Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Yetenekleri kazanmanın yolları

Devler ligine katılmanın yolu en yetenekli isimlerle çalışmaktan geçiyor. Ancak yetenekli çalışanlarla çalışmak her zaman kolay değil. Bununla birlikte küçük kurumların da yetenekli isimleri çalışmak için ikna etmesi mümkün. Nasıl mı?

Devler liginden oyuncu çalmak

 
 
Üniversiteden yeni mezun oldunuz. Sınıfınızın en iyilerindensiniz. Birkaç şirketle iş görüşmeleriniz oldu, teklif aşamasına iki şirketle geldiniz. Şirketlerden biri çok uluslu dünya devlerinden, diğeri ise piyasada tanınan küçük çaplı bir aile şirketi.
Sektör, pozisyon gibi bir kısım değişken fikrinize etki edebilir ancak hem daha stabil olması, hem kaynaklarının fazlalığı, hem de açacağı kapılar dikkate alındığında birçoğumuz çok uluslu şirkete evet diyecektir. Bu mantıkta ilerlediğimizde en iyileri büyük çok uluslu şirketler kapacak, KOBİ’lere alternatif adaylar kalacaktır. Şimdi kendinizi KOBİ’lerdeki insan kaynakları yöneticilerinin, patronların yerine koyun. Şirketlerine en büyük yarar sağlayacak, performansı en yüksek çalışanı nasıl aralarına katacaklar?

Büyük işletmelerin KOBİ’lere göre yetenekleri çekme konusunda avantajlı oldukları kesin. Her sene üniversitelerin düzenlediği kariyer günlerinde en büyük katılımcılar olarak kampüslere egemen oluyor, en başarılı öğrencileri tanıma ve kendilerine uygun adayları belirleme şansı buluyorlar. Kampüslerde organize ettikleri etkinlikler, konserler, festivaller markalarının imajını güçlendiriyor, öğrencilerin gözünde ideal işyerleri haline geliyor, karşılarında gördükleri başarılı profesyonellerin birgün yerinde olmayı hayal ediyorlar. 
Tüm bu planlama, tanıtım ve IK aktivitelerinin dışında kalan küçük şirketler çok daha dar bir yetenek havuzu içinden işe alım yapıyorlar. Büyük şirketlerin vaat ettiği şaşalı kariyer yerine, küçük şirketler daha ayakları yere basan bir iş tanımıyla adayların karşısına çıkıyorlar. Bu durumda büyük şirketlerle küçüklerin boy ölçüşmesi neredeyse imkânsız gibi görünebilir. Ancak küçük şirketlerin üstün yetenekli adaylarla daha samimi bir bağlantı kurmaları kendilerini doğru konumlandırmaları ve çalışanlarıyla ilgili politikalarını doğru ifade etmeleriyle mümkündür. Unutulmamalıdır ki bazı yetenekler ilk günden itibaren küçük denizde büyük olmayı, büyük denizde küçük balık olmaya tercih edecektir.

1. Şirketinizin potansiyelini gösteren başarılı bir marka hikayeniz olsun.

En yetenekli ve hırslı çalışanlar işlerinden ilham almak isterler. Çalışmak üzere oldukları şirketin bir yerlere gittiğini, bir vizyonunun olduğunu ve geleceğe sağlam adımlarla yürüdüğünü görmek isterler. Teknoloji sektöründe herkes Facebook ve Google’da çalışmak için can atar, hızla büyüyen çok başarılı ve sağlam markalar olmalarının yanında sağlam bir hikayeleri var bu firmaların. Küçük bir firmanın gurur duyulacak bir hikayesinin olması yeni katılan bir çalışan için büyük önem taşır. Çalışan da yeni içine girdiği şirketle gurur duyar, kendinden büyük bir şeyin parçası olmak ona iyi gelir, daha iyi işler çıkarmak üzere çalışır. Büyük potansiyeli olan bir işe henüz başındayken dahil olmak, işi büyütmek herkesi tatmin eder, kişinin kendini yararlı ve özel hissetmesini sağlar. Bir KOBİ’nin etkileyici bir hikayesi olması için, net bir vizyona, hırslı bir çalışan/gelir büyüme planına ve yeni ürünlerin çıkışıyla ilgili planlamaya ihtiyacı vardır. Azimli çalışanlar istiyorsanız azimli bir şirket olduğunuzu kanıtlamalısınız. Kişi şirketle beraber büyüyeceğine inanmalıdır.

2. Küçük bir şirkette çalışmanın daha büyük risk almak anlamına geldiği görüşünü çürütün.

İflas eden girişimler, dot com şirketleri, son 5 yılı korku ve tereddütle saran ekonomik kriz iş dünyasının ne kadar kaygan bir zemine sahip olduğunu göstermekte. Böyle bir ortamda hem küçük hem de büyük şirketler kıyasıya rekabetten ve başarısızlık ihtimalinden ürküyorlar. Başarı için risk almak gerekli. Aslında bugünkü piyasa koşullarında hem büyük hem de küçük şirketlerin sırf ayakta kalabilmesi için riskli kararların altına imza atması gerekiyor. 20 yıl öncesindeki gibi güvenle pazarı belirleyen firmaların sayısı gitgide azalıyor hele teknoloji gibi yepyeni yönlere giden sektörlerde eski şirketlerin ağırlığı gitgide azalıyor. İflas etmesi mümkün olmayacağını düşündüğünüz oturmuş şirketlerde belli ürünlerin veya bölgelerin başarısız olduğunu, piyasadan çekildiğini görüyorsunuz. Bu da çoğu zaman ilgili bölümlerdeki profesyonellerin işten çıkarılması anlamına geliyor. Kısacası, büyük şirketlerde çalışanların iş güvenliğinin daha yüksek olduğu her zaman doğru olmayabiliyor.

3. Çalışanlarınıza esnek çalışma imkanı tanıyın.

İhtiyacınız olan yetenek havuzuna erişebilmeniz için, sadece tam zamanlı personelleri işe almaya odaklanmayın. Geçici, kısa süreli veya proje bazlı iş yapacak adaylara kapınızı açık tutun. Bu yaklaşım sizi rakiplerinizden ayıracak, istediğiniz donanımda çalışanlara daha kolay ulaşmanızı sağlayacaktır. Bu çalışanların şirketinize maliyeti saat veya proje bazında daha yüksek olabilir ancak ücretlerini teslim ettikleri iş üzerinden hesapladığınızda kendi kendini disiplinli bir şekilde yöneten esnek çalışanlara sahip olursunuz.

4. Sektörünüzdeki büyük şirketlerin işten çıkarmalarından haberdar olun.

Sektörün ileri gelen şirketleri küçülme politikasındaysa veya belli bölümlerini küresel stratejileri doğrultusunda lav etmeye karar verirlerse, bu durumdan ilk siz haberdar olun. Sektör deneyimine sahip ve bölümlerine dair birçok eğitimi tamamlamış bu profesyonelleri bünyenize dahil etmek için ideal bir zaman olabilir. Yüksek maaşlar vermeye gerek olmadan yetişmiş elemanları bu süreçte hızla işe alabilirsiniz.

5. Küçük bir şirkette çalışmanın avantajlarını markanıza yansıtın.

Büyük şirketlerde işin sadece küçük bir kısmından sorumlu olurken, küçük şirketlerde çalışanlar işin birçok evresinden hatta çoğu zaman başından sonuna her evresinden sorumlu olurlar. İşin yapılış biçimine karar verme, problemleri aşmak için kullanılan yöntemlerde çalışanın daha fazla söz hakkı olur. Daha bağımsız çalışmak, işi kendi işleri gibi benimsemeleri mümkün olur. Üst düzey yönetimle daha fazla etkileşim içinde olur, daha esnek bir çalışma düzenine sahip olurlar. Birçok sürecin içinde olmaları ürünün gelişimine, satış kanallarına ve satış sonuçlarına katkılarını daha net bir şekilde hissettirir. İşten aldıkları tatmin artar. Günün sonunda büyük bir şirket çalışanına göre küçük şirket çalışanının şirketin hizmet veya ürününe katkısı daha büyüktür.

6. Çalışanlarınızı daha kısa sürede terfi ettirebilirsiniz.

Büyük şirketlerde çalışan sayısı çok daha fazla olduğu gibi, rekabet de yoğundur. Başlangıç seviyesinde aynı işi yapan birçok yeni mezun olduğu gibi, uzman, kıdemli uzman, süpervizör, müdür yardımcısı, müdür gibi birçok ara kademe de bulunmaktadır. Dev bir çalışan havuzunun içinde olan çalışan, direkt yöneticisinin taraflı olabilecek görüşleri doğrultusunda terfi edebilmek için onlarca kişiyle yarışır. Küçük şirketlerde ise, daha az sayıda çalışan ve yönetici bulunmaktadır. İşini hakkını vererek yapan bir çalışanın yöneticileri veya patronu tarafından fark edilmesi, hem manevi hem de maddi açıdan takdir edilmesi çok daha kısa sürelerde gerçekleşir. Azimli bir çalışma ve başarılı kararlarla yönetici koltuğuna oturabilir, günün sonunda şirketinize daha fazla yarar sağlayabilir.

7. Çalışanlarınızın zamanını bürokrasiyle değil işle doldurun.

İş yapmak amacıyla işe gelen çalışanınızı bürokratik süreçler ve engellerle oyalamayın. Kısa sürede küçük gruplar halinde toplanıp önemli kararları veren bir yönetim olduğunuzu görüşme sürecinde kanıtlayın. Kişilerin masasında veya email kutusunda onay bekleyen dokümanların sizin şirketinizde olmadığını gösterin. İşe alım süreciniz, ilk görüşmeden adaya işi teklif etmenize kadar olan süreç iş yapış biçiminize ayna olsun.

8. Çalışanınız sadece bir sayı değil ailenizin parçasıdır.

Dünya toplu üretimden butik kişiye özel tasarımlara geri dönüyor. Kişiler herkesin işine yarayan çözümlere para vereceğine kendi ihtiyacına cevap veren kişiye özel uygulamaların peşinde. Çalışanların hissiyatı da bu yönde gelişiyor. Dev bir yapının içinde anonim bir sayı olmaktansa, adıyla tanınmak, başarılarının takdir edilmesi, şirketin son kullanıcıya ulaşan ürününe katkısını net bir şekilde görmek istiyor. Büyük şirketlerde belli bölümler ve yöneticilerin desteğiyle bu tür bir takdir görebilirsiniz ancak genel anlamda büyük ekiplerin ve uzun süreçlerin içinde kaybolur gidersiniz. Oysa, küçük şirketinizde çalışanınızla aranızda organik bir bağ kurulur. İşleri yetenek, konum ve bilgi düzeyine göre delege eder, her an destek vermek için birkaç adım geride işlerin büyümesini izlersiniz. Herhangi bir problemde çalışanınıza güvenir, işler çok karmaşık hale geldiği takdirde devreye girersiniz. 

Her yetenekli genç büyük kurumsal firmalarda başarılı olamaz, öncelik kendini iyi tanımada…

Büyük şirketlerin en yetenekli çalışanları elde etmesi konusunda Performia Kişilik Testleri yöneticisi Sezin Kalafatçıoğlu’nun görüşlerine yer verdik:

Çok yetenekli gençler henüz üniversiteden mezun olmadan büyük şirketler tarafından seçilmiş oluyor, bu doğru. Ne yapacağını bilemeyen, önce bir üniversiteyi bitirelim de sonra ne yapacağıma bakarım diyen ya da bu konuda kafası karmakarışık büyük bir yüzde yanında, kariyeri konusunda çok iyi yönlenen zaten ne istediğini bilen ve ortalamanın üzerinde olan küçük yüzdenin gözü hep büyük kurumsal firmalarda oluyor. Oysa her yetenekli genç büyük kurumsal firmalarda başarılı olamaz. Yaptığımız kişilik testlerinde biz bunu görüyoruz. Bazı kişilerin testlerinde istikrar seviyesi çok yüksek, karar vermek için kanıtlar, raporlar bulunması gerekir, teorik bilgisi konuda yeterli olmadan harekete geçemez. Bu kişi büyük şirketler için biçilmiş kaftandır. Tüm karar kademelerini geçebilecek ve yaptıkları daha sonra ortaklar ve denetim kurulu tarafından onaylanacak olan yönetici olacaktır bu kişi. Bunun yanı sıra bazı kişilik karakterleri var ki, anında karar almak ve kararlarında özgür olmak ister, yaptıkları için onaya gerek duymak duymadan hareket etmek ve hızlıca havalanıp uçmak, gerektiğinde hızlı manevralar yapmak ister. İşte böyle bir karakter büyük bir yapının içinde mutsuz olur. Performia sisteminde biz bunu tekne kaptanı, büyük gemi kaptanı diye açıklıyoruz. Büyük bir gemi içinde görev dağılımları, hiyerarşi ve istikrar vardır. Küçük bir tekneyi yönetirken anlık kakarlar vermek, rüzgâra göre yön değiştirmek ve her türlü göreve hazır olmak var. Gençlerin bu anlamda kendini tanıması ve hem kendisini gerçekleştirmek hem de çalışacağı şirketi başarıya ulaştırmak adına herkesin yaptığını yapmaması gerekiyor. 

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND