Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Uğurlu objeler motivasyonu nasıl etkiliyor?

İş dünyasının acımasız dünyasında batıl inançlar ne kadar etkili olabilir? Uğurlu kalemle imza atmak sonuçları nasıl etkiler? Araştırmalara göre iş dünyasının profesyonelleri uğurlu objelere oldukça önem veriyor. Daha ilginci bu objelerin performans ve motivasyon üzerindeki etkisi…

İş dünyasının acımasız dünyasında batıl inançlar ne kadar etkili olabilir? Uğurlu kalemle imza atmak sonuçları nasıl etkiler? Araştırmalara göre iş dünyasının profesyonelleri uğurlu objelere oldukça önem veriyor. Daha ilginci bu objelerin performans ve motivasyon üzerindeki etkisi…

‘Uğurlu kravatımı takar işimi bağlarım’

Psychology Today dergisinde psikiyatris Alex Lickerman imzalı yazı bize batıl inançların işleyişini genel hatlarıyla anlatmakta… Bir Gallup araştırmasına göre Amerikalıların yüzde 50’si batıl inançlı…

Giydiğiniz zaman kendinizi güçlü hissettiğiniz bir takım elbiseniz var mı? Hani şu her iş görüşmesine veya önemli toplantıya giydiğiniz, sizi ince ve uzun gösteren lacivert dar kesim pantolon ve ceket takım. Onu giydiğinizde adeta Clark Kent’in Superman’e dönüştüğündeki değişimi kendinizde hissediyorsunuz. Güçlü, akıllı, kontrolü sıkı sıkı elinde tutan, her türlü güçlüğe göğüs germeye hazır. Bu kendinizi iyi hissetmenizi sağlayan takımı önemli görüşmelerde giymeniz yolunuzu açacak, işi almanızı, yeni müşteriler kazanmanızı sağlayacaksa neden olmasın? 

Size neredeyse olağanüstü güçler veren bu takım örneğini, giydiğimiz başka elbiselere, aksesuarlara, görüşme öncesinde yaptığımız çeşitli aktivitelere bağlayabiliriz. Kimilerine yeni bir kıyafet giymek uğur getirirken, başkalarına çocukluklarından bu yana yanlarında taşıdıkları ufacık bir kolye veya taş uğur getiriyor olabilir. Önemli olan kişinin kendini, uğurlu bildiği şeyin yakınında, iyi hissetmesidir. 

Siyah kedi, merdiven altından geçmek veya 13. Cuma’nın uğursuzluğu gibi, klasik batıl inançların yanında bir de kişinin kendi kendine uğursuz bildiği günler, zamanlar, yerler olabilir. Örneğin, ayın belli bir gününde iş yapmanın uğursuz olduğunu, o gün bir işe girilirse, hiçbir şeyin yürümeyeceğini düşünenler olabilir. Böyle bir durumda, o günü önemli toplantılarla değil, planlamayla geçirin. Bir iş kesinleşmeden onunla ilgili konuşmak birçoklarına göre uğursuzluk getirir. Önce işi garantiye al, sonra onunla ilgili konuş yaklaşımı sağlamcı bir yaklaşımdır. 

Uğurlu objeler performansınızı artırır 

Batıl inançlar birçoğumuz için toplum genelinde kuşaktan kuşağa geçen, daha az eğitimli insanlar arasında daha yaygın şekilde uygulanan inançlar olarak görülür. Oysa, batıl inançlara daha geniş bir açıdan bakıldığında, uğurlu veya uğursuz bildiğiniz sayılar, objeler, alışkanlık haline gelen ritüeller de bu inançlara dâhil olur. Bu ne anlama geliyor? Daha başarılı olmak için 4 yapraklı yoncaların peşinden koşma zamanı mı? İlginç bir şekilde hiçbir batıl inancı olmayan, her şeyi mantık çerçevesinde değerlendiren bir insansanız, uğurunuzun olmasının size pek de etkisi olmayacaktır. Ancak, o objenin mantıkla açıklanamayan gücüne inanıyorsanız, o uğurun sizin performansınıza etkisi olabilir. 

Psychology Today dergisinde psikiyatris Alex Lickerman imzalı yazı bize batıl inançların işleyişini genel hatlarıyla anlatmakta. Bir Gallup araştırmasına göre, Amerikalıların %50’si batıl inançlı. Bazı ritüellerin, belli şeyleri belli bir sırada yapmanın veya önemli günlerde uğurlu belirledikleri alışkanlıkları yapmanın onlara şans getirdiğine inanıyorlar. Kimisi, iki ayağına farklı renkte çorap giyiyor, kimisi uğurlu bildiği bir objeyi yanında taşıyor. Kısacası, belli davranışların ya da uğurlu bildikleri şeylerin işlerin gidişini olumlu şekilde etkileyeceğine içtenlikle inanıyorlar. 2010 yılında araştırmacılar Lysann Damisch, Barbara Stoberock ve Thomas Mussweiler’in çalışması batıl inançların insanlara kaotik durumları kontrol ediyormuş hissi verdiğini ve muhtemelen bu kontrol ve olaylara hâkim olma hissinden dolayı fark edilebilir bir performans gelişimi sağlandığını göstermekte. Örneğin, bir çalışmada 28 üniversite öğrencisinden golf toplarını 10 denemede deliğe isabet ettirmeleri istenmiş. Top kendilerine verilirken, bazılarına ‘işte bu topu kullan. Şu ana kadar bu topun şanslı olduğu söyleniyor’ denilmiş, diğerlerine ise ‘şu ana kadar herkes bu topu kullandı’ denilmiş. İlk grup 2.gruba göre çok daha iyi bir oyun çıkarmış. Aynı çalışma içinde bahsedilen bir diğer deneyde, katılımcılardan uğur objeleri getirmeleri istenmiş. Deney sırasında kendilerine verilen görevi yaparken bazılarının uğurları araştırmacılar tarafından kaldırılmış, diğerlerininki yanlarında kalmış. Uğurları yanındayken çalışanların kendilerinden daha emin ve etkili bir şekilde çalıştıkları gözlemlenmiş. 

Belli davranış rutinleri başarı getirmekte

Fast Company dergisinde yayınlanan ofiste sıklıkla rastlanan batıl inançlar yazısında görüşlerine danışılan Chicago Booth İşletme Okulu’nda Davranış Bilimi öğretim üyesi olarak görev yapan Jane Risen’e göre, batıl inançlar ve ritüeller, sonucu doğrudan etkileme gücüne sahip değiller ancak insanların düşünüş ve davranış şeklini etkileyebilmekteler. Sihirli düşünüş veya batıl inançları, bir obje, davranış veya durumun, mantık dışı bir şekilde olayların seyrini ve de sonucunu etkileyeceğini düşünmek üzerine kurulu. 

Devam etmekte olan araştırmasının bulguları, kişilerin kendilerine endişe veren bir durumdan önce belli bir rutini takip etmelerinin onları rahatlattığı ve böyle bir rutini olmayan kişilere oranla daha az stres yaşadıklarını göstermekte. Bazı ünlü sporcuların başarılarını borçlu olduklarına inandıkları şaşmaz bir günlük rutinleri var. Her sabah aynı saatte kalkarlar, aynı kahvaltıyı yaparlar, aynı egzersiz rutininden geçirirler. Bu saat gibi aksamayan rutin sayesinde idmanlarına tam anlamıyla konsantre olabilirler ve kendi kendileriyle sürekli yarışırlar, hep daha iyiye giderler. 

KOBİ patronları uğurlarına sıkı sıkıya tutunuyor 

Reuters’ta yayınlanan bir makaleye göre, batıl inançların veya uğur sembollerinin, kendi işlerinin patronu KOBİ sahiplerine getirdiği önemli avantajlar olabiliyor. Bir objenin, resmin veya belli bir davranış rutininin işlerimizin yolunda gitmesini sağladığına inanmak az çok birçoğumuzun alışık olduğu bir his. Daha önceki işlerimizde, önemli günlerimizde işe yaramış bir davranışı uğur kabul edip her önemli işimizden önce bir ritüel olarak benimsemek, birçok patronun kimi zaman gizli gizli, kimi zaman açık açık tercih ettiği bir yöntem.

Neden bu batıl inançlara tutunma gereği duyuyorlar?
Çevrelerindeki belirsizliği kontrol etme istekleri ağır basıyor. Profesyonellikten uzak görünmemek için, bazı serbest meslek sahipleri uğurlu objelerinden bahsetmekten kaçınıyorlar. Örneğin, finansal hizmetler veren bir şirketin sahibinin numeroloji etkisiyle müşterilerinin portföyünü yönetmesi akıl dışı görülebilir. Ancak kişi belli sayıların uğruna inandığından ve bu uğurlu bildiği sayıların onu şu ana kadar başarıya götürdüğünü gördüğünden verdiği kararların arkasında durduğunu gösterecektir. 

Reuters’in yazısına göre, uğurlu sayılan semboller kişiden kişiye büyük değişiklik göstermekte. Örneğin, New York’ta bir avukat, ofisine psişik güçleri olduğuna inanılan Rus mistik Rasputin’in tablosunu asmış ve onun imajının kendisinin işlerinin yolunda gitmesine yardımcı olduğuna inanıyor. Batıl inanç gibi algılanan bir diğer konu da, kişilerin pozitif ve negatif enerji konusunda farkındalıkları. Mümkün olduğunca negatif enerjiden kaçıp, çevrelerini pozitif enerjiyle doldurmaya özen gösteriyorlar. Feng Sui gibi Uzak Doğu felsefeleri kapsamında ne gibi objeleri, hangi konuma koyarsak pozitif enerji yaratılacağı konusunda bilgiler ediniyor ve yaşam alanlarını bu prensipler doğrultusunda tasarlıyorlar. Kimileri çalışma masalarına uğurlu saydıkları objeleri koyuyorlar, diğerleri çiçek, ayna, fıskiye gibi objelerle pozitif enerji akışını düzenliyor. Uğur objeleri, alışkanlık haline gelen ritüelleri takip etmek gibi arayışlar için de amaç hep benzer; pozitif bir enerji yaratıp işlerin yolunda gitmesini, kişinin başarılı olmasını, endişelerden arınmasını, mutlu olmasını ve daha fazla para kazanmasını sağlamak. Dolayısıyla, batıl inançlı olmanın çoğu zaman kişiye zararı değil, yararı var. Eğer sevdiğiniz kravatı takmak veya uğur taşını cebinizde taşımak kendinizi iyi hissetmenizi sağlıyorsa, devam edin. Kendinizi iyi hissetmek sizi mutluluğa ve başarıya götürecektir.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND