Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Yeni yıl planları nasıl gerçekleşir?

Her yeni yıl yeni planlarla karşılanıyor. Kilo vermek, iş-özel hayat dengesini daha iyi kurabilmek, sevgili/eş sahibi olmak, kendi işini kurmak diye liste uzuyor. Ancak bu planlar yılbaşının üzerinden daha bir hafta bile geçmeden rafa kaldırılıyor. İşte en yaygın yeni yıl planları ve onları gerçekleştirmek için yapılması gerekenler…

2010’da zayıflayacağım, sigarayı bırakacağım, kendi işimin patronu olacağım, aileme ve arkadaşlarıma daha çok zaman ayıracağım, hobi edineceğim… Her yeni yıla yeni umutlar, yeni planlarla giriyoruz, fakat ne yazık ki Ocak ayının daha ilk bir iki haftasında bunların hepsini unutup rutine dönüyoruz. Hayalleri gerçekleştirmenin yolu ilk adımı atmaktan geçiyor. Ama işe nereden başlayacağımızı bilemiyoruz. İşte size en çok sözünü ettiğimiz 10 hayal ve her biri için atılması gereken ilk 3 adım.

Yeni yıla girerken herkes hayaller kurar, planlar yapar. Çünkü yeni yıl yeniliği çağrıştırır. Birçok kişi yeni yılı bir değişim fırsatı, yeni bir ümit olarak görür.

En yaygın yeni yıl planları kilo vermek, spora başlamak, daha sağlıklı yaşamak, sigarayı bırakmak, iş-özel hayat dengesini daha iyi kurabilmek, sevgili/eş sahibi olmak, kariyerinde kendini daha mutlu edecek bir değişiklik yapmak, tabii (Yılbaşı Piyangosu’nun da umuduyla) kendi işini kurmak…

Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden (DBE) Uzman Psikolog Şirin Hacıömeroğlu, çoğu insanın kendisiyle ilgili değişim kararlarını genelde özel günlerinde (doğum günü, yıldönümü vs) aldıklarını, çünkü değişimin büyük bir motivasyon gerektirdiğini söylüyor: “Bazıları yeni yıl kararları alırken kendileriyle ilgili ’ideal bir benlik’ üzerinden bu hayali kurgularlar; ’yeni yılda daha zayıf bir insan olacağım, sağlıklı beslenip spor yapacağım’ gibi, fakat bunu derinden istemezler, sadece yeni yıla girerken içinde bulundukları değişim atmosferi içinde bunu söylerler. Bu durumda da alınan tüm kararlar bir iki hafta içinde belki daha uygulanamadan unutulmaya yüz tutar. Yapılan araştırmalar yeni yıl kararı alan kişilerin yüzde 52’sinin bunu başarmak konusunda kendilerine çok güvendiğini fakat aynı grubun sadece yüzde 12’sinin bir yılın sonunda bu kararları gerçekleştirdiğini gösteriyor. Alınan kararların hayata geçmemesi ve her yıl tekrar etmesi kişinin

– kendisini başarısız olarak algılamasına

– kendine güveninin azalmasına

– değişebilme becerisini küçümsemesine

– ve hayal kırıklığı, stres, öfke gibi duygular hissetmesine de neden olabiliyor.

Ayrıca eğer bu kararlardan yakınlarına bahsettilerse de onlar tarafından yargılanma veya başarısız algılanma endişesi de yaşayabiliyorlar.”

Küçük, ulaşılabilir hedefler koyun

Uzman Psikolog Şirin Hacıömeroğlu’nun, planlarını gerçekleştirmek isteyenlere genel olarak tavsiyeleri şu şekilde:

Önce neyi değiştirmek istediğinize emin olun ve bununla ilgili bütün detayları içeren bir hayali vizyon oluşturun; nereden başlayacağım, nerede olacağım, bunu yaparken çevremde kimler olacak ve kimlerden destek alacağım, değişim olduğunda neler farklı olacak, neler aynı kalacak gibi.

Sonra değişim için nelere, kimlere ve içinizdeki hangi kaynaklara ihtiyacınız olduğunu listeleyin. Bunu yaptığınız zaman daha derin duygularınızla temasa geçeceksiniz, kararınız daha gerçekçi ve uygulanabilir görünecek, motivasyonunuz artacak ve farkındalık kazanacaksınız.

Eğer aynı hedefe ilerleme yolunda önceden başarısız olduğunuzu düşünüyorsanız, bu sefer neyi farklı yapmanız gerektiğini de göz önünde bulundurun.

Unutmayın ki, alınan kararları uygulayabilmenin en önemli koşulu küçük ve belirli hedefler koymaktır. Başlangıç için sadece 1 hedef koymak daha mantıklıdır çünkü özellikle de yoğun bir hayatınız varsa 2 değişiklik kararına verecek enerjiniz olmayabilir. Örneğin yeni yılda ’spora başlayacağım ve 20 kilo vereceğim yerine’, ’İlk iki ay haftada bir spor yapacağım – örneğin Cumartesi günleri 1 saat yürüyeceğim – sonra bunu haftada 2’ye çıkaracağım’ gibi hedefler koyun.

Sonra bu hedefe varmak için ilk adımınızın ne olması gerektiğine karar verin ve bir an önce, zihninizin bahane bulma sürecine girmesine izin vermeden, ilk adımı gerçekleştirin. İlk adımı atmak çok önemlidir. Bir davranışı değiştirmek için kazanmak istediğiniz davranışı 1-2 kere değil, en az 3 hafta yapmanız gerektiğini unutmayın; öğrenilmiş davranışların yerine yenilerini koymak ve yeni davranışın tadına varabilmek için en az bu kadar bir süreye ihtiyacınız var.

Tabii bu süreçte bazen geri dönüşler yaşayabileceğinizi unutmayın ve kendinizi affedin, devam edin; aksi takdirde tüm motivasyonunuzu kaybedip kararınızı uygulamaktan vazgeçebilirsiniz.

EN SIK YAPILAN 10 PLAN

En çok duyduğumuz yeni yıl planlarını aşağıda listeledik. Ve her madde için konunun uzmanlarından, DBE’den Uzm. Psk. Şirin Hacıömeroğlu, Özyeğin Üniversitesi Girişimcilik Merkezi Akademik Direktörü Prof. Dr. Ali Beba, anne baba koçu Figen Kırca, imaj ve iletişim danışmanı Özlem Çakır, Natixis Pramex Türkiye Temsilcisi Dr. Rıza Kadılar, uzman diyetisyen Dilara Koçak, Bilgelik Enstitüsü Başkanı Dr. Lütfü Kaan Özdemir ve Özel Sektör Gönüllüler Derneği Koordinatörü Başak Güçlü’den bu hedeflere ulaşmak için 3’er maddelik tüyolar istedik.

Kendi işimi kuracağım

Oturmuş değerlerinizden kurtulmak için üç gün kendi başınıza kalın ve geçmişte kaçırdığınızı düşündüğünüz fırsatları yazıya dökün.

Kişisel misyon ve vizyon tanımlarınızı yapın. Bunu yaparken işinizin ’karşılanmamış hangi ihtiyaca cevap vereceğini’ açıklayan bir özet hazırlayın ve Ar-Ge’ye dayalı yenilikçi yönlerini vurgulayın.

İş fikrinizi sizi acımasızca eleştireceğine inandığınız dostlarınızla paylaşın ve mutlaka finans ve muhasebe, pazarlama ve satış gibi konuları irdeleyen bir iş planı hazırlayın.

İşyerinde daha iyi organize olacağım zamanımı daha iyi yöneteceğim

İşte geçirdiğiniz bir günü düşünün. Sorumluluklarınızı, gün içinde yaptıklarınızı, yapamadıklarınızı listeleyin. Sonra bunları YAP-AKTAR-AT başlığı altında 3 kategoride gruplayın:

YAP: Gerçekten yapılması gerekenler

AKTAR: Başka birine aktarılabilecekler yani delege edilebilecekler.

AT: Boşu boşuna iş listenizde duran artık zamanı geçmiş ya da yapılmasının anlamı kalmayan veya zaten katma değeri olmayan (ve aklınıza geldikçe moralinizi bozan) işler.

Bu gruplamayı yaptıktan sonra, ideali, işlerinizin bir kısmını başkasına aktarabilecek ya da atabilecek hale gelebilmek.

Yapmanız gerekenleri önceliklendirmelisiniz. Herşey acil ve önemli olamaz biliyorsunuz! Bu sebeple kime, neye, ne zaman hayır diyeceğinizi de bilmelisiniz.

Zaman hırsızlarını belirleyin: Verimsiz geçen uzun toplantılar, çok konuşanlar, uzun telefon görüşmeleri, gereksiz mail trafiği vb. Birçok şey işteki zamanınızı çalıyor. Ya da kişisel mükemmeliyetçiliğiniz, gereksiz detaycılığınız, öğle tatillerinden zamanında dönemeyişiniz!

Bu ve benzeri ’zaman yiyicileri’ belirleyin ve üstesinden gelmek için kişisel stratejilerinizi geliştirin.

Kendime yatırım yapacağım, (dil öğreneceğim farklı yetkinlikler kazanacağım vesaire…)

Öncelikle hedeflerinizi ölçülebilir, başarılabilir, gerçekçi bir şekilde, zaman çizelgesi yaparak çıkartın.

Belirlediğiniz adımları belirlediğiniz sürelerde uygulayın.

Aksaklıklar olduğunda çözüm üretip tekrar hedeflerinize devam edin.

İş-özel yaşam dengesini tutturacağım, aileme (sevgilime), arkadaşlarıma, kendime hobilerime daha çok vakit ayıracağım

İstediğiniz kadar iyi organize olun, iş yoğunluğunuz bir anda azalmayacaktır. Bu sebeple, iş – özel yaşam dengesini kurmaya çalışırken, pes etmeden çaba göstermeniz gerektiğini unutmayın. Ocak-şubat geçtikten sonra eski hamam eski tas havasına bürünmeyin!

Doğru yerden başlayın. Özel hayatınızda ihmal ettiğinizi düşündüğünüz ve daha çok zaman ayırmak istediğiniz alanları belirleyin. Kendiniz için yapmak istediklerinizin yanı sıra, eşiniz, çocuklarınız, yakınlarınız, arkadaşlarınız sizden ilgi bekliyor olabilir. Ama unutmayın herkesi her zaman memnun etmek imkansız. Bu sebeple birileri istiyor diye değil; gerçekten ihtiyacınız ne, siz ne istiyorsunuz bunu belirleyin, doğru yerden başlayın.

Başladığınız alanda yapacaklarınız için takviminizde mutlaka randevu zamanı belirleyin. Ve bunu işleyin. Bu eşinizle yiyeceğiniz bir yemek, çocuğunuza söz verdiğiniz bir oyun saati ya da hobiniz için gerekli zaman olabilir. Böylece o zaman aralığının kapalı olduğunu görür diğer işler ve randevularınız için başka zamanlar ararsınız.

Yıl içinde alabileceğiniz izinleri ve tatil planlarınızı son dakikaya bırakmadan yapın. Mutlaka iş durumunuzu, yoğunluk dönemlerinizi ve ihtiyaçlarınızı göz önünde bulundurun ki hayal kırıklığına uğramayın; tatilden maksimum fayda sağlayın.

Network’ümü (çevremi) geliştireceğim

Önce en zevk aldığınız konuları belirlemek ve o konularda sizleri daha da aktif kılacak bir çevre edinerek yola çıkmak en doğrusu. İnsan en zevk aldığı şeyleri yaparken iç dünyası çok daha güçlü, renkli ve özgüvenli olur. İş amaçlı network’ünüzü geliştirmeye başlamadan önce böyle bir faaliyet alanında, belki de bir hobi çerçevesinde kendinizi daha iyi, huzurlu ve güçlü hissetmenizi sağlayacak bir ortam yaratmak ilk adım olmalı. Sonrasında bu ilgi alanınızda biraz daha yazıp, çizip, bir blog açmak ve mümkünse de belki belli ortamlarda konuşmacı veya eğitmen olarak rol almak gerek.

Özellikle iş ile ilgili olarak çevrenizi geliştirmeye karar verdiğinizde sosyal medyadan faydalanmanız artık şart.

Ve kişisel temas… Sonuçta “ya fark edil ya da yok ol!” diyor uzmanlar. Tanışma veya mevcut tanışıklığı ilerletme fırsatı kapınızı çaldığında kısa, net, açık ve akılda kalan bir şekilde kendinizi ifade etmeye hazır olun. Amacınız kesinlikle bir konuda karşınızdakini ikna etmek veya “kendinizi satmak” olmamalı.

Spor yapacağım, sağlıklı besleneceğim, sigarayı bırakacağım

Bu hedefinizi gerçekleştirmek için gerçekten sporu sevip sevmediğiniz önemlidir, bu yüzden kolayı seçin en sevdiğiniz aktivite ile başlayın. İlk haftalar zor gibi gelse de bedeniniz endorfin üretmeye başlayınca spor yapmanın sizi nasıl bedenen ve ruhen zinde tuttuğuna ve mutlu ettiğine inanamayacaksınız.

Beslenme planınızda kendinize yasaklar koymayın, hedefiniz ölçülü beslenmek olursa hayatın keyfini kaçırmadan her şeyi yiyerek de sağlıklı olabilirsiniz.

Yediğiniz besinin ne olduğu önemli gibi görünse de aslında ne sıklıkta ve ne miktarda yediğiniz daha önemlidir. Miktar kontrolü ve beslenme çeşitliliğini sağlamak en kolay yoldur, her gün 100 kalori eksik beslenmek bile yıl sonunda 5 kg kaybetmenizi sağlar.

Sigarayı bırakmadan önce beslenme düzeni ve yeme alışkanlıklarını gözden geçirmenizde fayda var. Sigarayı bırakırken destek almak iyi bir yol olacaktır.

Stresimi kontrol edeceğim

En çok nelerin stres seviyenizi yükselttiğini araştırın,

Bunun bedeninize nasıl bir etkisi olduğunu fark edin, stres seviyeniz yükseldiğinde fark edin, özellikle bedeninizde (mesela omuzlarımdan boynuma çıkan bir gerginlik hissediyorum gibi).

Nefes ve rahatlama egzersizleriyle ilgili bilginizi arttırın, sizi rahatlatan şeyler yapmayı ihmal etmeyin.

Mesleki görünüşümü düzelteceğim iş yerinde kılık kıyafetime daha çok dikkat edeceğim

Şu an bulunduğunuz pozisyon için değil, ulaşmak istediğiniz pozisyon için giyinin. Çalıştığınız kuruma, yaptığınız işe, müşteri hedef kitlenize, iş yemeklerine, toplantılara uygun giyinin. Sizinle özdeşleşmiş, size yakışan bir parfümünüz olsun.

Size ait, size özel dokunuşlarla giyiminizle farkınızı ortaya koyun. Örtünmeyin giyinin! Stil sahibi olmak için renk tonlamanıza uygun giyinin. Vücut yapınıza uygun giyinin. Yüzünüze yakışan trendy bir saç modeli bulun, her zaman doğal ve hafif makyajlı olun.

Tüm bunları bir gün yapıp diğer günler boş vermeyin.

Bir sahil kasabasına yerleşeceğim

Bunu gerçekten istiyor musunuz, yoksa büyük şehirden kaçış fantezisi kurmak sizi rahatlatıyor mu, bunu belirleyin.

Eğer gerçekten istiyorsanız tatil zamanlarında, bu olası sahil kasabalarını ziyaret edin. Bir müddet yaşayın ve tanıyın.

Gitmeden önce orada kuracağınız hayatı detaylı bir şekilde kafanızda kurgulayın, orada ne yapacaksınız, nasıl geçineceksiniz, sıkılacak mısınız? Hala size uygun olup olmadığına bakın, uygunsa kararınızı verin ve uygulayın.

Herkese iyilik yapacağım, sosyal sorumluluk projelerinde rol alacağım

Öncelikle, ilgi duyduğunuz alanı belirleyin; çocuklar, eğitim, kültür-sanat, çevre, sağlık vb. pek çok alandan birini seçebilirsiniz. Bu alanlarda çalışan birçok sivil toplum kuruluşu var. Onlarla iletişime geçin.

Şirketinizde bir gönüllülük çalışması varsa dahil olun.

Gönüllülük çalışmalarında yalnız olmayın. İş arkadaşınızı, ailenizi, eşinizi, arkadaşınızı da katın.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND