Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Yatırımcılarla görüşme tüyoları

İnternet girişimciliği baş döndüren bir hızla ilerliyor. Hemen hemen herkesin sanal dünyada iş kurmak üzerine bir fikri var. Ancak fikir sahibi olmak yetmiyor! Yatırımcı desteği şart. İşte yatırımcılarla görüşme tüyoları…

İnternet girişimciliği baş döndüren bir hızla ilerliyor. Hemen hemen herkesin sanal dünyada iş kurmak üzerine bir fikri var. Ancak fikir sahibi olmak yetmiyor! Yatırımcı desteği şart. İşte yatırımcılarla görüşme tüyoları…

İNTERNET YATIRIMCILARINA YATIRIMCILARLA GÖRÜŞME TÜYOLARI

İnternet girişimciliği ve yatırımclığı üzerine sağlam gözlem ve tecrübeleri olan, pek çok yatırım görüşmesine/elemesine tanık olmuş, şimdilerde çok aktif yazmasa da bir zamanların en çok takip edilen blog yazarlarından sevgili Selçuk Koyuncu’nun ( nam-ı diğer Selçuk Hoca ) bir makalesini bu haberimizde sizlerle paylaşıyoruz.

İşte Selçuk Koyuncu’nun gözlemlerinden internet girişimcilerine yatırımcılarla görüşme tüyoları;

Gerek Etohum seçme sürecinde, gerekse diğer ortamlarda girişimci adaylarıyla konuşmalarımız oluyor. Bu konuşmalar bazen saatler süren toplantılar şeklinde bazen de ayaküstü çay, kahve sohbetleri şeklinde gerçekleşiyor. Bu diyaloglarda girişimci adayları girişimlerini veya kafalarındaki girişim fikirlerini anlatmaya çabalıyorlar. Bu süreçlerde gözlemlediğim bazı dikkat edilmesi gereken noktaları bir sıralayayım istedim.

1. Kesinlikle randevu alın. Randevu almanız bir görüşmeyi ciddiye aldığınız anlamına gelir. Eğer randevunuzu uzun zaman önce aldıysanız randevudan bir kaç gün önce kibarca randevunuzu hatırlatın. Geçen zaman çerçevesinde görüşeceğiniz kişinin programında değişiklik olmuş olabilir.

2. Çok zorunlu bir sebep olmadıkça randevunuzu iptal etmeyin. İptal etmek zorunda kalırsanız da mazeretinizi randevunuzdan en az bir gün önceden ilgili kişiye bildirip randevuyu belirli başka bir zamana almak istediğinizi söyleyip yeni bir randevu rica edin.

3. Randevunuza hazırlanın. Özellikle internet girişimlerinde bazı verilere ihtiyacınız olacaktır. Girişiminizin ilgili olduğu alana dair toplayabildiğiniz kadar bilgiyi toplayın. Bunlar üzerinde yorumlar üretip konuya hâkim olun. Bununla beraber Türkiye’deki ve dünyadaki internet kullanımı, internet kullanım alışkanlıkları üzerine ayrıntılı bilgi edinmeye çalışın. Örneğin üniversite öğrencileri üzerine bir proje geliştiriyorsanız Türkiye’deki özel ve devlet üniversitelerinin sayısı, bu üniversitelerde okuyan öğrencilerin sayısı, hangi şehirde ne kadar üniversite, ne kadar üniversite öğrencisi olduğunu bilin. Bu öğrencilerin projeniz özelinde ne gibi kullanım alışkanlıklarının olduğunu bilin.

Girişiminizin Türkiye’deki ve dünyadaki benzer örneklerini mutlaka inceleyin. Bu girişimlerin eksik noktalarını ve sizin oluşturacağınız farklılıkları gözünüz kapalı anlatabilecek derece özümseyin.
Şart olmamakla birlikte projeniz ile ilgili hazırlayacağınız bir sunum veya sunum dosyası size artı puan sağlayacaktır. Netice itibariyle söz uçar yazı kalır. Sizin görüşmede bırakacağınız dosya daha sonradan göze çarpabilir.

Görüşme yapacağınız kişilerle ilgili önceden bilgi edinin. Özellikle bir kaç kişinin bulunduğu bir topluluk ise isimleri önceden öğrenmeye gayret edin. Bu amaçla Facebook gibi ağları kullanabilirsiniz. Görüşeceğiniz kişinin eğer varsa bloguna göz gezdirin, önceden yaptığı işlere bir göz atın.

4. Randevunuza asla geç kalmayın. Erken de gitmeyin. Tam zamanında orda olmanız kararlılığınızı göstermek adına iyi bir adımdır.

5. Randevuya giderken giyiminize, şeklinize şemalinize biraz özen gösterin. Ne aşırı resmi bir kıyafetle ne de yataktan kalktığınız kıyafetle görüşmeye gidin. Sadelik her zaman ideal bir seçimdir. Sonuçta bir defileye veya bir davete gitmiyorsunuz.

6. Girişiminizi kısa bir zamanda anlatabilecek bir özet hazırlayın. Konuşmaya bu kısa özetle başlayabilirsiniz. Kısa özetin ardından ayrıntıları anlatın. Mesela Google sizin girişiminiz olsaydı diyeceğiniz ilk şey “sayfalar arasında belirli kelimeleri arayıp en uygun sonuçları getirmeye çalışan bir arama motoru geliştiriyoruz” olurdu. Eğer ilk girişte arama algoritmasının inceliklerinden bahsederseniz kafalar karışabilir.

7. Görüşmenizde birçok girişim fikrinizi anlatmanız eksi bir not olabilir. Bundan dolayı sadece bir girişime odaklanın. Onu en iyi şekilde anlatmaya bakın. Sohbetin ilerleyen bölümlerinde fırsat olursa diğer girişimlerinizden de kısaca bahsedebilirsiniz fakat bunu en başta yapmayın.

8. Eğer ortaklarınızla beraber bir görüşmeye katılıyorsanız kesinlikle söz birliği edin. Birinizin ak dediğine öbürü kara derse kendi kalenize gol atmış olursunuz. Ortaklarla beraber yapılan konuşmalarda yapılan bir hata da sürekli aynı kişinin konuşmasıdır. Konuşmayı bölerseniz daha hoş bir etki bırakırsanız. Örneğin projenin teknik kısmını bir kişi, tasarım kısmını bir kişi veya pazarlama ve fikir kısmını bir kişi anlatabilir.

9. Kendinizi tanıtmak için kısa bir konuşma hazırlayın. “Nereden başlasam ki benim hayatım roman ” kötü bir tanıtma girişine örnek olabilir. Nerden mezun olduğunuzu veya nerede okuduğunuzu, daha önce nerede çalıştığınızı, neler yaptığınızı kısaca anlatabilirsiniz.

10. Karşı taraftan ne istediğinizi açık olarak ifade edin. Eğer bir yatırım talebiniz varsa yatırım aldığınız takdirde ne yapacağınızı en ince ayrıntılara anlatmaya çalışın.

11. Bunu yazmamam lazım ama yazmadan da edemeyeceğim bazı tuzak sorulara dikkat edin : ) Karşınızdaki kişiler sizin ne kadar ciddi olduğunuzu anlamak için sizi yoklayacaklardır. Örneğin projeniz için okulunuzu / işinizi bırakır mısınız veya ne zaman bırakacaksınız kritik bir sorudur. Ben okulumu/işimi asla bırakmam hem projemi hem diğer işlerimi beraber yürütebilirim hayal kırıklığı oluşturan bir cevap olabilir. Çünkü her yatırımcı girişimcinin girişimine bir aşk ile bağlanmasını bekler. Zaten başarıya ulaşan girişimler büyük fedakârlıklarla ortaya çıkarılan girişimler değil mi?

Burada şunu da vurgulamak lazım. Hiç kimseye okulunu işini bırak projeye bak gibi bir mesaj vermiyoruz. Bu kişisel bir karardır. Eğer gerçekten girişiminiz iyi bir yolda ise ve somut bir gelecek vaat ediyorsa okulunuzu / işinizi bırakmayı düşünebilirsiniz.

12. Eğer bu işe ciddi bakıyorsanız yaptığınız iş bir derece profesyonel olmalıdır. Dolayısıyla sorulacak soruların cevapları da profesyonelce olmalıdır. Özellikle internet projelerinde bu anlamda çok amatörlükle karşılaşılıyor. Örneğin bu sitenin yazılımını kim yapacak sorusuna “En yakın arkadaşımızın, yurttan arkadaşı var yazılımı o yapacak.” Cevabını verirseniz toplantı umduğunuzdan daha çabuk bitebilir : )

13. Para kazanmayı amaçlayan her girişim eninde sonunda şirketleşecektir. Bundan dolayı fikir girişime dönüşmeye başladığı aşamalarda bu konuda verilmesi gereken kararlar vardır. Ortakların şirketteki payları, konulacak sermaye, şirketin kanuni yapısı (anonim, limited v.s.) hep düşünülmesi gereken noktalardır. Görüşmenizde eğer karşı tarafı fikrin gerçekleşeceği konusunda ikna edebilirseniz bu sorular muhakkak sorulacaktır. Bunun için bu sorulara da hazırlanıp kesin cevaplar veriniz. Biz bunu hiç düşünmedik, hele bir şirket kurulsun ortaklık paylarını sonra ayarlarız, ha limited ha anonim ne fark eder bu soruya verilebilecek kötü cevaplar arasında üst sıralardadır.

14. Görüşmede mutlaka elinizde kalem kâğıt bulundurunuz. Hangi sorulara verdiğiniz cevapların tatmin edici olduğunu veya hangi noktalarda problemlerinizin olduğunu not alınız. Bu notlar sizin için ilerde kullanacağınız büyük bir hazine olabilir.

15. Görüşme öncesi hazırlık ve görüşmede vereceğiniz cevaplar ne kadar önemli ise görüşme sonrası ilişkiler de o kadar önemlidir. Görüşmeden ayrılırken mutlaka iletişim bilgilerinizi bırakınız ve karşı tarafın iletişim bilgilerini nazik bir dil ile alınız.

Görüşme sonrası girişiminizde aldığınız mesafeyi, yaptığınız işleri tercihen eposta ile bildiriniz. Tabii bu her gün eposta göndererek karşı tarafı taciz edin anlamına gelmiyor. Önemli noktaları veya önemli soru işaretlerini aktarınız.

Öncesi ve sonrası ile bir görüşmede işinize yarayacak bazı bilgileri vermeye çalıştım. Burada anlattıklarım gerçekten işe yarar bir girişime ve girişimci bir ruha sahip kişilere önemli faydalar sağlayabilir. Bununla birlikte hasbelkader bu işe bulaşmış kişiler burada anlatılanları yapsa da çok fazla başarı elde edemeyebilirler. Önemli olan elinizdeki malzemenin yapmak istediğiniz şeye uygun olması ve sizin bu malzemeyi yoğurmanızdaki kabiliyetiniz ve azminizdir. Burada anlatılanlardan kendinizde olmayan bir şeyi varmış gibi göstermeye çalışma gibi bir mesajı almamanızı özellikle rica ediyorum. Neyseniz o olun. Olmadığınız bir şey olmaya kalkarsanız muhakkak bir yerde çuvallarsınız ve bu işleri daha kötü bir noktaya getirecektir.

Yazının girişinde belirttiğim gibi sadece formal toplantılarda girişimler konuşulmuyor. Etohum kafe toplantılarında, diğer etkinliklerde, tesadüfen bir araya gelinen ortamlarda veya eposta, sosyal ağ ortamlarında da girişim fikirleri konuşuluyor. Diğer ortamlardaki görüşmeler ile ilgili birkaç şey yazıp bu yazıyı bitireyim.

Etkinliklerde yapılan görüşmelerde en çok uymanız gereken kural zamanı etkili kullanmaktır. Muhtemelen karşınızdaki kişinin size ayıracağı zaman oldukça kısıtlıdır. Olsa olsa en çok bir kahve veya çay içecek kadar zamanınız vardır. Yani tek atımlık kurşun meselesi.

Önce kendinizi kısaca tanıtarak ve girişiminizin yukarda geçen kısa özetini aktararak başlayın. Varsa ortaklarınızın kimler olduğunu çalışmalarınızın hangi düzeyde olduğunu söyleyin. Varsa -ki olmalı- kartvizitinizi konuşma arasında verin. Eğer projenizi alfa, beta gibi herhangi bir şekilde açtıysanız mutlaka adresi verin. Ve gelecek sorulara güzel cevaplar vermeye çalışın.

Bu görüşmelerde yapılacak olan -ve maalesef yapılmakta olan- en vahim hata karşı tarafı esir almaktır. Netice itibariyle bir insanla konuşuyorsunuz o gün iyi bir gün olmayabilir veya muhatabınızın kafası sizi dinleyemeyecek kadar karışık olabilir. Girişinizi yapın, performansınızı sergileyin ve olayı gelişine bırakın. Israrcılık olacak bir işi olmayacak bir hale sokabilir. Sonuçta o kişinin konuşmak istediği veya konuşması gereken çok kişi olabilir. Dolayısıyla şansınızı iyi değerlendirin.

Eposta ve benzeri ortamlarda yapılan görüşmelerinizin eğer o kişiyle daha önceden bir yakınlığınız yoksa resmi olmasında yarar vardır. Epostaları destan şeklinde upuzun yazmayın. O kadar uzun yazıları okumak hiç kimse için cezp edici bir şey değildir. Dolayısıyla taranabilir, çabuk okunabilir formatları tercih edin. Yazınızı aşırıya kaçmamak kaydıyla biçimlendirin. Önemli noktaların altını çizin, koyu yazın. Projenizin internet üzerinde görülebileceği bir yer varsa mutlaka link verin. Nispeten zaman alıcı ekstra bilgileri direkt olarak vermek yerine bu bilgilerin bulunduğu yerlere link verin. Epostanızda ek varsa bunu yazınızda belirtin ki gözden kaçmasın.

Mesajınıza yanıt almanız bazen uzun sürebilir. Sabırla bekleyin. İki gün cevap gelmeyince aynı postayı bir daha göndermek iyi bir seçenek değildir. Bir epostanın cevaplanma süresi (bence) iki haftadır. İki hafta içinde yanıt alamazsanız şansınızı tekrar deneyin. Ve unutmayın postacı kapıyı iki kere çalar. İki defadan fazla aynı postayı göndermemelisiniz. Fikriniz ve mesajınız için doğru bir zaman, doğru bir kişi olamayabilir. Başka ortamlarda ulaşmayı planlayarak eposta macerasına son verin.

Telefonda yapılacak görüşmeler için de aşağı yukarı aynı şeyleri söylemek mümkün. Kısa, öz ve açıklayıcı olmakta her zaman yarar vardır.

Bütün görüşme türleri için söylenecek ortak şeyler de var tabii. Bunları da iletişim yöntemlerinin anlatılıp bol bol tavsiye veren yazılara, kitaplara bırakıyorum. Yalnız giderayak altın bir tavsiye vermeden bitirmek istemedim.

Hangi ortamda görüşme yapıyorsanız yapın kendinizi mutlaka tanıtın ve hatırlatın. Merhaba ben Mehmet beni tanıdınız mı? Şeklinde bir soru herhalde en büyük iletişim hatalarındandır. Bir de bunun Nasıl tanımazsınız? Versiyonu vardır ki evlerden ırak olsun : ) Yahu sadece Türkiye’de 2 milyonu aşkın sayıda Mehmet var. Sen hangi Mehmetsin? Sarı Çizmeli Mehmet Ağa muamelesi görmemek için, karşınızdakini zor durumda bırakmamak için mutlaka nerede tanıştığınızı karşı taraf “haa şimdi hatırladım” şeklinde bir refleks verene kadar hatırlatınız.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Süt kemik sağlığı bakımından yararlı mı?

sütün faydaları, Manşet, kemik gelişimi

Kemik gelişimi için sütün önemli olduğunu yıllardan beri duyarız. Peki gerçekten süt içmek kemiklerin güçlenmesine düşünüldüğü kadar katkı sağlar mı? İşte www.bbc.com sitesinden hepimizi aydınlatacak nitelikte bir makale…

Süt gerçekten kemikleri güçlendiriyor mu?

Kemiklerimizi güçlendirmek için süt içmek gerektiğine dair sözleri çocukken hepimiz duymuşuzdur.

Süt kalsiyum içerir. Kalsiyum da kemik yoğunluğu için gerekli bir mineral olarak biliniyor.

Ancak süt tüketimi ile kemiklerin güçlenmesi arasında kesin bir bağ olduğunu kanıtlamak o kadar da kolay değil.

Bunu kanıtlamak için iki büyük grupla bir deney yapılması, bunlardan birinin yıllar boyunca bol miktarda süt içerken diğer gruba süt görünümünde plasebo içecek verilmesi gerekiyor. Ama bunu pratikte uygulamak zor.

Onun yerine şu yapılabilir: Binlerce insana geçmiş yıllarda ne kadar süt içtikleri sorulup sonra da en az 10 yıl gözlemlenerek düzenli süt içenlerde daha az sayıda kemik kırılması vakasına rastlanıp rastlanmadığının tespit edilmesi.

ABD’de Harvard Üniversitesi 1997’de böyle bir araştırma yapmıştı. 77 bin kadın hemşire 10 yıl boyunca gözlemlendi. Ancak haftada bir bardak süt içenlerle iki ve daha fazla bardak içenler arasında kol ve kalça kırıkları vaka sayısı bakımından önemli bir fark görülmedi.

Etkisi iki yıl sürüyor

Aynı ekibin 330 bin erkekle yaptığı araştırmada da benzer bir sonuç alındı.

Bu alandaki 15 farklı araştırma 2015’te Yeni Zelandalı bir ekip tarafından incelendiğinde, süt içmek de dahil, kalsiyum bakımından zengin bir diyetin kemikteki kalsiyum yoğunluğunu iki yıl artırdığı, ancak sonra bu artışın durduğu gözlendi.

Diyetle alınan kalsiyuma alternatif olarak haplarla kalsiyum takviyesi de yapılabiliyor. Ancak takviyelerin uzun vadede olumsuz etkide bulunduğuna dair endişeler var.

Yeni Zelandalı ekip 51 araştırmayı inceleyerek kalsiyum takviyesinin uzun vadede avantajları ile olumsuz etkilerini kıyasladığında, onlar da kemiklerdeki güçlenmenin bir-iki yıl sonra durduğunu tespit etti.

Kalsiyum takviyesi, kemik yoğunluğunda yaşlanmaya bağlı kaybı durdurmuyor, sadece geciktiriyordu. Ekip, kemiklerde kırılma oranı bakımından bunun ancak ufak bir azalmaya tekabül ettiği sonucuna vardı.

Aynı veriler farklı ülkelerde incelendiğinde, günlük alınması gereken kalsiyum miktarı bakımından farklı öneriler ortaya çıkmıştı. Örneğin ABD’de önerilen miktar İngiltere ve Hindistan’dakinin iki katına yakındı. ABD’de günde yaklaşık üç su bardağı süt içilmesi salık veriliyor.

2014’te İsveç’te yapılan bir araştırmada ise günde üç bardaktan fazla süt içmenin kemikler için daha fazla yarar getirmediği, hatta zararlı olabileceği sonucuna varılmıştı.

Uppsala Üniversitesi ve Karolinska Enstitüsü’nün yaptığı araştırmada, insanlara önce 1987’de ne kadar süt içtikleri soruldu, daha sonra aynı soru 1997’de tekrarlandı.

2010’da bu insanlar arasında ölüm oranı incelendiğinde günde bir bardak süt içenlerde daha fazla kemik kırılması ve erken ölüm oranına rastlandığı görüldü.

Peynir ve yoğurt daha mı etkili?

Ancak bu araştırmanın da bazı sorunları vardı. İnsanlara daha önceki yıllarda ne kadar süt tükettikleri sorulmuştu, bunu doğru bir şekilde tahmin etmek mümkün olmayabilirdi, zira süt tüketimi farklı şekillerde olabilirdi.

Ayrıca bu tür araştırmalardaki en büyük sorun burada da kendisini gösteriyordu: İki olay birbiriyle gerçekten bağlantılı mı veya neden-sonuç ilişkisi gerçekten var mı?

Aynı araştırmada kafa karıştıran bir diğer sonuç ise peynir ve yoğurt tüketimi ile daha az sayıda kırık oranı arasında bir bağlantı kurulmasıydı.

Araştırmacılar, insanlara beslenme konusunda tavsiyelerde bulunurken bu sonuçların dayanak alınması için erken olduğunu, benzer araştırmaların tekrarlanması gerektiğini söylüyor. Bu sonuçlardan yola çıkarak beslenme düzenini değiştirme konusunda temkinli davranılması tavsiye ediliyor.

Yani kısaca diyebiliriz ki, mevcut verilere göre, süt içmeye devam etme konusunda bir sorun yok. Süt kemik sağlığı bakımından yararlı olabilir. Ama bu yarar sandığımız kadar uzun süreli olmayabilir.

Ayrıca kemik sağlığı açısından etkili diğer yöntemleri de uygulamak gerekir. Egzersiz yapmak ve beslenme, güneş ışığı ve fazla güneşin olmadığı yerlerde kışın D vitamini takviyesi yoluyla yeterince D vitamini almak gibi.

Uyarı: Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden BBC sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.

Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

Hepimizin biraz sakinleşmeye ihtiyacı var

sinirliyken sakinleşmek için ne yapmalı, sakinleşmek, Manşet

Günlük hayatımızda hemen her yerde can sıkıcı olaylarla karşılaşabiliyoruz. Bu olaylara verdiğimiz tepkiler de o anki ruh halimize göre değişiklik gösterebiliyor. Bu da bizi fazlasıyla yıpratabiliyor. Peki ne yapmalıyız? İşte sakinleşmek için kendimize sormamız gereken sorular…

Endişe duygusuna kapıldığınızda sakinleşmek için kendinize sorabileceğiniz sorular

Bazen insan sebepli veya sebepsiz yere endişeye kapılır. Öyle ki bu duygusunu başkalarına açıklamakta bile zorlanır. Anne babasının hastalanacağından, çok fazla para harcadığından, sevdiklerinin duygularını incitmekten, mesajlara cevap vermeyen bir arkadaş yüzünden bile endişelenir. Bir yakını eve geç geldiğinde, topluluk önünde konuşması gerektiğinde endişelenen sadece siz değilsiniz. Herhangi bir sebepten ötürü endişeye kapıldığınızda, göğsünüze bir ağırlık çöktüğünde şunu hatırlayın; yalnız değilsiniz. Endişe, birden fazla şekilde ortaya çıkabilir. Endişe duygusundan kurtulmanın da birden fazla yöntemi var. Bunlardan biri de sakinleşmek için kendinize soru sormak. İşte endişelendiğiniz zamanlarda bu duygudan uzaklaşmak için kendinize sorabileceğiniz sorular:

1. Bu gerçekten bir tehdit mi?

Hayatta kazalar olur. Ancak çoğu zaman endişe duygusuna kapıldığımızda, işlerin gerçekten de ters gittiğini söylemek biraz zor. Peki o halde sizi bu kadar endişelendiren şey ne? O şeyin gerçekleşme ihtimali ne? Bunu gerçekten bir anlığına da olsa düşünün. Bu sorulara bulacağınız yanıtlar, endişelenmenize sebep olan şeyin gerçek bir tehdit olup olmadığını kavramanızı kolaylaştırır.

2. Hazırlıklı olmak için elinizden gelen her şeyi yaptınız mı?

Hayatta bazı şeyleri kontrol edebilirsiniz, önlem alabilirsiniz. Bisiklete biniyorsanız, kask takmalısınız. Evdeki alarmın çalışıp çalışmadığını kontrol etmeli, sağlık sigortanızı ihmal etmemeli, düzenli aralıklarla doktora görünmelisiniz. Biraz sıkıcı bir çözüm olabilir ancak kendinize kontrol edilecekler listesi hazırlayabilirsiniz. Gözden geçirdiğiniz unsurları tek tek işaretlediğiniz zaman endişelerinizden bir nebze kurtulabilir, daha sakin ve planlı hareket edebilirsiniz.

3. Zihniniz biraz aşırıya kaçıyor olabilir mi?

Gecenin bir yarısı endişeye kapılmış, korkmuş ve yorgun düşmüş bir zihinden daha kötü ne olabilir? Eğer panik duygunuz ve endişeleriniz işle, başka insanlarla veya dikkatinizi dağıtacak herhangi bir şeyle ilgili olmayan saatlerde ortaya çıkıyorsa, bu durumda kontrolü ele almalısınız. Derin nefesler alıp vererek düşüncelerinizi değiştirebilir veya bir uyku meditasyonu videosu açabilirsiniz. Gece gelen kaygılarınızın, güneşin ışığıyla birlikte ortadan kaybolacağını düşünebilirsiniz.

Aslında korkmanız gereken şey, endişelerinize sebep olan şeyler değil, endişenin ta kendisi. Amerikalı ünlü yazar Seth Godin, “Endişe, davranışlarımızı verimli bir şekilde değiştirdiği zaman kullanışlıdır. Bunun dışında kalan endişe duygusu, dikkat dağınıklığının olumsuz hali, bizi çalışmaktan veya hayatımızı yaşamaktan alıkoymak için tasarlanmış bir oyalanma şeklidir” diyor.

Bir sonraki sefer panik duygunuz arttığında, endişelerinize kapıldığınızda kendinize sorular sorarak bu duyguyla baş etmeyi ve ondan kurtulmayı deneyebilirsiniz.

Kaynak: www.uplifers.com

Okumaya devam et

MAKALE

Evcil hayvan beslemenin çocuklar üzerindeki etkisi

Manşet, hayvan sevgisinin önemi, evcil hayvan, çocuk gelişimi

Evcil hayvan beslemek çocuklar için gerçekten birer tehdit mi? Evcil hayvanlar çocuklar üzerinde ne gibi etkilere sahipler? İşte www.yakiniliskiler.com sitesinden tüm bu sorulara yanıt olabilecek nitelikte bir yazı…

Evcil Hayvanlar Çocukların Gelişimini Nasıl Etkiliyor?

Hemen hepimizin kedi ve köpeklere dair çocukluk anıları vardır. Kimimiz bir sokak köpeğini sahiplenmek için ailemizi ikna etmeye çalışmışızdır, kimimiz bir yavru kediyi marketten aldığımız sütle beslemişizdir. Maalesef bazılarımız ise bu sevimli dostlarımızla oynarken ebeveynlerimiz tarafından uyarılmışızdır: “Sürme ellerini şu köpeğe!”, “Nereden buldun bu pis şeyi?!” Ebeveynler çocuklarının sağlığı ve güvenliğinden endişe ettikleri için böyle tepkiler veriyor olabilirler; fakat bu sevimli dostlarımız çocuklar için gerçekten birer tehdit mi? Evcil hayvanlar çocuklar üzerinde ne gibi etkilere sahipler?

2017 yılında yapılan bir araştırmaya göre, ergenlik dönemindeki çocuklar evcil hayvanlarıyla olan ilişkilerinden kardeşleriyle olan ilişkilerine göre daha fazla tatmin oluyorlar1. “Ama kardeşlerimizle ve evcil hayvanlarımızla aynı şeyleri paylaşmıyoruz ki” diye düşünebilirsiniz; fakat araştırmaya göre çocukların kardeşleriyle ve evcil hayvanlarıyla paylaştıkları şeyler birbiriyle hemen hemen aynı. Hatta bazı durumlarda çocuklar evcil hayvanlarına kardeşlerinden daha fazla şey anlatabiliyorlar. Buna ek olarak belirtmek gerekiyor ki; köpek sahibi olan ailelerin çocukları diğer evcil hayvanlara sahip olan ailelerin çocuklarına kıyasla evcil hayvanlarıyla olan ilişkilerinden daha memnunlar. Fakat bir köpekle yaşamanın mümkün olmadığı durumlarda diğer hayvanlar da çocuklar için son derece faydalı birer dost görevi görüyorlar.

Çok sayıda araştırma gösteriyor ki, evcil hayvanlarımızla kurduğumuz temas oksitosin salgılamamıza sebep oluyor ve bu da bizim rahatlamamızı ve sakinleşmemizi sağlıyor2. Çocuklar da – tıpkı yetişkinler gibi – stresli durumlarda, güvene veya duygusal desteğe ihtiyaç duyduklarında, öfkelendiklerinde veya üzüldüklerinde evcil hayvanlarından destek alıyorlar3,4. Fakat evcil hayvanların çocuklara faydaları bunlarla sınırlı değil. Araştırmalara göre çocuklar sadece insanlarla değil, evcil hayvanlarıyla da bağlanma ilişkisi kurabiliyorlar5. Kediler ve köpekler sevgimize karşılık verebilen canlılar oldukları için bağlanma ihtiyaçlarımızı kısmen de olsa karşılayabiliyorlar ve ebeveynleri tarafından yeterli ilgi görmeyen çocukların gelişiminde ciddi seviyede olumlu bir etki yaratabiliyorlar6,7. Ebeveynleri ile sağlıklı bir bağlanma gerçekleştiremeyen çocuklar ise ebeveynlerinin yerini evcil hayvanları ile doldurup güvenli bağlanma dinamikleri geliştirebiliyorlar8.

Evcil hayvanlar bebeklerin bilişsel gelişimi için de son derece faydalı olabiliyor. Yapılan bir araştırmaya göre; evcil hayvanlar bebeklerin konuşmayı öğrenmelerini ve gelecekte daha iyi sözlü iletişim kurmalarını kolaylaştırıyorlar9. Sabırlı birer dinleyici olmaları sebebiyle hayvanlar bebekleri konuşmaya teşvik edebiliyorlar. Bunun yanı sıra, bebekler de evcil hayvanlara sevgilerini göstermek veya komut vermek amacıyla iletişim kurmaya çabalayabiliyorlar. Evcil hayvanlar bebeklerdeki merak duygusunu tetikleyerek onları öğrenmeye teşvik edebiliyor ve aynı zamanda onlara koşulsuz ilgi göstererek duygusal destek sunabiliyorlar6. Ayrıca, öğrenme anlamlı ilişkiler içerisinde gerçekleştiğinde daha kalıcı ve etkili olduğu için evcil hayvanlarla kurdukları ilişkiler bebeklerde öğrenmeyi kolaylaştırıcı bir işlev de kazanabiliyor.

Evcil hayvanlar sadece varlıklarıyla dahi çocuklar üzerinde olumlu etkiler bırakabiliyor fakat birçok araştırma gösteriyor ki çocuklar ve evcil hayvanlar arasındaki bağ ne kadar güçlüyse, bu olumlu etkiler de bir o kadar fazla görülüyor. Bir araştırmaya göre; evcil hayvanlarıyla güçlü bağları olan çocuklar evcil hayvanlarıyla zayıf bağları olan çocuklara göre kendilerini daha güvende hissediyor, takım çalışmasına daha fazla yatkınlık gösteriyor ve daha iyi empati kurabiliyorlar10. Bir diğer araştırmaya göreyse, evcil hayvanlarla güçlü bağlara sahip olmak çocuklarda sorumluluk bilincini geliştiriyor11. Fakat belirtmekte fayda var; çocukların sorumluluk bilincini geliştirmek isteyen ebeveynlerin hayvan bakımı konusunda (örneğin evcil hayvanları nasıl incitmeden sevmek gerektiği, onlara nasıl davranmak gerektiği) çocuklarına rehberlik etmeleri de son derece önemli.

Özetlemek gerekirse; evcil hayvanlar hem bebekler hem de çocuklar üzerinde son derece önemli pozitif etkilere sahip. Bebeklerin bilişsel yeteneklerini geliştiriyorlar, onlarda merak uyandırıp keşfetmeye motive ediyorlar. Hem bebeklere hem de daha büyük çocuklara duygusal destek sunuyorlar. Bağlanma ilişkisinin gerektirdiği ihtiyaçları ebeveynleri tarafından karşılanmayan çocukların bu ihtiyaçlarının bir kısmını karşılayabiliyorlar ve bir nevi ebeveynleri tamamlayıcı bir görev üstlenebiliyorlar. Ergenlik dönemindeki çocuklar için yakın ve güvenilir bir arkadaş görevi görüp, onların çeşitli sosyal ihtiyaçlarını karşılayabiliyorlar. Tüm bunları göz önünde bulundurduğumuzda şunu söyleyebiliriz: Evcil hayvan sahibi olmak bir çocuk sahibi olmaya, çocuk sahibi olmaksa yuvaya ihtiyacı olan bir hayvan sahiplenmeye engel değil. İnternette sıkça karşımıza çıkan bu inanılmaz sevimli çiftler beraberken daha mutlu ve sağlıklı bile olabilirler!

Kaynak: www.yakiniliskiler.com
Yazan: Alper Günay
Düzenleyen: Gizem Sürenkök

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER3 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER3 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER3 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND