Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Türk usulü çıraklık programı başlıyor!

“The Apprentice”in Türk versiyonu “Çırak”ı Kanal D”de başlıyor. Programı TÜSİAD”ın eski başkanı Tuncay Özilhan sunacak. Özilhan yarışmacılara Trump gibi değil “Türk örf ve adetlerine uygun” davranacağını ve programda “hayatta başarılı olmak üzerine öğütler” vereceğini söyledi.

YAPRAK ARAS
Milliyet

The Apprentice”in (Çırak) Türkiye”ye uyarlanması uzun sürmedi. Yarışmayı sunacak isim ise eski TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan. Türk iş yaşamının en saygın isimlerinden Özilhan”ın, yarışmanın Amerika versiyonunu sunan Amarikalı işadamı Donald Trump”tan çok farklı bir çizgisi var. Başından üç evlilik geçen ve magazin sayfalarından eksik olmayan Trump”ın aksine Özilhan göz önünde olmayı sevmeyen iyi bir aile babası. Özilhan “Çırak”la bütünleşen ve Trump”ın patent haklarını almayı düşündüğü “You”re fired!” (Kovuldun) sözünün de kendi üslubuna uymadığını belirtiyor. “Çırak”ı sosyal bir görev olarak gören Özilhan”la ofisinde görüştük.

Üst düzey bir yönetici olmanıza rağmen medyada fazla görünmüyorsunuz. Oysa “Çırak” ile medyatik olacaksınız. Buna hazır mısınız?

Medyatik ne demek bilmiyorum. Bir ara yaptığım TÜSİAD başkanlığı dışında çok fazla basının önünde olmadım. Ama bu işi yapmam için çok ısrar ettiler. Sonunda da gençlere bu konuda yol gösterebileceğime inandığım için kabul ettim. Bunu sosyal bir görev olarak görüyorum. Bu işi kendi çizgilerim içinde yaparım, ondan sonra da biter. Yani medyanın önünde durup da magazin malzemesi olmam.
Türk Usulü Başarı : Türk usulü çıraklık programı başlıyor!

Donald Trump hem iş hem de özel hayatıyla çok göz önünde olan, fazlasıyla medyatik bir insan…

“Çırak”ı ilk defa Amerika”da Donald Trump yapmış ama bunun çeşitli versiyonları var. Benim de kendi üslubum var. Türkiye”deki “Çırak” benim yönetim anlayışıma, üslubuma ve karakterime uygun olacak. Zaten yapımcılarla da öyle anlaştık. Fazla zamanımı almayacak; haftada bir tatil günü yapacağız. Ben de gençlere birtakım tecrübelerimi aktarma fırsatı bulacağım için seviniyorum.

Çevrenizden, ailenizden nasıl tepkiler aldınız bu yarışma konusunda?

Genellikle iyi yaptın diyorlar. Ama tabii Türkiye”de medya maalesef bu konuları biraz fazla magazinleştirdiği için bir sıkıntı olabilir. Ama ben onları yönlendiririm. Yani medya beni yönlendiremez. Patron bensem, üslubum neyse onu yaparım.

Sizin isminizi duyunca çok şaşırdık…

Herkes çok şaşırdı. Çünkü ben göz önünde olmayı sevmiyorum. Üç sene TÜSİAD başkanlığı yaptım, sonra da işime başladım. Ayrıca çok yoğunum. Arkadaşlar üç-dört ay çok ısrar ettiler. Kolay olmadı beni ikna etmek. En sonunda kıramadım. Birtakım pazarlıklar oldu. Benim kurallarıma göre, üslubuma uygun bir yarışma olmasını istedim.

“Yarışmayı hayatta olsaydı Sakıp Sabancı sunacaktı”

“The Apprentice”i takip ediyorsunuzdur. Donald Trump”la aranızda benzerlik görüyor musunuz?

Dönem dönem takip ediyorum ama öyle mukayeseler yapmıyorum. Bu üslup meselesi. Benden Trump”ın kopyalığı beklenmiyor, yapmam da. Program benim kendi üslubum ölçüsünde olacak. Verilmek istenen mesajlar da her toplumun kendi örf ve adetleri çerçevesinde olacaktır.

Trump”ın yarışmadaki tavrı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Trump, Amerikan anlayışına yakın bir üslup kullanıyor. Dolayısıyla birtakım farklılıklar görüyorum. Bizim geliştireceğimizde de birtakım farklılıklar olacaktır.

Ama siz de neticede “Kovuldun” diyeceksiniz…

Bakalım. Nasıl şekillendireceğimizi daha netleştirmedik. “Kovuldun” diyecek miyiz, demeyecek miyiz bilmiyorum. Programın çekiciliğini de sağlayacak bir yapıya kavuşturacağız. Daha tartışıyoruz. Hem program başarılı olsun, hem seyredenlere katkısı olsun hem de bir kariyer imkanı doğsun istiyorum. İzleyenler pazarlama, satış, operasyon, insan kaynakları hakkında bilgilensin. Düşünmeyi, kritik anlarda ani karar verebilmeyi öğrensinler.

Türk Usulü Başarı : Türk usulü çıraklık programı başlıyor!

Siz nasıl eleyeceksiniz yarışmacıları?

O daha netliğe kavuşmadı.

Kanal D Genel Müdürü Murat Saygı, “Çırak” için en iyi seçim Tuncay Özilhan”dı demiş. Niçin en iyi seçim sizsiniz?

Onların değerlendirmesi bu. Dolayısıyla o konuyla ilgili yorum yapmak istemiyorum. Benden önce Sakıp Sabancı”ya öneri götürmüşler, o da kabul etmiş ama maalesef rahatsızlığı nedeniyle gerçekleşmemiş. Keşke hayatta olsaydı…

Birini işten çıkarmanız gerektiğinde nasıl bir yol izlersiniz?

Tabii ki “Kovuldun” demem. Konuşurum, anlatırım, sebeplerini söylerim. Onun bu işten sıkıntı görmemesini sağlayıp destek olmaya çalışırım. Kimse kimseyi işten çıkarmak için de çıkarmaz. Zaten işten çıkarma Anadolu Grubu”nda da çok azdır. Çalışanlarımızı mutlaka bir şekilde kazanmaya çalışırız. Ama neticede bu bir program. Bir kişi elenecek, çok başarısız diye de elenmeyecek. Ticaret de her zaman risklerle dolu.

Bu durumda program boyunca 15 kişiyi elerken zorlanmayacak mısınız?

Büyük bir ihtimalle elemelerin büyük bir kısmı objektif olacak. Yetki kullanma kısmı daha az olacak. Ekiplerin liderleri de, yardımcılarım da yorum yapıyor. Tabii benim de tecrübem var dolayısıyla en adil şekilde o elemeler yapılacak.

“Türk toplumu vahşi kapitalizme yatkın değil”

Birini işe alırken siz nelere dikkat edersiniz?

Daha çok üniversiteden yeni mezun olmuş olan arkadaşları alıp yetiştirerek kademe kademe yükseltiriz. Aramıza sonradan katılan çok azdır, kendi içimizde yetiştirmeye ağırlık veririz. Tabii üniversiteden yeni mezun olan arkadaşlarımızı da seçme sistemlerimiz var, alacağımız işe göre, eğitimiyle değerlendiriyoruz. Görüşme, tanışma, sohbetle oluşan bir sistemimiz var. Geçmiş performanslarına, bize uyum sağlayıp sağlayamayacaklarına, kapasitelerine bakıyoruz.

Şöyle birini asla işe almayız diye bir kıstasınız var mı?

Öyle bir kısıtlama yok. Irk, cinsiyet ayırımı yapmayız. Çünkü her görevin farklı insanlara ihtiyacı var. Kimse sonradan çıkmaz, kimseye de sonradan çıkmış gibi davranılamaz. Karışımın ve farklı insanların daha faydalı olduğunu düşünüyoruz. Tabii iyi bir üniversite bitirmiş olması, iyi bir lisan biliyor olması bizim için önemli. Ondan sonra biz onu kendi hamurumuza göre yoğuruyoruz, eğitiyoruz. Yeter ki çalışkan, dürüst, işine bağlı, hayal eden biri olsun. Zaten bu programın bir sloganı da “Hayal edin, risk alın, çok çalışın ve kazanın”.

Türk Usulü Başarı : Türk usulü çıraklık programı başlıyor!

Donald Trump”ın sloganlarından biri ise “İşte her şey mubahtır”.

İş yaşamında her şey mubah değil tabii ki. Bizim Anadolu Grubu olarak anlayışımız, Türk insanına daha yatkın olan anlayış ve etik kurallar içinde mubah. Rekabetin adil ölçülerde olması gerekiyor. Türkiye vahşi kapitalizme yatkın bir toplum değil. Örf ve adetlerimizde de bu yok.

“Birinciyi genel müdür de yapabiliriz”

Birinci olan yarışmacı 15 milyar maaşla Anadolu Grubu”nda işe alınacak, değil mi?

Ona açıklık getirelim. Kanal D 100 milyar, Anadolu Grubu da 100 milyar verecek. 200 milyar ediyor. Yani 12 aya bölünce yaklaşık 15 milyarlık bir maaş oluyor. Tabi seçilen arkadaşın özelliklerinin, performansının nasıl olacağını bilmiyoruz. Gelip genel müdür mü olur, müdür mü olur, şef mi olur. Orada herhangi bir kısıtlamamız yok. Kazanan şahsın kapasitesine göre bir pozisyon olacak.

Yani seçilen genel müdür de olabilir diyorsunuz..

Eğer tecrübesi, geçmiş performansı uygun olan biriyse genel müdür de olabilir. Veya yeni mezundur, özellikleri olan bir arkadaşsa uzman olarak başlar ve burada yükselir. Bir yıllık diye başlayacak ama performansını beğenirsek devam edecek. Zaten elemana ihtiyacımız var.

Çırak adayları sokakta limonata satıyor

“The Apprentice”te yarışmacıları birbirinden değişik görevler bekliyor…
NBC”de yayınlanan ve 3”üncü sezonuna hazırlanan “The Apprentice”i ABD”de her hafta ortalama 21 milyon kişi izliyor. Ünlü işadamı Donald Trump, kendisiyle çalışma hayalleri kuran 16 genci iki ayrı takıma ayırarak pazarlama, yatırım gibi yeteneklerini test ediyor. Yarışmacılar sokakta limonata satıyor, eski evleri yüksek paralara kiraya veriyor, restoran işletiyorlar. Trump her haftanın sonunda daha az para kazanan takımı jüri önüne çağırıp takımın liderine zararlı olan kişiyi seçtirmesini istiyor. Yapılan değerlendirmeler sonucunda da Trump içlerinden birine “Kovuldun” diyor. Birinci ise Trump”ın şirketlerinde yıllık 250 bin dolar maaşla işe giriyor.

Donald John Trump 14 Haziran 1946”da New York”ta doğdu. İşletme okuduktan sonra baba mesleği emlakçılığa başlayan Trump 1980”lerde casino, spor, ulaşım ve emlak sektöründe “devleşti”. 1990”larda maddi sıkıntıya giren Trump 2000”deki seçimlerde başkanlığa aday olmaya da kalkıştı ancak daha sonra vazgeçti. 2004 yılında NBC”nin reality show”u “The Apprentice”in genel yönetmeni ve “yıldızı” oldu. Trump kendine güveni, rahatlığı, medyayla iyi ilişkileri ve manken sevgilileri sayesinde gündemde olmaya devam ediyor.

Saçları ona ayrı bir “hava” katıyor!

Trump mikrop yayıldığı gerekçesiyle el sıkışmaktan nefret ediyor.

Abur cubura bayılıyor. Güzel restoranlarda yemektense evde atıştırmayı tercih ediyor. McDonald”s”a düşkün.

Her sabah 5”te uyanıyor.

Bütün mülklerine kendi ismini veriyor, binalarını “T” harfleriyle donatıyor.

Miss Universe, Miss USA ve Miss Teen USA güzellik yarışmalarının ortağı.

İlk eşi Ivana”dan 1992”de, Marla Maples”dan da 99”da boşandı. Şu anda model Melania Knauss ile birlikte. 3 çocuğu var.

Saç stili herkesin dilinde. İnternette Trump ve saç diye arama yaptığınızda 282 bin sayfa çıkıyor. Trump ise “Saçlarımın çok iyi olmadığını biliyorum ama korkunç da değil” diyor.

Türk Usulü Başarı : Türk usulü çıraklık programı başlıyor!

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND