Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Yeni yılda yeni alışkanlıklarınız olsun!

Yeni bir yıla yenilenmeyi dileyerek mi giriyorsunuz? İyi haber; yalnız değilsiniz! Milyarlarca kişi sizinle aynı şeyi istiyor. Kötü haber, sadece kararlı bir azınlık bu dileğine ulaşabilecek. Yeni yıl kararlarınızın alışkanlık halini almanızı istiyorsanız bu yazı tam size göre…

kişisel gelişim, alışkanlıklar, alışkanlık

Yeni bir yıla yenilenmeyi dileyerek mi giriyorsunuz? İyi haber; yalnız değilsiniz! Milyarlarca kişi sizinle aynı şeyi istiyor. Kötü haber, sadece kararlı bir azınlık bu dileğine ulaşabilecek. Yeni yıl kararlarınızın alışkanlık halini almanızı istiyorsanız bu yazı tam size göre…

Yeni yılda aldığınız kararları alışkanlığa çevirmek için izlemeniz gereken 7 adım

Yeni yıla yaklaşırken bir çoğumuz hayatımızdaki olumsuzluklardan mümkün olabildiğince arınmak ve temiz başlangıçlar yapmak için kendimizle ilgili değişiklik kararlarını çoktan aldık. Sayfalarca uzayabilecek ‘yapılacaklar’ listesini oluşturduktan sonra ise çoğu zaman yazdığımız listeye tekrar dönüp bakmaz ve hayatımıza kaldığı yerden, aynı şekilde devam ediyoruz. Değişim için karar almaktan daha zor olan şey, bu kararları uygulamaya geçirmek. Değişim kararını uygulamaya geçirmekten daha da zor olansa, bu kararı sürdürülebilir kılmak.

Alışkanlıklarınızın kölesi değil efendisi olabilmek için değişim sürecinde asla göz ardı etmemeniz gereken adımlara göz atabilirsiniz.

“Alışkanlıkları değiştirmek zordur.” Oldukça klişe olan bu söylemin doğruluğundan kimsenin şüphesi yok, fakat aklımızdan çıkarmamamız gereken şey, zorun imkansız demek olmadığı.

Bazılarımız için sigarayı bırakmak, bazılarımız için her gün düzenli olarak diş fırçalamak, bazılarımız için kendine daha çok zaman ayırmak, bazılarımız içinse daha sağlıklı bir yaşam tarzını benimsemek… Yeni yıl için hazırlamış olduğunuz listede ne olursa olsun, listedeki kararlarınızı uygulamaya geçirmek ve kalıcılığını sağlamak için izlemeniz gereken adımlar aynı.

Alışkanlıklarınızın kölesi değil efendisi olabilmek için değişim sürecinde asla göz ardı etmemeniz gereken adımları sizler için derledik;

Alışkanlıklarınızın temelindeki zihinsel süreci gözden geçirin

İstenmeyen bir davranışın alışkanlık haline gelmiş olması çoğunlukla o davranışın kişinin hayatındaki başka şeylerle zamanla pekiştirilmiş olmasından kaynaklanır. Yemekten sonra sigara içmek alışkanlık haline geldikten sonra her öğün sonrasında sigara içmek gibi… Davranışınızın temelindeki zihinsel süreci keşfetmeniz, istemediğiniz alışkanlığınızdan kurtulmanın en kolay yöntemlerinden biridir. Yeni alışkanlıklar edinirken de bunları sürekli yaptığınız ve yapmaktan zevk aldığınız şeylerle pekiştirerek davranışın alışkanlığa dönüşmesine yardımcı olabilirsiniz.

Her gün günde iki kez dişlerinizi fırçalamayı alışkanlık haline getirmek istiyorsanız, kendinizi güzel bir diş fırçasıyla ödüllendirebilirsiniz.

Örneğin, her gün günde iki kez dişlerinizi fırçalamayı alışkanlık haline getirmek istiyorsanız, kendinizi güzel bir diş fırçasıyla ödüllendirebilir ya da banyonuza takvim asarak her diş fırçaladığınızda işaret koyarak hedefinize ulaştığınızda kendinizi çok sevdiğiniz bir şeyi yapabilirsiniz.

‘Normal’ kelimesine yüklediğiniz anlamları değiştirin

Hepimizin iyi ya da kötü birçok alışkanlığı var ve bu alışkanlıklar sayesinde kendimizi güvende hissediyoruz. Sahip olduğumuz alışkanlıkların yalnızca birinin bile değişmesi kendimizi rahatsız ve tehlikede hissetmemize neden olabiliyor. Bu nedenle yeni alışkanlıklar edinme noktasında kendinizi rahatsız hissetmenizin normal olduğunun farkında olmak ve bu rahatsızlığın sizi aldığınız karardan caydırmasına izin vermemek oldukça önemli. Bu farkındalığı kazandıktan sonra zihninizdeki ‘normal’ tanımlamalarını değiştirmeli ve farklı olan ve sizi rahatsız hissettiren şeyleri de normal kategorisine dahil edebilmelisiniz. Yeni alışkanlığınızı normal olarak kabul ettikten bir süre sonra rahatsızlığınızın yerini güven duygusuna verdiğini göreceksiniz.

Küçük adımlarla ve sürdürülebilir değişimlerle işe başlayın

Başarısız olduğunuz anlarda pes etmeyerek bir önceki adıma geri dönün ve yavaş yavaş, adım adım ilerlemeye çalışın.

Sigarayı bırakacağım deyip 3 gün hiç sigara içmedikten sonra tekrar sigaraya başladığınız zamanları hatırladınız mı? Peki spor salonuna yıllık üyelik yaptırıp bir kaç gün sonra yolundan bile geçmediğinizi? Her pazartesi diyete başladığınızdan bahsetmeyeceğiz bile. Değişim kararı söylendiğinde her ne kadar basit bir iş gibi görülse de, alınan kararı uygulamaya geçirmek görüldüğünden çok daha zordur. Alışkanlık boyutundaki davranışlar çoğu zaman farkında olmadan, otomatik olarak yaptığımız şeylerdir ve bu alışılagelmiş davranış kalıplarını değiştirmeye çalışmak yoğun bir kontrol ve odaklanma süreci gerektirir. Bu nedenle değişime küçük ve sürdürülebilir bir girişle başlamak ve zamanla dozunu ve sıklığını artırmak en etkili yöntemlerden biri. Sigarayı mı bırakmak istiyorsunuz? 1 hafta boyunca günlük sigara miktarınızı yarıya düşürerek işe başlayın. Sonrasında sabah, öğle ve akşam olmak üzere kendinize 3 sigara içme hakkı tanıyın. Bir sonraki hafta günlük içtiğiniz sigara miktarını 1’e düşürün ve en son hafta hiç sigara içmemeyi deneyin. Başarısız olduğunuz anlarda pes etmeyerek bir önceki adıma geri dönün ve yavaş yavaş, adım adım ilerlemeye çalışın.

Değişebileceğinize inanın

Önemli olan çok fazla olumlu sonuç elde etmek değil, sonuç ne olursa olsun denemeyi bırakmamak ve değişebileceğinize inanmak.

Kendinizi değiştiremeyeceğinizi düşünmek için hiçbir sebep olmasa da, geçmiş deneyimlerinizin olumsuz sonuçlanması motivasyonunuzu düşürmüş olabilir. Ancak bir önceki deneyiminizin başarılı ya da başarısız sonuçlanmasının sonrasında yapacağınız denemeleri hiç bir şekilde etkilemeyeceğinin farkında olmalısınız. Denemiş olduğunuz şey olumlu da olumsuz da sonuçlansa, sonuçlanmaya kadar deneyimlediğiniz süreçte öğrendikleriniz gelecek deneyimleriniz üzerinde elde ettiğiniz sonuçtan çok daha etkilidir. Önemli olan çok fazla olumlu sonuç elde etmek değil, sonuç ne olursa olsun denemeyi bırakmamak ve değişebileceğinize inanmak.

Aceleci davranmayın

Daha önce de belirttiğimiz gibi, alışkanlıkları değiştirme süreci kolay gibi görünse de iş uygulamaya geldiğinde başarısızlıkla sonuçlanması çok muhtemeldir. Özellikle her şeyi hızlı yaşadığımız bu zamanlarda çok çabuk sonuca ulaşmak ve verdiğimiz emeğin karşılığını anında görmek istiyoruz. Ancak yaptığınız şeyin 2 hidrojen ve 1 oksijen atomunu bir araya getirerek su oluşturmak kadar belirli, kesin sonucu görebileceğiniz ya da hemen sonuç alabileceğiniz bir şey olmadığının bilincinde olun. Siz bir değişim kararı almış ve bunu uygulamak konusunda kendinizden çok emin olsanız da çevrenizde olup biten bir sürü dış faktör, aldığınız kararı uygulama noktasında size engel teşkil edebilir. Bu nedenle olumlu sonuca ulaşmak için aceleci davranmayın. Sabretmeyi öğrenin

Planlı olun

Değişim sürecinin olumsuz sonuçlanmasının en önemli sebeplerinden birisi de belirsizliktir. Davranışın sonucunun öngörülebilir olmayışı, kararı uygulama aşamasında zorluk yaşamanıza sebep olabilir. Örneğin, diş fırçalamayı alışkanlık haline getirmeye çalışırken, evde olmayacağınız zamanlarda diş fırçanızı ve diş macununuzu yanınızda taşımak üzere plan yapmak alışkanlığınızı sürdürülebilir kılmanıza yardımcı olacaktır.

Fiziksel çevrenizde de değişime gidin

Aldığımız kararların uygulanmasında ve alışkanlığa dönüşmesinde kendi kararlılığımız kadar çevresel etmenler de oldukça etkili ve dönüştürücü olabiliyor. Örneğin sağlıklı beslenme kararı aldıysanız evde abur cuburların bulunması, sigarayı bırakmak istiyorsanız elinizin altında sigara paketinin olması ya da spora başlama kararı aldıysanız gerekli ekipmanın olmaması gibi çevresel eksiklikler aldığınız kararı uygulama konusunda engel yaratabilir. Bu nedenle karar alıp uygulamaya çalıştığınızda çevrenizdeki fiziksel uyarıcıları da dikkate almaya ve düzenlemeye çalışın.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Mutlu olma korkusu: Çerofobi nedir?

mutluluk korkusu, Manşet, çerofobi nedir, çerofobi belirtileri

Mutlu olmayı hak etmediğinizi mi düşünüyorsunuz? Eğer mutlu olursanız bunun olumsuz sonuçlar doğuracağına mı inanıyorsunuz? O zaman siz de mutluluk fobisine sahip olabilirsiniz. İşte çerofobi olarak da bilinen mutluluk korkusu hakkında her şey…

Mutluluktan korkmanın diğer adı: Çerofobi

Çerofobi, hakkında pek konuşulmasa da oldukça yaygın olduğu düşünülen bir sorun. Mutluluk korkusu diye bilinen bu kaygı türü, insan hayatını çekilmez bir hale getirebiliyor. Tedaviye başlamak için, önce geçmişinizi eşelemeniz gerekiyor.

Bir şeyin gerçek olamayacak derecede iyi göründüğünü hissettiğinizde, yani son zamanlarda sizin yararınıza birçok şey yaşandığını fark ettiğinizde, bu durum şüpheli mi görünüyor?

Kimi insanlar bu duyguyu aşamaz ve iyi şans, zihinlerinde bir uğursuzluğa dönüşür.

Akıldışı bir nefret duygusuna sahip olan insanlar, “Çerofobi” adı verilen bir olgudan mustariptir. Bu terim “keyifliyim/neşeliyim” anlamına gelen “chairo” kelimesinden türemiştir. Temel anlamda, (bu kişilerin) eğlenceli bir şeye katılmaya korkması anlamına gelir.

Korkutucu olan şey aktiviteler değil; şayet (eğlenceye) katılırsanız, mutlu ve kaygısız durumdayken korkunç bir şey olacağı korkusudur.

Çerofobi yaygın biçimde kullanılmıyor ya da iyi tanımlanmamış bir terim ve ruh sağlığı durumlarının teşhisinde temel kaynak olan (ABD’de kullanılan) ‘Zihinsel Bozukluklar Tanısal ve Sayısal Kılavuzu’nun  (DSM-5) son baskısında mevcut değil.

Ancak Healthline adlı siteye göre, kimi tıp uzmanları Çerofobi’yi bir kaygı biçimi olarak sınıflandırıyor.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

Büyük ihtimalle çerofobisi olan biri her an için üzüntü yaşamıyor, yalnızca mutluluk yaşatabilecek olaylardan ve etkinliklerden kaçınıyor.

Healthline’ın aktardığına göre, bozukluğun kimi işaretleri şunlar:

– Bir sosyal buluşmaya davet edildiğinde endişe hissi.

– Kötü bir şeyin gerçekleşeceği korkusundan dolayı olumlu yaşamsal değişimler sağlayabilecek fırsatları görmezden gelme.

– “Eğlenceli” etkinliklere katılmayı reddetmek.

– Mutluluğu düşünmenin kişiyi kötü veya fena birisi yapacağı düşüncesi

– Mutluluğu düşünmenin kötü bir olayın gerçekleşeceği anlamına geldiğine inanmak

– Mutluluğu göstermenin, sizin ya da aileniz veya arkadaşlarınız için kötü olduğuna inanmak.

– Mutlu olmaya çabalamanın zaman ve enerji kaybı olduğunu düşünmek.

Psikiyatrist Carrie Barron, ‘Psychology Today’ adlı sitede yayınlanan bir blog yazısında, “zevk alma korkusu” biçiminde tanımlanan “Hedonofobi” ya da Çerofobi yaşayan insanlarla ilgili olası sebepleri ele alıyor.

“Bugünlerde, mutluluk arayışını konu alan birçok konuşma var,” diye yazmış.

“Bir insanın bu pozitif duygudan korkması olağandışı görünebilir. Şayet çocukluk dönemine dayanan bir mutluluk/ceza ilişkisinden kaynaklanıyorsa, düşündüğümüzden çok daha yaygın olabilir.”

SEBEBİ OLUMSUZ DENEYİMLER OLABİLİR

Örneğin, sevdiğiniz bir insanla veya belirli bir olayla ilişkilendirdiğiniz olumsuz bir deneyim ile çatışma yaşama korkusundan kaynaklanıyor olabilir. Mutluluk verici bir olayın hemen ardından kötü şeyler yaşamışsanız, buna karşı bir direnç geliştirebilirsiniz.

Barron, “Eğer zevk almaktan hoşlanmıyorsanız, bunun sebebi yol üzerinde bir yerde öfke, ceza, aşağılama ya da hırsızlığın -zevki siz hak etseniz de onlar ele geçirmiş ve- sevincinizi öldürmüş olması mümkün,” diye ekliyor. “Artık bunu hissetmekten korkuyorsunuz; zira, ardından bir hayal kırıklığı geliyor.”

Metro haber sitesinin gerçekleştirdiği bir söyleşide, blog yazarı Stephanie Yeboah, kendi deneyiminden çerofobi ile yaşamanın neye benzediğini anlatıyor:

“Bu, mutluluğun uzun sürmeyeceğini hissetmeniz nedeniyle tam anlamıyla bir ümitsizlik hissi yaşatıyor; bu ise, bir şeye dâhil olmaktan veya aktif biçimde bir şeyler yapmaktan kaygı duymanıza neden oluyor.

“Mutluluk korkusu, bir kişinin aralıksız olarak mutsuzluk içinde yaşadığı anlamına gelmiyor. Benim durumumda, çerofobi, travmatik olaylar nedeniyle daha da kötüleşti ve tetiklendi. Kazanılan bir kampanyayı kutlamak, zor bir görevi tamamlamak ya da bir müşteriyi kazanmak gibi şeyler bile huzursuz hissettiriyor.

Yeboah’ın çok da faydalı olmadığını ifade ettiği çerofobi tedavisi, kimi durumlarda depresyon sorununu tedavi etmekle karıştırılabiliyor.

“Çerofobi hakkında çok fazla kaynak olmadığı için yapabileceğim pek bir şey yok, bu yüzden sadece onunla yaşamaya devam ediyorum ve mümkün olduğu kadar onu düşünmekten kaçınıyorum.”

GEÇMİŞLE HESAPLAŞMAK GEREKİYOR

Barron, geçmişinizi eşelemenin başlangıç için iyi bir yer olduğunu, bu sayede olumsuz sonuçlardan korkmaksızın, keyfince zaman geçirmeye, eğlenmeye ve mutluluğa karşı tolerans göstermeyi deneyebileceğinizi söylüyor.

Bilhassa, iç-görü odaklı psikoterapi ve bilişsel davranışçı terapiler gibi tedavilerin, insanların sebepleri idrak etmede, ayrıca zevk ve acı arasında kurdukları olumsuz bağlantıları çözme noktasında yararlı olduğunu söylüyor.

Çerofobi ile uğraşmak, her şeyden öte, düşünme biçiminizi değiştiriyor. Şayet aynı sorunu yaşadığınızı düşünüyorsanız, büyük ihtimalle, geçmişte yaşanan bir çatışma ya da travma sebebiyle ortaya çıkan bir savunma mekanizmasıdır.

Sorunlarınız üzerinde çalışmak zaman alır; fakat tedavi ile bunu geçmişte bırakacak, mutluluğun tadını çıkaracak ve işte o anda yaşamaya başlayabileceksiniz.

Yazar: Lindsay Dodgson
Çeviren: Tarkan Tufan
Kaynak: www.gazeteduvar.com

Okumaya devam et

MAKALE

2019’un rengi belli oldu!

renk trendleri, pantone 2019, canlı mercan rengi, 2019 yılının rengi

Bu renk insana yaşama sevinci aşılıyor. Her bakışta farklı algılanan rengin sırrı ise denizin derinliklerinde gizli… Yeni yılda bu rengi sıkça görmeye hazır olun! İşte 2019’un rengi …

Pantone, 2019’un rengini açıkladı: Yaşama sevinci aşılıyor

Pantone Renk Enstitüsü her sene seçtiği yılın rengiyle pek çok sektörde kullanılan renk trendlerine ilham oluyor.

Pantone Renk Ensititüsü,  2019 yılının renginin, PANTONE 16-1546 Living Coral, yani  “canlı mercan” olduğunu açıkladı. Her bakışta farklı algılandığı söylenen “canlı mercan” renginin bakıldığı zaman insana yaşama sevinci aşıladığı düşünülüyor. Enstititü, her yıl renk belirlerken, topluma umut aşılayacak ve iç açacak renkler seçmeye özen gösterdiğini belirtti.

Son 20 yıldır insanların satın alma eğilimlerini, moda, mimarlık, dekorasyon ve ürün geliştirme stratejilerini yönlendiren renk trendlerini belirleyen Pantone Renk Enstitüsü, 2019 yılında canlı mercan renginin pek çok alanda karşımıza çıkacağını belirtiyor.

“Canlı mercan” hakkında yapılan yorumlardan biri de bu rengin her an karşılaşılabilecek bir renk olmayışı. Genel olarak denizin derinliklerinde yaşayan ıstakoz, karides, yengeç gibi hayvanlarda görülebiliyor. Bu sebeple insanlarda merak uyandırdığı ifade ediliyor.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Beyninize format atmak ister misiniz?

zihni boşaltma yolları, zihin detoksu ve olumlu düşüncenin gücü, beyin detoksu

Vücudumuzdaki fazlalıklardan kurtulmak için detoks yapıyoruz. Peki, zihnimizdeki fazlalıklardan nasıl kurtulacağız? İşte kendimizi yenilemek için 10 adımda zihinsel detoks…

10 ADIMDA ZİHİNSEL DETOKS!

Toprakla uğraşan insanlar bilirler, onu çer çöpten arındırmadan temizlemeden yeni bir tohum ekemezsiniz. Ancak toprak hazır olduğunda onu ekip verim alabilirsiniz. Zihnimiz de tıpkı toprak gibidir. Onu da hatadan yanlıştan arındıralım ki yeni yaratımlar yapabilelim.

Peki bu arınma nasıl yapılacak? Elbette zihinsel detoksla!

Bu süreçte aynı fiziksel detoksta dışarıdan aldıklarımıza nasıl dikkat ediyorsak, zihnimize kabul ettiklerimize ve dışardan bizi etkileyen olumsuz uyarıcılara da dikkat etmeliyiz.

İşte bunun çözümü aşağıdaki 10 maddede:

1- Enerjinizi olumsuz, negatif insanlara harcamaktan vazgeçin.

2- Geçmiş ilişkilerinizden özgürleşin. Sizi üzmüş akraba, arkadaş, eski sevgili kim varsa hepsini affedin. Ayrıca onlardan kalan hediye, fotoğraf, eşya, mesaj gibi şeylerin tümünden kurtulun.

3- Yaşam alanı detoksu… Öncelikle yakın çevreniz ve evinizden başlamakta fayda var. Evinizin sade, temiz ve karmaşadan uzak olması çok önemli. Hayatınızdaki karmaşa en başta evinizdeki karmaşadan kaynaklanıyor olabilir mi? Bu noktada evde kurumuş çiçekler varsa önce onlardan kurtulun çünkü bunlar düşük enerjilerdir. Cansız hayvanlar, böcekler aynı şekilde temizlenmeli. Ağır tablolar, heykel, maskeler ne varsa hepsinden özgürleşin. Daha hayat enerjisi çağrıştıran ağaç, çiçek, aile tablosu, dünyanın güzel yerleri gibi seçenekleri tercih edin. Baş ucunuza astığınız yalnız kadın tablosu aslında sizi de yalnızlaştırabilir!

4- Yaşamın her boyutuyla barışın. Ayrılıklar, hastalıklar, ölümler yüzünden elbette insanlar çok derin acılar çekiyor fakat yas bittikten bir süre sonra bu durumu kabullenmek gerekir. Aksi halde bu birçok olumsuz sonuca yol açıyor.

5- Enerjisi yüksek müzikler tercih edin. Söylediğimiz şarkılar somut bir şekilde hayatımızda açığa çıkabiliyor. Ayrıca olumsuz şarkı sözlerine sahip şarkılar beynimizi, duygularımızı ve ruh halimizi etkiliyor.

6- Kullandığınız kelimelere, cümlelere dikkat edin. ‘’Her şey kötüye gidiyor.’’ gibi cümleler kullanmak her şeyin kötüye gitmesine neden olur. Çevrenizdeki olayların %10 unu kontrol edemezsiniz fakat %90 ı sizin ona verdiğiniz tepkilerdir. Tutum ve tavırınızı değiştirmeye çalışın. Bu noktada odanızın bir köşesine yapıştıracağınız olumlama notları muhteşem bir etki yaratabilir. (Olumlama notlarından farklı bir yazımda daha bahsedeceğim.)

7- Her şeyin bir bilinci var. Evinizdeki eşyalar bile hayatınızda çok önemli bir fark yaratabilir. Eski, ağır enerjiler taşıyan eşyalardan kurtulun. İkinci el alınan eşyalara çok dikkat etmek lazım. Size iyi hissettirdiğinden emin olun. Evinizin bir köşesine mutlu anılarınızdan oluşan bir fotoğraf köşesi yapabilirsiniz. Ayrıca güzel battaniyeler, doğal kokular, minik ışıklandırmalarla evinizin enerjisini yükseltebilirsiniz.

8- Telefon ekranınızdaki görsellere dikkat! Sürekli gördüğümüz bu fotoğrafların bilinçaltımızı olumlu etkilemesi çok önemli. Başarılı hissettiğiniz bir anın fotoğrafını veya sizi motive eden güzel bir görseli tercih edebilirsiniz. Bilgisayar ekranlarını da unutmamak lazım.

9- Renklerin gücüne inanın. Hayatınızda aşk, cinsellik ihtiyacı varsa kırmızı, huzur, iletişim ise mavi veya tükenmişlik varsa ve rahatlamak istiyorsanız daha çok beyazı tercih etmelisiniz. Bir rahatsızlığınız varsa yeşil şifa rengidir. Pembe ise sizi ciddi anlamda rahatlatan sevgiye açan bir renktir.

10- Hayattaki hedeflerinizi görselleştirin, hayal kurun. Beyniniz inandığı bir şeyi gerçekleştirmeye programlıdır. Özellikle sabah ilk uyanıldığında ve gece uyumadan hemen önceki anlar çok değerli. Sizi mutlu eden şeyleri, hayallerinizi düşünün ve zihninizde yaşayın. Sabır ve azimle birlikte bir süre sonra bunları hayatınıza çektiğinizi fark edeceksiniz.

Yazar: Selin Demiröz
Kaynak: www.medium.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

TREND