Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Vuca dünyasında nasıl başarılı olunur?

Kaygan. Kesintisiz. Karmaşık. Ve belirsiz… İş dünyasının yeni ortamı bu sıfatlarla tanımlanıyor. Kısaca VUCA dünyası denilen bu ortamda ayakta kalmak yeni liderlik becerileri gerektiriyor. Değişime hızla adapte olmanın şart olduğu bu dünyada başarılı olmak için dikkat edilmesi gerekenler bu yazıda…

VUCA dünyasında nasıl ayakta kalınır?

 
 
İş ortamının yeni normali VUCA : Kaygan, kesinsiz, karmaşık ve belirsiz. Liderlerin yeni iş tanımı VUCA dünyasının gerektirdiği değişime hızla adapte olmak ve değişikliklere uygun stratejiler geliştirmek.
İş dünyasında, finansal pazarlarda, gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerde zaman zaman umut veren ancak çoğu zaman karanlığın hâkim olduğu tablo hepimizi tereddüt eder hatta korkar hale getirdi. Yatırım yapmaktan korkuyoruz, belli sektörlerde veya ekonomilerde iş yapmaktan çekiniyoruz. Yönetici olarak verdiğimiz kararların çoğu temkinli, yarınları kestirmede zorluk çekiyoruz. Adeta pantofobik davranıyoruz? Nedir pantofobi? Herşeyden korkmak. En garip ve ekstrem korku olarak bilinen pantofobi genellikle kişinin geçirdiği büyük bir travma sonrasında her şeyden korkmasına sebep olur. İlle bir olay, obje veya insanın korkuyu tetiklemesi gerekmez.

Bugün kişisel veya profesyonel alanda finansal kararlar verirken bizler de her şeyden korkuyoruz. Yanlış yatırımlar yapmak, bitmek bilmeyen belirsizliklerde yanlış kararlar vermek, şirket stratejisini değiştirmek, değişimi idare etmekte çekimser kalmak vb…

Oysa, değiştiremediğimiz şeyleri kabul etmek zorundayız. İş yaşamında ve finansal piyasalardaki belirsizliği, öngörülemeyen iniş çıkışları, kaotik yatırım ortamı ve şirketiçi belirsizlikleri kabul etmemiz ve bu değişken ortama göre strateji belirlememiz gerekiyor.

Zaman VUCA zamanı

VUCA terimini hiç duydunuz mu? V – volatility; U – uncertainty; C – complexity; A – Ambiguity. Yani, kaygan, kesinsiz, karmaşık, belirsiz. Dünyanın içinde bulunduğu durumu daha iyi ifade eden 4 sıfat var mıdır? İngiliz yatırım fonu firması Redington’un CEO’su Robert J. Gardner’a göre, VUCA zamanımızı özetleyen en yerinde akronim. VUCA terimi aslında Amerikan ordusunun icadı.

Dünya ekonomisinin küreselleşmesi teknolojinin hızıyla birleşince menkul değerler, hisse senedi ve para piyasalarını daha hareketli ve kaygan bir hale getiriyor. 2008 ekonomik krizinden beri piyasalardaki kayganlık kötü ekonomik ve politik kararların alınmasıyla ara vermeden devam etmekte. Buna paralel olarak ekonomilere ve küresel finansa belirsizlik damgasını vuruyor. Yaşadığımız ülkenin ekonomisi, politik sistemi, kuralları, çalıştığımız şirketler ve yatırım yaptığımız piyasalar hep birbirinden etkilenmekte. Bu da belirsizliklerin belli bir ekonomi, sektör veya şirketle sınırlı kalmamasına sebep oluyor. Problemler ve zorluklar, ürün ve hizmetlerin karmaşık olduğu kadar karmaşık. Kısacası, problemlerin çözülmesi uzun bir sürecin, uygulamanın ve birçok katılımcının bütünleşmesiyle mümkün oluyor. Kayganlık, kesinsizlik ve karmaşıklığın egemen olduğu bir ortamda belirsizliğin hüküm sürmesi kadar normal bir şey yok. Gardner’a göre, kafanı kuma gömüp yarınların daha iyi olacağını umarak geçen eski günlerin yerini korku, belirsizlik ve şüphe aldı.

Finansal piyasalar nezdinde düşünüldüğünde, kayganlık stabilitenin ve öngörülebilirliğin eksikliğini vurgulamakta. Piyasalarda belirsizlik hüküm sürmekte, yükseliş ve düşüş trendleri belli aralıklarla yer değiştirse de, finansal araçların performansını öngörmek her zamankinden daha zor. Kompleks bir iş dünyasının içinde faaliyet gösteriyoruz. Dünya coğrafi, politik ve ekonomik anlamda içiçe geçmiş durumda. Bunun finansal etkisini her türlü yatırımda hissetmeniz mümkün. Karmaşık yapı sadece belirsizlik ve öngörülemeyen çevresel faktörlerden ileri gelmiyor. Finansal enstrümanların yapısı da oldukça karmaşık, finansal piyasaları düzenleyen kurallar ve yatırım araçları karmaşık çevresel faktörlerle yarışır şekilde finans uzmanlarının dahi zor içinden çıktığı bir sistem halini aldı.

VUCA dünyasında yönetici olmak

Teknolojinin ulaşılabilirliği ile her türlü bilgiye erişmemiz son derece kolay bir hal aldı. Bu durum yöneticilerin hem yararına hem zararına oldu: Internet aracılığıyla aşmak zorunda olduğunuz probleme milyonlarca çözüm bulabilirsiniz. Bu kadar çok seçeneğin olması kulağa hoş geliyor ancak aradığınız çözüme ulaşacağınız doğru adresi bulmak bir o kadar zor: Çok fazla sayıda fikir, çok fazla sayıda yer, çok fazla sayıda fırsat. Çoğu zaman iyi şeylerin fazlası da fazla oluyor. Fazla bilgi kafa karışıklığına sebep oluyor, kişinin iyi bir seçenekle yetinmeyip hep daha iyiye bakmaya itiyor. Aksine işler kötü gidiyorsa da, bunca bilgiyi yutup bir çözüm geliştirmek yerine birçok yönetici bekle ve gör politikası izlemeyi tercih ediyor. Böyle olunca yönetici strateji geliştirmeyi askıya alıyor ve işlerin kötü gitmesine dur diyebileceği noktada etkisiz oluyor. Diğer bir deyişle kurumun ölüm fermanını imzalamış oluyor.

Problem çözümünde kriterler değişiyor

Geçmişte problem çözümünde ve kriz idaresinde en önemli üç kriter: hız, analiz ve belirsizliğin önlenmesiydi. Bugün belirsizliğin engellenmesi diye bir kriter kalmadı. Herhangi bir probleme çözüm geliştirmeye çalıştığınızda, çözüm tasarlamanın ve uygulamanın her aşamasında belirsizlik hâkim. Leaders Make the Future (Liderler Geleceği Yaparlar) kitabının yazarı Bob Johansen bugünün değişen kriterlerini şu sözleriyle dile getiriyor: ‘sabır, sağduyu ve belirsizlikle yaşamayı gerektiren bir çelişkiler dünyasına giriyoruz.’

Bugün liderler tam anlamıyla çözümü olmayan, onların kariyerlerini ve şirketin geleceğini tehdit eden, tarafların zarar görmesi kaçınılmaz karmaşık problemlerle karşı karşıya kalıyorlar. Kendilerine sunulan veya kendilerinin iki veya üçe indirdikleri seçeneklerin etkileri bazılarına zarar veriyor, birbiriyle çelişen belirsiz bilgiyi değerlendirirken liderin önceliği çoğunluğa en az zarar veren çözümü uygulamaya koymak oluyor.
Kaos ortamında karar alma gerektiren bu yeni yönetim sistemi liderlik stillerini yeniden şekillendiriyor. Kumanda ve kontrol, halen birçok durumda geçerliliğini korurken, karmaşa içerisinde önemini yitiriyor. Açık ve inovatif liderlik son dönemde inovasyonu, performans geliştirmeyi ve takım kurmayı en olumlu şekilde etkileyen stil. Tabii birçok geleneksel lider için henüz çok yeni ve alışılması zor kuralları beraberinde getiriyor. Örneğin, liderliği değişimin başını çekmek olarak gören bir lider için kontrol edemediği çevre faktörlerinin değişimine adapte olmak zor geliyor. Bir şeylerin gerçekleşmesinde bilfiil çalışan insanlar olmak yerine jet hızıyla kendileri dışındaki faktörlerle şekillenen değişimi yönetmeye çalışıyorlar. Burada onları en zorlayan bu yeni düzeni kabul etmek. Klasik liderlik tekniklerinin VUCA değişkenliği doğrultusunda geliştirilmesini kabul etmek. Yeni ikilemlerin başarıya net bir yol göstermeden büyümek için yeni fırsatlar oluşturabileceğini kabul etmek. Değişime uyum sağlayan – adaptif liderliği bir liderlik stili olarak kabul etmek.

Adaptif Liderlik Nedir?

Forbes dergisinin tanımına göre, adaptif lider strateji, aksiyon ve sonuç getiren temel liderlik özelliklerinin üzerine koyarak günün değişen koşullarına ayak uyduran liderdir. Adaptif lider, ölçülemeyen, elle tutulmayan ancak insanların yaşamlarına, iş yapış biçimlerine ve memnuniyet seviyelerine etki eden nitelikleri günbegün hayata geçirir. Kritik karar anlarında bu gibi insani yönler onları diğer liderlerden farklı kılar, sağduyuları ve ikna güçleriyle çok sayıda insanı etkilerler.

Adaptif Liderin en önemli nitelikleri;

– Duygusal Zeka (EQ): Kendi duygularının bilincinde oldukları gibi çevrelerindeki insanların da duygularının farkında olurlar. Duygusal farkındalıkları sayesinde başkalarının duygularını iyi yönetir, kaliteli ve uzun soluklu iş ilişkileri kurarlar.

– Kurumsal Adalet: Büyük liderler gerçeklerden kaçmazlar. İnsanların ne düşündüğü, ne duymak istediği ve duyuruları nasıl duymak isteyeceklerini bilirler, tüm bu bilgileri gerçekler doğrultusunda harmanlama konusunda ustadırlar. Bu yaklaşımları sayesinde insanlara saygı duyduklarını ve değer verdiklerini göstermiş olurlar.

– Karakter: Liderler açık ve net bir üsluba sahiptir. Mükemmel değillerdir, mükemmel olmak gibi de bir iddiaları yoktur. Kendilerini oldukları gibi gösterir, insanların saygısını dürüstlükleriyle kazanırlar.

– Gelişim: Liderin gelişimini tamamladığını, artık öğreneceği hiçbir şey kalmadığını düşündüğü an gerçek potansiyelini asla keşfedemeyeceği anlamına gelir. Her zaman öğrenecek yeni şeyler, koçluk edilecek, yol gösterilecek yeni elemanlar, geliştirilecek yeni projeler vardır. Ne zaman ki lider ‘ben oldum’ der, o zaman kendini tanıyamaz hale gelir.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND