Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Yeni kariyer düzenine hazır mısınız?

Kariyer konusundaki ezberinizi gözden geçirmenin vakti geldi. Hatta geçiyor bile olabilir. Yetenek üzerinde yükselen yeni kariyer düzeninde kabarık CV’ler, popüler üniversiteler etkisiz eleman durumunda…

Kariyer konusundaki ezberinizi gözden geçirmenin vakti geldi. Hatta geçiyor bile olabilir. Yetenek üzerinde yükselen yeni kariyer düzeninde kabarık CV’ler, popüler üniversiteler etkisiz eleman durumunda…

CV’YE, ÜNİVERSİTEYE GÜVENME DÖNEMİ BİTTİ

Değişen dünya ile birlikte kariyer düzeni de değişiyor. Artık iş hayatında pek çok kişi için fırsat eşitliği var. Kendinizi geliştirirseniz hangi okuldan mezun olduğunuzun, daha önce hangi şirketlerde çalıştığınızın eskisi kadar önemi yok. Şimdi farklı sektörlerde farklı alanlarda deneyim edinmek tercih ediliyor. Hatta yakın zamanda bir çalışan, tıpkı bir bağımsız üye gibi, aynı zamanda birden çok şirkette danışmanlık yapabilecek.

Üst düzey yönetici araştırma şirketi Stanton Chase Türkiye’nin ev sahipliğinde yapılan Yeni Kariyer Düzeni (New Career Order) toplantılarında dünyada yaşanan siyasi, sosyal ve teknolojik dönüşümün kariyer düzenine nasıl yansıdığı ve yansıyacağı masaya yatırılıyor. Türkiye’nin önde gelen kurumlarındaki üst düzey yöneticilerin katılımıyla 2 ayda bir yapılan toplantılara şu ana kadar Turkcell, Doğan Holding, TAV, Shaya Group, Monster, Google, Darty, ING Bank, TBWA, TAV, Microsoft, Novartis’ten ağırlıklı olarak insan kaynakları alanındaki üst düzey yöneticiler katıldı. Toplantıların ev sahipliğini yapan Stanton Chase Türkiye Kurucu Ortağı Çağrı Alkaya, “Yeni kariyer düzeni toplantılarında dünyadaki değişimin, kariyer ve yetenek yönetimine nasıl yansıdığını bulmak ve bunun çerçevesini çizmek istedik. Köşe taşlarına bakarsak, yeni kariyer düzeninde ortaya çıkan kavramlar; açıklık, şeffalık, yenilikçilik ve eşitlik” diyor. Çağrı Alkaya ile yeni kariyer düzeni toplantılarından çıkan sonuçları konuştuk.

– Yeni kariyer düzeni ne getiriyor?
Artık çok daha geniş bir profesyonel yönetici kitlesinden bashediyoruz. Kapalı çevreler içinde iş yapma, yöneticileri kapalı çevreler içinden bulma düzeni değişiyor. Eskiden üst düzey yöneticilerin çoğunluğu x, y, x üniversitelerinden a, b, c kolejlerinden ve muhtemelen de 3 şehirden olurlardı. Şimdi daha büyük bir fırsat eşitliği var. Toplantılara katılan 30 üst düzey yöneticinin yaklaşık yüzde 70’i yeni kariyer düzeninin şeffaflık, açıklık ve eşitlik getirdiği konusunda hemfikirler. Bugün söylenen aslında değişimin başında olduğumuz. 10 sene sonra insan kaynakları diye bir departman kalmayacak. Çünkü her yöneticinin işinin içerisinde İK eskisinden daha önemli bir yer kaplayacak. Bunu söyleyenler de İK’cılar. 10 sene sonra free agent (serbest danışman) dediğimiz aynı anda 3-4 şirkette çalışan, belki aynı işi yapan insanlar olacak.

Serbest danışmanlar geliyor

– Serbest danışmanlar hangi sektörlerde olacak?
Bu şu anda belki teknoloji şirketlerinde oluyor ama illa da onlara özgü değil. Şirketler bir kişi aldığında işe özgü almıyorlar, bir projede başlatıyorlar, 2 ay sonra o proje iptal oluyor, başka birisini alıyorlar. Dolayısıyla uzmanlık aramıyorlar, çok iyi eğitim çok ciddi analitik veriler, yüksek derecede esneklik, yüksek derecede enerji arıyorlar. Ve bu kişilere de en iyi, en zevkli, en keyifli projeyi vermezlerse bu şirketi bırakacağını biliyorlar. O şirkette olduğu sürece mutlu olmasını ve ondan en iyi şekilde faydalanmayı bekliyorlar. Bizim istediğimiz de bu tip bir profil, çünkü zaten şirket sayısı artıyor. Herkes her şeyden bir miktar anlamak durumunda, finansçı pazarlamadan anlamak durumunda, herkes insan yönetimini, koçluğu, mentorluğu çok iyi biliyor olmalı.

– Nasıl çalışacak serbest danışmanlar?
Serbest danışman kavramı aslında bugün bizim bağımsız yönetim kurulu üyesi dediğimiz işin sadece yönetim kurulu seviyesinde değil, farklı seviyelerde yapılması. Nasıl ki x kişi 5-6 şirkette bağımsız yönetim kurulu üyeliği yapıyorsa, pazarlama yönetici Semra da 4 ayrı şirkette haftada 1, 1.5 gün farklı bir iş yapıyor olabilir. Bilişim sektöründe, sosyal medya işinde free agent olarak çalışanlar var ama diğer sektörlerde de olacak.

– Y kuşağının da çok sık iş değiştirdiği göz önüne alındığında sadakati sağlamak daha da zorlaşacak.
Toplantıda çalışanları elde tutmanın illa da olması gereken bir kavram olmadığı ortaya çıktı. Sadakatin artık popüler bir kavram olmadığı ve şirketlerin de buna karşı bir şey yapamayacağı noktasında duruldu. Yeni dönem, yeni bir yetenek bütünü gerektiriyor, bu yetenek bütünü de aslında çok iyi proje yönetimi yapabilmek, çok iyi analitik becerilere sahip olmak, esnek ve diri olmayı gerektiriyor. Ve ekonominin doğası, şirketlerin ihtiyacı, müşterilerin ihtiyacı çok hızlı değiştiği için profesyonellerin de iş değiştirmeye hazır olmaları gerekiyor. Şirketler de her zamankinden fazla farklı sektörlerden, disiplinlerden gelen deneyimlere açıklar. Yani şirketler de artık ben ilaç şirketiyim, benim şirketimde çalışan herkes ilaç deneyimli olur, ya da ben bankacıyım benim şirketimde olan herkes bankacı olur yaklaşımında değiller. Sigorta sektörüne danışmanlıktan birisi, bankaya hızlı tüketim sektöründen birisi, ilaca telekomdan birisi geçebiliyor. Sektörler arası kaynaşma var, bunun sonucunda da şirketler farklı sektörlerden insanlara açık. Dolayısıyla profesyoneller açısından daha çok fırsat var.

Daha çok fırsat eşitliği var
– Bu dönemde sizin açınızdan eleman bulmak da zorlaşıyor mu?
Zorlaşıyor, bir kere havuz sayısal olarak da büyümüş oluyor, bizim kaynaklarımız değişmedi ama eskisinden daha çok araştırma yapıyoruz. Ekonomi ve şirket sayısı çok büyüdü. Finansta mesela bir CFO için UFRS bilsin, uluslararası raporlama bilsin, holding geçmişi olsun denirdi, çünkü bunu yapan çok az insan vardı. Dolayısıyla siz nereye gideceğinizi çok iyi bilirdiniz. Ama bugün bunları öğrenmek eskisi gibi zor değil, bunları bilen çok kişi var, bunları birçok kişi kariyerlerinin orta safhalarından öğrenebiliyorlar.

Şirketlerin ciroları, yönetilen operasyonlar büyüdü, dolayısıyla yöneticiler ciddi deneyim kazandı, örneğin finans alanında proje yaparken beklemeyeceğim şirketlerden beklemeyeğim derecede iyi adaylar çıkabiliyor. O nedenle eskisi gibi emin olmak kolay değil, daha çok ve daha iyi arama yapmamız gerekiyor. Aynı balıklara takılıp kalırsanız müşterinize fırsat kaybettirebiliyorsunuz çünkü.
Sadece markaya bakarak profesyonel seçmek artık zor. Uluslarası şirketten gelen birisi yerel bir şirketten gelenden daha iyi olacak diye bir kaide yok.

– Bu durumda daha çok fırsat eşitliği var, değil mi?
Herkesin çalışmak istediği çok büyük bir uluslarası şirkette çalışan kişi şanslı başlıyor zaten. Orada çalışmak için de hayata şanslı başlamış olması lazım. O şirketin alım yaptığı profile baktığınız zaman x koleji, y koleji, a üniversitesi, b üniversitesinden alım yapıyor. Bu okullardan çıkan en iyiler 3-5 şirkete, bir iki bankaya dağılıyorlar. Hayata eşit başlamıyorlar, o uluslararası şirketteki yönetici daha donanımlı oluyor, orada daha iyi eğitim alıyorlar ama bir yerden sonra eşitlenme başlıyor. Çünkü o şikette gördüğü dünya, yerel şirkette çalışan kişinin gördüğü dünyadan daha geniş bir dünya olmayabilir. Yerel şirketteki çok daha gerçek yaşam vakası görüyor olabilir, çok daha piyasaya, sektöre entegre olabilir. Ayrıca herkesin bilgiye ulaşması da daha kolay, master yapabilir, MBA yapabilir dışarıda. Dolayısıyla insanların kendilerini geliştirmeleri için şans doğdu. Bir yerde geriye düşen birisi diğer yerde öne çıkabiliyor. Siz üniversite sınavında 5 puan az aldınız diye kariyerinizden eskisi kadar bir şey kaybetmiyorsunuz. O açığı kapatabilecek çok imkan var çünkü. Bana kalırsa CV’nize, üniversitenize güvenemezsiniz artık, böyle bir şeyin arkasına yaslanma devri bitti. Kendinizi geliştirmezseniz geriye de düşebilirsiniz çok rahatlıkla. Boğaziçi işletmeden mezun olmanın genel müdür olma konusunda bir garantisi kalmadı artık.

Şirketler rakiplerle olduğu kadar girişimcilerle de rekabet ediyor

– Girişimciler için fırsatlar neler?
Toplantıda çalışanlardaki girişimci ruhun artık çok üst seviyede olduğu, şirketlerin yetenekleri kendi bünyelerine kazandırmak için başka şirketlerle rekabet ettikleri kadar girişimcilikle de rekabet ettikleri, daha doğrusu girişimciliğe de yetenek kaybettikleri tespit edildi. Yani şirketlerde genç jenerasyondan, bir süre profesyonel deneyim edindikten sonra kendi girişimini kurmak üzere şirketlerinden ayrılan çok sayıda insan olduğundan bahsedildi.

– Aslında şirketler bunu desteklese…
Evet doğru yaklaşımlardan biri bu. Bunu çok güzel uygulayan şirketler var, örneğin Turkcell’de bu çok sık olan bir şey. Girişimci olarak kendi işlerini yapıyorlar, daha sonra Turkcell’e tedarikçi olarak geri dönebiliyorlar.

Sosyal medya ile homophily de artıyor

– Sosyal medya üzerinden eleman bulmak yaygın bir yol mu?
Tweet’lerini takip edip pazarlama bölümleri için sosyal medya uzmanı arayanlar var. Bu anlamda en çok Twitter kullanılıyor. LinkedIn daha çok bulduğunuz insanların profillerine bakmak için kullanılıyor.

– Facebook’tan fotoğraflara da bakıyor musunuz?
Tabii, onu hepimiz yapıyoruz.

– Dikkatli olmak lazım o zaman.
Evet, toplantılarda ‘herkesin görmesini istemediğin fotoğrafı facebook’a koyma’ denildi mesela. Bakılıyor çünkü ister istemez. Bir insanın ismini yazıp arayınca direkt Facebook, LinkedIn profilleri çıkıyor.

Sosyal medya ile birlikte bize benzer olanı sevme konsepti “homophily” daha fazla önem kazanmaya başladı. Like etme (beğenme) alışkanlığı, kendinize benzer insanları bulma, onlarla bağlantı kurma bu konuda seçeneklerin artması ile birlikte insanlarla özdeşleşme eğilimi artıyor. Bu nedenle şirketlerin sunduğu değerler, şirket seçimi yapan profesyoneller için eskisinden çok daha önemli hale geldi. Çünkü kendimizle özdeşleştirebildiğimiz kişiler ve değerlerle çalışmak istiyoruz. Bu yüzdenden de insan kaynakları bir marka ve kültür ajansı olarak profesyonellere şirketlerin değerlerini daha iyi anlatmalı.
Aynı zamanda çalışanlarına da daha iyi anlatmalı.

Yeni kariyer düzeninde çalışacaklara tavsiyeler
Çok yönlü olun
Farklı disiplinlerde deneyim kazanın
Esnek ve çevik olun
Sürekli öğrenmeye
odaklanın

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND