Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Yaratıcı fikir üretimi nasıl desteklenir?

Yaratıcı fikirler kendiliğinden ortaya çıkmıyor! Fikir üretimi sürecinde beynin performansını etkileyen unsurlar bulunuyor. Yapılan araştırmalar mekanların yaratıcılık üzerinde etkili olduğunu gösteriyor. Elbette alışkanlıkları da unutmamak gerekir…

Hangi mekânlarda daha yaratıcısınız?

 
Fikirler hiç yoktan ortaya çıkmıyor.
En alakasız yerlerde aklınıza en dâhice fikirler gelmez mi? Tam uykuya dalmadan önce, uyku ve uyanıklığın birbirine karıştığı anda. Yağmur altında yürürken.  sualtı güzelliklerini keşfetmek için dalıştayken. Duşta. Saati, zamanı, yeri değişmekle beraber, herkesin garip bir şekilde hiçbir çaba harcamadan hatta belli bir konuyu düşünmeden yaratıcılığının dorukta olduğunu hissettiği anlar vardır. Çalışmanız için en uygun düzenin içinde, bilgisayarınızın başında değil de, keyif aldığınız bir hobiyle uğraşırken veya spor yaparken birden belirir bu düşünceler.

Tasarım alanında profesyonellere odaklanan kariyer dergisi HOW Design’da yayınlanan makaleye göre, Kolorado’da sanat terapisti olarak görev yapan yaratıcılık alanında kitapları olan Shari Gaynor bu dâhiyane fikirlerin beynimizde şimşek misali çakmasını beynin düşünme sürecinin doğal bir sonucu olarak değerlendiriyor. Aslında bu fikirler hiç yoktan ortaya çıkmıyor. İlk kez bir projeden veya problemden haberdar olduğunuz andan itibaren bilinçli ve bilinçsiz olarak fikir üretme sürecine dâhil olursunuz. Bu süreci ocakta ağır ağır fokurdayan yemeğin pişme sürecini andırır. Gaynor beynin sağ ve sol taraflarının birbirleriyle iletişimini bir tahterevalliye benzetiyor. Sol taraf problemi dikkatlice dinler, araştırır, edindiği tüm verileri kaydeder ve analitik bir şekilde inceler. Daha sonra çıkardığı sonuçları ve elde ettiği tüm verileri sübjektif, hayal gücüne imkan veren sağ beyne gönderir. Sağ beyin içgüdüleri de içine katarak tüm bu bilgileri kocaman bir mutfak robotunun içine koyar ve çalıştırma düğmesine basar. Bilinçaltının da aktif olduğu sağ beyin karıştırma görevini yavaş yavaş sürdürür. Beynin sağ ve sol hemisferleri bilgileri bir aşağı bir yukarı getirir götürür çocukların tahterevallide bir aşağı bir yukarı inip çıkması gibi. Sol beyin uyurken sağ taraf devreye girer, sonra sol sonra gene sağ.

Yaratıcı fikir üretimi nasıl desteklenir?

  1. Bilgi toplarken sistematik olun
    Önce beyninizin analitik kısmına izin verin. Etraflıca bilgi toplasın, insanlarla görüşsün, onlardan bilgi alsın. Tüm bu bilgileri süzgeçten geçirin. Ödevinizi, hazırlığınızı en iyi şekilde yapın. Ne kadar çok bilgiye ulaşırsanız, konuyla ilgili o kadar bilgi sahibi olursunuz. Bilgiler hayal gücünü körükler, yeni fikirlerin doğması için doğru zemini hazırlar.
  2. Kendi kendinizi tanıyın

En iyi hangi zamanlarda fikir üretiyorsunuz? Geriye dönük düşünün: Hangi ortamlarda ilginç fikirler aklınıza geldi? Fikir üretme aşamasında neler sizi motive ediyor? Baskı altında mı, rahat içinde mi? Tek başınıza mı yoksa grup halinde mi daha üretkensiniz? Hayal gücünüzü serbest bırakmak için neler yapıyorsunuz?

  1. Beyin egzersizi yapın

Bazen basit beyin egzersizleri yapmak beynin bloklarını açmaya yardımcı olur. Örneğin, rutin bir işi bırakıp yeni fikirler üretmeniz gereken bir işe geçmeden Sudoku çözmeyi deneyebilirsiniz. Grup halinde kısa yaratıcılık çalışmaları yapabilirsiniz. En klasik ve eğlenceli örnek; burnu olmayan bir adama gözlük tasarlamak olabilir.

  1. Yeni fikirleri ve verileri kaydetmek için araçlar kullanın

Fikirler şimşek hızıyla kafanızda belirdiği gibi, aynı hızla kaybolur. Yanınızda hep bir kalem kağıt bulundurun. En azından kalem olsun hep cebinizde. Elinize kolunuza bir peçete kağıdının üzerine aklınızdan geçeni not edebilin. Size heyecan veren bir fikrin kapınızı çalıp aniden kaybolması canınızı sıkacaktır. Yanınızda ne kalem ne de kağıt varsa, teknolojik bir çağın insanı olarak akıllı telefonunuzu kayıt aleti olarak kullanabilirsiniz. Notlara fikrinizi yazabilir, sesinizi kaydederek fikrinizi kısaca konuşarak özetleyebilirsiniz. Kullandığınız aracın ne kadar sofistike olduğundan çok, ne kadar kullanışlı olduğuna bakın. Eğer eski okul kağıt-kalem size en rahat gelen araçlarsa, kağıt-kalem kullanın. Yeter ki fikir kaçmadan kayda alınsın.

  1. Zaman zaman rutin işlere ara verin
    Bazen rutin işlere bağlılığımız bizi zamansızlığa ve kalıp dışı düşünememeye iter.  Günlük işlerin derdiyle farklılığa kendinizi kaparsınız. Bunu engellemenin en kolay yolu kendinize kısa da olsa bir süre ayırmaktır. Bu süreyi yeniliklere açık olma, farklı düşünme zamanı olarak görebilirsiniz. Bazen bu zamanı meditasyon yaparak geçirmek size iyi gelecektir. Hiçbir şey düşünmemeye çalıştığınız anda, beyninizin değişik bir fikirden bir diğerine atladığını göreceksiniz. Bir deneyin…

Edison ve Da Vinci’den Yaratıcılık Önerileri

Edison ve Da Vinci’ye sorsak nasıl daha yaratıcı olabiliriz diye, ne derlerdi?
Fast Company’de yayınlanan röportajında en iyi satanlar listesinde uzun süre kalanHow to Think Like Leonardo da Vinci, Innovate Like Edison, and Discover Your Genius: How to Think Like History’s Ten Most Revolutionary Minds (Leonardo Da Vinci gibi düşünmek, Edison gibi inovasyon yapmak, ve Kendi Dehanızı Keşfedin: Tarihteki 10 Devrimsel Zeka gibi Nasıl Düşünülür?) kitabının yazarı Michael J. Gelb’e göre, Edison ve Da Vinci’ye nasıl daha yaratıcı olunur diye sorsak, karşımıza şöyle bir liste çıkarırlardı:

  • Fikirleri kaydetmek ve keşfetmek için bir defter tutun.

1994 yılında Bill Gates Leonardo Da Vinci’nin defterinin 18 sayfası için 30.8 milyon dolar ödedi. Edison’un defterleri katalog haline getirildi ve Rutgers Üniversitesi işbirliğiyle yürütülen çalışmalarda Edison’un kaleme aldığı belgeler Dr. Paul Israel tarafından etüt edildi. İnovasyonların nasıl ortaya çıktığını görmemiz ve ileriye dönük yaratıcı fikirleri düzenlememiz açısından belgelerin kaydı ve kolay ulaşımının büyük önemi var.

  • Düzenli olarak yaratıcı basit karalamalar yapın

Da Vinci’nin basit çizimleri sayesinde insanoğlu ilk işe yarar paraşütü, halen itfaiyecilerin kullandığı katlanabilen merdiveni ve üç kademeli vitesi kazandı. Edison’un yaratıcı karalamalarının Amerikan patentlerine yansıması 1093 ürün patenti. Özgürce çizmek, kalemle oyun oynar gibi yeni tasarımlar yaratmak insana yeni ufuklar açar, hayal dünyasını zenginleştirir. Bazen insan hayal eder, aklındakini yetenek ya da daha farklı kısıtlamalardan dolayı kağıda dökemez. O zaman aklındakini kelimelere dökmeye çalışmalı, fikirlerinden yeni değerler yaratmak için çaba sağlamalıdır.

  • Önce izin verin hayal gücünüz çılgınca fikirler üretsin sonra analiz, yapılabilirlik ve uygulama gibi konulara odaklanın.
    Leonardo ‘Zihninizin özgürce dolaşmasına izin verin ve binlerce şey düşünün… Uçsuz bucaksız manzaralar. Sonra onların bütünsel düzgün formlarını bir kenara bırakın ve detaylara odaklanın.’ Edison’un tavsiyesi de Da Vinci’den farklı değil: ‘Harika bir fikir için, birçok fikir edinin.’ Edison fantastik hayal gücünü detaylı bir deneme süreciyle dengelerdi.
  • Günde birkaç kısa şekerleme yapın. 

Da Vinci stüdyosunda kısa kısa şekerlemeler yaparmış. Edison ise, laboratuvar masasına kıvrılıp Watts Kimya Sözlüğünü yastık olarak kullanarak gün içinde şekerleme araları verirmiş.

  • Her gün gülmeye ve oynamaya zaman ayırın.

Da Vinci de Edison da oyuncu yapılardaymış, kuru bilim adamlarından çok espri anlayışları olan dehalar olduklarını söylemek yerinde olur. Sağlıklı çocuklarda olan her şeyi sorgulayan öğrenmeye doymayan ‘merak’ yaşamlarına damgasını vurmuş. Freud, Da Vinci için tüm yetişkin yaşamı boyunca oyun oynayarak yetişkin çağdaşlarını şaşırtmıştır demiştir. Leonardo’nun notları şakalar, espriler ve komik hikayelerle doludur. Edison takım elbiselerinin cebinde şakalar yazılı kartlar taşır, insanları güldürmeyi çok severmiş.

–      Yüksek bir amaca odaklanın.

Da Vinci ‘Tanrı’nın zihnini’ öğrenmek isterdi, bunun dışındaki her şey detaydı. Edison ise, en büyük amacının doğanın sırlarını açığa çıkararak insanlığı mutlu etmek olduğunu söylermiş. Belki bu denli yüksek olmasa da topluma ve insanlığa katkı sağlama yolunda bir amaç edinmenin yaratıcılığı, özellikle olumlu yaratıcılığı destekleyeceği kuşkusuz.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND