Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Yenile yenile yenmeyi öğrenmek!

Gerçek hayatta da başarısızlıkları başarıya çevirmek limonata yapmak gibi kolay değildir ki. Yani keşke başarısızlıklarımızı bir kaba koysak içine biraz şeker atsak ve her şey birden düzeliverse…

Başarısızlık, başarının öğretmenidir.
Japon atasözü

“Hayat size bir limon verdiğinde ondan bir limonata yapın” klişesini kim bilir ne kadar çok duymuşsunuzdur Amerikalılar bir başarısızlıkla karşılaştıklarında “hayat bir limon verdi” deyimini kullanırlar. İyi ama gerçek hayatta da başarısızlıkları başarıya çevirmek limonata yapmak gibi kolay değildir ki. Yani keşke başarısızlıklarımızı bir kaba koysak içine biraz şeker atsak ve her şey birden düzeliverse…

Başarısızlıktan çok korkuyoruz aslında, daha küçük bir çocukken karnemizde zayıf getirmekten korkuyoruz, üniversite sınavında başarısız olmaktan korkuyoruz, bir iş mülakatında başarısız olup o işi alamamaktan, aldığımız işi başaramamaktan korkuyoruz. Eminim ki çoğunuz için başarısızlık “hayalleriniz sonu” demek.

Başarısızlık hayallerinizin başlangıcı olabilir oysa. Bu yazının, ilk satırda kullandığım klişe gibi, okurken kulağınıza hoş gelecek ancak pratikte size bir yarar sağlamayacak bir yazı olmasını istemiyorum. Bu nedenle sizinle, günlük yaşamda karşılaşacağınız sıradan insanların beni etkileyen yaşam öykülerini paylaşmak istiyorum.

Terry Gross ABD’de 1975 yılından beri “Fresh air” adında program yapan, 50 yaşına gelmiş bir kadın radyo programcısı. Halen programına devam eden Gross yıllar içinde defalarca ödül almış, Al Green’den Jimmy Carter’a kadar pek çok ünlüyü programında sorularıyla terletmiş. Peki ABD’nin bu en başarılı radyo programcısı nasıl bu kadar başarılı olmuş ? hemen söyleyelim hayata başlarken yaşadığı başarısızlıklar sayesinde…

Terry Gross üniversiteden mezun olduğunda öğretmen olmaya karar verdi. Çünkü okulda çok başarılı bir öğrenci değildi ve öğretmenliğin yapabileceği en kolay iş olduğunu düşündü. Buffalo’da bir lisede öğretmen olarak işe başladı. Ancak bir türlü öğrencilere söz geçiremiyor, sınıfta otorite kuramıyor öğrencilerine bir şey öğretmekte yetersiz kalıyordu. Sonunda okul idaresi tarafından kovuldu. Aslında kendi eksiklerinin kendisi de farkındaydı ama istifa etmekten ölesiye korkuyordu. Annesi babası bile onun istifa etmesini istememişlerdi çünkü bu başarısızlık olacaktı oysa Terry kalıp mücadele etmeliydi. Kovulmak genç kız bir kurtuluş oldu aslında. Bir süre geçici işlerde çalıştıktan sonra en çok neyi yapmaktan zevk alacağını düşündü, karakterine uygun bulduğu medyaya girmek istedi bunun için yerel bir radyo kanalında iş buldu ve başarısız bir öğretmen olduğu için okuldan atılan Teryy Gross ABD’nin en ünlü radyo programcısı oldu.

Bakın Groos başarısızlıklarımızla ilgili neler söylüyor:
“Başarısızlıklarımız bize şekil verirler. Başarılarımız da öyle… Radyoda röportaj yaptığım konuklarıma mutlaka başarısızlıklarıyla ilgili sorular yöneltiyorum. Bunu yaparken amacım onları afişe etmek değil, onları daha iyi tanımlayabilmek. Bu hikayeler sandığınız gibi onların bulundukları yere nasıl geldiklerini anlatan neşeli öyküler değil. Onlara yapmak istedikleri halde yapamadıklarını, yaptıkları halde başarısız olduklarının hikayesini anlattırıyorum. Dinleyicilerime başarısızlığın korkulacak bir şey olmadığını göstermek istiyorum. Evet, küçüklüğümüzden beri bize başarısızlıktan korkmamız öğretildi. Oysa ayağa kalkıp savaşacak gücünüz varsa inanın bana hayatta başınıza gelecek en kötü şey bu olmayacaktır.

Unutmayın eğer bir işte başarısız olduysanız bunun mutlaka iyi bir nedeni vardır. Ya yanlış işi yapıyorsunuzdur ya da benim durumumda olduğu gibi başarısızlık sizin için bir iyilik yapmaya hazırlanıyordur.”

Hayatta başarısızlığa karşı bakış açımız kendimize karşı bakış açımızı da belirler. Kendimizi başarılı olduğumuz zaman “değerli”, başarısız olduğumuz zaman “değersiz” hissederiz bu çok yanlış aynı zamanda zararlı bir tutumdur. Kendini değersiz hisseden bir kişinin çevresiyle ilişkileri bozulur. Oysa başarısız da olsanız sizi seven insanlar sevmeye devam edeceklerdir.

Dostlarınız siz “siz” olduğunuz için yanınızdadırlar başarılı ya da başarısız olduğunuz için değil.

Lisa Rau’nun yaşamındaki deneyimler tam da bu konuda güzel bir örnek oluşturuyor;

Lisa Rau 41 yaşında Philadelphia’da insan hakları üzerine faaliyet gösteren bir hukuk firmasının ortağı. Rau tüm şehirde yapılacak bir seçimle hakim olmak istedi. Tüm kariyer planını buna göre yapmıştı iki yıl boyunca bu seçimler için çalıştı ama kaybetti. Yandaşlarıyla birlikte sürdürdüğü seçim tam bir fiyaskoyla sonuçlandı. Yerel gazeteler onun nasıl kaybettiğini yazıyorlardı. Hayallerini yitirdiğini düşünen lisa için bu tam bir psikolojik yıkım oldu. Seçimin ertesi günü hıçkırıklarla ağlarken 7 yaşındaki oğlu annesinin yanına yaklaştı ve ona şöyle dedi:

“Seni hiç ağlarken görmemiştim anne. Sanırım bu seçimi kazanmayı gerçekten istemiştin biliyor musun bence seçimlere kazanıncaya kadar katılmaya devam etmelisin çünkü bunu gerçekten istiyorsun”

Lisa 7 yaşındaki oğlundan gerçek bir hayat dersi almıştı bir şeyi gerçekten elde etmek istiyorsanız elde edinceye kadar uğraşmalısınız. Bir bozuk parayla beş kez tura atabilmek için o parayı kaç kere atmanız gerekir ? cevap mı ? basit beş kez tura gelinceye kadar atmaya devam edersiniz. Yaşam da böyledir. Tura atmak isterken yazı geldiyse bir daha, bir daha denersiniz.

Lisa Rau seçimi kaybettikten sonra bu başarısızlıktan öğrendiği dersleri şöyle aktarıyor:

“ Kendi başıma geldiğinde insanların başarısızlıktan nasıl korktuklarını fark ettim bu konuda kimse konuşmak bile istemiyordu. Ama başarısızlığın en güzel yönü ne biliyor musunuz korkmanıza değecek kadar önemli olmadığını görmek. Yaşadıklarınızı hayatınızın sonu olacağını sanıyorsunuz ama hiç de öyle olmadığını görüyorsunuz. Sizi seven insanlar sizi sevmeye devam ediyorlar. Gerçek dostlarınızın kimler olduğunu anlıyorsunuz, arkadaşlarınız kaybettiğiniz günün ertesinde arıyorlar ve sizinle hiçbir şey değişmemiş gibi konuşmaya devam ediyorlar. Böylece fark ediyorsunuz ki hayatta en iyi ilişkileriniz başarılarınız üzerine inşa edilmemiş. Dostlarınız sizin kazanıp kaybetmenizle ilgilenmiyorlar. Başarısızlık sizi aslında yenilmez ve güçlü kılıyor. Çok korktuğunuz bir şey başınıza geldiğinde yaşamınıza devam edebilmek, yeniden yeniden deneyecek cesareti bulmak… gerçek işte bu…”

Lisa Rau gelecek seçimlere hazırlanıyor şimdi, kazanıncaya kadar da pes etmeye niyeti yok. “ilk seçimde kazansaydım çok mutlu olacaktım ama kaybettikten sonra kazanmanın değeri çok başka olacak” diye özetliyor yaşadıklarını.

Sakın şiir yazmayın.

Ta ki şiir yazmazsanız öleceğinizi hissedinceye kadar
Rilke, “Genç Bir Şaire Mektuplar

Lily yeh Çin asıllı bir Amerikalı artist. 1980’ li yıllarda üniversite son sınıfta okurken öğrenimine akademik kariyer yaparak devam etmek istedi. Geleneksel Çin resim sanatı üzerine çalışıyordu. Ama hangi üniversiteye müracaat ettiyse hep geri çevrildi. Oldukça yeteneksiz bulunmuştu ! Öyleyse Lily Yeh bugün Amerikada geleneksel Çin resim sanatında çok saygı duyulan ve beğenilen bir sanatçı olma sıfatına nasıl kavuştu ? Gelin kendisinden dinleyelim;

“Kariyerim tam bir çöküş örneğiydi. Başvurduğum her okuldan ret cevabı almıştım ve kariyerim adına ne yapacağımı bilmiyordum. Neler yapabileceğimi araştırmaya başladım. Bulabildiği tek iş bir sivil toplum örgütünün kenar mahalledeki bir çöplüğü bir parka çevirme projesi idi. Uyuşturucu müptelalarının yaşadığı, evsizlerin mesken tuttuğu çöplerle dolu bir parkta bir duvarın üzerine resim yapmak. Lily ölesiye korkuyordu, çinliydi, kadındı ve yeteneksizdi, parktaki çöp yığınlarını görünce işi bırakarak orada kaçmak istedi. Sonra Rilke’nin şu sözlerini hatırladı:

“Sakın şiir yazmayın.Ta ki şiir yazmazsanız öleceğinizi hissedinceye kadar”
Lily de ölesiye resim yapmak istiyordu bu nedenle devam etmeye karar verdi. İlk eserini çöplerle dolu bir parkın duvarına çizecek de olsa… Lily Yeh o günlerde geri dünüyor ve o günlerde hissettiklerini şöyle anlatıyor:
“Ya kalacaktım ya kaçıp gidecektim. O anda iç sesimi dinledim. İç sesim bana kalmamı söyledi. Bana verilen fırsat ne olursa olsun, küçük ya da büyük ben onu en iyi şekilde değerlendirmeliydim. Hayatta her zaman bizimle konuşan bir iç sesimiz vardır ve biz onu dinlemeyi öğrenmeliyiz.”

Bu proje ile Lily sanat kariyerine başladı. Başarı ona çabuk ve kolay ulaşmamıştı. Başarıya ulaşmak için yıllarca mücadele etmesi gerekti. Ama bundan hiç şikayetçi değil. Erken ve zamansız gelen başarının aldatıcı olduğunu söylüyor ve ekliyor:

Eğer çok çabuk başarılı ve ünlü olsaydım, birden çok para kazanmaya başlamış olsaydım, iç sesimi dinlemeyi asla öğrenemez sahip olduğum pek çok özelliğe başarının aldatıcı çekiciliği ardından ulaşamazdım. Kariyerime başlarken yaşadığım başarısızlık beni kendimden korudu ve benim kendimi daha iyi geliştirmemi sağladı”.

Lily Yeh arzu ettiği başarıya sonunda kavuşmuş yetenekli bir sanatçı.
“Başarı bir insanın geldiği yerle değil, aştığı engellerin büyüklüğüyle ölçülür” demiş eğitimci B. T. Washington.

Karşınıza çıkan engellerden korkmayın başarınız bir gün onlarla ölçülecek.

YAZAN: NÜVİDE GÜLTUNCA TULGAR

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND