Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Türk usulü nlp

NLPnin Türkiyedeki durumu ile ilgili bir makale…Başka yerde bulamazsınız!

TÜRK USULÜ NLP

Türk usulü, Türklerin iş yapma şeklini ve/veya işlerin Türkler tarafından yapılma şeklini ifade eder. Bu tanımdan hareketle Türk usulü NLP’yi, “Türklerin NLP tekniklerini kullanma şekli” veya “NLP’nin Türkler tarafından kullanılma şekli” diye tanımlayabiliriz.

Türk usulü NLP kavramı, sadece bu makale için geliştirilmiş bir kavram olup,”ezberden konuşan” yurdum NLP’cilerinin bakış açılarını genişletmeyi amaçlamaktadır. Önce NLP’ciler, sonra NLP kavramı hakkındaki görüşlerimi açıklayacağım.

Yurdum NLP’cileri!

NLP ile ilgilenenler amaçlarına göre üç gruba ayrılabilir:
Sadece kendini geliştirmek için NLP öğrenenler. Bu gruptakiler NLP ile “amatör olarak” ve kendi iş başarılarını daha da artırmak, kariyerlerinde yükselmek için ilgilenirler.
Hem kendini geliştirmek için hem de çevresindeki kişilere herhangi bir ücret almaksızın yardım etmek için öğrenenler.
Sadece başkalarını geliştirmek için öğrenenler! Bu gruptakiler genellikle NLP eğitmeni olurlar.

Türkiye’de üç türlü NLP’ci bulunmaktadır:
1. Gerçek NLP’ciler.
2. NLP’ciyim diye geçinenler.
3. Ve NLP sayesinde geçinenler!

İlk gruba NLP hakkında ilgili ve bilgili kişiler girer. Sayıları en az olan gruptur. İkinci gruba ise, bir kitap okuyup da hayatı değişen, sonra o kitabı iki defa daha okuyup kurslar vermeye başlayanlar girer. Kendilerini NLP uzmanı diye sunarlar ama “iç konuşmadaki tekrar sayısı ile inançların yoğunluğu arasındaki ilişki nedir?” diye bir soru sorsanız bilmezler. Ezberledikleri birkaç sloganı tekrarlar dururlar. Yarım bilgili doktor candan, yarım bilgili avukat maldan, yarım bilgili NLP’ci ise insanı hayallerinden eder!

Üçüncü gruptakiler ise aslında NLP de dahil hiçbir kişisel gelişim tekniğine inanmayan ama kendi deyimleriyle “bazı sazanların” bu tür konularla ilgilenmesi nedeniyle ilgilenen, sadece kişilerin cebindeki parasını almak için NLP’ye duyulan inanç ve sempatiyi kullanan insanlardır. Türkiye’de bu tür kitap yayınlayanların ezici çoğunluğu bu gruba girer. İşin komik tarafı NLP’nin misyonuyla vs ilgilenmedikleri için en çok parayı da bunlar kazanır. İlk iki grubun oluşturduğu kitleyi bunlar “nakite” çevirirler. Bu gruptakiler genellikle geri planda kalır.

Nasıl NLP’ci olunur?

NLP’ci olmanın Türk usulü yolları ikiye ayrılır.
1 . Mektepli NLP’ci olmak.
2. Alaylı (sahadan gelen) NLP’ci olmak.

Mektepli NLP’ci olmak, yabancı dil bilen ve yurt dışındaki maliyeti 5000 doları bulan “eğitici eğitimi” kursunun parasını kazanmış kişilerin kullanabileceğini bir yoldur. Mektepli NLP’ci olmanın da doktorluk gibi “pratisyen”, “uzman”,”öğretici” gibi aşamaları bulunmaktadır. Bu eğitimler ABD ve İngilteredeki enstitü ve NLP üniversitelerinde verilmektedir. Yetki belgesindeki bu bölünmeler pedagojik amaçlardan çok ticari çıkarlara dayanmaktadır. Çünkü NLP bir Amerikan icadıdır. Amerikalılar yurdum idealistleri gibi “vatan , millet için” değil, “dolar için” çalışırlar.
Bu nedenle bir Türk dünyaya ,1350 Türk lirası bir dolara denk gelmektedir.

Alaydan gelenler ise, bir NLP kitabını 7 defa okumuş, okurken duygularına hakim olamamış, NLP ile gerçekten de her şeyi değiştirebileceğini sanan tiplerdir. Meslekleri genellikle öğretmenliktir yada işsizdirler. Yabacı dilleri yada yurt dışına gidecek paraları olmadığı için “okur satar” bir tarzda çalışırlar. Genellikle okudukları kitap Anthony Robbins’in Sınırsız Güç adlı kitabıdır. Bu kitabı okuduktan sonra Oğuz Saygın’ın verdiği seminere gidip “bir insan bir işi başarabiliyorsa, bunu herkes başarabilir. Ben yaptım oldu sen de yapabilirsin. İste alırsın, ara bulursun, kapıya vur açılacaktır” tarzı cümleleri duyunca, aklı duyguları tarafından kamaştırılmış, teknik ifadeyle “motive olmuş” insanlardır.

NLP’ci olmak için yetki değil yeterlilik esastır. NLP eğitimi vermek için yasal yönden hiçbir belge almanız gerekmez. Son yıllarda ülkemizde de, yurt dışından onaylı, Türk eğitmenlerden alınan sertifikalar verilmektedir. Yerli NLP’ciler bu sertifika programları için 1000 dolar civarında para istemekle beraber, NLP’cilerin sertifika satışında giriştikleri rekabet, cep telefonlarında olduğu gibi “sertifika fiyatlarını” gittikçe ucuzlatacaktır!

NLP teknikleri hakkında

Yurdum NLP’cileri hakkındaki görüşlerimi açıkladım. Şimdi sıra NLP hakkındaki düşüncelerime geldi. Önce olumlu olanları sıralayayım:

NLP hızlı kişisel değişim sağlayabilen programlardan biri durumunda. Gerçekten de değişmeye hazır kişileri, çok yönlü ve radikal bir şekilde değiştirebiliyor.
Algıların yönetimi ile ilgili ayrımları, zihin potansiyelin analizi ve geliştirilmesinde çok güçlü bir araç sunuyor.
Çok kapsamlı bir kullanım alanına sahip. Eldiven üretiminden merdivenden çıkmaya, kıta sahanlığı tespitinden sahanda yumurta yapmaya kadar pek çok alanda kullanılabileceği iddia ediliyor!

Şimdi de bazı noktalara dikkatinizi çekmek istiyorum. NLP gittikçe ticarileşen bir bilgi sistemi olduğu için, NLP’nin “öteki yüzü” gittikçe gizleniyor. NLP sürekli mucizevi bir araç diye sunuluyor. Bu iddiayı çok da ciddiye almamanızı öneriyorum. Bu önerinin onlarca dayanağı var ama sadece birini anlatmak isterim.

NLP bir sosyal illüzyon programı aslında. İnsanlık tarihi boyunca, her zaman insanları yada insanlığı kurtaracak sosyal fikirler ortaya konulmuştur. Bu fikirlerden herhangi birine inanan bir kişi, dünyada herkes o fikre inanırsa, hiçbir sorunun kalmayacağını düşünür. Sosyalizm, Mevlevilik, Konfüçyüsçülük yada NLP, tüm bunlar insanlara bir rüya vaat eder. Acı gerçek şudur ki, bu sadece bir vaattir ve şimdiye kadar on binlerce dini ya da felsefi görüş insanları yada insanlığı mutlu etme vaadini yerine getirememiştir. Ayrıca pazarlamanın “insanın cebinden parasını alıncaya kadar aklını tutuklama bilimi” olarak tanımlandığını ve NLP’cilerin de birer sosyal pazarlamacı olduğu unutulmamalıdır.

NLP ile ilgili bilmeniz gereken ikinci nokta NLP’nin aslında “derleme” bir sistem olduğudur. NLP diliyle söylersek, NLP “modellemeler” yapılarak oluşturulmuş, orijinallik seviyesi sanıldığının aksine fazla olmayan bir sistemdir.

NLP’nin sevmediğim tarafı ise taklitçiliği meşrulaştırıyor olmasıdır. Asırlardır “fikri ahlaksızlık” olarak kabul edilen taklitçilik, NLP de “modelleme” adıyla, kılık değiştirmiş halde karşımıza çıkıyor. Beynini kullanmayıp, başkasının emek harcayarak ürettiği şeyleri “(ç)alıntı” olarak kullanan pek çok insanla karşılaştım. Yazmış olduğum kitapların içeriğinin aynen boca edildiği 7 kitap var. Bunların yazarlarına sorarsanız “sizi modelledik” diyorlar.

Benim bütün tespitlerimi, ayrımlarımı, üslubumu alıp kendi kitabına koyan, sadece kitabın sonundaki kaynakçada bahsetmekle işinin bittiğini düşünen, yapması gerektiği halde kitap içindeki alıntıları tırnak içinde göstermeyen pek çok kişinin hararetli bir şekilde modellemeyi savunması da ilginç doğrusu. Modelleme tembelliği, başkalarının hakkını yemeyi meşrulaştıran bir araç olarak kullanılmaktadır. Modellemenin sadece yeni bir alanda ilk adımı atarken mübah olduğuna inanıyorum. Daha sonra kendi aklınızı kullanarak yürümelisiniz, başkalarını taklit ederek değil.

NLP fanatiklerinin hararetli bir şekilde anlattıkları “NLP öğrendim hayatım değişti” ifadesine karşı da mesafeli durmalısınız. Bu tür kişilerin yaşadıkları psikolojik illüzyon geçinceye kadar onları kendi hallerine bırakın. Türkiye’nin benzersiz hayat şartları onları “asgari Türk müşterekleri”ne getirecek, bir süre sonra o kadar hararetli bir şekilde anlatmayacaklardır!

Bir NLP kitabı okumakla hayatı değişen kişilere de şunu hatırlatmak isterim; NLP sizin dünyanızı değiştirdiği hızda dünyayı değiştiremez. Çünkü başka insanların dünyası bu kadar kolay değişecek kadar küçük olmayabilir.

Unutmamanız gereken noktalardan biri de, NLP arazi ile haritayı ayırsa da kendsi de bir haritadır. NLP Amerika’da, yerel faktörleri dikkate alınmadan hazırlanmış, çok genel bir haritadır. Bu haritayla Türkiye’de yolunu bulmak, çınar yaprağına çizilmiş bir tarifle Pendikten Gaziosmanpaşaya gitmek kadar zordur!

Yaklaşık onuncu yılına ulaşan kişisel gelişim kariyerime dayanarak, NLP hakkında, son söz kabilinden şunu söyleyebilirim: NLP mevcut sistemler arasında son derece gelişmiş bir modeldir. Bununla birlikte aynı derecede güçlü bir doğru da şudur: NLP Türkiye’de başarı sürecinde uyulması gereken kuralları ve yöntemleri açıklayamıyor. Ali Desidero’nun esprisiyle “ Onlar yapmış NLP’yi Coni’ye göre, uymaz Ali’ye Veli’ye, Burası Türkiye yok öyle!”

Şakası bir yana “glokalizasyon” denilen “global düşün, lokal hareket et” ilkesine uyarak, NLP’nin Türk usulü versiyonunu geliştirmeye kafa yormak kanaatimizce yararlı ve gereklidir.

Konuya devam edecegiz.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND