Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Yeni ders çalışma modeli: Online etüd

İster ilkokul, ister üniversite düzeyinde olun ders çalışmanın yeni yolu ile anlamadığınız konulara hakim olmanız mümkün. Yeni kurulan inekle.com sitesi aracılığıyla her ders için online etüd desteği alınabiliyor.

İnekle.com: İlkokuldan üniversite kapısına kadar öğrencilere özel eğitim

 

Öğrencilerin, ders çalışırken, sınava hazırlanırken ya da ödev yaparken, takıldıkları yerde kendi seçtikleri destekçilere bağlanıp sorularını sorabileceği ‘inekle.com’ yayına başladı

İlkokul, ortaokul ve lise öğrencilerinin ihtiyaç duydukları an üniversitelilerden bire bir ve canlı online eğitim desteği alabilecekleri bir platform olarak planlanan “inekle.com” yayına başladı. Sitede öğrenciler, ders çalışırken, sınava hazırlanırken ya da ödev yaparken, takıldıkları yerde kendi seçtikleri destekçilere bağlanıp sorularını sorabiliyor ya da konu anlatımı isteyebiliyorlar. Anlık desteğin yanı sıra ders saati önceden planlanarak, belirlenen saatte öğretmenlerle platformda buluşulabiliyor ve özel derste olduğu gibi her gün düzenli ders almak mümkün olabiliyor. 
Sitede ayrıca çalışma stratejileri, üniversite, bölümler ve tercihlerle ilgili danışmalık da veriliyor.  

Üniversiteliler ‘cep harçlığı’ kazanıyor!

Sistemdeki tüm öğreticiler üniversite öğrencileri. Destek organizasyonuna hazırladığı zemin için hiçbir komisyon almadıklarını vurgulayan “inekle” yöneticileri, temel amaçlarının öğrencilere öğrenim desteği eşliğinde “üniversitelilere cep harçlığı kazandırmak” olduğunu, vakıflaşma süreci tamamlandığında elde edilecek kaynakların öğrencilere burs olarak aktarılacağını anlatıyorlar. İnekle.com’dan T24’e yapılan açıklama şöyle:

“İnekle ekibi öğreticileri seçerken oldukça özenli davranıyor. Adayların öncelikle 7 sayfalık bir başvuru formunu doldurması gerekiyor. Ön elemeyi geçenler, yapılan kısa bir görüşme sonrasında inekle.com’da yerlerini alıyorlar. Bu noktada yeni öğretmenleri bir deneme süreci bekliyor. Ne kadar sık çevrimiçi olduklarına, öğrencilerden aldıkları yorumlara bakılıyor ve dersleri gözden geçiriliyor. Bu değerlendirmeler sonucunda platformda daimi olarak yer almasına karar verilenlere ders anlatırken kullanmaları için inekle markalı grafik tablet gönderiliyor.”

60 dakika ders 15 TL

“İnekle’ye üyelik ücretsiz. Üyelik sonrası kişisel ayarlarını tamamlayanlara, sistemi denemeleri için 5 dakika hediye ediliyor. Daha sonra ise dakika satın alınması gerekiyor. Her dakika 25 kuruş, yani 1 saat sadece 15 TL. 

Kredi kartı, ATM kartı, PayPal, mobil ödeme, havale ya da TTNET ödeme ile dakika kolayca satın alınabiliyor. 

Dersler dakika bazlı işleniyor. Yani bir ders ne kadar sürerse sadece o kadar dakika eksiliyor öğrencinin hesabından. 60 dakikası olan bir öğrenci dakikalarını istediği şekilde kullanabiliyor. 10 dakika çalışma stratejileri ile ilgili yardım alıp, başka bir öğretmene 20 dakika fizik soruları sorabiliyor ve sonra kalan 30 dakikası ile başka bir gün matematikten konu anlatımı isteyebiliyor.”

“Dersler, beyaz tahta, video konferans ve chat modüllerinden oluşan sanal sınıfta işleniyor. Kamera ve mikrofon açmak mecburi değil. Öğrenciler dersten önce sorularını hazırlayıp, ders esnasında hemen tahtaya yükleyebiliyorlar. Öğretmen de soruları beyaz tahtaya yazarak ve sesli olarak açıklayarak cevaplandırıyor.

Beyaz tahta ve chat’e yazılan her şey kaydedilip, arşivleniyor. Öğrenciler istedikleri zaman geri dönüp tekrar yapabiliyorlar.”

“İnekle, velileri de düşünüyor. Veliler de üye olup çocukları ile eşleşebiliyor, onlara dakika gönderebiliyor ve çalışmalarını takip edebiliyorlar.”

“inekle bir sosyal girişim. Amaç bir yandan üniversitelilere ek gelir sağlamak, diğer yandan da uygun fiyat ve internet sayesinde birebir eğitimi tüm Türkiye’deki öğrenciler için mümkün kılmak. Okan Bayülgen, Genç Turkcell, Yıldırım Holding, Aral Hukuk ve Anel Grup da platformun şu anki destekçileri arasında yer alıyor. Vakıflaşma süreci tamamlandığında bireysel ve kurumsal bağışlar da alabilecekler. Şimdi yapabileceğiniz en iyi şey, çevrenizdekilere inekle’den kısaca bahsetmek.”  

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Hafızadaki yüzler resme döküldü

Kanada’nın Toronto Scarborough Üniversitesi’ndeki nörologlar, elektroensefalografi (EEG) verilerine otomatik öğrenme (machine learning) tekniği uygulayarak “hafızadaki yüzleri resme dökmeyi” başardı.

Araştırmayı yöneten Prof. Dr. Adrian Nestor, “Bu çalışmadaki yenilik, EEG verileri ve otomatik öğrenme tekniğini kullanarak katılımcının görsel deneyiminin tahmini bir temsilini yeniden yaratmak” dedi.

Nestor, gönüllü katılımcının kafasına yerleştirilen EEG’nin verilerine ışık tutulduğunu belirtirken, “İnsan yüzü gibi zihinsel temsilleri algıladığımız biçimiyle yeniden oluşturmaya çalıştık” diye konuştu.

Scarborough Üniversitesi’nde EEG verileri üzerine araştırmalar yapan Dr. Dan Nemrodov ise ilk başta bu teknikle hafızadaki yüzlerin resme döküleceğine” ihtimal vermediğini anlattı, “Nestor bana geldiğinde ona bunun zor olacağını ama deneyebileceğimizi söyledim. Sonuçta o kazandı, ben kaybettim. Teknik gayet iyi çalışıyor” dedi.

Yapılan araştırmanın videosu aşağıdadır:

Kaynak: bbc türkçe

Okumaya devam et

MAKALE

Çinli Şirket az adım atan çalışana para cezası veriyor

Çalışanlarına eksik attıkları her adım için 0,01 yuan (0,0078 TL) ceza kesen şirket eleştirildi.

Çin’de ayda 180 bin adımdan az atan çalışanlarına para cezası veren şirket eleştirilerin hedefinde. Information Times gazetesine göre Guangzhou’da bir emlakçı, çalışanlarına eksik attıkları her adım için 0,01 yuan (0,0078 TL) ceza kesiyor.

Gazeteye konuşan şirketin çalışanlarından biri, sürekli fazla mesaiye kalmaları gerektiği için çalışma saatleri dışında 6 saat atma imkanlarının olmadığını söylüyor:

“Şirketin daha fazla egzersiz yapmamızı istemesini anlıyorum ama şimdi adım hedefini tutturmak için yürümekten uyumaya yeterli vakit ayıramıyorum.”

Yerel bir hukuk firmasında çalışan Liu Fengmao, şirketin çalışanların attıkları adımı bir performans göstergesi olarak takip etmesinin yasal bir temeli olmadığını ve bu kuralın ilerde işveren için sorun çıkarabileceğini belirtiyor.

Liu’ya göre işçiler mesai saatleri dışında yürümeleri gerektiğinde bunun fazla mesai olduğunu söyleyebilir veya yürüyüş sırasında sakatlık yaşadıklarında bunu çalışma sırasında yaşanan bir iş kazası olarak gösterebilir.

Information Times’a göre Guangzhou’daki emlakçı çalışanlarına bu tip bir kural getiren ilk şirket değil.

Ocak 2017’de teknoloji şirketi Congqing çalışanlarının günde 10 bin adım atmasını talep etmişti. Chongqing Evening Post gazetesi şirketin bu kriteri bir performans ölçütü olarak kullandığını yazmıştı.

“Şirket, maaşlardan kesinti yapmak için bahane arıyor”

Sosyal medya sitesi Sina Weibo’da da kullanıcılar Guangzhou’daki emlakçının bu uygulamasını şaşkınlıkla karşıladı. Bir kullanıcı “Şirket çalışanlarının maaşlarından kesinti yapmak için bahane arıyor” ifadelerini kullandı.

Bazı kullanıcılar ise kararı “Bu uygulama çalışanları sağlıklı kılar” ifadeleriyle destekledi.

Kaynak: BBC Türkçe

Okumaya devam et

MAKALE

Bağlanma korkusu: Neden bazıları “ıssız insan” olmayı seçer?

İnsanın sosyal etkileşimi, temel bir ihtiyaç. Peki neden bazı insanlar, başka insanlardan kaçar? Bağlanma korkusunun mekanizması nasıl çalışır? Bağlanamayanları anlamak için yararlı bir yazı…

Flörtleşme döneminde bir çoğumuzun başına gelmiştir: biriyle görüşüyorsunuz, beraber vakit geçirmeyi seviyorsunuz ve birbiriniz tanımaya çalışıyorsunuz. Aranızdaki ilişki doğru yönde gidiyor gibi duruyor, ancak bu ilişkinin adını koymak istediğinizi belirttiğiniz anda durum birden değişiyor. Görüştüğünüz kişi sorularınıza daha kaçamak cevaplar vermeye başlıyor ve mesajlarınıza daha az geri dönüş yapıyor. Gelecek ile ilgili bir plan yaptığınızda konuyu değiştirmeye çalışıyor.

Karşılıklı oturduğunuzda ve “neler oluyor?” diye sorduğunuzda büyük ihtimalle “bağlanmaktan korkuyorum” veya buna benzer bir cevap alacaksınız.

Bazıları için bu konuşma daha geç de gerçekleşebilir. Artık bir ilişki içindesinizdir, ancak ilişkiniz daha da ciddileşmeye başlayınca partneriniz sizden uzaklaşabilir. Bunun üzerine kendinizi “ne oldu öyle” diye düşünürken bulabilirsiniz.

“Bağlanmaktan korkmak teriminin sık sık kullanıldığını duyarız ama aslında bu ne anlama geliyor? Huffington Post’tan Kelsey Borresan bu sorunun cevabını öğrenmek için uzmanlarla görüştü.

Eğer biri size “bağlanma sorunlarından” bahsediyorsa yakınlık kurmaktan ve ilişkinizin çok hızlı ilerlemesinden rahatsız oluyordur.

“Sizin ihtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi karşılayamamaktan korkuyor olabilir”

Psikolog Samantha Rodman bu konu ile ilgili olarak “ Sizi seviyor olabilir, hatta size aşık bile olabilir ancak sizin ihtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi karşılayamamaktan korkuyor olabilir” diyor.

“Bağlanma sorununun” kökleri korkulara, inançlara hatta kişinin aile hayatında veya daha önceki ilişkilerinde yaşadığı kötü tecrübelere dayanıyor olabilir. (Örneğin çocukluğunda anne ile babasının kavgalı bir boşanma yaşamasına tanık olmuş olabilir)

Unutmamak gereken bir başka detay ise her insanın nihai amacının uzun bir ilişki olmadığı.

“Bir ilişkinin içinde sıkışıp kalmaktan korkuyor veya büyük kararlar vermekte zorlanıyor olabilirler” diyor psikolog Ryan Howes ve ekliyor; “ Belki de geçmişte kendileri ile uyumlu olmayan insanlarla ilişki yaşamışlardır veya ilişkileri beklemedikleri bir şekilde aniden bitmiş, bu yüzden de kendilerini reddedilmiş hissetmişlerdir”. Howes bu konu hakkındaki düşüncelerini “Tipik olarak bağlanmakta korkan insanlarda geçmişten gelen bir korku vardır ve bu korku genel olarak ilişkilerinin bitmesine sebep olur” diyerek özetliyor.

“Eğer biri bağlanma sorunları olduğunu söylüyorsa ona inanmalısınız”

Bir başka olasılık ise karşınızdaki kişinin size karşı olan ilgisini kaybettiği ve “bağlanma sorunlarını” ilişkinizi sonlandırmak için kullanıyor olması. Bu gerekçe gerçek olsa da olmasa da bunu görüştüğünüz kişinin artık sizinle bir ilişki yaşamak istemediğine dair bir sinyal olarak algılamalısınız.

“Eğer biri bağlanma sorunları olduğunu söylüyorsa ona inanmalısınız. Bazı insanlar bunu ciddiye almıyor ve bir süre sonra karşılarındaki kişinin istediğinin evlilik veya beraber yaşamak olmadığını fark edince hayal kırıklığına uğruyor” diyor Rodman.

Bağlanmaktan korkan insanlar bazen size karışık sinyaller verebilirler. İlişkinizin bir sonraki adımının ne olduğunu konuştuğunuzda farklı cevaplar verdiğini hissedebilirsiniz. Tahminen sizinle bir sene sonrası için tatil planı yapmayacaklardır. Bazen arkadaşları etrafında geçirdiğiniz zamanı bile kısıtlayabilirler ki ilişkiniz biterse arkadaşlarına çok bağlanmış olmayın.

“Bağlanma sorunu olan insanlar bağımsız yaşamayı ve kendi kendine yetmeyi iyi öğrenmiştir

Howes bağlanma sorunu olan insanların kavgadan kaçınmak için sorunların kendi kendisini çözmesini beklediğini, fakat aynı zamanda da bağlanmaktan korktukları için ilişkiyi bitirmeye hazır olduklarını ifade ediyor. “İçlerinde sürekli çatışıyorlar” diyor Howes.

Rodman ise “Bağlanma sorunu olan insanlar bağımsız yaşamayı ve kendi kendine yetmeyi iyi öğrenmiştir. Bu sebepten dolayı partnerlerine açılmaları zor olabilir.” diyor.

Kaynak: t24

Okumaya devam et
Advertisement

TREND