Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Türkiye’de yayınlanmış en iyi 100 kişisel gelişim kitabı

Hangi kişisel gelişim kitabını okumalı? Siz sordunuz, Kigem.com ekibi araştırdı ve yanıtladı…Türkiyenin en iyi kişisel gelişim kitaplarından seçmeler.

mümin sekman oku, mümin sekman kitapları, mümin sekman, her şey seninle başlar sözleri, her şey seninle başlar mümin sekman pdf, her şey seninle başlar ana fikri, her şey seninle başlar )+

TÜRKİYE’DE YAYINLANMIŞ EN İYİ 100 KİŞİSEL GELİŞİM KİTABI

Kigem.com olarak bize en çok sorulan sorulardan biri şöyle; “ Kendimi geliştirmek ve daha başarılı olmak için hangi kitapları okumalıyım?”

Bu soruya öyle bir cevap hazırlayalım ki, kapsamlı, olabildiğince tarafsız ve yararlı olsun istedik. Bu amaçla Türkiye’de yayınlanmış, çok sayıda insan tarafından okunmuş ve kişisel gelişim uzmanları tarafından beğenilen kitapların bir listesini oluşturduk.

Şu anda piyasada yaklaşık 2500 tane kişisel gelişim kitabı bulunuyor. Bu kadar kitap içerisinden 100 kitap seçmenin ve bu seçimi yaparken “adil” olmanın ne kadar zor olduğunu tahmin edebilirsiniz.

Bu listeyi kimler için hazırladık? Bir kitap okuyup hayatının değişmesini beklemeyen yada bir kitapla değişmeyecek kadar büyük bir hayat yaşayan kişilere, kesin ve net olarak hayatlarını değiştirebilecek bir okuma listesi hazırladık.

100 kitap okuyup hayatınızı %100 değiştirmek ister misiniz? Cevabınız “evet” ise, o halde aşağıdaki liste tam size göre! Her bir kitap hayatınızı %1 oranında değiştirse, toplamda %100 değişirsiniz.

Aşağıdaki listede yazılı yüz kitabı okuyup bitirirseniz hayata bakış açınızın kesinlikle değişeceğine inanıyoruz. Olur ki hayatınız değişmez ise o zaman bu 100 kitabı ikinci defa okuyun. Yine de hiçbir şey değişmez ise üçüncü defa okuyun. Yine hiçbir şey değişmez ise Katmandu’ya bir bilet alın. Saçınızı kazıtın. Budist rahip kadrosuna müracaat edin!

Kitapların tümünün satın alınması yaklaşık bir milyarlık bir bütçe gerektirebilir ama bu kadar kitabı okuduktan sonra da kesinlikle hayatınızda hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Seçim sizin!

Kitap seçilirken göz önüne alınan kriterler:

-Satış sayısı

-Orjinalllik ve özgünlük

-Referans kitaplardan olmak

-Etkileyicilik ve yoğunluk

-Uygulanabilirlik ve pratiklik

-Kişisel başarı için kullanılabilecek taktikler vermek.

Bu liste elbette en iyi liste değildir. Eklemeler yada çıkarmalar yapılabilir. Bir başkası da aynı tarzda bir liste hazırlayabilir. Siz sadece seçeneklerinizi hatırlatmak ve belirginleştirmek istedik. Seçim sizin!

Listeyi sizden gelecek öneriler doğrultusunda güncellememiz de mümkündür. Okuduğunuz ve çok beğendiğiniz, listede mutlaka yer alması gerektiğini düşündüğünüz kitapları bize iletebilirsiniz.

Tekrar ve son olarak vurgulayalım; bu listenin başında bulunan “en iyi” kelimelerine fazla takılmayın. Bu sadece bir liste. Bize göre en iyileri ve bizim bildiğimiz kadar en iyileri listeledik.

Listedeki kitapların en büyük özelliği, hepsinin tarafımızdan okunmuş olması ve ona verdiğimiz parayı hak ettiklerine bizi ikna etmiş olmalarıdır.

Unutulmamalıdır ki, hiçbir kitap her insan için çok yararlı ve güzel olamaz. Bu durum bu listedeki kitaplar için de geçerlidir. Kitap satın alırken bu listede bulunan kitaplardan size uygun olanlarını seçmek sizin becerinize kalmıştır.

Güncellenmiş yeni listeyi aşağıda bulabilirsiniz. Keyifli okumalar!

1. İNSAN MÜHENDİSLİĞİ / Nüvit Osmay/ Alfa Yayınları

2. DUYGUSAL ZEKA/ Daniel Goleman/ Varlık

3. İYİ HİSSETMEK-David Burns-Psikonet Yayınları 

4. GENÇ BİR İŞ ADAMINA/ Emre Yılmaz/ İlk Kaynak Yayınevi

5. YAŞAM KOÇUM ARİSTO-Jules Evans- Kuraldışı yayınları 

6. ETKİLİ İNSANLARIN 7 ALIŞKANLIĞI/ Stephen Covey/ Varlık

7. ZENGİN BABA YOKSUL BABA/ Robert Kiyosaki/ Kuraldışı

8. ATATÜRKÜN LİDERLİK SIRLARI/ Adnan Nur Baykal/ Sistem Yayınları

9. HER ŞEY SENİNLE BAŞLAR/ Mümin Sekman/Alfa Yayınları

10. YILDIZIN PARLADIĞI ANLAR/ Stefan Zweig / Can Yayınları

11. İNSANIN ANLAM ARAYIŞI-Victor Frankl- Okuyan Us 

12. İÇE DÖNÜK KONUŞMANIN GÜCÜ/Shad Helmstetter/ Sistem Yayınları

13. LİMİT SİZSİNİZ/Mümin Sekman/ Alfa yayınları 

14. TRANS VE DEĞİŞİM/ Richard Bandler- John Grinder / Alfa Yayınevi

15. HAYAT-Engin Geçten-Metis yayınları 

16. KENDİME DÜŞÜNCELER-Marcus Aurellius- Alfa

17. AKILLI YAŞAMA SANATI-Baltasar Gracian 

18. DÜŞÜNCE ATLASI/ Nüvit Osmay/ Alfa yayınları 

19. YARATICI BEYİN-Nancy Andersen- Arkadaş yayınları 

20. SEN BİR MARKASIN-Catherine Caputa- MediaCat yayınları 

21. İŞ YAŞAMINDA 100 KANGURU/ Şerif İzgören/ Academyplus

22. İŞ YAŞAMINDA KİŞİSEL İMAJ/ Özlem Çakır/ YKY

23. 80/20 İLKESİ/ Richard Koch/ Varlık Yayınları

24. BÖYLE BUYURDU ZERDÜŞT-Friedrich Nietzsche 

25.GÜÇLÜ HAFIZA-Ahmet Yıldız- Alfa yayınları 

26. SAHİP OLMAK YADA OLMAK/ Eric Fromm/ Arıtan Yayınevi

27. GİRİŞİMCİLİK TUTKUSU/ Michael Gerber/ Sistem Yayınları

28. İKTİDAR/Robert Greene/ Altın Kitaplar

29. KİŞİSEL ATALETİ YENMEK/ Mümin Sekman/ Alfa Yayınları

30. BİZİM DUYGUSAL ZEKAMIZ/Erdal Atabek/ Altın Kitaplar

31. DİKKAT VÜCUDUNUZ KONUŞUYOR/ Şerif İzgören/ AcademyPlus

32. LEONARDO DA VİNCİ GİBİ DÜŞÜNMEK/Michael Gelb/ Beyaz Yayınları

33. DİNLE KÜÇÜK ADAM! Wilhelm Reich- Cem Yayınevi 

34. İNSAN İNSANA/ Doğan Cüceloğlu/ Remzi Kitapevi

35. İLETİŞİM ÇATIŞMALARI VE EMPATİ/ Üstün Dökmen/ Sistem Yayınevi

36. BEN DEĞERİ TİRYAKİLİĞİ/ A. Kadir Özer/ Sistem Yayınevi

37. DÜŞÜNMEK, ÖĞRENMEK, UNUTMAK/ Frederic Wester/ Arıtan Yayınevi

38. DÜŞÜN VE ZENGİN OL/ Napoleon Hill/Altın Kitaplar

39. BİR PIRILTIDIR YAŞAMAK/ İpek Ongun/ Remzi Kitapevi

40. İÇİNİZDEKİ LİDERİ GELİŞTİRMEK/ John Maxwell

41. BÜYÜK DÜŞÜNMENİN BÜYÜSÜ/ David Schwartz/ Sistem Yayınları

42. KİŞİLİĞİNİZİ TANIYIN-Florence Littauer- Sistem 

43. AZ SEÇİLEN YOL/ Scott Peck/ Akaşa Yayınları

44. KENDİ KUTUP YILDIZINI BUL/Nuvide Tulgar/ Alfa yayınları 

45. FERRARİSİNİ SATAN BİLGE- Robin Sharma- Goa 

46. TÜKETİM KÜLTÜRÜ/Yavuz Odabaşı/ Sistem Yayınevi

47. BEŞİNCİ DİSİPLİN/Peter Senge/YKY

48. BEDEN DİLİ/Joe Navaro/ Alfa yayınları 

49. SINIRSIZ GÜÇ/ Anthony Robbins/ İnkılap Kitapevi

50. İÇİNDEKİ DEVİ UYANDIR/ Anthony Robbins/ İnkılap Kitapevi

51. BEDENİN DİLİ/Acar Baltaş/ Remzi Kitapevi

52. SÖZ SÖYLEMEK VE İŞ BAŞARMAK SANATI/ Dale Carnegie/ Kitsan

53. KİŞİSEL BAŞARI İÇİN 100 İPUCU/Steve Chandler/ Rota yayınları

54. MARTI-JONATHAN LIVINGSTONE- Richard Bach 

55. SEŞ SEVGİ DİLİ/ Garry Chapman/Sistem yayınları 

56. %100 DÜŞÜNCE GÜCÜ/Jack Addington/ Akaşa Yayınları

57. DENEMELER-Montaigne-İş bankası yayınları 

58.IŞIĞIN SAVAŞÇISI- Paulo Coelho- Can Yayınları 

59. YARATICI DÜŞÜNME/Nuray Sungur/ Evrim Kitapevi

60. KAZANMANIN YENİ DİNAMİĞİ/ Denis Waitley/ İnkılap Kitapevi

61. GENÇ BİLİM ADAMİNA ÖĞÜTLER/ P.B.Medawar/ Tübitak Yayınları

62. YARATICI İMGELEME/ Shakti Gawain/ Akaşa Yayınları

63. İÇSEL HUZUR İYİ YAŞAMANIN KAPISINI AÇAR-Epiktetos-Koleksiyon yayınevi  

64. NE HİSSETTİĞİNİZ KENDİNİZE BAĞLI/ Mckay Dınkmeyer/ HYB

65. DUYGUSAL VAMPİRLER/ Albert Bernstein/ Alfa Yayınevi

66. BİR LİDER OLABİLMEK/Warren Bennis/ Sistem Yayınevi

67. KESİN İNANÇLILAR/ Eric Hoffer/ İm Yayınevi

68. HER ŞEY BEYİNDE BAŞLAR/Mumin Sekman/ Alfa 

69. HAYAT YOLUNDA/ Taha Akyol/ Doğan Kitap

70. YAŞAM BİLGELİĞİ ÜZERİNE AFORİZMALAR-Artur Schopenhauer- Kabalcı 

71. ALIŞKANLIKLARIN GÜCÜ/  Charles Duhing/ Boyner yayınları 

72. YALAN SÖYLEDİĞİMİ NASIL ANLADIN? / Paul Ekman/ Okuyan Us yayınları. 

73. DÜNYANIN EN BÜYÜK SIRRI/ Og Magdino/ Epsilon Yayınevi1

74. KONUŞMA EĞİTİMİ/ Suat Taşer/ İleri Kitabevi

75. KİŞİLİK BULMACASI- Florence Littauer/ Sistem Yayınevi

76. ÖZ-Ken Robinson-Doğan kitap 

77. HİTABET SANATI- Nejat Muallimoğlu/ Avcıol Matbaası

78. REKABETÜSTÜ- Edward De Bono/ Remzi Kitabevi

79. GERÇEK MUTLULUK-Martin Seligman/ HYB yayıncılık

80. AKILDIŞI AMA ÖNGÖRÜLEBİLİR-Dan Ariely/ Optimist yayınları 

81. SEZGİLERİN GÜCÜ-Gerd Gigerenzer- Optimist yayınları 

82. İNSANLARI ETKİLEME YOLLARI-Robert Cialdini/ İmge Yayınları

83. ŞEYTANIN FISILDADIKLARI- Emre Yılmaz/ İlkkaynak yayınları

84. İNSAN İSTERSE: AZMİN ZAFERİ ÖYKÜLERİ-Mümin Sekman/ Alfa

85. KULAĞINIZA KÜPE OLSUN- Bülent Şenver/ Dünya yayınevi

86. OUTLINER-Malcolm GLadwell- Mediacat

87. BAŞARI İÇİN STRATEJİLER-John Maxwell-Jım Dornan/Sistem Yayınları

88. NLP/ Hery Adler/ Sistem Yayınları

89. MESAJINIZ VAR- Brendon Burchard-Martı yayınları 

90. ZAMANA YÖNETİMİ/ Ray Joseph/ Epsilon Yayınevi

91. DRİVE/Daniel Pink/ MediaCat yayınları 

92. ASLA YALNIZ YEME / Keith Ferrazzi/ Mediacat yayınları 

93. DEVRİMCİLER İÇİN KURALLAR/ Guy Kawasaki/ Mediacat kitapları

94. PRENS (HÜKÜMDAR) /Niccolo Machiavelli/ Alkım Yayınları

95. ETKİLİ İNSAN OLMAK/ John Maxwell-Jim Dornan / Sistem yayınları

96. İLETİŞİMSİZLİK BECERİSİ / Kadir Özer / Sistem Yayınları

97. SOSYAL ZEKA/Daniel Goleman/ Varlık 

98. DÜNYANIN EN İYİ SATICISI / Og Mandino / Boyner

99. LİDERDEN LİDERLERE / Drucker Vakfı/ MESS yayınları

100. Yeni çıkacak kitaplardan biri!

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Paranın ne kadarından sonrası mutluluk getirmiyor?

para mutluluk getirir mi, para ile mutluluk arasındaki bağ, istanbul'da yaşam

Para ile mutluluğun pozitif bir ilişkisi var. Fakat mutluluğun ilişkide olduğu toplumsal değerler de var. Sizce uzun vadede hangisi daha çok mutluluk getiriyor?

Prof. Murat Şeker: İstanbul’da mutluluk sınırı 8 bin lira

“Ancak bu noktadan sonra gelir artsa da mutluluk düzeyi değişmiyor”

İstanbul Üniversitesi (İÜ) İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Şeker, ‘Mutluluk Ekonomisi’ üzerine yaptığı son araştırmasında, İstanbul’da 7 bin 500 kişiyle yüz yüze görüşüldüğünü, mutluluk ile gelir arasındaki ilişkinin araştırıldığını açıkladı. Şeker, “İstanbul’da aylık 7 bin 500-8 bin TL bandına kadar artan gelir mutluluğu artırıyor. Ancak bu noktadan sonra gelir artsa da mutluluk düzeyi değişmiyor. Hatta daha yüksek gelire sahip olanlarda gelir artmasına karşılık mutluluk düzeyi değişmezken, stres faktörünün de yükseldiği gözleniyor” ifadesini kullandı.

Araştırmaya katılanlara genel olarak mutluluk düzeylerini belirtmeleri istendiğinde yüzde 15’inin mutsuz olduğunu, yüzde 48’inin ne mutlu ne mutsuz olduğunu, kendini mutlu hissedenlerin oranının ise yüzde 37 olduğunu aktaran Şeker, “İstanbul’da mutluluk düzeyi 10 üzerinden yapılan değerlendirmede ortalama değer 5.8 olarak saptandı” diye konuştu.

Prof. Dr. Şeker, uluslararası çalışmalarda sorgulanan günlük deneyimlerin, bu çalışmada da sorgulanarak analiz edildiğini ifade ederek şunları aktardı:

“Buna göre İstanbullular arasında ‘dün kahkaha attım’ diyenler yüzde 43, eğlenenler yüzde 48, kendini mutlu hissedenler ise yüzde 52 oranında temsil edildi. Buna karşılık üzgün olanlar yüzde 41, endişeliler yüzde 40, stresli olanlar ise yüzde 44’te kaldı. Mutluluk ile yaş arasındaki ilişkiye bakıldığında ise yaş azaldıkça mutluluk düzeyinin yükseldiği ortaya çıktı. Özellikle 15-24 yaş arası gençler, 40’lı yaşlardakilerle kıyaslandığında göreceli olarak kendini daha mutlu hissediyor.”

Evli – bekar farkı var

Kadınlarla erkekler arasında mutluluk düzeyi açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığın olmadığına dikkati çeken Prof. Dr. Şeker, ancak evli olanların bekarlara göre kendilerini daha mutlu algıladığını söyledi.

Prof. Dr. Şeker, araştırmaya katılanların gelirleri ile mutluluk algısına ve günlük deneyimine ilişkin sorulara verilen yanıtlar birlikte incelendiğinde, gelir artışının bir noktaya kadar mutluluğu artırmada etkili olduğu, ancak devamında gelen gelir artışının mutluluğu artırmakta yeterli olmadığının görüldüğünü söyledi.

Uluslararası literatüre uygun bir şekilde sonuç aldıklarını belirten Prof. Şeker, sözlerine şöyle devam etti:

“İstanbul’da yaşamanın maliyetinden kaynaklanıyor”

“İstanbul’da aylık 7 bin 500-8 bin TL bandına kadar artan gelir mutluluğu artırıyor, ancak bu noktadan sonra gelir artsa da mutluluk düzeyi değişmiyor. Hatta daha yüksek gelire sahip olanlarda gelir artmasına karşılık mutluluk düzeyi değişmezken, stres faktörünün de yükseldiği gözlendi. Bu durum İstanbul’da yaşamanın maliyetinden kaynaklanıyor.

İstanbul’da aylık 7 bin 500-8 bin TL bandı, yaşanabilirlik düzeyini gösteriyor.

Başka bir deyişle aylık gelir 2 bin TL’den 3 bin TL, oradan 5 bin TL’ye ve devamında 7 bin 500-8 bin TL’ye yükseldiğinde bireyin yaşam standardı belli bir seviyeye ulaşıyor. Bu seviyeye ulaşana kadar artan gelir, mutluluğunun da artmasını sağlıyor. Ancak kabul gören belli bir yaşam standardına ulaşıldığında, artan gelir mutluluğu artırmakta yeterli olmuyor. Aile, sağlık gibi diğer faktörlerin önemi daha fazla artıyor. İstanbul’da bu sınır 7 bin 500-8 bin TL bandında gerçekleşiyor.”

Prof. Dr. Şeker, araştırmada bir senaryo sorusu ile göreli zenginlik ile mutlak zenginlik arasındaki ilişkiyi de incelediklerini belirterek, göreli zenginliğin toplum tarafından daha fazla önemsendiğini söyledi.

Bu bağlamda deneklere, iki iş teklifi aldıklarında hangisini seçeceklerinin sorulduğunu belirten Şeker, şunları aktardı: “Bu tekliflerden ilkinde iş yerinde ortalama maaş 10 bin TL iken 8 bin TL teklif ediliyorken, ikinci teklifte ise iş yerinde ortalama maaş 5 bin TL iken 7 bin TL teklifi sunuluyor. Deneklerin yüzde 73’ünün ikinci teklifi, yani mutlak olarak daha az ama göreli olarak yüksek olan teklifi tercih ettiği görülüyor. Dolayısıyla toplumda bireylerin böyle bir iktisadi kararda rasyonel davranmadığı, etrafındaki ortalama gelire göre kendini konumlandırmak istediği ortaya çıkıyor.”

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Robotlarla mülakata girmeye hazır mısınız?

yapay zeka ve insan kaynakları, yapay zeka, işe alımda yapay zeka, aı

Yapay zeka artık şirketlerin işe alım süreçlerinde de rol almaya başladı. İnsan kaynakları departmanının yeni çalışanı yapay zeka başvurularınızı değerlendirmek üzere sizleri bekliyor. Peki ya siz robotlarla mülakata girmeye hazır mısınız?

Yapay zeka işe alımı nasıl etkileyecek?

Her alanda yapay zeka kavramı tartışılırken elbette işe alım süreçleri içinde en çok konuşulan konuların arasında bu kavramın etkileri var. Peki yapay zeka işe alım için neden önemli? Gelecekte neleri değiştirecek?

Yapay zeka kavramı artık her yerde ve neredeyse her alanda karşımıza çıkıyor. Yapay zeka teknolojisi her geçen gün gelişiyor ve yeni kullanım alanları buluyor. Bilim insanları ve mühendisler insanların hastalıklarına tanı koyabilen yapay zeka doktorlar geliştiriyor. Facebook terörle ilgili olabileceğini düşündüğü içerikleri yapay zeka sayesinde tespit ediyor. Yapay zeka en karmaşık zeka oyunlarını mükemmel şekilde oynayabilmeyi kendi kendine öğrenebiliyor. Hatta resim ve müzik bile yapabiliyor.

İşe alımda yapay zeka çok uzak değil

Yapay zekanın işe alımlarda aktif olarak kullanılmaya başlanması da artık çok uzakta değil. Yapay zeka tabanlı pek çok yazılım bugün bile dev firmalarda işe yapılırken kullanılıyor. Örneğin Avrupa’da büyük bir iletişim merkezi, yedi farklı dilin akıcılığının test edilmesi gereken bir işe alım sürecinde dil uzmanları kullanmak yerine yapay zeka algoritmalarını kullandı. Her aday ile AI uygulaması kullanılarak bir telefon görüşmesi yapıldı. Konuşma sırasında adayların dil akıcılığı ve iletişim becerileri yapay zeka tarafından değerlendirildi. Sonuçlar son derece verimliydi

Hızlı ve isabetli

Firmaların işe alım yaparken beklentileri hemen hemen aynı. Bütün firmalar uzmanları sayesinde açık olan pozisyonlara yetenek, tecrübe ve karakter özellikleri bakımından en uygun adayları yerleştirmek istiyor. Ancak sorun şu ki uzmanlar ne kadar tecrübeli ve yetenekli olurlarsa olsunlar hiçbir zaman mükemmel değiller. Çok fazla veriyi akıllarında tutmak ve bunları kısa sürede işleyerek adayın uygunluğunu değerlendirmek insan işe alımcılar için gerçekten çok zor. Bu da verimsiz sonuçlara neden olabiliyor.

Önyargısı yok

Öte yandan yapay zeka insanların sahip olduğu dezavantajlara sahip değil. Milyonlarca kişilik bir veri bankasına erişimleri olabilir. Bu veriyi kullanarak gelecek vadetmeyen adayları anında eleyebilir ve milyonlarca kişi içinden işe en uygun adayı saniyeler içinde belirleyebilir.

Üstelik hepsi bu da değil. Doğru kriterlerle programlanmış bir yapay zeka insan işe alım uzmanının sahip olduğu önyargılara da sahip olmayacağından birini işe alırken ona sıfır önyargı ile yaklaşabilir. Elbette bu durum suistimale de açık. Eğer yapay zeka belirli bir gruba karşı negatif yaklaşacak şekilde programlanırsa işler değişir. Söz konusu gruptan kimseler daha eleme sürecinin en başında değerlendirme dışı tutulabilir ve yeni tür bir ayrımcılığa maruz kalabilir. Bu nedenle işe alım yazılımlarının suistimal edilmeyecek şekilde kullanılmamalarına ilişkin etik kurallar koyulması da gerekebilir.

Dil ve kültür bariyerlerinden etkilenmiyor

Günümüzde global şirketler pek çok farklı ülke ve kültürden çalışanı bünyesinde barındırıyor. Global şirketlerde işe alım süreçleri bu yüzden çok daha karmaşık hale gelebiliyor. İnsan kaynakları uzmanları da bu karmaşadan ciddi şekilde etkilenebiliyor. Diller farklı kültürler farklı algılar farklı olunca hangi insanın doğru aday olduğunu bulabilecek gerçek bir çıkmaza dönüşüyor. Yapay zeka ise dil, kültür ve algı açmazlarından muaf. Üstelik yeni geliştirilen işe alım yazılımları yani yapay zekalar pek çok farklı dilde üstelik telefonda bile iş görüşmesi yapabiliyor ve son derece isabetli yerleştirmeler yapabiliyor.

Peki AI insan işe alım uzmanlarını tamamen devre dışı mı bırakacak?

Bu sorunun yanıtı elbette hayır. İşe alım kriterleri belirleyecek olanlar, insanlarda neler aradıklarını bildirenler yine insan uzmanlar olacak.

Kaynak: www.kariyer.net

Okumaya devam et

MAKALE

Tarihin ilk hackerıyla tanışmak ister misiniz?

mıt, bilgisayar şifresi kıran ilk hacker, allan scherr

Bilgisayar çağı boyunca birçok şifreleme yöntemi geliştirildi ve kırıldı. Peki bu şifreler hayatımıza ne zaman girdi? İşte bir bilgisayarın şifresini kıran ilk insan Allan Scherr ve hikayesi…

Allan Scherr: Bilgisayar şifresi kıran ilk hacker

1962 yılında ABD’nin en prestijli üniversitelerinden Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ndeki (MIT) bilim insanları bilgisayarların güvenliği için yeni bir sistem geliştirdi: Şifre.

Zaman paylaşımlı işletim sistemini (CTSS) kullanan MIT’li araştırmacılar, o dönem bilgisayarları paylaşmak zorundaydı ve kullanım süreleri kısıtlıydı.

Farklı kullanıcıların dünyanın farklı yerlerinden ve bir telefon ağı aracılığıyla girdiği sistemi sömürenler de yok değildi.

Nihayetinde her çalışana sisteme erişmesi için kişisel bir şifre verilmesine karar verildi.

Günümüzde bilgisayar ve internet teknolojileri için güvenlik olmazsa olmaz. 1960’lı yıllarda ise şifre kavramı bilgisayar dünyası için çok yeniydi.

Tüm şifrelere giden dosya

Bilgisayar bilimci Fernando Corbató’nun geliştirdiği bu sistemle bilgisayara girenler, kendilerine ayrılan süre bittiğinde sisteme yeniden giriş yapamıyordu.

Ancak her güvenlik sistemi gibi bunu da istismar edecek biri çıktı: MIT’de yüksek lisans eğitimini sürdüren genç bilgisayar bilimci Allan Scherr.

Scherr, yüksek lisans tezi için bu sistemin performansını ölçmeliydi. Ancak toplamda sadece 10 saati vardı:

“Bu sistemdeki farklı değişkenleri ölçebilmem için özel erişim iznim vardı. Yaklaşık 30 simulasyon hazırlamalıydım ama bana ayrılan süre çok azdı. Daha çok süre istedim ve reddettiler. Ben de bana ayrılan süreyi sıfıra indirmenin yolunu buldum.”

Scherr önce tüm şifrelerin toplandığı ‘Gizli kullanıcı şifreleri’ isimli dosyayı buldu. Dosya isminde ‘gizli’ kelimesi özellikle tersten yazılmıştı.

Kimsenin haberi bile olmadan bu dosyayı yazdırmanın bir yolunu bulan Scherr, sistemde kullanılan tüm kişisel şifrelerin bir kopyasına sahip oldu.

“Artık sisteme istediğim zaman ve sürede girebiliyordum” diyen Scherr, arkasını kollaması için bir de suç arkadaşı buldu.

Programın finansal yöneticisine sus payı olarak şifrelerin listesini el altından vermeyi teklif etti, o da kabul etti.

Scherr patronlarından bazılarının sistemlerini hacklemekle kalmayıp, arkasında onlarla dalga geçen mesajlar bırakıyordu.

‘Kafamı bir sürü şifreyle doldurmaktan hoşlanmıyorum’

1960’lu yıllardan sonra şifre kullanımı günlük hayatın bir parçası olmaya başladı.

Hava limanlarında da yolcu bilgilerine erişim için şifreler kullanılmaya başlandı. 1970’li yıllarda artık banka müşterileri hesap bilgilerine bu sistemle ulaşıyordu.

1980’lere gelindiğinde şifre gerektiren paylaşımlı bilgisayarların kullanımı yaygınlaştı.

Şifre, ekmek ve su gibi en temel ihtiyaçlarımızdan biri haline geldi.

Scherr’e göre, bir gün uyanıp da kendi yaşamımıza erişimimizin engellendiğini öğreneceğimiz yakın:

“Bence şimdiden bunu yaşıyoruz. Telefona pin kodunu birkaç kez yanlış giriyoruz, telefon devre dışı kalıyor.”

MIT’yi bitirdikten sonra 30 yıla yakın IBM teknoloji şirketinde çalışan Scherr, IBM’in yazılım sistemi ve uygulama ve mini bilgisayarlarla iletişim ağını geliştiren kişiydi.

Peki bilgisayar endüstrisinin ilk hackerlarından Scherr, başkalarının onun şifresini kırmasını nasıl engelliyor?

‘Kırılamaz şifre’nin formülü ne olabilir?

Sherr’in yanıtı şaşırtıcı:

“Kafamı bir sürü şifreyle doldurmaktan hoşlanmıyorum.

“Ezberlediğim uzun ve karmaşık tek bir şifre var, tüm şifrelerimi yöneten bir uygulamaya girmemi sağlıyor.”

Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

TREND