Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Tv’ dizilerinde kariyer yapmak!

Büyüklüğü 5.5 milyar dolara ulaşan reklam ve yapım sektörü, birçok meslekten insan için hobi ya da ikinci iş kapısı oldu. Cast ajanslarına başvuran oyuncu adaylarının arasında ekonomist, bankacı, doktor, mühendis, öğretmen ve öğrencilerin sayısı ciddi bir paya ulaştı. Peki nasıl dizi oyuncusu olunuyor?

Büyüklüğü 5.5 milyar dolara ulaşan reklam ve yapım sektörü, birçok meslekten insan için hobi ya da ikinci iş kapısı oldu. Cast ajanslarına başvuran oyuncu adaylarının arasında ekonomist, bankacı, doktor, mühendis, öğretmen ve öğrencilerin sayısı ciddi bir paya ulaştı.

Serdar Artuç 38 yaşında. Elektrik-Elektronik Yüksek Mühendisi. Amerikalı bir enerji şirketinin yöneticileri arasında… Alexander Dawe 33 yaşında ve İngilizce öğretmeni… Ayla Başkurt ise 70’inde emekli bir tercüman… Her biri profesyonel, mesleklerinde başarılı insanlar. Bunun dışında başka bir ortak noktaları daha var: Hobi olarak oyunculuk yapmaları. Son dönemde dizi ve reklam patlaması avukattan, doktora, mühendisten, öğretmene kadar kariyer sahibi binlerce kişiyi oyuncu yaptı. Birçoğu oyunculuğu hobi olarak yapıyor. Ama bu arada ceplerine de hatırı sayılı ek bir gelir girmiş oluyor. Bazen bir günlük oyunculuktan profesyonel işlerinde bir hafta hatta bir ayda kazanabilecekleri parayı kazanabiliyorlar.

Bir markanın yüzü ya da sesi olmak, ekranda kendilerini görmek ayrıca kazançlarını zevk aldıkları bir işle artırmak kariyer sahibi insanların yeni hobisi oldu. Bu ortamı yaratan sayıları hızla artan reklam, dizi ve sinema yapımları.Yapımların sayısının artması profesyonel oyuncuların iş alanını büyütürken, başka meslekten insanlara da sektörün kapılarını açıyor.

Cast ajanslarına kayıtlı 45 bin oyuncu var

Medya raporlama şirketi Bileşim Medya Pazarlama Sorumlusu Erdem Toron’un verdiği bilgilere göre, 2006 yılında televizyon kanallarında 5 milyon 252 bin 808, radyolarda 3 milyon 450 bin 927 adet reklam yayınlandı. Aynı yıl 33 tane sinema filmi vizyona girdi. 2007 şubat ayı itibariyle televizyonlarda yayınlanan yerli dizi sayısı 330’a ulaştı. Sadece 2006’nın TV reklamları adet bazında yüzde 52, radyo reklamları yüzde 19 büyüdü. Bu rakamlara eğlence programları, organizasyonlar, yabancı film ve belgesel dublajı, şirketlerin uluslararası tanıtımı için çekilen tanıtım filmleri eklenince sektörün oyuncu ve seslendirme yapacak amatörlere ihtiyacı arttı. Kariyer sitelerinde “oyuncu aranıyor” ilanları çoğalmaya ve cast ajanslarının kapılarını çalan insanların sayısı ciddi oranda artmaya başladı. Şu anda Türkiye’de 60 cast ajansı faaliyet gösteriyor ve bu ajanslara kayıtlı 45 bin oyuncu adayı bulunuyor.

6 bin kayıtlı oyuncu adayı ile Türkiye’nin en eski ve büyük cast ajanslarından biri olan Duygu Başara Cast Ajans’ın sahibi Duygu Başara, son dönemdeki yükselişi şu sözlerle anlatyor: “Ajansımı 15 yıl önce kurdum. O zamanlar yeni yüz bulmakta çok zorlanıyorduk. Genellikle işi gücü olmayan ya da hiçbir konuda eğitim almamış insanlar başvuruyordu. Hayalleri oyuncu olmaktı, birçoğunda iş disiplini yoktu. Ama şimdi durum değişti. İş güç sahibi belirli bir sosyal konumu olan insanlar başvuruyor. Oyuncu adaylarımızın büyük bir kısmının iyi para kazandıkları sürekli işleri var.”

Her gün ortalama 50 kişi başvuruyor

Başvuruların web üzerinden yapıldığını belirten Duygu Başara, “Türkiye’nin her yerinden hatta yurtdışından başvuru alıyoruz. Hergün ortalama 50 başvuru geliyor. Bu ayda bin 500 başvuru eder. Bu insanların çoğunluğu iş güç sahibi. Bir markanın yüzü olmak, sesi olmak ya da ekranda kendilerini görme fikri insanlara çok cazip geliyor. Bu aslında Türk insanının kendine olan güvenini zaman içinde arttığının da bir göstergesi. Ayrıca bu tarz oyunculuk, insanlara işlerini bırakmadan ek kazanç imkânı sunuyor” diyor.

Amatör olarak oyunculuk yapan insanların kazançları profesyonel oyuncularla kıyaslandığında düşük kalıyor. Çünkü profesyonel bir oyuncu rolüne ve filmin reytingine bağlı olarak bölüm başına 15 bin dolar kazanabiliyor. Dizide ya da reklamda konuşma olmadan sadece görünmeleri için bile amatörlere ödenen para en az 300 YTL.

Cast sayısında da patlama oldu

Dizi ve reklam sayısındaki patlamaya paralel, cast ajanslarının sayısında son dönemde ciddi bir artış söz konusu. 1990’lı yılların başında sadece 5 olan cast ajans sayısı bugün 60’a ulaşmış durumda. Ajansların artması sektörde oyuncular için mağduriyeti, cast ajansları arasında haksız rekabeti gündeme getiriyor. Sektöre standart getirmek amacıyla ocak ayında kurulan …. Kastder de bu sorunların ortadan kaldırılması için çalışıyor. Derneğin 23 üyesi olduğunu belirten Kastder yönetiminden BG Model Reklam Organizasyon Ajans’ın ortağı Murat Özsümer, her yıl cast ajanslara başvuran oyuncu adayı sayısının arttığını belirtiyor. Birkaç yıl önce ayda ortalama 400 başvuru alırken bu yıl aylık başvuruların 1000’e yükseldiğini anlatan Özsümer, “Sektöre giren insanlar genellikle tecrübesiz oldukları için parasal anlamda suistimal edilebiliyor. Başvuru aşamasında 200 YTL’ye kadar para isteyen ajanslar olduğunu duyuyoruz. Bu yasadışı, ancak katologlara girecek adayların fotoğraf çekimleri için çok küçük meblağlarla talep edilebilir. Oyuncu ve oyuncu olma talebi artıkça cast ajanslarında sayısı artıyor. Kayıtdışı ve hukuk dışı çalışan çok. Mesela ünlü ajansların isminin kullanıldığını, anlaşmalara aykırı oyuncuların ücretlerinden yüzde 20 fazla kesinti yaptığını da duyuyoruz. Sektörün bir standardı olması için derneği kurduk” diye konuşuyor. Cast ajanslarına başvuran kişilere özellikle ilk önce bu işe profesyonel bir iş olarak bakmamaları telkinin de bulunduklarını anlatan Özsümer, profesyonelliğin eğitim ve zaman istediğini kaydediyor.

Akmerkez, Kanyon en iyi keşif noktaları

Karşısına geçip teklifte bulunuyoruz

Cast ajanslarının oyuncu adayı bulma yolu sadece yapılan başvurular değil. Sokakta yürürken, ya da alışveri merkezlerinde de oyuncu avına çıkılıyor. Duygu Başara İstanbul Akmerkez, Kanyon gibi alışveriş merkezlerinin en iyi keşif noktalarından biri olduğunu söylüyor. Başara, “Bazen sokakta yürürken birinin karşısına geçip ’oyuncu olabilirsiniz’ diye teklifte bulunduğumuz bile oluyor. Sokak keşiflerinde lokasyon çok önemli. Ekonomist, bankacı, doktor, öğretmen ve mühendis gibi kariyer sahibi oyunculara ihtiyacımız olduğunda en iyi adresler alışveriş merkezleri” diyor. Duygu Başara, oyuncu adaylarının fiziksel özelliklerinin yanı sıra kamera karşında rahat olmalarının da çok önemli olduğuna dikkat çekiyor.

Ses castına da ilgi gittikçe artıyor

Maliyetleri düşürmek isteyen yapımcılar aslında eğitimli ve tecrübeli insanların tercih edildiği bu alanda sadece ses tonunu beğendiği insanları değerlendirmeye yöneliyor. Reklam ve film müzikleri konusunda çalışan Jingle Box’ın ortaklarından Aysun Kırtaş ve Şeyma Ayık, talep nedeniyle 2004’de ses castı üzerine bir projeyi hayata geçirdiler. Voice Box isimli bu projede belgeseller, filmler ve reklam filmleri için dublaj sesi sağlıyorlar. Seslendirmelerde genellikle aynı seslerin kullanıldığına dikkat çeken Kırtaş, “İki farklı markanın aynı alandaki ürünlerinde, aynı seslerin kullanılması marka imajı için olumsuz bir durum. Piyasada kaliteli ve farklı seslerin kullanılması gerekiyor” diyor. Sesinin güzel olduğunu düşünen insanların ses castı için başvuru yaptığına dikkat çeken Ayık ise, bu konuda önemli bir uyarı yapıyor: “Ses castında yetenekli ve eğitimli seslerin kullanılması şart. Bazen haber spikerleri bile müşterilerimiz için doğru ses olmuyor. Bu nedenle normlarımız yüksek” diyor.

Ekran kendini ifade etme yolu

Meslek sahibi orta ve üst kazanç grubundan insanların hobi olarak ya da ek iş olarak oyunculuk yapmalarını Sosyolog Prof. Dr. Nilüfer Narlı, Türkiye’de görsellik kültürünün öne çıkmasının bir sonucu olarak yorumluyor. Görselliğin statü kazandırdığını ya da var olan statüyü güçlendirdiğini kaydeden Narlı, “Medyanın toplum üzerindeki etkisi hızla artıyor. Bu nedenle herkes medyanın kendini ifade aracı olduğunu düşünüyor. Birçok insan yeteneğini kullanmak, kendini realize etmek, statü kazanmak, ego tatmini gibi iç güdülerle bu alana yöneliyor” diye konuşuyor.

Elektrik-Elektronik Yüksek Mühendisi olan Serdar Artuç

Gülşen’in sevgilisi oldu

Serdar Artuç 1993’den bu yana iş hayatının içinde. Son bir yıldır Amerikalı bir enerji şirketinde yöneticilik yapan Artunç, daha önce çeşitli TV kanallarında teknik müdür olarak görev yapması nedeniyle sektöre yakın olduğunu belirtiyor. Yönetmen bir arkadaşının ısrarıyla oyunculuk denemelerine başladığını kaydeden Artuç, ilk olarak şarkıcı Gülşen’in ilk klibi olan “Gel Çarem”de sanatçının sevgilisi rolünü üstlendiğini ardından sanatçının ikinci klibi “Be Adamda” da ikinci rolünü aldığını belirtiyor. Oyuncunun deneyimleri arasında OyakBank, Türk.net, Sabah Gazetesi ve Phia parfüm markası var. Oyunculuğu hobi olarak gören, bu işi para için yapmadığını dile getiren Artuç, “Bazı çekimlerde bir günde kazandığım parayı, profesyonel mesleğimde bir haftada ancak kazanıyorum. Ama bu her zaman böyle değil. Bu işin verdiği tatmin paradan çok daha önemli. Paraya ihtiyacım yok. Kendimi iyi hissettirecek bir hobiye var” diyor.

Sağır Oda’nın CIA ajanı

Amerikalı Alexander Dawe’in mesleği İngilizce Öğretmenliği. 1986’da babasının Robert Kolej’de müdürlük teklifi almasıyla Türkiye’ye gelen Dawe, daha sonra eğitimini tamamlamak üzere Amerika’ya gitmiş, 1998’de tekrar Türkiye’ye dönmüş. Şu an Üsküdar Amerikan Lisesi ve özel bir kursta öğretmenlik yapan Dawe, arkadaşları sayesinde cast ajanslarla tanmış. Yabancı ve Türk şirketlerin tanıtım filmleri, belgesel ve sinema filmleri için dublaj yapan Dawe, ajansta çalışanların ısrarıyla oyuncu adaylarının arasına katılmış. Son Osmanlı filminde İngiliz askeri, Maskeli Beşler filminde Amerikan askeri gibi küçük rollerle sinemaya adım atan Dawe, son olarak Sağır Oda dizisinde CIA ajanı rolünü üstlendiğini belirtiyor. Dawe, bir yandan da Boğaziçi Üniversitesi’ne Türk Dili ve Edebiyatı üzerine yüksek lisans başvurusu yapmaya hazırlanıyor. Dawe, “Ben çok utangaç ve içine kapalı bir insandım. Oyunculuk sayesinde özgüvenim arttı bu nedenle oyunculuktan çok keyif alıyorum” diyor.

Alışveriş yaparken keşfedildi

70 yaşındaki emekli tercüman Ayla Başkurt, yaklaşık 10 yıldır Duygu Başara Cast Ajans’na oyuncu adayı olarak kayıtlı. Şu ana kadar oyunculuk alanında çok fazla tecrübesi olmayan Başkurt, Finansbank’ın reklam filminde oynadığını ve son olarak da Friezer ilaç firmasının fotoğraf çekimlerine katıldığını belirtiyor. “Benim yaşıma geldiğinizde anlayacaksınız bu yaşlar en çok kendinizi önemli ve işe yarar hissetmek istiyorsunuz. Çocuklarım büyüdü, torumlarım büyüdü. Kimsenin bana ihtiyacı kalmadı. Ama küçük işlerde olsa oyunculuk ya da reklam fotoğraf çekimlerine katılmak kendimi iyi hissettiriyor. Pazandığım para da yanıma kâr kalıyor. Çok para kazandığımı söyleyemem ama kendimi iyi hisediyorum” diye konuşuyor. Başkurt’u keşfeden de Duygu Başara Ajans çalışanları. Akmerkez’de 10 yıl önce alışveriş yaparken oyuncu adaylığı teklifi alan Başkurt, son iki yıl içinde küçük roller almaya başladığını kaydediyor.

Cast ajansları nasıl çalışıyor

* Cast ajansları web sayfaları üzerinden başvuru kabul ediyor.

* Başvurular arasından seçilen adayların fotoğrafları çekilerek, ajansın kayıtları arasına alınıyor.

* Oyuncu adaylarıyla her yıl yenilenen sözleşme yapılıyor.

* Daha sonra fotoğraflar ajansın web sitesinde yayınlanmaya başlanıyor.

* Prodüksiyon şirketleri, reklam ajansları müşterileri için bu fotoğraflar arasından seçilen adaylar için cast ajanslarıyla irtibata geçiyor.

* Cast ajansları oyuncu adaylarını arayarak görüşmeye yönlendiriyor.

* Reklam, dizi ya da sinema filmi için yapılan seçmelerde beğenilen adayların ücretlere ajanslarına ödeniyor. Anlaşmalar 13 bölüm üzerinden yapılıyor.

* Ajanslar sözleşmeleri gereği oyuncularının kazançlarından yüzde 20 pay alıyor.

* Cast ajanslar genellikle oyuncu, yabancı oyuncu, yerli-yabancı dublaj sesi, aile, çocuk ve pet (hayvan) gibi kategorilerde hizmet veriyor.

* Ayrıca baz cast ajansları eğlence programlarına seyirci bile buluyor. 50 YTL karşılığı bir çok insan, otobüslerle toplanıp götürülüyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND