Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Türk girişimcilerden küresel başarı öyküleri

Dünyanın farklı bölgelerinde, farklı sektörlerde başarıyı yakalayan Türk girişimcilerin öyküleri bir araya geldi. Japonya’ya baklava sevdiren de var, Karayipler de maden çıkaran. İşte dünyadaki Türk girişimcilerin kısa ve öz başarı öyküleri…

DÜNYADAKİ TÜRK GİRİŞİMCİLERDEN KISA VE ÖZ BAŞARI HİKAYELERİ 

Geçen yıl düzenlenen ve Dünya Türk İş Konseyi (DTİK)’in en önemli faaliyetlerinden biri olan Dünya Türk Girişimciler Kurultayı’nda kısa ve öz bir şekilde başarı hikayelerinden bahsedilen girişimcileri bilginize sunalım dedik. İşte Dünyadaki bazı Türk girişimcilerinden kısa ve öz başarı hikayeleri..

Japonlara Baklavayı Sevdirdi – Soner ÖNER / Japonya

Japonya sevgisiyle tatil amacıyla gittiği ülkede kalarak orada kendi şirketini kuran Soner Öner adlı girişimci, Japonya’da gıda sektörünün en çok tercih edilen isimlerinden biri oldu. Öner Türkiye’den zeytin, zeytinyağı, baklava, salça, reçel gibi ürünler ithal ederek Japon pazarına sunuyor.

Soner Öner Japonya’daki başarısını şöyle anlatıyor: “Türkiye’den gıda ithalatı yapıyoruz. Tamek, Orkide Yağları, Rapunzel, Yörsan, Güllüoğlu, Bahçıvan, Ladin Reçelleri’nin temsilciliğini yapıyoruz. Türk ürünlerine Japonya’da büyük ilgi var. Baklava, zeytin, peynir, incir, üzüm, salça, zeytinyağı satıyoruz. Şirketimin adı Baharu ve şirketi sıfırdan ben kurdum. Japonlarla iş yapmak ve onlara alışık olmadıkları gıdalar satmak dünyanın en zor işlerinden biridir, ama biz 11 yıldır bunu başarıyoruz. Süpermarketlere Türk ürünlerini satıyoruz. Ben 11 yıldır buradayım. Çocukluğumdan beri Japonya ve Japonlara ilgim vardı. Ben de oradaki iş imkânlarını araştırmaya başladım. 2 haftalığına buraya geldim ve 11 ay dönmedim. Japonca kursuna gittim. Daha sonra üniversiteyi burada bitirdim.”

Fas’ta Başladı Sırada Fildişi Sahilleri Var – Fatih YILMAZ / Fas

Fatih Yılmaz Fas’ta Türk insanının girişimci ruhunu temsil ediyor. Temizlik, kozmetik ve tekstil sektörlerinde faaliyet gösteren Yılmaz, yakında Fildişi Sahilleri’ne de yatırım yapacak.

Fatih Yılmaz “Neden Fas” sorusuna şöyle cevap veriyor: “2002 yılında Fas’a ilk geldiğimde ticari anlamda Fas’ta ciddi eksiklikler olduğunu gördüm. Ülkenin insanları, doğal yapısı ve iklim özellikleri, ülkenin ihtiyaçları burada iş yapmamızı tetikleyen en önemli unsurlar oldu Temizlik, kozmetik ve tekstil olmak üzere üç ana sektördeyiz. 2005′de temizlik ve kozmetik üretime geçtik. 2008′de tekstil-hazırgiyim sektörüne girdik. Aynı zamanda Fas ve Türk firmalarına danışmanlık hizmeti veren firmamızın 500′ü aşkın Faslı firmayla ciddi irtibatı var.”

Küba’daki Tek Türk Firması – Ömer GİRAY / KÜBA

Küba’daki tek Türk firmasının sahibi Ömer Giray ise ülkenin ithalatına ve ihracatına yön veriyor.

Giray Küba’da bulunma nedenini şöyle açıklıyor: “Latin Amerika’nın abisi durumundaki Küba’da henüz Türk firmalarının bulunmaması, ileride potansiyel bir ekonomi olacağına inancımız ve insanlarına karşı olan sevgi ve güvenimizden dolayı buradayız. Firmamız Küba’daki ilk ve tek Türk şirketi. 4 yıldır Havana’dayız. Her iki ülke arasındaki ticarette dolaylı veya direk olarak yüzde 95 katkı sağlıyoruz. Mevcut ihracatın ve ithalatın neredeyse tamamını bizim firmamız gerçekleştiriyor. Bunun dışında Havana her yıl gerçekleştirilen Havana International Fuarı Expo Cuba’da Türk pavyonunu 3 yıldır organize ediyoruz.”

Monako’nun En Büyük Şövalye Nişanını Aldı – Dr. İlhami AYGÜN / Monako

Monako’da uzay antenleri, uydular üzerine çalışan Dr. İlhami Aygün, çalışmalarından dolayı ülkenin en büyük şövalye nişanıyla ödüllendirildi.

Türk girişimcisini Monako’da temsil eden Dr. İlhami Aygün uzay sistemleri üzerine çalışıyor. Aygün başarılı çalışmalarını şöyle anlatıyor: “Şirketimiz uydu, uzay konusunda entegre telekomünikasyon hizmetleri veriyor. 1991′de Fransız devlet kurulusu Aerospatiale şirketinin Telekom uyduları bölümünde direktör olarak çalışmaya başladım. Türkiye’nin Turksat uyduları dahil Avrupa ve Ortadoğu’da birçok ülkenin uydu sistemlerini dizayn edip, üretim sorumlusu ve yörüngeye fırlatımı sırasından Fransızlar adına “Chef de Mission” görevlerinde bulundum. Newyork Bilimler Akademisi’ne kabul edildim. 2007′de Monako’nun en üstün şövalye nişanı “Chevalier de Ordre de St. Charles” ile ödüllendirildim.”

Tunus’taki Türk Lokumu – Çetin KARAÇOBAN / Tunus

Çetin Karaçoban Tunus’ta Türk lokumu ve şekerleme ticareti yapıyor. Rusya’ya ihracat yapıyor. Başarılı girişimcinin ‘Beybaba Loukoum Turque’ adlı kendi markası var.

Tunus’a ateşe olarak giden Çetir Karaçoban, girişimci ruhunu emekli olduktan sonra harekete geçirmiş. Karaçoban başarı hikâyesini şöyle anlatıyor: “2001 yılından bu yana lokum, nugat ve şekerleme ticareti yapıyorum. İç pazarda Beybaba Loukoum Turque markamızla yer edindik. Rusya’ya ihracat yapıyoruz. Tunus’a ilk defa 1996 yılında ateşe olarak geldim ve üç yıl çalıştım. Bu arada yaptığım araştırmada bu sektördeki eksikliği fark ettim. Görevim sona erinci sektöre girdim ve şu ana kadar geçen süredeki çalışmalarımızdan çok memnunum.”

Amerikalılara Kredi Notu Veriyor – Yaşar DAĞLAR / ABD

Dünyanın finans merkezi Amerika Birleşik Devletleri’nde kişisel kredi raporu, kurumsal kredi raporu, ev kredisi veren Yaşar Dağlar aynı zamanda Amerika’nın 50 eyaletinde firma kuruyor.

Temiz Kredi adlı şirketiyle dünya finans sektörünün kalbinde Türk girişimcisini temsil eden Yaşar Dağlar anlatıyor: “Finans sektöründe kimlik hırsızlığı, kişisel kredi raporu ve skoru, kurumsal kredi raporu, mortgage, ev kredisi ve loan modification diye tanımladığımız ev kredilerinin tekrar yapılanması üzerine hizmet veriyoruz. 50 eyalette firma kurulmasına yönelik hizmet veriyoruz. Amerika’ya üniversite eğitimi için geldim. Önce halı temizleme firması kurdum. ABD’deki Türk firmalarıyla ilgili bir projede müdür olarak görev yaptım. Daha sonra New Jersey’de “Temiz Kredi” firmasını kurdum. Uzun süreler bu ülkede yaşamam, ABD’deki yaşam standartlarını ve koşullarını bilmemden dolayı burada iş yapmaya karar verdim. Türkler için yurt dışında, özellikle Amerika’da ‘iş yapmanın zorlukları’ diye bir kavram olduğunu sanmıyorum.”

Karayipler Pazarı Ona Emanet – Tanal Mete AKÇAYLI / Karayipler

Hem iş adamı hem de fahri Başkonsolos olan Tansal Mete Akçaylı, kurucusu ve CEO’su olduğu CSS şirketi ile Karayipler ve Barbados’da Türk rüzgârı estiriyor.

Akçaylı başarı öyküsünü şöyle anlatıyor: “Taahhüt ve servis sektörlerinde çalışıyorum. Türkiye’nin St. Vincent ve Grenadines Fahri Başkonsolosuyum. Sahibi ve ortağı olduğum birkaç şirket var. Aynı zamanda Barbados menşeli bir CSS adlı bir firmanın kurucusu ve CEO’suyum. Firmanın iki konusu var. Birincisi; yangın, güvenlik, otomasyon ve havalandırma sistemlerinin taahhütlerini yapmak, ikinci ise kapı, kilit, aksesuarları, banyo ve mutfak ürünlerini toptan pazarlamak. CSS özellikle ticari inşaat sektörüne yönelik bir firma. CSS Karayipler’de 12 ülkede faaliyette ve kendi sektörünün en tanınan firmalarından biri.

İkinci şirketim IMT (International Management and Trust), Dominik, St. Vincent ve Barbados’da ofisleri bulunan, off-shore danışmanlık, şirket kurulumu ve yönetim servisleri veren ayrıca Dominik’in ekonomik vatandaşlık işlemlerini yapan bir firma. IMT firmasının yönetim kurulu başkanıyım. Bir diğer şirketim Integral Systems de Barbados menşeli. Türkiye den Karayip adalarına ihracat yapmak isteyen firmalara danışmanlık hizmeti veriyor. Bu hizmetler arasında ürünlerin karayip piyasasına uygunluğu, piyasa araştırması, distribütörlüklerin bulunması gibi hizmetler sunuyor. Karayipler inşaat, yapı malzemeleri, yiyecek, içecek, turizm ile beraber küçük servis işletmeleri, mağazacılık gibi fırsatlar mevcut. Türk işadamları hızlı, pratik kolay çözüm üretiyor. Kurultay çok iyi bir adım, umarım hep beraber bu fikri, pozitif uygulamalarımızla verimli ve sürekli hale çevirebiliriz.”

Uzakdoğu’dan Amerika’ya ve Afrika’ya İhracat Yapıyor – Halit Özkan YÜKSEL / SİNGAPUR

Çin’den Avrupa’ya, Türkiye’den Afrika’ya pek çok ürünü ihraç eden Halit Özkan Yüksel, Türkiye’den mal alıp başka ülkeler satmak istiyor.

Yüksel Uzakdoğu’da gerçekleştirdiği çalışmalarını şöyle aktarıyor: “Firmamızı 2005 yılında kurduk. İşe Türk firmalarına danışmanlık, acentelik yaparak başladık. Uzun zaman Uzak Doğu’da yaşayan birisi olarak Malezya, Endonezya Çin bildiğim bir coğrafya idi. Kendi şirketimizi kurmadan önce de öğrencilik yıllarında başladığımız tercümanlık, danışmanlık hizmetlerini meslek olarak yürütmeye karar verdim. Birçok sektörde acentelik, aracılık hizmetimiz oldu. Bu arada da bizim de kendi ürünümüz, markamız olmalı diyorduk son birkaç yıldır. Sonunda Avrupa’da özellikle çok kullanılan, tüketilen alüminyum folyo işine girdik. Şu anda Çin’de yaptırdığımız ürünleri Almanya, İsveç, Danimarka, Hollanda ve Belçika’ya satıyoruz. 1998 yılından bu yana Singapur’dayım. Daha önce yerel firmalarda çalıştım. Singapur’un bir geçiş limanı, ticaret merkezi olması, bilgi ağının çok iyi olması ticari bağlamda bir referans olması bizi burada kalmaya ve ticaret yapmaya sevketti.

Türkiye’den mal alıp başka ülkelere satmak istiyoruz. Bunda da Singapur’un uluslararası ticaret ağından çok faydalanıyoruz. Şu anda Türkiye’den Afrika’ya makarna ihraç etmeye başladık. Özellikle her şeyi dışardan ithal eden bir ülke olarak gıda ürünleri bir fırsat olabilir Türk firmaları için. Singapur’da üretim hemen hemen yok denecek kadar az. Su, meyve suyu, gıda ürünlerinin tamamı dışardan ithal ediliyor. Türk firmaları bu konuda Uzakdogu’ya açılabilirler.”

Kolombiya’dan Maden Çıkıyor, Dünyaya Satıyor – Gökhan KANTARCIGİL / Kolombiya

Kolombiya’da özellikle inşaat sektörü için büyük fırsatlar olduğunu öne süren Gökhan Kantarcıgil, bölgenin gelişmekte olan Kolombiya’nın fırsata çevrilebileceğini ekliyor.

Madencilik sektöründe faaliyet gösteriyoruz. Bölge ülkeleri, Avrupa ve Türkiye’de termik santral ve çimento fabrikalarına termik kömür tedarik ediyoruz. Şirketimiz Kolombiya’da 2008 Eylül’ünden itibaren faaliyet gösteriyor. Bogota’da ofisimiz var. Şu anda kendimize ait bir maden yok ancak kendi madenimizi açacağız, araştırıyoruz. Kolombiya yeraltı kaynakları bakımından çok zengin bir ülke. Ülkenin en büyük ihraç kalemi kömür. Yabancı sermaye çekmeye başladılar. Hem Atlantik hem de Pasifik okyanusuna kıyısı olması nedeniyle farklı coğrafyalara hitap edebiliyor. Biz de dünyadaki enerji hammaddesi ihtiyacının daha da artacağını düşünerek Kolombiya’nın ülke potansiyeli yüksek ve bakir olduğu için bu ülkeye yatırım yaptık. Globalleşen dünyada aslında ülkeler bazında zorluklarda benzerlik göstermeye başladı. Eğer ülkede yerel olarak ilişkileriniz güçlü değilse ve dilini bilmiyorsanız hangi ülkede iş yaptığınız çok farketmiyor.

Kolombiya son 6 yıldır ciddi bir ekonomik hamle içinde. Bizim sektörümüz olan madencilik bunlardan biri. Özellikle Çin, Japonya, Kore gibi ülkelerin şirketlerinin Latin Amerika’da çok faal olarak bu konuda çalıştıklarını görüyoruz. Türkiye’nin enerji hammaddesi bakımından fakir bir ülke olduğu düşünülürse Kolombiya çok öne çıkıyor. Bunun dışında ülkede önümüzdeki 5 sene içinde 30 milyar dolara yakın alt ve üst yapı yatırımları yapılacak. Otoyollar, havalimanları, limanlar yapılacak. Türkiye’deki inşaat şirketleri için büyük fırsatlar var. Tarım ve hayvancılık yapmak isteyenler için de iyi fırsatlar barındırıyor. Kolombiya aslında 45 milyonluk gelişen nüfusu ile pek çok alanda iyi bir pazar. Türk şirketleri son yıllarda ihracat hamlesi içinde. Ancak bunun kalıcı olması pazarın içinde sürekli olmak ile mümkün. Gelişmiş ülkelerin yıllar önce yaptığını biz bugün yapmaya başladık. Ama hızlı öğreniyoruz. Türk şirketlerinin pratik ve hızlı servisi pazarda kalıcı olmalarını sağlıyor. Türk işadamları için Türkiye’de aynı işi yapan bin şirket olacağına herhangi bir ülkede bu işi yapan ilk şirket olmak büyüme açısından büyük avantaj sağlayacaktır. Dünya Türk Girişimciler Kurultayı çok iyi bir organizasyon. İşadamlarının birbirini tanıması ve Türkiye merkezli daha büyük ticaretlerin yapılmasını sağlayacaktır. Aynı zamanda farklı bir ülkede başarılan bir iş bizim açımızdan da örnek olacaktır.”

Dünya Türk İş Konseyi hakkında detaylı bilgi ve projeleri için www.tdik.gov.tr adresini ziyaret edebilirsiniz. Ülkemizi başarıyla temsil eden Türk girişimcilerimizi tebrik ediyor, haberimizi tüm okurlarımızın ilgi ve biligisine sunuyoruz.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Süt kemik sağlığı bakımından yararlı mı?

sütün faydaları, Manşet, kemik gelişimi

Kemik gelişimi için sütün önemli olduğunu yıllardan beri duyarız. Peki gerçekten süt içmek kemiklerin güçlenmesine düşünüldüğü kadar katkı sağlar mı? İşte www.bbc.com sitesinden hepimizi aydınlatacak nitelikte bir makale…

Süt gerçekten kemikleri güçlendiriyor mu?

Kemiklerimizi güçlendirmek için süt içmek gerektiğine dair sözleri çocukken hepimiz duymuşuzdur.

Süt kalsiyum içerir. Kalsiyum da kemik yoğunluğu için gerekli bir mineral olarak biliniyor.

Ancak süt tüketimi ile kemiklerin güçlenmesi arasında kesin bir bağ olduğunu kanıtlamak o kadar da kolay değil.

Bunu kanıtlamak için iki büyük grupla bir deney yapılması, bunlardan birinin yıllar boyunca bol miktarda süt içerken diğer gruba süt görünümünde plasebo içecek verilmesi gerekiyor. Ama bunu pratikte uygulamak zor.

Onun yerine şu yapılabilir: Binlerce insana geçmiş yıllarda ne kadar süt içtikleri sorulup sonra da en az 10 yıl gözlemlenerek düzenli süt içenlerde daha az sayıda kemik kırılması vakasına rastlanıp rastlanmadığının tespit edilmesi.

ABD’de Harvard Üniversitesi 1997’de böyle bir araştırma yapmıştı. 77 bin kadın hemşire 10 yıl boyunca gözlemlendi. Ancak haftada bir bardak süt içenlerle iki ve daha fazla bardak içenler arasında kol ve kalça kırıkları vaka sayısı bakımından önemli bir fark görülmedi.

Etkisi iki yıl sürüyor

Aynı ekibin 330 bin erkekle yaptığı araştırmada da benzer bir sonuç alındı.

Bu alandaki 15 farklı araştırma 2015’te Yeni Zelandalı bir ekip tarafından incelendiğinde, süt içmek de dahil, kalsiyum bakımından zengin bir diyetin kemikteki kalsiyum yoğunluğunu iki yıl artırdığı, ancak sonra bu artışın durduğu gözlendi.

Diyetle alınan kalsiyuma alternatif olarak haplarla kalsiyum takviyesi de yapılabiliyor. Ancak takviyelerin uzun vadede olumsuz etkide bulunduğuna dair endişeler var.

Yeni Zelandalı ekip 51 araştırmayı inceleyerek kalsiyum takviyesinin uzun vadede avantajları ile olumsuz etkilerini kıyasladığında, onlar da kemiklerdeki güçlenmenin bir-iki yıl sonra durduğunu tespit etti.

Kalsiyum takviyesi, kemik yoğunluğunda yaşlanmaya bağlı kaybı durdurmuyor, sadece geciktiriyordu. Ekip, kemiklerde kırılma oranı bakımından bunun ancak ufak bir azalmaya tekabül ettiği sonucuna vardı.

Aynı veriler farklı ülkelerde incelendiğinde, günlük alınması gereken kalsiyum miktarı bakımından farklı öneriler ortaya çıkmıştı. Örneğin ABD’de önerilen miktar İngiltere ve Hindistan’dakinin iki katına yakındı. ABD’de günde yaklaşık üç su bardağı süt içilmesi salık veriliyor.

2014’te İsveç’te yapılan bir araştırmada ise günde üç bardaktan fazla süt içmenin kemikler için daha fazla yarar getirmediği, hatta zararlı olabileceği sonucuna varılmıştı.

Uppsala Üniversitesi ve Karolinska Enstitüsü’nün yaptığı araştırmada, insanlara önce 1987’de ne kadar süt içtikleri soruldu, daha sonra aynı soru 1997’de tekrarlandı.

2010’da bu insanlar arasında ölüm oranı incelendiğinde günde bir bardak süt içenlerde daha fazla kemik kırılması ve erken ölüm oranına rastlandığı görüldü.

Peynir ve yoğurt daha mı etkili?

Ancak bu araştırmanın da bazı sorunları vardı. İnsanlara daha önceki yıllarda ne kadar süt tükettikleri sorulmuştu, bunu doğru bir şekilde tahmin etmek mümkün olmayabilirdi, zira süt tüketimi farklı şekillerde olabilirdi.

Ayrıca bu tür araştırmalardaki en büyük sorun burada da kendisini gösteriyordu: İki olay birbiriyle gerçekten bağlantılı mı veya neden-sonuç ilişkisi gerçekten var mı?

Aynı araştırmada kafa karıştıran bir diğer sonuç ise peynir ve yoğurt tüketimi ile daha az sayıda kırık oranı arasında bir bağlantı kurulmasıydı.

Araştırmacılar, insanlara beslenme konusunda tavsiyelerde bulunurken bu sonuçların dayanak alınması için erken olduğunu, benzer araştırmaların tekrarlanması gerektiğini söylüyor. Bu sonuçlardan yola çıkarak beslenme düzenini değiştirme konusunda temkinli davranılması tavsiye ediliyor.

Yani kısaca diyebiliriz ki, mevcut verilere göre, süt içmeye devam etme konusunda bir sorun yok. Süt kemik sağlığı bakımından yararlı olabilir. Ama bu yarar sandığımız kadar uzun süreli olmayabilir.

Ayrıca kemik sağlığı açısından etkili diğer yöntemleri de uygulamak gerekir. Egzersiz yapmak ve beslenme, güneş ışığı ve fazla güneşin olmadığı yerlerde kışın D vitamini takviyesi yoluyla yeterince D vitamini almak gibi.

Uyarı: Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden BBC sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.

Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

Hepimizin biraz sakinleşmeye ihtiyacı var

sinirliyken sakinleşmek için ne yapmalı, sakinleşmek, Manşet

Günlük hayatımızda hemen her yerde can sıkıcı olaylarla karşılaşabiliyoruz. Bu olaylara verdiğimiz tepkiler de o anki ruh halimize göre değişiklik gösterebiliyor. Bu da bizi fazlasıyla yıpratabiliyor. Peki ne yapmalıyız? İşte sakinleşmek için kendimize sormamız gereken sorular…

Endişe duygusuna kapıldığınızda sakinleşmek için kendinize sorabileceğiniz sorular

Bazen insan sebepli veya sebepsiz yere endişeye kapılır. Öyle ki bu duygusunu başkalarına açıklamakta bile zorlanır. Anne babasının hastalanacağından, çok fazla para harcadığından, sevdiklerinin duygularını incitmekten, mesajlara cevap vermeyen bir arkadaş yüzünden bile endişelenir. Bir yakını eve geç geldiğinde, topluluk önünde konuşması gerektiğinde endişelenen sadece siz değilsiniz. Herhangi bir sebepten ötürü endişeye kapıldığınızda, göğsünüze bir ağırlık çöktüğünde şunu hatırlayın; yalnız değilsiniz. Endişe, birden fazla şekilde ortaya çıkabilir. Endişe duygusundan kurtulmanın da birden fazla yöntemi var. Bunlardan biri de sakinleşmek için kendinize soru sormak. İşte endişelendiğiniz zamanlarda bu duygudan uzaklaşmak için kendinize sorabileceğiniz sorular:

1. Bu gerçekten bir tehdit mi?

Hayatta kazalar olur. Ancak çoğu zaman endişe duygusuna kapıldığımızda, işlerin gerçekten de ters gittiğini söylemek biraz zor. Peki o halde sizi bu kadar endişelendiren şey ne? O şeyin gerçekleşme ihtimali ne? Bunu gerçekten bir anlığına da olsa düşünün. Bu sorulara bulacağınız yanıtlar, endişelenmenize sebep olan şeyin gerçek bir tehdit olup olmadığını kavramanızı kolaylaştırır.

2. Hazırlıklı olmak için elinizden gelen her şeyi yaptınız mı?

Hayatta bazı şeyleri kontrol edebilirsiniz, önlem alabilirsiniz. Bisiklete biniyorsanız, kask takmalısınız. Evdeki alarmın çalışıp çalışmadığını kontrol etmeli, sağlık sigortanızı ihmal etmemeli, düzenli aralıklarla doktora görünmelisiniz. Biraz sıkıcı bir çözüm olabilir ancak kendinize kontrol edilecekler listesi hazırlayabilirsiniz. Gözden geçirdiğiniz unsurları tek tek işaretlediğiniz zaman endişelerinizden bir nebze kurtulabilir, daha sakin ve planlı hareket edebilirsiniz.

3. Zihniniz biraz aşırıya kaçıyor olabilir mi?

Gecenin bir yarısı endişeye kapılmış, korkmuş ve yorgun düşmüş bir zihinden daha kötü ne olabilir? Eğer panik duygunuz ve endişeleriniz işle, başka insanlarla veya dikkatinizi dağıtacak herhangi bir şeyle ilgili olmayan saatlerde ortaya çıkıyorsa, bu durumda kontrolü ele almalısınız. Derin nefesler alıp vererek düşüncelerinizi değiştirebilir veya bir uyku meditasyonu videosu açabilirsiniz. Gece gelen kaygılarınızın, güneşin ışığıyla birlikte ortadan kaybolacağını düşünebilirsiniz.

Aslında korkmanız gereken şey, endişelerinize sebep olan şeyler değil, endişenin ta kendisi. Amerikalı ünlü yazar Seth Godin, “Endişe, davranışlarımızı verimli bir şekilde değiştirdiği zaman kullanışlıdır. Bunun dışında kalan endişe duygusu, dikkat dağınıklığının olumsuz hali, bizi çalışmaktan veya hayatımızı yaşamaktan alıkoymak için tasarlanmış bir oyalanma şeklidir” diyor.

Bir sonraki sefer panik duygunuz arttığında, endişelerinize kapıldığınızda kendinize sorular sorarak bu duyguyla baş etmeyi ve ondan kurtulmayı deneyebilirsiniz.

Kaynak: www.uplifers.com

Okumaya devam et

MAKALE

Evcil hayvan beslemenin çocuklar üzerindeki etkisi

Manşet, hayvan sevgisinin önemi, evcil hayvan, çocuk gelişimi

Evcil hayvan beslemek çocuklar için gerçekten birer tehdit mi? Evcil hayvanlar çocuklar üzerinde ne gibi etkilere sahipler? İşte www.yakiniliskiler.com sitesinden tüm bu sorulara yanıt olabilecek nitelikte bir yazı…

Evcil Hayvanlar Çocukların Gelişimini Nasıl Etkiliyor?

Hemen hepimizin kedi ve köpeklere dair çocukluk anıları vardır. Kimimiz bir sokak köpeğini sahiplenmek için ailemizi ikna etmeye çalışmışızdır, kimimiz bir yavru kediyi marketten aldığımız sütle beslemişizdir. Maalesef bazılarımız ise bu sevimli dostlarımızla oynarken ebeveynlerimiz tarafından uyarılmışızdır: “Sürme ellerini şu köpeğe!”, “Nereden buldun bu pis şeyi?!” Ebeveynler çocuklarının sağlığı ve güvenliğinden endişe ettikleri için böyle tepkiler veriyor olabilirler; fakat bu sevimli dostlarımız çocuklar için gerçekten birer tehdit mi? Evcil hayvanlar çocuklar üzerinde ne gibi etkilere sahipler?

2017 yılında yapılan bir araştırmaya göre, ergenlik dönemindeki çocuklar evcil hayvanlarıyla olan ilişkilerinden kardeşleriyle olan ilişkilerine göre daha fazla tatmin oluyorlar1. “Ama kardeşlerimizle ve evcil hayvanlarımızla aynı şeyleri paylaşmıyoruz ki” diye düşünebilirsiniz; fakat araştırmaya göre çocukların kardeşleriyle ve evcil hayvanlarıyla paylaştıkları şeyler birbiriyle hemen hemen aynı. Hatta bazı durumlarda çocuklar evcil hayvanlarına kardeşlerinden daha fazla şey anlatabiliyorlar. Buna ek olarak belirtmek gerekiyor ki; köpek sahibi olan ailelerin çocukları diğer evcil hayvanlara sahip olan ailelerin çocuklarına kıyasla evcil hayvanlarıyla olan ilişkilerinden daha memnunlar. Fakat bir köpekle yaşamanın mümkün olmadığı durumlarda diğer hayvanlar da çocuklar için son derece faydalı birer dost görevi görüyorlar.

Çok sayıda araştırma gösteriyor ki, evcil hayvanlarımızla kurduğumuz temas oksitosin salgılamamıza sebep oluyor ve bu da bizim rahatlamamızı ve sakinleşmemizi sağlıyor2. Çocuklar da – tıpkı yetişkinler gibi – stresli durumlarda, güvene veya duygusal desteğe ihtiyaç duyduklarında, öfkelendiklerinde veya üzüldüklerinde evcil hayvanlarından destek alıyorlar3,4. Fakat evcil hayvanların çocuklara faydaları bunlarla sınırlı değil. Araştırmalara göre çocuklar sadece insanlarla değil, evcil hayvanlarıyla da bağlanma ilişkisi kurabiliyorlar5. Kediler ve köpekler sevgimize karşılık verebilen canlılar oldukları için bağlanma ihtiyaçlarımızı kısmen de olsa karşılayabiliyorlar ve ebeveynleri tarafından yeterli ilgi görmeyen çocukların gelişiminde ciddi seviyede olumlu bir etki yaratabiliyorlar6,7. Ebeveynleri ile sağlıklı bir bağlanma gerçekleştiremeyen çocuklar ise ebeveynlerinin yerini evcil hayvanları ile doldurup güvenli bağlanma dinamikleri geliştirebiliyorlar8.

Evcil hayvanlar bebeklerin bilişsel gelişimi için de son derece faydalı olabiliyor. Yapılan bir araştırmaya göre; evcil hayvanlar bebeklerin konuşmayı öğrenmelerini ve gelecekte daha iyi sözlü iletişim kurmalarını kolaylaştırıyorlar9. Sabırlı birer dinleyici olmaları sebebiyle hayvanlar bebekleri konuşmaya teşvik edebiliyorlar. Bunun yanı sıra, bebekler de evcil hayvanlara sevgilerini göstermek veya komut vermek amacıyla iletişim kurmaya çabalayabiliyorlar. Evcil hayvanlar bebeklerdeki merak duygusunu tetikleyerek onları öğrenmeye teşvik edebiliyor ve aynı zamanda onlara koşulsuz ilgi göstererek duygusal destek sunabiliyorlar6. Ayrıca, öğrenme anlamlı ilişkiler içerisinde gerçekleştiğinde daha kalıcı ve etkili olduğu için evcil hayvanlarla kurdukları ilişkiler bebeklerde öğrenmeyi kolaylaştırıcı bir işlev de kazanabiliyor.

Evcil hayvanlar sadece varlıklarıyla dahi çocuklar üzerinde olumlu etkiler bırakabiliyor fakat birçok araştırma gösteriyor ki çocuklar ve evcil hayvanlar arasındaki bağ ne kadar güçlüyse, bu olumlu etkiler de bir o kadar fazla görülüyor. Bir araştırmaya göre; evcil hayvanlarıyla güçlü bağları olan çocuklar evcil hayvanlarıyla zayıf bağları olan çocuklara göre kendilerini daha güvende hissediyor, takım çalışmasına daha fazla yatkınlık gösteriyor ve daha iyi empati kurabiliyorlar10. Bir diğer araştırmaya göreyse, evcil hayvanlarla güçlü bağlara sahip olmak çocuklarda sorumluluk bilincini geliştiriyor11. Fakat belirtmekte fayda var; çocukların sorumluluk bilincini geliştirmek isteyen ebeveynlerin hayvan bakımı konusunda (örneğin evcil hayvanları nasıl incitmeden sevmek gerektiği, onlara nasıl davranmak gerektiği) çocuklarına rehberlik etmeleri de son derece önemli.

Özetlemek gerekirse; evcil hayvanlar hem bebekler hem de çocuklar üzerinde son derece önemli pozitif etkilere sahip. Bebeklerin bilişsel yeteneklerini geliştiriyorlar, onlarda merak uyandırıp keşfetmeye motive ediyorlar. Hem bebeklere hem de daha büyük çocuklara duygusal destek sunuyorlar. Bağlanma ilişkisinin gerektirdiği ihtiyaçları ebeveynleri tarafından karşılanmayan çocukların bu ihtiyaçlarının bir kısmını karşılayabiliyorlar ve bir nevi ebeveynleri tamamlayıcı bir görev üstlenebiliyorlar. Ergenlik dönemindeki çocuklar için yakın ve güvenilir bir arkadaş görevi görüp, onların çeşitli sosyal ihtiyaçlarını karşılayabiliyorlar. Tüm bunları göz önünde bulundurduğumuzda şunu söyleyebiliriz: Evcil hayvan sahibi olmak bir çocuk sahibi olmaya, çocuk sahibi olmaksa yuvaya ihtiyacı olan bir hayvan sahiplenmeye engel değil. İnternette sıkça karşımıza çıkan bu inanılmaz sevimli çiftler beraberken daha mutlu ve sağlıklı bile olabilirler!

Kaynak: www.yakiniliskiler.com
Yazan: Alper Günay
Düzenleyen: Gizem Sürenkök

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER3 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER3 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER3 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND