Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Uğurlu objeler motivasyonu nasıl etkiliyor?

İş dünyasının acımasız dünyasında batıl inançlar ne kadar etkili olabilir? Uğurlu kalemle imza atmak sonuçları nasıl etkiler? Araştırmalara göre iş dünyasının profesyonelleri uğurlu objelere oldukça önem veriyor. Daha ilginci bu objelerin performans ve motivasyon üzerindeki etkisi…

kişisel gelişim

İş dünyasının acımasız dünyasında batıl inançlar ne kadar etkili olabilir? Uğurlu kalemle imza atmak sonuçları nasıl etkiler? Araştırmalara göre iş dünyasının profesyonelleri uğurlu objelere oldukça önem veriyor. Daha ilginci bu objelerin performans ve motivasyon üzerindeki etkisi…

‘Uğurlu kravatımı takar işimi bağlarım’

Psychology Today dergisinde psikiyatris Alex Lickerman imzalı yazı bize batıl inançların işleyişini genel hatlarıyla anlatmakta… Bir Gallup araştırmasına göre Amerikalıların yüzde 50’si batıl inançlı…

Giydiğiniz zaman kendinizi güçlü hissettiğiniz bir takım elbiseniz var mı? Hani şu her iş görüşmesine veya önemli toplantıya giydiğiniz, sizi ince ve uzun gösteren lacivert dar kesim pantolon ve ceket takım. Onu giydiğinizde adeta Clark Kent’in Superman’e dönüştüğündeki değişimi kendinizde hissediyorsunuz. Güçlü, akıllı, kontrolü sıkı sıkı elinde tutan, her türlü güçlüğe göğüs germeye hazır. Bu kendinizi iyi hissetmenizi sağlayan takımı önemli görüşmelerde giymeniz yolunuzu açacak, işi almanızı, yeni müşteriler kazanmanızı sağlayacaksa neden olmasın? 

Size neredeyse olağanüstü güçler veren bu takım örneğini, giydiğimiz başka elbiselere, aksesuarlara, görüşme öncesinde yaptığımız çeşitli aktivitelere bağlayabiliriz. Kimilerine yeni bir kıyafet giymek uğur getirirken, başkalarına çocukluklarından bu yana yanlarında taşıdıkları ufacık bir kolye veya taş uğur getiriyor olabilir. Önemli olan kişinin kendini, uğurlu bildiği şeyin yakınında, iyi hissetmesidir. 

Siyah kedi, merdiven altından geçmek veya 13. Cuma’nın uğursuzluğu gibi, klasik batıl inançların yanında bir de kişinin kendi kendine uğursuz bildiği günler, zamanlar, yerler olabilir. Örneğin, ayın belli bir gününde iş yapmanın uğursuz olduğunu, o gün bir işe girilirse, hiçbir şeyin yürümeyeceğini düşünenler olabilir. Böyle bir durumda, o günü önemli toplantılarla değil, planlamayla geçirin. Bir iş kesinleşmeden onunla ilgili konuşmak birçoklarına göre uğursuzluk getirir. Önce işi garantiye al, sonra onunla ilgili konuş yaklaşımı sağlamcı bir yaklaşımdır. 

Uğurlu objeler performansınızı artırır 

Batıl inançlar birçoğumuz için toplum genelinde kuşaktan kuşağa geçen, daha az eğitimli insanlar arasında daha yaygın şekilde uygulanan inançlar olarak görülür. Oysa, batıl inançlara daha geniş bir açıdan bakıldığında, uğurlu veya uğursuz bildiğiniz sayılar, objeler, alışkanlık haline gelen ritüeller de bu inançlara dâhil olur. Bu ne anlama geliyor? Daha başarılı olmak için 4 yapraklı yoncaların peşinden koşma zamanı mı? İlginç bir şekilde hiçbir batıl inancı olmayan, her şeyi mantık çerçevesinde değerlendiren bir insansanız, uğurunuzun olmasının size pek de etkisi olmayacaktır. Ancak, o objenin mantıkla açıklanamayan gücüne inanıyorsanız, o uğurun sizin performansınıza etkisi olabilir. 

Psychology Today dergisinde psikiyatris Alex Lickerman imzalı yazı bize batıl inançların işleyişini genel hatlarıyla anlatmakta. Bir Gallup araştırmasına göre, Amerikalıların %50’si batıl inançlı. Bazı ritüellerin, belli şeyleri belli bir sırada yapmanın veya önemli günlerde uğurlu belirledikleri alışkanlıkları yapmanın onlara şans getirdiğine inanıyorlar. Kimisi, iki ayağına farklı renkte çorap giyiyor, kimisi uğurlu bildiği bir objeyi yanında taşıyor. Kısacası, belli davranışların ya da uğurlu bildikleri şeylerin işlerin gidişini olumlu şekilde etkileyeceğine içtenlikle inanıyorlar. 2010 yılında araştırmacılar Lysann Damisch, Barbara Stoberock ve Thomas Mussweiler’in çalışması batıl inançların insanlara kaotik durumları kontrol ediyormuş hissi verdiğini ve muhtemelen bu kontrol ve olaylara hâkim olma hissinden dolayı fark edilebilir bir performans gelişimi sağlandığını göstermekte. Örneğin, bir çalışmada 28 üniversite öğrencisinden golf toplarını 10 denemede deliğe isabet ettirmeleri istenmiş. Top kendilerine verilirken, bazılarına ‘işte bu topu kullan. Şu ana kadar bu topun şanslı olduğu söyleniyor’ denilmiş, diğerlerine ise ‘şu ana kadar herkes bu topu kullandı’ denilmiş. İlk grup 2.gruba göre çok daha iyi bir oyun çıkarmış. Aynı çalışma içinde bahsedilen bir diğer deneyde, katılımcılardan uğur objeleri getirmeleri istenmiş. Deney sırasında kendilerine verilen görevi yaparken bazılarının uğurları araştırmacılar tarafından kaldırılmış, diğerlerininki yanlarında kalmış. Uğurları yanındayken çalışanların kendilerinden daha emin ve etkili bir şekilde çalıştıkları gözlemlenmiş. 

Belli davranış rutinleri başarı getirmekte

Fast Company dergisinde yayınlanan ofiste sıklıkla rastlanan batıl inançlar yazısında görüşlerine danışılan Chicago Booth İşletme Okulu’nda Davranış Bilimi öğretim üyesi olarak görev yapan Jane Risen’e göre, batıl inançlar ve ritüeller, sonucu doğrudan etkileme gücüne sahip değiller ancak insanların düşünüş ve davranış şeklini etkileyebilmekteler. Sihirli düşünüş veya batıl inançları, bir obje, davranış veya durumun, mantık dışı bir şekilde olayların seyrini ve de sonucunu etkileyeceğini düşünmek üzerine kurulu. 

Devam etmekte olan araştırmasının bulguları, kişilerin kendilerine endişe veren bir durumdan önce belli bir rutini takip etmelerinin onları rahatlattığı ve böyle bir rutini olmayan kişilere oranla daha az stres yaşadıklarını göstermekte. Bazı ünlü sporcuların başarılarını borçlu olduklarına inandıkları şaşmaz bir günlük rutinleri var. Her sabah aynı saatte kalkarlar, aynı kahvaltıyı yaparlar, aynı egzersiz rutininden geçirirler. Bu saat gibi aksamayan rutin sayesinde idmanlarına tam anlamıyla konsantre olabilirler ve kendi kendileriyle sürekli yarışırlar, hep daha iyiye giderler. 

KOBİ patronları uğurlarına sıkı sıkıya tutunuyor 

Reuters’ta yayınlanan bir makaleye göre, batıl inançların veya uğur sembollerinin, kendi işlerinin patronu KOBİ sahiplerine getirdiği önemli avantajlar olabiliyor. Bir objenin, resmin veya belli bir davranış rutininin işlerimizin yolunda gitmesini sağladığına inanmak az çok birçoğumuzun alışık olduğu bir his. Daha önceki işlerimizde, önemli günlerimizde işe yaramış bir davranışı uğur kabul edip her önemli işimizden önce bir ritüel olarak benimsemek, birçok patronun kimi zaman gizli gizli, kimi zaman açık açık tercih ettiği bir yöntem.

Neden bu batıl inançlara tutunma gereği duyuyorlar?
Çevrelerindeki belirsizliği kontrol etme istekleri ağır basıyor. Profesyonellikten uzak görünmemek için, bazı serbest meslek sahipleri uğurlu objelerinden bahsetmekten kaçınıyorlar. Örneğin, finansal hizmetler veren bir şirketin sahibinin numeroloji etkisiyle müşterilerinin portföyünü yönetmesi akıl dışı görülebilir. Ancak kişi belli sayıların uğruna inandığından ve bu uğurlu bildiği sayıların onu şu ana kadar başarıya götürdüğünü gördüğünden verdiği kararların arkasında durduğunu gösterecektir. 

Reuters’in yazısına göre, uğurlu sayılan semboller kişiden kişiye büyük değişiklik göstermekte. Örneğin, New York’ta bir avukat, ofisine psişik güçleri olduğuna inanılan Rus mistik Rasputin’in tablosunu asmış ve onun imajının kendisinin işlerinin yolunda gitmesine yardımcı olduğuna inanıyor. Batıl inanç gibi algılanan bir diğer konu da, kişilerin pozitif ve negatif enerji konusunda farkındalıkları. Mümkün olduğunca negatif enerjiden kaçıp, çevrelerini pozitif enerjiyle doldurmaya özen gösteriyorlar. Feng Sui gibi Uzak Doğu felsefeleri kapsamında ne gibi objeleri, hangi konuma koyarsak pozitif enerji yaratılacağı konusunda bilgiler ediniyor ve yaşam alanlarını bu prensipler doğrultusunda tasarlıyorlar. Kimileri çalışma masalarına uğurlu saydıkları objeleri koyuyorlar, diğerleri çiçek, ayna, fıskiye gibi objelerle pozitif enerji akışını düzenliyor. Uğur objeleri, alışkanlık haline gelen ritüelleri takip etmek gibi arayışlar için de amaç hep benzer; pozitif bir enerji yaratıp işlerin yolunda gitmesini, kişinin başarılı olmasını, endişelerden arınmasını, mutlu olmasını ve daha fazla para kazanmasını sağlamak. Dolayısıyla, batıl inançlı olmanın çoğu zaman kişiye zararı değil, yararı var. Eğer sevdiğiniz kravatı takmak veya uğur taşını cebinizde taşımak kendinizi iyi hissetmenizi sağlıyorsa, devam edin. Kendinizi iyi hissetmek sizi mutluluğa ve başarıya götürecektir.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Mutlu olma korkusu: Çerofobi nedir?

mutluluk korkusu, Manşet, çerofobi nedir, çerofobi belirtileri

Mutlu olmayı hak etmediğinizi mi düşünüyorsunuz? Eğer mutlu olursanız bunun olumsuz sonuçlar doğuracağına mı inanıyorsunuz? O zaman siz de mutluluk fobisine sahip olabilirsiniz. İşte çerofobi olarak da bilinen mutluluk korkusu hakkında her şey…

Mutluluktan korkmanın diğer adı: Çerofobi

Çerofobi, hakkında pek konuşulmasa da oldukça yaygın olduğu düşünülen bir sorun. Mutluluk korkusu diye bilinen bu kaygı türü, insan hayatını çekilmez bir hale getirebiliyor. Tedaviye başlamak için, önce geçmişinizi eşelemeniz gerekiyor.

Bir şeyin gerçek olamayacak derecede iyi göründüğünü hissettiğinizde, yani son zamanlarda sizin yararınıza birçok şey yaşandığını fark ettiğinizde, bu durum şüpheli mi görünüyor?

Kimi insanlar bu duyguyu aşamaz ve iyi şans, zihinlerinde bir uğursuzluğa dönüşür.

Akıldışı bir nefret duygusuna sahip olan insanlar, “Çerofobi” adı verilen bir olgudan mustariptir. Bu terim “keyifliyim/neşeliyim” anlamına gelen “chairo” kelimesinden türemiştir. Temel anlamda, (bu kişilerin) eğlenceli bir şeye katılmaya korkması anlamına gelir.

Korkutucu olan şey aktiviteler değil; şayet (eğlenceye) katılırsanız, mutlu ve kaygısız durumdayken korkunç bir şey olacağı korkusudur.

Çerofobi yaygın biçimde kullanılmıyor ya da iyi tanımlanmamış bir terim ve ruh sağlığı durumlarının teşhisinde temel kaynak olan (ABD’de kullanılan) ‘Zihinsel Bozukluklar Tanısal ve Sayısal Kılavuzu’nun  (DSM-5) son baskısında mevcut değil.

Ancak Healthline adlı siteye göre, kimi tıp uzmanları Çerofobi’yi bir kaygı biçimi olarak sınıflandırıyor.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

Büyük ihtimalle çerofobisi olan biri her an için üzüntü yaşamıyor, yalnızca mutluluk yaşatabilecek olaylardan ve etkinliklerden kaçınıyor.

Healthline’ın aktardığına göre, bozukluğun kimi işaretleri şunlar:

– Bir sosyal buluşmaya davet edildiğinde endişe hissi.

– Kötü bir şeyin gerçekleşeceği korkusundan dolayı olumlu yaşamsal değişimler sağlayabilecek fırsatları görmezden gelme.

– “Eğlenceli” etkinliklere katılmayı reddetmek.

– Mutluluğu düşünmenin kişiyi kötü veya fena birisi yapacağı düşüncesi

– Mutluluğu düşünmenin kötü bir olayın gerçekleşeceği anlamına geldiğine inanmak

– Mutluluğu göstermenin, sizin ya da aileniz veya arkadaşlarınız için kötü olduğuna inanmak.

– Mutlu olmaya çabalamanın zaman ve enerji kaybı olduğunu düşünmek.

Psikiyatrist Carrie Barron, ‘Psychology Today’ adlı sitede yayınlanan bir blog yazısında, “zevk alma korkusu” biçiminde tanımlanan “Hedonofobi” ya da Çerofobi yaşayan insanlarla ilgili olası sebepleri ele alıyor.

“Bugünlerde, mutluluk arayışını konu alan birçok konuşma var,” diye yazmış.

“Bir insanın bu pozitif duygudan korkması olağandışı görünebilir. Şayet çocukluk dönemine dayanan bir mutluluk/ceza ilişkisinden kaynaklanıyorsa, düşündüğümüzden çok daha yaygın olabilir.”

SEBEBİ OLUMSUZ DENEYİMLER OLABİLİR

Örneğin, sevdiğiniz bir insanla veya belirli bir olayla ilişkilendirdiğiniz olumsuz bir deneyim ile çatışma yaşama korkusundan kaynaklanıyor olabilir. Mutluluk verici bir olayın hemen ardından kötü şeyler yaşamışsanız, buna karşı bir direnç geliştirebilirsiniz.

Barron, “Eğer zevk almaktan hoşlanmıyorsanız, bunun sebebi yol üzerinde bir yerde öfke, ceza, aşağılama ya da hırsızlığın -zevki siz hak etseniz de onlar ele geçirmiş ve- sevincinizi öldürmüş olması mümkün,” diye ekliyor. “Artık bunu hissetmekten korkuyorsunuz; zira, ardından bir hayal kırıklığı geliyor.”

Metro haber sitesinin gerçekleştirdiği bir söyleşide, blog yazarı Stephanie Yeboah, kendi deneyiminden çerofobi ile yaşamanın neye benzediğini anlatıyor:

“Bu, mutluluğun uzun sürmeyeceğini hissetmeniz nedeniyle tam anlamıyla bir ümitsizlik hissi yaşatıyor; bu ise, bir şeye dâhil olmaktan veya aktif biçimde bir şeyler yapmaktan kaygı duymanıza neden oluyor.

“Mutluluk korkusu, bir kişinin aralıksız olarak mutsuzluk içinde yaşadığı anlamına gelmiyor. Benim durumumda, çerofobi, travmatik olaylar nedeniyle daha da kötüleşti ve tetiklendi. Kazanılan bir kampanyayı kutlamak, zor bir görevi tamamlamak ya da bir müşteriyi kazanmak gibi şeyler bile huzursuz hissettiriyor.

Yeboah’ın çok da faydalı olmadığını ifade ettiği çerofobi tedavisi, kimi durumlarda depresyon sorununu tedavi etmekle karıştırılabiliyor.

“Çerofobi hakkında çok fazla kaynak olmadığı için yapabileceğim pek bir şey yok, bu yüzden sadece onunla yaşamaya devam ediyorum ve mümkün olduğu kadar onu düşünmekten kaçınıyorum.”

GEÇMİŞLE HESAPLAŞMAK GEREKİYOR

Barron, geçmişinizi eşelemenin başlangıç için iyi bir yer olduğunu, bu sayede olumsuz sonuçlardan korkmaksızın, keyfince zaman geçirmeye, eğlenmeye ve mutluluğa karşı tolerans göstermeyi deneyebileceğinizi söylüyor.

Bilhassa, iç-görü odaklı psikoterapi ve bilişsel davranışçı terapiler gibi tedavilerin, insanların sebepleri idrak etmede, ayrıca zevk ve acı arasında kurdukları olumsuz bağlantıları çözme noktasında yararlı olduğunu söylüyor.

Çerofobi ile uğraşmak, her şeyden öte, düşünme biçiminizi değiştiriyor. Şayet aynı sorunu yaşadığınızı düşünüyorsanız, büyük ihtimalle, geçmişte yaşanan bir çatışma ya da travma sebebiyle ortaya çıkan bir savunma mekanizmasıdır.

Sorunlarınız üzerinde çalışmak zaman alır; fakat tedavi ile bunu geçmişte bırakacak, mutluluğun tadını çıkaracak ve işte o anda yaşamaya başlayabileceksiniz.

Yazar: Lindsay Dodgson
Çeviren: Tarkan Tufan
Kaynak: www.gazeteduvar.com

Okumaya devam et

MAKALE

2019’un rengi belli oldu!

renk trendleri, pantone 2019, canlı mercan rengi, 2019 yılının rengi

Bu renk insana yaşama sevinci aşılıyor. Her bakışta farklı algılanan rengin sırrı ise denizin derinliklerinde gizli… Yeni yılda bu rengi sıkça görmeye hazır olun! İşte 2019’un rengi …

Pantone, 2019’un rengini açıkladı: Yaşama sevinci aşılıyor

Pantone Renk Enstitüsü her sene seçtiği yılın rengiyle pek çok sektörde kullanılan renk trendlerine ilham oluyor.

Pantone Renk Ensititüsü,  2019 yılının renginin, PANTONE 16-1546 Living Coral, yani  “canlı mercan” olduğunu açıkladı. Her bakışta farklı algılandığı söylenen “canlı mercan” renginin bakıldığı zaman insana yaşama sevinci aşıladığı düşünülüyor. Enstititü, her yıl renk belirlerken, topluma umut aşılayacak ve iç açacak renkler seçmeye özen gösterdiğini belirtti.

Son 20 yıldır insanların satın alma eğilimlerini, moda, mimarlık, dekorasyon ve ürün geliştirme stratejilerini yönlendiren renk trendlerini belirleyen Pantone Renk Enstitüsü, 2019 yılında canlı mercan renginin pek çok alanda karşımıza çıkacağını belirtiyor.

“Canlı mercan” hakkında yapılan yorumlardan biri de bu rengin her an karşılaşılabilecek bir renk olmayışı. Genel olarak denizin derinliklerinde yaşayan ıstakoz, karides, yengeç gibi hayvanlarda görülebiliyor. Bu sebeple insanlarda merak uyandırdığı ifade ediliyor.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Beyninize format atmak ister misiniz?

zihni boşaltma yolları, zihin detoksu ve olumlu düşüncenin gücü, beyin detoksu

Vücudumuzdaki fazlalıklardan kurtulmak için detoks yapıyoruz. Peki, zihnimizdeki fazlalıklardan nasıl kurtulacağız? İşte kendimizi yenilemek için 10 adımda zihinsel detoks…

10 ADIMDA ZİHİNSEL DETOKS!

Toprakla uğraşan insanlar bilirler, onu çer çöpten arındırmadan temizlemeden yeni bir tohum ekemezsiniz. Ancak toprak hazır olduğunda onu ekip verim alabilirsiniz. Zihnimiz de tıpkı toprak gibidir. Onu da hatadan yanlıştan arındıralım ki yeni yaratımlar yapabilelim.

Peki bu arınma nasıl yapılacak? Elbette zihinsel detoksla!

Bu süreçte aynı fiziksel detoksta dışarıdan aldıklarımıza nasıl dikkat ediyorsak, zihnimize kabul ettiklerimize ve dışardan bizi etkileyen olumsuz uyarıcılara da dikkat etmeliyiz.

İşte bunun çözümü aşağıdaki 10 maddede:

1- Enerjinizi olumsuz, negatif insanlara harcamaktan vazgeçin.

2- Geçmiş ilişkilerinizden özgürleşin. Sizi üzmüş akraba, arkadaş, eski sevgili kim varsa hepsini affedin. Ayrıca onlardan kalan hediye, fotoğraf, eşya, mesaj gibi şeylerin tümünden kurtulun.

3- Yaşam alanı detoksu… Öncelikle yakın çevreniz ve evinizden başlamakta fayda var. Evinizin sade, temiz ve karmaşadan uzak olması çok önemli. Hayatınızdaki karmaşa en başta evinizdeki karmaşadan kaynaklanıyor olabilir mi? Bu noktada evde kurumuş çiçekler varsa önce onlardan kurtulun çünkü bunlar düşük enerjilerdir. Cansız hayvanlar, böcekler aynı şekilde temizlenmeli. Ağır tablolar, heykel, maskeler ne varsa hepsinden özgürleşin. Daha hayat enerjisi çağrıştıran ağaç, çiçek, aile tablosu, dünyanın güzel yerleri gibi seçenekleri tercih edin. Baş ucunuza astığınız yalnız kadın tablosu aslında sizi de yalnızlaştırabilir!

4- Yaşamın her boyutuyla barışın. Ayrılıklar, hastalıklar, ölümler yüzünden elbette insanlar çok derin acılar çekiyor fakat yas bittikten bir süre sonra bu durumu kabullenmek gerekir. Aksi halde bu birçok olumsuz sonuca yol açıyor.

5- Enerjisi yüksek müzikler tercih edin. Söylediğimiz şarkılar somut bir şekilde hayatımızda açığa çıkabiliyor. Ayrıca olumsuz şarkı sözlerine sahip şarkılar beynimizi, duygularımızı ve ruh halimizi etkiliyor.

6- Kullandığınız kelimelere, cümlelere dikkat edin. ‘’Her şey kötüye gidiyor.’’ gibi cümleler kullanmak her şeyin kötüye gitmesine neden olur. Çevrenizdeki olayların %10 unu kontrol edemezsiniz fakat %90 ı sizin ona verdiğiniz tepkilerdir. Tutum ve tavırınızı değiştirmeye çalışın. Bu noktada odanızın bir köşesine yapıştıracağınız olumlama notları muhteşem bir etki yaratabilir. (Olumlama notlarından farklı bir yazımda daha bahsedeceğim.)

7- Her şeyin bir bilinci var. Evinizdeki eşyalar bile hayatınızda çok önemli bir fark yaratabilir. Eski, ağır enerjiler taşıyan eşyalardan kurtulun. İkinci el alınan eşyalara çok dikkat etmek lazım. Size iyi hissettirdiğinden emin olun. Evinizin bir köşesine mutlu anılarınızdan oluşan bir fotoğraf köşesi yapabilirsiniz. Ayrıca güzel battaniyeler, doğal kokular, minik ışıklandırmalarla evinizin enerjisini yükseltebilirsiniz.

8- Telefon ekranınızdaki görsellere dikkat! Sürekli gördüğümüz bu fotoğrafların bilinçaltımızı olumlu etkilemesi çok önemli. Başarılı hissettiğiniz bir anın fotoğrafını veya sizi motive eden güzel bir görseli tercih edebilirsiniz. Bilgisayar ekranlarını da unutmamak lazım.

9- Renklerin gücüne inanın. Hayatınızda aşk, cinsellik ihtiyacı varsa kırmızı, huzur, iletişim ise mavi veya tükenmişlik varsa ve rahatlamak istiyorsanız daha çok beyazı tercih etmelisiniz. Bir rahatsızlığınız varsa yeşil şifa rengidir. Pembe ise sizi ciddi anlamda rahatlatan sevgiye açan bir renktir.

10- Hayattaki hedeflerinizi görselleştirin, hayal kurun. Beyniniz inandığı bir şeyi gerçekleştirmeye programlıdır. Özellikle sabah ilk uyanıldığında ve gece uyumadan hemen önceki anlar çok değerli. Sizi mutlu eden şeyleri, hayallerinizi düşünün ve zihninizde yaşayın. Sabır ve azimle birlikte bir süre sonra bunları hayatınıza çektiğinizi fark edeceksiniz.

Yazar: Selin Demiröz
Kaynak: www.medium.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

TREND