Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Yaratıcı fikir üretimi nasıl desteklenir?

Yaratıcı fikirler kendiliğinden ortaya çıkmıyor! Fikir üretimi sürecinde beynin performansını etkileyen unsurlar bulunuyor. Yapılan araştırmalar mekanların yaratıcılık üzerinde etkili olduğunu gösteriyor. Elbette alışkanlıkları da unutmamak gerekir…

kişisel gelişim

Hangi mekânlarda daha yaratıcısınız?

 
Fikirler hiç yoktan ortaya çıkmıyor.
En alakasız yerlerde aklınıza en dâhice fikirler gelmez mi? Tam uykuya dalmadan önce, uyku ve uyanıklığın birbirine karıştığı anda. Yağmur altında yürürken.  sualtı güzelliklerini keşfetmek için dalıştayken. Duşta. Saati, zamanı, yeri değişmekle beraber, herkesin garip bir şekilde hiçbir çaba harcamadan hatta belli bir konuyu düşünmeden yaratıcılığının dorukta olduğunu hissettiği anlar vardır. Çalışmanız için en uygun düzenin içinde, bilgisayarınızın başında değil de, keyif aldığınız bir hobiyle uğraşırken veya spor yaparken birden belirir bu düşünceler.

Tasarım alanında profesyonellere odaklanan kariyer dergisi HOW Design’da yayınlanan makaleye göre, Kolorado’da sanat terapisti olarak görev yapan yaratıcılık alanında kitapları olan Shari Gaynor bu dâhiyane fikirlerin beynimizde şimşek misali çakmasını beynin düşünme sürecinin doğal bir sonucu olarak değerlendiriyor. Aslında bu fikirler hiç yoktan ortaya çıkmıyor. İlk kez bir projeden veya problemden haberdar olduğunuz andan itibaren bilinçli ve bilinçsiz olarak fikir üretme sürecine dâhil olursunuz. Bu süreci ocakta ağır ağır fokurdayan yemeğin pişme sürecini andırır. Gaynor beynin sağ ve sol taraflarının birbirleriyle iletişimini bir tahterevalliye benzetiyor. Sol taraf problemi dikkatlice dinler, araştırır, edindiği tüm verileri kaydeder ve analitik bir şekilde inceler. Daha sonra çıkardığı sonuçları ve elde ettiği tüm verileri sübjektif, hayal gücüne imkan veren sağ beyne gönderir. Sağ beyin içgüdüleri de içine katarak tüm bu bilgileri kocaman bir mutfak robotunun içine koyar ve çalıştırma düğmesine basar. Bilinçaltının da aktif olduğu sağ beyin karıştırma görevini yavaş yavaş sürdürür. Beynin sağ ve sol hemisferleri bilgileri bir aşağı bir yukarı getirir götürür çocukların tahterevallide bir aşağı bir yukarı inip çıkması gibi. Sol beyin uyurken sağ taraf devreye girer, sonra sol sonra gene sağ.

Yaratıcı fikir üretimi nasıl desteklenir?

  1. Bilgi toplarken sistematik olun
    Önce beyninizin analitik kısmına izin verin. Etraflıca bilgi toplasın, insanlarla görüşsün, onlardan bilgi alsın. Tüm bu bilgileri süzgeçten geçirin. Ödevinizi, hazırlığınızı en iyi şekilde yapın. Ne kadar çok bilgiye ulaşırsanız, konuyla ilgili o kadar bilgi sahibi olursunuz. Bilgiler hayal gücünü körükler, yeni fikirlerin doğması için doğru zemini hazırlar.
  2. Kendi kendinizi tanıyın

En iyi hangi zamanlarda fikir üretiyorsunuz? Geriye dönük düşünün: Hangi ortamlarda ilginç fikirler aklınıza geldi? Fikir üretme aşamasında neler sizi motive ediyor? Baskı altında mı, rahat içinde mi? Tek başınıza mı yoksa grup halinde mi daha üretkensiniz? Hayal gücünüzü serbest bırakmak için neler yapıyorsunuz?

  1. Beyin egzersizi yapın

Bazen basit beyin egzersizleri yapmak beynin bloklarını açmaya yardımcı olur. Örneğin, rutin bir işi bırakıp yeni fikirler üretmeniz gereken bir işe geçmeden Sudoku çözmeyi deneyebilirsiniz. Grup halinde kısa yaratıcılık çalışmaları yapabilirsiniz. En klasik ve eğlenceli örnek; burnu olmayan bir adama gözlük tasarlamak olabilir.

  1. Yeni fikirleri ve verileri kaydetmek için araçlar kullanın

Fikirler şimşek hızıyla kafanızda belirdiği gibi, aynı hızla kaybolur. Yanınızda hep bir kalem kağıt bulundurun. En azından kalem olsun hep cebinizde. Elinize kolunuza bir peçete kağıdının üzerine aklınızdan geçeni not edebilin. Size heyecan veren bir fikrin kapınızı çalıp aniden kaybolması canınızı sıkacaktır. Yanınızda ne kalem ne de kağıt varsa, teknolojik bir çağın insanı olarak akıllı telefonunuzu kayıt aleti olarak kullanabilirsiniz. Notlara fikrinizi yazabilir, sesinizi kaydederek fikrinizi kısaca konuşarak özetleyebilirsiniz. Kullandığınız aracın ne kadar sofistike olduğundan çok, ne kadar kullanışlı olduğuna bakın. Eğer eski okul kağıt-kalem size en rahat gelen araçlarsa, kağıt-kalem kullanın. Yeter ki fikir kaçmadan kayda alınsın.

  1. Zaman zaman rutin işlere ara verin
    Bazen rutin işlere bağlılığımız bizi zamansızlığa ve kalıp dışı düşünememeye iter.  Günlük işlerin derdiyle farklılığa kendinizi kaparsınız. Bunu engellemenin en kolay yolu kendinize kısa da olsa bir süre ayırmaktır. Bu süreyi yeniliklere açık olma, farklı düşünme zamanı olarak görebilirsiniz. Bazen bu zamanı meditasyon yaparak geçirmek size iyi gelecektir. Hiçbir şey düşünmemeye çalıştığınız anda, beyninizin değişik bir fikirden bir diğerine atladığını göreceksiniz. Bir deneyin…

Edison ve Da Vinci’den Yaratıcılık Önerileri

Edison ve Da Vinci’ye sorsak nasıl daha yaratıcı olabiliriz diye, ne derlerdi?
Fast Company’de yayınlanan röportajında en iyi satanlar listesinde uzun süre kalanHow to Think Like Leonardo da Vinci, Innovate Like Edison, and Discover Your Genius: How to Think Like History’s Ten Most Revolutionary Minds (Leonardo Da Vinci gibi düşünmek, Edison gibi inovasyon yapmak, ve Kendi Dehanızı Keşfedin: Tarihteki 10 Devrimsel Zeka gibi Nasıl Düşünülür?) kitabının yazarı Michael J. Gelb’e göre, Edison ve Da Vinci’ye nasıl daha yaratıcı olunur diye sorsak, karşımıza şöyle bir liste çıkarırlardı:

  • Fikirleri kaydetmek ve keşfetmek için bir defter tutun.

1994 yılında Bill Gates Leonardo Da Vinci’nin defterinin 18 sayfası için 30.8 milyon dolar ödedi. Edison’un defterleri katalog haline getirildi ve Rutgers Üniversitesi işbirliğiyle yürütülen çalışmalarda Edison’un kaleme aldığı belgeler Dr. Paul Israel tarafından etüt edildi. İnovasyonların nasıl ortaya çıktığını görmemiz ve ileriye dönük yaratıcı fikirleri düzenlememiz açısından belgelerin kaydı ve kolay ulaşımının büyük önemi var.

  • Düzenli olarak yaratıcı basit karalamalar yapın

Da Vinci’nin basit çizimleri sayesinde insanoğlu ilk işe yarar paraşütü, halen itfaiyecilerin kullandığı katlanabilen merdiveni ve üç kademeli vitesi kazandı. Edison’un yaratıcı karalamalarının Amerikan patentlerine yansıması 1093 ürün patenti. Özgürce çizmek, kalemle oyun oynar gibi yeni tasarımlar yaratmak insana yeni ufuklar açar, hayal dünyasını zenginleştirir. Bazen insan hayal eder, aklındakini yetenek ya da daha farklı kısıtlamalardan dolayı kağıda dökemez. O zaman aklındakini kelimelere dökmeye çalışmalı, fikirlerinden yeni değerler yaratmak için çaba sağlamalıdır.

  • Önce izin verin hayal gücünüz çılgınca fikirler üretsin sonra analiz, yapılabilirlik ve uygulama gibi konulara odaklanın.
    Leonardo ‘Zihninizin özgürce dolaşmasına izin verin ve binlerce şey düşünün… Uçsuz bucaksız manzaralar. Sonra onların bütünsel düzgün formlarını bir kenara bırakın ve detaylara odaklanın.’ Edison’un tavsiyesi de Da Vinci’den farklı değil: ‘Harika bir fikir için, birçok fikir edinin.’ Edison fantastik hayal gücünü detaylı bir deneme süreciyle dengelerdi.
  • Günde birkaç kısa şekerleme yapın. 

Da Vinci stüdyosunda kısa kısa şekerlemeler yaparmış. Edison ise, laboratuvar masasına kıvrılıp Watts Kimya Sözlüğünü yastık olarak kullanarak gün içinde şekerleme araları verirmiş.

  • Her gün gülmeye ve oynamaya zaman ayırın.

Da Vinci de Edison da oyuncu yapılardaymış, kuru bilim adamlarından çok espri anlayışları olan dehalar olduklarını söylemek yerinde olur. Sağlıklı çocuklarda olan her şeyi sorgulayan öğrenmeye doymayan ‘merak’ yaşamlarına damgasını vurmuş. Freud, Da Vinci için tüm yetişkin yaşamı boyunca oyun oynayarak yetişkin çağdaşlarını şaşırtmıştır demiştir. Leonardo’nun notları şakalar, espriler ve komik hikayelerle doludur. Edison takım elbiselerinin cebinde şakalar yazılı kartlar taşır, insanları güldürmeyi çok severmiş.

–      Yüksek bir amaca odaklanın.

Da Vinci ‘Tanrı’nın zihnini’ öğrenmek isterdi, bunun dışındaki her şey detaydı. Edison ise, en büyük amacının doğanın sırlarını açığa çıkararak insanlığı mutlu etmek olduğunu söylermiş. Belki bu denli yüksek olmasa da topluma ve insanlığa katkı sağlama yolunda bir amaç edinmenin yaratıcılığı, özellikle olumlu yaratıcılığı destekleyeceği kuşkusuz.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND