Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Türkiye’nin gönlü en zengin iş insanları

Türk iş dünyasının hayırseverlik haritası oluşturuldu. Geniş kapsamlı çalışma ile Türk iş insanlarının toplumsal sosyal sorumluluk projelerine ilgisi ve tercihleri ortaya çıkartılmış oldu. En hayırsever iş insanları listesini de kapsayan araştırmadan çarpıcı tespitler bu yazıda…

kişisel gelişim

Türkiye’nin gönlü zengin 50 iş insanı

 

Türkiye’de bağışlar uzun dönem el yordamıyla yapıldı. Hayırsever iş insanları okul, hastane, cami, yurt yaptırarak ya da para dağıtarak sosyal sorumluluklarını yerine getirdiler. Vehbi Koç, İzzet Baysal, Sakıp Sabancı, Ayhan Şahenk ve Kadir Has gibi isimler, Türk iş dünyasının ilk gönüllü  zengin liderleriydi “Ülkem varsa ben de varım” ve “Vatan borcumu ödüyorum” sözlerinin ışığında ihtiyaç olan her alana destek verdiler. Bu isimler yaşamasa da aileleri ve onların kurdukları şirketler, vakıflar Türkiye’de bağış konusunda çalışmalarına devam ediyor. Capital olarak yine Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek bu isimlerden oluşan “Türkiye’nin Gönüllü Zengin 50 İş İnsanı’nı ortaya koyduk. Çünkü zenginler listesinden ilk 3 sırada Koç, Fiba, Doğuş gibi bağış geleneği uzun yıllara dayanan şirketlerin  temsilcileri yer aldı İşe başlayıp biraz para kazandıktan sonra mahallemde, çarşımda, halk arasında muhtaçlara yardım etmekten büyük zevk almaya başladım. Aradan yıllar geçti. İş adamlarının hayır işlerine, sosyal bir hizmet olarak, sistemli bir şekilde başlamalarının zamanı geldiğine inandım ve öncülük yapmak istedim. 1946’da Amerika’ya ilk gidişimde Columbia Üniversitesi’nin yurtlarından ve Baltimore’daki John Hopkins Üniversitesi Hastanesi’nden çok etkilenmiştim. Hastanenin John Hopkins adlı iş adamının vakfına ait olduğunu öğrendim. Türkiye’ye dönünce de ilk olarak bir öğrenci yurdu yaptırdım ve Ankara Üniversitesi’ne bağışladım.”

“Ülkem varsa ben de varım” sözüyle dikkat çeken ve Türk iş dünyasına hayır işlerinde liderlik eden merhum Vehbi Koç, “Hayat Hikayem” adlı kitabında bağış yapmaya nasıl başladığını işte bu sözlerle anlatıyor. Koç, yıllar içinde eğitimden sağlığa her alanda yaptığı yardımları Vehbi Koç Vakfı çatısı altında topladı.

Sadece Koç değil, Türk iş dünyasının gelişiminde öncü rol üstlenen İzzet Baysal, Sakıp Sabancı, Ayhan Şahenk, Kadir Has gibi isimler de Türkiye’nin en önemli bağışçıları arasında yer aldı. Merhum Kadir Has, yaptığı bağışlar için “Vatan borcumu ödüyorum” diyerek unutulmazlar arasına girmişti.

Gönüllü yapılan bu işler, 1980’lerde kurumsallaşmaya başladı. Pek çok hayırsever iş insanı vakıf kurdu ya da bağışlarını kendi şirketlerinin sorumluluk çerçevesinde değerlendirmeye başladı. Ama bugüne kadar gönlü zengin iş insanlarını bir arada hiç göremedik. Türkiye’de ilk kez Capital Dergisi, iş insanlarını yaptıkları bağışları baz alarak değerlendirdi ve dev bir araştırmaya imza attı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’in desteğiyle gerçekleştirilen alanında bir ilk olan araştırmayla Türkiye’nin Gönlü Zengin 50 İş İnsanını ortaya koyduk.

HAYIRSEVERLİKTE DÜNYA
Dünyada da iş insanları büyük bağışlar yapıyor, ülkelerine ve yaşadıkları coğrafyaya önemli katkı sağlıyorlar. Son dönemde Bill Gates ve Warren Buf-fett’ın servetlerinin yarısını hayırseverlik için bağışlama sözü vererek başlattıkları kampanyaya destek büyüyor. Söz konusu The Giving Pledges (Verme Taahhüdü) Vakfı’na üye olabilmek için milyarder patronların servetlerinin en az yarısını bağışlamaları gerekiyor. 105 milyarder üye arasında SAP’nin kurucularından Hasso Plattner, Virgin Şirketler Grubu CEO’su Richard Branson, CNN kurucusu Ted Turner, Star Wars filmlerinin yapımcısı George Lucas ve Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg de bulunuyor.

Bu kişileri de kapsayan gönlü zengin iş insanları araştırması ise dünyanın çeşitli yayınları tarafından uzun zamandır gerçekleştiriliyor. Bu hayırsever listeleri, tüm iş insanlarını bağış ve sosyal sorumluluk konularına daha duyarlı olmaya davet ediyor. Sonuçta ne kadar bağış yaptıklarını açık bir yüreklilikle dile getiren Bill Gates ve Warren Buffett gibi iş insanları sayesinde hayırsever sayısı da artıyor.

Capital’in gerçekleştirdiği “Türkiye’nin Gönlü Zengin 50 İş İnsanı” araştırmasının da aynı etkiyi yapmasını dileyen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, “Köklü bir medeniyetin, ‘Komşusu açken tok yatan bizden değildir’ inancının varisleri olarak gönlü zenginler projesinin toplumda önemli bir karşılığı olacağına inanıyorum. Yola çıkarken ‘Kimse mutlu olmadıkça biz mutlu olamayız’ demiştik. Bunu başarmak için işte bu gönül ehli insanlara ihtiyacımız var. Çünkü gönlü zenginlerden uzanan eller umut olacak, gelecek olacak. Yarınlar için bu yükü hep birlikte taşıyalım diyorum ve Gönlü Zenginler’le bu kutlu yürüyüşü yapmak istiyoruz” diyor.

KOÇ’UN GÖNLÜ DE EN ZENGİN
Capital’in Türkiye’deki bütün büyük grup ve şirketlere ulaşmaya çalışarak hazırladığı “Türkiye’nin Gönlü Zengin 50 İş İnsanı” araştırmasının temelini bir anket çalışması oluşturdu. Anket çalışmasına şirketleri ya da grupları adına yönetim kurulu başkanları katıldı. Sıralama ise ankette yer alan “Son 10 yıldaki toplam bağış tutarınız” ve “2012 yılındaki toplam bağış tutarınız” sorularının yanıtlarına göre yapıldı.

Buna göre hem son 10 yıldaki bağışlarıyla, hem 2012 yılı bağış rakamına göre Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, Türkiye’nin gönlü en zengin iş insanı oldu. Bağışlarını hem Vehbi Koç Vakfı (VKV) hem şirketlerinin KSS projeleri aracılığıyla hem ayni hem de nakdi gerçekleştiren grup, son 10 yılda 1,1 milyar TL bağış gerçekleştirdi.

2012 yılındaysa 185,6 milyon TL bağış yaptı. Bu bağışları ise eğitim, sağlık ve kültür-sanat başlıklarında odakladı. Geçtiğimiz günlerde Vehbi Koç’un 1969 yılında kurduğu ve mal varlıklarının piyasa değeri 2,8 milyar TL olan VKV’nin faaliyet raporu yayınlandı. Faaliyet raporunu açıklayan VKV Yönetim Kurulu Başkanı Semahat Arsel, şu sözleriyle hayırseverliğin önemine dikkat çekti: “Hayırseverlik geleneği, diğer top-lumlarda olduğu gibi ülkemizde de öteden beri ‘Sağ elin verdiğini sol el bilmeyecek’ ilkesiyle şekillenmiştir. Türkiye’nin ilk özel vakfı olan VKV de aynı ilkeye büyük bir titizlikle bağlı kalmıştır. Bizim için bu sürecin en keyifli yanı bu faaliyetler kapsamında yaşamlarına dokunduğumuz insanları anımsamak.”

İLK 5TE KÖKLÜ BAĞIŞ GELENEĞİ
Türkiye’nin Gönlü Zengin 50 İş İnsanı listesinde son 10 yıllık bağışlara göre yapılan sıralamada Mustafa Koç’u, Bilkent Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Doğramacı, 762 milyon TL’lik bağış tutarıyla izledi. Fiba Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Özyeğin ise 675 milyon TL’lik bağış miktarıyla 3’üncü sırada yer aldı.

Doğramacı, 2012 yılındaki 63 milyon 500 bin liralık bağış rakamıyla 2012 listesinde 4’üncü sırada yer aldı. Özyeğin ise 137 milyon TL’lik bağış tutarıyla 2012’nin gönlü en zengin 2’nci ismi oldu. Hem Doğramacı hem Özyeğin, üniversitelerine ve diğer KSS projelerinde eğitime özel önem veriyor. Bağışlarının büyük kısmını eğitime ayırıyorlar. İlk 3’ün hemen ardından gelen isimse Doğuş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk oldu. Türkiye’nin gelmiş geçmiş en hayırsever isimlerinden biri olan merhum Ayhan Şahenk’in kurduğu Doğuş Holding, gönül zenginliği mirasına sahip çıktı. Son 10 yılda 302,16 milyon TL bağış gerçekleştiren Şahenk, 2012’de ise 80 milyon 581 bin TL’yi hayır işlerine ayırdı ve 2012’nin gönlü en zengin 3’üncü iş insanı oldu.

Doğuş Holding, Capital’e yaptığı açıklamada KSS stratejisini şöyle özetliyor: “Amacımız faaliyet gösterilen tüm bölgelerde ve sektörlerde, yenilikçi ve sürdürülebilir iş modelleri yaratarak ekonomik, sosyal ve çevresel kalkınmayı desteklemek ve refah düzeyini artırmak.”

BAĞIŞ KÜLTÜRÜ 30 YILLIK
Gönlü Zengin 50 İş İnsanı Araştırması, Türkiye’de bağış kültürünü ve bağış profilini de ortaya koyuyor. Araştırma, gönlü zengin iş insanlarının kaç yıldır bağış yaptıklarından, bu bağışları hangi alanlara odakladıklarına ve gelecek yıllara ilişkin bağış planlarına kadar pek çok konuya açıklık getiriyor. Buna göre araştırmaya katılan gönlü zenginlerin yüzde 57,1’i 30 yıldan uzun süredir bağış yapıyor. Yüzde 24,5’i bağış yapmaya çocuk okutarak, yüzde 21,3’ü okul yaptırarak, yüzde 17,4’ü yoksullara yardım ederek başlamış durumda.

Bağışlarını nakit vererek gerçekleştirenler ise hala çoğunlukta. Yüzde 30,6 oranında iş insanı sadece nakit vererek bağış yapıyor. Bağışlarını ayni şekilde gerçekleştirenlerin oranı yüzde 28,6. Katılımcıların yüzde 26,5’i ise vakıflar aracılığıyla bağışta bulunuyor. Yüzde 4,1’i de KSS projelerine kaynak ayırarak bağış yaptığını açıklıyor. KSS Derneği Başkanı Serdar Dinler, son yıllarda giderek artan sayıda iş insanının sosyal problemlerin giderilmesine ilişkin çabalara müdahil olduğunu söylüyor. Bunu yaparkense klasik bağış yöntemlerini daha kurumsal yapılarda ve daha şeffaf biçimde sağladıklarını belirtiyor ve bunun örneklerini şöyle veriyor: “TEMA, Hayrettin Karaca ve Nihat Gökyiğit gibi iki ünlü işadamı tarafından kuruldu. TEGV, Suna Kıraç tarafından eğitim hayaliyle hayata geçirildi. TOG ise emekli bir banka CEO’su olan İbrahim Betil tarafından kuruldu. Koç Grubu’ndan Ali Koç ise halihazırda Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin tanınırlığını artırmak için medya kampanyaları yapıyor. Türk toplumu, klasik hayırseverlik yaklaşımından daha katılımcı ve kurumsal bir yapıya doğru dönüşüyor.”

KAYNAKLAR EĞİTİM VE SAĞLIĞA
Gönlü zenginlerin bağışlarının önemli bir kısmı eğitim ve sağlığa odaklı. Araştırmaya katılanların yüzde 29,1’i bağışlarını eğitime, yüzde 19,4’ü sağlık ve sosyal hizmetlere, yüzde 13,8’i afet bölgelerine, yüzde 12,2’si bölgesel/insani gelişim projelerine, yüzde 10,2’si çevreye, yüzde 2,6’sı spora ve yüzde 2’si ise her alana odakladığını söylüyor.

Araştırmaya katılanlar, bağışlarını artırma konusunda da oldukça istekli. Gönlü zenginlerin yüzde 81,4’ü bağışlarını 5 yıl içinde artırma vaadinde bulunuyor. Bağışlarını 5 yılda yüzde 50 ve üzerinde artırmayı vaat edenlerin oranı ise yüzde 18,6. Katılımcıların büyük çoğunluğu yani yüzde 32,8’i, bağışlarını gelecek 5 yılda yüzde 10-20 arasında bir oranda artırmayı planlıyor. Strateji ve pazarlama danışmanı Hakan Senbir, Türkiye’nin gönlü zengin iş insanlarının eğitim, sağlık, kültür-sanat ve spora büyük destek verdiğini söylüyor ve “Örneğin bugün Türkiye’de dünya sahalarında boy gösteren, şampiyonluklar kazanan voleybol takımımız varsa bunda Eczacıbaşı’nın rolü büyüktür” diyor.

Kaynak: www.capital.com.tr

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

İK bütçesi nasıl oluşturulur?

Manşet, insan kaynakları bütçesi, insan kaynakları, bütçe

İK bütçesi nedir? Nasıl hesaplanır? Bütçe oluşturulurken hangi adımları takip etmek gerekir? İşte yanıtı…

Personel maliyet bütçesi hazırlarken nelere dikkat edilmeli?

Dışarıdan bakıldığında insan kaynakları personeli sadece işe alım yapan ya da özel günlerde masanıza hediye bırakan kişiler gibi görülse de aslında çok daha önemli görevleri vardır. O görevlerden biri de personel maliyet bütçesi hazırlamaktır.

Personel maliyet bütçesi adından da anlaşılacağı üzere çalışanların bordro maliyetleri dahil tüm masraf kalemlerinin yer aldığı belgedir. Çalışanlarınızın masraflarını sıralamak kolay bir iş gibi görünebilir. Ancak bulunduğunuz sektör, çalışana önereceğiniz rol, şirketinizin konumu, çalışana ödemek istediğiniz ya da ödemekle yükümlü olduğunuz ek faydalar gibi pek çok değişkeni göz önünde bulundurmanız gerekir. Bu karmaşık süreci sizin için tamamlayacak bir insan kaynakları departmanınız varsa endişelenmenize gerek yok, ama bu planlamayı yapması gereken sizseniz o zaman bir işletme sahibi olarak üzerinizde zorlu bir görev daha var demektir. Bu noktada personel maliyet bütçesi hakkında dikkat etmeniz gerekenleri birlikte inceleyelim.

Personel Bütçesi Kalemlerinizi Belirleyin

Bordro maliyetleri: Bordro kalemi çalışanların brüt ücretini ve SGK’ya ödediğiniz primleri kapsar. Bütçenizde yer alacak bordro maliyeti bunlar ile sınırlı kalmaz. Maaş dışında çalışanlarınıza ödediğiniz:

• Mesailer,

• Ödenekler,

• Prim, ikramiye, yol ve yemek yardımı, kira ve yakacak yardımı, bayram paketi, erzak yardımı ve benzeri yan haklar,

• Şirket uygulamalarınızda yer alıyorsa çalışanlar için yaptıracağınız özel sigortalar da bordro maliyetinde göz önünde bulundurulması gereken kalemlerdir.

İzin süreleri: Bütçenizde çalışanların hak ettiği yıllık izin, ölüm izni, doğum izni gibi izin sürelerinin de maliyet kalemi olarak yer alması gerekir. 4857 sayılı İş Kanunu gereğince çalışanların hak ettiği yıllık izinlerin, bulunduğunuz cari yıl içinde kullanılması ve bir sonraki yıla devredilmemesi gerekir. Ancak uygulamaya geçtiğimizde durum farklılık gösterir. Çalışanların kullanmadığı izinler bir sonraki yıla devredilmekte ya da kullanılmayan izin günlerinin ücreti çalışana ödenmektedir. Siz de bu ücreti çalışanlarınıza ödüyorsanız bu tutara maliyetinizde bütçe kalemi olarak yer vermelisiniz.

Tazminat tutarları: Çalışanların işten ayrılması durumunda ödenecek kıdem ve ihbar tazminatlarının da çalışanların kıdemlerine göre hesaplanması ve bütçeye eklenmesi gerekir.

Eğitimler: Çalışanlarınızı göndereceğiniz seminer ya da eğitim programları varsa bunlar da bütçenizde iki farklı maliyet kalemi oluşturacaktır. İlki kişi ilgili günlerde iş yapamayacağı için doğan iş gücü kaybının bordro maliyetidir. Seminer ya da eğitimin ücretleri, konaklama, yemek ve ulaşım gibi maliyetlerin toplamı da ikinci maliyet kalemidir.

Donanımlar: Çalışanlara tahsis edilen cep telefonu, tablet, bilgisayar ya da araba gibi haklara da personel maliyet bütçenizde muhakkak yer verin.

Sabit ve değişken maliyetleri göz önünde bulundurun

Bütçenizi hazırlarken dikkat etmeniz gereken noktalardan biri de bazı maliyetlerinizin sabit, bazılarının ise değişken olmasıdır. Sabit maliyetleriniz, aylık düzenli olarak ödediğiniz ve tutarı değişmeyen kalemlerdir. Her ay ödediğiniz maaş, SGK primleri ve bunlardan doğan vergiler tutarı belli olan sabit maliyetlerdir. Çalışan sayınız değişmediği müddetçe de bu kalem değişiklik göstermez. Aylık cironuza göre satış ekibinize ödeyeceğiniz primler, iş günü sayısına göre ödenen yemek ücretleri de her ay farklılık gösterdiği için bütçenizde değişken maliyetler olarak yer alabilir.

Bütçenizi hazırlarken bu noktaları da ihmal etmeyin

• Geçici personel işe alıyorsanız, bu personelin maliyetini de bütçenize eklemeyi ihmal etmeyin.

• İşe alım ve mülakat sürecinizin de bir maliyeti var ise bunları da bütçenize dahil edin.

• Asgari ücret, AGİ ve vergi yüzdelerinde gerçekleşen olası değişiklikleri de bütçenizi hazırlarken göz önünde bulundurun.

• Şirketiniz için önemli bilgiler yer aldığından personel maliyet bütçenizi şifre ile koruyun ve sadece güvendiğiniz kişilere erişim izni verin.

• Hazırladığınız bütçenin tutarlılığını mutlaka ölçün. Gerçekte harcanan rakamlar ile bütçenizde öngördüğünüz rakamlar arasında dengeyi bulmak şirketinizde bütçeleme konusuna daha fazla önem verilmesini sağlayacak ve emekleriniz boşa gitmeyecektir.

Personel maliyet bütçesini nasıl hazırlayacaksınız?

Excel üzerinde departmanlara göre personel sayısı, norm kadro planlamanız ve personelinizin maliyetine detaylı olarak yer verip, formüller yardımı ile hesaplamalarınızı yapabilirsiniz. Ancak bu işe ayıracak vaktiniz ya da insan kaynakları bilginiz yoksa süreç sancılı bir hale gelebilir.

Bütçeniz olmadan ilerleseniz de gelecekte yapacağınız harcamaları planlayamazsınız. Bu nedenle personel maliyeti bütçesi hazırlama konusunda bir dış kaynaktan yardım almak sizin için faydalı olacaktır. @WRK İnsan Kaynakları, personel maliyet bütçesi hazırlama konusundaki deneyimleri ile şirketinize en uygun danışmanlık hizmetini sunacaktır.

Yazar: Evren Süer
Kaynak: www.medium.com

Okumaya devam et

MAKALE

Doğru adayı doğru işle buluşturmak

seçme ve yerleştirme, mülakat, Manşet, iş hayatı, insan kaynakları

Şirketleri rekabette bir adım önde tutan temel kaynaklardan birisi de yüksek performans sergileme potansiyeli olan insanlarla çalışma fırsatını yakalamaktır. Peki, seçme ve yerleştirme sürecini nasıl daha etkili hale getirebiliriz? İşte sizler için hazırlanmış 10 öneri…

10 maddede etkili seçme ve yerleştirme süreci

Doğru adayı doğru işle buluşturmak İK uzmanlarının öncelikli görevi. “Seçme ve yerleştirme sürecini nasıl daha etkili hale getirebilirim?” diye merak ediyorsanız, İK danışmanı ve eğitmen Tuğba Kaplan’ın size önerileri var…

Seçme–yerleştirme süreci sonunda anlaşılan ve işe başlayan her yeni çalışanın (çalıştığı pozisyonun gerektirdiği tüm teknik beceriye sahip olsa dahi) kuruma ve iş işleyişine alışması en az 3 ay sürer. Bu demektir ki anlaşılan ve işe başlayan yeni çalışanların kurumdan ayrılmaları durumunda pozisyon en iyi ihtimalle hemen doldurulsa da yeni adaydan verim almak için en az 3 ay beklemeniz gerekir. Bu nedenle seçme–yerleştirme sürecinin her aşamasında oldukça dikkatli ve titiz olmakta fayda var.

Etkili bir seçme – yerleştirme süreci için dikkat etmemiz gereken konular aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  1. Adaylara ulaşmak amacıyla ilan açacaksanız, ilan içeriği oldukça önemlidir. Aranan özellikler bölümüne, o işi yapmak için gerekli olan minimum yetkinlikler yazılmalıdır. İlk etapta ne kadar çok adaya ulaşırsanız o kadar iyi olacağından buradaki “minimum” kısmı önemlidir.
  2. Gelen başvurular arasında yetkinlik beklentilerinizi ve ikamet, yaş vb. kriterlerinizi karşılayan tüm adaylarla ön görüşme yapmalısınız. Daha önceki dönemlerde ön görüşmeler sadece yüz yüze yapılırken, teknolojinin etkisiyle günümüzde dijital ortamlarda da yapılabilmektedir.
  3. Yüz yüze görüşeceğiniz adaylara mutlaka görüşme günü, saati, yeri gibi bilgileri önceden iletmelisiniz. Ayrıca görüşmeleri yapacağınız gün için kendi takviminizi de ayarlamalı, adayları bekletmemeli, çok önemli bir sorun olmadığı sürece görüşme saatlerini son anda değiştirmemelisiniz.
  4. Görüşme öncesinde görüşeceğiniz adayın özgeçmişini gözden geçirmeniz önemlidir. Böylece sizin için önemli olabilecek kısımları unutmamış ve atlamamış olursunuz.
  5. Görüşme esnasında adayın beden dilini gözlemlemenizde de fayda var. Fakat bunu “Burnunu kaşıdı, kesin yalan söylüyor” gibi direkt kesin yargılarla sonuçlandırmak sizi yanıltabilir.
  6. Sorularınızı doğru seçmeli ve yapılandırmalısınız. Pozisyonun gerektirdikleri ya da iş işleyişi ile ilgili olmayan sorular sormamalısınız. Ayrıca adayın cevap vermek istemeyebileceği ya da özel yaşamıyla ilgili sorular da sormamalısınız.
  7. Adayların da size sorular sorabileceğini unutmayın. Bu nedenle adaylar tarafından soru sorulduysa aktif bir şekilde dinleyin ve net cevaplar verin. Soru sormayan adaylara da görüşmenin sonlarına doğru soruları olup olmadığını sorabilirsiniz, böylece aklına takılan soruları sormaya çekinen adayların düşüncelerini de netleştirmiş olursunuz.
  8. Seçme – yerleştirme sürecinizdeki aşamaların arasında uzun zaman boşlukları var ise, adaylara ara bilgilendirmeler yapmalısınız. Unutmayın, sizin sürecinizin arayışla devam ettiği gibi, adayların arayış süreçleri de eş zamanlı olarak devam ediyor.
  9. Seçme–yerleştirme sürecinin tüm aşamalarında adaylara nazik davranmalısınız. Örneğin; “Ben stres mülakatı yapıyorum” cümlesine sığınarak adaylara kötü ve kaba davranılmamalıdır. Zaten stres mülakatı dediğimiz kavram da bu değildir.
  10. Sürecin sonucunda mutlaka tüm adaylara olumlu ya da olumsuz dönüş yapmalısınız. Sadece olumlu olan adaya dönüş yapmak etik olmamakla birlikte, diğer adayların netleşmesini de engeller ve imajınızı oldukça olumsuz yönde etkiler.

Son olarak; seçme–yerleştirme sürecinin önemi unutulmamalı, süreç bir bütün olarak sistemli bir şekilde yürütülmelidir.

Yazar: Tuğba Kaplan / İK danışmanı ve eğitmen
Kaynak: www.kariyer.net

Okumaya devam et

MAKALE

Flört şiddeti: İlişkin güvenli değilse ne yapabilirsin?

Manşet, ilişkide şiddet, ilişki, flört şiddeti, flört

Flört şiddeti, ilişkide bir tarafın diğer taraf uyguladığı kontrolcü, müdahaleci, kısıtlayıcı, zarar verici ve yaralayıcı davranışlardır. Peki, sizce bu davranışın sebepleri nelerdir? Böyle bir durumla karşılaştığımızda ne yapmamız gerekir? İşte yanıtı…

Flört şiddeti nedir?

Sevgilin kimlerle görüştüğünü denetliyor mu? Kıskançlığı sevgisinin dışavurumu gibi mi gösteriyor? Sosyal medya hesaplarını kontrol ediyor mu?

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, flörtün yeni yeni başladığı 13-23 yaş döneminde romantik ilişkilerde yaşanan şiddete dikkat çeken ve flört şiddetine dair ipuçları veren bir rehber yayınladı.

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın rehberinde flört şiddetine ilişkin şu bilgiler paylaşılıyor:

Flört şiddeti nedir?

Flört şiddeti, sevgilinin sana karşı fiziksel, cinsel, psikolojik, sosyal ve dijital şiddet içeren davranışlarda bulunmasıdır. Sevgilin, sana karşı şiddet göstererek senin üzerinde egemenlik kurmayı, seni kontrol etmeyi ve gücünü göstermeyi hedefler. Flört şiddeti, bitmiş ya da sürmekte olan heteroseksüel ya da homoseksüel ilişkilerde ortaya çıkabilir. 

Fiziksel flört şiddeti 

Fiziksel flört şiddeti, sevgilinin senin bedenine kasıtlı olarak zarar vermesidir. Sevgilinin sana vurması, tokat atması, yumruk atması, bir eşya fırlatması, bıçak ya da silah çekmesi, seni itmesi, tekmelemesi, ısırması, saçını çekmesi fiziksel şiddet örnekleridir. 

Cinsel flört şiddeti 

Cinsel flört şiddeti, sevgilinin seni cinsel birliktelik veya yakınlık yaşamak için zorlaması, cinsellik konusunda “hayır”ı kabul etmemesidir. Sevgilinin istemediğin halde seni öpmesi ve sana dokunması, sen alkol veya madde etkisi altındayken ya da bilincin yerinde değilken seninle cinsel birliktelik kurması, cinsel birliktelik sırasında, öncesinde veya sonrasında sana karşı küçümseyici ve kaba bir tutum sergilemesi, doğum kontrol yöntemlerini kullanmaması veya senin kullanmana izin vermemesi cinsel şiddet örnekleridir. 

Psikolojik flört şiddeti 

Psikolojik flört şiddeti, sevgilinin sende korku uyandıracak, senin kendine olan güvenini ve saygını zedeleyecek biçimde konuşması ve davranmasıdır. Sevgilinin sana isim takması, bağırması, iftira, hakaret veya küfür etmesi, ne yapman ve ne giymen gerektiğini söylemesi, seni başkalarının önünde küçük düşürmesi, tehdit etmesi, kötülemesi ve ismini karalaması, suçlaması, yıkıcı bir biçimde eleştirmesi, “koruma altına alma” bahanesiyle yönlendirmesi, sırlarını başkalarına söylemesi psikolojik şiddet örnekleridir. 

Sosyal flört şiddeti 

Sosyal flört şiddeti, sevgilinin senin sosyal ilişkilerini kısıtlaması, kontrol etmesi ve senin sosyal çevrenden soyutlanmana, yalnızlaşmana neden olacak şekilde davranmasıdır. Sevgilinin ailen veya arkadaşlarınla görüşmene izin vermemesi, kimlerle arkadaş olduğunu kontrol etmesi, “namusunu koruduğunu” söyleyerek erkek arkadaşlarınla konuşmanı yasaklaması, kıskançlık yaparak sosyal ilişkilerini kısıtlamaya çalışması ve kıskançlığı sevgisinin dışavurumu gibi göstermesi, arkadaşlarına zaman ayırdığında seni suçlaması, eleştirmesi veya sana küsmesi, sürekli başkalarıyla flört edip etmediğini araştırması, toplum, aile veya okul karşısında seni “utandırmak” ya da “rezil etmekle” tehdit etmesi sosyal şiddet örnekleridir.

Dijital flört şiddeti  

Dijital flört şiddeti, sevgilinin teknolojik araçları seni kontrol etmek için kullanması, bu araçlar aracılığıyla seni tehdit etmesidir. Sevgilinin sosyal medya hesaplarının şifrelerini istemesi ve kontrol etmesi, sosyal medyada kimlerle arkadaş olabileceğine karar vermesi, resim ya da video göndermek için seni zorlaması, telefonunu veya bilgisayarını karıştırması, sürekli mesaj atması ve hızlı bir yanıt beklemesi dijital şiddet örnekleridir. 

Israrlı takip (Stalking) 

Israrlı takip, ayrıldığın ya da halen birlikte olduğun sevgilinin seni sürekli izlemesi ve takip etmesidir. Takip davranışı, sende korku uyandırmayı, sana gözdağı vermeyi ve güvencesiz hissettirmeyi hedefler. Eski sevgilinin haber vermeden veya davet edilmeden evine  ya da okuluna gelmesi, gittiğin yerlerde karşına çıkması, sürekli hediye veya çiçek alması veya göndermesi, arkadaş çevrenle iletişim kurması ve seninle ilgili bilgi almaya çalışması, senin eşyalarına zarar vermesi ısrarlı takip davranışı örnekleridir. 

İlişkin güvenli değilse ne yapabilirsin?

Sevgilinden farklı fikirlere, isteklere, önceliklere sahip olabilirsin. Her ilişkide farklılıkların ortaya çıkması, anlaşmazlıkların olması doğaldır. Önemli olan bunları nasıl çözdüğünüzdür. Eğer bir farklılık ya da anlaşmazlık karşısında herhangi bir şiddet türüyle karşılaşıyorsan, güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için şunları yapmayı deneyebilirsin: 

  • Şiddeti tanıman ve şiddet için kendini sorumlu görmemen çok önemli. Şiddetin sorumlusu sen değilsin!
  • Şiddeti normal bir davranış olarak kabul etmemen çok önemli. Aklından “bunu hak ettim”, “herkesin sevgilisi böyle davranıyor” gibi düşünceler geçebilir. Kendinden şüphe etme! Unutma, haklı şiddet yoktur!  
  • Sevgilinin, şiddeti bir problem olarak görüp görmediğini araştır. Sevgilin seninle güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için çabalıyor mu? Şiddetsiz bir ilişki kurmak için işbirliği yapıyor mu? 
  • Güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için kurallar koyarak sınırlarını koruyabilirsin. Kuralları koymak, hangi tür davranışları kabul etmeyeceğini söylemek ve bu kurallara uymadığında ondan uzaklaşmak ya da ayrılmak senin güvende olmanı sağlayacak bir adımdır. Bu sayede şiddetsiz, güvenli, eşit ilişkiler kurabilirsin. 
  • Herhangi bir şiddet türüyle karşı karşıya kalıyorsan, şiddet durmadan güvende olamazsın. Sevgilin şiddeti bir problem olarak görmüyorsa ve şiddeti durdurmak için herhangi bir adım atmıyorsa, ilişkiden uzaklaşmalısın. Onu değiştirmeye çalışma. Unutma, şiddeti durdurmak onun sorumluluğu. Eğer o şiddeti durdurmazsa, şiddet artarak devam edecektir. Kendini korumalı ve ilişkiden çıkmalısın.  
  • Sevgilinden ayrılmayı düşündüğünde “Bana çok iyi davrandığı oluyor”, “Her zaman böyle sinirli değil”, “Aslında beni çok seviyor” gibi düşüncelere kapılabilirsin. Yalnız kalmaktan korkuyor olabilirsin. Daha önce ayrılmayı deneyip onu affetmiş olabilirsin. Onun istediği gibi biri olmaya çabalıyor olabilirsin. Onunla ileride çok iyi bir ilişki kurabileceğini umut ediyor olabilirsin. Bu durumda şiddet döngüsüne girmişsin demektir. Şiddet döngüsünü tanımalısın. 
  • Yakın gördüğün, seni yargılamayacağını düşündüğün bir yetişkinden yardım isteyebilirsin. Yaşadıklarını paylaşmak ve konuşmak, seni güçlendirir. 
  • Unutma, şiddet varsa, sevgi yoktur.
Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER10 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND