Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Yeniler çok hızlı!

Yeni dönem patronların ortak noktası hız. Büyük balığın küçük balığı yuttuğu dönemlerin geride kalmasıyla birlikte hızlı balıklar rakiplerini geride bırakma konusunda büyük başarılara imza attı. İşte yeni dönemin en hızlı patronları…

Yeni dönemin dikkat çeken patronlarının son 3 yılda kat ettikleri yolu inceledik. İşte yeni dönemin en hızlı patronları…

BODRUMDAKİ KİLER’DEN EN BÜYÜK GÖKDELENE
Geçmişini yakından izleyenler bilir. Kiler, 1994 yılında sadece küçük bir marketin adıydı. 17 yıl sonra geldiği noktada perakende, enerji, inşaat ve gıda sektörlerinde dev yatırımları olan 950 milyon TL cirolu bir holding. Üstelik 17 yıl önce Bakırköy’de bodrum katındaki küçük marketi işleten Vahit, Nahit ve Ümit Kiler kardeşler, bugün Türkiye’nin en yüksek binası Sapphire Rezidans’ın da 173 mağazalı Kiler perakende zincirinin de sahibi konumuna yükseldi. 2010 sonu itibariyle grubun gelirlerinin yüzde 85’i de perakendeden geliyor. Kiler Grubu’nun bu kadar büyümesinde kuşkusuz satın almalar önemli rol oynadı. İlk 10 yılında İstanbul ve İzmit’te organik büyüyen grup, 2004 yılını 35 mağaza ile kapatmıştı. Sonraki 1-2 yıl da Kiler, büyük ebatlı mağaza sayısını artırdı. 2004 sonunda özelleştirilen Kütahya Şeker’in kamuya ait hissenin yarısı olan yüzde 42’lik bölümünü satın aldılar. Kentleşme oranı yüksek şehirlerdeki büyüme stratejisini, yerel zincirleri satın almak üzerine kuran grup, Canerler’in yüzde 50’sini 2005’te alarak ilk büyüme hamlesini gerçekleştirdi. 2006 yılında Trakya merkezli Güler Marketler’i de bünyeye katarak 109 mağazaya ulaştı. 2007’de Adana ve Bolu’da yaptığı satın almaların yanı sıra Kayseri, Kırşehir, Yozgat ve Kırıkkale’de yapılan açılışlarla mağaza sayısını 138’e çıkarttı. 2008 yılında Yimpaş’ı satın aldı, ek yatırımlarla mağaza sayısı 161’e ulaştı. 2010’u 26 ilde 173 mağaza ile kapattı. Kiler, inşaat, enerji ve turizm alanlarına da yatırım yapmaya yöneldi. Enerji yatırımlarını HES’lere yöneltti. Kiler GYO konut, AVM ve rezidans projeleriyle özellikle Sapphire İstanbul’la adından daha sık söz ettirmeye başladı. Böylece küçük bir marketle yola çıkan grup, 2007 yılını 700, 2010 yılını ise 950 milyon TL ciro ile kapattı. Sadece son 3 yılda yüzde 36 büyüdü.

UCUZ KONUTLA CİROYU KATLADI
Birkaç yıl öncesine kadar Fikret İnan adını duyanların sayısı çok sınırlıydı. Fi-Yapı ile birlikte onun adı iş dünyasında daha fazla duyulmaya başlandı. Oysa onun sektör deneyimi çok daha eskilere dayanıyor. Henüz çocukken Tahtakale’de nalbur olan babasının yanında işe başladı. 1995 yılında müteahhit oldu. 2001 krizinde yaşadığı sıkıntılı dönemin ardından 2007 yılında 3 ortaklı olarak Fi-Yapı’yı kurdu. 2007 yılında şirketin cirosu 25 milyon TL idi. 2008’in sonbaharında kriz riskini almak istemeyen ortakları Fi-Yapı’dan ayrılınca yola tek başına devam kararı aldı. Krizin ortasında 4 ay içinde 3 ekonomik fiyatlı konut projesinin lansmanını yapınca sektörde ön plana çıkmaya başladı. Hakkında, “Son 3,5 yılda 9 konut projesi ve 8 bin 260 daireyle Ferrari’den bile hızlı” yorumları yapılan İnan, “1 milyon dolar sermayeyle başladığım işi bugün 1,1 milyar dolarlık hale getirdim.

Yeniler çok hızlı Yeni dönemin dikkat çeken patronlarının son 3 yılda kat ettikleri yolu inceledik. İşte yeni dönemin en hızlı patronları…

Dünyada 3 yılda böyle bir büyüme hızı yok” diyor. 2010 yılını 315 milyon TL ciro ile kapatan Fi-Yapı, 3 yılda cirosunu 12 kattan fazla büyütmüş durumda. Başlangıçta çok eleştirilen, ancak daha sonra taklit edilmeye çalışılan ekonomik fiyatlı konut projelerinin nasıl hayata geçtiğini ise İnan şöyle anlatıyor:”Krizlerde gayrimenkul fiyatları geriler. Ben ucuz fiyata arsa temini yaptım. Krizde inşaat malzeme fiyatlarında da neredeyse yüzde 50’ye varan gerileme oldu. Dolayısıyla benim inşaat yaparken para kazanmama gerek kalmadı. Ben de maliyetten para kazanmaya oynadım. Başarılı da oldum. Bugün Fi-Yapı ’sıfır’ krediyle dönen tek şirket.”
Hedefinin, 10 yılda 100 bin konut olduğunu belirten İnan, devam eden ekonomik konut projelerinin yanı sıra lüks konut işine de girdi. Bu kez en pahalısını yapma peşinde.

HASTANEYLE EŞİK ATLADI, PERAKENDEYLE DEVLEŞTİ
Turgut Aydın, Türkiye’nin tekstil duayenlerinden biri… Ancak son dönemde onun ve adını daha çok sağlık ve perakende sektörlerindeki büyüme hızı ve başarılı girişimleriyle duyuyoruz. 2007 yılında 213,9 milyon TL cirolu grupta sadece Aydın Örme ve Memorial Hastanesi vardı. Tekstilin krize girmesiyle önce Memorial Sağlık Grubu’nu yaratan Turgut Aydın, ardından gayrimenkule ve 2008 yılında English Home’u alarak tekstilde perakendeciliğe giriş yaptı. 2009’un sonlarında ise A101’in çoğunluk hisselerini alarak gıda perakendeciliğine dev bir adımla girdi. Aydın, bu zaman zarfında grubun hastane sayısını 1’den 8’e çıkardı. 3 hastanesi ve bir tıp merkezi olan Deva Sağlık Grubu’na ortak oldu. 2010 yılını 895 milyon TL ciro ile kapatan grup, son 3 yılda yüzde 318,4 oranında büyümeyi başardı. Turgut Aydın Holding CEO’su Ahmet Yaşar Aydın, “2008 ve 2009’da krizle birlikte fırsatları daha sıkı takip ettik. 2009 ve 2010 bizim için atılım yılı oldu” diye konuşuyor. Aydın, grubun hızlı büyümesini sürdüreceğini belirtirken hedefleri hakkında şöyle devam ediyor: “Gıda perakendeciliğinde A101 ile 5 yıl içinde en az 2 bin mağazaya ve 4,4 milyar TL ciroya ulaşmayı hedefliyoruz. 2012’de perakendede yurtdışına çıkacağız. Sağlıkta yabancılarla ortak girişim görüşmelerimiz kısa sürede hayata geçecek. 2010’un sonlarında kurduğumuz Aydın Denizcilik için 2011 büyüme yılı olacak. Yine 2011’de enerji sektörüne girmeyi planlıyoruz.

19 Hızlı patronun 3 yılda aldığı yolu görmek için görsele tıklayın

HAVACILIĞA DÖNDÜ, 1 MİLYAR EURO’YA ULAŞTI
Kayı Group’un patronu Talha Görgülü, 22 yıl önce girdiği turizm sektöründe esas büyüme hamlesini tur operatörü German Travel International’ı (GTI) kurarak gerçekleştirmişti. Başta Almanya olmak üzere Rusya, Hollanda ve Polonya gibi 4 ülkede faaliyet gösteren GTI, bugün turizmde Avrupa’nın ilk 5 şirketinden biri. Görgülü, uzunca bir süre de Riva Otelleri ile en yüksek yatak kapasitesine sahip patronlardan biriydi. Otelcilik alanındaki son yatırımı 2007’de açılan 120 milyon Euro yatırım yaptığı Adam&Eve Otel’e oldu. Son 3 yılda ise Riva Otelleri’ni elinden çıkardı.

Yatırımlarını tur operatörlüğü ve havacılığa yönlendirme kararı aldı. 2007’de yurtiçi ve yurtdışı şirketlerinin konsolide cirosu 562 milyon Euro olan Kayı Group, 2010 sonunda 1 milyar Euro konsolide ciroya ulaştı. 2010’da Türkiye’ye 850 bin turist getirerek başka bir rekora daha imza attı.
Görgülü, hızlı büyümelerinin süreceğini belirtirken yeni dönem planlarını şöyle açıklıyor: “Avrupa’nın en iyi charter şirketi seçilen ve 10 yılda 11 milyon yolcu taşıyan Sky Airlines ile 2011’de iç hat seferlerine başladık. Sky Airlines, 25 gün gibi kısa bir sürede 43 bin yolcu taşıdı. Amacımız, 2011 yılında 20 bin saatin üzerinde uçarak, 1 milyon yolcuya ulaşmak. German Sky Airlines’la birlikte Avrupa’da iç hat uçuşları yaparak önde gelen havayolu şirketi olmayı istiyoruz.”

“PİYASANIN OYUNCUSU DEGİL YAPICISIYIZ”
Altınbaş, 2003 yılında 1,1 milyar dolar ciroya ulaşmıştı. Son 3 yılda ise cirosunu 2 milyar dolardan 4 milyar dolara taşıdı. Grubun temelleri Altınbaş Ailesi’nin 1975 yılında Gaziantep’te kuyumculuk sektörüne girişiyle atıldı. Bugün 4 milyar doları bulan cirosu ile Altınbaş Holding Altınbaş, Alpet, Assos, Creditwest Bank, Galata Denizcilik, Transal Denizcilik gibi şirketleri bünyesinde barındırıyor. Kuyumculuk, finans, enerji, denizcilik ve inşaat sektöründeki 30 şirketle Türkiye, Kıbrıs, Almanya, Bulgaristan, Amerika, Arnavutluk’ta 4 bin kişiye istihdam yaratıyor. İş yaşamına, okul çağında babasının yanında atılan İmam Altınbaş, grubun yönetim kurulu başkanı. Altınbaş, “Planlı büyümeye inandığımız için yatırım yapıp da zarar ettiğimiz bir işimiz olmadı” diyor.
Son 3 yılda yakaladıkları yüzde 100’lük büyümeye ve hedeflere ilişkin ise “Ciromuza yurtdışındaki operasyonlarımızın büyük katkısı var. Bu yılki hedefimiz yüzde 40 büyümeyle 5,6 milyar dolarlık ciroya ulaşmak. “21’inci yüzyılda farklı bir şey yapmaya karar verdik. Piyasayı kendi gücümüz doğrultusunda biçimlendiriyoruz. Piyasanın oyuncusu değil yapıcısıyız” diye konuşuyor. Altınbaş, İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi’yle üniversiteli holdingler arasına da katıldı. TMSF’den aldığı Göztepe Spor Kulübü’yle tüm dikkatleri üzerine çekti.
Organik büyümeye inandıklarını ifade eden Altınbaş, “Bu nedenle bir sektöre girerken son derece dikkatliyiz, ince eleyip sık dokuyoruz. Dolayısıyla Altınbaş Holding, herhangi bir sektöre geçici olarak giriş çıkış yapmaz, kâr edebileceğimiz işleri de değerlendirmekten çekinmeyiz” diyor.

ATÖLYEDEN 2,1 MİLYAR TL CİROYA
Son birkaç yıldır Türk perakende sektörü LCW’nin yarattığı mucizeyi konuşuyor. Mustafa Küçük ve Vahap Küçük kardeşlerin yarattığı bu başarı öyküsü 1988 yılında, 50 bin dolar sermaye ile Zeytinburnu’nda 150 metrekarelik bir atölyede başladı. Mustafa Küçük ve Vahap Küçük başlangıçta, fason üretime dayalı ihracat yapmayı amaçlıyordu. Kaliteli ve hızlı ürün taleplerini karşılamakta zorlanınca üretim sektörüne girdiler. Fransa’ya ihracat yapmak için üretilen LCWaikiki ürünlerinin 2’nci kalitelerine iç piyasadan yoğun talep gelince LCWaikiki’nin Türkiye lisansını aldılar. Böylece toptan satış sektörüne de girdiler. Bu kararla 2010 cirosu 2,1 milyar TL’ye ulaşan Tema Holding’in temelini oluşturan Tema Tekstil kuruldu. Hızlı bir şekilde büyüyen grup, 1994 yılında Taha Holding’i kurdu. Şirketleri, Taha Holding çatısı altında topladı. LCWaikiki, 1997 yılında tamamen satın alındı.
Üretim grubu ile perakende grubu tamamen ayrıldı. İhracata üretim yapan şirketler Taha Holding çatısı altında, toptan ve perakende ile ilgili şirketler ise Tema Holding çatısı altında toplandı. 2000 yılında 500’e yakın bayisi olan Tema Grup, ekonomik kriz sonrası bayilerine vadeli ürün satmayacağını, yeni bayilikler vermeyeceğini ve kendi mağazalarını açmaya ağırlık vereceğini duyurdu. Kendi mağazalarını açarak ve tedariğini en uygun fiyata yaptırarak 2010 yılına ka- darki 10 yılda her yıl ortalama yüzde 40 büyüdü. Grup son 3 yılda cirosunu 3’e katladı. Ve bugün 321 mağazayla, 2,1 milyar TL ciroya ulaştı.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND