Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Yayladan Robert Kolej’e azmin zaferi…

“Kervan geçmez, kuş konmaz” bir köyde dünyaya geldi. Yazla aylarında yaylada çobanlık yaparak eğitimine devam etti. Bazen kitaplar azmine katık oldu, bazen de azmi çalışkanlığına… Ve TEOG birincisi olarak Robert Kolej’i kazandı… İşte Gülben Ergen’in kaleminden bir azmin zaferi öyküsü…

teog birincisi, mahir gündoğdu, gülben ergen, başarı öyküsü, azmin zaferi

 

“Kervan geçmez, kuş konmaz” bir köyde dünyaya geldi. Yazla aylarında yaylada çobanlık yaparak eğitimine devam etti. Bazen kitaplar azmine katık oldu, bazen de azmi çalışkanlığına… Ve TEOG birincisi olarak Robert Kolej’i kazandı… İşte Gülben Ergen’in kaleminden bir azmin zaferi öyküsü…

Gülben Ergen TEOG şampiyonu Mahir Gündoğdu ile konuştu

Mahir’in Tunceli’nin dağlarından Robert’e uzanan yolundan selam olsun herkese! Kaybedilen insanlığın, yozlaşmaya yüz tutmuş edebin can bulmuş hali Mahir…

Gözümün bebeği, burnumun direğinde sızı Mahir… Çocuklarıma anlatmaya çalıştığım insanlığın ete kemiğe bürünmüş hali Mahir… Annesi Türkan, babası Güzel, kardeşi Deniz, tüm akrabalarının, köyünün, arkadaşlarının ve öğretmenlerinin haklı gururu Mahir…
Yaşanan onca olaydan sonra benim hâlâ umudum var çünkü bu ülkede Mahir ve onun gibi nice gençler var…

Gözümün bebeği, burnumun direğinde sızı Mahir… Çocuklarıma anlatmaya çalıştığım insanlığın ete kemiğe bürünmüş hali Mahir… Annesi Türkan, babası Güzel, kardeşi Deniz, tüm akrabalarının, köyünün, arkadaşlarının ve öğretmenlerinin haklı gururu Mahir…
Yaşanan onca olaydan sonra benim hâlâ umudum var çünkü bu ülkede Mahir ve onun gibi nice gençler var…

◊ Mahir, çok büyük bir başarıya imza attın. Helal olsun sana… Eminim ailenin de bunda emeği büyüktür. Sana verdikleri en büyük tavsiye neydi?

– Mahir Gündoğdu: Teşekkür ederim. Babam “Tek isteğim seni iyi yerlerde görmek istiyorum” dedi. Umarım babamın isteğini yerine getirebilmişimdir. Annem de herzaman “Ne olursan ol asla kişiliğini kaybetme, kendini bozma” dedi. 

◊ Sence kişiliğini kaybetme ne demek?
– Mahir: Beni nasıl yetiştirdilerse öyle kalmamı istiyorlar. Ben de onu yapmaya çalışıyorum. Beni hep kötülükten, yalandan, kötü alışkanlıklardan uzak tutmaya çalıştılar. 

◊ Yakında İstanbul’a gideceksin. İstanbul ile ilgili en korktuğun ve en sevindiğin şeyleri bana söyler misin?
– Mahir: En sevindiğim şey, artık hayata atılacağım. Bundan sonra hayat başlıyor. En korktuğum şey İstanbul gibi bir yerde beni bozmasınlar. Ortam, çevre beni bozmaz umarım.

◊ Sence senin gibi bir çocuğu bozabilirler mi?
– Mahir: Pek düşünmüyorum. Her şey insanın elinde. İnsan bozulabilir de. Kendimi bozmamak için elimden geleni yapacağım. Eyvah demeden eyvallah demeliyim. Bu benim felsefem olmalı.

◊ Şu anda en çok yapmak istediğin şey ne?
– Mahir: Çevremdeki herkes beni tebrik ediyor. Ben de onların bana olan güvenini boşa çıkarmayacağım. Bunun için de daha çok çalışacağım. Başkalarına örnek olabilmek isterim. Herkesin de böyle olmasını dilerim.

HER ZAMAN HERKESİN BİR ADIM İLERİSİNDE OLMAK İSTİYORUM

◊ Baban mühendis ya da doktor olmak istediğini söyledi… Sence hangisine daha yatkınsın?
– Mahir: Mühendis olmayı daha çok istiyorum. Yatkın olduğumu düşünüyorum. Araştırdım da. Keşfetmeyi çok seviyorum. Mühendis olursam da yeni şeyler ele alacağıma ve keşfedeceğime inanıyorum. 

◊ Sadece kitap okumak ve dersini çalışmak mı sana bu başarıyı getirdi?
– Mahir: Sadece kitap ve ders çalışmak. Bunun yanında da azmetmek. Ben kendime hedefler koyarak bu seviyeye geldim. Herkese de bunu tavsiye ediyorum. Bunlar başarıyı getiriyor. 

◊ Peki, hedeflerin nelerdi?
– Mahir: En iyisi olmaya çalışacağım dedim. Her zaman herkesin bir adım ilerisinde olmaya çalıştım. Tek başıma değildim bu yolda. Ailem ve çevrem bana çok destek oldu. Dedem ve ninemle birlikte kalıyordum. Onların bende emeği çok fazla. Dedem babam, ninem annem gibiydi her zaman. Dedem bana her zaman çevremi doğru tutmamı söylüyordu. Her yönden beni özgür bıraktı. Dedemin disiplini üzerimde etkiliydi.

◊ Dedenden bir şey için izin alamadığın oldu mu?
– Mahir: “Dersini en iyi şekilde çalış ondan sonra serbestsin” derdi. Dersimi çalışıp sonra istediğimi yapardım.

YATILI OKUL NEDİR KİTAPLARDA OKURDUM ŞİMDİ YAŞAYACAĞIM

◊ En çok ne yapardın?
– Mahir: Arkadaşlarımla buluşur oyun oynardık.

◊ Hiç konsere ya da tiyatroya gittin mi?
– Mahir: Hiç gitmedim. Ama ailem sayesinde birkaç kez sinemaya gittim.

◊ İstanbul’da yatılı okuyacaksın. Yatılı okulla ilgili ne düşünüyorsun?
– Mahir: Biraz araştırdım. Yatılı okul hayatının nasıl bir şey olduğunu kitaplarda okudum. Çevremde yatılı okula gidenler de vardı. Aileden ayrı düşmek herkes için kötü bir şey. Kendimi buna alıştırmaya çalışıyorum. Başka çarem yok. 

◊ En çok neyi özleyeceksin?
– Mahir: Kardeşimi, ailemi, arkadaşlarımı özleyeceğim. 

◊ Kardeşin Deniz’le dertleştiğinizde ona ne gibi şeyler söylersin?
– Mahir: Ona “Ben senin karşında bu başarıyı yakaladım. Bu senin de yapabileceğin bir şey. Mutlaka kendine hedef koy, azmet, beni örnek al ve en iyisini yap” diyorum.

MACERA OKURUM, ARABESK DİNLERİM

◊ Müzik dinler misin?
– Mahir: Dinlerim ama söyleyemem. Genelde arabesk dinlerim. 

◊ Öğretmenlerinle aran nasıldı?
– Mahir: Öğretmenlerimin emeği çok fazla. Fırat Yıldırım ve Suat Yıldız benimle arkadaş gibiydiler. Birsel Tutar ve Bedri Gülcemal Ardıç benim için bir çalışma düzeni oluşturmuşlardı. Bana her zaman çok inandılar. Hasan Koçyiğit ise benim gibi çobanlık yaparak öğretmen olmuş. Beni her zaman çok iyi anladı ve çok yardımcı oldu. Hepsine bir kez daha teşekkür ederim. 

◊ En çok hangi kitapları okumayı seversin?
– Mahir: Küçüklükten beri en çok macera kitapları okumayı severim. Çok fazla felsefi kitaplar okumuyordum.

MAHİR’İN ROBERT KOLEJİ’NE UZANAN HİKAYESİNİ AİLESİ ANLATIYOR…

Gülben Ergen, TEOG şampiyonu olan 15 yaşındaki Mahir Gündoğdu’yu çobanlık yaptığı Tunceli’nin Elmalı Yaylası’nda ziyaret etti ve Mahir’in Robert Koleji’ne uzanan hikayesini ailesinden dinledi.

BİZ YAYLADAYIZ, MERADAYIZ, ONU DEDESİ VE NİNESİ BÜYÜTTÜ

◊ Oğlunuzun Robert Koleji’ni kazanması muhteşem bir olay… Tebrik ederim… Mahir nasıl bir çocuktu?
– Güzel Gündoğdu (Baba): Mahir çok durgun, sessiz ve içe kapanık bir çocuktu. Hiçbir şımarıklığı yoktu. Mahir’in bu başarısında babamın ve annemin payı büyüktür. Biz hayvancılıkla uğraştığımız için genellikle yaz-kış yaylalarda oluyorduk. Mahir okula gittiği için dedesi ve ninesinin yanında kalıyordu. Biz gidip geliyorduk. Yaz tatilinde hep bizim yanımızda oluyordu. 

– Türkan Gündoğdu (Anne): Mahir çok sakin bir çocuktu. Çocukken çok hastalanırdı. Sürekli yaylalarda olduğumuz için bronşit olurdu. Mahir için çok seviniyorum. Başarılar diliyorum. Allah utandırmasın bizi. Eşimin annesinin ve babasının emeği çoktur. Biz uzun yıllardır hem yaylalarda, meralardayız. Mahir’le hep onlar ilgilendi.

– Güzel: Babam Mahir’e saatle ders çalışması gerektiğini söylüyordu. Örneğin yarım saat televizyon izliyorsa 1 saat ders çalışması gerekirdi. Babam disiplinliydi. 

BİR YAZ İÇİN 42 KİTAP ADI VERDİ SADECE 32’SİNİ BULABİLDİM

◊ Çok çalışkan bir öğrenciydi değil mi?
– Güzel: Çok azimliydi. Sürekli atılım yapıyordu. Benden sürekli ona kitap getirmemi istiyordu. Bana okumak istediği kitapların listesini verirdi. Geçen sene yaz tatilinde 40 kitap okudu. Ben şehre inince, “Baba mutlaka şu kitapları getir” derdi. Kendi arkadaşlarıyla da kitaplarını değiştirirdi. Elazığ’a gitmiştim. 42 tane kitap yazmıştı. Bir kırtasiyeye gittim. Ancak 32 tanesini bulabildim. Çoğu da Osmanlı Tarihi üzerineydi. Mahir’e gelince sordum neden hep Osmanlı ağırlıklı kitaplar tercih ettiğini. Bana, “Baba sınavda ağırlıklı olarak Osmanlı Tarihi çıkıyor, o yüzden” dedi. 

◊ Başka ne gibi kitaplar okumayı severdi?
– Güzel: Normal zamanlarda roman okumayı çok sever. 

◊ Yaz tatillerinde o da çobanlık yapıyor muydu?
– Güzel: 5-6 yaşından itibaren bizim işimizi öğrendi. Bu topraklarda yaşayan çocukların kaderidir bu. Hepsi ailelerine yardım eder. Şu anda koyunların yanında Mahir var. Bu işten başka bir gelirimiz yok. Bu imkanlarla çocuklarımızı okutmaya çalışıyoruz. İnşallah ileride Mahir daha da başarılı olur. 

SADECE 3 SORUDAN EMİN DEĞİLDİ ANLADIK Kİ 120 SORUNUN TAMAMINI BİLMİŞ

◊ Sonuç açıklandığında ne hissettiniz?
– Güzel: Çok şey hissettik. Çocuğum bana bu umudu vermişti. “Baba ben bunu başaracağım” dedi. İlk sınavda 120 soruda sadece 3 yanlışı vardı. Zaten sınavdan çıktıktan sonra 3 sorudan tedirgin olduğunu söylemişti. İkinci sınavda 120 soruda 120 doğru yaptı. 

◊ Gerçekten bravo… Peki, oğlunuz sınava girerken ona ne tavsiye ettiniz?
– Güzel: Kendini rahat hissetmesini, heyecana kapılmamasını, iyi geçmese bile bunun önemli olmadığını söyledim.

ONUN ADINI MAHİR KARDEŞİNİNKİNİ İSE DENİZ KOYDUK

◊ Mahir’in başka kardeşi var mı?
– Güzel: 11 yaşında bir erkek kardeşi var. Bu yıl 6. sınıfa geçti. Adı Deniz. O da yaz tatillerinde çobanlık yapıyor. Onun da dersleri çok iyi. Bu sene bursluluk sınavlarına girdi. Sonucunu bekliyoruz.

◊ Ayda ne kadar kazanıyorsunuz?
– Güzel: Yaklaşık 1000 lira. Sigortamız filan yok. Yaylalarda, meralarda yaz-kış iki metre bez altında yaşıyoruz. Taş atsan taş deler. Çok zor şartlarda yaşıyoruz. Çocuklar küçükken onların aşıları filan olurdu. Hayvanların sırtında doktora götürdük. 

◊ Sizin çocukken hayalleriniz var mıydı?
– Güzel: Okumayı çok istiyordum. Ama ailemin imkanı yoktu. İlkokuldan sonra okula devam edemedim. Mahir’e okuyamadığımı ama onun okuması gerektiğini her zaman söylerim. “Ben 10 liralık arabaya biniyorsam sen 20 liralık arabaya bin” derim. Biz mesleğimiz icabı hep yerimizde saydık. Her şeyin hayırlısı olsun. Robert’i kazandıktan sonra Tunceli Milletvekili Gürsel Erol, Mahir’i hediye olarak İzmir’e tatile götürdü. Beni aradı “Baba, Babalar Günü’nde sana ne alayım” dedi. “Oğlum sen bana en büyük hediyeyi verdin” dedim. Ama o yine de bana bir şey almak istediğini söyledi. Bu duyguyu hepimiz yaşamak isteriz.

◊ Mahir İstanbul’a ne zaman gidecek?
– Güzel: 22 Ağustos’ta gidecek ve İngilizce hazırlık sınavına girecek. Eylül’de de zaten okullar açılacak.

ROBERT’E PARASI OLAN ÇOCUKLAR GİDİYOR MAHİR KENDİNİ EKSİK HİSSETSİN İSTEMEM

◊ İstanbul’a gitmesi ile ilgili ne hissediyorsunuz?
– Güzel: Açıkçası eksiklik hissediyorum. Oranın şartları biraz farklı. Kırılacağı şeyler yaşamasından endişe ediyorum. Robert’e imkanı olan çocuklar gidiyor. Yüzde 100 bursla giren 10-15 kişi vardır. Onun kendini eksik hissetmemesi için elimden geleni yapmak istiyorum. Gerekirse daha çok çalışıp yine onun için elimden geleni yaparım.

◊ Peki, Mahir’in sizce İstanbul’a gideceği için bir korkusu var mı?
– Güzel: Yok. Şu anda çok rahat. Hayatında uçağa hiç binmemişti. İzmir’e gideceği için havaalanına bıraktım. Çok rahattı. Bu konuda çocuğuma güveniyorum. 

◊ İstanbul’da akrabalarınız var mı?
– Güzel: Var. Kayıt sırasında zaten ben gelmedim, Mahir gitti oradaki akrabalarımız kayıt yaptırmaya götürdü. Koç ve Galatasaray Lisesi’nden beni aradılar ve Mahir’i okullarına kayıt ettirmek istediler. Sonra Mahir Robert’e yöneldi. Robert’te önünün daha açık olacağını düşündü. 

◊ Üniversitede ne okumak istiyor?
– Güzel: Mühendis ya da doktor olmak istiyor. 

◊ Ona verdiğiniz öğütler nelerdi?
– Türkan: Dürüst, gerçekçi ve ciddi olmasını her zaman söylüyoruz. İnsanlara karşı saygılı, sevgili olmasını istedik.

YAZLARI ELİNDE KİTAP DOLU BİR POŞETLE ÇOBANLIĞA GİDERDİ

◊ Çok daha fazla imkana sahip olup başarılı olamayan çocuklar var. Siz bunu neye bağlıyorsunuz?
– Türkan: Mahir ne yaptıysa kendi yaptı. Yaz tatillerinde çobanlık yaparken bile elinde kitap poşetiyle giderdi. Sürekli koyunların başında bile kitap okurdu. 

◊ Mahir en çok hangi yemeği sever?
– Türkan: Menemene bayılır. Bir de et sever. Dün, “Anne bana menemen yapar mısın?” dedi. Yaylada olduğumuz için buraya sebzeci haftada bir gün geliyor. Sebzeci gelsin ona menemen yapacağım.

◊ Yaylada ağırlıklı olarak etle mi besleniyorsunuz?
– Türkan: Genellikle et ve süt ürünleri tüketiriz. 

◊ Mahir televizyon izlemeyi sever mi?
– Güzel: Yaylada televizyon yok ama köye inince izler. Genelde çizgi film ve sporprogramlarını sever. Beşiktaşlı. Biz haber izlemek isterdik o, “Baba psikolojimiz bozuluyor haber izleyince” derdi.

ÇOBANLARIN EN BÜYÜK SORUNU HAYVANLARI OTLATABİLMEK İÇİN DEVLETE PARA ÖDÜYORUZ

◊ Güzel Bey, çobanlığın en zor yanı nedir?
– Her sene devletten hayvanlarımızı otlatabilmek için arazi kiralıyoruz. Bunun için hayvan başı 6 lira ödüyoruz. Fakat bunun karşılığında devletten herhangi bir hizmet alamıyoruz. Yaylaların doğru düzgün yolu bile yok. Normalde arazide çeşme olmak zorunda. Ama yok. Ayrıca özellikle kış aylarında hava şartlarından dolayı devletten kiraladığımız arazilere çıkamıyoruz. Alçak yerlerde özel mülkiyetleri kiralamak zorunda kalıyoruz. Bunun için de fazladan hayvan başı 10-15 lira ödüyoruz.

YAYLADA GECELER NASIL GEÇER?

Yaylada hava karardıktan sonra hayat duruyor. Herkes kendi çadırına çekiliyor. Beden gücü gerektiren bir iş yaptıkları için erken yatıyorlar. Uykusu gelmeyenler ise çadırın içinde döne döne sabahın olmasını bekliyor…

Kaynak: www.hurriyet.com.tr

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Para insanı nasıl değiştiriyor?

para ve insan, para insanı değiştirir mi, para, Manşet, araştırmalar

Çok para insanı değiştirir mi? Zenginlerin daha cimri ve az güvenilir olduğunu gösteren araştırmalar ne kadar doğru? İşte konuyla ilgili yapılan bir araştırmanın tüm detayları…

Bilimsel olarak araştırıldı: Para insanı bozuyor mu?

Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı, kişisel çıkar düşüncesinin ise arttığı doğru mu?

Üniversitelerin popüler konuları inceleyerek sosyal yaşantımıza ışık tuttuklarını bilirsiniz. Hayatınızda en az bir kere duyduğunuz ya da sorduğunuz bir konu üzerine Univercity of California Berkeley Üniversitesi’nde de bir grup uzun süren bir araştırma yaptı. Üniversite zengin olmanın insan üzerindeki etkilerini araştırdı ve “Para karakteri bozar mı?” sorusu deneklerle test edildi. Peki, burada ‘bozmaktan’ kasıt nedir? Amerika’daki çalışmada, insanların çok para karşısında davranışlarının değişip değişmediği araştırıldı. Paranın kurallara uyma, nazik olma ya da saygılı davranma gibi davranışları etkileyip etkilemediği incelendi. Sonuçlara bakalım…

Çalışmada önce deneklere Monopoly oynatıldı. Emlakçılık konulu ve zarla oynanan bu oyunda, tıpkı gerçek hayattaki gibi çeşitli yerler satın alarak; kiralama, inşa etme gibi ticari faaliyetlerde bulunup ekonomik olarak güçlü olmaya çalışırsınız.

Oyun bittikten 15 dakika sonra…

Oyuncuların bir bölümü yazı tura atarak, yani tesadüfi biçimde seçilerek, diğer oyunculara göre bazı avantajlara sahip oldu. Oyuna yaklaşık iki kat daha fazla parayla başladılar. Zengin seçilen oyuncular iki zar atarken, diğerleri ise tek zarla kaldı. Ve doğal olarak oyunu zengin başlayanlar kazandı. Gelelim oyun süresince gözlemlenen davranışlara… Zengin oyuncular piyonlarını oyun

tahtasına adeta vurarak ilerletti. Masadaki tabaktan daha çok kraker yediler. Abartılı başarı tepkileri gösterdiler. Fakir oyuncuya kaba ve duyarsız davranmaya ve sürekli ne kadar iyi oynadıklarını ifade etmeye başladılar.

İşin daha da ilginci ise, oyunun başında tamamen rastgele olarak zengin seçilenler, bunu bilmelerine ve oyunun hileli olduğunun açık olmasına rağmen, oyun bittikten 15 dakika sonra; nasıl başarılı olduklarını, mülkleri nasıl aldıklarını, kazanma şekillerini uzun uzun anlattılar. Yani onları başarılı hale getiren çift zar atma durumunu tamamen gözardı ettiler.

“Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil

Başka bir deneyde; deneklere 10 dolar verilerek, isterlerse bu parayı yabancılarla paylaşabilecekleri ve bu yabancıların bir daha karşılarına asla çıkmayacağı söylendi. Yıllık kazancı 25 bin dolar olan katılımcılardan paralarını başka bir kişiyle paylaşanların sayısı, yıllık kazancı 150 bin dolar ve üstü olan katılımcıların sayısına göre yüzde 44 oranında daha fazla oldu.

Ama benim favorim, arabalar üzerinde yapılan çalışma… Araştırmacılar sokağa çıktı ve araçlarının değerine göre insanların davranışlarını inceledi.

Amerika’da yaya geçidinde yayaların geçiş üstünlüğü vardır. Yapılan çalışmada bu kural kullanıldı. Bir yaya geçidinde karşıdan karşıya geçer gibi yapan bir yayaya kimlerin yol verip vermediği incelendi. Günlerce yapılan denemelerde ucuz aracı olan sürücülerinin yasayı çiğnemediği; pahalı araç sürülerinin yarısının ise yasayı çiğnediği görüldü.

Daha birçok çalışma ve deney yapan ekibin bulgularına göre, varlıklı bireyler müzakerelerde yalan söylemek, iş yerinde kasadan para çalmak gibi etik olmayan davranışları onaylamaya ve rüşvet almaya daha yatkın. Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı ve kişisel çıkar düşüncesinin arttığı da bir başka sonuç.  Ancak “Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil. Paul Piff’e ait bu çalışmanın detaylarını kişisel web sitesinde detaylı inceleyebilirsiniz.

Kaynak: www.milliyet.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Uykuya dalarken düşme hissi yaşıyor musunuz?

uykuya dalarken düşme hissi, uyku, hipnik seğirme

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Peki, bu his neden oluşur? Bu hissi yaşayanlar ne yapmalı? İşte yanıtı…

Uykuya dalarken düşme hissi neden oluşur?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür, ama neden?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Oldukça yaygın olan bu hisse beyindeki iki bölgenin kontrol çatışması neden oluyor.

Bunu bir rüyanın parçasıymış gibi algılıyorsak boşlukta düşüyormuş hissi oluşur; buna hipnik seğirme denir. Beynimiz uyku için çevreyle bağlantısını keserken ortaya çıkan bir çatışmanın göstergesidir bu.

Uykuda vücudumuz felç olmuş gibidir ve dış dünyadaki olaylara duyarsız hale geliriz. Ama kas kontrolümüz düğmeye basılmışçasına durmaz.

Beynimizde adlı bölge nefes alma gibi temel fonksiyonları kontrol eder ve tetikte olma duygusunu hissettirir bize.

Öte yandan görmeyle ilgili (optik sinir önündeki bölge) ise yorgunluğu düzenler.

Uykuya dalma sırasında retiküler aktivasyon sistemi vücudumuzun kontrolünü elden bırakırken ventrolateral çekirdek denetimi ele alır. Bu yavaşça kısılan bir lamba düğmesi gibidir, ama her zaman pürüzsüz işlemeyebilir.

Uyanıklığı sağlayan enerji kalıntıları ani yükselişe geçtiğinde seğirme hareketleri görülür. Fakat bunun nedeni tam olarak bilinmiyor. Hızlı göz hareketlerinin tersine bu seğirmelerin rüya gören beyinle bir ilgisi yoktur. Bundan ziyade günün son kalıntıları gibidir.

‘Patlayan kafa sendromu’ adı verilen ve insanın kafasının içinde bomba patlıyormuş gibi sesler duymasına neden olan tuhaf rahatsızlıkta da benzer belirtiler görülür. Beynin uyanık ve uykuya geçen kısmı arasında bir kontrol mücadelesi vardır ve bu şimşek çakması gibi ışıklar görmeye ve yüksek sesli patlamalar duymaya neden olur.

Bazı ileri vakalarda bu olgu aşırı uykusuzluğa ve hatta bedenin bilinmez güçler tarafından ele geçirilmesi iddialarına bile neden olmuştur.

Fakat genel olarak burada endişe edilecek bir durum yoktur. Uykuya dalma anında ortaya çıkan ilginç bir çatışma halinden ibarettir.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Kağıt kesiği neden canımızı çok yakar?

Manşet, kağıt kesiği nasıl geçer, kağıt kesiği, evrim ağacı

Ufacık bir kağıt kesiği canımızı beklediğimizden çok daha fazla acıtır. Peki, bunun nedeni nedir? İşte www.evrimagaci.org yazarlarından Çağrı Mert Bakırcı açıklıyor…

Kağıt Kesiği Neden Çok Acıtır?

Standart bir A4 kağıt ortalama 0.05 milimetre kalınlığa sahiptir. Standart bir tıraş bıçağı 0.23 milimetre kalınlığa sahiptir. Bir tıraş bıçağının kestiği yaranın acısı anlaşılır; ancak ondan 5 kata kadar daha ince olan kağıdın, kimi zaman arkasında hiç kanama izi bile bırakmaksızın açtığı yaralar neden bu kadar fazla acır? 

Normalde bir kağıt, insan derisini kesebilmek için fazlasıyla yumuşaktır. Belli bir keskinliğe ulaşmak için, belli bir sertliğin de olması gerekir. Fakat kağıdı bu kadar kesici yapan, aşırı ince olmasıdır. Kesiği açan kenarın yüzey alanı çok küçük olduğu için, çok yüksek basınç uygulayabilir. Bu basınç, deri katmanını yararak “kesik” dediğimiz olaya neden olan kuvvet dağılımıdır. Basınç, uygulanan kuvvetin yüzey alanına bölümüdür. Dolayısıyla çok küçük yüzey alanı (örneğin kağıdın kestiği incecik kenarın yüzey alanı), çok yüksek basınç anlamına gelir.

Kağıt kesikleri genellikle büyük bir kağıt grubu içerisinden, tek bir kağıdın ayrılması sonucu oluşur. Yani tek bir kağıt ile elinizi kesmeniz çoğu zaman zordur. Bunun nedeni, tek bir kağıdın gerekli kuvveti kesiği açma süresi boyunca uygulayamayacak kadar esnek ve yumuşak olmasıdır. Yani kağıdın kenarı elinizi kesmeye çalışsa da, yarığı açamadan hemen bükülecektir. Fakat yeni açılmış bir kağıt destesi (kimi zaman “kağıt topu” olarak bilinir) içerisinden kıvrılarak ayrılan tek bir kağıt, destenin geri kalanından güç alarak bükülmeden durabilir. Bu da, kağıdın parmağınızı kesebilmesini sağlayacak kuvvetin yeterince uzun süre uygulanabilmesine izin verir.

Gelelim acının nedenine… Parmaklarımızın ucunda aşırı fazla sayıda nosireseptör adı verilen acı algılayıcı sinir ucu bulunur. Bir kağıt kesiği, bu sinirlerin çok fazlasını aynı anda uyarabilecek kadar geniştir. İncecik kesik kanamaya neden olmadığı için, bu sinirlerin ucu, havaya temas edecek şekilde açıkta kalır. Yani yarıktan dışarı doğru bakan reseptörler, sürekli dış ortama maruz kalır. Kağıt kesiklerinin o sinir bozucu acısı bu reseptörlerin açık hava nedeniyle sürekli beyne sinyal göndermesinden kaynaklanır.

Kimi zaman derin kağıt kesikleri de görülür. Bunlar, daha uzun bir yüzey boyunca olan, daha derin kesiklerdir. Bunlar kimi zaman dışarıya hafifçe sızan, çoğu zamansa yarığın içerisinde biriken kanamalara neden olur. Kesik sırasında kağıdın yüzeyinde ve fiberleri içerisinde bulunan koruyucu kimyasallar (örneğin beyazlatıcılar), vücuda geçer. Bu kimyasalların yakıcı etkisi, beynimizde acı olarak algılanır. Bu da, kağıt kesiklerinin neden olduğu acının yaygın görülen ikinci bir nedenidir.

Tüm yaralar gibi, kağıt kesikleri de temizlendikten sonra yara bandıyla kapatılabilir. Fakat yine de, yarık boyunca parmak etinin iki tarafının sürekli farklı hızlar ve yönlerde oynayabiliyor olması, rahatsız edici acının uzun sürekli bir şekilde devam etmesine neden olacaktır. Çoğu zaman yara 2-3 gün içerisinde tamamen iyileşir ve acı kaybolur.

Yazar: Çağrı Mert Bakırcı
Kaynak:  www.evrimagaci.org

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND