Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Türk dizilerinin “iş hayatı” anlayışları

Hemen hemen her türk dizisinde devasa bir holdinge rastlama olasılığımız oldukça yüksek. Peki dizilerdeki şirketlerin çalışma ortamı ne kadar gerçekçi? Aşk-ı Memnu’dan ‘Asmalı Konak’a… İşte keyifle okuyacağınız türk dizilerindeki holdinglerin incelemesi…

Hemen hemen her türk dizisinde devasa bir  holdinge rastlama olasılığımız oldukça yüksek. Peki dizilerdeki şirketlerin çalışma ortamı ne kadar gerçekçi? Aşk-ı Memnu’dan ‘Asmalı Konak’a… İşte keyifle okuyacağınız türk dizilerindeki holdinglerin  incelemesi…

Holdinge gidiyorum aşkım! 

Eskiden filmlerde çalışma ortamı olarak fabrikaları görürken iş yaşamıyla ilgili algıların değişmesiyle birlikte şimdi dizilerde holdingleri görüyoruz. Karakterler sabah evden çıkarken “İşe gidiyorum,” değil, “Holdinge gidiyorum,” diyor. Peki, Türk dizilerinde şirket yapıları nasıl? Nasıl bir çalışma ortamı sunuluyor? Kadın erkek rolleri ne? Eşitlikçi mi? Ortaklıklar nasıl kuruluyor? Çalışan profili nasıl? Profesyonel yöneticiler saatlerce telefonda konuşup, olmayacak kılıklarla işe gelip, iş saatinde sürekli özel sorunlarıyla meşgul olabilir mi? 
Holding, hukuki niteliği bulunan bir şirket olmayıp, tröst (tekelleşme) kurma amacıyla gerçekleştirilen şirketler topluluğunu ifade eden bir terim. Holdinge özelliklerini veren, hukuki bakımdan şirketin tabi olduğu kuruluş şekli değil, ekonomik yönden kendisine mevzu olarak aldığı faaliyet sahası ve çalışmalarında gösterdiği değişiklik. Bizim dizilerde holdinglerin ana çalışma alanı ağırlıklı olarak tekstil ve inşaat. 

Bakalım geçmişten bugüne dizi kahramanlarının vaktinin çoğunluğunu geçirdiği holdingler ve koşulları nasıl?

Kartallar Yüksek Uçar (1983) –Karabulut Holding

Kurucusu Sadri Alışık tarafından canlandırılan Banazlı İsmail olan Karabulut Holding.Banazlı İsmail’in bir içki sofrasında anlattığı gibi, Karabulut Holding’in menşei iki hurda kaptıkaçtıdır. “Turgutlu’dan Salihli’ye yolcu taşımaktayız. İzmir valisi Fazlı Bey, çıktım makamına dedim ki, gayret bizden muavenet sizden, İzmir’e kaptıkaçtı işleteceğim.” Senaryosunu Attila İlhan’ın yazdığı efsane dizide, Banazlar ve Turgutlulu Hanımağa grubu arasındaki ekonomik ve kültürel çatışma anlatılır. Banazların nakliyecilikle başlayan çalışma hayatı, ithalata girmesiyle zenginleşir. Diğer yandan, ezeli düşmanı Hanımağa, oğlu Hasan’ın arkadaşı Zülfü Cilo ve patronu Rasim Karanfil aracılığıyla mafya ile işbirliğine başlamış gazino işletmeciliğine soyunmuştur. Bugün birçok dizideki yönetici kadın karakterleri, Selda Alkor’un o zaman canlandırdığı güçlü, entrikacı ve intikam hırsıyla yanıp tutuşan Hanım Ağa karakterinden beslenmektedir.

Kara Melek (1997) – Saylan Holding

Saylan Holding Yönetim Kurulu Başkanı’nın vur ensesine al lokmasını. Saylan Holding Yönetim Kurulu Başkanı; Mustafa Alabora tarafından canlandırılan Milletvekili ve iş adamı Nahit Saylan. Nahit Saylan’ın Neriman, Lamia ve Yasemin (Sanem Çelik) olmak üzere üç karısı vardır. Birden fazla kadını idare eden, mevkisi gereği güçlü bir adam gibi görünmektedir. Bununla birlikte aslında fena halde kekodur. Sürekli birileri tarafından hisselerini almakla tehdit edilir, şirketini kaybetmesi an meselesidir. Yöneticilik vasıfları yoktur ve zaaflarına yenik düşen bir patrondur.

Asmalı Konak (2002) – Karadağ Holding

Seymen Ağa doğuştan CEO olduğu için gelir gelmez hop diye yönetmeye başladığı şirket Karadağ Holding.nKaradağ Holding bir aile şirketi. Kurucusu, baba Mahmut Karadağ olan şirket Amerika’da öğrenim görmüş oğulları Seymen (Özcan Deniz) tarafından yönetiliyor. Yabancı misafirlerin Türk geleneklerine göre iyi ağırlanması şirket için çok önemli. Karadağ Holding, erkekler tarafından yönetiliyor, kadınlar daha çok evin yönetimiyle ilgili. İthalat-ihracat alanında faaliyet gösteriyor. İtibar ve çalışanların sadakati şirket için çok önemli.

Bir İstanbul Masalı (2003) – ARC Holding

ARC Holding yöneticileri çalışmadıkları zamanlarda hobi olarak soyluluk yapıyor. Pek soylu ve köklü Arhan ailesinin sahibi olduğu ARC Holding, Bankalar Caddesi’ndeki Osmanlı Bankası’nın bugün SALT olarak kullanılan binasında bulunuyor. Mehmet Aslantuğ, ARC’nin patronu Selim’i, Emre Karayel, patronun sağ kolu ve arkadaşı Zekeriya’yı, Ozan Güven ise kardeşi Demir’i oynuyor. ARC’yi, Baba Ömer Arhan’ın emekli olmasıyla işleri ve yönetimi devralan Selim ve kardeşi Demir yönetiyor; şirket kozmetik sektöründe faaliyet gösteriyor. Türk dizilerinde yaygınlıkla görülen şirketler arası ortaklık için evlilik bu dizide de görülmekte. Demir’in Goyalıların kızı Birnur’la evlenecek olması ve ailelerin desteği sözkonusu. Hayırsever bir aile olan Arhanların (zengin ama iyi kalpli, fakirlere fırsat tanıyan) bahçelerindeki müştemilatta oturan hizmetlilerinin kızı Esma’ya fabrikada staj yapma imkanı vermesi, akabinde stajyer Esma’nın şahlanıp farkını patrona göstermesi gibi durumlar burada da sözkonusu. ARC Holding biraz bu bakımlardan patronların arka bahçesi gibi, aile üyelerinin arasında çekişmeler, babanın tekrar iş yaşamına geri dönmeye karar vermesi gibi durumlar var. Bir İstanbul Masalı, ekranlarda ilk kez eşcinsel bir karakteri alışılmışın dışında kullanmasıyla, Zekeriya’yı işinde gücünde, disiplinli, planlı, iyi eğitimli ve adil bir karakter olarak sunması ve ARC’nin eşitlikçi yaklaşımıyla benzerlerinden ayrılıyor.

Binbir Gece (2006)- Bin Yapı Holding

Bin Yapı Holding tacizde marka. İnşaat sektöründe faaliyet gösterir. Ortakları Onur Aksal (Halit Ergenç) ve Kerem İnceoğlu’dur (Tardu Flordun). Ortakların ikisi de kararlarını arzularına göre almaktadır. Her ikisi de şirkete yeni gelen genç mimar Şehrazat Evliyaoğlu’na (Bergüzar Korel) aşık olur ve bütün işleri unutup birbirlerini yemeye başlarlar. Patronların, daha deneme süresindeki çalışanlarını taciz edip, para karşılığı seks teklif etmek gibi bir yaklaşımları var. Daha yeni işe başlayan Şehrazat Evliyaoğlu bunun ardından kısa zamanda yükselip proje koordinatörü oluyor. Şirkette, astlarla üstlerin flört etmesi yadırganmıyor. Sarhoşluk ve dengesizlik sorun değil. Bin Yapı Holding, Bennu (Ceyda Düvenci) ve Şehrazat’ın yakın çevrelerini işe yerleştirmek, özel işleriyle ilgilenmek gibi faaliyetlerde de bulunuyor.

Yaprak Dökümü (2006)- Aydınoğlu Holding

Aydınoğlu Holding ne iş yapıyor bilinmiyor ama çok güçlüler. Kocası Cem’in ölümünün ardından Necla acılarını unutmak için Cem’in şirketinin başına geçer. Üniversiteden yeni mezun olmuş kasabalı Necla şirketi nasıl hangi tecrübesiyle yönetmektedir bilinmez, ama topuklu ayakkabılarını giyer ve acayip başarılı olur. Öte yandan kayınpederi Kemal Bey, Necla’yı Aydınoğlu Holding’de Cem’in işlerini devralma fikrinden vazgeçiremeyince soluğu Ali Rıza Bey’in yanında alır. Ali Rıza Bey’e, “Ben Necla’yı vazgeçiremedim. Hisselerini bıraksın, biz ona idare edecek kadar ücret veririz, menkuller ve gayrimenkuller zaten onun,” der. Dizi boyunca habire yıkılıp duran Ali Rıza Bey burada nedense yıkılmaz ve kızını destekler. Aydınoğlu Holding, tecrübesiz ve yırtığa prim veren bakkal gibi yönetilen şirketler arasında önde geliyor.

Aşk-ı Memnu (2008) – Ziyagil Holding

Ziyagil Holding’de toplantılara doymuyorlar. Hilmi Önal, bir numaralı gündem maddesi.Yönetimin vaktinin çoğunluğunu toplantılarda Hilmi Önal’ı konuşarak geçirdiği bir holding. Şirkette kimse doğru dürüst çalışmıyor. Sahibi Adnan Ziyagil zaten kendini ağaç oymaya vermiş durumda. Arada ablası Arsen Hanım geliyor. Sohbet ediyorlar. Bir takım büyük ihaleler peşinde koşuyorlar, ne olduğunu bilmesek de, işte bu ihaleyi alıp büyük bir zafer elde etmeyi filan planlıyorlar, bu nedenle Hilmi’yle çekişiyorlar. Akşam da yalıya geliyorlar işte.

Öyle Bir Geçer Zaman ki (2010) – Karcı Holding
Fotoğraf altı: Karcı Holding’in kurucusu aslında her şeyden elini eteğini çekmiş bir balıkçı. Ferrarisini satmış bilge gibi bir şey yani.
Hikmet Karcı’nın sahibi olduğu denizcilik ve tekstil alanında faaliyet gösteren bir holdingdir. Dizinin ana karakteri Cemile ilerleyen bölümlerde şirketin kurucusu Hikmet Karcı ile evlenerek hissedar olur. Hikmet Karcı’nın ölümünün ardından şirket yönetimini devralan Cemile, çok adil bir kadın olduğu için kocasının eski karısı Selma’nın da şirketten hisse almasını sağlar. Ancak amacı şirketin hisselerini ele geçirmek olan Kenan, Karcı Holding’e gelince sürekli Cemile’yle itişmeye, ikisi birbirine laf sokmaya başlar. İlerleyen bölümlerde Kenan’ın gerçek yüzü ortaya çıkar. Konfeksiyon atölyesi işleten ev kadını Cemile’nin holding yöneticiliğine uzanan bir kariyeri var yani. 

Fatmagül’ün Suçu Ne (2010) – Yaşaran Holding 

3Yönetim Kurulu Başkanı Reşat Yaşaran’dır. Lojistik alanında çalışmaktadır. Selim ve Erdoğan tutuklu olarak tecavüz suçundan yargılanınca şirketin yönetimi sarsıntıya uğrar. Yaşaran Holding kapalı kapılar ardında planların yapıldığı, ziyaretçilerin eline kolunu sallaya sallaya yöneticilerin kapısından içeri daldığı, çalışanların birbirlerine bağırıp durduğu bir yapıya sahip. Şirket avukatı (Murat Daltaban) burada yönetim kurulu üyelerinin pis işlerine bakmak, tecavüz mağdurlarını tehdit etmek gibi görevler üstleniyor.
 
Fatih-Harbiye (2013) – Arcaoğlu Tekstil Grubu

Harbiye’de büyük bir holding binası olan Arcaoğlu Tekstil grubunun “veliahtı” Macit Arcaoğlu’dur. Aileler güçlerini ve sermayelerini çocukları Macit ve Pelin’i evlendirerek birleşme yolunu seçmişlerdir. Dizinin karakterlerinin çoğu Arcaoğlu Tekstil’de çalışır. Örneğin şirketin sekreteri, Neriman’ın aynı evi paylaştığı Şahika, Macit (Kadir Doğulu) – Pelin (Dilara Öztunç) nişanlılar ve aynı işyerinde çalışıyorlar. Macit’in annesi İnci (Itır Esen) şirketin tasarımcısı. Kendisine tahsis edilen odasında müstakbel geliniyle sohbetler ediyor, bir yandan da modeller desenler çiziyor. Macit, hiç tecrübesi olmamasına rağmen uluslararası bağlantılar kurup süper işler bağlıyor, o kadar başarılı oluyor ki babasına bile isyan edebiliyor, şirketin borcunu temizliyor. Pelin de toplantıları basmak ve sekreteri sorguya çekmek dışında ne iş yaptığını bilmesek de ortalarda gece kulübüne gider gibi dolaşıyor. Ayrıca Pelin’in annesi de canı istediği zaman çat kapı şirkete gelip çayını kahvesini içip gidiyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND