Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Vehbi koç’tan altın değerinde nasihatler

25 Şubat 1996 tarihinde hayatını kaybeden Vehbi Koç’un bugün 17’nci ölüm yıldönümü.

Türkiye’de iş hayatını baştan aşağı değiştiren, ülkeyi daima ilklerle tanıştıran Koç şu an aramızda değil. Ama iş dünyasının, gençlerin hala ondan öğreneceği çok şey var. Nasıl mı? İlk olarak aile üyelerine gönderdiği bu mektupları okuyarak başlayabilirsiniz…

Vehbi Koç, 1937’de grubun temellerini attı, 100 bin lira sermayeyle ‘Vehbi Koç ve Ortakları Kolektif Şirketi’ni, 1938’de de ‘Koç Ticaret A.Ş’yi kurdu. ‘Herkesin bir otomobili olsun’ diyen Koç, Bernar Nahum’un da katkısıyla, Türkiye’yi ilk yerli üretim otomobil, ‘Anadol’la buluşturdu. Adını da Türk halkına seçtirdi. Koç, ilk yerli buzdolabı ve ilk yerli bulaşık makinesini de üretti. Bugün Vehbi Koç’un aramızdan ayrılmasının tam 17’inci yıldönümü… 25 Şubat 1996 yılında 94 yaşındayken hayata veda eden Vehbi Koç’u biz de AKŞAM gazetesi olarak ölümünün 17’nci yıldönümünde anmak istedik. Ama her zamankinden farklı olarak, bu kez onun ticari başarılarını değil, aile hayatına verdiği önemi gösteriyoruz.

YAZMAYI SEVERDİ VEHBİ

Koç yazmayı çok severdi… Tüm söyleyeceklerini mektuplarla dile getirirdi. Vehbi Koç’u ölümsüzleştiren bu mektuplar, bugün pek çok gencin yolunu aydınlatmaya devam ediyor. Biz de Can Kıraç’ın kitabından Vehbi Koç’un özel hayatına dair bazı mektupları seçtik ve özel bölümlerini yayımlıyoruz…

Suyu idareli kullanın  

11 AĞUSTOS 1961: Suyumuz çok azalmıştır. Günün birinde tamamen susuz kalmamız ihtimal dahiline girmiştir. Bütün ev halkından ricam, muslukların fazla açılmaması, su israfına zerre kadar meydan verilmemesidir. Sonra yüzümüzü yıkayacak su bulamayız. Bu hususa dikkat edilmesini ehemmiyetle rica ederim. (Gönderilen: Tüm ev halkı)

SOSYETE ADAMI DEĞİL AİLE ADAMI OLUN  

4 EYLÜL 1968: Son zamanlarda nedense kokteyl vermeye alıştık. Bu 6-7 sene zarfında kokteylere ordu kumandanlarını, Harp Akademisi Komutanı’nı e Deniz Kuvvetleri Kumandanı’nı davet etti, hiç birisi gelmedi. Herkes ne kadar dikkatli.   BUNUN çaresi her çağrılan yere gitmemektir. Gitmeyince bir daha davet etmezler, siz de davet etmek zorunda kalmazsınız. Bu sosyete hayatı da bu şekilde biter. Radyonuzu dinler, gazetenizi okur, dünyayı takip eder ve hayatınızı yoluna koyarsınız.   DAMGA yememek, gazetelerin dedikodu sütunlarına geçmemek lazım. Bir defa bu aile işadamı değil, sosyete adamı damgasını yedikten sonra çok şey kaybedilir. Hayatta çok dikkatli olmak lazım, her itibar genç yaşta kazanılır ve kaybedilir. Başkalarının başından geçen size de tecrübe olmalı. (Gönderilen: Rahmi Koç)

Memleket sosyalizme gidiyor, dikkat etmiyorsunuz  

1 ARALIK 1964: 1- Memleket ve dünya matbuatını takip etmiyorsunuz. 2- Haftanın bir gününde eğlenmeniz, misafirliğe gitmeniz, misafir kabul etmeniz hakkınızdır. Buna hiç riayet etmiyor, işin dozunu kaçırıyorsunuz. 3- Vaktinde uyumayarak vazifesine giden bir işadamının randımanı düşüktür. 4- İsraf derecesinde masraf yapılmaktadır. Çeşmenin suyunun bir gün azalabileceğini, kurak giderse kesilebileceğini aklınızdan çıkarmayınız. 5- Memleket ve dünya sosyalizme doğru gidiyor. Halkın gözünden hiçbirşey kaçmıyor. Bunu bilerek yürümek lazım gelirken hiç dikkat etmiyorsunuz. İnşallah bundan böyle beni böyle bir mektup yazmaya mecbur etmezsiniz. (Gönderilen: Çiğdem-Rahmi Koç, Sevgi Doğan Gönül, Suna Koç)

Masraflarınıza baktığınızda utanacaksınız  

17 AĞUSTOS 1970: …. Dünkü manzarayı gördükten sonra her birinizi tetkik ettim, yorgunluk yüzlerinizden akıyordu. Dinleneceğinize yoruluyorsunuz. Misafir, konuşma gürültüsü, masraf – buna ne can dayanır ne mal. Haydi malı bırakın can dayanmaz. Bu çekilir iş değil. Her vakit söylediğim gibi birçok davetleri kabul etmezsiniz, bu suretle de çağrılmazsınız. Son derece ağır mesuliyet altındayız. Memleketin siyasi ve iktisadi durumu, muntazam bir hayat sürmemizi, çok iyi düşünürek kararlar almamızı icap ettiriyor. Bu hayatı bırakınız, sözümü dinleyiniz. Masraflarınızı bir defa daha gözden geçiriniz. Baktığınız zaman kendiniz utanacaksınız. Bunları sizin iyiliğini için yazıyorum.   Parasını mezara götüren yok. Sizleri sevdiğimi ve dayanamadığım için yazıyorum. İnşallah bu samimi sözleriminin tesiri olur. Babanız. (Gönderilen: Dr. Nüsret Arsel, Rahmi Koç, Erdoğan Gönül, İnan Kıraç.)

Koçların ‘Aile Komitesi’  

5 EYLÜL 1972: Aile içindeki tesanüdü devam ettirmek için özel bir Komite kurulmuştur. Komiteye dahil olan Komite üyelerinden başkan hiç kimsenin haberi olmayacaktır. Komite esas itibarıyla aşağıdaki konular ile meşgul olacaktır: l Aile arasındaki meseleler  lHolding ile ilgili esaslı işler lAilenin emlakine ait muhtelif işler lHolding haricindeki şirketlerdeki ortaklıklarla ilgili işler  lBaşkan ve üyelerin mühim görerek Komite’ye getirecekleri diğer mevzular. (Aile Komitesi şu üyelerden oluşuyor: Vehbi Koç, Sadberk Koç, Semahat Arsel, Rahmi Koç, Sevgi Gönül, Suna Kıraç.)

Oğlum Rahmi, Almanca da öğren 26 HAZİRAN 1963: Önümüzdeki sene başından beri merkezde çalışacağına ileride de benim yerimi alacağına göre Almanca ve Fransızca lisanlarını da bilmekliğin şart. Derhal Almanca ders almaya başla. Vaktin müsait olursa da 3 ay kadar Goethe Enstitüsü’ne gidersin, daha iyi olur. Semahat bu seyahatte bana mükemmel tercümanlık yaptı. Tercümanla iş yapmanın ne kadar zor olduğunu hayatımda ben tattım. Bu yazıma dikkat etmezsen çok müşkilat içerisinde kalırsın. Son seyyahatindeki intibalarına dair rapor hala gelmedi. (Gönderilen: Rahmi Koç)

Tek temennim ‘Koç’ ismini yaşatmanızdır

24 MART 1976: Ben elli seneden fazla bir süre çalışarak Koç ismini bu hale getirdim. Sizler iyi okur ve iyi yetişirseniz bu ismi devam ettirirseniz biz de kabirlerimizde rahat yatarız. Allahtan en büyük temennim sizlerin çok iyi yetişmeniz, memlekete faydalı insanlar olmanız ve Koç ismini yaşatmanızdır. (Gönderilen: Ömer Koç)

Allah rızası için israftan kaçının 10 ARALIK 1973: Seyahat, yakıt, enerji ve nakil araçları masraflarınızda büyük israf olduğuna kaniyim. Bana diyeceksiniz ki, bazen de dersiniz, ‘Bu yaşa geldin, hala mı bunlarla uğraşıyorsun, otur rahatça keyfine bak, tatlı canını üzme.’ Ben bunları kendim için değil, sizler ve memleketim için yazıyorum. Teferruata girmek istemiyorum ama beğenmiyorum. Her biriniz müesseseden ve şahsi hesabınızdan ne kadar sarfettiğinizi biliyorsunuz. Bu memleketin en ufak bir israfa, gösterişe tahammülü yoktur. Sizlerin birçok insana örnek olmanız lazımdır. Memleket ve dünyanın halini benden daha iyi biliyorsunuz. Allah rızası için çok dikkatli olun ve israftan kaçının.Gözlerinizden öperim. (Gönderilen: Semahat Arsel, Rahmi Koç, Sevgi Gönül, Suna Kıraç)

‘Sen dünyanın en iyi insanısın’

19 EYLÜL 1973-LONDRA: Vehbiciğim, Canım, Bugün ameliyata karar verdiler. Sen bana bir kaç defa elmaslarını teksim et dedin. Bundan birşey anlamadım. Kemal Bey iki defa geldi. Yeniköy’deki dairenin tapusu kimin namına olacak, dedi. Yine bir şey anlamadım. İnsanlar gafil oluyor. Sana bir şey yazacağım. Bundan hiçbirinin haberi yok. İstersen yap, istersen yapma. Benim arzum bu.   – Pırlanta yüzüğü Suna’ya – Pırlanta küpem ile armutlu elması Semahat’e – Sevgi’ye pırlanta kolye – Rahmi’ye pırlanta taş. Bunların hepsi kıymetlidir.   Gelelİm emlake. Yeniköy’de sen otur. Şişli’deki kat pek büyük, yorucu.   60 yaşından sonra bu yükü taşıma. Rahmi’ye evinin yanındaki arsa verilsin. Semahat çocukların en hayırlısı. Her gece sabaha kadar seccadede dua eder, gözyaşı döker. Ona ferağ et. Suna’ya Lalezar’ın üzerindeki yarım katı ver, tam kat çıksın. Sevgi’ye gelince, ona da ya para ya da hisselerimden bir kısmını ver. Hak geçmesin. Holdingdeki hissemi Zafer Apartımanı’nı herkese taksim et. Sen kendin nereyi seversen orayı al. Sen dünyanın en iyi insanısın. Bak Vehbiciğim, benim için 1 milyon TL’lik cami veya çeşme veya bir hayır yap. Annemin parasını ağabeyim, evdeki Ali Efendi, Kerim, Samiye, Huriye’ye 5.000’er TL ver. Ekmekçi Fatma Hanım’ın televizyon parasını öde. 50 senelik hayatımız sona erebilir. Allah senden ve evlatlarımdan razı olsun. Çok mesut ol. Çocuklara gelince, bugünün en iyi çocukları. Onlara benim hatırım için kusurlarına bakma. Ben analık hakkımı helal ediyorum. Allah bütün işlerini rastgetirsin. Müzemi yapın, Koç Holding’e kalsın, orada devam etsin. Hayatım, kocam, bütün düşüncelerim sensin, kendini yorma, ne istersen onu yap. Allah bütün işlerini rastgetirsin. Bu mektubumu gözümün yaşları akarak yazıyorum. İnşallah iyi olur kalkarım, beraberce okuruz. (Sadberk Koç’tan Vehbi Koç’a)

Mal-mülk geçici   VEHBİ Koç’un kaydettiği sağlık prensipleri:   – Şişmanlamayınız.   – Çok yağlı yemeyiniz.   – Meyveyi bol yiyiniz.   – Her gün idman yapınız.   – Yorulmadan dinleniniz.   – Her gün aynı vazife yapar gibi bağırsaklarınızı boşaltınız.   – Sık sık hekiminize gidiniz, o ne derse onu yapınız.   – Muhteris olmayınız. Bütün mal ve mülkünüzün geride kalacağını unutmayınız.

 

KAYNAK: Akşam

YAZAR: Onur Demirhisar

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND