Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Yaşayan bilgeden dersler…

Ruhani lider kime denir, nasıl olunur, herkes olabilir mi? Mesela benden iyi bir ruhani lider olur mu? Bu ve bunun gibi sorular kafamda volta atarken, kendimi fotoğraf editörüm Süreyya Dernek”le boyu 1.50cm”yi geçmeyen, ilk bakışta pek de şirin bulmadığım, Hintli bir kadının yörüngesine girmiş buldum. Bu kadın, Brahma Kumaris Raja Yoga Meditasyon Derneği”nin düzenlediği konferans için İstanbul”a gelen dünyaca ünlü ruhsal lider, Dadi Janki”nin ta kendisiydi.

Ruhani lider kime denir, nasıl olunur, herkes olabilir mi? Mesela benden iyi bir ruhani lider olur mu? Bu ve bunun gibi sorular kafamda volta atarken, kendimi fotoğraf editörüm Süreyya Dernek”le boyu 1.50cm”yi geçmeyen, ilk bakışta pek de şirin bulmadığım, Hintli bir kadının yörüngesine girmiş buldum. Bu kadın, Brahma Kumaris Raja Yoga Meditasyon Derneği”nin düzenlediği konferans için İstanbul”a gelen dünyaca ünlü ruhsal lider, Dadi Janki”nin ta kendisiydi. Süreyya”yı bilmem ama beni gerilmiş sinirlerimden ve göğsümde bir yerlerde fırtına koparan olumsuz duygularımdan arındıran bu kadından, pozitif yaşamın ve yaşlanmamanın sırlarını öğrendim diyebilirim.

129”dan fazla ülke gezmişsiniz. 90 yaşındaki biri için yorucu bir program değil mi bu?

Yorgunluk benim sözlüğümde yer almaz. Unutma ki; kalbin ve sevginle yaptığın şeyler seni asla yoramaz. Hem zaten, ziyaret ettiğim her ülkede o kadar büyük bir ilgi ve dua yoğunluğuyla karşılaşıyorum ki, onca enerjinin karşısında güçsüz düşmem imkansız. O yüzden de dünyanın neresinde olursa olsun eğer tek bir kişinin bile bana ihtiyacı olduğunu duyarsam hemen oraya gider ve ona hizmet ederim. Bu sadece paylaşmak değil, aynı zamanda değer ve ilham vermek. Bu hisler içimde yaşadıkça ruhumu besliyor, hiç yorulmuyor, hiç yaşlanmıyorum.

ENERJİNİZİ BOŞA HARCAMAYIN

Zamane kadınları, sizin yaşınızda sizin gibi sağlıklı ve enerjik olabilmek için neler yapıyor…

İnsanın varlığını sürdürebilmek için dört şeye ihtiyacı var; yiyecek, hava, su ve dinlenme. Bence ruhun da ihtiyaçları aynı. Ben saf ve güçlü düşüncelerden yemek, sevgiden su, huzurlu bir atmosferden de aklım için oksijen yaratıyorum. Böylece ruhum da bedenim de eşit oranda doyuyor. Sen de böyle yaparsan anti-aging ürünü kullanman gerekmez.

Ruhunuza gösterdiğiniz özeni bedeninize de gösteriyor musunuz?

Ben, bedenime bakım yapmak için, kremlere, ilaçlara veya son moda kıyafetlere ihtiyaç duymam. Bu işlemler için gereken zaman ve enerjiden tasarruf eder bedenimi gereksiz yere yormam. Son zamanlarda küçücük çocuklar bile yorgunluktan şikayet ediyor. Eğer enerjini yanlış şeylere harcarsan kendini sürekli yorgun hissedersin.

Neler enerji harcamaya değer?

Kendimden örnek vererek açıklayayım. Ben hayatta sadece insanlarla olan ilişkilerim ve sahip olduğum ruhun içindeki sevgiiçin enerjimi harcarım. Halbuki pek çok insan aklını; ilişkileri, görüntüleri ve maaşlarıyla meşgul ediyor ve sürekli zihinlerini yoruyor. Bense, aç gözlü olmadığım için hiç ihtiyacım olandan daha fazla nasıl para kazanırım, diye düşünmem. Önemli olan zihindeki enerjiyi de pozitif kullanmak.

Sizi bu beyazlar ve pozitif düşünceler içinde görünce, ister istemez ”İçinde negatif hiç mi bir şey yok acaba” diye düşünüyorum…

Unutma insanlar içlerinde her türlü düşünceyi barındırır. Hem kendilerine hem de başkalarına karşı agresif hisler besler, birbirlerini kıskanır, düşüncelerinde saldırırlar. Sonra da kendilerine ”Bunda ne var ki, sadece içimden geçiriyorum” derler. Ama aslında hiddet içeren düşünceler birleşip, insanları şiddet içeren aksiyonlara götürür. Bu negatif hisler benim ruhumu rahatsız eder. Benim saf ve pozitif duygu ve düşüncelere ihtiyacım var. Böylece hem ben olumlu olurum hem de çevremdekilere olumlu enerji yayarım.

Siz hiçbir şeye kızmaz, hiçbir şeye üzülmez misiniz Allah aşkına!

Hayatta yaşayacak çok fazla vaktim kalmadığı için, yanlış yola girenlerin hayatlarında reformlar yapmalarına yardım etmek istiyorum. Kendileriyle barışık bir hayat sürmeleri için tecrübelerimi aktarmak istiyorum. Tavsiyelerimi dinlemezlerse de kızmıyor sadece anlamaya çalışıyorum.

DOĞA BİZİ CEZALANDIRIYOR

Siz böyle konuştukça kendimi kötü biri gibi hissediyorum!

Senin yaptığın işi ben yapamam. Benim yaptığım işi de sen yapamazsın. Bu yüzden de ben seninle, yapabildiğim işin sırlarını paylaşıyorum ki, sen de başkalarıyla benden öğrendiklerinin ve kendi becerilerinin harmanını paylaşabilesin. Benim görevim önce kendimi anlamak, sonra tanrıyı, daha sonra da onlara ihtiyaçlarını verebilmek için etrafımdaki insanları anlamak. Tutkulu olman seni kötü yapmaz ama kendini geliştirebilirsin.

Yaşanan terörist eylemler ve savaş, sizin gibi pozitiflik için yaşayan birini çok üzüyor olmalı.

Savaş sadece cephede ölenleri değil, savaşa neden olanları da, savaşması emredilenleri de, savaşamaya gidenlerin yakınları ve savaşılan toprakları da etkiliyor. Kan dökmek için toplanan milyonlarca insana, barış için aynı yerde olmalarını teklif etseniz kaçı gelir? Demek kitleleri etkilemek için önce bireylerin ruhundaki şiddeti söndürmek gerek. Biz bir aileyiz. Hep ”ben” demek ne kadar egoistlikse aynı şekilde ”benim ülkem” demek de öyledir. Dünyada sürüp giden o kadar kötü enerji, günah ve hata var ki, artık toprak bile buna tepki gösteriyor, deprem gibi çeşitli afetlerle tavrını ortaya koyuyor.

Yani doğa, bizi cezalandırıyor mu?

Bu sorunun cevabı oldukça derin. Ama eğer konuyu kendi açımdan ele alarak cevap vermem gerekirse, şunu söyleyebilirim ki doğa bugüne kadar bana hiç zarar vermedi. Çünkü ben dünyadaki tüm elementlere sevgi veriyorum. Dokunduğum çiçeğe, bastığım toprağa ve soluduğum havaya hep sevgi dolu pozitif enerji yayıyorum. Bugüne kadar adımımı attığım hiçbir kara parçası beni cezalandırmadı. Depremlerin, tsunamilerin gerçekleştiği pek çok ülkeye gittim ama hiçbirinde yara almadım. Tanrıya ve elementlerine karşı hissettiğim sevgi, beni koruyor. Bu beden 90 yaşında, ama bana hiç zorluk çıkarmıyor.

Nasıl yani, hiç hastalanmıyor musunuz?

Bazen sıkıntılarımın olduğu doğru. Ama o sıkıntılı anlarda, ben hastalandığımı düşünmüyorum. O anlarda anlıyorum ki, doktorlara hizmet etme zamanım gelmiş. Ben, beni muayene eden doktorla kendi bilgilerimi ve enerjimi paylaşıyorum, o da benimle kendisininkini. Böylece karşılıklı bir alışveriş yaşanıyor ve bunun için de hiçbir zaman fatura kesilmiyor.

Dadi Janki”nin dünyadaki izleri

1916”da Kuzey Hindistan”daki Sindh bölgesinde doğdu.

1937”de 400 kişilik güçlü bir kadınlar topluluğu olan Ruhsal Üniversite”ye katıldı.

1937-1951 yılları arasında yöneticilik becerileri konusunda eğitimler aldı, aynı zamanda hemşirelik görevini yürüttü.

1951-1974 yıllarında Hindistan”ın dört bir yanında eğitim merkezleri kurarak, kast sistemine meydan okudu; bireyleri ve özellikle kadınları, kendine yetme ve liderlik becerilerini geliştirme konusunda güçlendirdi.

1974”de Londra”ya geçerek üniversitenin genişlemesi işini yürüttü ve insan doğasının Doğu ve Batı kültürleri arasındaki evrenselliğini gösterdi. Bu çerçevede 129”dan fazla ülkeye seyahat etti ve toplumsal projelere katıldı, dünya liderleriyle görüştü.

Onun yönlendirmesi ve ilhamları sayesinde üniversitenin merkezleri, İngiltere”de ve dünyanın 90”dan fazla ülkesinde açıldı.

1983”de Brahma Kumaris Dünya Ruhsal Üniversitesi”nin Yönetici Eş-Başkanı olarak atandı.

1986 yılında ”Barış İçin Bir Milyon Dakika” programını -Birleşmiş Milletler Uluslararası Barış Yılı için yapılan en büyük maddi amacı olmayan projeyi- başlattı.

İhtiyacınız olan dört doğru

İlginizi, hayatta gerçekten önemli olan ve gerçekten ihtiyaç duyduğunuz şeylere yönlendirmelisiniz. Bunların yanında tanrıyla bağ kurmanız, etrafınızdakilerle iletişimde olmanız, onlara doğru yolu göstermek ve elinizden gelen her konuda yardım edebilmeniz için dört şeye ihtiyacınız var. Bunlar; doğru refakatçi, doğru anlayış, doğru destek ve doğru refakatçiyle güçleri doğru yönde birleştirebilme. Ben her zaman, hayatım başkasının hayatına destek olabilsin diye uğraşıyorum. Böylece ruhum, kendini diğer ruhlardan soyutlamamış oluyor. Bu da ona zarar vermek isteyenlere karşı destek edinmesini sağlıyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Mutlu olma korkusu: Çerofobi nedir?

mutluluk korkusu, Manşet, çerofobi nedir, çerofobi belirtileri

Mutlu olmayı hak etmediğinizi mi düşünüyorsunuz? Eğer mutlu olursanız bunun olumsuz sonuçlar doğuracağına mı inanıyorsunuz? O zaman siz de mutluluk fobisine sahip olabilirsiniz. İşte çerofobi olarak da bilinen mutluluk korkusu hakkında her şey…

Mutluluktan korkmanın diğer adı: Çerofobi

Çerofobi, hakkında pek konuşulmasa da oldukça yaygın olduğu düşünülen bir sorun. Mutluluk korkusu diye bilinen bu kaygı türü, insan hayatını çekilmez bir hale getirebiliyor. Tedaviye başlamak için, önce geçmişinizi eşelemeniz gerekiyor.

Bir şeyin gerçek olamayacak derecede iyi göründüğünü hissettiğinizde, yani son zamanlarda sizin yararınıza birçok şey yaşandığını fark ettiğinizde, bu durum şüpheli mi görünüyor?

Kimi insanlar bu duyguyu aşamaz ve iyi şans, zihinlerinde bir uğursuzluğa dönüşür.

Akıldışı bir nefret duygusuna sahip olan insanlar, “Çerofobi” adı verilen bir olgudan mustariptir. Bu terim “keyifliyim/neşeliyim” anlamına gelen “chairo” kelimesinden türemiştir. Temel anlamda, (bu kişilerin) eğlenceli bir şeye katılmaya korkması anlamına gelir.

Korkutucu olan şey aktiviteler değil; şayet (eğlenceye) katılırsanız, mutlu ve kaygısız durumdayken korkunç bir şey olacağı korkusudur.

Çerofobi yaygın biçimde kullanılmıyor ya da iyi tanımlanmamış bir terim ve ruh sağlığı durumlarının teşhisinde temel kaynak olan (ABD’de kullanılan) ‘Zihinsel Bozukluklar Tanısal ve Sayısal Kılavuzu’nun  (DSM-5) son baskısında mevcut değil.

Ancak Healthline adlı siteye göre, kimi tıp uzmanları Çerofobi’yi bir kaygı biçimi olarak sınıflandırıyor.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

Büyük ihtimalle çerofobisi olan biri her an için üzüntü yaşamıyor, yalnızca mutluluk yaşatabilecek olaylardan ve etkinliklerden kaçınıyor.

Healthline’ın aktardığına göre, bozukluğun kimi işaretleri şunlar:

– Bir sosyal buluşmaya davet edildiğinde endişe hissi.

– Kötü bir şeyin gerçekleşeceği korkusundan dolayı olumlu yaşamsal değişimler sağlayabilecek fırsatları görmezden gelme.

– “Eğlenceli” etkinliklere katılmayı reddetmek.

– Mutluluğu düşünmenin kişiyi kötü veya fena birisi yapacağı düşüncesi

– Mutluluğu düşünmenin kötü bir olayın gerçekleşeceği anlamına geldiğine inanmak

– Mutluluğu göstermenin, sizin ya da aileniz veya arkadaşlarınız için kötü olduğuna inanmak.

– Mutlu olmaya çabalamanın zaman ve enerji kaybı olduğunu düşünmek.

Psikiyatrist Carrie Barron, ‘Psychology Today’ adlı sitede yayınlanan bir blog yazısında, “zevk alma korkusu” biçiminde tanımlanan “Hedonofobi” ya da Çerofobi yaşayan insanlarla ilgili olası sebepleri ele alıyor.

“Bugünlerde, mutluluk arayışını konu alan birçok konuşma var,” diye yazmış.

“Bir insanın bu pozitif duygudan korkması olağandışı görünebilir. Şayet çocukluk dönemine dayanan bir mutluluk/ceza ilişkisinden kaynaklanıyorsa, düşündüğümüzden çok daha yaygın olabilir.”

SEBEBİ OLUMSUZ DENEYİMLER OLABİLİR

Örneğin, sevdiğiniz bir insanla veya belirli bir olayla ilişkilendirdiğiniz olumsuz bir deneyim ile çatışma yaşama korkusundan kaynaklanıyor olabilir. Mutluluk verici bir olayın hemen ardından kötü şeyler yaşamışsanız, buna karşı bir direnç geliştirebilirsiniz.

Barron, “Eğer zevk almaktan hoşlanmıyorsanız, bunun sebebi yol üzerinde bir yerde öfke, ceza, aşağılama ya da hırsızlığın -zevki siz hak etseniz de onlar ele geçirmiş ve- sevincinizi öldürmüş olması mümkün,” diye ekliyor. “Artık bunu hissetmekten korkuyorsunuz; zira, ardından bir hayal kırıklığı geliyor.”

Metro haber sitesinin gerçekleştirdiği bir söyleşide, blog yazarı Stephanie Yeboah, kendi deneyiminden çerofobi ile yaşamanın neye benzediğini anlatıyor:

“Bu, mutluluğun uzun sürmeyeceğini hissetmeniz nedeniyle tam anlamıyla bir ümitsizlik hissi yaşatıyor; bu ise, bir şeye dâhil olmaktan veya aktif biçimde bir şeyler yapmaktan kaygı duymanıza neden oluyor.

“Mutluluk korkusu, bir kişinin aralıksız olarak mutsuzluk içinde yaşadığı anlamına gelmiyor. Benim durumumda, çerofobi, travmatik olaylar nedeniyle daha da kötüleşti ve tetiklendi. Kazanılan bir kampanyayı kutlamak, zor bir görevi tamamlamak ya da bir müşteriyi kazanmak gibi şeyler bile huzursuz hissettiriyor.

Yeboah’ın çok da faydalı olmadığını ifade ettiği çerofobi tedavisi, kimi durumlarda depresyon sorununu tedavi etmekle karıştırılabiliyor.

“Çerofobi hakkında çok fazla kaynak olmadığı için yapabileceğim pek bir şey yok, bu yüzden sadece onunla yaşamaya devam ediyorum ve mümkün olduğu kadar onu düşünmekten kaçınıyorum.”

GEÇMİŞLE HESAPLAŞMAK GEREKİYOR

Barron, geçmişinizi eşelemenin başlangıç için iyi bir yer olduğunu, bu sayede olumsuz sonuçlardan korkmaksızın, keyfince zaman geçirmeye, eğlenmeye ve mutluluğa karşı tolerans göstermeyi deneyebileceğinizi söylüyor.

Bilhassa, iç-görü odaklı psikoterapi ve bilişsel davranışçı terapiler gibi tedavilerin, insanların sebepleri idrak etmede, ayrıca zevk ve acı arasında kurdukları olumsuz bağlantıları çözme noktasında yararlı olduğunu söylüyor.

Çerofobi ile uğraşmak, her şeyden öte, düşünme biçiminizi değiştiriyor. Şayet aynı sorunu yaşadığınızı düşünüyorsanız, büyük ihtimalle, geçmişte yaşanan bir çatışma ya da travma sebebiyle ortaya çıkan bir savunma mekanizmasıdır.

Sorunlarınız üzerinde çalışmak zaman alır; fakat tedavi ile bunu geçmişte bırakacak, mutluluğun tadını çıkaracak ve işte o anda yaşamaya başlayabileceksiniz.

Yazar: Lindsay Dodgson
Çeviren: Tarkan Tufan
Kaynak: www.gazeteduvar.com

Okumaya devam et

MAKALE

2019’un rengi belli oldu!

renk trendleri, pantone 2019, canlı mercan rengi, 2019 yılının rengi

Bu renk insana yaşama sevinci aşılıyor. Her bakışta farklı algılanan rengin sırrı ise denizin derinliklerinde gizli… Yeni yılda bu rengi sıkça görmeye hazır olun! İşte 2019’un rengi …

Pantone, 2019’un rengini açıkladı: Yaşama sevinci aşılıyor

Pantone Renk Enstitüsü her sene seçtiği yılın rengiyle pek çok sektörde kullanılan renk trendlerine ilham oluyor.

Pantone Renk Ensititüsü,  2019 yılının renginin, PANTONE 16-1546 Living Coral, yani  “canlı mercan” olduğunu açıkladı. Her bakışta farklı algılandığı söylenen “canlı mercan” renginin bakıldığı zaman insana yaşama sevinci aşıladığı düşünülüyor. Enstititü, her yıl renk belirlerken, topluma umut aşılayacak ve iç açacak renkler seçmeye özen gösterdiğini belirtti.

Son 20 yıldır insanların satın alma eğilimlerini, moda, mimarlık, dekorasyon ve ürün geliştirme stratejilerini yönlendiren renk trendlerini belirleyen Pantone Renk Enstitüsü, 2019 yılında canlı mercan renginin pek çok alanda karşımıza çıkacağını belirtiyor.

“Canlı mercan” hakkında yapılan yorumlardan biri de bu rengin her an karşılaşılabilecek bir renk olmayışı. Genel olarak denizin derinliklerinde yaşayan ıstakoz, karides, yengeç gibi hayvanlarda görülebiliyor. Bu sebeple insanlarda merak uyandırdığı ifade ediliyor.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Beyninize format atmak ister misiniz?

zihni boşaltma yolları, zihin detoksu ve olumlu düşüncenin gücü, beyin detoksu

Vücudumuzdaki fazlalıklardan kurtulmak için detoks yapıyoruz. Peki, zihnimizdeki fazlalıklardan nasıl kurtulacağız? İşte kendimizi yenilemek için 10 adımda zihinsel detoks…

10 ADIMDA ZİHİNSEL DETOKS!

Toprakla uğraşan insanlar bilirler, onu çer çöpten arındırmadan temizlemeden yeni bir tohum ekemezsiniz. Ancak toprak hazır olduğunda onu ekip verim alabilirsiniz. Zihnimiz de tıpkı toprak gibidir. Onu da hatadan yanlıştan arındıralım ki yeni yaratımlar yapabilelim.

Peki bu arınma nasıl yapılacak? Elbette zihinsel detoksla!

Bu süreçte aynı fiziksel detoksta dışarıdan aldıklarımıza nasıl dikkat ediyorsak, zihnimize kabul ettiklerimize ve dışardan bizi etkileyen olumsuz uyarıcılara da dikkat etmeliyiz.

İşte bunun çözümü aşağıdaki 10 maddede:

1- Enerjinizi olumsuz, negatif insanlara harcamaktan vazgeçin.

2- Geçmiş ilişkilerinizden özgürleşin. Sizi üzmüş akraba, arkadaş, eski sevgili kim varsa hepsini affedin. Ayrıca onlardan kalan hediye, fotoğraf, eşya, mesaj gibi şeylerin tümünden kurtulun.

3- Yaşam alanı detoksu… Öncelikle yakın çevreniz ve evinizden başlamakta fayda var. Evinizin sade, temiz ve karmaşadan uzak olması çok önemli. Hayatınızdaki karmaşa en başta evinizdeki karmaşadan kaynaklanıyor olabilir mi? Bu noktada evde kurumuş çiçekler varsa önce onlardan kurtulun çünkü bunlar düşük enerjilerdir. Cansız hayvanlar, böcekler aynı şekilde temizlenmeli. Ağır tablolar, heykel, maskeler ne varsa hepsinden özgürleşin. Daha hayat enerjisi çağrıştıran ağaç, çiçek, aile tablosu, dünyanın güzel yerleri gibi seçenekleri tercih edin. Baş ucunuza astığınız yalnız kadın tablosu aslında sizi de yalnızlaştırabilir!

4- Yaşamın her boyutuyla barışın. Ayrılıklar, hastalıklar, ölümler yüzünden elbette insanlar çok derin acılar çekiyor fakat yas bittikten bir süre sonra bu durumu kabullenmek gerekir. Aksi halde bu birçok olumsuz sonuca yol açıyor.

5- Enerjisi yüksek müzikler tercih edin. Söylediğimiz şarkılar somut bir şekilde hayatımızda açığa çıkabiliyor. Ayrıca olumsuz şarkı sözlerine sahip şarkılar beynimizi, duygularımızı ve ruh halimizi etkiliyor.

6- Kullandığınız kelimelere, cümlelere dikkat edin. ‘’Her şey kötüye gidiyor.’’ gibi cümleler kullanmak her şeyin kötüye gitmesine neden olur. Çevrenizdeki olayların %10 unu kontrol edemezsiniz fakat %90 ı sizin ona verdiğiniz tepkilerdir. Tutum ve tavırınızı değiştirmeye çalışın. Bu noktada odanızın bir köşesine yapıştıracağınız olumlama notları muhteşem bir etki yaratabilir. (Olumlama notlarından farklı bir yazımda daha bahsedeceğim.)

7- Her şeyin bir bilinci var. Evinizdeki eşyalar bile hayatınızda çok önemli bir fark yaratabilir. Eski, ağır enerjiler taşıyan eşyalardan kurtulun. İkinci el alınan eşyalara çok dikkat etmek lazım. Size iyi hissettirdiğinden emin olun. Evinizin bir köşesine mutlu anılarınızdan oluşan bir fotoğraf köşesi yapabilirsiniz. Ayrıca güzel battaniyeler, doğal kokular, minik ışıklandırmalarla evinizin enerjisini yükseltebilirsiniz.

8- Telefon ekranınızdaki görsellere dikkat! Sürekli gördüğümüz bu fotoğrafların bilinçaltımızı olumlu etkilemesi çok önemli. Başarılı hissettiğiniz bir anın fotoğrafını veya sizi motive eden güzel bir görseli tercih edebilirsiniz. Bilgisayar ekranlarını da unutmamak lazım.

9- Renklerin gücüne inanın. Hayatınızda aşk, cinsellik ihtiyacı varsa kırmızı, huzur, iletişim ise mavi veya tükenmişlik varsa ve rahatlamak istiyorsanız daha çok beyazı tercih etmelisiniz. Bir rahatsızlığınız varsa yeşil şifa rengidir. Pembe ise sizi ciddi anlamda rahatlatan sevgiye açan bir renktir.

10- Hayattaki hedeflerinizi görselleştirin, hayal kurun. Beyniniz inandığı bir şeyi gerçekleştirmeye programlıdır. Özellikle sabah ilk uyanıldığında ve gece uyumadan hemen önceki anlar çok değerli. Sizi mutlu eden şeyleri, hayallerinizi düşünün ve zihninizde yaşayın. Sabır ve azimle birlikte bir süre sonra bunları hayatınıza çektiğinizi fark edeceksiniz.

Yazar: Selin Demiröz
Kaynak: www.medium.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

TREND