Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Ülke ülke iş kültürü rehberi

Uluslararası arenada kariyer yapmak istiyorsanız çalışacağınız ülkenin kültürünü yakından tanımanızda yarar var. Giyim kuşamdan, kartvizit takdim etmeye kadar bazı ritüellere dikkat etmezseniz, iş toplantılarından başarıyla çıkmanıza imkan yok.

Her ülkenin farklı bir iş kültürü var. Giyim kuşamdan, kartvizit takdim etmeye kadar bazı ritüellere dikkat etmezseniz, iş toplantılarından başarıyla çıkmanıza imkan yok. İşte ülke ülke iş kültürü rehberi…

Japonlara O.K. Demeyin, Mısır’da kolye takmayın Çin’de geç kalmanın karşınızdaki kişiye hakaret anlamına geldiğini biliyor muydunuz? Ya Hong Kong’da mavi ve beyaz giysilerin cenaze renkleri olduğunu… Bir Rus’la iş toplantınız varsa, bir hatta iki saat bekletilmeye kendinizi hazırlayın… Örnekleri çoğaltmak mümkün. Her ülkenin kendi iş kodları var. Çokuluslu projelerde yer alan kişilerin de bu kodları öğrenmesinde fayda var. Zira iş toplantılarının sorunsuz geçmesi, sizi amacınıza bir adım daha fazla yaklaştırır. Kimi zaman bazı ayrıntılara hakim olmak, bulunduğunuz ülkenin kültürünü tanıyarak gitmek, size somut faydalar sağlayabilir. Sizin kültürünüzde olumlu olan bir şeyin diğer kültürde işe yaramadığını bilerek hazırlık yaparsanız boşa kürek çekmemiş olursunuz. Örneğin, Avusturyalı bir işadamını büyülemek için klasik müzik bilginiz olması gerekirken, sempatik ve çekici bir insan olmanız ise bir Arjantinlinin karşısında işinize yarar. Japonlara uzattığınız kartvizitinizde unvanınızı vurgulamanız şart iken, bir İrlandalı tarafından kişisel ve mesleki başarıları sık sık referans göstermek alayla karşılanır…

ARJANTİN
Başkent Buones Aires’te çalışma saatleri, sabah 10 akşam 5 arasıdır. İş yemekleri öğlen saat 1’de yenir. Arjantin’de misafirlerden randevularında dakik olmaları beklenir ama kendileri 15-20 dakika gecikirler. Ocak ve şubat ayları tatil aylarıdır. Bankalar saat 10’dan öğleden sonra 3’e kadar açıktır. İş çevrelerinde mavi, gri, ve kahverengi takım elbiseler ve tutucu kravatlar tercih edilir. Sanıldığının aksine tropikal ortam kıyafetleri pek hoş karşılanmaz. Göz alıcı aksesuarlardan özellikle şiddetle kaçınılmalı.Arjantinliler genelde sıcak insanlardır ve konuşurken yakın mesafeden dokunarak sohbet ederler. Erkeklerin el sıkıştıktan sonra öpüşmeleri genelde görülen bir selamlaşma biçimidir. Arjantinlilerin ihtirasla konuşmayı seven insanlar oldukların unutmayın ve sözünüzün kesilmesinden kesinlikle rahatsız olmayın. Arjantin’de kıta Avrupası kurallarını içeren sofra adabına çok önem verilir ve sizin uyup uymadığınıza da bakılır. Öteki yüzünde İspanyolca çevirisi olan business card çok gereklidir. Arjantin iş kültüründe kişiler arası uyum ve arkadaşlık ilişkileri, profesyonel deneyimlerden ve beceriden daha öncelikli gelir. İş anlaşmalarının anahtarı ilişkilerde yatar. İş toplantılarında konuya girmeden önce geyik muhabbeti adettendir. Arjantinliler için karakter çok önemlidir. Birini topluluk içerisinde eleştirmek ya da ona patronluk taslamak çok ayıp karşılanır. Israrlı satış tavrı veya diğer agresif taktikler Arjantinlilere hiç işlemez. İş akışı biraz bürokratiktir.Onlarca görüşmenin ardından son kararı en tepedeki yöneticinin evet demesi için geçmesi gereken süre biraz uzundur. Şimdiden sabırlı olmaya hazırlıklı olmalısınız.

AVUSTURYA
Avusturyalılar planlarını haftalar hatta aylar önceden yaparlar. Bir iş toplantısı talebinizi bu adeti göz önünde bulundurarak yapın. Avusturyalılar son derece dakiktir ve başkalarından da bunu beklerler. Nitekim ulaşım sistemi kusursuz işler ve hiçbir zaman mazeret olarak sunulamaz. Onlar için bir toplantıya beş dakika geç girmek, fazlasıyla geç gelmek demektir. 15-20 dakika ise toplantının oldukça sarsıntılı başlamasına neden olur.Avusturyalılar sade biraz şıklığı tercih eder ve dış görünüşlerine çok önem verir. Eğer iyi bir izlenim bırakmak istiyorsanız yüksek kalitede ve üzerinize tam oturan elbiseler ve parlak cilalı ayakkabılar şarttır. Avusturyalıların iş toplantılarındaki ciddiyeti kişiler arası sohbetlerde sürer. Alman kültürüyle kendilerininkinin karıştırılmasından nefret ederler o nedenle tarih ve sanat konularında sohbet ederken bu detaya dikkat etmelisiniz. Konuşurken boş vaatlerde bulunmayın. Avusturyalılar, kastettiklerinizi söylemenizi, söylediklerinizi yapmanızı ve neyi yapmayacağınızı bilmek ister. Kış sporları, Avusturya sanatı ve mimarisi, opera ve klasik müzik hakkında sohbetler açın. Hiç açmamanız gereken konular ise para, ayrılmak ve boşanmak, din, anti-semitizm ve İkinci dünya savaşındaki rolü. İş mektupları, fakslar ve e-mail’lar dahi son derece resmi bir dille yazılmalıdır. Avusturya’da statü çok önemlidir, şirketteki pozisyonunuzun kartvizitinizde yeterince vurgulanmış olmasına dikkat etmelisiniz.

ÇİN

Çinliler bir iş toplantısına geç gelmeyi karşıdaki kişiye hakaret olarak görürler. Toplantı talepleri için en uygun zamanlar Nisan- Haziran ve Eylül-Ekim arasıdır. Tutucu iş kıyafetleri soluk renklerde olmalıdır. Parlak renkler hiç hoş karşılanmaz. Özellikle iş kadınları kısa topuk hatta düz ayakkabıları tercih etmelidir. Çünkü çoğu kişiden daha uzun kalacağınız kesin. Yüksek topuklara sadece diplomatik resepsiyonlarda izin var. Smokin iş giysisinin bir parçası değildir. Negatif yanıtlar hiç hoş karşılanmaz, “hayır” yerine “belki” veya “bakalım” ifadelerini kullanmanız gerekir. Çinli iş ortağınız “Çok sorun değil” diyorsa, ortada hala problem var anlamındadır. Yaşınızı, gelirinizi ve evli olup olmadığınızı sormaktan hiç imtina etmezler. Birkaç kelime Çince öğrenmeniz çok dikkat çeker ve hoş karşılanır. Çin’in havasından ikliminden, coğrafyasından, ve Çin’de yaşadığınız pozitif deneyimlerden bahsetmenizde fayda var. Çince isimler batıda olduğundan farklıdır. İsimler soyadı ve ön ad olarak dizilir. Kişilere hitap ederken unvanlarıyla hitap etmeye gayret edin. Ve komünist değilseniz, kimseye “yoldaş” demeyin. Yazılı sunumlarda siyah beyaz renkleri tercih edin. Çin kültüründe negatif anlamlar içerecek renkleri kullanma riskine girmeyin. Çinliler dışarıdan gelen bilgilere karşı son derece dikkatlidir. Ciddi bir yüz ifadesi Çinliler için çok önemlidir. Soğukkanlılığın kaybedilmesi ya da utanmaya sebebiyet vermek bir toplantının faciayla sonuçlanmasına sebep olur. Kartvizit verme ve kabul etme bir ritüeldir. Şirketinizin büyüklüğünü belirtecek ifadelere yer verin ve altın renklerin kullanılmasına dikkat edin zira Çin kültüründe altın rengi saygınlığın ve güvenilirliğin simgesidir. Hediye bir rüşvet ya da yasak olan bir şeyi ifade edeceğinden vermekten kaçının.

MISIR
Mısır kültüründe dakik olmak çok da önemli değildir. Yabancı iş ortaklarını bekletmek adettendir. Mısıra ait geleneksel kıyafetler ya da aksesuarlar giymekten kaçının zira bundan alınırlar. Gömleklerinizi en üst düğmesine kadar ilikleyin. Erkeklerin kolye gibi aksesuarlar takmasından hiç hoşlanılmaz. İş kadınlarının ise biraz daha kapalı kıyafetler tercih etmeleri beklenir. Mısırlılar kendileriyle özellikle de bürokrasiyle dalga geçmeye bayılırlar ama bunu bir yabancı olarak siz sakın yapmaya kalkışmayın. Mısır’ın tarihi, ünlü Mısırlı liderler ve Mısır keteni en sevdikleri konulardır. Kadınlardan ve İsrail meselesinden hiç bahsetmeseniz yerinde olur. Kartvizitinizi İngilizce ve Arapça bastırın.Mısırlılar kendi çalışma hızlarına uyum sağlanmasını beklerler. Sıcak satış veya diğer hızlı kararlar almaya onları zorlamayın. İş görüşmesi karşınızdaki kişinin sizi tanımasına ve sevmesine kadar sürer, sabırsız olmayın. Bir Mısırlı işadamı size “evet” diyorsa bunu olabilir olarak yorumlayın ve toplantının burada bittiğini asla farz etmeyin.

HONG KONG
Nüfusun çoğu Çinli olmasına rağmen Hong Kong’un kültürü Çin’in geri kalanından oldukça farklıdır. Bu ayrımı iyi bilerek gidin. Genelde iş toplantıları tam zamanında başlar. Dakiklik bir saygı göstergesidir. İş kıyafetlerinin erkeklerde koyu renklerde olmasını talep ederler. Sakın mavi ya da beyaz giymeyin çünkü bunlar ölümü ve yas tutmayı temsil eder. Çinliler sohbetlerinde çok diplomatiktir ve kişiyi rahatsız etme ya da utandırma potansiyeli taşıyan konulardan titizlikle kaçınırlar. Hong Kong ününü endüstrileşmesine, hızlı ticarete, risk almaya ve verimliliğe borçludur. İş yapma anlayışı Amerikan kültürüne yakındır. Kartvizitinize uzatın ve karşınızdaki kişinin okuyabilmesi için zaman tanıyın. Hong Kong’lu birine topluluk içerisinde negatif bilgiler vermekten kaçının ve yalnızken tartışın. Kişiler için unvanlar ve meslekler çok önemli olduğundan, kişilere hitap ederken buna dikkat edin.

HİNDİSTAN
Hintliler birinin dakik olmasını ve taahhütlerine sadık kalmasını takdir ederler. Ama birçok Hintli söz verdiği saatte olmak konusunda rahat davranır. Çünkü bir Hintlinin zihninde zaman, bir bireyin aktivitelerini planlamasında ve yönlendirmesinde objektif bir kıstas değildir. Birçok Hintli için planlar ve takvimler diğer insanlara ve olaylara göre rastlantısal bir şekilde değişir, değişebilir. Dolayısıyla aylar öncesinden belirlenmiş bir randevuyu birkaç gün öncesinden teyit etmek faydalıdır. Hintli bir işadamıyla buluşacaksanız kendinizi son dakika değişikliklerine hazırlayın.Hintli iş çevrelerinde giyim kuşam tarzı son yıllarda tarz değiştirdi. Özellikle IT sektörüyse söz konusu olan t-shirtler, bluejean’ler ve sneaker’lar normal karşılanır. İş toplantılarında bile çok çeşitli ve alakasız konulardan sohbet etmek adettendir. Kriket, politika, dinler en sevdikleri konular arasındadır. Hintliler genelde sıcak ve hoşsohbet insanlardır ve özel konularda diğer kültürlere oranla daha az hassaslardır. Hintliler fikir ayrılıklarını çok nadir olarak direkt şekilde belli ederler. Fikir ayrılığını çok açık şekilde ifade etmek düşmanca ve saygısızca bulunur. Hintliler yaygın şekilde İngilizce bilirler ancak telaffuzları konusunda sorun yaşayabilirsiniz. Bir toplantıda İngilizce aksanının anlamakta zorlandığınız birine cümleyi tekrar etmesini istemekte bir sakınca yoktur.

İRLANDA
İrlandalılar direkt göz teması kurmaktan hoşlanır. Konuşurken gözlerini kaçıran insanlara güvensizlik duyarlar. İrlandalılar dinden politikaya kadar her konuda tartışmaktan ve fikir teatisinden çok hoşlanır. Yine de bu konularda konuyu ilk onların açmasını bekleyin. Spor en sık sözü geçen konulardandır ve sportif benzetmeler yapmayı çok severler. Kendinizi ve ülkenizi sakın övmeyin. Eğitim, mesleki ve kişisel başarıları çok fazla referans gösteren kişilerle alay edilir. Toplantıya başlamadan küçük bir geyik muhabbetini her zaman çok severler. Sessiz kalmak ve konuşmamak kabalık ve soğuk olmakla eş tutulur. İş görüşmelerinde sade ve açık olun, ne istediğinizi kelimesi kelimesine ifade edin. İnce alaycılık İrlandalıların milli karakteridir. Agresif iş taktiklerinden İrlandalılar da pek hoşlanmaz. Bir karar almadan önce ilişki ağlarını da yoklayıp, olabildiğince çok görüş toplarlar.

JAPONYA
Japon bir işadamından randevu talep edecekseniz bunu sakın mektupla yapmayın, zira büyük ihtimalle yanıtlanmayacaktır. En iyisi telefonla direkt randevu isteyin. Japonlar, toplantıya geç kalmayı büyük kabalık olarak addederler. Size eğitiminizi, aile hayatınızı ve maaşınızın ne kadar olduğunu sorabilirler, rahatsız olmamaya çalışın. Soru sorarken dikkatli olun, çünkü “Evraklar hazır mı?” sorunuza, hayır diye cevap verildiğinde bilin ki, kastedilen şey evrakların hazır olduğudur. Size “olabilir”, “düşünebilirim” diye cevap verildiğinde kastedilen “evet”tir. “Dikkate alıyorum” ifadesi ise “hayır” demektir. Bir Japon’dan net bir yanıt alabilmek için soruyu farklı farlık şekilde birkaç kere sormanız gerekir. Kalabalık bir toplantıda söze başlamadan önce yaşlılardan gençlere doğru herkese selam vermeniz gerekir. 2. Dünya Savaşı’ndan kesinlikle söz açmayın ve anlaşılacağına emin olmadığınız sürece sakın espri yapmayın. Kartvizitinizi elinizde karşınızdaki kişi okuyabilecek şekilde uzatın, öylesine vermek Japonlarda çok büyük ayıp addediliyor. Birin kartını aldığınızda da muhakkak okuyun ve karşınızdakine tebessüm edin. Çantanıza ise kesinlikle atmayın, üzerine bir şey asla yazmayın. Yaşlı Japonlara büyük saygı gösterin kapılardan önce onları geçirin. İngilizce konuşurken O.K lafını kullanmayın, çünkü Japonca’da O.K. para demektir. Başınızı kaşımak ise utandığınız ya da kafanızın karıştığı şeklinde yorumlanır. Yüksek sesle gülmek ise eğlenceden çok utancın ve gerginliğin göstergesidir. Japonlarla konuşurken daima gülümseyin. Burun çekmek, boğazını temizlemek gibi hareketler ise alt sınıflarda bile çok ayıptır. Soruya negatif bir yanıt verecekseniz avuçlarınız görünecek şekilde ellerinizi açmanız gerekir. Dört ve dokuz rakamları Japon kültüründe şansızlık demektir, hediye verirken dikkatli olun. Kırmızı yılbaşı kartı da vermeyin çünkü bu renk cenazenin simgesidir.

POLONYA
Birçok Batılı ülkede sırasıyla ay, gün ve yıl yazılır. Polonya’da da bizde olduğu gibi gün, ay ve yıl yazılır. Aşırı parfüm veya deodorant tepkiyle karşılanır. Göz temasına çok önem verilir. Beden diline çok önem verilir. Dolayısıyla hep gülümsemenizi salık veririz. Ne, neden, ne zaman gibi soru kipleriyle başlayan net cevaplar alabileceğiniz sorular yöneltmeye dikkat edin. İltifatlara bayılırlar ancak aşırıya kaçmanız karşınızdakinin kafasını karıştırır. Konuşurken elinizi cebinize sakın atmayın. Başkaları hakkında dedikodu yapmayın. Politika ve paradan söz açıp sohbet etmeyin. Polonyalılar çekingen ve az konuşan kimselerdir. İş toplantılarında uzun sessizlikler olabilir. Boşlukları gereksiz konuşmalarla doldurmaya çalışmayın.

RUSYA
Rusya’da bir randevu almak çok zor bir iştir. Sabırlı ve inatçı olun. Toplantılara zamanında gidin ama karşınızdaki Rus’un geç kalmasına da hazırlıklı olun. Bir Rus’un söz verdiği saatten bir ya da iki saat geç gelmesi çok sık rastlanan bir durumdur. Dolayısıyla beklerken sizi oyalayacak bir şeyleri yanınıza almayı unutmayın. Ruslar ellerindekini avuçlarındakini giysiye harcayan bir millettir, giysilerin kalitesine ve duruştaki zenginliğe çok önem verirler. Karşılarındaki kişinin yüksek sesle ve heyecanla konuşmasından hoşlanmazlar. Eğer bir Rus konuşurken birine dokunuyorsa, bu ona güvendiği anlamına gelir. İltifat ederken dikkatli olun çünkü yanlış anlamalara sebep olur. Örneğin evlerine davet edildiğinizde bir objeyi çok beğendiğinizi söylerseniz, almanız konusunda ısrarlarla karşılaşabilirsiniz. İkinci Dünya Savaşı, ekonomik zorluklar, Rusya ve kendi ülkeniz arasındaki pozitif karşılaştırmalar en sevdikleri sohbet konularıdır. Ama Saint Petersburg- Moskova karşılaştırması yapmaktan, etnik azınlıklar, soykırım ve Çarlık gibi konuları konuşmaktan kaçının. Öteki yüzünde Kiril harfleriyle yazılı kartvizit bastırmayı unutmayın.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND