, kazançlarınızdaki yükseliş belirginleşecek. Sizin için yılın favori yatırım araçları, mayısın ilk haftasında gayrimenkul bazlı fonlar ve hisse senetleri olacak.

Ağustostan itibaren emlak kazançlı olur
BOĞA: 4 Haziran’a kadar bir hazırlık dönemi geçireceksiniz. Haziran sonrasında, hayatınızdaki problemlerin bir kısmı azalacak. Kazançlarınızda, ekim hariç, bazı inişler ve çıkışlar olabilir. Haziranın ikinci yarısında şansınız artsa bile, gelirleriniz ancak haziran başında ve kasım sonlarında belli miktarlarda artacak. İş yaşamınızda, 16 Ocak’tan 27 Şubat’a kadar devam edecek olan bir yoğunluk dönemine girseniz de, bu dönemde bir yükseliş söz konusu. 15 Şubat’ı takip eden hafta ve ağustosun ilk haftasında isminizi, iş çevrelerinde büyütme fırsatları doğacak. 17 Mart’ta Venüs kariyer evinize girecek ve işyerinizde keyifli bir dönem başlayacak. Gayrimenkul alanındaki yatırımların, ağustos ayından itibaren çok kazançlı olmasını bekleyebilirsiniz.

Turizm sektörü sizin için uygun
İKİZLER: Önümüzdeki 18 ay boyunca, kariyeriniz, birliktelikleriniz, iş ortaklıklarınız, hatta özel hayatınız ile ilgili önemli değişimler yaşayacaksınız. Problemli bir iş ortaklığınız varsa bitecek ve çok daha harika bir ortaklığa adım atacaksınız. Toplantılar, seminerler ve hayatınıza yeni katılan insanlarla güzel bir yıl geçireceksiniz. Ancak; çevrenizdeki bazı kişiler kariyer hayallerinizi kullanarak sizden menfaat ve çıkar sağlama arzusunda olacak. 2-7 Haziran arasında doğanların büyük hayaller kurmadan önce, mantıklı hareket etmesi ve olaylara daha gerçekçi bakmaları gerekecektir. Bu yıl, ortaklıklar ve hizmet sektörleri ile ilgili konularda, turizm ve organizasyon gibi mesleklerde daha başarılı olabilirsiniz.

Büyük kazançlar yılın ana teması olacak
YENGEÇ: 4 Şubat, 11 Mart, 3 Nisan, 17 Temmuz, 26 Ağustos, 25 Kasım günleri ve takip eden haftalar, olumlu bir kariyer değişikliğinin söz konusu olabileceğini gösteriyor. Önümüzdeki 7 yıllık dönemde karşınıza çıkacak olan fırsatlar, şu ana kadar gördüklerinizden çok daha güçlü etkiler yaratma potansiyeli taşıyacaklar. Büyük kazançlar, büyük değişimler, ilk 6 ay çok baskın olmakla birlikte, tüm 2011’de ana temalardan olacaklar. Bu yıl havacılık, teknoloji, metal endüstrisi, inşaat, demir-çelik ve medya alanlarında başarılar gösterirken, temmuzun ilk haftası doğanlar, turizm ve bankacılık alanlarında ilerleyebilir.

Ocak ve şubat aylarına dikkat
ASLAN: Yılın ilk beş ayı, anlaşmaların, sözleşmelerin, seyahatlerin yoğun olduğu bir dönem olacak. Yılın ikinci yarısı ise, son 12 yılın kariyerinizdeki en iyi günlerini yaşayacaksınız. Mayıs ayının ilk haftasından itibaren göstermeye başlayacak olan kariyer bağlantılı olumlu değişimler, haziranın ilk haftasından sonra büyük gelişmeler getirecek. Pek çoğunuz, kasımın ilk haftası içinde terfi edecek. Bazı gecikmeler yaşayanlar ise 2012’nin ocak ayında hızlı bir yükseliş trendine girecek. Bazılarınız, ocak ayının ilk haftasında ve tüm şubat ayında kariyer hayatlarında gerginlikler yaşayabilirler ama bunlar devamlı değil.

İkinci 6 ayda yeni fırsatlar
BAŞAK: 2011 yılında maddi açıdan bolluk içinde olmayacaksınız ama 2009 ve 2010 yıllarına göre daha istikrarlı gelirlere sahip olacaksınız. 7 Şubat’tan itibaren, başkalarından gelecek paralar, kredi almak, borç ödemek, bir hisse senedinin değerlenmesi, miras, ödül, prim gibi konular gündeme gelecek. 8 Mart, 6 Nisan, 21 Haziran ve 17 Ekim tarihleri, bu konuların ana konu olacağı tarihler. Haziran ayının ilk haftasından sonra kariyer yaşamınızda bazı ilerlemeler yaşayacaksınız. Şubat ayı ise, kariyer açısından hayatınızda yoğun, yorucu ama o derecede de olumlu geçecek. 19 Şubat haftası, kariyerinizde bir dönem bitecek ve bir yenisi başlayacak. Yılın ikinci yarısı yeni iş fırsatları ile karşılaşabilirsiniz.

Sorumluluğunuz artıyor
TERAZİ: 26 Ocak, 5 Nisan, 11 Ekim ve 21 Aralık tarihlerinde, çalışma hayatınızda fazladan sorumluluklarla karşılaşabilirsiniz. Bu etki, 7 Ekim 2012’ye kadar devam edecek. Jüpiter’in ilk altı ay içinde eş, ortak işler, birlikte çalışılan arkadaşlar ve hizmet alınan kişileri ilgilendiren konuları desteklemesi sayesinde, çevrenizdeki kişilerden çok daha fazla destek alabilirsiniz. Terazi burçları, birlikte çalıştıkları kişi ile yakınlaşmalar gibi bazı duygular da yaşayabilirler.

Gelirleriniz artıyor
AKREP: Yılın ilk yarısı, kazançlarınız, miras, banka alacakları, kredi gibi konular yoluyla gündeme gelecek. Kendi işinizin sahibi iseniz, şubat ve haziranda karşınıza çıkacak fırsatlarla gelirlerinizi artırabilirsiniz. Profesyonel bir çalışansanız, ekmeğinizi taştan çıkarırcasına, çalışma arkadaşlarınızın desteğiyle büyük ilerleme yaşayacaksınız. Mart ın ilk 2 haftası ve 3 Nisan ile 17 Nisan günlerinde terfi alabilirsiniz. 2 Nisan, 4 Haziran, 7 Ağustos ve 25 Kasım günlerinde ise kariyerinizde gelişme yaşayabilirsiniz.

İkinci yarıda uçacaksınız
YAY: Spekülasyonlardan daha fazla kazanç elde eden, daha şanslı ve güçlü bir yıl sizi bekliyor. Yılın ikinci yarısı 7 Haziran’dan itibaren iş ve kariyer yaşamınızda daha hızlı ve güçlü bir şekilde büyüme yaşayacaksınız. Önümüzdeki bir yıl şansın yanınızda olacağı görülüyor. 12 Mart 2011, 3 Nisan 2011 ve 1 Haziran 2011 tarihleri ile 4 gün önce ve sonrası günlerde dahil olmak üzere hayatınızda önemli gelişmeler olacaktır. Yılın ikinci tutulması olan 1 Haziran Güneş tutulması, ortaklık, işbirlikleri, anlaşmalar gibi konularda yeni gelişmeler ya da açılan yeni, beyaz sayfalar anlamına gelecekse de, 15 Haziran tarihindeki Ay tutulması, yaşamınızın her alanında ani bitişlere ve kopmalara neden olacak şartları getirebilir.

Terfi fırsatlarını sakın kaçırmayın
OĞLAK: 2012’nin ekim ayına kadar sosyal şartlarınız güçlenirken, iş ortamında sorumluklarınız artacak ve hayat size terfi fırsatları da verecek. 15 Haziran, haberiniz olmayan bazı şeyleri öğrenip rahatsızlık duymaya başlamanıza da yol açabilir. Arkanızdan yapılmış bazı hamlelerden haberdar olabilirsiniz. 25 Kasım’a kadar sanki birdenbire ortaya çıkmış gibi görünen sorunlar ve çatışmalarla karşılaşsanız bile her şey, bu tarihten itibaren lehinize dönecektir.

Belirsizlikler ortadan kalkacak
KOVA: 2011, gündemdeki belirsizliklerin ortadan kalkacağı bir yıl olacak. Mayısın ilk haftasından itibaren mülk almak, mülk satmak, arazi ve emlak yatırımları yapmak geçmiş günlere göre çok daha kolay olacak. 13 Temmuz – 21 Temmuz haftası, 19 Mayıs ve takip eden 5 gün ile 29 Ekim ve 10 Kasım arası emlakla ilgili sektörlerde başarılı olmak konusunda çok ciddi fırsatlar ve imkanlar verecektir.

Son 12 yılın en iyisi
BALIK: Son 12 yılın maddi kaynakları en yoğun olan yılına giriyorsunuz. 1-15 Haziran ile 25 Kasım -10 Aralık arası evinizin veya çalıştığınız yerin değişimi, ortaklık, birliktelik gibi konuların ön plana çıkacağı özel bir dönem yaşayacaksınız. 2011 yılı sizin için iyi geçecek. 15 Haziran tutulması, kariyerde bir sarsıntı yaratabilir. İşten ayrılmak, beklediğiniz bir terfiyi alamamak gibi sonuçlara dikkat etmeniz gerekecektir. Bu tutulma, sizinle rekabet içinde olan kişilerin iftira atmak gibi yollara da başvurarak, sosyal imajınıza zarar verebileceği tehlikesine de dikkat çekmektedir.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND