Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Türkiyenin “yol açanlar”ı

YA BİR YOL BUL, YA BİR YOL AÇ, YA DA YOLDAN ŞEKİL, BİLDİĞİNİZ BİR KİTABIN ADI. PEKİ TÜRKİYENİN YOL AÇANLARI KİMLER MERAK EDİYOR MUSUNUZ? HANDE DEMİREL ARAŞTIRDI..

TÜRKİYENİN YOL AÇANLARI

HAZIRLAYAN: HANDE DEMİREL
hdemirel@capital.com.tr

Belki proje hayata geçirildiğinde çok önemli bir öncülük edeceği bilinmiyordu. Ancak, işadamı Hüseyin Bayraktarın 1988 yılında, Ataköyde açtığı Galleria adlı alışveriş merkezi, alanında ilk oldu. Projenin büyük başarı göstermesi ve yeni yaşam biçimi yaratması, ardından Akmerkez ve Capital gibi yenilerini getirdi. O nedenle Hüseyin Bayraktara, bu sektörün yol açan işadamı olarak bakılıyor…

Tıpkı Hasip Gencer gibi… Onu da çok kişi tanımaz. Fırıncı bir aileden geliyor. Ancak, o da işini değer yaratan, öncülük eden bir yapıya kavuşturmayı başardı. Türkiyenin ilk paketli ekmek işini kurdu, ardından Doğuş Holdinge devretti. Onun başlattığı yeni alana sonradan çok sayıda yatırım yapıldı.

Sadece onlar mı? Cem Boyner, Mehmet Ali Berkman, Bülent Özaydınlı, Cem Kozlu, Burhan Karaçam, İbrahim Özer ve diğerleri… Bu işadamı ve yöneticilerin ortak özelliği, sektörlerinde yeni bir yaklaşıma, öncülüğe, yeni yol açığı girişimlere imza atmış olmaları… Capital, iş dünyasının bu önde gelenlerinden bazılarını ve açtıkları yolu bir araya getirdi…

BERKMAN: ARÇELİKİ BUGÜN HAZIRLADI

Koç Holding Stratejik Planma ve İnsan Kaynakları Başkanı Mehmet Ali Berkman, pek çok yönetim danışmanına göre, kariyerinde ulaştığı zirve nedeniyle bir başarı örneği. Ancak, Berkmanın değişime katkısı, bireysel kariyerinden çok Arçelikteki başarılarıyla değerleniyor.

Mehmet Ali Berkman, 1994-2000 yılları arasında Arçelikin genel müdürü olarak görev yaptı. Bu süreçte Arçelikte pek çok şirkete göre mükemmel olmak anlamına gelen six sigma kalite ölçütünü başarıyla hayata geçirdi. Şirkete bu alanda, pek çok ödül kazandırdı. Arçelikin TQM, AR-GE, müşteri odaklılık, çağdaş marka yönetimi ve toplumsal sorumluluk gibi çok önemli değerlerin kazanmasında da çok önemli katkıları oldu.

Bersay Yönetim Kurulu Başkanı Ali Saydama göre, Mehmet Ali Berkman, Arçelikte değişimin temel tetikleyicisi ve uygulayıcısıydı. Ali Saydam, Bugün pek çok şirket ile benchmark olan Arçelik, Mehmet Ali Berkmanın tohumlarını attığı değişimin meyvelerini toplamaya başladı diye konuşuyor.

ÖZAYDINLI: PERAKENDEYİ DIŞARI AÇTI

Koç Holding CEOsu Bülend Özaydınlı, Migrosda gerçekleştirdiği değişim projeleriyle dikkatleri üzerine topladı. Pek çoklarına göre Migrosun kaderini değiştiren isim oldu. Vizyoner bir üst düzey yönetici olmanın yanı sıra, operasyonların içinde bizzat bulunarak değişime öncülük etti. Bu tavrı, Migrosun uluslararası standartlarda başarılı bir organizasyon olmasında büyük rol oynadı.

Migrosu barkod okuyucu kasalar, elekrtonik raf etikleri gibi önemli yeniliklerle tanıştıran, Bakkalım gibi dikkat çekici projeleri hayata geçiren de yine O oldu. Tansaş Genel Müdürü Server Topaloğlu, Bülend Özaydınlının, Migrostaki doğrudan çalışmalarıyla tüm organize gıda perakende sektöründe başarısını ispat etmiş bir yönetici olduğunu söylüyor.

Servet Topaloğlu, Özaydınlı, organize gıda perakende şirketlerinde çalışan orta ve üst kademe yöneticilere, rekabet kulvarında yeni bir çıta yükselterek de sektörün gelişmesine dolaylı yönden katkı sağlamıştır, sektörün itibarını artırmıştır diyor.

KOZLU: THYYİ REKABETÇİ YAPTI

1998 yılından bu yana Türk Hava Yolları (THY)Yönetim Kurulu Başkanlığını yürüten Cem Kozlu, THY için çok önemli değişimlere imza attı. Kurumun, sıradan bir kamu kuruluşu olmaktan çıkıp rekabetçi bir servis şirketi haline gelmesini sağladı. Bu süreçte yeni projeler geliştirdi. Kamuya özel indirimleri kaldırdı. THY hizmetlerinden herkesin eşit biçimde yararlanmasına olanak sağladı. Bütün bu yenilikler THYnin gelişiminde büyük rol oynadı.

Türk iş dünyasında adını 12 yıllık Komili tecrübesi ile duyuran Kozlu bugün THYdeki görevinin yanı sıra, Coca Colanın da Orta Avrupa, Avrasya ve Ortadoğu Grup Başkanlığını yürütüyor. Kozlunun profesyonel yöneticilik tecrübesinin Coca Colaya da önemli katkılar sağladığını söyleyen yönetim danışmanı Haluk Alacaklıoğlu, Cem Kozlu deneyimlerini paylaşmaktan kaçınmayan bir yöneticidir. Bugüne kadar paylaştıkları da çalıştığı kurumların önünü açmıştır  diyor.

KARAÇAM: BİREYSEL BANKACILIĞIN ÖNCÜSÜ

Finans sektöründe Burhan Karaçamın adı, 12 yıl genel müdürlüğünü yaptığı Yapı Kredi Bankası ile birlikte anılır. Karaçam Yapı Kredi Bankasındayken hem banka hem de tüm bankacılık sektörü için çok önemli değişimlere imza attı.

Özellikle Türkiyede bireysel bankacılık konusuna öncülüğü ile adını duyurdu. Burada neredeyse bir çığır açtı. Türkiyede banka kavramının ilk kez sokaktaki vatandaşla buluşmasını sağladı. Bireysel bankacılıkla birlikte kredi kartlarının da Türkiyede kullanımında ve yaygınlaşmasında büyük rol oynadı.

Koç Leasing Genel Müdürü Hamit Aydoğana göre, Burhan Karaçamın bireysel bankacılık kadar ticari bankacılık ve geleceğin bankacılığına yönelik de önemli katkıları oldu. Karaçamın 90lı yılların başındaki söylevlerinin günümüz bankacılığına işaret ettiğine dikkat çeken Aydoğan şöyle diyor:

Burhan Karaçam, her zaman vizyon sahibi, ileriyi görebilen bir bankacı oldu. 90lı yılların başında hizmet bankacılığının ön plana çıkacağını, bankaların gerçek bankacılık hizmetleriyle ayakta kalacaklarını söylemişti. Bugün bunları yaşıyoruz.

ÖZER: YERLİ PCNİN BABASI

HP Genel Müdürü Şahin Tulgaya göre Türkiyede bilgisayarın yaygınlaşmasında İbrahim Özerin çok önemli rolü oldu. Türkiyede ilk yerli PC üretimini gerçekleştiren Özer, yine ilk kez PC kavramının küçük işletmelere girmesine öncülük etti.

1991 yılında 4 kişilik bir ekiple kurduğu Escort Computer ile kısa süre içerisinde çok önemli yeniliklere imza attı. Şirketini kurarken yüksek teknoloji ile bilgisayar üretmeyi ve uygun fiyatla satışa sunmayı hedeflemişti. Bu hedefine ulaştı ve Türk halkına da bilgisayarın parça parça toplanıp ucuza mal edilebilen, rahatlıkla evlerde de kullanılabilen bir araç olduğunu öğretti.

İbrahim Özer, Escort Computer ile başka ilklere de imza attı. Örneğin bilgisayar sektöründe ilk kez, franchising sistemi ile Escortland adını verdiği dağıtım kanallarını oluşturdu.Bu kanallar 190094 yılından bu güne genişledi. Zincir mağazalar oluştu. İbrahim Özer son olarak 2000 yılında Escort Computerı halka arz etti.

TEKBULUT: YERLİ YAZILIMDA ÖNCÜ

Tuğrul Tekbulut, Boğaziçi Üniversiteni bitirdikten sonra pek çok gencin hayal ettiği bir şeyi yaptı ve kendi şirketini kurdu. 1984 yılında kurduğu LBS isimli şirketiyle, o yıllarda yeni yeni oluşmaya başlayan PC pazarına yazılım üretmek üzere küçük bir girişim olarak işe başlamıştı. Derken şirket büyüdü, halka açıldı. Türkiyenin ilk yerli yazılım şirketi olarak pek çok ilke imza attı. Ürettiği standart yazılımlarla alanının öncüsü oldu. Ortaya koyduğu başarı, yeni gelecek girişimlere de ışık tuttu.

2000 yılında Gebze Organize Sanayi Bölgesinde 10 bin metrekare kapalı alana beyin fabrikası olarak adlandırılan LBS tesislerini kurdu. Yazılım Sanayicileri Derneği(YASAD) Başkanı Namık Kurala göre Tuğrul Tekbulut LBS ile yerli yazılımın dünya pazarına açılmasında da öncü oldu. Türkiyede yazılım evlerinin kurulmaya başladığı 80li yıllarda LBS ile birlikte pek çok şirketin gündeme geldiğini söyleyen Kural, Tuğrul Tekbulutun LBS ile bunlar arasında sivrildiğini söylüyor.

ÖNEN: DONDURULMUŞLA TANIŞTIRDI

Niyazi Önen Dardanel ile birlikte Türkiyeye ton balığını getiren isim oldu. Retail Marketing Services yönetici ortağı Murat Şahine göre Önen, Türkiyede ton balığı ve dondurulmuş balığın bugünkü düzeye gelmesinde büyük katkılar sağladı. Bugüne kadar pek çok yeni projeyle Türk halkının yemek yeme alışkanlıklarını değiştirdi ve ton balığının sevdirdi.

Bu süreçte orkinos üretimi ve ihracatında da önemli mesafe kaydetti. 2000 yılında Japon S&T şirketi Akdenizde Orkinos üretmek üzere anlaşma imzalayan Niyazi Önen, Dardanel için 2003 yılında 40 milyon dolarlık bir ciro hedefliyor.

BETİL: FARKLI BİR GÖNÜLLÜLÜK

İbrahim Betil, profesyonel kariyeri boyunca çeşitli bankaların genel müdürlük, yönetim kurulu üyeliği ve başkanlığı yaptı. Türkiye ve yurtdışında çeşitli bankaların kuruculuğunu üstlendi. ENKA okullarının kurulmasında büyük rol oynadı. Profesyonel iş yaşamından emekli olduktan sonra Türkiyede bir ilki gerçekleştirerek Türk Eğitim Vakfını (TEGV)kurdu.

Koç Grubunun şemsiyesi altındaki Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfının başında dört yıl kalan Betil, bugüne kadar hiçbir sivil toplum örgütünün başaramadığı ölçüde şeffaf, katılımcı ve paylaşmacı bir seferberlik yarattı. Bir anlamda bu alana farklı bir yaklaşım getirdi, katılım konusunda toplumu özendirdi. Sivil toplum kuruluşlarına bakışı değiştirdi. Bir sivil toplum kuruluşunun da profesyonelce yönetilebileceğini gösterdi.

Halen Toplum Gönüllüleri Vakfının Yönetim Kurulu başkanı olan Betil, pek çok profesyonelce, eğitim alanındaki çalışmalarıyla yöneticilerin sosyal sorumlulukları önemsemesi konusunda da örnek olarak gösteriliyor.

BAYRAKTAR: ALIŞVERİŞE YENİ BOYUT

Bayraktar Holdingin kurucusu Hüseyin Bayraktar, Türkiye nin ilk alışveriş merkezi olan Galleriayı inşaa ederek, mağazacılık endüstrisinin rotasını değiştirdi. Alanında bir ilki oluşturdu, sonradan gelecek yeni girişimlere yol açtı.

Proje Yönetim A.Ş kurucu ortağı Haluk Doğançaya göre, Hüseyin Bayraktar, Galleria ile değişimi sezen, olağanüstü zeka ve hayal gücüne sahip bir girişimcilik örneği sergiledi. Yarattığı Galleria, 80li yıllarda Türkiyenin değişim ihtiyaçlarının bir aynası, değişimin öncüsü oldu. Bunu, diğer önemli çalışmalar izledi. Örneğin, Türkiyenin ilk department storeu olan Printemps, ilk kapalı eğlence merkezi olan Fame City ve ilk özel sektör marinası, aynı proje kapsamında gerçekleştirildi. Doğançay, Galleria, toplumun beklentilerini ve yaşam tarzını önemli ölçüde etkiledi diyor.

SABANCI: OTODA UNUTULMAZ İSİM

O şimdi aramızda değil. Alçak bir suikast iş dünyasından kopardı. Ancak, otomobil sektöründe açtığı yol, onu son 10 yılın endüstri liderleri arasına soktu.
15 Mayıs 1941 yılında Adanada doğan Özdemir Sabancı Tarsus Amerikan Kolejinde ve İngiltere Manchester üniversitesinde okudu. Üniversiteden sonra kimya mühendisliği alanında İsviçrede ihtisas yaptı.

Türkiyeye döndükten sonra Sabancı Topluluğunun en büyük sanayi birimlerinden Sasa Grubunu kurdu ve geliştirdi. Otomotive olan özel ilgisi ile Temsada Mitsubishi Marathon otobüsleri, minibüsleri ve ticari araçlarının üretimini başlattı. Japonlarla yüzde 50-50 ortaklık yaparak Toyotasa ve Yazakisa fabrikalarının kuruluşunu sağladı.

Toyota ile gerçekleştirdiği ortaklık sektörde yerli otomobilin güvenlik ve konfor sağlayabilir hale gelmesini sağlayan rekabeti başlattı. Anadolu Honda Pazarlama Direktörü Ümit Karaaslan, Özdemir Sabancı, Türkiyede sadece otomobil sektöründe değil, tüm sanayide çok önemli bir çığır açtı diye konuşuyor.

NAHUM: TOFAŞI DIŞARI AÇTI

Otomotiv, dizayn ve endüstri mühendisliği gibi alanlarda uzman Jan Nahum, kariyerine 1973de, Otosanda mühendis olarak başladı. Ardından Koç AR-GE Merkezi ve Otokarda görevler üstlendi. 1994-1997 yılları arasında ise Tofaşta genel müdür olarak görev aldı.

Nahum, Tofaşta gerçekleştirdiği büyük projelerle dikkat çekti. Tofaşın tamamen yeni bir model yaratıp, bunu Türkiyede üretmesinde öncülük etti. Yeni strateji ile Tofaşta önemli bir potansiyelin kapısını da açtı.
Nahum döneminde krizlere rağmen büyüyen Tofaş, ihracat, üretim ve istihdam alanlarında ciddi adımlar attı. Fiatın bazı ülkelerdeki üretimi durdurma kararına rağmen bir yıl içinde 43 ülkeye 776 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi.

2002 yılında ise Fiatın Uluslararası İş Geliştirme Bölümü Başkanlığı görevine atandı. Ve İtalyan otomotiv devi Fiatın 4 başkanından biri oldu.
Nahum sık sık Ben birlikte çalıştığım insanların gücüyle bir mana ifade ediyorum. Ben bir dahi değilim. Ortalama bir adamım dese de, Türk otomotiv sektöründeki profesyonellere göre zekasıyla değişimin öncülerinden oldu.

BOYNER: TAKSİT KARTIN YARATICISI

Altınyıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı olan Boyneri öne çıkaran özelliği, perakendeciliğe ve alışveriş kartı alanına getirdiği yenilikler oldu. Bir yönetim danışmanı, Onun en önemli özelliği, aktif kişiliğinin, girişimciliğini desteklemesidir diyerek, Boyneri değerlendiriyor.

Türkiyede ilk kez hiçbir kuruluşu arkasına almadan bir finansal hizmet vermek cesaretini gösterdi ve taksitli alışveriş olanağı sunan Advantageı yarattı. Advantage ile bir sektör işbirliğinin temeli atıldı ve Türkiye nin en yaygın kredi kartı operasyonu kuruldu. Boyner, Advantage kredi kartı ile farklı ödeme sistemlerini ve birebir pazarlama kavramını ilk başlatan isim oldu.

Egon Zehnder International danışmanlarından Murat Yeşilldereye göre, Boynerın Advantagedaki başarısı, şeffaf bir yönetim politikası izlemesinden ve çıkar ilişkilerine izin vermemesinden kaynaklanıyor. Advantageın HSBC Banka satışında da Boynerin şeffaflık politikasının etkisi olduğunu söyleyen Yeşildere, Türkiyede yöneticiler markalarına aşıktır. Boyner bu konuda da öncü oldu. Markasını satışa çıkardı ve en iyi fiyata anlaştı diyor.

GENCER: YENİ BİR İŞ YARATTI

Hasip Gencer adını çok kişi belki de duymamıştır. Ancak, araştırmamızı yaparken onun adı, Türkiyede hazır-paket ekmek pazarını büyüten kişi olarak öne çıktı. İş dünyasına göre Hasip Gencer,  Türkiyede ilk paketli ekmeğin yaratıcısı…

UNMAŞ şirketiyle ilk kez paketli tost ekmeği üretimiyle iş hayatına başladı. Babası fırıncı olduğu için, unlu mamüller üretimine yatkındı. Ancak, bu alanda paketli ekmek, çeşitli kakta maddeleriyle işlenmiş katma değerli ürünler tamamen onun projesi olarak hayata geçti. Bu süreçte ailesinden de büyük destek alan Gencer, UNO markasıyla unlu mamüller pazarından önemli bir pay almayı başardı, Türkiyede endüstrinin gelişimine öncülük etti.
RMS yönetici ortağı Murat Şahine göre, katma değerli ürünler ile mahalle fırıncısı kavramını değiştirdi.

UNO markasını 1999 yılında Doğuş Grubuna satan Hasip Gencer halen Doruk AŞ adlı şirketinde unlu mamüller için katkı maddeleri üretimi yapıyor. Önümüzdeki dönem yine unlu mamüller alanında zincir mağazalar konseptini hayata geçirmeyi planlayan Gencer, bu alanda yabancı bir ortakla birlikte çalışmayı planlıyor .

AKARLILAR: ABDDE MARKA YARATTI

Sait Akarlılar, Mavi Jeansin kurucusu olarak sadece Türkiyede değil, başta ABD olmak üzere dünyanın pek çok yerinde tanınan, takdir edilen bir isim. Konfeksiyon alanındaki birikimini ilk kez 1971 yılında Güven Giyim ile yurtiçi pazara sunmaya başladı. 1984 yılında blue jean üretimine yönelerek Erak Ltd. Ştiyi hayata geçirdi ve Mustang, Lee, Wrangler, His gibi önemli yabancı markalara üretim yaptı.

Mavi Jeansin üreticisi Mavi Giyimi ise 1991 yılında kurdu. Marka, çok kısa zamanda üstün bir performansla yurtiçinde ve yurtdışında 2 bin 700 ün üzerinde satış noktasına ulaştı. Akarlılar, bugün iki ayrı fabrikasında, yılda toplam 11 bin adet kot üretiyor.

Son dönemde Sait Akarlıların Amerikada yaşayan oğlu Ersin Akarlıların katkılarıyla dünyaya açılan marka başta ABD olmak üzere dünyada da büyük beğeni topluyor. İlk kez bir Türk markasının dünyaya açılmasını sağlayan ve çok başarılı olan Sait Akarlılar, Maviyi dünya markası yapmak yolunda emin adımlarla ilerliyor.

MURAT VARGI : GSMİ TÜRKİYEYE GETİRDİ

Murat Vargıyı önce KVKda gerçekleştirdiği başarılı çalışmalarla tanıdık. Türkiyede ilk kez teknoloji üzerine bir perakende zincirini yaratan Vargı, ardından Turkcellin cesur kurucusu olarak hafızalara kazındı. Murat Vargı cep telefonunun geleceğini gördükten sonra Turkcell projesini uzun zaman cebinde taşıdı. Koçdan Sabancıya pek çok büyük grupla görüştü ve sonun da Çukurova Grubunu bu proje için ikna etti.

Bugün Türkiyenin lider, Avrupanın en büyük üçüncü GSM cep telefonu operatörü olan Turkcell, grubun ticari başarısında hatırı sayılır bir yer edindi. Yönetim danışmanı Ali Midilliliye göre, Murat Vargı, teknoloji ve iletişimin önemini Türkiye göstermesinden başka büyük sermaye sahiplerinin ön görüsünün olmadığını teyit etmişti. Türkiyede ilk kez bir cep telefonu şebekesi kurma fikrinin sahibi Murat Vargı halen Turkcellin yüzde 7 oranında ortağı ve İcra Kurulu Başkanı.

TARA: İNŞAATA BAKIŞI DEĞİŞTİRDİ

Şarık Tara, sadece inşaat sektörü için değil, Türk iş dünyası için de değerli bir isim. Türkiyenin en önemli işadamlarından biri… İnşaat sektöründeki başarılarıyla değişime imzasını atan Tara, özellikle yurtdışında gerçekleştirdiği inşaatlarla Türk inşaat sektörü için öncü rolünü üstlendi. Bu alana bakışın değişmesinde etkili oldu.

Son dönemde Rusyada gerçekleştirdiği projelerle Türkiyenin uluslararası inşaat pazarında önemli bir yere gelmesini sağladı. Bugün dünya standartlarında projelere imza atan Tara, Engineering News Record adlı yayına göre, dünyanın en büyük inşaat müteahhitleri sıralamasında Türkiyeden tek isim olarak en üst sıralarda yer alıyor.

Şarık Tara, son dönemde müteahhitliğinin yanı sıra özellikle doğalgaz santralleri alanında enerji yatırımları ile de dikkat çekiyor. Yönetim danışmanı mehtap Alanyalıya göre, ENKAnın son 12 yıldır Rusyada gerçekleştirdiği başarılı projelerde Şarık Taranın yönetim ve iletişim becerilerinin önemli bir payı var.

EVYAP: YERLİLERİN GÜCÜNÜ İSPATLADI

Evyap, Türkiyede bugün kişisel temizlik ürünleri pazarında uluslararası pazar payına sahip, P&G, Lever gibi dünya devleriyle rekabet eden bir firma. Kurucusu Fikret Evyap, işe ilk olarak sabun üreten küçük bir fabrika ile başladı. 40 yıllık istikrarlı bir yönetim anlayışı ile bugün Türkiyenin dünya markalarından biri haline gelen bir firma yarattı.

Fikret Evyap, şirketini ve markalarını başarılı bir şekilde konumlandırdı. Neredeyse beş kıtada kendi markalarını kabul ettirdi. Önemli ihracat başarısına imza attı, dev markalarla başa çıkmayı bildi. Dünyanın en zor sektörlerinden biri olan kozmetik ve kişisel bakımda, bir Türk şirketinin global anlamda var olabileceğini ortayakoydu.

Yönetim danışmanı Ali Midilli, Bana göre Evyap, marka yaratmak konusund incelenmesi gereken bir örnektir. Zaten bu başarısıyla bugün çok sayıda yabancının da ilgisini çekiyor diye konuşuyor.

ZORLU: DÜNYA TELEVİZYONU YAPTI

Tekstil sektörüne danışmanlık veren uluslararası danışmanlık şirketi Gherzinin Türkiye ortağı Halil Gökman, Ahmet Nazif Zorlu, Türk tekstil sektörünün tartışılmaz lideridir diye konuşuyor.

Anadolunun en başarılı girişimcisi olarak öne çıkan Zorlu, ilk tekstil mağazasını Trabzonda açtı. 1968 yılında İstanbula geldi ve fason emprime çarşaf üretimi yaptı. İlk dokuma fabrikasını Bursada açan Zorlu, bugün tekstil perde, brode, gipür ve ev tekstili alanında dünyanın üçüncü, Avrupanınsa en büyük tesislerine sahip.
Ahmet Nazif Zorlu tekstil sektöründeki başarılarının yanı sıra 90ların başında satın aldığı Vestelle de değişimin öncülüğünü yaptı.

Bir Türk şirketinin dünyaya televizyon satabileceğini, devlerle rekabet edebileceğini, hatta yurtdışında önemli penetrasyon oranına ulaşabileceğini ortaya koydu. Teknolojiye yaptığı yatırımlarla Vesteli de bir dünya devi haline getiren Zorlu, 2003 yılına yine yeni büyük hedeflerle giriyor.

ÖZİLHAN: BİRA MARKASI YARATTI

Tuncay Özilhan TÜSİAD Başkanı olduktan sonra Anadolu Grubundaki misyonu arka planda kaldı. Oysa Efesi getirdiği nokta bugün sadece Türkiyede değil, dünya pazarlarında da takdir toplamaya devam diyor. Tuncay Özilhan, Efesin başına hep değişik ama nitelikli yöneticiler getirdi.

Bu profesyonellerin de katkılarıyla Efes bir dünya markası haline geldi. 1999 yılında dünyaca ünlü biracılık kuruluşu Interbrew ile Romanyada güçbirliği yapmayı öngören anlaşmayı imzalaması, Efes markasının yurtdışına açılmasında önemli rol oynadı. Efes Pilsen bugün dünyada 15den fazla ülkede sevilerek içiliyor ve dünya markası olma yolunda hızlı adımlarla ilerliyor. Efes Pilsenin üreticisi Efes İçecek Grubunun hali hazırda 4 ülkede 8 bira fabrikası var. Özilhan, Efes Pilseni Adriyatikten Çine kadar lider yapmayı hedefliyor.

ÖGER: TURİZMDE PARADİGMA DEĞİŞTİRDİ

Vural Öger, Türkiyeye en fazla turist getiren ve merkezi Almanyada bulunan Öger Tourun yönetim kurulu başkanı. Turizm sektöründe adını yurtdışında Türkiyeyi bildiğimiz kalıpların dışında ayrı bir seviyede temsil etmesiyle tanındı. Bugün Alman turistleri Norveç fiyortlarına, Norveçlileri Kapadokyaya götüren Öger, tur operatörlüğü alanında bügüne kadar görülmemiş uygulamalar yapıyor.
Sektör yetkililerine göre, Türk turizmine katkıları azımsanmayacak kadar çok olan Öger, turizm alanındaki hizmetlerine 1969 yılında Türkiyeye yönelik turlar düzenleyerek başladı.

Daha sonraki yıllarda Berlin, Hannover ve Bremen kentlerinde seyahat acentaları açtı. 70li yılların başında Almanyadan Türkiyeye yönelik direk uçuşlara başladı. 1982 yılında Öger Tours şirketini kurdu ve Avrupanın en büyük seyahat organizatörlerinden biri oldu. 1990 yılından itibaren Türkiye dışında Mısır, Tunus ve Fas gibi ülkelere de turlar düzenlemeye başladı. Daha sonraki yıllarda ise bu ülkelere Malta ve Dominik Cumhuriyeti eklendi.

ÖNGÖR: BANKACILIĞA YÖN VERDİ

Türk Bankacılık sektörünün efsane isimlerinden biri olan Akın Öngör, Garanti Bankasında gerçekleştirdiği değişim projeleri ile sektörde yankı uyandırdı. Akın Öngörün değişim projelerinden önce Garanti Bankası, marka bilinirliği, müşteri hizmeti anlayışı ve performans olgusu sınırlı olan, insan kaynağı kalitesi orta düzeyde bir bankaydı.

Akın Öngör, bankayı ciddi bir değişimden geçirerek Türkiyenin saygın kurumlarından biri haline getirdi. Garanti Bankası, internet bankacılığı gibi birçok konuda lider oldu. Akın Öngörden önce Garanti bankasında değişim için İbrahim Betil gibi isimlerin de çeşitli projeleri olduğunu söyleyen

Egon Zehnder uluslararası insan kaynakları şirketi danışmanlarından eski bankacı Murat Yeşildereye göre Akın Öngörün özelliği hızlı değişimi gerçekleştirmekti. Yeşildereye göre, Akın Öngör, Garantide gerçekleştirdiği hızlı değişim süreci ile bankacılık sektöründe değişimin öncülerinden biri oldu.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND