Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Yeni yıl planları nasıl gerçekleşir?

Her yeni yıl yeni planlarla karşılanıyor. Kilo vermek, iş-özel hayat dengesini daha iyi kurabilmek, sevgili/eş sahibi olmak, kendi işini kurmak diye liste uzuyor. Ancak bu planlar yılbaşının üzerinden daha bir hafta bile geçmeden rafa kaldırılıyor. İşte en yaygın yeni yıl planları ve onları gerçekleştirmek için yapılması gerekenler…

2010’da zayıflayacağım, sigarayı bırakacağım, kendi işimin patronu olacağım, aileme ve arkadaşlarıma daha çok zaman ayıracağım, hobi edineceğim… Her yeni yıla yeni umutlar, yeni planlarla giriyoruz, fakat ne yazık ki Ocak ayının daha ilk bir iki haftasında bunların hepsini unutup rutine dönüyoruz. Hayalleri gerçekleştirmenin yolu ilk adımı atmaktan geçiyor. Ama işe nereden başlayacağımızı bilemiyoruz. İşte size en çok sözünü ettiğimiz 10 hayal ve her biri için atılması gereken ilk 3 adım.

Yeni yıla girerken herkes hayaller kurar, planlar yapar. Çünkü yeni yıl yeniliği çağrıştırır. Birçok kişi yeni yılı bir değişim fırsatı, yeni bir ümit olarak görür.

En yaygın yeni yıl planları kilo vermek, spora başlamak, daha sağlıklı yaşamak, sigarayı bırakmak, iş-özel hayat dengesini daha iyi kurabilmek, sevgili/eş sahibi olmak, kariyerinde kendini daha mutlu edecek bir değişiklik yapmak, tabii (Yılbaşı Piyangosu’nun da umuduyla) kendi işini kurmak…

Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden (DBE) Uzman Psikolog Şirin Hacıömeroğlu, çoğu insanın kendisiyle ilgili değişim kararlarını genelde özel günlerinde (doğum günü, yıldönümü vs) aldıklarını, çünkü değişimin büyük bir motivasyon gerektirdiğini söylüyor: “Bazıları yeni yıl kararları alırken kendileriyle ilgili ’ideal bir benlik’ üzerinden bu hayali kurgularlar; ’yeni yılda daha zayıf bir insan olacağım, sağlıklı beslenip spor yapacağım’ gibi, fakat bunu derinden istemezler, sadece yeni yıla girerken içinde bulundukları değişim atmosferi içinde bunu söylerler. Bu durumda da alınan tüm kararlar bir iki hafta içinde belki daha uygulanamadan unutulmaya yüz tutar. Yapılan araştırmalar yeni yıl kararı alan kişilerin yüzde 52’sinin bunu başarmak konusunda kendilerine çok güvendiğini fakat aynı grubun sadece yüzde 12’sinin bir yılın sonunda bu kararları gerçekleştirdiğini gösteriyor. Alınan kararların hayata geçmemesi ve her yıl tekrar etmesi kişinin

– kendisini başarısız olarak algılamasına

– kendine güveninin azalmasına

– değişebilme becerisini küçümsemesine

– ve hayal kırıklığı, stres, öfke gibi duygular hissetmesine de neden olabiliyor.

Ayrıca eğer bu kararlardan yakınlarına bahsettilerse de onlar tarafından yargılanma veya başarısız algılanma endişesi de yaşayabiliyorlar.”

Küçük, ulaşılabilir hedefler koyun

Uzman Psikolog Şirin Hacıömeroğlu’nun, planlarını gerçekleştirmek isteyenlere genel olarak tavsiyeleri şu şekilde:

Önce neyi değiştirmek istediğinize emin olun ve bununla ilgili bütün detayları içeren bir hayali vizyon oluşturun; nereden başlayacağım, nerede olacağım, bunu yaparken çevremde kimler olacak ve kimlerden destek alacağım, değişim olduğunda neler farklı olacak, neler aynı kalacak gibi.

Sonra değişim için nelere, kimlere ve içinizdeki hangi kaynaklara ihtiyacınız olduğunu listeleyin. Bunu yaptığınız zaman daha derin duygularınızla temasa geçeceksiniz, kararınız daha gerçekçi ve uygulanabilir görünecek, motivasyonunuz artacak ve farkındalık kazanacaksınız.

Eğer aynı hedefe ilerleme yolunda önceden başarısız olduğunuzu düşünüyorsanız, bu sefer neyi farklı yapmanız gerektiğini de göz önünde bulundurun.

Unutmayın ki, alınan kararları uygulayabilmenin en önemli koşulu küçük ve belirli hedefler koymaktır. Başlangıç için sadece 1 hedef koymak daha mantıklıdır çünkü özellikle de yoğun bir hayatınız varsa 2 değişiklik kararına verecek enerjiniz olmayabilir. Örneğin yeni yılda ’spora başlayacağım ve 20 kilo vereceğim yerine’, ’İlk iki ay haftada bir spor yapacağım – örneğin Cumartesi günleri 1 saat yürüyeceğim – sonra bunu haftada 2’ye çıkaracağım’ gibi hedefler koyun.

Sonra bu hedefe varmak için ilk adımınızın ne olması gerektiğine karar verin ve bir an önce, zihninizin bahane bulma sürecine girmesine izin vermeden, ilk adımı gerçekleştirin. İlk adımı atmak çok önemlidir. Bir davranışı değiştirmek için kazanmak istediğiniz davranışı 1-2 kere değil, en az 3 hafta yapmanız gerektiğini unutmayın; öğrenilmiş davranışların yerine yenilerini koymak ve yeni davranışın tadına varabilmek için en az bu kadar bir süreye ihtiyacınız var.

Tabii bu süreçte bazen geri dönüşler yaşayabileceğinizi unutmayın ve kendinizi affedin, devam edin; aksi takdirde tüm motivasyonunuzu kaybedip kararınızı uygulamaktan vazgeçebilirsiniz.

EN SIK YAPILAN 10 PLAN

En çok duyduğumuz yeni yıl planlarını aşağıda listeledik. Ve her madde için konunun uzmanlarından, DBE’den Uzm. Psk. Şirin Hacıömeroğlu, Özyeğin Üniversitesi Girişimcilik Merkezi Akademik Direktörü Prof. Dr. Ali Beba, anne baba koçu Figen Kırca, imaj ve iletişim danışmanı Özlem Çakır, Natixis Pramex Türkiye Temsilcisi Dr. Rıza Kadılar, uzman diyetisyen Dilara Koçak, Bilgelik Enstitüsü Başkanı Dr. Lütfü Kaan Özdemir ve Özel Sektör Gönüllüler Derneği Koordinatörü Başak Güçlü’den bu hedeflere ulaşmak için 3’er maddelik tüyolar istedik.

Kendi işimi kuracağım

Oturmuş değerlerinizden kurtulmak için üç gün kendi başınıza kalın ve geçmişte kaçırdığınızı düşündüğünüz fırsatları yazıya dökün.

Kişisel misyon ve vizyon tanımlarınızı yapın. Bunu yaparken işinizin ’karşılanmamış hangi ihtiyaca cevap vereceğini’ açıklayan bir özet hazırlayın ve Ar-Ge’ye dayalı yenilikçi yönlerini vurgulayın.

İş fikrinizi sizi acımasızca eleştireceğine inandığınız dostlarınızla paylaşın ve mutlaka finans ve muhasebe, pazarlama ve satış gibi konuları irdeleyen bir iş planı hazırlayın.

İşyerinde daha iyi organize olacağım zamanımı daha iyi yöneteceğim

İşte geçirdiğiniz bir günü düşünün. Sorumluluklarınızı, gün içinde yaptıklarınızı, yapamadıklarınızı listeleyin. Sonra bunları YAP-AKTAR-AT başlığı altında 3 kategoride gruplayın:

YAP: Gerçekten yapılması gerekenler

AKTAR: Başka birine aktarılabilecekler yani delege edilebilecekler.

AT: Boşu boşuna iş listenizde duran artık zamanı geçmiş ya da yapılmasının anlamı kalmayan veya zaten katma değeri olmayan (ve aklınıza geldikçe moralinizi bozan) işler.

Bu gruplamayı yaptıktan sonra, ideali, işlerinizin bir kısmını başkasına aktarabilecek ya da atabilecek hale gelebilmek.

Yapmanız gerekenleri önceliklendirmelisiniz. Herşey acil ve önemli olamaz biliyorsunuz! Bu sebeple kime, neye, ne zaman hayır diyeceğinizi de bilmelisiniz.

Zaman hırsızlarını belirleyin: Verimsiz geçen uzun toplantılar, çok konuşanlar, uzun telefon görüşmeleri, gereksiz mail trafiği vb. Birçok şey işteki zamanınızı çalıyor. Ya da kişisel mükemmeliyetçiliğiniz, gereksiz detaycılığınız, öğle tatillerinden zamanında dönemeyişiniz!

Bu ve benzeri ’zaman yiyicileri’ belirleyin ve üstesinden gelmek için kişisel stratejilerinizi geliştirin.

Kendime yatırım yapacağım, (dil öğreneceğim farklı yetkinlikler kazanacağım vesaire…)

Öncelikle hedeflerinizi ölçülebilir, başarılabilir, gerçekçi bir şekilde, zaman çizelgesi yaparak çıkartın.

Belirlediğiniz adımları belirlediğiniz sürelerde uygulayın.

Aksaklıklar olduğunda çözüm üretip tekrar hedeflerinize devam edin.

İş-özel yaşam dengesini tutturacağım, aileme (sevgilime), arkadaşlarıma, kendime hobilerime daha çok vakit ayıracağım

İstediğiniz kadar iyi organize olun, iş yoğunluğunuz bir anda azalmayacaktır. Bu sebeple, iş – özel yaşam dengesini kurmaya çalışırken, pes etmeden çaba göstermeniz gerektiğini unutmayın. Ocak-şubat geçtikten sonra eski hamam eski tas havasına bürünmeyin!

Doğru yerden başlayın. Özel hayatınızda ihmal ettiğinizi düşündüğünüz ve daha çok zaman ayırmak istediğiniz alanları belirleyin. Kendiniz için yapmak istediklerinizin yanı sıra, eşiniz, çocuklarınız, yakınlarınız, arkadaşlarınız sizden ilgi bekliyor olabilir. Ama unutmayın herkesi her zaman memnun etmek imkansız. Bu sebeple birileri istiyor diye değil; gerçekten ihtiyacınız ne, siz ne istiyorsunuz bunu belirleyin, doğru yerden başlayın.

Başladığınız alanda yapacaklarınız için takviminizde mutlaka randevu zamanı belirleyin. Ve bunu işleyin. Bu eşinizle yiyeceğiniz bir yemek, çocuğunuza söz verdiğiniz bir oyun saati ya da hobiniz için gerekli zaman olabilir. Böylece o zaman aralığının kapalı olduğunu görür diğer işler ve randevularınız için başka zamanlar ararsınız.

Yıl içinde alabileceğiniz izinleri ve tatil planlarınızı son dakikaya bırakmadan yapın. Mutlaka iş durumunuzu, yoğunluk dönemlerinizi ve ihtiyaçlarınızı göz önünde bulundurun ki hayal kırıklığına uğramayın; tatilden maksimum fayda sağlayın.

Network’ümü (çevremi) geliştireceğim

Önce en zevk aldığınız konuları belirlemek ve o konularda sizleri daha da aktif kılacak bir çevre edinerek yola çıkmak en doğrusu. İnsan en zevk aldığı şeyleri yaparken iç dünyası çok daha güçlü, renkli ve özgüvenli olur. İş amaçlı network’ünüzü geliştirmeye başlamadan önce böyle bir faaliyet alanında, belki de bir hobi çerçevesinde kendinizi daha iyi, huzurlu ve güçlü hissetmenizi sağlayacak bir ortam yaratmak ilk adım olmalı. Sonrasında bu ilgi alanınızda biraz daha yazıp, çizip, bir blog açmak ve mümkünse de belki belli ortamlarda konuşmacı veya eğitmen olarak rol almak gerek.

Özellikle iş ile ilgili olarak çevrenizi geliştirmeye karar verdiğinizde sosyal medyadan faydalanmanız artık şart.

Ve kişisel temas… Sonuçta “ya fark edil ya da yok ol!” diyor uzmanlar. Tanışma veya mevcut tanışıklığı ilerletme fırsatı kapınızı çaldığında kısa, net, açık ve akılda kalan bir şekilde kendinizi ifade etmeye hazır olun. Amacınız kesinlikle bir konuda karşınızdakini ikna etmek veya “kendinizi satmak” olmamalı.

Spor yapacağım, sağlıklı besleneceğim, sigarayı bırakacağım

Bu hedefinizi gerçekleştirmek için gerçekten sporu sevip sevmediğiniz önemlidir, bu yüzden kolayı seçin en sevdiğiniz aktivite ile başlayın. İlk haftalar zor gibi gelse de bedeniniz endorfin üretmeye başlayınca spor yapmanın sizi nasıl bedenen ve ruhen zinde tuttuğuna ve mutlu ettiğine inanamayacaksınız.

Beslenme planınızda kendinize yasaklar koymayın, hedefiniz ölçülü beslenmek olursa hayatın keyfini kaçırmadan her şeyi yiyerek de sağlıklı olabilirsiniz.

Yediğiniz besinin ne olduğu önemli gibi görünse de aslında ne sıklıkta ve ne miktarda yediğiniz daha önemlidir. Miktar kontrolü ve beslenme çeşitliliğini sağlamak en kolay yoldur, her gün 100 kalori eksik beslenmek bile yıl sonunda 5 kg kaybetmenizi sağlar.

Sigarayı bırakmadan önce beslenme düzeni ve yeme alışkanlıklarını gözden geçirmenizde fayda var. Sigarayı bırakırken destek almak iyi bir yol olacaktır.

Stresimi kontrol edeceğim

En çok nelerin stres seviyenizi yükselttiğini araştırın,

Bunun bedeninize nasıl bir etkisi olduğunu fark edin, stres seviyeniz yükseldiğinde fark edin, özellikle bedeninizde (mesela omuzlarımdan boynuma çıkan bir gerginlik hissediyorum gibi).

Nefes ve rahatlama egzersizleriyle ilgili bilginizi arttırın, sizi rahatlatan şeyler yapmayı ihmal etmeyin.

Mesleki görünüşümü düzelteceğim iş yerinde kılık kıyafetime daha çok dikkat edeceğim

Şu an bulunduğunuz pozisyon için değil, ulaşmak istediğiniz pozisyon için giyinin. Çalıştığınız kuruma, yaptığınız işe, müşteri hedef kitlenize, iş yemeklerine, toplantılara uygun giyinin. Sizinle özdeşleşmiş, size yakışan bir parfümünüz olsun.

Size ait, size özel dokunuşlarla giyiminizle farkınızı ortaya koyun. Örtünmeyin giyinin! Stil sahibi olmak için renk tonlamanıza uygun giyinin. Vücut yapınıza uygun giyinin. Yüzünüze yakışan trendy bir saç modeli bulun, her zaman doğal ve hafif makyajlı olun.

Tüm bunları bir gün yapıp diğer günler boş vermeyin.

Bir sahil kasabasına yerleşeceğim

Bunu gerçekten istiyor musunuz, yoksa büyük şehirden kaçış fantezisi kurmak sizi rahatlatıyor mu, bunu belirleyin.

Eğer gerçekten istiyorsanız tatil zamanlarında, bu olası sahil kasabalarını ziyaret edin. Bir müddet yaşayın ve tanıyın.

Gitmeden önce orada kuracağınız hayatı detaylı bir şekilde kafanızda kurgulayın, orada ne yapacaksınız, nasıl geçineceksiniz, sıkılacak mısınız? Hala size uygun olup olmadığına bakın, uygunsa kararınızı verin ve uygulayın.

Herkese iyilik yapacağım, sosyal sorumluluk projelerinde rol alacağım

Öncelikle, ilgi duyduğunuz alanı belirleyin; çocuklar, eğitim, kültür-sanat, çevre, sağlık vb. pek çok alandan birini seçebilirsiniz. Bu alanlarda çalışan birçok sivil toplum kuruluşu var. Onlarla iletişime geçin.

Şirketinizde bir gönüllülük çalışması varsa dahil olun.

Gönüllülük çalışmalarında yalnız olmayın. İş arkadaşınızı, ailenizi, eşinizi, arkadaşınızı da katın.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND