Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Yetenekli olmak yetmez…

Yetenekli insanların performansları hayranlık uyandırır. Ancak unutulmamalıdır ki göz kamaştıran bu başarıların nedeni tek başına yetenek değildir. Oysa zirveye çıkan yetenekler başkalarından daha az çalışarak o noktaya ulaşmaz. Oradadırlar, çünkü yeteneklerini iradeleriyle desteklemişlerdir…

Yetenekli insanların performansları hayranlık uyandırır. Ancak unutulmamalıdır ki göz kamaştıran bu başarıların nedeni tek başına yetenek değildir. Oysa zirveye çıkan yetenekler başkalarından daha az çalışarak o noktaya ulaşmaz. Oradadırlar, çünkü yeteneklerini iradeleriyle desteklemişlerdir…

İNSANIN ÖZGÜR İRADESİ YETENEKLERİNDEN DEĞERLİDİR

Yetenekli insanlar hepimizde hayranlık uyandırır. Sergiledikleri başarılar gözümüzü kamaştırır. Büyük bir müzisyeni dinlerken kendimizden geçeriz. Ünlü futbolcuların yaptıkları olağanüstü hareketlere şaşırıp kalırız, yetenekleri derinden etkiler bizi. Bize göre onların başarılarının nedeni yetenekleridir.
Çoğu insan dünyanın adaletsiz olduğuna inanır. Onlara göre her şeyin iyisi yetenekli insanlara verilmiş, kendilerine haksızlık yapılmıştır.

Acaba bu ne kadar doğrudur? Gerçekten yetenek, insanların başarılarını tek başına açıklar mı?

İnsanın yeteneklerinin ne kadar değerli olduğunu elbette biliyorum; ama diğer taraftan emek harcanmadığı takdirde yeteneğin tek başına hiçbir işe yaramadığını da biliyorum. Yetenekli insanların yaptıkları işler dışarıdan bakanlara “çok kolaymış” gibi gelir. Sanki başardıkları her şeyi sadece Allah vergisi yetenekleri sayesinde yapıyor gibidirler.
Oysa gerçek hiç de öyle değildir.

Bir alanda başarılı olmak için sadece yetenek yetmez, aslında ondan daha önemlisi, çalışma ve sebat gerekir. İnsanın sahip olduğu yetenekle ne yaptığı, onu nasıl kullandığı önemlidir. Malcom Gladwell, üstün başarı göstermiş insanların istisnasız hepsinin en az 10 yıl boyunca haftada 20 saat çalıştığını söyler. Beatles, Bill Gates, Mozart gibi Allah vergisi yeteneğe sahip insanların en önemli ortak özellikleri çok çalışmalarıdır.

Başkalarından daha az çalışarak zirveye çıkan yetenekli insanlara hiç rastlamazsınız. Herkesten daha çok çalışarak da zirveye çıkmayı başaramamış yetenekli insanlar da neredeyse yok gibi. Başarının reçetesi, insanın kendisini zorlaması ve bir alanda çok iyi olma kararlılığını ve sabrını göstermesidir.

Fortune dergisi editörü Geoff Colvin’e göre yüksek performans gösteren insanların belli başlı ortak özellikleri var:

1. Yetenekli insanlar başarıya ulaşabilmek için son derece titizlikle hazırlanmış programları bilinçli bir şekilde uyguluyorlar. Yüksek performans göstermeyeceklerini bildikleri konularda gereksiz vakit kaybetmiyorlar, kendilerini iyi tanıyorlar ve sınırlarını biliyorlar.

2. Yetenekli olmalarına ve üzerine çalıştıkları konuyu çok iyi bilmelerine rağmen defalarca tekrar ediyorlar. Günde en az beş saat çalışıyorlar.

3. Performansları hakkında inandıkları, güvendikleri kişilerden geri bildirim alıyorlar. Bu geri bildirimlerden hareketle bir gelişme planı yapıp bunun doğrultusunda çalışıyorlar. Bunu kimsenin zorlaması olmadan yapıyorlar.

4. Performanslarını yükseltmek için çok zorlanıyorlar. Bu çalışma süreci sanılanın aksine hiç de eğlenceli değil. Elbette işlerine tutkuyla bağlılar ama çıtayı yükseltmek için kendilerini de zorluyorlar.
Diğer taraftan yetenekli insanların neden başarılı olamayabilecekleri konusunda psikolog Robert Sternberg’in ortaya koyduğu sebepler gerçek dersler içeriyor. Bunlar yetenek sahibi olmanın neden yeterli olmayacağını gösteren sebepler.

Sternberg’in çalışmalarına göre,

1. Motivasyon eksikliği başarısızlık sebeplerinin başında geliyor. Yetenekli birçok insan, o yeteneği kullanma motivasyonuna sahip olmadığı için yok olup gidiyor.

2. Ani dürtüleri kontrol etme eksikliği. Psikologların deyimiyle “hazzı erteleyememe” başarının önündeki en büyük engeldir. Yarın elde edilecek başarı için bugünün hazzından vazgeçmesini bilmek gerekir.

3. Azim ve kararlılık gösterememe, küçük sorunlar karşısında yılıp hedefinden vazgeçme. Bir insan ne kadar yetenekli olursa olsun eğer kararlı değilse sadece hedefinden şaşmaz aynı zamanda da çevresinin desteğini de kaybeder.

4. Bir insanın herhangi bir alanda yetenekli olması onu her alanda yetenekli kılmaz, eğer insan alanını doğru seçmezse başarılı olamaz.

5. Düşünceleri eyleme geçirememek başarının önünde en önemli engeldir. Bilmek ya da istemek yeterli değildir. Hayata geçmeyen hiçbir düşünce insana başarı getirmez. Bazı insanlar durmadan hedeflerinden, planlarından, tutkularından bahsedip dururlar. Konuşup anlatmakla tatmin olup söylediklerini hayata geçirecek enerjiyi bulamazlar. Davranmadan başarılı olmak mümkün değildir.

6. Başladığı işi yarım bırakmak çoğumuzun yaptığı bir hatadır. İster yılgınlıktan ister heves kaybından olsun başladığı işi sürdüremeyen o kadar çok insan var ki. Oysa sıradan yeteneklere sahip insanların çoğu sadece başladıklarını bitirme kararlılığını gösterdikleri için başarılı olurlar. Yetenekli insanların en büyük düşmanı da sebatsızlıklarıdır. Sebat edememe, başarısız olmanın en kestirme yoludur. İnsan ne kadar yetenekli olursa olsun eğer başladığı işi tamamlayamıyorsa başarılı olamaz.

7. Başarısızlık korkusu ve özgüven eksikliği başarının önündeki en önemli engellerden biridir. Bu korku, kendisini kanıtlayan bir kehanet gibidir. İnsan bu korkuyu üzerinden atamayıp başarısız olacağına inanırsa ne kadar yetenekli olursa olsun başarısız olur. Kehanet kendini haklı çıkarır.

8. Çok dağılmak, yapabileceğinden daha fazla işin altına girmek başarısızlık getirir. Bir koltukta çok karpuz taşımak başarmaya engeldir. Birden çok işi aynı anda yapmanın bir sınırı vardır, bu sınırı aşınca başarısızlık kesinleşir.

9. Kendi kaderini başkalarının eline bırakmak da başarısızlığa giden yollardan biridir. Elbette hepimiz birilerine bağımlıyız tıpkı başkalarının da bize olduğu gibi. Kimsenin yüzde yüz bağımsız bir hayatı yoktur. Elbette takım halinde çalışmayı bilmek ve başkalarıyla yardımlaşmak bu çağın gereklerinden biridir ama başkalarının onayı, desteği olmadan iş yapamamak, tek başına hareket edememek en yetenekli insanları bile başarısızlığa uğratır.

10. Kendine aşırı güvenmek de başarısızlığın çok temel sebeplerinin başında gelir. Kendisine fazla güvenen insanlar her şeyi bildiklerini zannederek işlerin gerektirdiği emeği ve özeni göstermeden iş yapmaya kalktıklarında başarısız olurlar. Nasıl kendine güvenmemek bir zafiyetse kendine aşırı güvenmek de öyledir.

Hiç kuşkusuz doğa insana eşit davranmıyor. Şarkı söylerken beni büyüleyen sanatçıları dinlerken fark ediyorum ben bu eşitsizliği. Keza, olağanüstü yetenekli futbolcuları izlerken görüyorum.

Ama aynı zamanda bu insanların bütün ömürleri boyunca inanılmaz derecede çok çalıştıklarını, yaptıkları işe emek verdiklerini de biliyorum.

Hiç kuşku yok ki doğa bize eşit davranmıyor; ama hepimizin kendi lehine kullanacağı bir özgür iradesi var. Eğer istersek bir alanda yoğunlaşıp çok çalışıp başarılı olabiliriz.

Ben başarının yetenekten daha çok istikrarlı çalışmaya bağlı olduğuna inanıyorum. Özgür irademizle yapacağımız seçimin başarıyı getireceğine inanıyorum.

Başarılı insanların ortak noktalarına baktığımda yeteneklerinden çok kararlılıklarını görüyorum.

Gandhi “Güç fiziksel üstünlükten değil, boyun eğmeyen iradeden gelir.” der.
Yetenekler insanlar arasında eşitsizlik yaratıyor; ama bunun karşısında özgür irademiz adaleti simgeliyor.

Ben sahip olduğumuz özgür irade sayesinde bu eşitsizliğin üstesinden gelebileceğimize inanıyorum.

Bu özgür iradenin en özel yeteneklerden bile daha değerli olduğuna inanıyorum.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Para insanı nasıl değiştiriyor?

para ve insan, para insanı değiştirir mi, para, Manşet, araştırmalar

Çok para insanı değiştirir mi? Zenginlerin daha cimri ve az güvenilir olduğunu gösteren araştırmalar ne kadar doğru? İşte konuyla ilgili yapılan bir araştırmanın tüm detayları…

Bilimsel olarak araştırıldı: Para insanı bozuyor mu?

Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı, kişisel çıkar düşüncesinin ise arttığı doğru mu?

Üniversitelerin popüler konuları inceleyerek sosyal yaşantımıza ışık tuttuklarını bilirsiniz. Hayatınızda en az bir kere duyduğunuz ya da sorduğunuz bir konu üzerine Univercity of California Berkeley Üniversitesi’nde de bir grup uzun süren bir araştırma yaptı. Üniversite zengin olmanın insan üzerindeki etkilerini araştırdı ve “Para karakteri bozar mı?” sorusu deneklerle test edildi. Peki, burada ‘bozmaktan’ kasıt nedir? Amerika’daki çalışmada, insanların çok para karşısında davranışlarının değişip değişmediği araştırıldı. Paranın kurallara uyma, nazik olma ya da saygılı davranma gibi davranışları etkileyip etkilemediği incelendi. Sonuçlara bakalım…

Çalışmada önce deneklere Monopoly oynatıldı. Emlakçılık konulu ve zarla oynanan bu oyunda, tıpkı gerçek hayattaki gibi çeşitli yerler satın alarak; kiralama, inşa etme gibi ticari faaliyetlerde bulunup ekonomik olarak güçlü olmaya çalışırsınız.

Oyun bittikten 15 dakika sonra…

Oyuncuların bir bölümü yazı tura atarak, yani tesadüfi biçimde seçilerek, diğer oyunculara göre bazı avantajlara sahip oldu. Oyuna yaklaşık iki kat daha fazla parayla başladılar. Zengin seçilen oyuncular iki zar atarken, diğerleri ise tek zarla kaldı. Ve doğal olarak oyunu zengin başlayanlar kazandı. Gelelim oyun süresince gözlemlenen davranışlara… Zengin oyuncular piyonlarını oyun

tahtasına adeta vurarak ilerletti. Masadaki tabaktan daha çok kraker yediler. Abartılı başarı tepkileri gösterdiler. Fakir oyuncuya kaba ve duyarsız davranmaya ve sürekli ne kadar iyi oynadıklarını ifade etmeye başladılar.

İşin daha da ilginci ise, oyunun başında tamamen rastgele olarak zengin seçilenler, bunu bilmelerine ve oyunun hileli olduğunun açık olmasına rağmen, oyun bittikten 15 dakika sonra; nasıl başarılı olduklarını, mülkleri nasıl aldıklarını, kazanma şekillerini uzun uzun anlattılar. Yani onları başarılı hale getiren çift zar atma durumunu tamamen gözardı ettiler.

“Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil

Başka bir deneyde; deneklere 10 dolar verilerek, isterlerse bu parayı yabancılarla paylaşabilecekleri ve bu yabancıların bir daha karşılarına asla çıkmayacağı söylendi. Yıllık kazancı 25 bin dolar olan katılımcılardan paralarını başka bir kişiyle paylaşanların sayısı, yıllık kazancı 150 bin dolar ve üstü olan katılımcıların sayısına göre yüzde 44 oranında daha fazla oldu.

Ama benim favorim, arabalar üzerinde yapılan çalışma… Araştırmacılar sokağa çıktı ve araçlarının değerine göre insanların davranışlarını inceledi.

Amerika’da yaya geçidinde yayaların geçiş üstünlüğü vardır. Yapılan çalışmada bu kural kullanıldı. Bir yaya geçidinde karşıdan karşıya geçer gibi yapan bir yayaya kimlerin yol verip vermediği incelendi. Günlerce yapılan denemelerde ucuz aracı olan sürücülerinin yasayı çiğnemediği; pahalı araç sürülerinin yarısının ise yasayı çiğnediği görüldü.

Daha birçok çalışma ve deney yapan ekibin bulgularına göre, varlıklı bireyler müzakerelerde yalan söylemek, iş yerinde kasadan para çalmak gibi etik olmayan davranışları onaylamaya ve rüşvet almaya daha yatkın. Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı ve kişisel çıkar düşüncesinin arttığı da bir başka sonuç.  Ancak “Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil. Paul Piff’e ait bu çalışmanın detaylarını kişisel web sitesinde detaylı inceleyebilirsiniz.

Kaynak: www.milliyet.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Uykuya dalarken düşme hissi yaşıyor musunuz?

uykuya dalarken düşme hissi, uyku, hipnik seğirme

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Peki, bu his neden oluşur? Bu hissi yaşayanlar ne yapmalı? İşte yanıtı…

Uykuya dalarken düşme hissi neden oluşur?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür, ama neden?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Oldukça yaygın olan bu hisse beyindeki iki bölgenin kontrol çatışması neden oluyor.

Bunu bir rüyanın parçasıymış gibi algılıyorsak boşlukta düşüyormuş hissi oluşur; buna hipnik seğirme denir. Beynimiz uyku için çevreyle bağlantısını keserken ortaya çıkan bir çatışmanın göstergesidir bu.

Uykuda vücudumuz felç olmuş gibidir ve dış dünyadaki olaylara duyarsız hale geliriz. Ama kas kontrolümüz düğmeye basılmışçasına durmaz.

Beynimizde adlı bölge nefes alma gibi temel fonksiyonları kontrol eder ve tetikte olma duygusunu hissettirir bize.

Öte yandan görmeyle ilgili (optik sinir önündeki bölge) ise yorgunluğu düzenler.

Uykuya dalma sırasında retiküler aktivasyon sistemi vücudumuzun kontrolünü elden bırakırken ventrolateral çekirdek denetimi ele alır. Bu yavaşça kısılan bir lamba düğmesi gibidir, ama her zaman pürüzsüz işlemeyebilir.

Uyanıklığı sağlayan enerji kalıntıları ani yükselişe geçtiğinde seğirme hareketleri görülür. Fakat bunun nedeni tam olarak bilinmiyor. Hızlı göz hareketlerinin tersine bu seğirmelerin rüya gören beyinle bir ilgisi yoktur. Bundan ziyade günün son kalıntıları gibidir.

‘Patlayan kafa sendromu’ adı verilen ve insanın kafasının içinde bomba patlıyormuş gibi sesler duymasına neden olan tuhaf rahatsızlıkta da benzer belirtiler görülür. Beynin uyanık ve uykuya geçen kısmı arasında bir kontrol mücadelesi vardır ve bu şimşek çakması gibi ışıklar görmeye ve yüksek sesli patlamalar duymaya neden olur.

Bazı ileri vakalarda bu olgu aşırı uykusuzluğa ve hatta bedenin bilinmez güçler tarafından ele geçirilmesi iddialarına bile neden olmuştur.

Fakat genel olarak burada endişe edilecek bir durum yoktur. Uykuya dalma anında ortaya çıkan ilginç bir çatışma halinden ibarettir.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Kağıt kesiği neden canımızı çok yakar?

Manşet, kağıt kesiği nasıl geçer, kağıt kesiği, evrim ağacı

Ufacık bir kağıt kesiği canımızı beklediğimizden çok daha fazla acıtır. Peki, bunun nedeni nedir? İşte www.evrimagaci.org yazarlarından Çağrı Mert Bakırcı açıklıyor…

Kağıt Kesiği Neden Çok Acıtır?

Standart bir A4 kağıt ortalama 0.05 milimetre kalınlığa sahiptir. Standart bir tıraş bıçağı 0.23 milimetre kalınlığa sahiptir. Bir tıraş bıçağının kestiği yaranın acısı anlaşılır; ancak ondan 5 kata kadar daha ince olan kağıdın, kimi zaman arkasında hiç kanama izi bile bırakmaksızın açtığı yaralar neden bu kadar fazla acır? 

Normalde bir kağıt, insan derisini kesebilmek için fazlasıyla yumuşaktır. Belli bir keskinliğe ulaşmak için, belli bir sertliğin de olması gerekir. Fakat kağıdı bu kadar kesici yapan, aşırı ince olmasıdır. Kesiği açan kenarın yüzey alanı çok küçük olduğu için, çok yüksek basınç uygulayabilir. Bu basınç, deri katmanını yararak “kesik” dediğimiz olaya neden olan kuvvet dağılımıdır. Basınç, uygulanan kuvvetin yüzey alanına bölümüdür. Dolayısıyla çok küçük yüzey alanı (örneğin kağıdın kestiği incecik kenarın yüzey alanı), çok yüksek basınç anlamına gelir.

Kağıt kesikleri genellikle büyük bir kağıt grubu içerisinden, tek bir kağıdın ayrılması sonucu oluşur. Yani tek bir kağıt ile elinizi kesmeniz çoğu zaman zordur. Bunun nedeni, tek bir kağıdın gerekli kuvveti kesiği açma süresi boyunca uygulayamayacak kadar esnek ve yumuşak olmasıdır. Yani kağıdın kenarı elinizi kesmeye çalışsa da, yarığı açamadan hemen bükülecektir. Fakat yeni açılmış bir kağıt destesi (kimi zaman “kağıt topu” olarak bilinir) içerisinden kıvrılarak ayrılan tek bir kağıt, destenin geri kalanından güç alarak bükülmeden durabilir. Bu da, kağıdın parmağınızı kesebilmesini sağlayacak kuvvetin yeterince uzun süre uygulanabilmesine izin verir.

Gelelim acının nedenine… Parmaklarımızın ucunda aşırı fazla sayıda nosireseptör adı verilen acı algılayıcı sinir ucu bulunur. Bir kağıt kesiği, bu sinirlerin çok fazlasını aynı anda uyarabilecek kadar geniştir. İncecik kesik kanamaya neden olmadığı için, bu sinirlerin ucu, havaya temas edecek şekilde açıkta kalır. Yani yarıktan dışarı doğru bakan reseptörler, sürekli dış ortama maruz kalır. Kağıt kesiklerinin o sinir bozucu acısı bu reseptörlerin açık hava nedeniyle sürekli beyne sinyal göndermesinden kaynaklanır.

Kimi zaman derin kağıt kesikleri de görülür. Bunlar, daha uzun bir yüzey boyunca olan, daha derin kesiklerdir. Bunlar kimi zaman dışarıya hafifçe sızan, çoğu zamansa yarığın içerisinde biriken kanamalara neden olur. Kesik sırasında kağıdın yüzeyinde ve fiberleri içerisinde bulunan koruyucu kimyasallar (örneğin beyazlatıcılar), vücuda geçer. Bu kimyasalların yakıcı etkisi, beynimizde acı olarak algılanır. Bu da, kağıt kesiklerinin neden olduğu acının yaygın görülen ikinci bir nedenidir.

Tüm yaralar gibi, kağıt kesikleri de temizlendikten sonra yara bandıyla kapatılabilir. Fakat yine de, yarık boyunca parmak etinin iki tarafının sürekli farklı hızlar ve yönlerde oynayabiliyor olması, rahatsız edici acının uzun sürekli bir şekilde devam etmesine neden olacaktır. Çoğu zaman yara 2-3 gün içerisinde tamamen iyileşir ve acı kaybolur.

Yazar: Çağrı Mert Bakırcı
Kaynak:  www.evrimagaci.org

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND