Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Yeni başarı tarz: duyarlı ve adil kazanmak!

Ürünlerinde, çiftlikte serbestçe dolaşma özgürlüğüne sahip (kafeslere hapsedilmemiş) tavukların yumurtalarını kullanıyorlar. Atıklarını geri dönüştürüyor, çevreci enerji kullanıyor, hatta alternatif enerji kullanan teknolojilerin geliştirilmesi için fon sağlıyorlar. Çalışanlarına iyi imkanlar sunmakla kalmayıp, tedarikçilerinin de hak ettiklerini almaları için çaba gösteriyor, “adil ticaret” politikası uyguluyorlar. Artık tüketicinin kalbine giden markalar onlar. İşte bir örnek…

Ürünlerinde, çiftlikte serbestçe dolaşma özgürlüğüne sahip (kafeslere hapsedilmemiş) tavukların yumurtalarını kullanıyorlar. Atıklarını geri dönüştürüyor, çevreci enerji kullanıyor, hatta alternatif enerji kullanan teknolojilerin geliştirilmesi için fon sağlıyorlar. Çalışanlarına iyi imkanlar sunmakla kalmayıp, tedarikçilerinin de hak ettiklerini almaları için çaba gösteriyor, “adil ticaret” politikası uyguluyorlar. Artık tüketicinin kalbine giden markalar onlar.

İşte bu markalardan Türkiye’de faaliyet gösteren ikisinin, Ben&Jerry’s ve Lush’ın modeli ve onlardan hareketle, tüketicinin kalbine gitmenin formülü.

BEN&JERRY’S
HİKAYE “Onu bilmek onu sevmektir.” Ben&Jerry’s’in sloganı bu. Markanın web sitesinde yer alan kuruluş hikayesi özetle şöyle: “Ben Cohen ile Jerry Greenfield, yemek yemeye bayıldıklarını ama koşmaktan nefret ettiklerini 1966’da, birlikte aldıkları bir beden eğitimi dersinde keşfettiler. 1978’de Ben düşük maaşlı sıradan işlerden kovulurken, Jerry de tıp fakültesine girme denemesinde ikinci kez başarısız olmuştu. İkili, 5 dolar vererek bir dondurma yapma kursuna katıldılar. Ardında Vermont Burlington’daki eski bir benzin istasyonunu dondurma dükkánına dönüştürdüler. Yaptıkları doğal dondurmalar kısa zamanda ünlendi. 1979’da Ben’in Volkswagen karavanında dondurma satmaya başladılar, işler zamanla büyüdü. Sonrası malum!” 2000’de Unilever’e satılan Ben&Jerry’s’in bugün ABD, Kanada, Latin Amerika, Avrupa ve Asya’daki 22 ülkede 764 mağazası, buralarda çalışan 5.366 çalışanı var. Tüm ürünler ABD ve Hollanda’daki iki fabrikada üretiliyor. Dondurmaların dağıtımında Unilever’in kanalı kullanılıyor. Türkiye’de ilk mağazasını İstanbul Kanyon’da açan Ben&Jerry’s’in Ümraniye Meydan ve City’s Nişantaşı alışveriş merkezlerinde mağazaları var.

ÇEVRECİ Ben&Jerry’s dondurmaları yeşil enerji kullanılan, gezegene dost teknolojiyle üretiliyor. Hellendoorn’daki fabrika, 2004’te Hollanda’da üretim operasyonları için gereken yakıt ve elektrik kullanımının tamamını yenilenebilir enerjiye dönüştürebilen ilk fabrika oldu. Üretim sırasında ortaya çıkan atıklar, 1987’den bu yana Vermont Stowe’daki bir çiftliğe, hayvanların yemesi için veriliyor. Ozon dostu dondurucular geliştirmek için Penn State Uygulamalı Araştırma Laboratuvarı’ndaki, ses dalgalarıyla soğutmayı hedefleyen bir projeye fon sağlanıyor. Ayrıca 2005’te iklim değişikliğine çözüm bulmak isteyenleri eğitmek ve onlara ilham vermek amacıyla İklim Değişikliği Koleji (Climate Change College) kuruldu. Kutup araştırmacısı Marc Cornelissen ve Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) ortaklığıyla kolej, yetenekli iklim korumacılarını araştırma yapabilmeleri için kutuplara götürüyor.

TOPLUMUN SORUNLARINA DUYARLI 14 adet “Ben & Jerry ’s destek mağazası” var. Bağımsız olarak işletilen, işletmecilerinin kár amacı gütmediği bu mağazalar toplum dışına itilmiş gençleri yeniden topluma kazandırmak amacıyla eğitim ve danışmanlık için kullanılıyor. Bir de desteklenen vakıf var. Dondurmada kullanılan brownie, evsiz insanlara eğitim ve danışmanlık desteği veren New York ’taki Greyston Pastanesi’nden alınıyor. Greyston Vakfı bugün New York, güneybatı Yonkers’da yaşayanlara çocuk bakımı, konaklama, sağlık, meslek edindirme gibi hizmetler sağlıyor. Ayrıca Ben&Jerry’s, her yıl 21 Eylül Birleşmiş Milletler Barış Günü’nde yer alıyor. Tüketici kulübü Cool Club’a üye olan herkes bu etkinliğe davet ediliyor. Hatta geçen yıl İngiltere ’den iki üye bu etkinliğe davetiye kazandı.

TEDARİKÇİLERİNE KARŞI ADİL (adil ticaret) Şirketin Fairtrade (adil ticaret) Vakfı ile de ortaklığı bulunuyor. Henüz bütün ürünler adil ticaret sertifikalı hale getirilememiş olsa da, “yapabildiklerimiz üzerinde çalışıyoruz” deniyor. 2006’da dünyanın ilk adil ticaret vanilyalı dondurmasını onlar üretti. Vanilyalı dondurmanın içindeki vanilya ve şekeri üreten Hintli ve Paraguaylı çiftçilerin hayatlarına da büyük bir değişiklik sunulduğu belirtiliyor. “Şirketin bu malzemeler için ödediği primler sayesinde çiftçiler hem kendi aileleri hem de içinde yaşadıkları toplum için sağlık hizmetleri, eğitim ve güvenli yaşam alanları gibi temel gereksinimlerine yönelik olumlu adımlar atabiliyorlar” deniyor. Adil ticareti sürekli kılmak için yürütülen projelerden birinin adı, “Sürdürülebilir mandıra çiftçiliği girişimi.” Burada amaç kárlılığın yanında, çiftçilerin ve ailelerinin yaşam kalitesini artırmak ve doğal çevreyi, hayvan sağlığını, yerel toplumu korumak. Proje kapsamında, ineklerine verdikleri süt oranını artıran sentetik büyüme hormonu vermediklerini beyan eden aile çiftlikleriyle çalışılıyor.

HAYVANLARA SAYGILI Hammadde alınan tedarikçilerin hayvanlarına nasıl davrandıklarına bakılıyor. Serbest çiftlik yumurtaları (free range eggs) bunun en bariz örneklerinden. Serbest çiftlik yumurtası, çiftlikte serbestçe dolaşabilen tavuklardan elde edilmiş yumurta anlamına geliyor, gün ışığı görmeden hapsedilen tavuklardan değil.

ÇALIŞANLARINA DEĞER VEREN Ben&Jerry’s organizasyon şeması şöyle: En tepede bir CEO (Chief Euphoria Officer) yani “Baş Keyif Müdürü” oturuyor. Çalışanlar ana kraliçe, süvariler ve külah elçileri gibi sıfatlarla anılıyor. Ben&Jerry’s Türkiye Dondurma Külah Elçisi (Marka Müdürü) Ceren Türkben Kaya, çalışanlar arası hiyerarşiyi kaldırmak, çalışırken eğlenmek ve çalışanların kendilerini şirkete ait hissetmeleri için böyle bir yola başvurduklarını söylüyor. Kaya, 22 ülkede faaliyet gösteren şirkette çalışan sirkülasyonunun neredeyse yok denecek seviyede olduğunu, “en yeni” diye nitelenen çalışanların 7 yıldır Ben&Jerry’s bünyesinde olduklarını anlatıyor. Tüm dünyadaki Ben&Jerry’s’lerin yönetim kadrosundan isimler yılda 3 kez toplanıyor, bulundukları bölgede sosyal sorumluluk adına çalışmalarda bulunuyorlar. Örneğin kasım ayında Lizbon yakınlarındaki bir köyde bakımsız bir okulun onarılmasında bedenen çalıştılar.

KURUCULAR ŞİMDİ NE YAPIYOR Kurucular Ben Cohen ve Jerry Greenfield, şu anda şirkette kurumsal rollere sahipler ve aktif olarak Ben&Jerry’s ’in sosyal misyonlarını destekliyorlar. Jerry, şirketin İklim Değişikliği Koleji’nin başında ve gençlere kendilerine ait etik girişimlerde bulunmaları için ilham veriyor. Ben ise Amerikan hükümetinin savunma bütçesinin yüzde 1’ini eğitim ve çocuk bakımı üzerinde harcamasını isteyen “Amerikan Pastası” projesinde yer alıyor ve ülke çapında lobi faaliyetlerinde bulunuyor. Bu arada ikili, günlük yaşamlarında doğal kaynakları ve enerjiyi en az şekilde tüketecek şekilde yaşıyorlar. Bir yerden bir yere giderken mümkün olduğunca yürümeye çalışıyorlar ya da toplu taşıma araçlarını kullanıyorlar.

LUSH
HİKAYE Taze ve elyapımı kozmetik ürünler markası Lush, 1995 yılında Mark Constantine (şirketin CEO’su) ve 20 yılı aşkın süredir birlikte Body Shop için ürünler geliştirdiği beş yakın arkadaşı tarafından kuruldu. Bu hamlelerinin nedenini, “Body Shop’un giderek büyüyüp, borsaya açılıp ve hissedarlarına karşı sorumlu bir dev haline gelmesinden sonra bu işten o kadar zevk almamak” olarak açıklıyorlar. Kurucular kendilerini, “banyoda eğlenmek isteyen, kurabiyeden sabunlar yapan çocuklar” diye tanımlıyorlar. “Kozmetiğin bakkalı” denilen bu dükkanlarda peynir kestirir gibi sabun kestiriliyor. Ortaklardan Rowena Bird, “Biz Lush’ı geleneksel bir kozmetik firmasından daha çok cildinizi besleyebileceğiniz bir yiyecek mağazası ve eğlenceli bir marka olarak konumlandırdık” diyor. 6 kafadarın posta ve telefon üzerinden satış işine girişerek yarattığı Lush, Avrupa ve ABD başta olmak üzere 40 ülkede 450 mağaza ile hizmet veriyor. Şirketin 5 bin civarında çalışanı var. Türkiye’deki 3 mağazada (Bağdat Caddesi, Nişantaşı City’s ve İzmir) ve internetten satış mağazasında tam ve yarı zamanlı 25 kişi çalışıyor.

ÇEVRECİ Çevreci kaygılar, Lush’ın ürünlerinin formunda kendini gösteriyor. Atık üretimi ve koruyucu madde ihtiyacını azaltmak için birçok ürün katı yapılıyor. Böylece örneğin banyo köpüğü plastik şişeye koymak yerine bir kağıda sarılarak satılabiliyor. Temmuz 2007’den bu yana postayla sipariş edilen ürünlerin kutularında, daha çevreci olduğu için dolgu malzemesi olarak parçalanmış kağıt yerine patlamış mısır kullanılıyor. Mağazalarda ağırlıklı olarak elektrik, doğalgaz enerjisi kullanılıyor ancak dünyada bazı mağazalarda güneş enerjisi de deneniyor. Ayrıca geri dönüşümün desteklendiği ülkelerdeki mağazalarda atık yönetimi uygulanıyor. Ürünler organik hammaddelerden (şifalı bitkiler, meyveler, çiçekler ve bitkisel esans ve yağlar) üretiliyor.

TOPLUMUN SORUNLARINA DUYARLI Doğal yaşamın korunmasına yönelik birçok kuruluşa destek sağlanıyor. Belirli ürünlerin satışından elde edilen gelirler ilgili kuruluşlara aktarılıyor.

TEDARİKÇİLERİNE KARŞI ADİL Lush’ın ürünlerinde kullandığı gül yaprağı ve gül yağı son 4 yıldır Isparta’dan gidiyor. Yılda 80 litre gül yağı kullanan Lush’ın Isparta’ya katkısı da 240 bin YTL’yi buluyor.

HAYVANLARA SAYGILI Lush’ın hiçbir ürünü imalat sırasında hayvanlar üzerinde test edilmiyor. Firma ayrıca tedarikçilerinden de hammaddelerinin hayvanlar üzerinde test edilmediğinin garantisini talep ediyor. Vejetaryen ve veganlar için olan ürünler özellikle vurgulanıyor.

ÇALIŞANLARINA DEĞER VEREN Tüm Lush ürünleri hálá el yapımı. Bu prensibin çalışanlara yansıyan tarafı “Ne kadar genişlersek genişleyelim biz insanları istihdam etmeye devam ediyoruz, makineleri değil” sözleriyle ifade ediliyor. Her çalışanın “mağaza müdür yardımcılığı” ve “mağaza müdürlüğü” pozisyonlarına yükselme imkanı bulunuyor. Ürünlerin el yapımı olup olmadığından kuşku duyanların, İngiltere’de Poole-Dorset kentindeki fabrikaları her zaman ziyaret edebilecekleri belirtiliyor. Şirket, son 3 yıldır İngiltere’deki en çok çalışılmak istenilen şirketler listelerinde ilk 100 içinde yer alıyor.

KURUCULAR ŞİMDİ NE YAPIYOR Mark Constantine şu sıralar aşırı paketlemeye karşı büyük bir kampanya başlatmış durumda. Buna hem mağazalarında hem de özel yaşamında çok dikkat ediyor. “Tutkulu bir bisikletçi” olduğu bilinen Constantine, çalışanlarını da gerekmedikçe uçağa binmemeleri, araba yerine tren, bisiklet veya yürümeyi tercih etmeleri yönünde teşvik ediyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND