Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Yazı dilini geliştirmek kariyeri destekliyor

Kariyer başarısında iletişimin gücüne sürekli olarak dikkat çekiliyor. Ancak iletişimi sadece sözel alandan ibaret kabul edemeyiz. Araştırmalar yazı dilini geliştirmenin kariyer gelişimine olumlu etki yaptığını gösteriyor. Peki yazı dili nasıl geliştirilir?

Kariyerinizdeki başarı, kaleminizin ucunda

Özellikle satış ve pazarlama alanında birçok iş ilanında aranan özellikler arasındadır ‘iletişim yeteneğinin gelişmiş’ olması. Çoğu zaman kastedilen kişilerin ağzı laf yapan kişiler olduğunu düşünürüz. Evet, iletişim yeteneği ileri seviyede olan kişinin konuşması etkileyici, kurduğu cümleler anlamlı ve ölçülü olmalıdır ancak iletişimi sözlü iletişimle sınırlamak yanlış olur. İyi iletişim kuran bir profesyonelin yazılı iletişimi de layıkıyla yürütüyor olması beklenir.  Atalarımız ‘söz uçar, yazı kalır’ demiş. Bu atasözü birçok karmaşık bilginin uçuştuğu günümüzde belki eskisinden daha da önemli. Yazılı iletişim sözlüye göre daha çok akılda kalan, iletişim içindeki kişilerin görüştükleri konuyu doğru hatırlamalarını ve değerlendirmelerini sağlayan bir alışveriş. Kariyerinde ilerlemek isteyen her profesyonelin yazı dilini geliştirmesi kendisine yaptığı kişisel gelişim yatırımlarının başında gelmeli.

Bir insan kaynakları profesyoneli, kendi işinin patronu veya yönetici olarak size günde kaç CV gönderiliyor? Her birine ne kadar zaman harcıyorsunuz? Peki, CV’lerde en çok ne gözünüzü tırmalıyor? İmla hataları mı? Cümle düşüklükleri mi? CV’de hiç yeri olmayan bilgilerin istilası mı? Tüm bunlar o adayı işe almamanız için size işaretler… üstelik bu işaretleri aday size kendisi veriyor. Şirketinize başvurmadan CV’sini tekrar tekrar okuyup imla hatalarını, cümle düşüklüklerini düzeltme gayretinde bulunmamış, yeterli özeni göstermemiş. Ya da yazılı iletişimin gücüne inanmıyor, yazdıklarının kendinin bir resmi veya okul karnesi gibi birçok özelliğine ışık tutacağını düşünemiyor. Oysa siz organizasyonunuzda yazılı iletişime önem veren kişilerle çalışmalısınız. Neden mi? Hatalı CV’leriyle işe başvuranların şirketinizde çalışacakları ilk günden itibaren nasıl e-mail yazacaklarını, raporlama yapacaklarını, müşterilere şirketinizi nasıl temsil edeceklerini az çok kestirebilirsiniz.  Yazı ile etkili bir şekilde kendini ifade eden kişiler ise, kurumunuzun iş yapışını, kalitesini net ve doğru sözcükler seçerek yansıtacaktır.
Sosyal medyanın bu kadar yaşamımızın içine girdiği bir dünyada yazılı ifadeye sürekli başvuracağınızı unutmamak gerekir. Gündelik yaşamınızda hem iş hem de bireysel anlamda kendinizi yazılı olarak farklı mecralarda ifade edersiniz. Bu ifadeler sizin düşüncelerinizin aynası olur. Bir Facebook veya Linkedin paylaşımınızda herkesin görebileceği şekilde düşüncelerinizi dile getirirsiniz. Doğru kelimelerin seçimi, hatasız imla kullanımı sizin kendinize ve yazdıklarınızı okuyanlara saygınızı gösterir. Aynı sosyal medyada olduğu gibi, iş yaşamında da ciddiye alınmak, meslektaşlarını ve iş arkadaşlarınız tarafından değer verilmek istiyorsanız, yazılı iletişiminizin de iyi olması gerekir. Yazı yazmak nasıl geliştirilir?

Daha iyi yazmak için Linkedin’den deneyimlerini paylaşıyor Likeable Business kitabının yazarı Dave Kerpen.

1. Pratik yapın.

Sosyal medyanın bu kadar elimizin altında olması bize muhteşem bir pratik yapma olanağı sağlıyor. Yazı yazmayı geliştirmek için bundan daha iyi bir ortam düşünülemez. Haftada bir veya iki gün kendinizi sosyal medya yazarı ilan edin, ister işiniz ister hobileriniz üzerine birkaç paragraf yazın. İlk yazıları tamamlamak belki birkaç saatinizi alacak, uzun uzun duraksamalar silip tekrardan yazmalar peşi sıra gelecektir. Ancak birkaç yazı sonra göreceksiniz ki, sözcükler sizinle daha iyi iletişim kuruyor. Ne demek istediğinizi kafanızın içinde daha net, daha az sözcüğe gerek duyarak tam da istediğiniz şekilde ifade edebiliyorsunuz. Her başarılı yazı, resim, müzik, proje, ürün vb… uzun saatlerin deneme yanılma yöntemlerinin sonucudur. Daha iyi bir iletişimci olmak için her şeyde olduğu gibi çaba harcamanız şarttır.

2. Kendi kendinize yüksek sesle okuyun.

Göndermeden önce yazdığınız e-maili, paylaşmadan önce Twitter mesajını, uygulama değişikliğini bildiren memoyu yüksek sesle okuyun. Yüksek sesle okumanın en iyi tarafı yazdıklarınızı okuyacakların gözleriyle görmek, kulaklarıyla duymaktır. Çoğu zaman birçok yanlış anlama, muallak ifade yüksek sesle okuma sırasında ortaya çıkar ve elenir. Bazen aynı durum konuşurken de başımıza gelmez mi? Kafamızda çok farklı şekillenen kelimeler yüksek sesle söylenince bambaşka anlamlara gelebilir.

3. Az ve öz yazın.

Az sözcükle ifade etmek sözcük kalabalığından çok daha değerlidir. Yazdıklarınızı revize ederken ‘aynı şeyi daha az sözcük kullanarak nasıl söylerim?’ diye düşünün. Unutmayın ki kimsenin uzun e-mailler okuyacak, sayfalarca raporu detaylı bir şekilde inceleyecek zamanı yok. En kısa şekilde ifade edilen rapor en makbulüdür. Telefon mesajı göndermek ve Tweet atmak insanı kısa yazmak konusunda zorlayan ve geliştiren şeyler. Daha iyi anlaşılmak için yalın ifadeler kullanmaya zorlayın kendinizi.

4. Başlık yazıdan önce gelir.

Blog yazısı da olsa makale de çalışanlara memo da başlığı özenle seçmek gerekir çünkü başlık yazının anafikrini hatta özetini içinde bulundurur. Başlıkla okumasını hedeflediğiniz kişilerin dikkatini çekmeyi amaçlarsınız, başlık dikkat çekiciyse yazının geri kalanının okunma şansını yükseltirsiniz. Gazete manşetlerine, en çok satan kitaplara hatta magazin haberlerine bir göz gezdirin… Çoğunun merak uyandırıp sizi haberi okumaya veya kitabı karıştırmaya yönlendirdiğini göreceksiniz.

5. Okuyun.

Yazı yazma pratiği yapmak kadar okumak da yararlıdır. Kaliteli yazıları seçin ve okuyun. Ayda bir kitap, haftada 20-30 makale, sosyal medya paylaşımlarını okuyun, mesleki anlamda size katkı sağlayacak blogları okuyun. Daha iyi yazmak için daha çok ve daha dikkatli okumak önemlidir.
İş yazılarını geliştirmek için 8 Anahtar
Kerpen’in önerileri her meslekten profesyonelin kendini yazı alanında geliştirmesine yönelik. Eğer iş yazışmaları konusunda yol kat etmek istiyorsanız yakın zamanda Harvard Business Review tarafından basılan HBR Guide to Better Business Writing kitabındaki spesifik adımları dikkate alabilirsiniz. Bryan A. Garner tarafından yazılan 200 sayfalık kitabının 8 anahtar adımını Forbes yazarı Susan Adams şöyle özetliyor:

1. Neden yazdığınızı bilin.

Yazdığınız yazının gerekçeleri, amacı ve hedef kitlesi konusunda net olun. Bu hedefi yazınızı okuyacak hedef kitlenizle açıkça paylaşın. Garner kitabında hassas bir konunun nasıl ele alınması gerektiğiyle ilgili güzel bir örnek veriyor: Şirket binanızın evsahibi özürlü çalışanlarınızın ihtiyaçlarını (tekerlekli sandalye için rampa, otomatik kapılar gibi) iş yasasının belirlediği şekilde yerine getirmiyor. Siz de şirket olarak kira kontratınızı fes etmek istiyorsunuz ancak evsahibinizle ilişkinizi de en iyi şekilde noktalamak hedefindesiniz. Garner mektubuna şöyle bir cümle ekliyor: ‘Konuyla ilgili ihmallerin iyi niyetli olduğu konusunda hiçbir şüphemiz olmamakla beraber, şirketimizin binada kalmaya devam etmesinin mümkün olmayacağını anlayacağınızı ümit ediyoruz.’  Bu cümleyle üç amacına birden ulaşıyor: 1. kira kontratına son verdiğini; 2. Bu kararın arkasındaki sebebini ve 3. İyi kiracı-ev sahibi ilişkisini devam ettirme çabasını gösteriyor.

2. Okuyucularınızı anlayın.

Kimsenin kaybedecek zamanı olmadığını bilin. Hızla konuya girin, ilgili konulara odaklanın ve okuyucu kitlenizin alışık olduğu tonla/üslupla iletişim kurun. Karşınızdakilerin zekasından şüphe eden bir üslup yerine, sizin alanınızın uzmanı olmayan kişilere bilgi verir gibi açıklama yapın. Warren Buffett’nin yolunu izleyin. Yıllık raporlarında yatırımcılara akıllı kardeşlerine bilgi verir gibi açıklamalarda bulunuyor, finans alanında uzman olmayan zeki profesyonellere gerekli bilgileri aktarıyor.

3. İlk müsveddenizi hızlı yazın.

Garner’a göre, yazıya hazırlık 4 aşamadan oluşuyor: Deli, Mimar, Marangoz ve Hakim. Deli araştırmayı yapar, Mimar bulduğu verileri organize eder, Marangoz ilk müsveddeyi yazar ve Hakim okuyup son düzenlemeleri yapar. Garner’a  göre, iş yazı olduğunda, ilham bekleyip işi ağırdan almaktansa, hızla işe koyulmak en iyi yöntem. Eğer bir noktada tıkandıysanız atlayın, yazıyı sonuna kadar bitirin sonra geri döner takıldığınız yeri tamamlarsınız.

4. Revize edin ve düzeltin.

Yazıyı tamamlayıp revize etme aşamasına geldiğinizde kendinize soracağınız birçok soru var: Doğruyu mu yazdım? Söylemek istediğim her şeyi söyledim mi? Adil ve diplomatik davrandım mı? Açık ve net bir giriş yazdım mı? Savunduğum fikirleri spesifik örneklerle destekledim mi? Herhangi bir yerde sıkıcı tekrara girdim mi? Net bir sonuç bölümü yazdım mı? Revize etmenin en önemli tarafı yazının sözcük kalabalığı olmadan akıcı bir üslupla yazıldığına emin olmaktır.

5. Açık olun.

İyi yazı yazmanın kurallarını anlatan rehberler bıkmadan usanmadan şunu tekrar ederler: ‘Söyleme, göster.’ Yani, okuyucular tarafından tam anlamıyla anlaşılabilmek için, fikirlerinizi hayatın içinden örneklerle sağlamlaştırmanız gerekir. Örneğin, bir kişinin kötü bir yönetici olduğunu söylemek istiyorsanız, genel bir yorum yapmak yerine, asistanının hazırladığı detaylı raporlar sayesinde terfi etti ancak şirketin rekor kar oranlarına rağmen asistanına herhangi bir maaş artışı vermedi.

6. Boşu boşuna sözcükleri harcamayın.

Uzun cümlelerden komplike söylemlerden uzak durun. Düşüncelerinizi az sözcükle karşı tarafa anlatmayı prensip edinin.

7. İş jargonlarını gelişi güzel kullanmayın.

Tüm yönetim ders kitaplarının, dergilerin, yöneticilerin, danışmanların ağzında sakız olmuş sözcükleri sözcük hanenize dahil etmeyin. ‘Kutunun dışında düşünün,’ ‘kaldıraç etkisi,’ ‘start almak,’ ‘inovasyon’ gibi terimleri basma kalıp kullananlardan olmayın. Söyleyeceğinizi klişelerden uzak durarak doğrudan söyleyin.

8. Rahat olun ve doğru üslubu yakalayın.

Karşınızdakilerle konuşuyormuş gibi yazın. Cümlelerinizin uzunluğu yapısı değişkenlik göstersin. Yazının gerçek bir insan tarafından yazıldığı belli olsun. Robot gibi mekanik bir dil kullanmaktan kaçının. Yeri geldiğinde teşekkür ve takdir etmesini, yeri geldiğinde üzgün olduğunuzu belirtmeyi ihmal etmeyin.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND