Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Yarının meslekleri ne olacak?

Yetenek ve ilgilerine uygun meslek seçen bireylerin işlerini severek yaptıklarını ve mesleki başarılarının her gün biraz daha arttığını,buna dayalı olarak daha verimli ve mutlu bir yaşam sürdürdüklerini görüyoruz.Bu konuda doğru karar verebilmek için meslekleri ve kendinizi iyi tanımalı, seçeceğiniz mesleğin kendinize uygunluğunu ölçmelisiniz.

Yetenek ve ilgilerine uygun meslek seçen bireylerin işlerini severek yaptıklarını ve mesleki başarılarının her gün biraz daha arttığını,buna dayalı olarak daha verimli ve mutlu bir yaşam sürdürdüklerini görüyoruz.Bu konuda doğru karar verebilmek için meslekleri ve kendinizi iyi tanımalı, seçeceğiniz mesleğin kendinize uygunluğunu ölçmelisiniz. 

Geleceğin Meslekleri Nelerdir?

Yönetim Bilişim Uzmanı

Günümüzde bilgisayarın evlerimize, hatta ceplerimize kadar girdiği düşünüldüğünde bilişim ve ağ sistemlerinin çalışması sırasında karşılaşılan aksaklıkların giderilmesi noktasında teknolojideki gelişmelerin izlenmesi, donanım ve yazılımların güncel verilerine ulaşılması önemlidir. Bilginin eskiye oranla daha kapsamlı olması, çağdaş yöntem ve araçlarla işlenmesi zorunluluğundan dolayı bölüm mezunlarına giderek artan bir gereksinim vardır.

Endüstri Mühendisliği

Hem iyi bir mühendislik hem de yönetim eğitimi alan endüstri mühendislerine ürünün hammaddeden eşyaya dönüşme sürecinde zaman ve kullanılacak iş gücünün belirlenmesi, işletmenin devamlılığının sağlanmasında kısa, orta ve uzun vadedeki hedeflerin belirlenmesi ve uygulamaların planlanmasında ihtiyaç vardır.

Avrupa Birliği ve Avrupa Birliği İlişkileri Uzmanı

Avrupa Birliği’nin oluşum süreci, üye ülkelerin birlikten beklentileri, birliğin kurumları ve politikaları ile genişleme sürecine hakim ve Türkiye ile AB arasında ilişkilerin başlangıcından bugüne kadar gelinen gelişim süreci ve ilişkilerin bugün vardığı düzey ve devamlılığı konusunda eğitim alan uzmanlara; Türkiye’nin 14 Nisan 1987 ‘de Avrupa Birliğine tam üyelik başvurusu, Türkiye’nin 6.3.1995 tarihli, 1/95 ve 2/95 sayılı ortaklık konseyi kararları doğrultusunda, Avrupa Topluluğu ile 1.1.1996 tarihinden itibaren Gümrük Birliğine girmesinden sonra artan ihtiyaç 2004 yılında başlayan tam üyelik müzakereleri ile tavan yapmıştır.

Uluslararası Finans … Uluslararası Ticaret Uzmanlığı

Dünya ekonomisindeki gelişmelere bakıldığında refahın kaynağının; mal, hizmet ve sermaye hareketleri olduğu görülmektedir. 20. yüzyılda sanayileşme çağını tamamlayan dünyamız, 21. yüzyıl ile birlikte bilgi çağını kucaklamaktadır. Artık rekabet küreselleşmiş, mesafeler kısalmış, tüm dünyada konu ve kuralları bilmek, öğrenmek ve paylaşmak ön plana geçmiştir. Uluslararası gelişmeler, refahın artması yolunun ticaretten geçtiğini göstermektedir. Uluslararası gelişmeleri izleyen, bunu ülke çıkarları ile birleştiren, küresel rekabete açık, büyük düşünen, ülkemizin potansiyelini değerlendirirken uluslararası rekabette ön plana geçilmesini hedefleyen uzmanlara ihtiyaç giderek artmaktadır.

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanlığı

Hareket ve fonksiyonların çeşitli nedenlerle tehdit edildiği durumlarda kişinin bağımsız hareket edebilme vesağlıkla ilgili yaşam kalitesini artırmasında fizik tedavi uzmanlarının uygulamaları önem kazanmıştır. Bu sayede kişinin toplumsal yaşamdan kopmaması, en azından günlük yaşantısına devamı sağlanmış olacaktır.

Elektronik Haberleşme Mühendisliği

Hayal dünyamızı zorladığını düşündüğünüz o bilim kurgu filmlerinin gerçekleştiğini fark ettiğimiz bu bilgi çağında iletişim sektöründeki gelişmelerin sınırları ortadan kaldırdığını görmekteyiz. Dünyadaki uzak mesafe fiber-optik haberleşme sistemleri, uydu televizyon sistemleri, cep telefonları, dünya üzerinde enlem ve boylamdan yararlanarak yer tespiti yapan cihazlar ve bir bölgeden başka bir bölgeye bilgi gönderen teknolojilere bakıldığında bu tesislerin kesintisiz üretim yapmaları, bakımlarının yapılması, yenilenmeleri ve geliştirilmeleri gerektiği düşünüldüğünde bu alanda uzman mühendislere ihtiyaç giderek artacaktır.

Mekatronik Mühendisliği

İnsanoğlunun yaşadığımız kolaylıkların giderek artması için teknolojiden beklentilerinin had safhaya ulaştığı gözlenmektedir. Yaşamımızı kolaylaştıran teknoloji ürünlerininse daha karmaşıklaşmakta ve bu ürünün tasarımından kullanım aşamasına kadar disiplinler arası bir çalışma sonucu ortaya çıktığını görmekteyiz. O yüzden de makine, elektrik, elektronik disiplinlerinin birlikte sunulduğu mekatronik alanından mezun uzmanlara da bu süreçte ihtiyaç artmıştır.

Moleküler Biyoloji ve Genetik … Biyoteknoloji Uzmanı

Teknolojik gelişmelerin tıp alanına yansımaları gözlendiğinde dijital gen haritaları ve tek gen üzerinden bilgi alınarak yazılacak kodların çeşitli hastalıkların tedavi sürecini belirleyeceği ve bu uygulamaların da insan sağlığının devamı ve niteliğinin artmasıyla sonuç vereceği hesap edildiğinde bu bölüm mezunlarının önemi ortaya çıkmaktadır. Ayrıca özellikle günümüzde genetiğiyle oynanmış besin maddelerinin insan sağlığını bozduğu haberleri sıkça duyulurken tarım ve hayvancılıkta istenilen özelliklerdeki ürünlerin elde edilmesinde, mikroplara ve böceklere karşı dirençli olacak şekilde geliştirilmiş bitki çeşitlerinin oluşturulması gibi pek çok alanda yine genetik mühendislerine ihtiyaç duyulacaktır. Özellikle gelişmiş ülkelerde moleküler düzeyde ve biyoteknolojide genetik mühendisliği tekniklerinin gelişmeleri 21. yüzyılın “biyoloji çağı” olacağı görüşünü yaygınlaştırmaktadır.

Psikoloji

Teknolojik gelişmelerin insan yaşamını kolaylaştırmasının yanında bazı olumsuz etkilerinin de olduğu ve giderek karmaşıklaşan günlük yaşantıya uyum sürecinde bazı aksaklıkların görüldüğü açıktır. Sanal arkadaşlıkların artması ve bilgiye her yerden ve her an ulaşılabilmekte olması insanların sosyal diyaloglarında azalmalar yaratmaktadır. Bu, kişilerin güven ve yalnızlık duygusuyla karşı karşıya kalmalarına neden olmaktadır. Ayrıca hızlı ilerlemelerle kuşaklar arası anlayış farkının giderek arttığı gözlenmektedir. Birbirinin dilinden anlamayan kişilerin sayısında çoğalma, anlayış farkının da bu kişiler arasında çatışma yaşanmasına neden olduğu bir gerçektir. Modern insanın karmaşık sosyal ilişkileri ve kendi ile kurduğu olumlu diyalogları sağlaması, toplumdan izole yeni nesillerin artmaması, mutlu olan ve mutlu edebilen bireylerin sayısının artması için yardımcı tampon mekanizma psikologlarca sağlanacağından psikoloji insan var oldukça değerini koruyacak ve değeri daha da artıracaktır.

Görsel İletişim Tasarımı

Günümüzde bir fikir, bir hizmet ya da bir ürünü meydana getirmek kadar, onun bilinirliğini sağlamak da öncelikli zorunluluklardan biri haline gelmiştir. Kurum ve kuruluşların zihnindeki imgesini etkili ve kalıcı şekilde oluşturmakla yükümlü, hedef kitleyi saptayan, yeni iletişim kanalları keşfederek yeni anlatım dilleri oluşturan, bunları kurumsal kimliğin tutarlı bütünlüğü içinde etkili bir biçimde kullanan uzman kişilere ihtiyaç giderek artmaktadır.

Yazılım Mühendisliği

Bilişim ve ağ sistemlerinin çalışması sırasında karşılaşılan aksaklıkların giderilmesi; bilgilerin depolanması ve hızlı bir şekilde paylaşılması noktasında teknolojideki gelişmelerin izlenmesi, donanım ve yazılımların güncel verilerine ulaşılması önemlidir. Güncel verilerin oluşturulması, talebin azaldığı donanımların eksiklerinin belirlenmesi ve talepleri karşılayacak yeni verilerin hazırlanması konusunda yazılım mühendislerine ihtiyaç vardır.

Tıp

Teknolojik ve bilimsel alanda ilerlemelerin insanların yaşam süresinin artmasına, daha sağlıklı ve nitelikli yaşam koşullarının oluşturulmasına katkı sağlaması gerekir. Tıp alanında ileri teknoloji ürünlerinin kullanımıgiderek artmaktadır. Özellikle tedavi süresinin kısaltılması, bedenin en az tahribatla tedavi sürecini tamamlaması ve kişinin sağlığına kavuşması için günümüzde, nano boyutta fonksiyonel olabilen robotlar tasarlanmaktadır. Bu robotlar insan vücudu içerisinde hasarlı organı onarabilecek şekilde kodlanmakta, kodlandığı işlevi de damar içinde gerçekleştirmektedir. İnsanların sağlığını koruma ve geliştirme, hastalık ve sakatlıklarını iyileştirme alanında çalışacak sağlık personellerine ihtiyaç hep vardır ve olmaya da devam edecektir.

Metalurji ve Malzeme Mühendisliği

Metalurji ve malzeme mühendisleri hammadde üretimini, malzemenin sentezlenmesini ve işlenmesini, ürüntasarımını, geliştirilmesini ve üretimini ve ömrünü tamamlamış malzemelerin geri kazanımını kapsayan tüm aşamalarda yer almaktadırlar. Günümüzde bilhassa stratejik malzemelerin üretiminde (bio-teknoloji, , yarıiletken teknolojileri, elektro seramikler, sensörler, yeni enerji kaynakları (bor ve türevleri, Hidrojen), elektronik malzemeler, foto-iyonik malzemeler, Nükleer malzemeler ve teknolojiler, polimerik ve seramik esaslı membran teknolojileri, vs..) çok büyük gelişmeler kaydedilmiştir. Metalurji ve malzeme mühendisliği bölümü kimya, makine, inşaat, uzay-uçak, elektrik-elektronik, çevre ve tıp alanlarına yayılmış çok disiplinli bir bilim ve teknoloji dalı olarak gelişmesini sürdürmekte ve verimlilik, enerji ve hammadde üçlüsü ile uyum içinde olan üretim süreçlerinin sektöre kazandırılmasında önemli rol oynamaktadır.

Ülkemizde uzman personele duyulan ihtiyaç kadar yardımcı personele yani ara elemana da ihtiyaç vardır. Teknoloji ürünlerinin kullanımıyla ilgili sıkıntılar çıktığında aksaklıkların giderilmesi için görev alacak teknisyenlere ihtiyacımız olacaktır. Ürünün ya da hizmetin kullanılabilir hale getirilmesinde çalışan uzman sayısı bu ürün veya hizmetin piyasaya çıktığında kullanan insan sayısından azdır. Tüketicilerin fazlalığı nedeniyle çıkan aksaklıkları giderecek kadar mesleki eğitim almış kişilere de sektörde fazlaca ihtiyaç vardır. Bu ihtiyacın karşılanması yönünde eğitim veren önlisans programlarından bazıları şunlardır: Otomotiv, endüstriyel elektronik, dış ticaret ve Avrupa birliği, elektrik, iklimlendirme ve soğutma, makine, mekatronik, harita kadastro, sigortacılık, bilgisayar teknolojisi ve programlama vb. gibi. Türkiye sosyal yapısı gereği kendi kişisel ilgi ve yeteneklerinin farkında, alan bilgisi tam, gelişmelere açık, çabuk ulaşıp çabuk uygulayabilen uzmanlara her zaman ihtiyaç duyacaktır.

 

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Dedikodu Faydalı Olabilir Mi?

Dedikodu toplum içinde çoğunlukla olumsuz olarak değerlendirilir. Acaba dedikodu faydalı olabilir mi? İngiliz bilim insanları bunu araştırıyor.

Dedikodunun olumlu işlevleri

Dedikodu tehlikeli ve dışlayıcı olabilir, ama ondan kaçınmak mümkün değildir…

Dedikodu genellikle kötü bir şey olarak görülür. Oysa ortak iş yapma ve bilgi paylaşımı açısından dedikodu önemli bir işlev görebilir. Ayrıca sanılanın tersine dedikodu daha çok olumlu içeriğe sahiptir.

Dedikoduya çoğu zaman kötü gözle bakılır. Ama küçük gruplarda yararlı olabilir.

Ancak burada dedikodu tanımını netleştirmek gerekiyor. Çoğumuz için dedikodu, orada olmayan bir kişi hakkında gevezelik etmektir. Oysa sosyal bilimciler dedikoduyu, orada olmayan kişi hakkında iyi veya kötü bir değerlendirme içeren iletişim olarak adlandırıyor.

Bu tür gayrı resmi iletişim, bilgi paylaşımı açısından önemli görülüyor. Dedikodu sosyal dayanışma bakımından gerekli bir şey; toplumsal bağları kuvvetlendiren, sosyal normlara açıklık kazandıran bir işlev görüyor.

Yaygın kanının tersine dedikodu çoğu olumsuz değil, olumlu veya nötr içeriklidir. Bir araştırmaya göre, İngiltere’de yapılan dedikoduların sadece yüzde 3-4 kadarı olumsuz içeriğe sahip.

Uzmanlar dedikodunun genellikle doğru olduğunu, yanlış bilgi içeriyorsa bunun söylenti olarak adlandırılması gerektiğini söylüyor.

Baltimore Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Sally Farley ile Hollywood’da film yapımcısı Harvey Weinstein hakkındaki cinsel taciz iddiaları üzerinden bir yıl geçtikten sonra konuşuyoruz.

Şikayetlerini ciddiye alan resmi mekanizmaların yokluğunda, kadınların bilinen tacizcilerden korunmasında fısıltı ağlarının da rolü olduğu düşüncesi ortaya çıkıyor.

Farley, #MeToo hareketinin kadınların mücadelesinde ve ağırlığını koymasında önemli olduğuna inanıyor. Ona göre, bu hareket “dedikodu tanımına uyuyor”.

“Başkalarıyla ilgili bilgiler öğrenmeye hevesliyiz. Resmi iletişim kanallarına ulaşamadığımızda, dedikodu ağları gibi gayrı resmi kanallara yöneliyoruz.”

Cinsiyete göre dedikodu

Kadınların erkeklerden daha fazla dedikodu yaptığına dair yaygın kanıya rağmen, bunu doğrulayacak hiçbir veri bulunmuyor.

Ancak kadınların ve erkeklerin dedikodu şeklinin farklı olduğu biliniyor. Erkekler dedikoduya daha çok kendilerini övmek için başvuruyor ve bu eylemin adı genellikle “bilgi aktarımı” ya da “irtibat halinde olmak” oluyor.

Kadınlar ise birçok ayrıntı ve hareketli tonlarıyla dedikoduyu daha eğlenceli hale getiriyor. Bu yüzden, erkekler dedikodu yaptığında öyle görülmeyebiliyor.

Ünlülerin dedikodusu

Ünlü isimlere yönelik dedikodular ise eğlenceden öte bir işlev görüp farklı kimlik ve aidiyetlerin test edildiği bir alan olarak kullanılabiliyor.

İnsanlar kendileriyle ilgili başka türlü paylaşamayacağı konuları bu yolla gündeme getirebiliyor.

Sahte haber salgını

Sahte haber salgını gibi daha yaygın eğilimler de bu yolla tartışmaya açılabiliyor. İnsanlar neyin gerçek, neyin sahte olduğunu bulmaya çalışmanın eğlenceli olabileceğini söylüyor.

Ancak gazetecilik gibi sadece eğlence amaçlı olmayan alanlarda bu tür eğilimlerin yaygınlaşması, kamunun ihtiyacı olan bilgiler bakımından meşruiyet krizi sorununu gündeme getiriyor.

Güç ve etki araçları sınırlı gruplar, kendi kanallarını oluşturarak gerçeği kendine göre yorumlama yolunu tutabiliyor.

Bunun bazı yararları görülebilir. Medya patronu erkeklerin tacizci davranışları konusunda kadınların birbirini uyarması gibi.

Ama yanlış bilgilerin yayılmasına neden olan dedikodular yoluyla bazı insanların itibarının haksız yere zedelenmesi veya şiddete yönelme gibi olumsuz etkileri de olabiliyor.

Kişiler doğrudan kendi gözlemleri yerine, söz sahibi olduğuna ve tanıdıklarına inandıkları insanların ağzından çıktığı için dedikoduya daha fazla itibar edebiliyor.

Örneğin Facebook’un popüler bir haber kaynağı olarak görülmesini ele alalım. Bir arkadaşımız veya akrabamız, doğruluğu kanıtlanmamış siyasi içerikli bir makaleyi paylaştığında, onları güvenilir bir kaynak olarak gördüğümüzden inanma eğilimi gösterebiliyoruz.

İnsanın sosyal bir varlık olması manipülasyonu kolaylaştırabiliyor.

Ancak genellikle olumsuz içerikli dedikoduların önü hızla kapanır. Bu dedikoduları yapan insanların kendi çıkarlarına hizmet eden maksatları kısa zamanda anlaşılır ve bu insanlar pek sevilmez ve saygı görmez.

Fakat özellikle bilim dışı inançların ve ekonomik güvensizliğin yaygın olduğu bölgelerde veya dönemlerde dedikodu tehlikeli sonuçlar doğurabilir.

Yine de dedikodu eşitlik idealini güçlendiren bir araç olarak yararlı bir sosyal işlev görebilir. Örneğin, ani ve esrarengiz bir şekilde zengin olan bir insan dedikodunun hedefi haline gelir. Bu zenginliğin kaynağının kötücül güçlere dayandığını düşünme eğilimi güçlüdür. Ama bilgi paylaşımı yoluyla bu kuşkuların giderilmesi sosyal uyum açısından önemlidir.

Nasıl daha yararlı olabilir?

Peki dedikodunun zararları giderilerek nasıl daha yararlı hale getirilebilir?

Manchester Metropolitan Üniversitesi’nde sosyal psikoloji uzmanı Jennifer Cole’a göre, bunun için, dedikodunun gizli tutulması, yararlı kılınması, yalana dayanmaması, dinleyenlerle bağlantı kurabilmesi ve anonimlikten uzak durması gerekir.

Toronto Üniversitesi’nde antropolog Bianca Dahl ise dedikodu ve yanlış bilgilendirmenin duygusal temellerini anlamak gerektiğini vurguluyor. Örneğin Botswana köylerinde bu, AIDS ‘e yol açan HIV virüsünün bulaşması ile ilgili yanlış bilgilerin önlenmesi arzusu, Amerika’nın küçük kentlerinde ise sosyal değişim korkusu olabilir.

“Bu inancın duygusal kaynağına yanıt vermek ve onun insanlar için nasıl bir işlev gördüğünü anlamak gerekir” diyor Dahl. “İnançlarımıza sarılmamızın bir nedeni de bu inançların sağladığı duygusal gerçektir.”

Dedikodu tehlikeli ve dışlayıcı olabilir, ama ondan kaçınmak mümkün değildir ve olumlu bir işlev görebilir. İnsanların neden dedikodu yaptığını anlamak, zararlı inançlara karşı mücadelede etkili olabilir.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

İngilizce bilmeden ABD’ye gitti, profesör oldu

Mehmet Toner tek bir İngilizce kelime bilmeden gittiği ABD’de Harvard tıp profesörü olarak risk alınmadan başarılı olunmayacağını gösterdi.

Tek kelime İngilizce bilmeden ABD’ye gidip profesör oldum

Kanserli hücreleri teşhis eden çip geliştiren Profesör Mehmet Toner, SÖZCÜ’ye konuştu. Profesör Toner, İTÜ mezunu bir makine mühendisi ama aynı zamanda Harvard’da bir tıp profesörü. ‘Risk almadan başarılı olamazsınız’ diyen Toner’in İstanbul’dan ABD’ye uzanan başarı öyküsü…

Bugün sizi müthiş bir Türk bilim insanı ile tanıştırmak istiyorum; Türkiye’de Bilim Akademisi, ABD’de Ulusal Mühendislik ve Ulusal Mucitlik Akademileri üyesi olan Profesör Mehmet Toner ile… Profesör Toner aslında İTÜ mezunu bir Makine Mühendisi, ama aynı zamanda Harvard’da bir Tıp Profesörü! Amerika’nın aklınıza gelen en prestijli okullarında bulunmuş. Halen Harvard’a bağlı Massachusetts General Hastanesi Biyomikro Elektromekanik Sistemleri Merkezi’ni yönetiyor. Ve orada ekibiyle geliştirdiği çip, 2 milyondan fazla hücreye bakıp kanserli hücreleri bir saniye içinde teşhis edebiliyor. Bu yöntem, kanser hücrelerinin bulunmasına yönelik şimdiye kadar bulunmuş en hassas test. Böylece doğru hastaya, doğru ilaçla doğru dozda tedavi uygulanabiliyor. Mehmet Toner ve ekibinin bu çalışması tam 100 milyon dolar değerinde! Kendisiyle İstanbul’da Contemporary Art Fuarı için katıldığı Çağdaş İstanbul Sanat, Kültür ve Eğitim Vakfı konferansından sonra konuştum…

– Çok enteresan bir kariyer öykünüz var. Moda’da büyümüşsünüz, Saint Joseph’de okumuşsunuz…

Çok zor girdim okullara, zor da çıktım! İyi bir talebe değildim, yedek listelerden filan kazandım okulu. Cerrah olmak istiyordum, makine mühendisliği bölümünü kazandım. İyi ki öyle olmuş, benim için en güzel başarısızlıktı bu!

TOEFL’A HİÇ GİRMEDİM

– Ne yazık ki Türkiye’de gençler başarısızlığı bu şekilde algılamıyor… Hiçbir risk almıyor.

Risk almayan bir insanın başarılı olması mevzu bahis değil. Mesela ben tek kelime İngilizce bilmeden kalktım Amerika’ya gittim. Fransız okulu mezunuyum. İTÜ’den bir hocamın tavsiyesi ile MIT’e başvurdum.

– Dünyanın en zor ilk 5 üniversitesinden biri MIT… Sizi nasıl aldı?

Beni MIT İngilizce TOEFL sınavlarını geçme şartı ile kabul etti. Baktım yaz okulunda İngilizce öğrenemiyorum, tercüman olarak bir arkadaşımı aldım yanıma, dekan ile konuşmaya gittim MIT’te. Ben anlatıyorum, arkadaşım çeviriyor. Ben diyorum ki dekana “Matematiğim iyidir, İngilizce bilmesem de dersi geçerim, o arada da İngilizce öğrenirim.” Adam da “tamam” dedi! Ve MIT’e böyle başladım. İngilizce öğrendim. Hiçbir gün de TOEFL sınavına girmedim. Ne mevzuat dediler ne de başka bir şey…

– Matematikte de olağanüstü başarılı olmuşsunuz sanırım?

Ben iki tane ileri seviyede matematik dersi aldım, derslerin kitaplarını da yazan Hildebrand isimli çok meşhur bir hoca. Yıl sonunda beni arayıp “ofisime gel” dedi. Eyvah! dedim ben… TOEFL’ım olmadığını anladı, beni atacak ülkeden… O korkuyla gittim “Sen bütün sınavlardan 100 almışsın, ama derse kayıt yapmamışsın. Ben seni kaydettim, derslere de gelmene gerek yok” dedi. İşte açık görüşlü bir eğitim sistemi böyle bir şey, gençlere ve insana verdiği değer çok büyük.

CERRAH OLMAK İSTERDİM AMA KAZANAMADIM

Özlem Gürses’in sorularını yanıtlayan Profesör Mehmet Toker, “Aslında cerrah olmak istiyordum ama hiçbir tıp tercihime giremedim. Makine mühendisliğini kazandım. İyi ki öyle olmuş, benim için en büyük başarısızlıktı bu” dedi

BİZİM GENÇLERİMİZDE SORUN YOK, SİSTEMDE SIKINTI VAR

– Kanser tarama çipi projesi size bir eşik atlattı.

Aslında bu proje de tamamen bir başarısızlıktan çıktı. Harvard Tıp Fakültesi’nde profesörlüğüm geldiğinde bazıları bilim donanımımı yetersiz bulmuşlar, dolayısıyla ünvanımı alamadım. İki gün uyuyamadım, üçüncü gün kalktım “dünyanın sonu değil” diyerek endüstriye geçmeye karar verdim. Bir şirket kurup, fikirlerimin patentlerini alıp ürün çıkarmak üzere harekete geçtim. Bir yıl sonra beni profesör yaptılar fakat ben çok ilerlemiştim ve böylece bu araştırma merkezine geldim. Bana kötülük yapmak isteyenler bana en büyük iyiliği yapmış oldular!

– Biraz da Türk diasporasından söz etmenizi istiyorum. Biz insan kaynağımızı kaybettik diye üzülüyoruz ama bu kişiler dünyanın her yerinde olağanüstü başarılar elde etmişler, gittiğim her ülkede görüyorum…

Bir soru ile başlayayım: “Bir çölde orman yetiştirebilir misiniz ?” Yetiştiremezsiniz. Peki “bu suç, ağacın mı çölün mü ?” Suç ağacın değil. O fidanı alıp başka bir yere koyduğunuz zaman yemyeşil oluyor. Ama ekosisteminiz buna uygun değilse, imkan vermiyorsa ne yaparsanız yapın olmuyor. Hatta çölde giderken böyle biraz büyüyen bir ağaç da olursa, bir müddet sonra bakıyorsunuz o da kalmamış! Bizim gençlerimizde bir sorun yok ki sistemde sıkıntı var.

– Ne gibi?

İşi ehline veremedik. Gençlerin merakını zedeledik, hata yapmalarına izin vermedik, oysa ancak böyle ileri gidilir. Bugün MIT’te, Harvard’da, pek çok böyle üniversitede en iyi talebeler inanın Türkler. Demek ki ağaçta bir problem yok, ektiğiniz yerde var. O ağaca yeteri kadar su vermiyoruz, güneş vermiyoruz. Onlar da yeteri kadar yeşeremiyorlar.

Kaynak: Sözcü Gazetesi

Söyleşi: Özlem Gürses

Okumaya devam et

MAKALE

Hafızadaki yüzler resme döküldü

Kanada’nın Toronto Scarborough Üniversitesi’ndeki nörologlar, elektroensefalografi (EEG) verilerine otomatik öğrenme (machine learning) tekniği uygulayarak “hafızadaki yüzleri resme dökmeyi” başardı.

Araştırmayı yöneten Prof. Dr. Adrian Nestor, “Bu çalışmadaki yenilik, EEG verileri ve otomatik öğrenme tekniğini kullanarak katılımcının görsel deneyiminin tahmini bir temsilini yeniden yaratmak” dedi.

Nestor, gönüllü katılımcının kafasına yerleştirilen EEG’nin verilerine ışık tutulduğunu belirtirken, “İnsan yüzü gibi zihinsel temsilleri algıladığımız biçimiyle yeniden oluşturmaya çalıştık” diye konuştu.

Scarborough Üniversitesi’nde EEG verileri üzerine araştırmalar yapan Dr. Dan Nemrodov ise ilk başta bu teknikle hafızadaki yüzlerin resme döküleceğine” ihtimal vermediğini anlattı, “Nestor bana geldiğinde ona bunun zor olacağını ama deneyebileceğimizi söyledim. Sonuçta o kazandı, ben kaybettim. Teknik gayet iyi çalışıyor” dedi.

Yapılan araştırmanın videosu aşağıdadır:

Kaynak: bbc türkçe

Okumaya devam et
Advertisement

TREND