Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Yayladan Robert Kolej’e azmin zaferi…

“Kervan geçmez, kuş konmaz” bir köyde dünyaya geldi. Yazla aylarında yaylada çobanlık yaparak eğitimine devam etti. Bazen kitaplar azmine katık oldu, bazen de azmi çalışkanlığına… Ve TEOG birincisi olarak Robert Kolej’i kazandı… İşte Gülben Ergen’in kaleminden bir azmin zaferi öyküsü…

 

“Kervan geçmez, kuş konmaz” bir köyde dünyaya geldi. Yazla aylarında yaylada çobanlık yaparak eğitimine devam etti. Bazen kitaplar azmine katık oldu, bazen de azmi çalışkanlığına… Ve TEOG birincisi olarak Robert Kolej’i kazandı… İşte Gülben Ergen’in kaleminden bir azmin zaferi öyküsü…

Gülben Ergen TEOG şampiyonu Mahir Gündoğdu ile konuştu

Mahir’in Tunceli’nin dağlarından Robert’e uzanan yolundan selam olsun herkese! Kaybedilen insanlığın, yozlaşmaya yüz tutmuş edebin can bulmuş hali Mahir…

Gözümün bebeği, burnumun direğinde sızı Mahir… Çocuklarıma anlatmaya çalıştığım insanlığın ete kemiğe bürünmüş hali Mahir… Annesi Türkan, babası Güzel, kardeşi Deniz, tüm akrabalarının, köyünün, arkadaşlarının ve öğretmenlerinin haklı gururu Mahir…
Yaşanan onca olaydan sonra benim hâlâ umudum var çünkü bu ülkede Mahir ve onun gibi nice gençler var…

Gözümün bebeği, burnumun direğinde sızı Mahir… Çocuklarıma anlatmaya çalıştığım insanlığın ete kemiğe bürünmüş hali Mahir… Annesi Türkan, babası Güzel, kardeşi Deniz, tüm akrabalarının, köyünün, arkadaşlarının ve öğretmenlerinin haklı gururu Mahir…
Yaşanan onca olaydan sonra benim hâlâ umudum var çünkü bu ülkede Mahir ve onun gibi nice gençler var…

◊ Mahir, çok büyük bir başarıya imza attın. Helal olsun sana… Eminim ailenin de bunda emeği büyüktür. Sana verdikleri en büyük tavsiye neydi?

– Mahir Gündoğdu: Teşekkür ederim. Babam “Tek isteğim seni iyi yerlerde görmek istiyorum” dedi. Umarım babamın isteğini yerine getirebilmişimdir. Annem de herzaman “Ne olursan ol asla kişiliğini kaybetme, kendini bozma” dedi. 

◊ Sence kişiliğini kaybetme ne demek?
– Mahir: Beni nasıl yetiştirdilerse öyle kalmamı istiyorlar. Ben de onu yapmaya çalışıyorum. Beni hep kötülükten, yalandan, kötü alışkanlıklardan uzak tutmaya çalıştılar. 

◊ Yakında İstanbul’a gideceksin. İstanbul ile ilgili en korktuğun ve en sevindiğin şeyleri bana söyler misin?
– Mahir: En sevindiğim şey, artık hayata atılacağım. Bundan sonra hayat başlıyor. En korktuğum şey İstanbul gibi bir yerde beni bozmasınlar. Ortam, çevre beni bozmaz umarım.

◊ Sence senin gibi bir çocuğu bozabilirler mi?
– Mahir: Pek düşünmüyorum. Her şey insanın elinde. İnsan bozulabilir de. Kendimi bozmamak için elimden geleni yapacağım. Eyvah demeden eyvallah demeliyim. Bu benim felsefem olmalı.

◊ Şu anda en çok yapmak istediğin şey ne?
– Mahir: Çevremdeki herkes beni tebrik ediyor. Ben de onların bana olan güvenini boşa çıkarmayacağım. Bunun için de daha çok çalışacağım. Başkalarına örnek olabilmek isterim. Herkesin de böyle olmasını dilerim.

HER ZAMAN HERKESİN BİR ADIM İLERİSİNDE OLMAK İSTİYORUM

◊ Baban mühendis ya da doktor olmak istediğini söyledi… Sence hangisine daha yatkınsın?
– Mahir: Mühendis olmayı daha çok istiyorum. Yatkın olduğumu düşünüyorum. Araştırdım da. Keşfetmeyi çok seviyorum. Mühendis olursam da yeni şeyler ele alacağıma ve keşfedeceğime inanıyorum. 

◊ Sadece kitap okumak ve dersini çalışmak mı sana bu başarıyı getirdi?
– Mahir: Sadece kitap ve ders çalışmak. Bunun yanında da azmetmek. Ben kendime hedefler koyarak bu seviyeye geldim. Herkese de bunu tavsiye ediyorum. Bunlar başarıyı getiriyor. 

◊ Peki, hedeflerin nelerdi?
– Mahir: En iyisi olmaya çalışacağım dedim. Her zaman herkesin bir adım ilerisinde olmaya çalıştım. Tek başıma değildim bu yolda. Ailem ve çevrem bana çok destek oldu. Dedem ve ninemle birlikte kalıyordum. Onların bende emeği çok fazla. Dedem babam, ninem annem gibiydi her zaman. Dedem bana her zaman çevremi doğru tutmamı söylüyordu. Her yönden beni özgür bıraktı. Dedemin disiplini üzerimde etkiliydi.

◊ Dedenden bir şey için izin alamadığın oldu mu?
– Mahir: “Dersini en iyi şekilde çalış ondan sonra serbestsin” derdi. Dersimi çalışıp sonra istediğimi yapardım.

YATILI OKUL NEDİR KİTAPLARDA OKURDUM ŞİMDİ YAŞAYACAĞIM

◊ En çok ne yapardın?
– Mahir: Arkadaşlarımla buluşur oyun oynardık.

◊ Hiç konsere ya da tiyatroya gittin mi?
– Mahir: Hiç gitmedim. Ama ailem sayesinde birkaç kez sinemaya gittim.

◊ İstanbul’da yatılı okuyacaksın. Yatılı okulla ilgili ne düşünüyorsun?
– Mahir: Biraz araştırdım. Yatılı okul hayatının nasıl bir şey olduğunu kitaplarda okudum. Çevremde yatılı okula gidenler de vardı. Aileden ayrı düşmek herkes için kötü bir şey. Kendimi buna alıştırmaya çalışıyorum. Başka çarem yok. 

◊ En çok neyi özleyeceksin?
– Mahir: Kardeşimi, ailemi, arkadaşlarımı özleyeceğim. 

◊ Kardeşin Deniz’le dertleştiğinizde ona ne gibi şeyler söylersin?
– Mahir: Ona “Ben senin karşında bu başarıyı yakaladım. Bu senin de yapabileceğin bir şey. Mutlaka kendine hedef koy, azmet, beni örnek al ve en iyisini yap” diyorum.

MACERA OKURUM, ARABESK DİNLERİM

◊ Müzik dinler misin?
– Mahir: Dinlerim ama söyleyemem. Genelde arabesk dinlerim. 

◊ Öğretmenlerinle aran nasıldı?
– Mahir: Öğretmenlerimin emeği çok fazla. Fırat Yıldırım ve Suat Yıldız benimle arkadaş gibiydiler. Birsel Tutar ve Bedri Gülcemal Ardıç benim için bir çalışma düzeni oluşturmuşlardı. Bana her zaman çok inandılar. Hasan Koçyiğit ise benim gibi çobanlık yaparak öğretmen olmuş. Beni her zaman çok iyi anladı ve çok yardımcı oldu. Hepsine bir kez daha teşekkür ederim. 

◊ En çok hangi kitapları okumayı seversin?
– Mahir: Küçüklükten beri en çok macera kitapları okumayı severim. Çok fazla felsefi kitaplar okumuyordum.

MAHİR’İN ROBERT KOLEJİ’NE UZANAN HİKAYESİNİ AİLESİ ANLATIYOR…

Gülben Ergen, TEOG şampiyonu olan 15 yaşındaki Mahir Gündoğdu’yu çobanlık yaptığı Tunceli’nin Elmalı Yaylası’nda ziyaret etti ve Mahir’in Robert Koleji’ne uzanan hikayesini ailesinden dinledi.

BİZ YAYLADAYIZ, MERADAYIZ, ONU DEDESİ VE NİNESİ BÜYÜTTÜ

◊ Oğlunuzun Robert Koleji’ni kazanması muhteşem bir olay… Tebrik ederim… Mahir nasıl bir çocuktu?
– Güzel Gündoğdu (Baba): Mahir çok durgun, sessiz ve içe kapanık bir çocuktu. Hiçbir şımarıklığı yoktu. Mahir’in bu başarısında babamın ve annemin payı büyüktür. Biz hayvancılıkla uğraştığımız için genellikle yaz-kış yaylalarda oluyorduk. Mahir okula gittiği için dedesi ve ninesinin yanında kalıyordu. Biz gidip geliyorduk. Yaz tatilinde hep bizim yanımızda oluyordu. 

– Türkan Gündoğdu (Anne): Mahir çok sakin bir çocuktu. Çocukken çok hastalanırdı. Sürekli yaylalarda olduğumuz için bronşit olurdu. Mahir için çok seviniyorum. Başarılar diliyorum. Allah utandırmasın bizi. Eşimin annesinin ve babasının emeği çoktur. Biz uzun yıllardır hem yaylalarda, meralardayız. Mahir’le hep onlar ilgilendi.

– Güzel: Babam Mahir’e saatle ders çalışması gerektiğini söylüyordu. Örneğin yarım saat televizyon izliyorsa 1 saat ders çalışması gerekirdi. Babam disiplinliydi. 

BİR YAZ İÇİN 42 KİTAP ADI VERDİ SADECE 32’SİNİ BULABİLDİM

◊ Çok çalışkan bir öğrenciydi değil mi?
– Güzel: Çok azimliydi. Sürekli atılım yapıyordu. Benden sürekli ona kitap getirmemi istiyordu. Bana okumak istediği kitapların listesini verirdi. Geçen sene yaz tatilinde 40 kitap okudu. Ben şehre inince, “Baba mutlaka şu kitapları getir” derdi. Kendi arkadaşlarıyla da kitaplarını değiştirirdi. Elazığ’a gitmiştim. 42 tane kitap yazmıştı. Bir kırtasiyeye gittim. Ancak 32 tanesini bulabildim. Çoğu da Osmanlı Tarihi üzerineydi. Mahir’e gelince sordum neden hep Osmanlı ağırlıklı kitaplar tercih ettiğini. Bana, “Baba sınavda ağırlıklı olarak Osmanlı Tarihi çıkıyor, o yüzden” dedi. 

◊ Başka ne gibi kitaplar okumayı severdi?
– Güzel: Normal zamanlarda roman okumayı çok sever. 

◊ Yaz tatillerinde o da çobanlık yapıyor muydu?
– Güzel: 5-6 yaşından itibaren bizim işimizi öğrendi. Bu topraklarda yaşayan çocukların kaderidir bu. Hepsi ailelerine yardım eder. Şu anda koyunların yanında Mahir var. Bu işten başka bir gelirimiz yok. Bu imkanlarla çocuklarımızı okutmaya çalışıyoruz. İnşallah ileride Mahir daha da başarılı olur. 

SADECE 3 SORUDAN EMİN DEĞİLDİ ANLADIK Kİ 120 SORUNUN TAMAMINI BİLMİŞ

◊ Sonuç açıklandığında ne hissettiniz?
– Güzel: Çok şey hissettik. Çocuğum bana bu umudu vermişti. “Baba ben bunu başaracağım” dedi. İlk sınavda 120 soruda sadece 3 yanlışı vardı. Zaten sınavdan çıktıktan sonra 3 sorudan tedirgin olduğunu söylemişti. İkinci sınavda 120 soruda 120 doğru yaptı. 

◊ Gerçekten bravo… Peki, oğlunuz sınava girerken ona ne tavsiye ettiniz?
– Güzel: Kendini rahat hissetmesini, heyecana kapılmamasını, iyi geçmese bile bunun önemli olmadığını söyledim.

ONUN ADINI MAHİR KARDEŞİNİNKİNİ İSE DENİZ KOYDUK

◊ Mahir’in başka kardeşi var mı?
– Güzel: 11 yaşında bir erkek kardeşi var. Bu yıl 6. sınıfa geçti. Adı Deniz. O da yaz tatillerinde çobanlık yapıyor. Onun da dersleri çok iyi. Bu sene bursluluk sınavlarına girdi. Sonucunu bekliyoruz.

◊ Ayda ne kadar kazanıyorsunuz?
– Güzel: Yaklaşık 1000 lira. Sigortamız filan yok. Yaylalarda, meralarda yaz-kış iki metre bez altında yaşıyoruz. Taş atsan taş deler. Çok zor şartlarda yaşıyoruz. Çocuklar küçükken onların aşıları filan olurdu. Hayvanların sırtında doktora götürdük. 

◊ Sizin çocukken hayalleriniz var mıydı?
– Güzel: Okumayı çok istiyordum. Ama ailemin imkanı yoktu. İlkokuldan sonra okula devam edemedim. Mahir’e okuyamadığımı ama onun okuması gerektiğini her zaman söylerim. “Ben 10 liralık arabaya biniyorsam sen 20 liralık arabaya bin” derim. Biz mesleğimiz icabı hep yerimizde saydık. Her şeyin hayırlısı olsun. Robert’i kazandıktan sonra Tunceli Milletvekili Gürsel Erol, Mahir’i hediye olarak İzmir’e tatile götürdü. Beni aradı “Baba, Babalar Günü’nde sana ne alayım” dedi. “Oğlum sen bana en büyük hediyeyi verdin” dedim. Ama o yine de bana bir şey almak istediğini söyledi. Bu duyguyu hepimiz yaşamak isteriz.

◊ Mahir İstanbul’a ne zaman gidecek?
– Güzel: 22 Ağustos’ta gidecek ve İngilizce hazırlık sınavına girecek. Eylül’de de zaten okullar açılacak.

ROBERT’E PARASI OLAN ÇOCUKLAR GİDİYOR MAHİR KENDİNİ EKSİK HİSSETSİN İSTEMEM

◊ İstanbul’a gitmesi ile ilgili ne hissediyorsunuz?
– Güzel: Açıkçası eksiklik hissediyorum. Oranın şartları biraz farklı. Kırılacağı şeyler yaşamasından endişe ediyorum. Robert’e imkanı olan çocuklar gidiyor. Yüzde 100 bursla giren 10-15 kişi vardır. Onun kendini eksik hissetmemesi için elimden geleni yapmak istiyorum. Gerekirse daha çok çalışıp yine onun için elimden geleni yaparım.

◊ Peki, Mahir’in sizce İstanbul’a gideceği için bir korkusu var mı?
– Güzel: Yok. Şu anda çok rahat. Hayatında uçağa hiç binmemişti. İzmir’e gideceği için havaalanına bıraktım. Çok rahattı. Bu konuda çocuğuma güveniyorum. 

◊ İstanbul’da akrabalarınız var mı?
– Güzel: Var. Kayıt sırasında zaten ben gelmedim, Mahir gitti oradaki akrabalarımız kayıt yaptırmaya götürdü. Koç ve Galatasaray Lisesi’nden beni aradılar ve Mahir’i okullarına kayıt ettirmek istediler. Sonra Mahir Robert’e yöneldi. Robert’te önünün daha açık olacağını düşündü. 

◊ Üniversitede ne okumak istiyor?
– Güzel: Mühendis ya da doktor olmak istiyor. 

◊ Ona verdiğiniz öğütler nelerdi?
– Türkan: Dürüst, gerçekçi ve ciddi olmasını her zaman söylüyoruz. İnsanlara karşı saygılı, sevgili olmasını istedik.

YAZLARI ELİNDE KİTAP DOLU BİR POŞETLE ÇOBANLIĞA GİDERDİ

◊ Çok daha fazla imkana sahip olup başarılı olamayan çocuklar var. Siz bunu neye bağlıyorsunuz?
– Türkan: Mahir ne yaptıysa kendi yaptı. Yaz tatillerinde çobanlık yaparken bile elinde kitap poşetiyle giderdi. Sürekli koyunların başında bile kitap okurdu. 

◊ Mahir en çok hangi yemeği sever?
– Türkan: Menemene bayılır. Bir de et sever. Dün, “Anne bana menemen yapar mısın?” dedi. Yaylada olduğumuz için buraya sebzeci haftada bir gün geliyor. Sebzeci gelsin ona menemen yapacağım.

◊ Yaylada ağırlıklı olarak etle mi besleniyorsunuz?
– Türkan: Genellikle et ve süt ürünleri tüketiriz. 

◊ Mahir televizyon izlemeyi sever mi?
– Güzel: Yaylada televizyon yok ama köye inince izler. Genelde çizgi film ve sporprogramlarını sever. Beşiktaşlı. Biz haber izlemek isterdik o, “Baba psikolojimiz bozuluyor haber izleyince” derdi.

ÇOBANLARIN EN BÜYÜK SORUNU HAYVANLARI OTLATABİLMEK İÇİN DEVLETE PARA ÖDÜYORUZ

◊ Güzel Bey, çobanlığın en zor yanı nedir?
– Her sene devletten hayvanlarımızı otlatabilmek için arazi kiralıyoruz. Bunun için hayvan başı 6 lira ödüyoruz. Fakat bunun karşılığında devletten herhangi bir hizmet alamıyoruz. Yaylaların doğru düzgün yolu bile yok. Normalde arazide çeşme olmak zorunda. Ama yok. Ayrıca özellikle kış aylarında hava şartlarından dolayı devletten kiraladığımız arazilere çıkamıyoruz. Alçak yerlerde özel mülkiyetleri kiralamak zorunda kalıyoruz. Bunun için de fazladan hayvan başı 10-15 lira ödüyoruz.

YAYLADA GECELER NASIL GEÇER?

Yaylada hava karardıktan sonra hayat duruyor. Herkes kendi çadırına çekiliyor. Beden gücü gerektiren bir iş yaptıkları için erken yatıyorlar. Uykusu gelmeyenler ise çadırın içinde döne döne sabahın olmasını bekliyor…

Kaynak: www.hurriyet.com.tr

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND