Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Türk dizilerinin “iş hayatı” anlayışları

Hemen hemen her türk dizisinde devasa bir holdinge rastlama olasılığımız oldukça yüksek. Peki dizilerdeki şirketlerin çalışma ortamı ne kadar gerçekçi? Aşk-ı Memnu’dan ‘Asmalı Konak’a… İşte keyifle okuyacağınız türk dizilerindeki holdinglerin incelemesi…

kişisel gelişim

Hemen hemen her türk dizisinde devasa bir  holdinge rastlama olasılığımız oldukça yüksek. Peki dizilerdeki şirketlerin çalışma ortamı ne kadar gerçekçi? Aşk-ı Memnu’dan ‘Asmalı Konak’a… İşte keyifle okuyacağınız türk dizilerindeki holdinglerin  incelemesi…

Holdinge gidiyorum aşkım! 

Eskiden filmlerde çalışma ortamı olarak fabrikaları görürken iş yaşamıyla ilgili algıların değişmesiyle birlikte şimdi dizilerde holdingleri görüyoruz. Karakterler sabah evden çıkarken “İşe gidiyorum,” değil, “Holdinge gidiyorum,” diyor. Peki, Türk dizilerinde şirket yapıları nasıl? Nasıl bir çalışma ortamı sunuluyor? Kadın erkek rolleri ne? Eşitlikçi mi? Ortaklıklar nasıl kuruluyor? Çalışan profili nasıl? Profesyonel yöneticiler saatlerce telefonda konuşup, olmayacak kılıklarla işe gelip, iş saatinde sürekli özel sorunlarıyla meşgul olabilir mi? 
Holding, hukuki niteliği bulunan bir şirket olmayıp, tröst (tekelleşme) kurma amacıyla gerçekleştirilen şirketler topluluğunu ifade eden bir terim. Holdinge özelliklerini veren, hukuki bakımdan şirketin tabi olduğu kuruluş şekli değil, ekonomik yönden kendisine mevzu olarak aldığı faaliyet sahası ve çalışmalarında gösterdiği değişiklik. Bizim dizilerde holdinglerin ana çalışma alanı ağırlıklı olarak tekstil ve inşaat. 

Bakalım geçmişten bugüne dizi kahramanlarının vaktinin çoğunluğunu geçirdiği holdingler ve koşulları nasıl?

Kartallar Yüksek Uçar (1983) –Karabulut Holding

Kurucusu Sadri Alışık tarafından canlandırılan Banazlı İsmail olan Karabulut Holding.Banazlı İsmail’in bir içki sofrasında anlattığı gibi, Karabulut Holding’in menşei iki hurda kaptıkaçtıdır. “Turgutlu’dan Salihli’ye yolcu taşımaktayız. İzmir valisi Fazlı Bey, çıktım makamına dedim ki, gayret bizden muavenet sizden, İzmir’e kaptıkaçtı işleteceğim.” Senaryosunu Attila İlhan’ın yazdığı efsane dizide, Banazlar ve Turgutlulu Hanımağa grubu arasındaki ekonomik ve kültürel çatışma anlatılır. Banazların nakliyecilikle başlayan çalışma hayatı, ithalata girmesiyle zenginleşir. Diğer yandan, ezeli düşmanı Hanımağa, oğlu Hasan’ın arkadaşı Zülfü Cilo ve patronu Rasim Karanfil aracılığıyla mafya ile işbirliğine başlamış gazino işletmeciliğine soyunmuştur. Bugün birçok dizideki yönetici kadın karakterleri, Selda Alkor’un o zaman canlandırdığı güçlü, entrikacı ve intikam hırsıyla yanıp tutuşan Hanım Ağa karakterinden beslenmektedir.

Kara Melek (1997) – Saylan Holding

Saylan Holding Yönetim Kurulu Başkanı’nın vur ensesine al lokmasını. Saylan Holding Yönetim Kurulu Başkanı; Mustafa Alabora tarafından canlandırılan Milletvekili ve iş adamı Nahit Saylan. Nahit Saylan’ın Neriman, Lamia ve Yasemin (Sanem Çelik) olmak üzere üç karısı vardır. Birden fazla kadını idare eden, mevkisi gereği güçlü bir adam gibi görünmektedir. Bununla birlikte aslında fena halde kekodur. Sürekli birileri tarafından hisselerini almakla tehdit edilir, şirketini kaybetmesi an meselesidir. Yöneticilik vasıfları yoktur ve zaaflarına yenik düşen bir patrondur.

Asmalı Konak (2002) – Karadağ Holding

Seymen Ağa doğuştan CEO olduğu için gelir gelmez hop diye yönetmeye başladığı şirket Karadağ Holding.nKaradağ Holding bir aile şirketi. Kurucusu, baba Mahmut Karadağ olan şirket Amerika’da öğrenim görmüş oğulları Seymen (Özcan Deniz) tarafından yönetiliyor. Yabancı misafirlerin Türk geleneklerine göre iyi ağırlanması şirket için çok önemli. Karadağ Holding, erkekler tarafından yönetiliyor, kadınlar daha çok evin yönetimiyle ilgili. İthalat-ihracat alanında faaliyet gösteriyor. İtibar ve çalışanların sadakati şirket için çok önemli.

Bir İstanbul Masalı (2003) – ARC Holding

ARC Holding yöneticileri çalışmadıkları zamanlarda hobi olarak soyluluk yapıyor. Pek soylu ve köklü Arhan ailesinin sahibi olduğu ARC Holding, Bankalar Caddesi’ndeki Osmanlı Bankası’nın bugün SALT olarak kullanılan binasında bulunuyor. Mehmet Aslantuğ, ARC’nin patronu Selim’i, Emre Karayel, patronun sağ kolu ve arkadaşı Zekeriya’yı, Ozan Güven ise kardeşi Demir’i oynuyor. ARC’yi, Baba Ömer Arhan’ın emekli olmasıyla işleri ve yönetimi devralan Selim ve kardeşi Demir yönetiyor; şirket kozmetik sektöründe faaliyet gösteriyor. Türk dizilerinde yaygınlıkla görülen şirketler arası ortaklık için evlilik bu dizide de görülmekte. Demir’in Goyalıların kızı Birnur’la evlenecek olması ve ailelerin desteği sözkonusu. Hayırsever bir aile olan Arhanların (zengin ama iyi kalpli, fakirlere fırsat tanıyan) bahçelerindeki müştemilatta oturan hizmetlilerinin kızı Esma’ya fabrikada staj yapma imkanı vermesi, akabinde stajyer Esma’nın şahlanıp farkını patrona göstermesi gibi durumlar burada da sözkonusu. ARC Holding biraz bu bakımlardan patronların arka bahçesi gibi, aile üyelerinin arasında çekişmeler, babanın tekrar iş yaşamına geri dönmeye karar vermesi gibi durumlar var. Bir İstanbul Masalı, ekranlarda ilk kez eşcinsel bir karakteri alışılmışın dışında kullanmasıyla, Zekeriya’yı işinde gücünde, disiplinli, planlı, iyi eğitimli ve adil bir karakter olarak sunması ve ARC’nin eşitlikçi yaklaşımıyla benzerlerinden ayrılıyor.

Binbir Gece (2006)- Bin Yapı Holding

Bin Yapı Holding tacizde marka. İnşaat sektöründe faaliyet gösterir. Ortakları Onur Aksal (Halit Ergenç) ve Kerem İnceoğlu’dur (Tardu Flordun). Ortakların ikisi de kararlarını arzularına göre almaktadır. Her ikisi de şirkete yeni gelen genç mimar Şehrazat Evliyaoğlu’na (Bergüzar Korel) aşık olur ve bütün işleri unutup birbirlerini yemeye başlarlar. Patronların, daha deneme süresindeki çalışanlarını taciz edip, para karşılığı seks teklif etmek gibi bir yaklaşımları var. Daha yeni işe başlayan Şehrazat Evliyaoğlu bunun ardından kısa zamanda yükselip proje koordinatörü oluyor. Şirkette, astlarla üstlerin flört etmesi yadırganmıyor. Sarhoşluk ve dengesizlik sorun değil. Bin Yapı Holding, Bennu (Ceyda Düvenci) ve Şehrazat’ın yakın çevrelerini işe yerleştirmek, özel işleriyle ilgilenmek gibi faaliyetlerde de bulunuyor.

Yaprak Dökümü (2006)- Aydınoğlu Holding

Aydınoğlu Holding ne iş yapıyor bilinmiyor ama çok güçlüler. Kocası Cem’in ölümünün ardından Necla acılarını unutmak için Cem’in şirketinin başına geçer. Üniversiteden yeni mezun olmuş kasabalı Necla şirketi nasıl hangi tecrübesiyle yönetmektedir bilinmez, ama topuklu ayakkabılarını giyer ve acayip başarılı olur. Öte yandan kayınpederi Kemal Bey, Necla’yı Aydınoğlu Holding’de Cem’in işlerini devralma fikrinden vazgeçiremeyince soluğu Ali Rıza Bey’in yanında alır. Ali Rıza Bey’e, “Ben Necla’yı vazgeçiremedim. Hisselerini bıraksın, biz ona idare edecek kadar ücret veririz, menkuller ve gayrimenkuller zaten onun,” der. Dizi boyunca habire yıkılıp duran Ali Rıza Bey burada nedense yıkılmaz ve kızını destekler. Aydınoğlu Holding, tecrübesiz ve yırtığa prim veren bakkal gibi yönetilen şirketler arasında önde geliyor.

Aşk-ı Memnu (2008) – Ziyagil Holding

Ziyagil Holding’de toplantılara doymuyorlar. Hilmi Önal, bir numaralı gündem maddesi.Yönetimin vaktinin çoğunluğunu toplantılarda Hilmi Önal’ı konuşarak geçirdiği bir holding. Şirkette kimse doğru dürüst çalışmıyor. Sahibi Adnan Ziyagil zaten kendini ağaç oymaya vermiş durumda. Arada ablası Arsen Hanım geliyor. Sohbet ediyorlar. Bir takım büyük ihaleler peşinde koşuyorlar, ne olduğunu bilmesek de, işte bu ihaleyi alıp büyük bir zafer elde etmeyi filan planlıyorlar, bu nedenle Hilmi’yle çekişiyorlar. Akşam da yalıya geliyorlar işte.

Öyle Bir Geçer Zaman ki (2010) – Karcı Holding
Fotoğraf altı: Karcı Holding’in kurucusu aslında her şeyden elini eteğini çekmiş bir balıkçı. Ferrarisini satmış bilge gibi bir şey yani.
Hikmet Karcı’nın sahibi olduğu denizcilik ve tekstil alanında faaliyet gösteren bir holdingdir. Dizinin ana karakteri Cemile ilerleyen bölümlerde şirketin kurucusu Hikmet Karcı ile evlenerek hissedar olur. Hikmet Karcı’nın ölümünün ardından şirket yönetimini devralan Cemile, çok adil bir kadın olduğu için kocasının eski karısı Selma’nın da şirketten hisse almasını sağlar. Ancak amacı şirketin hisselerini ele geçirmek olan Kenan, Karcı Holding’e gelince sürekli Cemile’yle itişmeye, ikisi birbirine laf sokmaya başlar. İlerleyen bölümlerde Kenan’ın gerçek yüzü ortaya çıkar. Konfeksiyon atölyesi işleten ev kadını Cemile’nin holding yöneticiliğine uzanan bir kariyeri var yani. 

Fatmagül’ün Suçu Ne (2010) – Yaşaran Holding 

3Yönetim Kurulu Başkanı Reşat Yaşaran’dır. Lojistik alanında çalışmaktadır. Selim ve Erdoğan tutuklu olarak tecavüz suçundan yargılanınca şirketin yönetimi sarsıntıya uğrar. Yaşaran Holding kapalı kapılar ardında planların yapıldığı, ziyaretçilerin eline kolunu sallaya sallaya yöneticilerin kapısından içeri daldığı, çalışanların birbirlerine bağırıp durduğu bir yapıya sahip. Şirket avukatı (Murat Daltaban) burada yönetim kurulu üyelerinin pis işlerine bakmak, tecavüz mağdurlarını tehdit etmek gibi görevler üstleniyor.
 
Fatih-Harbiye (2013) – Arcaoğlu Tekstil Grubu
Harbiye’de büyük bir holding binası olan Arcaoğlu Tekstil grubunun “veliahtı” Macit Arcaoğlu’dur. Aileler güçlerini ve sermayelerini çocukları Macit ve Pelin’i evlendirerek birleşme yolunu seçmişlerdir. Dizinin karakterlerinin çoğu Arcaoğlu Tekstil’de çalışır. Örneğin şirketin sekreteri, Neriman’ın aynı evi paylaştığı Şahika, Macit (Kadir Doğulu) – Pelin (Dilara Öztunç) nişanlılar ve aynı işyerinde çalışıyorlar. Macit’in annesi İnci (Itır Esen) şirketin tasarımcısı. Kendisine tahsis edilen odasında müstakbel geliniyle sohbetler ediyor, bir yandan da modeller desenler çiziyor. Macit, hiç tecrübesi olmamasına rağmen uluslararası bağlantılar kurup süper işler bağlıyor, o kadar başarılı oluyor ki babasına bile isyan edebiliyor, şirketin borcunu temizliyor. Pelin de toplantıları basmak ve sekreteri sorguya çekmek dışında ne iş yaptığını bilmesek de ortalarda gece kulübüne gider gibi dolaşıyor. Ayrıca Pelin’in annesi de canı istediği zaman çat kapı şirkete gelip çayını kahvesini içip gidiyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Para insanı nasıl değiştiriyor?

para ve insan, para insanı değiştirir mi, para, Manşet, araştırmalar

Çok para insanı değiştirir mi? Zenginlerin daha cimri ve az güvenilir olduğunu gösteren araştırmalar ne kadar doğru? İşte konuyla ilgili yapılan bir araştırmanın tüm detayları…

Bilimsel olarak araştırıldı: Para insanı bozuyor mu?

Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı, kişisel çıkar düşüncesinin ise arttığı doğru mu?

Üniversitelerin popüler konuları inceleyerek sosyal yaşantımıza ışık tuttuklarını bilirsiniz. Hayatınızda en az bir kere duyduğunuz ya da sorduğunuz bir konu üzerine Univercity of California Berkeley Üniversitesi’nde de bir grup uzun süren bir araştırma yaptı. Üniversite zengin olmanın insan üzerindeki etkilerini araştırdı ve “Para karakteri bozar mı?” sorusu deneklerle test edildi. Peki, burada ‘bozmaktan’ kasıt nedir? Amerika’daki çalışmada, insanların çok para karşısında davranışlarının değişip değişmediği araştırıldı. Paranın kurallara uyma, nazik olma ya da saygılı davranma gibi davranışları etkileyip etkilemediği incelendi. Sonuçlara bakalım…

Çalışmada önce deneklere Monopoly oynatıldı. Emlakçılık konulu ve zarla oynanan bu oyunda, tıpkı gerçek hayattaki gibi çeşitli yerler satın alarak; kiralama, inşa etme gibi ticari faaliyetlerde bulunup ekonomik olarak güçlü olmaya çalışırsınız.

Oyun bittikten 15 dakika sonra…

Oyuncuların bir bölümü yazı tura atarak, yani tesadüfi biçimde seçilerek, diğer oyunculara göre bazı avantajlara sahip oldu. Oyuna yaklaşık iki kat daha fazla parayla başladılar. Zengin seçilen oyuncular iki zar atarken, diğerleri ise tek zarla kaldı. Ve doğal olarak oyunu zengin başlayanlar kazandı. Gelelim oyun süresince gözlemlenen davranışlara… Zengin oyuncular piyonlarını oyun

tahtasına adeta vurarak ilerletti. Masadaki tabaktan daha çok kraker yediler. Abartılı başarı tepkileri gösterdiler. Fakir oyuncuya kaba ve duyarsız davranmaya ve sürekli ne kadar iyi oynadıklarını ifade etmeye başladılar.

İşin daha da ilginci ise, oyunun başında tamamen rastgele olarak zengin seçilenler, bunu bilmelerine ve oyunun hileli olduğunun açık olmasına rağmen, oyun bittikten 15 dakika sonra; nasıl başarılı olduklarını, mülkleri nasıl aldıklarını, kazanma şekillerini uzun uzun anlattılar. Yani onları başarılı hale getiren çift zar atma durumunu tamamen gözardı ettiler.

“Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil

Başka bir deneyde; deneklere 10 dolar verilerek, isterlerse bu parayı yabancılarla paylaşabilecekleri ve bu yabancıların bir daha karşılarına asla çıkmayacağı söylendi. Yıllık kazancı 25 bin dolar olan katılımcılardan paralarını başka bir kişiyle paylaşanların sayısı, yıllık kazancı 150 bin dolar ve üstü olan katılımcıların sayısına göre yüzde 44 oranında daha fazla oldu.

Ama benim favorim, arabalar üzerinde yapılan çalışma… Araştırmacılar sokağa çıktı ve araçlarının değerine göre insanların davranışlarını inceledi.

Amerika’da yaya geçidinde yayaların geçiş üstünlüğü vardır. Yapılan çalışmada bu kural kullanıldı. Bir yaya geçidinde karşıdan karşıya geçer gibi yapan bir yayaya kimlerin yol verip vermediği incelendi. Günlerce yapılan denemelerde ucuz aracı olan sürücülerinin yasayı çiğnemediği; pahalı araç sürülerinin yarısının ise yasayı çiğnediği görüldü.

Daha birçok çalışma ve deney yapan ekibin bulgularına göre, varlıklı bireyler müzakerelerde yalan söylemek, iş yerinde kasadan para çalmak gibi etik olmayan davranışları onaylamaya ve rüşvet almaya daha yatkın. Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı ve kişisel çıkar düşüncesinin arttığı da bir başka sonuç.  Ancak “Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil. Paul Piff’e ait bu çalışmanın detaylarını kişisel web sitesinde detaylı inceleyebilirsiniz.

Kaynak: www.milliyet.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Uykuya dalarken düşme hissi yaşıyor musunuz?

uykuya dalarken düşme hissi, uyku, hipnik seğirme

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Peki, bu his neden oluşur? Bu hissi yaşayanlar ne yapmalı? İşte yanıtı…

Uykuya dalarken düşme hissi neden oluşur?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür, ama neden?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Oldukça yaygın olan bu hisse beyindeki iki bölgenin kontrol çatışması neden oluyor.

Bunu bir rüyanın parçasıymış gibi algılıyorsak boşlukta düşüyormuş hissi oluşur; buna hipnik seğirme denir. Beynimiz uyku için çevreyle bağlantısını keserken ortaya çıkan bir çatışmanın göstergesidir bu.

Uykuda vücudumuz felç olmuş gibidir ve dış dünyadaki olaylara duyarsız hale geliriz. Ama kas kontrolümüz düğmeye basılmışçasına durmaz.

Beynimizde adlı bölge nefes alma gibi temel fonksiyonları kontrol eder ve tetikte olma duygusunu hissettirir bize.

Öte yandan görmeyle ilgili (optik sinir önündeki bölge) ise yorgunluğu düzenler.

Uykuya dalma sırasında retiküler aktivasyon sistemi vücudumuzun kontrolünü elden bırakırken ventrolateral çekirdek denetimi ele alır. Bu yavaşça kısılan bir lamba düğmesi gibidir, ama her zaman pürüzsüz işlemeyebilir.

Uyanıklığı sağlayan enerji kalıntıları ani yükselişe geçtiğinde seğirme hareketleri görülür. Fakat bunun nedeni tam olarak bilinmiyor. Hızlı göz hareketlerinin tersine bu seğirmelerin rüya gören beyinle bir ilgisi yoktur. Bundan ziyade günün son kalıntıları gibidir.

‘Patlayan kafa sendromu’ adı verilen ve insanın kafasının içinde bomba patlıyormuş gibi sesler duymasına neden olan tuhaf rahatsızlıkta da benzer belirtiler görülür. Beynin uyanık ve uykuya geçen kısmı arasında bir kontrol mücadelesi vardır ve bu şimşek çakması gibi ışıklar görmeye ve yüksek sesli patlamalar duymaya neden olur.

Bazı ileri vakalarda bu olgu aşırı uykusuzluğa ve hatta bedenin bilinmez güçler tarafından ele geçirilmesi iddialarına bile neden olmuştur.

Fakat genel olarak burada endişe edilecek bir durum yoktur. Uykuya dalma anında ortaya çıkan ilginç bir çatışma halinden ibarettir.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Kağıt kesiği neden canımızı çok yakar?

Manşet, kağıt kesiği nasıl geçer, kağıt kesiği, evrim ağacı

Ufacık bir kağıt kesiği canımızı beklediğimizden çok daha fazla acıtır. Peki, bunun nedeni nedir? İşte www.evrimagaci.org yazarlarından Çağrı Mert Bakırcı açıklıyor…

Kağıt Kesiği Neden Çok Acıtır?

Standart bir A4 kağıt ortalama 0.05 milimetre kalınlığa sahiptir. Standart bir tıraş bıçağı 0.23 milimetre kalınlığa sahiptir. Bir tıraş bıçağının kestiği yaranın acısı anlaşılır; ancak ondan 5 kata kadar daha ince olan kağıdın, kimi zaman arkasında hiç kanama izi bile bırakmaksızın açtığı yaralar neden bu kadar fazla acır? 

Normalde bir kağıt, insan derisini kesebilmek için fazlasıyla yumuşaktır. Belli bir keskinliğe ulaşmak için, belli bir sertliğin de olması gerekir. Fakat kağıdı bu kadar kesici yapan, aşırı ince olmasıdır. Kesiği açan kenarın yüzey alanı çok küçük olduğu için, çok yüksek basınç uygulayabilir. Bu basınç, deri katmanını yararak “kesik” dediğimiz olaya neden olan kuvvet dağılımıdır. Basınç, uygulanan kuvvetin yüzey alanına bölümüdür. Dolayısıyla çok küçük yüzey alanı (örneğin kağıdın kestiği incecik kenarın yüzey alanı), çok yüksek basınç anlamına gelir.

Kağıt kesikleri genellikle büyük bir kağıt grubu içerisinden, tek bir kağıdın ayrılması sonucu oluşur. Yani tek bir kağıt ile elinizi kesmeniz çoğu zaman zordur. Bunun nedeni, tek bir kağıdın gerekli kuvveti kesiği açma süresi boyunca uygulayamayacak kadar esnek ve yumuşak olmasıdır. Yani kağıdın kenarı elinizi kesmeye çalışsa da, yarığı açamadan hemen bükülecektir. Fakat yeni açılmış bir kağıt destesi (kimi zaman “kağıt topu” olarak bilinir) içerisinden kıvrılarak ayrılan tek bir kağıt, destenin geri kalanından güç alarak bükülmeden durabilir. Bu da, kağıdın parmağınızı kesebilmesini sağlayacak kuvvetin yeterince uzun süre uygulanabilmesine izin verir.

Gelelim acının nedenine… Parmaklarımızın ucunda aşırı fazla sayıda nosireseptör adı verilen acı algılayıcı sinir ucu bulunur. Bir kağıt kesiği, bu sinirlerin çok fazlasını aynı anda uyarabilecek kadar geniştir. İncecik kesik kanamaya neden olmadığı için, bu sinirlerin ucu, havaya temas edecek şekilde açıkta kalır. Yani yarıktan dışarı doğru bakan reseptörler, sürekli dış ortama maruz kalır. Kağıt kesiklerinin o sinir bozucu acısı bu reseptörlerin açık hava nedeniyle sürekli beyne sinyal göndermesinden kaynaklanır.

Kimi zaman derin kağıt kesikleri de görülür. Bunlar, daha uzun bir yüzey boyunca olan, daha derin kesiklerdir. Bunlar kimi zaman dışarıya hafifçe sızan, çoğu zamansa yarığın içerisinde biriken kanamalara neden olur. Kesik sırasında kağıdın yüzeyinde ve fiberleri içerisinde bulunan koruyucu kimyasallar (örneğin beyazlatıcılar), vücuda geçer. Bu kimyasalların yakıcı etkisi, beynimizde acı olarak algılanır. Bu da, kağıt kesiklerinin neden olduğu acının yaygın görülen ikinci bir nedenidir.

Tüm yaralar gibi, kağıt kesikleri de temizlendikten sonra yara bandıyla kapatılabilir. Fakat yine de, yarık boyunca parmak etinin iki tarafının sürekli farklı hızlar ve yönlerde oynayabiliyor olması, rahatsız edici acının uzun sürekli bir şekilde devam etmesine neden olacaktır. Çoğu zaman yara 2-3 gün içerisinde tamamen iyileşir ve acı kaybolur.

Yazar: Çağrı Mert Bakırcı
Kaynak:  www.evrimagaci.org

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND