Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Yaşam amacınıza ulaşmada dayanılmaz çekiciliğin 28 ilkesi

Başarı peşinde koşmak istemiyorsanız, başarı sizin peşinizden koşsun istiyorsanız, “kişisel çekicilik” becerinizi geliştirmeniz gerekiyor. İşte size uzmanların 28 önerisi….

yaşam amacına ulaşmanın yolları, yaşam amacına ulaşmak, hayatın amacı nedir

YAŞAM AMACINIZA ULAŞMADA DAYANILMAZ ÇEKİCİLİĞİN 28 İLKESİ

1. Biraz da kendinizi düşünün: Siz yoksanız, başka hiçbir şey de yoktur ve çekicilik olanaklı değildir. Günlerinizi yaşam amacınızı tam olarak ifade eden etkinliklerle geçirin; bunun dışındakileri, kendi yaşam amaçlarına uygun bulacak kişilere devredin.

2. Kendinizi geleceğin kıskacından kurtarın: Çekicilik şimdi iş görür, gelecekte değil. Amacınızın yaşamınızı bugün biçimlendirmesini sağlayın. Sakın erteleyip, “Günün birinde yaparım,”sendromuna kapılmayın. Yaşam amacınızı hemen bugün ifade edin; şu da olsun, bu da gerçekleşsin diye beklemeyin.

3. Her olaya fazlasıyla karşılık verin: Aşırı tepki göstermek yerine, fazlasıyla karşılık vererek gelişirsiniz; bu da çok çekicidir. Her durumda yaşam amacınızı dolu dolu ifade edin; kendinizi tutmayın. Burada fazla karşılıktan kasıt, yarattığınız yaşam amacınızdan hareketle kendinizi tam olarak ortaya koymanızdır. Öte yandan, reaksiyon göstermek yarattığınız değil, size benimsetilmiş bir amacın ürünüdür.

4. Her alanda sonsuz bir potansiyel oluşturun:Karşı konulamaz ölçüde çekici olmak için asla yeter demeyin. Temel gereksinimleriniz karşılanmıyorsa, yaşamınızı yaşam amacınızı ifade etmeye adamanız güçtür. Sonsuz reservler oluşturarak varoluşunuzdan kaynaklanan temel fiziksel ve ruhsal gereksinimlerinizin baskısını azaltın. İşte sizeasla yeter dememeniz gereken alanlardan bazıları: sevgi, dostluk, dinginlik/sükunet, amaç dolu projeler, enerji/sağlık.

5. Sadece haz almak uğruna değer katın:Zevk aldığınız için değer kattığınızda, insanlar doğal olarak sizi çekici bulur. Sadece haz almak için değer katmak, yaşam amacınızın doğal biçimde ifade edilişinden kaynaklanır. Hayatta kalma gereksiniminin baskısından kurtulun; bizler doğal olarak kendisini tanımlayan varlıklarız.

6. Digerlerini derinden etkileyin: İnsanlarla ne kadar çok temasa geçerseniz, o denli çekici olursunuz. Diğer insanlarla iletişim kurduğunuz ölçüde çekici olursunuz. Yaşam amacınızı ifade ettiğinizde, zaten diğer insanlara dokunup, onlar üzerinde etki yaratmış olursunuz.

7. Yeteneklerinizi utanmadan sergileyin: İyi yaptığınız bir şey konusunda utangaç davranırsanız, çekicilikten yoksun biri olacaksınız. Yetenekleriniz yaşam amacınızı tam olarak ifade edebilmeniz için Tanrı tarafından size verilmiş hediyelerdir. Bu yetenekleri pazarlamak sizi çekici kılacak ve yaşam amacınızı tümüyle ifade edebilmenizi sağlayacaktır.

8. Kendinize karşı dayanılmaz ölçüde çekici olun: Kendinizi dayanılmaz biçimde çekici bulmuyorsanız, başkalarını kendinize nasıl çekebilirsiniz? Yaşam amacınıza uygun biçimde yaşamak sizi kendinize karşı git gide daha çok çekici kılacaktır. Siz kendinizi çekici bulursanız, diğerleri de bulur.

9. Etkileyici bir yaşam tarzıyla yetinmeyin; doyurucu bir yaşamınız da olsun: Harika bir yaşam çekicidir; oysa yaşam tarzı genellikle baştan çıkarıcıdır. Doyurucu bir yaşam… evet doğru tahmin ettiniz, yaşam amacınızı bilmekten ve buna uygun yaşamaktan geçer. Görkemli bir yaşam tarzı kuşkusuz arzu edilir ve hatta eğlenceli bir şeydir; yeter ki yaşam amacınızı engellemesin. Böyle yaklaşıldığında, parıltılı yaşam tarzlarının önemi de azalır zaten.

10. Söz verdiğiniz şeyin iki katını verin: Sürekli sizden beklenenden fazlasını sunarsanız, yeni müşteriler size doğru çekilecektir. Bu konunun iki yönü vardır. Öncelikle, olmayacak vaadlerde bulunmayın. Aşırı vaat kendine güvensizliğin ve şişkin bir egonun işaretidir. Kim olduğunuzu bildiğinizde ve her gün kendinize karşı dürüst yaşama deneyimini edindiğinizde aşırı vaat zaten gereksizleşir. İkinci olarak, amacınızı doğal biçimde ifade ettiğinizde, insanların sizden beklediğinin iki katını sunmak oldukça kolaydır.

11. Sizi ileriye doğru çekecek çekim alanları yaratın: İleriye doğru çekilmek çekicidir, itilmek ise hiç hoş değildir. Yapamayacağınız, daha doğrusu yapamayacağınızı düşündüğünüz ölçüde amaç projeleri yaratın ve bu tür bir projenin yaratacağı çekim alanının sizi zorunlu olarak bu yeni kişiye dönüştürmesini bekleyin. Bir başka deyişle, boyunuzdan büyük işlere kalkışın!

12. Ertelemekten vazgeçin: Zaman pahalıdır; bu yüzden de gecikme hiç çekici değildir. Amacınızı ifade etmeyi ertelemeyi neden isteyesiniz ki? Yaşamınız amacınızı daha çok sergiler hale geldikçe, kendinizi ifade etmeyi ertelemekten vazgeçmek daha anlamlı hale gelecektir.

13. Kişisel gereksinimlerinizin karşılanmasını sağlayın: Karşılanmamış gereksinimleriniz varsa, aynı konumdaki diğer insanları kendinize çekersiniz. Bu konu sonsuz reserv oluşturmakla ilgilidir; karşılanmamış gereksinimler karşılanmamış benzer gereksinimleri olan insanları çeker. Gereksinimlerin çoğu hayatta kalma ile ilgilidir. Bunların ne kadarını hallederseniz, yaşam amacınızı ifade etmek için o kadar yer açılır.

14. Ayrıntılarda zenginleşin: Ayrıntılar, açık seçik ortada olanlardan daha çekicidirler. Yaşam amacı bağlamında, sizi zenginleştirecek ayrıntılar yaşam amacınızı an be an ifade edebilmektir. Zenginlik anın farkında olmaktan ve yaşanan her an için minnet duymaktan geçer. Tüm ayrıntılara asla hakim olamazsınız, ama amaçlı bir yaşam sürmenin “an” ile ilişkisini kavradığınızda, ayrıntılarla oynamak çok daha eğlenceli hale gelir.

15. Hiçbirşeyi sineye çekmeyin:Bir şeyi sineye çekerseniz, bedelini ödersiniz. Bedeller pahalı olduğundan çekici değildir. Bunun amaçlı bir yaşam sürmekle çelişen bir yönü yoktur.Bunu yapmak için önce şu anda neleri tolere etmek zorunda kaldığınızı belirlemeniz, ardında da sistemli biçimde bunları birer birer yaşamınızdan çıkarmanız gerekecektir.

16. İnsanlara sizi nasıl memnun edeceklerini gösterin: İnsanları tahmin yürütmek zorunda bırakmayın. Yaşam amacınıza uygun bir yaşam sürdürdüğünüzde hoşnut olacağınız açıktır; öyleyse, insanlara sizi nasıl memnun edeceklerini göstermenin yolu, kim ve neyin peşinde olduğunuz bilgisini onlarla paylaşmaktan geçer. Bu durumda, amacınızı ifade etmenize yardımcı olmak için bir şey yapabilecekleri konularda katkıda bulunmalarını sağlamanız doğal bir adımdır.

17. En kötü zayıflıklarınızı kabullenin: Kendinizin en kötü yönünü kabullenirseniz, başkalarını daha kolay kabullenirsiniz. Bunun anlamı, doğuştan gelen, yani devralınmış amacınızı kimliğinizin ayrılmaz bir parçası olarak görmeniz gerektiğidir. Unutmayın, doğuştan gelen, yani devr alınmış amacınızdan kurtulmaya çalışmıyoruz. Bildiğimiz kadarıyla, bu amaçtan kurtulmak söz konusu değildir; öyleyse benimsemek daha uygun bir davranış olacaktır. Böyle yapmakla, arka plandan ön plana çekerek devralınmış amacınızı daha belirgin hale getirirsiniz. Bu da amacınızı sahiplenmeniz, onu insanlarla daha doğal biçimde paylaşmanızı sağlar ve gerçek amacınıza ulaşmada size yardımcı olur.

18. Kendinizi duyarlı kılın: Duyarlılığınız arttıkça, şimdi varolan çok sayıdaki fırsatı daha iyi fark edip değerlendirirsiniz. Amacınızla ilişkiniz ne denli sıkıysa, yaşama ve yaşam amacınızı eksiksiz ifade etmeniz için sizi çevreleyen ve tarafınızdan kullanılmayı bekleyen zengin kaynaklara karşı o ölçüde duyarlı olursunuz.

19. Çevrenizi kusursuzlaştırın: Çekicilik, birinci sınıf bir çevreyi zorunlu kılan karmaşık bir sistemdir. Çevreniz, oluşumunuzun önemli bir yönüdür. Sizi devralınmış ya da gerçek amacınıza doğru yöneltir. Çevrenizin ayrılmaz parçası da yaşamınızdaki insanlardır. Sizi yaşam amacınıza uygun biçimde tanıyan ve ve bunu ifade etmede sizi destekleyen insanlarla çevrili olmalısınız.

20. Yeter demeden karakterinizi sürekli geliştirin: Dürüstlük, karşı konulamaz ölçüde çekici olmak için yeterli değildir; karakterli olmak da gerekir. Sefiller romanı, karakterin ne olduğunu sergilemede iyi bir örnek olarak görülebilir. Bu romanda, Jean Valjean, tutarlı ya da bütünlüklü bir yaşam sürmeyi bir sonraki düzeye taşır: karakterli bir yaşam sürme düzeyine.

21. Şimdinin ne kadar kusursuz olduğunu kavrayın: Özellikle de hiç öyle olmadığı zamanlarda. İçinde bulunduğunuz zamanın kusursuz görünmediği anlar, aslında fırsatlarla ve fark edilmeyen kaynaklarla doludur. “hiçbir şeyin rastlantısal olmadığı bir Evrende” bu eksiklik duygusunu hissettiğimiz anların kusursuzluğunu keşfetmek görevimizdir.

22. Koşulsuz şartsız yapıcı olun:Yüksek düzeyde yapıcılık her zaman çok çekicidir. Hiçbir şeyi güçleştirmeden, olabilirliğe dayalı bir yaşam amacı kayıtsız şartsız yapıcı olmayı kolaylaştırır.

23. Kararlılıkla değerlerinize yönelin: Gününüzü sizi tatmin eden şeyleri yaparak geçirdiğinizde, çekici olursunuz. Değerleriniz amacınızın ayrılmaz parçası olduğundan, amacınıza da yönelmiş olursunuz. Değerlerinize ve dolayısıyla yaşam amacınıza uygun olan ve olmayan etkinlikleri listelediğinizde, neye yönelip nelerden vazgeçeceğiniz açıkça ortaya çıkacaktır.

24. Herşeyi yalınlaştırın: Zorunlu olmayan şeylerden kurtulmak, size çekici olmanız için daha çok yer açacaktır. Odaklanma ve yalınlık, yaşam amacınızı bilmenizin doğal yan ürünleridir. Amacınıza uygun yaşamanızı sağlayacakları koruyup diğerlerinden kurtulun.

25. İşinizde ustalaşın: Yaptığınız işte en iyi olmak, başarılı olmanın en kolay yoludur. Yaşam amacınızı tam olarak ifade etmenizi sağlayan Tanrı vergisi beceri ve yeteneklerinizi en üst düzeye getirin.

26. Farkında olun ve doğruyu söyleyin:Gerçek en çekici şeydir, ama beceri ve farkındalık gerektirir. Doğruyu duyulur biçimde söyleme becerinizi geliştirin. Kendinizi doğruları söylemeye alıştırmanız, diğerlerinin de kendi doğrularına ve amaçlarına ulaşmalarınısağlayacaktır.

27. Vizyon sahibi olun:Ne olacağını görebildiğinizde, geleceği oluşturmak için uğraşmanız gerekmez. Kendinizi aşmanızı sağlayan bir yaşam amacı, aslında dünyayı ilgilendiren bir vizyondur.

28. Daha insancıl olun:Samimiyet sizi çekici kılar. Kendiniz gibi olmayı becerdiğinizde daha çekici olursunuz. Yaşam amacınızı ifade ettiğinizde kendiniz gibi olursunuz.

Yazar: İlkten Çetin
Kaynak: www.tavsiyeediyorum.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Renklerin anlamları ve psikolojik etkileri

renklerin anlamları ve kullanım alanları, renklerin anlamı, renkler, renk

Farklı renklerin insan vücudunu ve zihnini etkilediğine dair iddiaları sıklıkla duyarsınız. Peki, bu iddiaları destekleyen bir bilimsel delil ya da veri var mıdır? İşte yanıtı…

Renklerin İnsan Vücudu ve Zihninde Farklı Etkileri

Renkler bir cisim tarafından yansıtılan, yayılan ya da geçirilen ışığın dalga boyunun, gözdeki ışığı algılayabilen yapılar tarafından algılanmasıyla görülür.

Renklerin insan vücudu ve zihninde farklı etkileri olduğunu çoğu zaman hissedebiliriz.

Peki, bu iddiayı destekleyen veri veya bilimsel bir araştırma var mı?

Leeds Üniversitesindeki bir grup araştırmacı renk deneyimi üzerine olan araştırmalarında, ışığın insan davranışı ve psikolojisi üzerindeki etkilerini anlamak için bir çalışma yaparlar.

Deneyim Tasarımı adını verdikleri bu sistemde bir oda herhangi bir dalga boyunda olan renkli bir ışıkla doldurulur.

Bu grup yaptığı son araştırmalarda renkli ışığın kalp atışı ve tansiyon üzerine küçük bir etkiye sahip olduğunu bulmuştur. Kırmızı ışığın az da olsa kalp atışını hızlandırdığını, mavi ışığın ise kalp hızını yavaşlattığını göstermiştir. 

Aynı üniversiteden Nicholas Ciccone tarafından yürütülen bir araştırma, renkli ışığın kişilerin psikolojisi üzerindeki etkisine dair kesin bir kanıt bulamamış olsa da buna benzer çalışmalar renklerin yaratıcılık, öğrencilerin sınıf içinde anlatılanları daha iyi öğrenebilmesi ve uyku kalitesini artırabilmek üzerine devam etmektedir.

Işık, özellikle renkler, bizleri normal bir görmenin de ötesine taşıyabilir.

Anlamları ve hayatımıza olan etkileri nelerdir?

Beyaz: Saflığı, temizliği ve sürekliliği, yani istikrarı simgeliyor. Kullanıldığı alanda konsantrasyon düzeyini arttırıyor. Aynı zamanda beraber kullanıldığı diğer renklerin etkilerini arttırıyor.

Siyah: Gücü, tutkuyu, esrarengizliği ve birçok ülkede yası simgeliyor. Işığı absorbe etmesinden dolayı dikkati dağıtabilecek etkenleri aza indiriyor.

Mavi: Sonsuzluk ve özgürlük simgesi olarak görülüyor. Konsantrasyon arttırıcı, zihinsel arınmaya ve dinlenmeye yardımcı, huzur verici… Güven ve sadakati de simgeliyor. Yapılan bazı araştırmalarda mavi odada çalışmanın verimi arttırdığı da kanıtlanmış. Ayrıca mavi renk sakinleştirici bir etkiye de sahip.

Yeşil: Doğanın ve huzurun rengidir. Psikolojik ve bedensel olarak kendimizi iyi hissetmemizi sağlar.

Kırmızı: Canlılığın, hareketin ve fiziksel gücün rengidir. Azim ve kararlılığı simgeliyor. Hareketi ve canlılığı çağrıştırdığı için mutfak, çocuk odaları ve topluma açık alanlarda tercih edilebilir.

Sarı: En parlak ve dikkat çekici renk olmakla birlikte neşeyi, zekâyı, inceliği ve pratikliği simgeliyor. Vurgulanması ve dikkat çekmesi istenen yerlerde kullanılabilir. Ayrıca alçakgönüllülüğü, bilgiyi ve bilgeliği de simgeliyor.

Mor: Asalet, lüks ve itibarın rengidir. Kendine güveni simgeler. Mor renk ayrıca zekâ, bilinç ve içgörü düzeyiyle paralellik taşır.

Pembe: Neşeyi ve rahatlığı simgeliyor.

Turuncu: Heyecan verici bir renktir. Canlılık, yaratıcılık ve iletişimin temsilcisidir. Aynı zamanda mutluluk vericidir. Dışa dönük, cana yakın, mutlu ve çocuksu bir algı yaratır.

Lacivert: Sonsuzluk, otorite ve verimliliği simgeliyor. Ciddi bir renktir ve emin olma hissi verir.

Kahverengi: Toprağın ve doğallığın rengidir. Kişide güvenlik duygusunu pekiştirir. Sosyal dengeyi ve toplum içinde rahatlığı sağlar.

Gri: Alçak gönüllülüğü ve dengeyi ifade eder.

Renklerin Reklamlarda ve Pazarlamada Kullanılması

Renklerin bilinçaltımıza olan etkilerini kullanan firmalar, bizlerin hangi ürünleri almamıza, hangi giysileri giymemize ve hangi yemekleri yediğimize kadar karar vermemizde etkili oluyorlar.

Beyaz: Çocuk ve sağlık ürünlerinde sıkça kullanılır. Gözün algıladığı en parlak renk olduğundan, işaretlerde, paketlerde ve satış noktalarında zıtlık oluşturarak dikkati çekmek için kullanılır.

Siyah: Esrarengiz, güçlü, prestijli, klasik ve şık bir renk olarak algılanır. Bazı markalar ürünlerinde siyahı bilinçli olarak o ürünün elit bir ürün olduğu ve ucuz bir ürün olmadığı algısı yaratmak için kullanırlar.

Mavi: Bilinçaltında sağlam ve kendinden emin bir duygu yarattığı için sosyal medya sitelerinin çoğunlukla bu rengi kullandığını görebiliriz.

Yeşil: Tazeliği ve şifayı çağrıştırdığı için organik ürünlerin pazarlanmasında bu renge rastlayabiliriz. Koyu yeşil ise para ve itibar rengidir. Bu yüzden bazı bankaların renklerinde bu rengi ve tonlarını görebiliriz.

Kırmızı: Kırmızı satışın rengidir. Bilinçaltını en fazla uyaran, seksi, hareketli, tutkulu ve dikkat çekici bir renktir. Özellikle dikkat çekmesi istenilen satış noktalarında ve iştah açtığı için gıda sektöründe çok sık kullanılır.

Sarı: Altının, zenginliğin ve lüksün sembolüdür. Kırmızıyla birlikte gıda sektöründe kullanılabilir.

Mor: Asalet, imparatorluk ve kraliyet rengi olduğu için şıklığı ve zenginliği hatırlatır. Duygulara hitap edici ürünlerde bu renk kullanılabilir.

Turuncu: Mutlu ve çocuksu bir algı yarattığından dolayı hedef kitlesi çocuklar ve gençlerin olduğu iş kollarında tercih edilebilir.

Lacivert: Polis ve pilot üniformalarında güvenilir, sağlam, emin izlenimini verir. Ayrıca banka ve finans sektörlerinde de tercih edilmektedir.

Kahverengi: Toprağın rengi olan kahverengi ev ve yemek sektörü için önemli bir renktir. Sağlıklı, doğal ve organik ürünleri çağrıştırır, bu yüzden bu sektörde tercih edilebilir.

Renklerle ilgili yapılan bir araştırmaya daha değinip yazımızı sonlandıralım.

Kansas Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada sanat müzesindeki halının altına donatılan bir sistemle duvarın rengini beyaz ve kahverengi olarak değiştiriyorlar. Beyaz renk duvar arka planda olunca insanlar müzede yavaş hareket ediyorlar ve daha uzun süre kalıyorlar. Kahverengi duvar arka planda iken ise müzede hızlı hareket ediyorlar ve daha az süre kalıp, kısa sürede müzeyi terk ediyorlar.

Bu nedenle fast food restoranlarının hepsinin sandalyeleri ve masa rengi kahverengi iken, duvar boyaları ise kahverengi ile pembe ve şampanya renklerinin karışımından oluşur.

Bu restoranlar, gelen diğer müşterilere daha çabuk yer açılması için bizlerin bir an önce yemelerini ve orayı terk etmemizi isterler.

Aldığımız kararlarda başkalarının bizi istedikleri şekilde yönlendirmelerinden bir nebze de olsa kurtulabilmek için renkleri tanıyalım ve onların farkında olalım.

Unutmayalım ki manipüle edilmekten kurtulmamız, manipüle edildiğimizi anlamamızdan geçer.

Kaynak: www.matematiksel.org

Okumaya devam et

MAKALE

Zihni çok çalıştırmak ömrü kısaltıyor

zihin, nöron, nöral faaliyetler, Manşet, insan beyni, daha uzun yaşamanın anahtarları, beyin, araştırmalar

Yıllardır yapılan araştırmalar, fiziksel ve zihinsel olarak faal kalmanın birçok faydası olduğunu gösteriyordu. Peki, ya tam tersi doğruysa? Daha uzun yaşamanın sırrı daha az nöral faaliyetleri olan bir beyin olabilir mi? İşte yanıtı…

‘Aşırı’ Beyin Faaliyeti, Ömrün Daha Kısa Olmasıyla Bağlantılandı

Olağandışı ölçüde uzun yaşayan insanlardan ölüm sonrasında alınan beyin dokularının incelendiği ve bu insanlar ile 60’larında ve 70’lerinde ölen kişilerin arasında ne gibi farklar olduğuna dair ipuçlarının arandığı yeni bir çalışmaya göre; içerisinde çok fazla nöral faaliyet olmayıp daha sessiz olan bir beyin, daha uzun yaşamanın anahtarlarından biri olabilir.

“Kullanmazsan kaybedersin” görüşü, beyni yaşlanmaktan koruma konusunda baskın bir düşünce olmuştu. Yapılan geniş ölçekli araştırmalar da, insanlar yaşlandıkça fiziksel ve zihinsel olarak faal kalmanın birçok faydası olduğunu gösteriyor.

Ancak Nature bülteninde yayınlanan bu çalışma, daha fazlasının her zaman daha iyi olmadığını öne sürüyor. Haddinden fazla faaliyet (en azından beyin hücreleri seviyesinde), zararlı olabilir.

Lieber Beyin Gelişimi Enstitüsü’nde sinirbilimci olan ve bu çalışmada yer almayan Michael McConnell şöyle söylüyor: “Bu yeni makalede insanı düpedüz şok eden ve kafa karıştıran şey … sizi algısal yönden normal halde tutan şeyin, beyin faaliyeti olduğunu düşünmeniz. Hayatınızın sonraki dönemlerinde beyninizi faal tutmak istediğinize yönelik böyle bir görüş mevcut”

“En beklenmedik şey ise … sinirsel faaliyeti sınırlandırmanın, sağlıklı yaşlanma bakımından iyi bir şey oluşu. Bu çok mantıksız.”

Harvard Tıp Fakültesi’ndeki araştırmacılar, yaşları 60 ve 70’lerden başlayıp 100 veya daha ötesine uzanan asırlık insanlara kadar, değişik yaş gruplarındaki kişilerin, insan beyin bankalarına bağışladığı beyin dokularını analiz etmiş.

80’li yaşların ortalarından önce ölen insanların beyinlerinde, REST adı verilen ve beyin faaliyetini ateşlemekle ilişkili genleri bastıran bir proteninin; en yaşlı insanlarla kıyaslandığında, daha düşük seviyelerde bulunduğunu keşfetmişler. Daha önce ise REST’in, Alzheimer hastalığına karşı koruyucu olduğu gösterilmiş.

Fakat araştırmacılar, REST’in insanları bir şekilde ölümden koruduğunu mu yoksa bunun sadece, ileri yaşlanmanın bir işareti mi olduğunu kesin olarak bilmiyorlarmış.

Yaşayan insanların beyinlerindeki REST’i ölçmek şu an mümkün olmadığından; bilim insanları, bunun yaşam süresinde bir rol oynayıp oynamadığını görmek amacıyla yuvarlak kurtlar ve fareler üzerinde deney yapmaya başlamışlar.

Araştırmacılar, REST’in kurtlarda bulunan versiyonundaki faaliyeti artırdıklarında, kurtların beyin faaliyeti azalmış ve daha uzun süre yaşamışlar. REST benzeri gen, çok uzun yaşam sürelerine sahip “ihtiyar” yuvarlak kurtlarda devre dışı bırakıldığı zaman ise bunun tersi meydana gelmiş; kurtların sinirsel faaliyeti artmış ve ömürleri önemli miktarda kısalmış.

Ayrıca, REST’ten yoksun olan farelerin, daha meşgul beyinlere sahip olması (nöbet benzeri faaliyet patlamaları da dahil) daha muhtemelmiş.

Calico Laboratuvarları’nda yaşlanma araştırması bölümünün başkan yardımcısı olan Cynthia Kenyon şöyle söylüyor: “Bence bu bir aşırı çalışma, kontrolden çıkmış uyarım durumu; beyin için iyi bir şey değil. Nöronların aktif olmasını, nerede ve ne zaman aktif olmalarını istersiniz; sadece genel yönden ateşleniyor olmalarını değil.” Kenyon, çalışmanın tasarımını beğeniyor fakat sinir sisteminin, ömür miktarı üzerinde etkisi olan pek çok dokudan sadece biri olduğunu düşünüyor.

Hücre seviyesindeki beyin faaliyetinde görülen bu farklılıkların, insanlardaki algı veya davranış farklılıklarına nasıl tercüme edilebileceği henüz belli değil.

Harvard Tıp Fakültesi’nde genetik ve sinirbilim profesörü olan ve çalışmaya liderlik eden Bruce Yankner, kendi laboratuvarının hali hazırda yeni bir çalışma hazırladığını ve bu çalışmada; ilaçlar ile REST’i hedef almanın, nörodejeneratif hastalıkları veya yaşlanmanın kendisini tedavi etmede yeni yollar sunup sunmayacağının araştırılacağını söylüyor.

Yankner’in söylediğine göre bu araştırma hattı, sinirsel ritimleri etkileyen meditasyon gibi alternatif müdahalelerin, erken bellek kaybı konusunda nasıl işe yarayacağını anlamaya çalışmak bakımından da ilginç olabilir.

“Bence bizim çalışmamızın anlattığı şey şu: Yaşlanmayla birlikte, bazı anormal ve zararlı sinirsel faaliyetler de oluyor ve bunlar hem beynin verimini azaltıyor, hem de kişinin veya hayvanın fizyolojisine zarar vererek; bunun sonucunda ömür süresini kısaltıyor.”

Bağış yapılan ve araştırmacıların üzerinde çalıştığı beyinler, çeşitli sebeplerle ölen insanlardan gelmiş. Bu durum, REST’teki farklılığın, ölüm olasılığıyla ilişkili olup olmadığını bilmeyi imkansız hale getiriyor.

Brandeis Üniversitesi’nde psikoloji profesörü olan Angela Gutchess, insanlar yaşlandığında ve beyin tarayıcılarında test edildiklerinde; prefrontal kortekste (Harvard araştırmacılarının REST üzerinde çalışma yaptığı beyin bölgesi) pek çok değişim olduğunu söylüyor.

Kendisinin söylediğine göre bazı durumlarda, yapılan çalışmalar; genç insanlara kıyasla yaşlı yetişkinlerin, bir işi yaparken daha fazla beyin devresini faaliyete geçirdiklerini göstermiş. Fakat bu değişikliğin ne anlama geldiği belli değil: Bu faaliyete geçirme kalıpları, yaşlı insanlarda daha verimsiz olan bir beynin veya telafi girişimlerinin bir işareti olabilir.

‘CRUNCH’ adı verilen bir model, beyinde faaliyete geçirilen yer kalıplarında yaşlanmayla birlikte görülen değişimleri açıklamaya çalışıyor. Bu modele göre, insanlar gitgide daha zor işler yapmaya çalıştıklarında, beyinlerinde daha fazla bölge faaliyete geçiyor; ta ki, zihinsel kaynakların tükendiği bir çıkmaza ulaşana kadar. Yaşlı insanlardaki çıkmaz noktası daha yakın ve bu kişiler, gençlerde olduğu kadar fazla bölgeyi faaliyete geçiremiyorlar.

‘STAC’ adı verilen bir diğer model ise; yaşlı insanlarda, doğal bilişsel kaynaklardan oluşan temel iskelede doğal bir değişim gerçekleştiğini ve bu değişimlerin, insanlar zor işlerle karşılaştıklarında daha fazla sinirsel bölgeyi çalıştırıp çalıştıramayacaklarını ve bunları nasıl çalıştıracaklarını etkilediğini söylüyor.

Gutchess, bu yeni çalışmanın ilgi çekici olduğunu ve yaşlanan beyni gerçekten anlamak için; insan davranışından beyin görüntülemeye, bireysel hücrelerin çalışmasına kadar çok farklı ölçeklere odaklanan bilimsel laboratuvarların sunduğu gözlemler ile modeller arasındaki noktaları birleştirmenin gerekeceğini söylüyor.

“Farklı seviyelerdeki uzmanlık alanları arasında köprü kurmamız gerekiyor” diyor Gutchess.

Yazar: Carolyn Y. Johnson
Kaynak: www.popsci.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Bu davranışlar kişiliğimizi ele veriyor!

psikoloji, Manşet, kişilik özellikleri, kişilik, davranış

Günlük hayatta fark etmeden yaptığımız birçok şey kişiliğimiz hakkında ipucu veriyor. İşte günlük davranışlarımızın farklı kişilik özellikleri ile bağlantısını anlamamıza yardımcı olabilecek bir makale…

Kişiliğimizi açığa vuran gündelik davranışlar

Yapılan araştırmalar, baharatlı yemek sevmek, banyo yaparken şarkı söylemek gibi önemsiz görünen davranışların, insanın kişilik özelliği hakkında önemli verileri içerdiğini gösteriyor.

Psikolojide kişilik, nasıl bir hayat süreceğimize dair ipuçları sunduğu için önemli bir konudur. Örneğin özenli bir insansanız, fiziksel sağlığınızın iyi olması ve daha uyumlu ilişkiler içinde olma olasılığınız daha yüksektir; dışadönük insanlar daha mutludur; fazla sinirli insanlarda daha fazla ruh sağlığı sorunları ortaya çıkabilir; açık fikirli insanlar daha çok para kazanabilir; daha ‘uyumlu’ insanların daha çok arkadaşı olur.

Ancak kişilik özelliklerimiz sadece uzun vadeli başarılarımızda değil, gündelik küçük alışkanlık ve davranışlarımızda da kendisini gösterebilir. Personality and Individual Differences (Kişilik ve Bireysel Farklıklar) adlı dergide yayımlanan yeni bir araştırma, beş temel kişilik özelliğine özgü davranışları ayrıntılarıyla ortaya koyuyor. Ve sonuçlar oldukça şaşırtıcı.

Örneğin, dışadönük insanlar daha çok partilere giderken, sorumluluk özelliği ağır basan insanlarda işlerini geciktirme ihtimali daha azdır. Ama dışadönüklerin aynı zamanda sıcak su dolu küvette keyif yapmayı sevdiğini, ya da sorumlu insanların daha az kitap okuduğunu tahmin edemezdiniz herhalde.

Araştırmacılar, ABD’nin Oregon bölgesinden çoğunluğu beyaz ve yaş ortalaması 51 olan 800 kişiyle görüştü. Yapılan kişilik testinde, kişilik özellikleri ile ilgili 100 farklı sıfatın (çekingen, nazik, düzenli, rahat, zeki, sanatçı ruhlu vb.) kendilerini ne ölçüde doğru tanımladığı soruluyordu.

Daha sonra bu testin sonuçları, aynı kişilerle dört yıl önce yapılan ve son bir yılda 400 farklı aktiviteyi (kitap okumaktan banyoda şarkı söylemeye kadar) ne kadar yaptıklarına ilişkin yanıtlarıyla karşılaştırıldı.

Dışadönüklerin sıcak su dolu küvette yatmaktan tutun da, partiler planlama, barlarda içki içme, para kazanma yollarına dair tartışmalar yürütme, araba kullanırken telefonda konuşma, dekorasyon, bronzlaşmaya çalışma gibi etkinlikler için daha fazla zaman harcadığı görüldü.

Daha fazla sorumluluk duygusu olan insanların ise tersine, kitap okuma, küfretme ve kalem ucu çiğneme gibi kendi halinde yapılan bazı aktivitelerden kaçınmaları dikkat çekiyordu.

Yumuşak başlı ve uyumlu insanlar ise ütü yapma, çocuklarla oynama, bulaşık yıkama gibi işlerle daha fazla meşgul oluyor ve bunu muhtemelen başkalarını mutlu etme güdüsüyle yapıyor, evde sorun çıkmasındansa iş yapmayı tercih ediyorlardı. Daha şaşırtıcı olanı ise arabada ya da banyo yaparken daha fazla şarkı söylemeleriydi.

Psikolojide beş kişilik özelliği kategorisi:

dışadönüklük – içedönüklük

yumuşak başlılık/ uyumluluk – uyumsuzluk/ antagonizm

güvenilirlik/ sorumluluk – sorumsuzluk

duygusal dengelilik – nevrotiklik

deneyime açıklık – tutuculuk

Çabuk sinirlenen nörotik insanlar ise sakinleştirici ya da anti-depresan alma gibi ruh sağlığını iyileştirecek türden aktivitelere daha çok zaman ayırmıştı. Fakat aynı zamanda çabuk parlama, başkalarıyla alay etme gibi anti-sosyal davranışlarda bulunduklarını da (muhtemelen kendi duygularını kontrol edemedikleri için) kabul ediyorlardı.

Açık fikirli ve yeniye açık insanlar şiir okuma, operaya gitme, esrar içme, sanat eserleri üretme, kahvaltıda baharatlı yiyecekler yeme, ev içinde çıplak dolaşma gibi etkinliklerde bulunuyordu. Bunların bir spor takımını tutma ihtimali de azdı.

Araştırdığı çok sayıda ki aktiviteden dolayı bu araştırma oldukça etkileyici. Fakat aynı kişilik-davranış bağlantısının farklı kültürlerde de görülüp görülmeyeceği önemli. Aynı zamanda, bir kısmına önceki araştırmalarda yer verilmiş olsa da, hala bakılması gereken binlerce farklı gündelik davranış bulunuyor. Bunların da kişilik özelliklerine göre dağılımı incelenebilir.

Daha önceki bazı araştırmalarda, ‘Karanlık Üçlü’ olarak bilinen kişilik özellikleri Narsistlik, Makyavelcilik (amacına ulaşmak için her şeyi yapmaya hazır) ve Psikopatlık üzerinde durulmuştu. Örneğin, psikopat özellikleri ağır basanlar yalnızca şiddet ve saldırganlık içeren davranışlara daha açık olmakla kalmadığı, aynı zamanda normalden çok daha uzun süreli göz temasında bulundukları, internette daha fazla troll faaliyetlerinde bulundukları görüldü.

Karanlık Üçlü kategorisinden herhangi birine giren insanların çoğu, sabah erken kalkmayı değil, gece geç yatmayı tercih ediyordu. Narsistler daha fazla ‘selfie’ çekip paylaşıyor, Makyavelci özellikleri ağır basan heteroseksüel kadınlar eşleriyle ilişkilerinde orgazm taklidine daha çok başvuruyordu.

Bu tür araştırmalarda, zararlı ve sağlıksız günlük davranışların farklı kişilik özellikleri ile bağlantısının kurulması, daha spesifik sağlık kampanyaları ve müdahaleleri olanaklı kılabilir.

Bu araştırmalar, kişilerin kendileri hakkında açık ve dürüst cevap vermelerine bağlıdır. Bu yolla insanlara gündelik davranışlarıyla ilgili sorular sorarak onlar fark etmeden kişiliklerini açığa vuracak sonuçlar çıkarılabilir.

Yazar:  Christian Jarrett 
Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER2 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER8 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER9 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER10 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER10 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER10 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER10 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER10 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND