Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Yayladan Robert Kolej’e azmin zaferi…

“Kervan geçmez, kuş konmaz” bir köyde dünyaya geldi. Yazla aylarında yaylada çobanlık yaparak eğitimine devam etti. Bazen kitaplar azmine katık oldu, bazen de azmi çalışkanlığına… Ve TEOG birincisi olarak Robert Kolej’i kazandı… İşte Gülben Ergen’in kaleminden bir azmin zaferi öyküsü…

teog birincisi, mahir gündoğdu, gülben ergen, başarı öyküsü, azmin zaferi

 

“Kervan geçmez, kuş konmaz” bir köyde dünyaya geldi. Yazla aylarında yaylada çobanlık yaparak eğitimine devam etti. Bazen kitaplar azmine katık oldu, bazen de azmi çalışkanlığına… Ve TEOG birincisi olarak Robert Kolej’i kazandı… İşte Gülben Ergen’in kaleminden bir azmin zaferi öyküsü…

Gülben Ergen TEOG şampiyonu Mahir Gündoğdu ile konuştu

Mahir’in Tunceli’nin dağlarından Robert’e uzanan yolundan selam olsun herkese! Kaybedilen insanlığın, yozlaşmaya yüz tutmuş edebin can bulmuş hali Mahir…

Gözümün bebeği, burnumun direğinde sızı Mahir… Çocuklarıma anlatmaya çalıştığım insanlığın ete kemiğe bürünmüş hali Mahir… Annesi Türkan, babası Güzel, kardeşi Deniz, tüm akrabalarının, köyünün, arkadaşlarının ve öğretmenlerinin haklı gururu Mahir…
Yaşanan onca olaydan sonra benim hâlâ umudum var çünkü bu ülkede Mahir ve onun gibi nice gençler var…

Gözümün bebeği, burnumun direğinde sızı Mahir… Çocuklarıma anlatmaya çalıştığım insanlığın ete kemiğe bürünmüş hali Mahir… Annesi Türkan, babası Güzel, kardeşi Deniz, tüm akrabalarının, köyünün, arkadaşlarının ve öğretmenlerinin haklı gururu Mahir…
Yaşanan onca olaydan sonra benim hâlâ umudum var çünkü bu ülkede Mahir ve onun gibi nice gençler var…

◊ Mahir, çok büyük bir başarıya imza attın. Helal olsun sana… Eminim ailenin de bunda emeği büyüktür. Sana verdikleri en büyük tavsiye neydi?

– Mahir Gündoğdu: Teşekkür ederim. Babam “Tek isteğim seni iyi yerlerde görmek istiyorum” dedi. Umarım babamın isteğini yerine getirebilmişimdir. Annem de herzaman “Ne olursan ol asla kişiliğini kaybetme, kendini bozma” dedi. 

◊ Sence kişiliğini kaybetme ne demek?
– Mahir: Beni nasıl yetiştirdilerse öyle kalmamı istiyorlar. Ben de onu yapmaya çalışıyorum. Beni hep kötülükten, yalandan, kötü alışkanlıklardan uzak tutmaya çalıştılar. 

◊ Yakında İstanbul’a gideceksin. İstanbul ile ilgili en korktuğun ve en sevindiğin şeyleri bana söyler misin?
– Mahir: En sevindiğim şey, artık hayata atılacağım. Bundan sonra hayat başlıyor. En korktuğum şey İstanbul gibi bir yerde beni bozmasınlar. Ortam, çevre beni bozmaz umarım.

◊ Sence senin gibi bir çocuğu bozabilirler mi?
– Mahir: Pek düşünmüyorum. Her şey insanın elinde. İnsan bozulabilir de. Kendimi bozmamak için elimden geleni yapacağım. Eyvah demeden eyvallah demeliyim. Bu benim felsefem olmalı.

◊ Şu anda en çok yapmak istediğin şey ne?
– Mahir: Çevremdeki herkes beni tebrik ediyor. Ben de onların bana olan güvenini boşa çıkarmayacağım. Bunun için de daha çok çalışacağım. Başkalarına örnek olabilmek isterim. Herkesin de böyle olmasını dilerim.

HER ZAMAN HERKESİN BİR ADIM İLERİSİNDE OLMAK İSTİYORUM

◊ Baban mühendis ya da doktor olmak istediğini söyledi… Sence hangisine daha yatkınsın?
– Mahir: Mühendis olmayı daha çok istiyorum. Yatkın olduğumu düşünüyorum. Araştırdım da. Keşfetmeyi çok seviyorum. Mühendis olursam da yeni şeyler ele alacağıma ve keşfedeceğime inanıyorum. 

◊ Sadece kitap okumak ve dersini çalışmak mı sana bu başarıyı getirdi?
– Mahir: Sadece kitap ve ders çalışmak. Bunun yanında da azmetmek. Ben kendime hedefler koyarak bu seviyeye geldim. Herkese de bunu tavsiye ediyorum. Bunlar başarıyı getiriyor. 

◊ Peki, hedeflerin nelerdi?
– Mahir: En iyisi olmaya çalışacağım dedim. Her zaman herkesin bir adım ilerisinde olmaya çalıştım. Tek başıma değildim bu yolda. Ailem ve çevrem bana çok destek oldu. Dedem ve ninemle birlikte kalıyordum. Onların bende emeği çok fazla. Dedem babam, ninem annem gibiydi her zaman. Dedem bana her zaman çevremi doğru tutmamı söylüyordu. Her yönden beni özgür bıraktı. Dedemin disiplini üzerimde etkiliydi.

◊ Dedenden bir şey için izin alamadığın oldu mu?
– Mahir: “Dersini en iyi şekilde çalış ondan sonra serbestsin” derdi. Dersimi çalışıp sonra istediğimi yapardım.

YATILI OKUL NEDİR KİTAPLARDA OKURDUM ŞİMDİ YAŞAYACAĞIM

◊ En çok ne yapardın?
– Mahir: Arkadaşlarımla buluşur oyun oynardık.

◊ Hiç konsere ya da tiyatroya gittin mi?
– Mahir: Hiç gitmedim. Ama ailem sayesinde birkaç kez sinemaya gittim.

◊ İstanbul’da yatılı okuyacaksın. Yatılı okulla ilgili ne düşünüyorsun?
– Mahir: Biraz araştırdım. Yatılı okul hayatının nasıl bir şey olduğunu kitaplarda okudum. Çevremde yatılı okula gidenler de vardı. Aileden ayrı düşmek herkes için kötü bir şey. Kendimi buna alıştırmaya çalışıyorum. Başka çarem yok. 

◊ En çok neyi özleyeceksin?
– Mahir: Kardeşimi, ailemi, arkadaşlarımı özleyeceğim. 

◊ Kardeşin Deniz’le dertleştiğinizde ona ne gibi şeyler söylersin?
– Mahir: Ona “Ben senin karşında bu başarıyı yakaladım. Bu senin de yapabileceğin bir şey. Mutlaka kendine hedef koy, azmet, beni örnek al ve en iyisini yap” diyorum.

MACERA OKURUM, ARABESK DİNLERİM

◊ Müzik dinler misin?
– Mahir: Dinlerim ama söyleyemem. Genelde arabesk dinlerim. 

◊ Öğretmenlerinle aran nasıldı?
– Mahir: Öğretmenlerimin emeği çok fazla. Fırat Yıldırım ve Suat Yıldız benimle arkadaş gibiydiler. Birsel Tutar ve Bedri Gülcemal Ardıç benim için bir çalışma düzeni oluşturmuşlardı. Bana her zaman çok inandılar. Hasan Koçyiğit ise benim gibi çobanlık yaparak öğretmen olmuş. Beni her zaman çok iyi anladı ve çok yardımcı oldu. Hepsine bir kez daha teşekkür ederim. 

◊ En çok hangi kitapları okumayı seversin?
– Mahir: Küçüklükten beri en çok macera kitapları okumayı severim. Çok fazla felsefi kitaplar okumuyordum.

MAHİR’İN ROBERT KOLEJİ’NE UZANAN HİKAYESİNİ AİLESİ ANLATIYOR…

Gülben Ergen, TEOG şampiyonu olan 15 yaşındaki Mahir Gündoğdu’yu çobanlık yaptığı Tunceli’nin Elmalı Yaylası’nda ziyaret etti ve Mahir’in Robert Koleji’ne uzanan hikayesini ailesinden dinledi.

BİZ YAYLADAYIZ, MERADAYIZ, ONU DEDESİ VE NİNESİ BÜYÜTTÜ

◊ Oğlunuzun Robert Koleji’ni kazanması muhteşem bir olay… Tebrik ederim… Mahir nasıl bir çocuktu?
– Güzel Gündoğdu (Baba): Mahir çok durgun, sessiz ve içe kapanık bir çocuktu. Hiçbir şımarıklığı yoktu. Mahir’in bu başarısında babamın ve annemin payı büyüktür. Biz hayvancılıkla uğraştığımız için genellikle yaz-kış yaylalarda oluyorduk. Mahir okula gittiği için dedesi ve ninesinin yanında kalıyordu. Biz gidip geliyorduk. Yaz tatilinde hep bizim yanımızda oluyordu. 

– Türkan Gündoğdu (Anne): Mahir çok sakin bir çocuktu. Çocukken çok hastalanırdı. Sürekli yaylalarda olduğumuz için bronşit olurdu. Mahir için çok seviniyorum. Başarılar diliyorum. Allah utandırmasın bizi. Eşimin annesinin ve babasının emeği çoktur. Biz uzun yıllardır hem yaylalarda, meralardayız. Mahir’le hep onlar ilgilendi.

– Güzel: Babam Mahir’e saatle ders çalışması gerektiğini söylüyordu. Örneğin yarım saat televizyon izliyorsa 1 saat ders çalışması gerekirdi. Babam disiplinliydi. 

BİR YAZ İÇİN 42 KİTAP ADI VERDİ SADECE 32’SİNİ BULABİLDİM

◊ Çok çalışkan bir öğrenciydi değil mi?
– Güzel: Çok azimliydi. Sürekli atılım yapıyordu. Benden sürekli ona kitap getirmemi istiyordu. Bana okumak istediği kitapların listesini verirdi. Geçen sene yaz tatilinde 40 kitap okudu. Ben şehre inince, “Baba mutlaka şu kitapları getir” derdi. Kendi arkadaşlarıyla da kitaplarını değiştirirdi. Elazığ’a gitmiştim. 42 tane kitap yazmıştı. Bir kırtasiyeye gittim. Ancak 32 tanesini bulabildim. Çoğu da Osmanlı Tarihi üzerineydi. Mahir’e gelince sordum neden hep Osmanlı ağırlıklı kitaplar tercih ettiğini. Bana, “Baba sınavda ağırlıklı olarak Osmanlı Tarihi çıkıyor, o yüzden” dedi. 

◊ Başka ne gibi kitaplar okumayı severdi?
– Güzel: Normal zamanlarda roman okumayı çok sever. 

◊ Yaz tatillerinde o da çobanlık yapıyor muydu?
– Güzel: 5-6 yaşından itibaren bizim işimizi öğrendi. Bu topraklarda yaşayan çocukların kaderidir bu. Hepsi ailelerine yardım eder. Şu anda koyunların yanında Mahir var. Bu işten başka bir gelirimiz yok. Bu imkanlarla çocuklarımızı okutmaya çalışıyoruz. İnşallah ileride Mahir daha da başarılı olur. 

SADECE 3 SORUDAN EMİN DEĞİLDİ ANLADIK Kİ 120 SORUNUN TAMAMINI BİLMİŞ

◊ Sonuç açıklandığında ne hissettiniz?
– Güzel: Çok şey hissettik. Çocuğum bana bu umudu vermişti. “Baba ben bunu başaracağım” dedi. İlk sınavda 120 soruda sadece 3 yanlışı vardı. Zaten sınavdan çıktıktan sonra 3 sorudan tedirgin olduğunu söylemişti. İkinci sınavda 120 soruda 120 doğru yaptı. 

◊ Gerçekten bravo… Peki, oğlunuz sınava girerken ona ne tavsiye ettiniz?
– Güzel: Kendini rahat hissetmesini, heyecana kapılmamasını, iyi geçmese bile bunun önemli olmadığını söyledim.

ONUN ADINI MAHİR KARDEŞİNİNKİNİ İSE DENİZ KOYDUK

◊ Mahir’in başka kardeşi var mı?
– Güzel: 11 yaşında bir erkek kardeşi var. Bu yıl 6. sınıfa geçti. Adı Deniz. O da yaz tatillerinde çobanlık yapıyor. Onun da dersleri çok iyi. Bu sene bursluluk sınavlarına girdi. Sonucunu bekliyoruz.

◊ Ayda ne kadar kazanıyorsunuz?
– Güzel: Yaklaşık 1000 lira. Sigortamız filan yok. Yaylalarda, meralarda yaz-kış iki metre bez altında yaşıyoruz. Taş atsan taş deler. Çok zor şartlarda yaşıyoruz. Çocuklar küçükken onların aşıları filan olurdu. Hayvanların sırtında doktora götürdük. 

◊ Sizin çocukken hayalleriniz var mıydı?
– Güzel: Okumayı çok istiyordum. Ama ailemin imkanı yoktu. İlkokuldan sonra okula devam edemedim. Mahir’e okuyamadığımı ama onun okuması gerektiğini her zaman söylerim. “Ben 10 liralık arabaya biniyorsam sen 20 liralık arabaya bin” derim. Biz mesleğimiz icabı hep yerimizde saydık. Her şeyin hayırlısı olsun. Robert’i kazandıktan sonra Tunceli Milletvekili Gürsel Erol, Mahir’i hediye olarak İzmir’e tatile götürdü. Beni aradı “Baba, Babalar Günü’nde sana ne alayım” dedi. “Oğlum sen bana en büyük hediyeyi verdin” dedim. Ama o yine de bana bir şey almak istediğini söyledi. Bu duyguyu hepimiz yaşamak isteriz.

◊ Mahir İstanbul’a ne zaman gidecek?
– Güzel: 22 Ağustos’ta gidecek ve İngilizce hazırlık sınavına girecek. Eylül’de de zaten okullar açılacak.

ROBERT’E PARASI OLAN ÇOCUKLAR GİDİYOR MAHİR KENDİNİ EKSİK HİSSETSİN İSTEMEM

◊ İstanbul’a gitmesi ile ilgili ne hissediyorsunuz?
– Güzel: Açıkçası eksiklik hissediyorum. Oranın şartları biraz farklı. Kırılacağı şeyler yaşamasından endişe ediyorum. Robert’e imkanı olan çocuklar gidiyor. Yüzde 100 bursla giren 10-15 kişi vardır. Onun kendini eksik hissetmemesi için elimden geleni yapmak istiyorum. Gerekirse daha çok çalışıp yine onun için elimden geleni yaparım.

◊ Peki, Mahir’in sizce İstanbul’a gideceği için bir korkusu var mı?
– Güzel: Yok. Şu anda çok rahat. Hayatında uçağa hiç binmemişti. İzmir’e gideceği için havaalanına bıraktım. Çok rahattı. Bu konuda çocuğuma güveniyorum. 

◊ İstanbul’da akrabalarınız var mı?
– Güzel: Var. Kayıt sırasında zaten ben gelmedim, Mahir gitti oradaki akrabalarımız kayıt yaptırmaya götürdü. Koç ve Galatasaray Lisesi’nden beni aradılar ve Mahir’i okullarına kayıt ettirmek istediler. Sonra Mahir Robert’e yöneldi. Robert’te önünün daha açık olacağını düşündü. 

◊ Üniversitede ne okumak istiyor?
– Güzel: Mühendis ya da doktor olmak istiyor. 

◊ Ona verdiğiniz öğütler nelerdi?
– Türkan: Dürüst, gerçekçi ve ciddi olmasını her zaman söylüyoruz. İnsanlara karşı saygılı, sevgili olmasını istedik.

YAZLARI ELİNDE KİTAP DOLU BİR POŞETLE ÇOBANLIĞA GİDERDİ

◊ Çok daha fazla imkana sahip olup başarılı olamayan çocuklar var. Siz bunu neye bağlıyorsunuz?
– Türkan: Mahir ne yaptıysa kendi yaptı. Yaz tatillerinde çobanlık yaparken bile elinde kitap poşetiyle giderdi. Sürekli koyunların başında bile kitap okurdu. 

◊ Mahir en çok hangi yemeği sever?
– Türkan: Menemene bayılır. Bir de et sever. Dün, “Anne bana menemen yapar mısın?” dedi. Yaylada olduğumuz için buraya sebzeci haftada bir gün geliyor. Sebzeci gelsin ona menemen yapacağım.

◊ Yaylada ağırlıklı olarak etle mi besleniyorsunuz?
– Türkan: Genellikle et ve süt ürünleri tüketiriz. 

◊ Mahir televizyon izlemeyi sever mi?
– Güzel: Yaylada televizyon yok ama köye inince izler. Genelde çizgi film ve sporprogramlarını sever. Beşiktaşlı. Biz haber izlemek isterdik o, “Baba psikolojimiz bozuluyor haber izleyince” derdi.

ÇOBANLARIN EN BÜYÜK SORUNU HAYVANLARI OTLATABİLMEK İÇİN DEVLETE PARA ÖDÜYORUZ

◊ Güzel Bey, çobanlığın en zor yanı nedir?
– Her sene devletten hayvanlarımızı otlatabilmek için arazi kiralıyoruz. Bunun için hayvan başı 6 lira ödüyoruz. Fakat bunun karşılığında devletten herhangi bir hizmet alamıyoruz. Yaylaların doğru düzgün yolu bile yok. Normalde arazide çeşme olmak zorunda. Ama yok. Ayrıca özellikle kış aylarında hava şartlarından dolayı devletten kiraladığımız arazilere çıkamıyoruz. Alçak yerlerde özel mülkiyetleri kiralamak zorunda kalıyoruz. Bunun için de fazladan hayvan başı 10-15 lira ödüyoruz.

YAYLADA GECELER NASIL GEÇER?

Yaylada hava karardıktan sonra hayat duruyor. Herkes kendi çadırına çekiliyor. Beden gücü gerektiren bir iş yaptıkları için erken yatıyorlar. Uykusu gelmeyenler ise çadırın içinde döne döne sabahın olmasını bekliyor…

Kaynak: www.hurriyet.com.tr

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kahvaltılı sabahlar, başarılı yarınlar!

sağlıklı çocuk kahvaltıları, okula giden çocuğun kahvaltısı, okul başarısı, Manşet, kahvaltı tabağı

Çocukların okul başarısını önemli ölçüde etkileyen kahvaltı nasıl olmalı? Hangi besinleri kahvaltıda mutlaka tüketmeliyiz? İşte Diyetisyen İzan Işık’tan dengeli ve sağlıklı kahvaltı önerileri…

Kahvaltı, okul başarısını olumlu etkiliyor

Diyetisyen İzan Işık, sağlıklı ve dengeli bir kahvaltının, eğitim başarısını etkilediğini, matematik problemleri çözme becerisini, okuma ve dinleme esnasında daha iyi anlamayı söyledi.

Diyetisyen İzan Işık, kahvaltının gece boyu süren açlığın sonunda vücut için gerekli ilk enerji kaynağı olduğunu belirterek, “Gece açlığında düşen kan glikozunun dengelenmesini sağlayan kahvaltı, bilişsel ve fiziksel performansın devamı için son derece önemli. Kahvaltı, glikojen (enerji) depolarını doldurur ve metabolizmayı çalışmaya başlatır” dedi. İzan Işık, MAT-FEN Eğitim Kurumu lise seviyesindeki öğrencilerine yönelik kahvaltı konulu beslenme eğitiminde konuştu. Eğitimde, gençlere örnek kahvaltı da sunuldu.

Kahvaltı okul başarısını etkiler

Sağlıklı ve dengeli bir kahvaltının, eğitim başarısını etkilediğini, matematik problemleri çözme becerisini, okuma ve dinleme esnasında daha iyi anlamayı sağladığını, hafızayı geliştirdiğini, derslerde konsantrasyonu sağladığını vurgulayan İzan Işık, bunun yanında derslere geç kalmayı önleme ve devamsızlığı azaltmaya da yaradığını anlattı. İzan Işık kahvaltının duygu durumuna etkisinin de bilindiğini belirterek, “Kahvaltı ile duygu durumları arasında da bir ilişki bulunmaktadır. Düzenli kahvaltı yapan çocuk ve adölesanlar yaşama daha pozitif bakmakta, daha az negatif duyguya sahip olmaktadırlar” diye konuştu.

6-12 ve 12-18 yaş dönemi bireylerin kahvaltı ve genel olarak sağlıklı beslenme konusunda alışkanlığı kazanmasının, gelecekte hastalıklardan korunmasına katkı verdiğine işaret eden İzan Işık, “Bu dönemler fizyolojik, psikolojik ve sosyal gelişimin hızlı olduğu, yaşam boyu devam edebilecek davranışların büyük ölçüde oluştuğu, bilgi almaya ve alışkanlık kazanmaya en uygun oldukları ve yetişkinlik hastalıklarının gelişimi açısından ise en riskli dönemlerdir. Çocuklarda ve adölesanlarda (12-18 yaş) kahvaltı öğününün atlanması oldukça yaygın görülüyor. Kahvaltı öğününü atlayan adölesanlar arasında, bu oranın kızlarda erkeklere göre daha fazla olduğu biliniyor. Kahvaltı öğününün atlanmasının temel nedenleri zaman yetersizliği, sabah iştahın olmaması ve adölesanların vücut ağırlıkları hakkında duydukları endişe nedeniyle besin alımını sınırlamak istemeleridir” bilgisini verdi.

Kahvaltı yapmak yetişkinlikte obezite riskini azaltıyor

Diyetisyen İzan Işık, bazı gençlerin kahvaltıyı kilo alma endişesiyle atlamasına karşılık, kahvaltı yapmanın yetişkinlikteki obezite riskini azalttığını da vurgulayarak, “Kahvaltıyı atlayan veya yeterli ve dengeli bir kahvaltı öğünü tüketmeyen çocuk ve 12-18 yaş arasındaki bireylerde ilerleyen yıllarda obezite görülme oranın daha fazla. Total kolesterol, LDL kolesterol ve insülin düzeylerinin yüksekliği ile ilişkili olduğunu, bireylerin yetişkinlik döneminde tip 2 diyabet, kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, metabolik sendrom ve osteoporoz risklerinin daha yüksek” bilgisini verdi.

Ailelere uyarı

Ailelerin kahvaltıya yönelik tutumlarının çocukların ve adölesan çağdaki (12-18 yaş) gençlerin davranışlarını etkilediğine işaret eden İzan Işık, evde kahvaltı hazırlanmaması ve kahvaltıda gerekli olan besinlere yer verilmemesinin çocuk ve gençleri kahvaltıdan uzaklaştırabildiğini anlattı. İzan Işık, “Adölesan bireylere aileleri tarafından sağlıklı beslenme konusunda yol gösterilmeli, kendi besin alımlarını düzenleyerek yeterli ve dengeli beslenme alışkanlıklarının gelişimi desteklenmelidir”  diye konuştu.

İyi bir kahvaltı nasıl olmalı?

Öğrencilere kahvaltı tavsiyelerinde de bulunan Diyetisyen İzan Işık, iyi bir kahvaltının günlük enerji ihtiyacının yüzde 20-25’ini karşılaması gerektiğini belirtti. Dört temel besin grubu olan süt ve süt ürünleri, et ve et ürünleri, tahıl grubu ve sebze meyve grubunu içermesi gerektiğini belirten Diyetisyen Işık, mevsiminde taze meyve ve sebzeleri de önerdi. İzan Işık, örnek bir kahvaltıyı şöyle sıraladı:

“1 bardak süt, 1 yumurta, 1 dilim beyaz peynir, 2 ceviz veya 5 adet zeytin, 1 avuç yeşillik, söğüş doğranmış mevsim sebzeleri, 1 tatlı kaşığı ölçü ile bal veya ev yapımı reçel, 2-3 dilim tam tahıllı ekmek şeklinde hazırlanmış bir kahvaltı yaklaşık 500 kilokalori (kcal) enerji içerir ve aynı zamanda bireye tüm besin gruplarını sağlamış olur”

Öğrencilerin kahvaltıya bakışında olumlu değişiklik oldu

Bilgilendirme öncesi ve sonrasında tutum ve düşünceye yönelik yapılan kısa ankette de, MAT-FEN öğrencilerinin kahvaltıya yönelik tutumlarında olumlu değişiklik gözlendi.  Kahvaltısını artık atlamayacağını söyleyenler yüzde 43,4’ten yüzde 60,8’e yükseldi.

Kaynak: www.dunya.com

Okumaya devam et

MAKALE

Dikkatimizi artırmak için neler yapmalıyız?

psikoloji, odaklanma, dikkati artırma yöntemleri, dikkat problemi, dikkat

Etkili ve verimli çalışabilmek için iyi odaklanmamız gerekir. Fakat zor ve sıkıcı işlerle uğraşırken bu pek kolay olmuyor. Neyse ki bilim dikkati geliştiren kolay ve etkili yollar keşfetti. İşte o 5 bilimsel çözüm…

Dikkati geliştirecek 5 yöntem

Zor veya sıkıcı bir işe yoğunlaşmaya çalışanlar bunun ne kadar zor olduğunu bilir. Ama dikkati artırmayı sağlayan bazı bilimsel çözümler de var.

Yaptığımız işe daha iyi konsantre olmak için yapmamız gerektiğini sandığımız şeylerin çoğu beynimizin doğal işleyişine aykırıdır. Peki, daha fazla verim almak için, dikkat konusundaki araştırmalardan neler öğrenebiliriz?

1. Zihni dağıtmak

Yaptığınız iş üzerinde yoğunlaşmakta güçlük çekiyorsanız kısa süreliğine zihninizi dağıtacak başka bir şeye yönelmek en iyi yöntemlerden biridir.

Psikologlar zamanımızın yaklaşık yüzde 50’sini uğraştığımız işten farklı şeyler düşünerek geçirdiğimizi söylüyor. O halde zihni dağıtmak beynin daha iyi çalışmasına yardımcı olabilir.

Beyne baktığımızda, konsantrasyonun neden bozulduğunu anlayabiliriz. Konsantre olmak için beynin bazı bölgeleri arasında iyi bağlantılar kurulması gerekir.

Zamanımızın yarısını hayal kurarak geçiriyorsak bunun vaktini kendimizin belirlemesi daha yararlı olabilir.

Beynin ön kısmındaki kıvrımlardan oluşan frontal korteks, dikkat dağıtan şeylere karşı direnmeyi ve daha eğlenceli şeylerle uğraşmaya yönelten doğal içgüdümüzü kontrol etmeyi sağlar.

Bu bağlantıları çalışır halde tutmak için, özel bir şeyle uğraşmadığımızda beynin aktif olan kısımlarından daha fazla enerji gerekir. Ama kaçınılmaz olarak gün içinde bu enerji tükenip yorulduğumuzda, dikkatimiz dağılır, aklımız başka şeylere kaymaya başlar.

Eğer bu durum zaten yaşanacaksa bunun vaktini en uygun ana ayarlamak neden mümkün olmasın?

Harvard Üniversitesi’nde psikolog Paul Seli, zihnin dağılması konusunda kasıtlı ve kazara dağılma ayrımı yapıyor. Yapılan işi olumsuz etkileyen işte bu kazara zihin dağılmasıdır.

Oysa bu zamanı kendisi belirleyenler daha az zarar görür. Bilerek ve planlayarak zihni dağıtacak bir şeylere yönelmenin yararı olabilir.

“Uğraştığınız işle ilgisi olmayan başka bir konuyu düşünün, örneğin kafanıza takılan başka bir sorunu çözmeye çalışın, sonra da asıl işinize dönün” tavsiyesinde bulunuyor Seli.

İş dışındaki başka bir konuyu düşünmesi için zihninize izin vermek, hem aklın başka şeylere kayması sırasındaki suçluluk duygusunu hem de bu kaymaya neden olan ve zihni meşgul eden konuları gidermiş olacaktır.

İşyerinde şaka ortamına izin vermek verimliliği artırabilir. Bunun bir yolu da kedi videoları izlemek olabilir mi?

2. Boş boş dolanmak

Komik kedi videolarının dikkat dağıttığı düşünülür, ama bazı psikologlar bunların bizi işimize devam etmemizi sağlayacak kıvama getirebileceğine inanıyor.

İşinizi ne kadar seviyor olsanız da zor bir işe yoğunlaşmak irade ister. İrade gücünü artırmanın bir yolu da gülmekten geçer. Yapılan araştırmalar, zor bir bilmece üzerinde kafa yorma konusunda, komik bir video izleyen kişilerin, rahatlatıcı ama komik olmayan video izleyenlerden daha uzun süre çaba gösterdiklerini ortaya koydu. Bu nedenle işyerlerinde daha şakacı bir ortamın teşvik edilmesini savunanlar var.

Avustralya Üniversitesi’nde liderlik araştırmaları uzmanı David Cheng’e göre, “Ekibiniz için eğlenme kültürü yaratmak, onları güldürecek komik bir video bulup izletmek iş verimliliğini artırır. Bu elbette gün boyunca kedi videoları izlemek anlamına gelmiyor, ama özellikle yorgun hissedilen anlarda, arada bir fırsat yaratarak şakalaşıp gülmek gerekir.”

3. Düzen değil karmaşa mı?

Daha iyi konsantre olmak için, dikkat dağıtacak tüm dış etkenlerden arınmak gerektiği düşünülür. Oysa başka bir teoriye göre tersini yapmak gerekir.

Belli düzeyde karmaşanın yoğunlaşmaya yararı olabileceği söyleniyor.

Londra’daki UCL Üniversitesi’nden psikolog Nilli Lavie 1995’te ‘Yükleme Teorisi’ni gündeme getirdi. Buna göre, beynimizin dış dünyadan alıp işleme koyabileceği bilgi sınırlıdır. Bu kapasite dolduğunda, beynin dikkat sistemi devreye girerek neye konsantre olacağına karar verir.

Lavie’nin deneyleri, temiz, düzenli ve sessiz ortamlardan ziyade dağınık ve karmaşık ortamlarda çalışmak daha verimli olabilir. Algı bölgeleri tümüyle dolduğunda beynimiz tüm enerjisini en önemli işe yoğunlaştırır. Dikkat dağıtıcı etkenleri devre dışı bırakır.

Ancak bunu uygularken dikkat dağıtıcı doğru faktörleri bulmak ve enerjimizi tüketecek seviyeye çıkmasına izin vermemek önemlidir. Düzenli görsel ve müzikli araçları devreye sokup bu işi kolaylaştırmak için ommwriter veya focus@will gibi bazı uygulama programları geliştirilmiş olsa da bunlar bilimsel araştırmalarda sınanmış olmadığından bir radyo da aynı işi görebilir.

Burada önemli olan, beynin başka yerde stimülasyon aramasına fırsat vermeyecek doğru dengeyi bulmaktır. Çoğu insan neyin daha iyi işe yarayacağını deneme yanılma yoluyla bulabilir. Ama dikkat dağıtıcı etkenleri ortadan kaldırmak yorucu olabileceğinden, hafiften başlayarak bu yönteme başvurulabilir.

Öğle arasında dışarı çıkıp parkta egzersiz yapmak dikkati yenilemeyi sağlar.

4. İşe ara vermek

İşiniz başınızdan aşkın olduğunda işe ara vermek aklınıza bile gelmeyebilir. Fakat bu şekilde daha fazla iş yapmanın mümkün olduğunu gösteren çok sayıda veri bulunuyor.

Önemli olan, ne zaman, ne kadar süreyle işe ara verileceği ve bu sırada ne yapılacağıdır.

Araştırmalar, konsantrasyon sınırının 90 dakika olduğunu gösteriyor. Bundan sonra 15 dakikalık ara almak gerekiyor.

Birkaç saniyelik mini araların bile işe yaradığını gösteren çalışmalar var. Ama bu sırada pencereden dışarı bakmak yerine, zihin aritmetiği gibi daha yoğun bir egzersize başvurmak yararlı olacaktır.

İşe ara verdiğinizde fiziksel egzersiz yapmanın, ardından kafein içeren kahve gibi bir içecek içmenin de beyni güçlendirdiği görülmüştür. Bunları dışarıda bir parkta yapmak daha etkili olacaktır.

Başka bir seçenek de meditasyon olabilir. Meditasyon konusunda tecrübeli olanlar dikkatleri üzerinde daha iyi kontrol sahibi olduğu gibi, ne zaman ara vermeleri gerektiğini de daha iyi bilir.

Bütün bunları zaman kaybı olarak görüyorsanız bir fincan kahve ile kafein yüklemesi yapmak da kısa vadeli olarak hafızayı, reaksiyon ve dikkat süresini artırır.

Egzersiz yapamayanlar için kafein de kısa süreli bir çözüm olarak dikkati yenileyebilir.

5. Fazla zorlamayın

Uzun süreli konsantre olmak gerektiğinde, kısa süreli bir yoğunlaşma dönemlerinin ardından kısa araların alınmasının daha verimli olduğu gözlendi.

Boston Dikkat ve Öğrenim Laboratuvarı’nda yapılan beyin taramalarında, uzun süre konsantre olmaya çalışanların, kısa süreli yoğunlaşma ve kısa ara, ardından yeniden yoğunlaşma şeklinde bir yöntem izleyenlerden daha fazla hata yaptığı görüldü.

Aynı şekilde Amsterdam Vrije Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada da, sürekli konsantre olmaktansa kısa süreli ara verip başka bir konuda düşünmenin dikkati daha artırdığı görüldü.

Beyin hakkındaki bilgimiz arttıkça stresin konsantrasyona zarar verdiğini daha net görüyoruz. Bu nedenle sakinleşmek için ara almak, kontrolü yeniden ele geçirmek ve daha verimli çalışmak için de önemlidir.

Yazar:  Caroline Williams 
Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

İyi yaşamak için iyi uyuyun!

yetersiz uykunun zararları, yetersiz uyku, uykunun önemi, uyku düzensizliği, bağışıklık sistemi

Sağlıklı bir yaşam için uyku düzenine ihtiyacımız var. Eğer yeterince uyuyamazsak vücudumuz bu duruma tepki gösterir. Buna bağlı olarak da hem fiziksel hem psikolojik hastalıklar meydana gelir. İşte yetersiz uykunun vücuda olumsuz etkileri…

Az uyku kısa ömür demektir

Rutin olarak gecede beş saat uyuyanların ani ölme riski, yedi ila dokuz saat uyuyanlara oranla yüzde 65 daha fazladır

Kalkınmış ülkelerdeki yetişkinlerin üçte ikisi, sağlıklı yaşam için şart olan sekiz saatlik gece uykusunu alamamaktadır.

Üçte biri ise kronik uykusuzluk çekmektedir.

Yetersiz uyku, kişinin Alzheimer hastalığına yakalanmasına en fazla etki yapan unsurdur.

İnsan beyninde harikulade bir temizlik sistemi bulunmaktadır. Bu sistem insan derin uykuda iken yüksek viteste çalışmaya geçer. Alzheimer’le ilişkisi olan beta amyloid adlı yapışkan, zehirli proteini, beyinden temizler.

Yeterli uyku uyuyamayanlar bu temizlik faaliyetinden mahrum kalırlar.

Yetersiz uyku ile geçen her gece, mürekkep faizle alınan kredi gibi, Alzheimer riskini artırır.

Rutin olarak gecede altı saatten az uyumak, bağışıklık sistemini olumsuz etkiler ve kanser riskini önemli ölçüde artırır.

Yetersiz uyku, bu sadece bir haftada iki üç saat daha az uyumak bile olsa, kan şekeri düzeyini o kadar çok olumsuz etkiler ki, şeker hastalığının eşiğindeki değerlere sahip olur insan.

Kısa uyku, kalp damarlarının tıkanma ve kırılganlaşma olasılığını çoğaltır ve bu da damar hastalıklarına, beyin kanamasına ve kalp krizine giden yoldur.

Uyku bozukluğunun depresyon, anksiyete ve intihar eğilimi gibi ruh durumları ile de sıkı bir bağlantısı vardır.

O kadar ki, son 20 yılda yapılan araştırmalarda, uykunun normal seyrinde olduğu bir psikolojik bozukluk bulunamamıştır.

Özetlemek gerekirse, ne kadar az uyursanız o kadar az yaşarsınız:

Yakın bir zaman önce yapılan araştırmalara göre, rutin olarak gecede beş saat uyuyanların ani ölme riski, yedi ila dokuz saat uyuyanlara oranla yüzde 65 daha fazladır.

Uyku sağlıklı yaşam için o kadar önemlidir ki bazı bilim insanları, doktorların hastalarına (uyku hapı olmaksızın) iyi bir gece uykusu “reçete” etmeleri için kampanya başlattı.

Yukarıdaki bilgileri Matthew P. Walker adlı İngiliz bilim insanının, neredeyse kelimesi kelimesine, bir yazısından aldım.

Walker, Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nde, nöroloji ve psikoloji profesörüdür. Araştırmalarının odağı, uykunun insan sağlığı ve hastalıklar üzerindeki etkileridir.

Neden Uyuyoruz* adlı kitabı dünyanın birçok ülkesinde best-seller oldu.

Walker’in dolu dolu uyumak ile spor arasındaki ilişki konusunda da ilginç tespitleri var.

“Yasal en etkin performans artırıcı doping, uykudur ama bundan çok az insan faydalanır” diyor.

Sekiz saatten -özellikle altı saatten- az uyuyanlarda, şu meydana gelir:

Fiziki bitmişlik hâline yüzde 10 ile 30 arasında daha hızlı ulaşılır, aerobik performans da aynı oranda düşer.

Adale gücü azalır.

Gecede dokuz saat yerine, beş ila altı saat uyumak, bir sezon boyunca sakatlanma ihtimalini yüzde 200 artırabilir.

*

İyi uykular!

Yazar: Metin Münir
Kaynak:  www.t24.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

TREND