Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Ülke ülke iş kültürü rehberi

Uluslararası arenada kariyer yapmak istiyorsanız çalışacağınız ülkenin kültürünü yakından tanımanızda yarar var. Giyim kuşamdan, kartvizit takdim etmeye kadar bazı ritüellere dikkat etmezseniz, iş toplantılarından başarıyla çıkmanıza imkan yok.

Her ülkenin farklı bir iş kültürü var. Giyim kuşamdan, kartvizit takdim etmeye kadar bazı ritüellere dikkat etmezseniz, iş toplantılarından başarıyla çıkmanıza imkan yok. İşte ülke ülke iş kültürü rehberi…

Japonlara O.K. Demeyin, Mısır’da kolye takmayın Çin’de geç kalmanın karşınızdaki kişiye hakaret anlamına geldiğini biliyor muydunuz? Ya Hong Kong’da mavi ve beyaz giysilerin cenaze renkleri olduğunu… Bir Rus’la iş toplantınız varsa, bir hatta iki saat bekletilmeye kendinizi hazırlayın… Örnekleri çoğaltmak mümkün. Her ülkenin kendi iş kodları var. Çokuluslu projelerde yer alan kişilerin de bu kodları öğrenmesinde fayda var. Zira iş toplantılarının sorunsuz geçmesi, sizi amacınıza bir adım daha fazla yaklaştırır. Kimi zaman bazı ayrıntılara hakim olmak, bulunduğunuz ülkenin kültürünü tanıyarak gitmek, size somut faydalar sağlayabilir. Sizin kültürünüzde olumlu olan bir şeyin diğer kültürde işe yaramadığını bilerek hazırlık yaparsanız boşa kürek çekmemiş olursunuz. Örneğin, Avusturyalı bir işadamını büyülemek için klasik müzik bilginiz olması gerekirken, sempatik ve çekici bir insan olmanız ise bir Arjantinlinin karşısında işinize yarar. Japonlara uzattığınız kartvizitinizde unvanınızı vurgulamanız şart iken, bir İrlandalı tarafından kişisel ve mesleki başarıları sık sık referans göstermek alayla karşılanır…

ARJANTİN
Başkent Buones Aires’te çalışma saatleri, sabah 10 akşam 5 arasıdır. İş yemekleri öğlen saat 1’de yenir. Arjantin’de misafirlerden randevularında dakik olmaları beklenir ama kendileri 15-20 dakika gecikirler. Ocak ve şubat ayları tatil aylarıdır. Bankalar saat 10’dan öğleden sonra 3’e kadar açıktır. İş çevrelerinde mavi, gri, ve kahverengi takım elbiseler ve tutucu kravatlar tercih edilir. Sanıldığının aksine tropikal ortam kıyafetleri pek hoş karşılanmaz. Göz alıcı aksesuarlardan özellikle şiddetle kaçınılmalı.Arjantinliler genelde sıcak insanlardır ve konuşurken yakın mesafeden dokunarak sohbet ederler. Erkeklerin el sıkıştıktan sonra öpüşmeleri genelde görülen bir selamlaşma biçimidir. Arjantinlilerin ihtirasla konuşmayı seven insanlar oldukların unutmayın ve sözünüzün kesilmesinden kesinlikle rahatsız olmayın. Arjantin’de kıta Avrupası kurallarını içeren sofra adabına çok önem verilir ve sizin uyup uymadığınıza da bakılır. Öteki yüzünde İspanyolca çevirisi olan business card çok gereklidir. Arjantin iş kültüründe kişiler arası uyum ve arkadaşlık ilişkileri, profesyonel deneyimlerden ve beceriden daha öncelikli gelir. İş anlaşmalarının anahtarı ilişkilerde yatar. İş toplantılarında konuya girmeden önce geyik muhabbeti adettendir. Arjantinliler için karakter çok önemlidir. Birini topluluk içerisinde eleştirmek ya da ona patronluk taslamak çok ayıp karşılanır. Israrlı satış tavrı veya diğer agresif taktikler Arjantinlilere hiç işlemez. İş akışı biraz bürokratiktir.Onlarca görüşmenin ardından son kararı en tepedeki yöneticinin evet demesi için geçmesi gereken süre biraz uzundur. Şimdiden sabırlı olmaya hazırlıklı olmalısınız.

AVUSTURYA
Avusturyalılar planlarını haftalar hatta aylar önceden yaparlar. Bir iş toplantısı talebinizi bu adeti göz önünde bulundurarak yapın. Avusturyalılar son derece dakiktir ve başkalarından da bunu beklerler. Nitekim ulaşım sistemi kusursuz işler ve hiçbir zaman mazeret olarak sunulamaz. Onlar için bir toplantıya beş dakika geç girmek, fazlasıyla geç gelmek demektir. 15-20 dakika ise toplantının oldukça sarsıntılı başlamasına neden olur.Avusturyalılar sade biraz şıklığı tercih eder ve dış görünüşlerine çok önem verir. Eğer iyi bir izlenim bırakmak istiyorsanız yüksek kalitede ve üzerinize tam oturan elbiseler ve parlak cilalı ayakkabılar şarttır. Avusturyalıların iş toplantılarındaki ciddiyeti kişiler arası sohbetlerde sürer. Alman kültürüyle kendilerininkinin karıştırılmasından nefret ederler o nedenle tarih ve sanat konularında sohbet ederken bu detaya dikkat etmelisiniz. Konuşurken boş vaatlerde bulunmayın. Avusturyalılar, kastettiklerinizi söylemenizi, söylediklerinizi yapmanızı ve neyi yapmayacağınızı bilmek ister. Kış sporları, Avusturya sanatı ve mimarisi, opera ve klasik müzik hakkında sohbetler açın. Hiç açmamanız gereken konular ise para, ayrılmak ve boşanmak, din, anti-semitizm ve İkinci dünya savaşındaki rolü. İş mektupları, fakslar ve e-mail’lar dahi son derece resmi bir dille yazılmalıdır. Avusturya’da statü çok önemlidir, şirketteki pozisyonunuzun kartvizitinizde yeterince vurgulanmış olmasına dikkat etmelisiniz.

ÇİN

Çinliler bir iş toplantısına geç gelmeyi karşıdaki kişiye hakaret olarak görürler. Toplantı talepleri için en uygun zamanlar Nisan- Haziran ve Eylül-Ekim arasıdır. Tutucu iş kıyafetleri soluk renklerde olmalıdır. Parlak renkler hiç hoş karşılanmaz. Özellikle iş kadınları kısa topuk hatta düz ayakkabıları tercih etmelidir. Çünkü çoğu kişiden daha uzun kalacağınız kesin. Yüksek topuklara sadece diplomatik resepsiyonlarda izin var. Smokin iş giysisinin bir parçası değildir. Negatif yanıtlar hiç hoş karşılanmaz, “hayır” yerine “belki” veya “bakalım” ifadelerini kullanmanız gerekir. Çinli iş ortağınız “Çok sorun değil” diyorsa, ortada hala problem var anlamındadır. Yaşınızı, gelirinizi ve evli olup olmadığınızı sormaktan hiç imtina etmezler. Birkaç kelime Çince öğrenmeniz çok dikkat çeker ve hoş karşılanır. Çin’in havasından ikliminden, coğrafyasından, ve Çin’de yaşadığınız pozitif deneyimlerden bahsetmenizde fayda var. Çince isimler batıda olduğundan farklıdır. İsimler soyadı ve ön ad olarak dizilir. Kişilere hitap ederken unvanlarıyla hitap etmeye gayret edin. Ve komünist değilseniz, kimseye “yoldaş” demeyin. Yazılı sunumlarda siyah beyaz renkleri tercih edin. Çin kültüründe negatif anlamlar içerecek renkleri kullanma riskine girmeyin. Çinliler dışarıdan gelen bilgilere karşı son derece dikkatlidir. Ciddi bir yüz ifadesi Çinliler için çok önemlidir. Soğukkanlılığın kaybedilmesi ya da utanmaya sebebiyet vermek bir toplantının faciayla sonuçlanmasına sebep olur. Kartvizit verme ve kabul etme bir ritüeldir. Şirketinizin büyüklüğünü belirtecek ifadelere yer verin ve altın renklerin kullanılmasına dikkat edin zira Çin kültüründe altın rengi saygınlığın ve güvenilirliğin simgesidir. Hediye bir rüşvet ya da yasak olan bir şeyi ifade edeceğinden vermekten kaçının.

MISIR
Mısır kültüründe dakik olmak çok da önemli değildir. Yabancı iş ortaklarını bekletmek adettendir. Mısıra ait geleneksel kıyafetler ya da aksesuarlar giymekten kaçının zira bundan alınırlar. Gömleklerinizi en üst düğmesine kadar ilikleyin. Erkeklerin kolye gibi aksesuarlar takmasından hiç hoşlanılmaz. İş kadınlarının ise biraz daha kapalı kıyafetler tercih etmeleri beklenir. Mısırlılar kendileriyle özellikle de bürokrasiyle dalga geçmeye bayılırlar ama bunu bir yabancı olarak siz sakın yapmaya kalkışmayın. Mısır’ın tarihi, ünlü Mısırlı liderler ve Mısır keteni en sevdikleri konulardır. Kadınlardan ve İsrail meselesinden hiç bahsetmeseniz yerinde olur. Kartvizitinizi İngilizce ve Arapça bastırın.Mısırlılar kendi çalışma hızlarına uyum sağlanmasını beklerler. Sıcak satış veya diğer hızlı kararlar almaya onları zorlamayın. İş görüşmesi karşınızdaki kişinin sizi tanımasına ve sevmesine kadar sürer, sabırsız olmayın. Bir Mısırlı işadamı size “evet” diyorsa bunu olabilir olarak yorumlayın ve toplantının burada bittiğini asla farz etmeyin.

HONG KONG
Nüfusun çoğu Çinli olmasına rağmen Hong Kong’un kültürü Çin’in geri kalanından oldukça farklıdır. Bu ayrımı iyi bilerek gidin. Genelde iş toplantıları tam zamanında başlar. Dakiklik bir saygı göstergesidir. İş kıyafetlerinin erkeklerde koyu renklerde olmasını talep ederler. Sakın mavi ya da beyaz giymeyin çünkü bunlar ölümü ve yas tutmayı temsil eder. Çinliler sohbetlerinde çok diplomatiktir ve kişiyi rahatsız etme ya da utandırma potansiyeli taşıyan konulardan titizlikle kaçınırlar. Hong Kong ününü endüstrileşmesine, hızlı ticarete, risk almaya ve verimliliğe borçludur. İş yapma anlayışı Amerikan kültürüne yakındır. Kartvizitinize uzatın ve karşınızdaki kişinin okuyabilmesi için zaman tanıyın. Hong Kong’lu birine topluluk içerisinde negatif bilgiler vermekten kaçının ve yalnızken tartışın. Kişiler için unvanlar ve meslekler çok önemli olduğundan, kişilere hitap ederken buna dikkat edin.

HİNDİSTAN
Hintliler birinin dakik olmasını ve taahhütlerine sadık kalmasını takdir ederler. Ama birçok Hintli söz verdiği saatte olmak konusunda rahat davranır. Çünkü bir Hintlinin zihninde zaman, bir bireyin aktivitelerini planlamasında ve yönlendirmesinde objektif bir kıstas değildir. Birçok Hintli için planlar ve takvimler diğer insanlara ve olaylara göre rastlantısal bir şekilde değişir, değişebilir. Dolayısıyla aylar öncesinden belirlenmiş bir randevuyu birkaç gün öncesinden teyit etmek faydalıdır. Hintli bir işadamıyla buluşacaksanız kendinizi son dakika değişikliklerine hazırlayın.Hintli iş çevrelerinde giyim kuşam tarzı son yıllarda tarz değiştirdi. Özellikle IT sektörüyse söz konusu olan t-shirtler, bluejean’ler ve sneaker’lar normal karşılanır. İş toplantılarında bile çok çeşitli ve alakasız konulardan sohbet etmek adettendir. Kriket, politika, dinler en sevdikleri konular arasındadır. Hintliler genelde sıcak ve hoşsohbet insanlardır ve özel konularda diğer kültürlere oranla daha az hassaslardır. Hintliler fikir ayrılıklarını çok nadir olarak direkt şekilde belli ederler. Fikir ayrılığını çok açık şekilde ifade etmek düşmanca ve saygısızca bulunur. Hintliler yaygın şekilde İngilizce bilirler ancak telaffuzları konusunda sorun yaşayabilirsiniz. Bir toplantıda İngilizce aksanının anlamakta zorlandığınız birine cümleyi tekrar etmesini istemekte bir sakınca yoktur.

İRLANDA
İrlandalılar direkt göz teması kurmaktan hoşlanır. Konuşurken gözlerini kaçıran insanlara güvensizlik duyarlar. İrlandalılar dinden politikaya kadar her konuda tartışmaktan ve fikir teatisinden çok hoşlanır. Yine de bu konularda konuyu ilk onların açmasını bekleyin. Spor en sık sözü geçen konulardandır ve sportif benzetmeler yapmayı çok severler. Kendinizi ve ülkenizi sakın övmeyin. Eğitim, mesleki ve kişisel başarıları çok fazla referans gösteren kişilerle alay edilir. Toplantıya başlamadan küçük bir geyik muhabbetini her zaman çok severler. Sessiz kalmak ve konuşmamak kabalık ve soğuk olmakla eş tutulur. İş görüşmelerinde sade ve açık olun, ne istediğinizi kelimesi kelimesine ifade edin. İnce alaycılık İrlandalıların milli karakteridir. Agresif iş taktiklerinden İrlandalılar da pek hoşlanmaz. Bir karar almadan önce ilişki ağlarını da yoklayıp, olabildiğince çok görüş toplarlar.

JAPONYA
Japon bir işadamından randevu talep edecekseniz bunu sakın mektupla yapmayın, zira büyük ihtimalle yanıtlanmayacaktır. En iyisi telefonla direkt randevu isteyin. Japonlar, toplantıya geç kalmayı büyük kabalık olarak addederler. Size eğitiminizi, aile hayatınızı ve maaşınızın ne kadar olduğunu sorabilirler, rahatsız olmamaya çalışın. Soru sorarken dikkatli olun, çünkü “Evraklar hazır mı?” sorunuza, hayır diye cevap verildiğinde bilin ki, kastedilen şey evrakların hazır olduğudur. Size “olabilir”, “düşünebilirim” diye cevap verildiğinde kastedilen “evet”tir. “Dikkate alıyorum” ifadesi ise “hayır” demektir. Bir Japon’dan net bir yanıt alabilmek için soruyu farklı farlık şekilde birkaç kere sormanız gerekir. Kalabalık bir toplantıda söze başlamadan önce yaşlılardan gençlere doğru herkese selam vermeniz gerekir. 2. Dünya Savaşı’ndan kesinlikle söz açmayın ve anlaşılacağına emin olmadığınız sürece sakın espri yapmayın. Kartvizitinizi elinizde karşınızdaki kişi okuyabilecek şekilde uzatın, öylesine vermek Japonlarda çok büyük ayıp addediliyor. Birin kartını aldığınızda da muhakkak okuyun ve karşınızdakine tebessüm edin. Çantanıza ise kesinlikle atmayın, üzerine bir şey asla yazmayın. Yaşlı Japonlara büyük saygı gösterin kapılardan önce onları geçirin. İngilizce konuşurken O.K lafını kullanmayın, çünkü Japonca’da O.K. para demektir. Başınızı kaşımak ise utandığınız ya da kafanızın karıştığı şeklinde yorumlanır. Yüksek sesle gülmek ise eğlenceden çok utancın ve gerginliğin göstergesidir. Japonlarla konuşurken daima gülümseyin. Burun çekmek, boğazını temizlemek gibi hareketler ise alt sınıflarda bile çok ayıptır. Soruya negatif bir yanıt verecekseniz avuçlarınız görünecek şekilde ellerinizi açmanız gerekir. Dört ve dokuz rakamları Japon kültüründe şansızlık demektir, hediye verirken dikkatli olun. Kırmızı yılbaşı kartı da vermeyin çünkü bu renk cenazenin simgesidir.

POLONYA
Birçok Batılı ülkede sırasıyla ay, gün ve yıl yazılır. Polonya’da da bizde olduğu gibi gün, ay ve yıl yazılır. Aşırı parfüm veya deodorant tepkiyle karşılanır. Göz temasına çok önem verilir. Beden diline çok önem verilir. Dolayısıyla hep gülümsemenizi salık veririz. Ne, neden, ne zaman gibi soru kipleriyle başlayan net cevaplar alabileceğiniz sorular yöneltmeye dikkat edin. İltifatlara bayılırlar ancak aşırıya kaçmanız karşınızdakinin kafasını karıştırır. Konuşurken elinizi cebinize sakın atmayın. Başkaları hakkında dedikodu yapmayın. Politika ve paradan söz açıp sohbet etmeyin. Polonyalılar çekingen ve az konuşan kimselerdir. İş toplantılarında uzun sessizlikler olabilir. Boşlukları gereksiz konuşmalarla doldurmaya çalışmayın.

RUSYA
Rusya’da bir randevu almak çok zor bir iştir. Sabırlı ve inatçı olun. Toplantılara zamanında gidin ama karşınızdaki Rus’un geç kalmasına da hazırlıklı olun. Bir Rus’un söz verdiği saatten bir ya da iki saat geç gelmesi çok sık rastlanan bir durumdur. Dolayısıyla beklerken sizi oyalayacak bir şeyleri yanınıza almayı unutmayın. Ruslar ellerindekini avuçlarındakini giysiye harcayan bir millettir, giysilerin kalitesine ve duruştaki zenginliğe çok önem verirler. Karşılarındaki kişinin yüksek sesle ve heyecanla konuşmasından hoşlanmazlar. Eğer bir Rus konuşurken birine dokunuyorsa, bu ona güvendiği anlamına gelir. İltifat ederken dikkatli olun çünkü yanlış anlamalara sebep olur. Örneğin evlerine davet edildiğinizde bir objeyi çok beğendiğinizi söylerseniz, almanız konusunda ısrarlarla karşılaşabilirsiniz. İkinci Dünya Savaşı, ekonomik zorluklar, Rusya ve kendi ülkeniz arasındaki pozitif karşılaştırmalar en sevdikleri sohbet konularıdır. Ama Saint Petersburg- Moskova karşılaştırması yapmaktan, etnik azınlıklar, soykırım ve Çarlık gibi konuları konuşmaktan kaçının. Öteki yüzünde Kiril harfleriyle yazılı kartvizit bastırmayı unutmayın.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND