Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Yeni çağın öğrenme modeli

Her çağın kendine has dinamikleri mevcut… Öğrenme modelleri de bu dinamiklere göre şekil alıyor. Yeni çağın öğrenme modeli ise; yaşam boyu öğrenmek. Peki yaşam boyu öğrenme modeli bizlere ne kazandırır?

Her çağın kendine has dinamikleri mevcut… Öğrenme modelleri de bu dinamiklere göre şekil alıyor. Yeni çağın öğrenme modeli ise; yaşam boyu öğrenmek. Peki yaşam boyu öğrenme modeli bizlere ne kazandırır?

Bu çağın öğrencileri, yaşam boyu öğrenen profesyoneller

Üniversiteden mezun olalı yıllar olmuş olabilir, ancak öğrenmekten uzak kalmamalı. Yaşam boyu öğrenim başarının sırrı. İş yapma biçimleri değiştiği gibi, öğrenme biçimleri de değişiyor Birçoğumuz üniversitede okuduğumuz alanın dışında işlerde çalışıyoruz. Yaptığımız iş ve üniversite diplomamız birbirini tutsa bile, mezuniyetten yıllar sonra değişen şartlara ve ilerleyen sistemlere ayak uydurabilmemiz için kendimizi geliştirmemiz ve bilgilerimizi güncellememiz gerekli. Sektör dergilerini takip etmek, mesleki araştırmaları okumak profesyonel yaşamımızda olup bitenlerden haberdar olmamızı sağlamakta. Ancak birçoğumuz bir adım daha ileri giderek kurslara yazılarak, yeni yetenekler edinerek veya işte kullanabileceğimiz yeni teknolojilerle ilgili eğitim alarak yaşam boyu öğrenmeyi sürdürüyoruz. Öğrenmenin yaşı yok… Bugünün teknolojileriyle beraber mekânı ve zamanı da yok… 

İş yapma biçimleri değiştiği gibi, öğrenme biçimleri de değişiyor. İlle de fiziksel olarak okula gidip gelmemiz gerekmiyor, kâğıt kalemin hatta sıra, kürsü ve sınıfın yerini de bilgisayarlar, mobil teknolojiler almış durumda. Yeni şeyler öğrenmek istiyorsanız, önünüzde engeller yok. Tam aksine, hedefinize ulaşmanız için farklı farklı yollar var.

Modern sınıflar nerede?

Eskiden sınıf denildiğinde aklımıza bir kara tahta, bir öğretmen masası ve tam karşısında nizami bir şekilde dizilmiş öğrencilerin sıraları gelirdi. Bugün modern sınıflarda akıllı tahtalar, öğrencilerin öğretmene yakın olmasını sağlayan U şeklinde dizilmiş sıralar var. Tabii bugün sınıf ille de fiziksel bir yer olmak zorunda da değil. Birçok öğrenci uzaktan üniversiteye gidiyor, ancak mecburi ise sınavdan sınava sınıf ortamında bulunuyor. Teknolojinin gelişimi ve yaygınlaşması sayesinde öğrenme, mekan kısıtlamasını aştı ve internet erişimi dâhilinde her yerden, her zaman farklı araçlarla ulaşılabilen bir hal aldı.

Profesyonel eğitim yenilendi

Modern işyerinde uygulanan eğitimler de bu serbest eğitim trendlerinden payına düşeni aldı. Tasarım, uygulama yazılımı gibi konularda sanal dersler başlatıldı. Bazı şirketlerde büyük bir hevesle, trendlere kapılarak uygulanan bu profesyonel gelişim kursları katılımın azlığı, bütçelerin kısıtlanması veya katılanlara sağlanan yararların olumsuz değerlendirilmesiyle rafa kaldırıldı. 

Öğrenme ortamı soyutlaştıkça, programının içeriği, niteliği ve katılımcılara sağlayacağı yararlar konusunda soru işaretleri de artmakta. Sanal eğitimler ölçümlenebilmeli, getirileri belli standartlarla karşılaştırılarak değerlendirilebilmeli. Sanal derslerin ve sınıfl arın optimum yararı sağlayabilmesi için kurumsal eğitim politikalarının içine dahil edilmesi ve İK departmanı tarafından sıkı takip edilmesi gerekli. Eğitimlerin kalitesi ve iş yaşamına uygulanabilirliği konusunda tüm departmanlardan geri bildirim alınmalı. Sanal eğitimlerin verdiği esneklikten yararlanılmalı ve öğrenenin ihtiyaçlarına yönelik programlar çalışanın profesyonel gelişimine katkı sağlamalı. 

Ne zaman öğrenmeli? Eğitime değer veren profesyoneller için bu sorunun cevabı ‘her zaman’ olabilir ancak doğru cevabı kişi kendi için belirlemelidir. Beynimiz o kadar çok bilgi girişini işleme alır ki, çok yoğun olduğu dönemlerde aynı konsantrasyonla yeni verilere yer açamaz. Öğrenme için özel bir çaba, zaman, istek ve özveriye gerek vardır. Öğrenmenin zamanlaması ve etapları titizlikle planlanmalıdır.

Nerede, ne zaman ve nasıl öğrenmeli?

Tek bir cevap olmadığı gibi, bu sorunun cevabı kişiden kişiye ciddi farklılıklar göstermektedir. Profesyonelin öğrenme ihtiyaçları, öğrenme ortamı ve araçlarıyla ilgili tercihleri, eğitimin sıklığı ve yoğunluğu, kişinin karakteri, iş yoğunluğu hatta aile yaşamı dâhil birçok faktörün sentezlenmesiyle ortaya çıkar. Her bir faktör kişiden kişiye değiştiği gibi, her profesyonelin eğitim programı farklı olacaktır. 

Eğitim sadece eksikleri tamamlamakla kalmaz, iş bulmanın oldukça zor olduğu durumlarda yeni yeti edinmeye ve kişinin karşısına çıkabilecek daha iyi iş fırsatlarını değerlendirmesine olanak sağlar. 

Öğrenmek artık üniversiteye gitmek, bir kursa yazılmak ya da yükseköğrenim programına yazılmak gibi belirli etiketlerle ve zaman dilimleriyle kısıtlı değildir. Bilakis, kişinin bir dersten bir derse geçerek kendini geliştirmesini sağlayacak, odaklanmış kısa zamanlı birçok alternatifl e doludur. Kritik düşünme yeteneğimizi keskinleştirmek, yaratıcılık, analitik algılama ve liderlik gibi alanlarda kendimizi hep ileriye taşımak için kendi kendimize gerçekleştirebileceğimiz en önemli şey de budur. Sürekli öğrenmek, bilgi ve yeteneklerimize yenilerini katmak…

İş yoğunluğumda öğrenmeye hiç zamanım yok…

İsterseniz her şeye zaman ayırabilirsiniz. Önce bir eğitim planı yapın. Kişisel ve profesyonel hedeflerinizi yazın ve bu hedefleri gerçekçi bir zamanlama içerisine yedirin. Her ay üç kuruş parayı bir kenara koymak gibi, minik zaman dilimlerini kendinize ufak bonuslar olarak verin. İşe, hep öğrenmek istediğiniz, keyif aldığınız bir konuyla başlayın. Öğrenmenin farklı zaman dilimlerinde, formatlarda ve seviyede olacağının farkında olun. Kitap okumak, seminerlere, koçluk programlarına veya network etkinliklerine katılmak gibi birçok öğrenme yolu bulunabilir.

MODERN PROFESYONEL NERELERDE ÖĞRENİYOR?

Öğrenme ortamı klasik tarifi içerisinde, sınıf,laboratuvar, doğa gibi fiziksel alan, çevre ve kültürleri kapsamaktaydı. Oysa bugün çoklu mekânlardan söz ediliyor. Farklı teknolojiler aracılığıyla ulaşılan öğrenim, ister bilgisayardan ister akıllı telefondan veya tabletten olsun, kişinin konsantre olabileceği her ortamdan tamamlanabiliyor. Yani, sanal sınıflara dâhil olarak öğrenim görenlerin fiziksel olarak nerede öğrendiklerinden çok, hangi teknoloji kanalıyla öğretilenlere ulaştıkları önemli. Günümüz öğrenim kanallarını inceleyecek olursak, karşımıza şöyle bir liste çıkıyor: 

Sınıfta: Sınıf en alışılagelmiş eğitimci-öğrencinin yüz yüze geldiği fiziksel olarak ders için toplanılan yer. Genellikle bir öğretmen ve birden fazla öğrencinin bulunduğu ortamda basılmış ders notları, slayt sunumları ve çeşitli öğrenim teknolojileri gibi birden fazla kaynağın kullanıldığı yaygın olarak görülüyor. 

Bilgisayar: Sanal öğrenmede en önemli kaynak bilgisayar. Sanal sınıflarda öğrenilen ders içeriği bilgisayar yoluyla öğrencilere ulaşıyor. Her bir öğrenci birbirinden ayrı olarak dersi dinliyor, ortak projelerin dersin bir parçası olduğu durumlarda gene bilgisayar ortamından öğrenciler belirli saatlerde buluşarak fikir alışverişi yapıyor ve görevleri delege ederek beraber çalışma imkânı buluyorlar. 

Bu tür çalışmalara en güzel örnek son dönemde hızla sayıları artan ve prestijli üniversitelerin öğretim üyelerinin verdiği MOOC (Massive Open Online Course-Toplu Açık İnternet Bazlı Kurslar) kursları. Bu kurslarda öğrencilerden biri, Türkiye’den diğeri Avrupa’dan bir diğeri Afrika’dan bir başkası Uzak Doğu’dan beraber bir proje yapabiliyorlar. Saat farklarını da göz önünde bulundurarak ortak bir saatte buluşup proje üzerine beyin fırtınası yapıp planlamadan uygulamaya, tasarımdan kodlamaya her türlü proje etabını dört bir yandan ele alıyorlar. Uluslararası projelerin en güzel yanı farklı kültürlerin farklı çözümler üretmesi, saat farkının avantajını kullanarak her bir zaman diliminden yararlanma ve kendi alanında başarılı, kendini geliştirmeye açık yepyeni insanlarla tanışma imkânı sunması oluyor. 

Mobil araçlarda: Aynı sanal sınıf deneyimleri uygulamalar sayesinde akıllı telefon ve tabletlere taşındığında mobil öğrenme söz konusu oluyor. Gene mekândan bağımsız öğrenme gerçekleşiyor. 

İşte iş öğrenme: İşte iş öğrenme en pratik yöntemdir. İş işi yaparken öğrenilir. Bazı şirketlerde deneyimli biri yeni birine iş öğretsin diye mentor olarak atanır, çoğu şirkette ise kişi deneyimli çalışanların gözetiminde yeni yetiler ve bilgiler kazanır. Pratik bilgiler teorinin önündedir. Aynı şekilde kullanılan kaynaklar ve araçları da kişi gerektikçe öğrenir. Bu tür eğitimin güzelliği öğrenilen her bilginin pratiğe dayanmasıdır. Bu sayede, kişi gerçekten işine yarayacak konuları öğrenir, işinde kullanır, zaman kaybı veya gereksiz bilgilerin öğrenilmesi gibi endişelere yer yoktur.

ÖĞRENMEK KAZANDIRIR…

Eğitimi bir öncelik olarak belirleyen çalışanların birçok kazanımları olacaktır. Bunların en başında: 

►Endüstri trendleri ve gelişmelerine hâkim olmak; 
►Problemleri belirlemek ve çözüm üretmek için güçlü bir bilgi birikimine sahip olmak; 
►Zihninizi taze tutmak ve öğrenerek ilham almak; 
►Kendinize güveninizi arttırmak; 
►Değişen pazar şartlarına, piyasadaki iniş çıkışlara dayanıklı olmak – ekonomi durgun olsa bile, aranan bir profesyonel olmak gelir. Bu kazanımları da göz önünde bulundurduktan sonra, kendinize soracağınız soru şu olmalı: Ne zaman, ne öğrenmeye başlıyorum?

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND