Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Yetenek ajanları takipte!

İletişim teknolojisinde yaşanan devrim yetenek patlamasının da fitilini ateşlemiş oldu. Gizli yetenek dönemi sona erdiren bu gelişme ile birlikte yetenek çöplüğü dönemi başladı. İşte bu noktada yetenek ajanları sıkı takipte. Gerçek yeteneklerin peşine düşen ajanlar bakın nelere dikkat ediyor…

Yetenek Ajanları

 

Lady Gaga’nın şarkısına yaptığınız remiks müzik listelerini altüst etsin; UGG için çocuk botu yapın, tüm dünyada satılsın! Rüya mı; imkânsız mı? İkisi de değil. Yaratıcı çalışmalarınızı ‘sosyal medya’ kuyusuna atmadan, doğrudan ‘ünlü’ birine ya da ‘ünlü’ bir markaya ulaştırmak için kurulan Talenthouse’un yarışmaları tam da bunu için. Türkiye temsilcileri anlattı…

Yetenek yarışmalarından ve Youtube şöhretlerinden geçilmeyen bir çağdayız. Andy Warhol, “Herkes bir gün 15 dakikalığına şöhret olacak” derken, aslında tam da bu dönemi kastetmiş meğer… Elbette sosyal medya, evinde ‘yetenekli yetenekli’ oturanları gün yüzüne çıkarıyor ama katılım büyüdükçe internet âlemi tam bir ‘yetenek çöplüğüne’ dönüşüyor, ‘iyi’ler harcanıyor. 

İşte tam da bu ‘çokluk’, Talenthouse’un (Yetenek Evi) kuruluş amacını oluşturmuş. Gerçek yetenekleri, yarışmalar sayesinde doğru kişilerle buluşturuyor. Üstelik öğrendik ki, San Francisco’da yaşayan iki de Türk temsilcisi varmış: Ayda Güven ve Zeynep Gabralı… 
Yapmanız gereken çok basit. talenthouse.com’a giriyorsunuz, açılan yarışmaları takip ediyorsunuz. İngilizce bilmenize de gerek yok; site Türkçe… İster tişört tasarlayın, isterseniz bir şarkıyı remix’leyin. Sadece yarışmalara bağlı da değilsiniz. Sitenin blogunda video, ses kaydı veya çizimlerle ‘özgürce’ yeteneginizi gösterin. Dünyaca ünlü bir sanatçı veya markanın sizi keşfetmesi, an meselesi… 
Türkiye’den yetenekleri yurtdışına sunan bu iki ‘yetenek avcısı’yla ülke olarak potansiyellerimizi, yetenekli olduğumuz alanları ve Talenthouse’u konuştuk, sorularımızı birlikte cevapladılar. 

– Talenthouse nedir, ne amaçla ve ne zaman kuruldu? 
Fotoğraf, dans, müzik, tasarım ve film gibi sanatın farklı dallarıyla ilgili projeleri, yarışma haberlerini kapsayan global bir yaratıcılık platformu… 2009’da kuruldu. Bu platformla hedeflenen, yükselen yeteneklerin gizli kalmış projelerini veya eserlerini ortaya çıkarmalarına yardımcı olmak ve sanatla ilgili bu kişileri endüstrideki doğru isimlerle yani ünlülerle veya markalarla buluşturmaktı. Platformun, bu nedenle aslında bir nevi köprü görevi gördüğünü de söyleyebiliriz.

– Kimlerle çalıştınız? 
2009’dan bu yana Talenthouse; Justin Timberlake, Kylie Minogue, Maroon 5, Lady Gaga, No Doubt, Linkin Park, Eric Clapton, Elton John gibi sanatçılarla ve Nokia, Adidas, Dolce&Gabbana gibi tanınmış markalarla birlikte pek çok projeye imza attık.Talenthouse’un adı global olarak duyulmaya başladı. 2012’de ABD’nin gelecek vaat eden şirketlerini ve girişimcilerini içeren Red Herring Top 100 listesine girmeyi de başardı.

NOKIA SİZE SPONSOR OLABİLİR
– Buna benzer başka kurumlar var mı dünyada? Varsa Talenthouse’un “Biz şu yüzden farklıyız” gibi bir iddiası olduğunu söyleyebilir miyiz?

Tabii var. Örneğin 99 Designs, DesignCrowd, CrowdSpring bunlardan bazıları… Talenthouse’un bu platformlardan farklılığı sadece tasarıma değil; film, dans, müzik, remiks, fotoğraf gibi oldukça geniş bir yelpazeye ulaşması… Ayrıca, bu platform sessiz kalmış projeleri ortaya çıkarmayı kendine görev edindiğinden amatörden profesyonele kadar her alanda çok geniş bir kitleye hitap ediyor. Bunun dışında, 2013’ün başlarında yeni bir şey başlattık. Artık, Talenthouse kullanıcıları, “Üyeden üyeye davet” ismini verdiğimiz projelerle birlikte kendi yarışmalarını başlatabiliyor ve birlikte çalışabilecekleri yetenekleri kolaylıkla seçebiliyor. Hatta bu tür projelerden bazıları, Nokia, Avid gibi ortak sponsorlarımız tarafından destek görebiliyor. 

– Onlarca sosyal medya mecrası varken, ‘yetenekler’ neden bir ‘aracı’ ihtiyacı duyuyor? Örneğin Youtube için yetenek çöplüğüne dönüştü diyebilir miyiz? 
Binlerce kişi, eserlerini doğru kişilere ulaştırmak istediğinde çoğu zaman kalp kırıklıklarıyla evlerine dönüyor. Bu yetenekler, platformda yer alan ve ilgi alanı geniş olan yarışmaları incelerken öncelikli olarak her türden projeyi tek bir platformda bulabiliyor. Örneğin Linkin Park seven bir grafik tasarımcı, hemen sitede yer alan “Linkin Park için tişört tasarlayın” yarışmasını görüp katılabiliyor. Hatta yarışmayı kazandığında grupla birlikte çalışma fırsatını da yakalayabiliyor. Bunun dışında ünlüler açısından duruma baktığımızda, onlar da projelerini birebir hayranları üzerinden hayata geçirebiliyor ve Talenthouse’un uluslararası ekibi aracılığıyla farklı dillere çevrilen yarışma haberlerini dünya çapında tüm hayranlarına, kolayca anlayabilecekleri bir dilden ulaştırabiliyor.

TÜRKLER TASARIMDA BAŞARILI
– Dünya genelinde insanların kendilerini ‘en yetenekli’ bulduğu alanlar neler size göre? Yani daha çok albüm kapağı mı tasarlıyorlar, yoksa bir şarkıya remiks yapanlar mı çoğunlukta? 

Almanya, ABD gibi ülkelerde DJ/remiks yarışmaları daha çok katılım alırken Rusça konuşan ülkelerde daha çok moda, fotoğraf ve baleye ilgi duyuluyor. Portekizce ve İspanyolca konuşan ülkelerde tasarıma ve fotoğrafa ilgi yüksek. Türkiye açısından bakarsak, tasarımla ilgili olan yarışmaların ön planda olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle, tişört tasarım yarışmaları ülkemizde oldukça seviliyor. Bunun dışında albüm kapak tasarımıyla ilgili yarışmalara da katılım oldukça yüksek. Son zamanlarda, remiks yarışmalarına da ilginin arttığını söyleyebiliriz.

– Talenthouse, neden bir Türkiye ekibi kurmak istedi? 
Türkiye aslında başlangıçta deneme amaçlı olarak açılan bir pazardı. Çünkü Talenthouse bünyesinde yer alan Brezilya, Meksika, Rusya gibi ülkelere göre daha küçük bir nüfusa sahip. Türkiye; Facebook, Twitter gibi sosyal medya kanallarını oldukça aktif olarak kullanan bir pazar olduğundan birkaç ay sonra Talenthouse Türkiye’nin başlatılmasına karar verildi.  

RUSYA VE BREZİLYA’YLA BAŞA BAŞ
– Kaç ülkenin temsilcisi var? 
Uluslararası ekibimizde şu an İngilizce dışında 6 dil mevcut. Türkiye’ye biz bakıyoruz. Bunun dışında Rusça konuşan ülkeler için 2-3 kişi, Fransızca konuşan ülkeler için 1 kişi, İspanyolca konuşan ülkeler için 2-3 kişi, Portekizce konuşan ülkeler için 2-3 kişi ve son olarak Almanca konuşan ülkeler için 1-2 kişi görev yapıyor. San Francisco, Los Angeles ve Londra’da ekiplerimiz var. Ülke seçilirken herhangi özel bir kriter aranmıyor. Ancak, Rusya ve Latin Amerika gibi kültürel anlamda gelişmiş büyük pazarların önemi de ortada… 

– Siz olaya nasıl dahil oluyorsunuz?
Türkiye yüksek potansiyele ve genç bir nüfusa sahip bir ülke. Sosyal ağlardaki takipçiler neredeyse Rusya ve Brezilya ile başa baş gidiyor. Böyle bir ilgiden Talenthouse çalışanları oldukça memnun. 
Yarışmaların Türkçe’ye çevrilip siteye yüklenmesi bittikten sonra yarışma haberlerimizi yayınlamak isteyecek websitelerine ve bloglarında paylaşmak isteyecek bireylere basın bültenlerini ulaştırmaya çalışıyoruz. Yarışmanın konusuna göre araştırmalar yapıyoruz. Örneğin filmle ilgili bir yarışma ise film yapımcılarını arıyoruz. Bunun dışında yine her ülkenin kendi başarı hikâyelerini paylaşabileceği, moda/tasarım/film/fotoğraf/dans gibi konularda yazılar yazabileceği bir bloğu var. Sanatçılarla yapılan röportajları, yarışmalarla ilgili ipuçlarını, tavsiyeleri; her şeyi  http://blog.talenthouse.com/?lang=tr adresinden okumak mümkün.

TÜRKİYE’DEN KİMLER KAZANDI? 

l Yrd. Doç. N. Irmak Akçadoğan şu an Doğuş Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi’nde Dekan Yardımcısı ve 2012 yılında U2 grubu ile gerçekleştirdiğimiz bir kolaj tasarım yarışmasını kazandı.
l Öykü Şentürk adlı fotoğrafçı; Justin Timberlake’in düzenlediği bir fotoğraf yarışmasının finalistlerindendi.
l Berat Hocaoğlu, Papernomad isimli bir firmanın düzenlediği iPad kılıfı tasarım yarışmasının kazananıydı.
l Buket Pamuk, bir öğrenci ve o da UGG Australia’nın çocuklar için düzenlediği bir bot tasarım yarışmasını kazandı.
l Tolga Mermer, Moogfest remiks yarışmasında en yüksek oyu almış bir yapımcı.
l Nurgül Geçin, Karen Ruimy albüm kapağı tasarım yarışmasında en yüksek oyu alan tasarımcı…

BİR UÇAKLA ABD’YE

– Bir yarışmaya ortalama kaç başvuru geliyor?
Bazen 10-20 kişi katılırken bazen yüzlerce katılım alıyoruz… Ancak genel olarak tüm ülkeler için bakarsak yarışmalara katılımların ortalama 500-600 civarında olduğunu görebiliyoruz.

– Peki, Türkiye’den gelen başvurular arasında hangi kategoridekiler daha başarılı oluyor? 
Daha çok grafik tasarımla ilgili olduğu söyleyebilirim. Fotoğraf veya remiks yarışmalarında da iyi durumdayız

– Katılım ücretsiz midir? Para ödülü de var mı? 
Yarışmaların hepsine katılım ücretsiz. Bazı yarışmalarda bin dolar ödül verilirken bazılarında 2 bin veya 5 bin dolar veriliyor. Para ödülü dışında kazanan kişilerin eserleri ünlü sanatçı ve markaların sosyal medya kanallarında ve websitelerinde tanıtılıyor. Bazen seyahat masraflarının karşılandığı bir uçak bileti, konser bileti alabiliyorlar. Katılımcılar, sanatçıların fotoğraf veya tasarım ekiplerine katılıp onlarla birlikte çalışabiliyor. 

DEVAM EDEN YARIŞMALAR

l David Guetta için ‘bot’ tasarlayabilirsiniz.
l Jessie J’in 15 Eylül’deki konseri için sahne kıyafetini hazırlayabilirsiniz.
l Jimmy Cliff, yeni parçası ‘Reggae Music’ için birtakım çekimler yaptı. Çekimleri indirip, bir müzik videosuna dönüştürebilir ve Jamaika’da müthiş bir tatil yapabilirsiniz. 
l Yapacağınız bir remiks’le dünyaca ünlü prodüktör Benny Benassi’nin ekibine katılabilirsiniz. 
l H.A.R.O.N’un son albüm kapağı da size emanet…

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND