Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Türkiye’nin on başarılı genci

Türkiye Genç Liderler ve Girişimciler Derneği’nin bu sene 15’incisini düzenlediği ve geleceğin liderlerini keşfetmeyi amaçlayan yarışmada dereceye girenler belli oldu. İşte Türkiye’nin on başarılı genci ve onlara başarının kapısını aralayan projeleri…

Junior Chamber International (JCI) Türkiye Genç Liderler ve Girişimciler Derneği’nin bu sene 15’incisini düzenlediği Ten Outstanding Young Persons (TOYP) Yarışması’na 160 kişi başvurdu. İş dünyası, siyaset, bilimsel önderlik, kültürel başarı, çevre korumacılığı ve ahlaki önderlik, insan haklarına, çocuklara ve dünya barışına katkı, insanlığa ve gönüllü kuruluşlara hizmet, fen ve teknik gelişme, kişisel başarı, tıbbi yenilik ve buluşlar alanlarında ödüller sahiplerine verildi.

JCI Türkiye Genç Liderler ve Girişimciler Derneği tarafından 15’incisi düzenlenen Türkiye’nin On Başarılı Genci Yarışması ödül töreni 2 Ekim Cuma günü İş Sanat Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Türkiye, bu yarışmayla şimdiye kadar katıldığı dünya finallerinde toplam altı kez birincilik elde etti. Yarışmanın kazananları ve onların ağzından projeleri:

Yomi Kastro (İş Dünyası Ekonomi ve/veya Girişimcilik Ödülü)

Mülakat.tv, insan kaynakları süreçlerine yönelik bir video işe alma servisi. Burada yapılan şey, adayların CV tarama aşaması tamamladıktan sonra ofise davet ederek zaman kaybını önlemek. Adayın internet browseri üzerinden kendisine yöneltilen soruları gerçek bir görüşme gibi cevaplaması gerekiyor. Video depolandıktan sonra İK yöneticileri bu adayı değerlendirip daha sonra görüşmeye davet edebiliyorlar. Bugüne kadar videosunu kaydetmiş 100 bin civarı şahıs ve birebir denemiş 450 şirket var. Amerikan şirketleri de buna dahil.

Başak Kale (Siyaset, Hukuk ve Kamu Yönetimi)

AB Konseyi’ne Türkiye, göç ve irtica konularında danışmanlık yaptım. Ayrıca Oxford’un göç merkezinde de çalıştım. Türkiye ve göç konusunda çalışmalarım devam ediyor. Projem Türkiye’den Avrupa’ya eğitimli insan gücü göçünü engellemeyi ve Türkiye’yi bölgesinde akademik bilgi merkezi haline getirmeyi amaçlıyor. Avrupa Komisyonu tarafından tüm aday ülkeler arasında sosyal bilimler alanında finansmana layık görülen tek proje oldu.

F.Elif Genceli Güner (Bilimsel Önderlik)

Doktora için Hollanda Delft Teknik Üniversitesi’ne gitmiştim. Orada düşük sıcaklıkta kristallendirme yapıyorduk. Ben magnezyum sülfatla ilgileniyordum. Literatürde 1837 yılında Alman bir bilim adamı magnezyum sülfatın 12 su molekülü içerdiğini söylemiş, yazmış ve o yıldan beri herkes öyle kabul etmiş. Ama ben bunun yapısını araştırdığımda 11 su molekülü içerdiğini buldum. Bunun mineral olması için dünyanın herhangi bir yerinde saf olarak bulunması gerekiyor. Japonya’da Hokkaido Üniversitesi’nden Antartika buzullarıyla ilgilenen bir grupla ortak çalışma yaptık. Magnezyum sülfat 11 su molekülü içeren yapıyı Antartika buzulunda ve Hokkaido Adası-Saroma Gölü’nde buldum. Mineral olma özelliği taşıyordu ve ona Meridianiite ismi verdik.

Stare Yıldırım (Kültürel Başarı)

Cannes Film Festivali’nde bir Türk gecesi düzenlendi ve Anadolu’nun Kayıp Şarkıları adlı bir filmin türkülerinden oluşan bir konser verildi. Anadolu’daki türkülerin batı enstrümanlarıyla yorumlanmış versiyonlarını, belgeselden görüntülerinle barkovizyonda vererek Cannes’da dünyanın önde gelen sinemacılarına izlettik. Sinemanın içine Türkiye’nin güzelliklerini, özelliklerini katıp tanıtabilirsek işimiz çok daha kolay olur diye düşünüyorum. Konseri organize ettim ve bir süreliğine yürütücü idari yapımcılığını üstlendim.

Obengül Ejder (Çevre Korumacılığı ve Ahlaki Önderlik)

Ben aile ve evlilik terapistiyim. Projelerimden biri madde bağımlılığını önlemeyle ilgili. Öğretmenlerin, velilerin, öğrencilerin eğitilmesiyle ilgili. İkincisi aile içi ilişkiler, iletişim, evlilik, cinsellik gibi konularda eğitimler, ebeveynlerin çocuklarla ilişkilerini düzenleme üzerine bir çalışmaydı. Bine yakın aileye eğitim verildi. Tiyatrocularla psikodrama eğitimi yaptık. Baskıcı ve mükemmelliyetçi aileler, ilgisiz, tutarsız aşırı ilgili aileler ve demokratik aileler hakkında senaryolar yazdım ve tiyatrocular da bunu oynadı. Birçok veliye ulaştık. İnteraktif bir eğitim oldu. Türkiye’de hálá töre cinayetleri işleniyor. Cinselliğe insanların ilgisiz olması dolayısıyla din görevlilerinin, imamların ardından ailelerin bu konularda bilgilendirilmesi üzerine çalışıyoruz.

Rodin Alper Bingöl (İnsan Haklarına, Çocuklara ve Dünya Barışına Katkı)

Engelleri kaldır, benim tez projem olarak başladı. Tezi yazarken kampanyaların faydalarını farkedince hayata geçirmeye karar verdim. Toplumun sahiplendiği bir oluşum haline geldi. Türkiye’de engellilerin karşılaştığı problemlere çözüm bulmaya ve bu çözümleri hayata geçirmeye çalışıyoruz. “Renovatio İstanbul” da bu projelerden biri. Ataşehir Mimoza 4 sitesinin içini her bireyin eşit kullanım haklarının olduğu, eşit erişilebilirliğin olduğu bir alan olarak düzenledik. Rampaları, merdivenleri, hidrolik asansörleri herkesin kullanabileceği bir hale getirdik.

Gülçin Kaya (İnsanlığa ve Gönüllü Kuruluşlara Hizmet)

Projem “Engelsiz Sanat”. Kültürlerarası gençlik çalışmalarında zihinsel engellilere sanat eğitimi vermeyi ve gençlere sosyal sorumluluk bilincini aşılamayı amaçladık. 5 Avrupa ülkesinden gelen gençlerle İstanbul Özürlüler Merkezi’ndeki engellileri bir araya getirdik. Sanat atölyelerinde bir hafta boyunca engellilere sanat eğitimi verildi. Gençlerden de psikolog, sosyolog, sanatçı arkadaşlar gelip engellilere hem eğitim verdiler, hem de ortak bir ürün çıkarmaya çalıştılar. 7 gün sonunda da projeler sergilendi. Bu projeyi şimdi de güzel sanatlar fakültelerinde okuyan öğrencilerle yapacağız. Toplamda 40 öğrenci eğitim verdi, Türkiye’den 10 öğrenci vardı. 120 engelli öğrenciyle çalıştık.

Tolga Kaya (Fen ve Teknik Gelişme)

Titreşimleri kullanarak enerji üretme üzerine yapmaya başladığım çalışma büyük ilgi görmekte. Deprem sonrası hasar tespiti, huzurevleri ve hastanelerde acil algılama sistemi, sınır güvenlik sistemleri gibi birçok uygulaması olacak. Milimetre boyutlarındaki, pil kullanmayan, tamamen kendinden enerji üretimini sağlayan bu mekanik yapının teorik çalışmaları ve tasarımını yaptım. İkinci proje, çeşitli bakterilerin insan vücudunda enfeksiyona yol açmasının nedenlerini daha iyi anlayabilmek üzerine. Amacım özellikle yaşlı hastaların uzun süreli sonda kullanımı sırasında oluşabilen enfeksiyonunu engellemek.

Ali R. Babaoğlan (Kişisel Başarı)

Projem Marro.ws. İnternette herkes birşeyler görüyor, okuyor, beğeniyor ve daha sonra tekrar ulaşmak için o şeyin olduğu adresi bir yerlere kopyalıyor, favorilerine ekliyor. Bu yöntemlerin hiçbirisi bu içeriklere tekrar ulaşılmasını garantilemiyor. O siteye ulaşamayabilirsiniz, dökümanları başka birileri silmiş olabilir… Bir proje geliştirdik. Mesela bir makale okudunuz, istediğiniz kısmı seçiyor ve alana atıyorsunuz. Marro.ws/adınız olarak kaydedip dünyanın her yerinden ulaşabiliyorsunuz. Siz birşeyleri saklıyorsanız, ilgi alanlarınızı anlamaya çalışıyoruz. Mesela sporla ilgili şeyler saklıyorsunuz. Sizin seçtiklerinize göre özelliklerinize uygun başka insanları tanıştırabiliyoruz. İnsanların sakladıkları bilgilerden sosyal ağ kurmasını sağlayan bir proje bu kısaca. Henüz 3 aylık bir proje ve 7.000 aktif üyesi var. Şimdilik İngilizce hizmet veriyor. Türkçe, Arapça, Almanca, Çince, İspanyolca ve İtalyanca da eklenecek.

Ertuğrul Kılıç (Tıbbi Yenilik ve Buluşlar)

Beyin felci ölüm sebepleri arasında 3’üncü sırada geliyor. Sakatlık nedenleri arasında da ilk sırada. Diğer taraftan sakatların ihtiyaçlarına dikkat ettiğinizde rehabilitasyon, doktor bakımı, hemşire masrafları var. Bütün bu harcamaları eklediğinizde en fazla ölüm sebebi olan kalp hastalığından daha fazla masraf çıkarıyor. Çok ağır bir hastalık olduğu için de çevresindeki insanlara da baskı yapıyor. 12 yılı geçkin bir süredir de bu hastalığın nasıl olduğunu anlamaya çalışıyorum. Bu çerçevede 60’a yakın makale yazdım. ABC taşıyıcılar dediğimiz ilaç direnci taşıyıcılar var. Epilepsi ilaçla tedavi edilebilen bir hastalık ama belli bir aşamaya geldikten sonra cerrahiye giriyor. Bunun sebebi ilaç taşıyıcılarıdır, vücudun kendisinde olan taşıyıcılardır. 3-4 yıldır bu taşıyıcıları nasıl manipüle ederek insanları kurtarırız, diye araştırmalar yapıyoruz.

Fatih Demir (Çevre Korumacılığı ve Ahlaki Önderlik JCI Özel Ödülü)

Sağlıklı Tişört” ile Jüri Özel ödülünü aldım. Siparişler hazırlanırken kanserojen madde içermeyen, sağlıklı boyalar kullanılıyor. Ayrıca “Nefes Alabilen Baskı” teknolojisi sayesinde rahatça giyebilecek sağlıklı ürünler ortaya çıkıyor. Bunun yanı sıra engelli gençlerin meslek edinmesi ve kimsesiz çocuklar yararına Tish-o’nun yaptığı çalışmalar da var.

Tuğçe Kılıç (İnsan Haklarına, Çocuklara ve Dünya Barışına Katkı JCI Türkiye Senato Ödülü)

4 sene önce lisede arkadaşlarımla Mayın Tarlalarına Barış Getirdik projesine başladım. 34 ülkeden 600 öğrencinin katıldığı bir yarışmada dünya birinciliği ödülünü aldım. 3 sene sonra mayın konusu gündeme geldi. Sürekli çevre projelerinde gönüllü olarak çalışıyorum. Suriye ile Türkiye sınırındaki mayın tarlalarının temizlenerek organik tarıma açılması konulu bu proje sayesinde JCI Türkiye Senato ödülünü de aldım.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND