Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Türk dizilerinin “iş hayatı” anlayışları

Hemen hemen her türk dizisinde devasa bir holdinge rastlama olasılığımız oldukça yüksek. Peki dizilerdeki şirketlerin çalışma ortamı ne kadar gerçekçi? Aşk-ı Memnu’dan ‘Asmalı Konak’a… İşte keyifle okuyacağınız türk dizilerindeki holdinglerin incelemesi…

kişisel gelişim

Hemen hemen her türk dizisinde devasa bir  holdinge rastlama olasılığımız oldukça yüksek. Peki dizilerdeki şirketlerin çalışma ortamı ne kadar gerçekçi? Aşk-ı Memnu’dan ‘Asmalı Konak’a… İşte keyifle okuyacağınız türk dizilerindeki holdinglerin  incelemesi…

Holdinge gidiyorum aşkım! 

Eskiden filmlerde çalışma ortamı olarak fabrikaları görürken iş yaşamıyla ilgili algıların değişmesiyle birlikte şimdi dizilerde holdingleri görüyoruz. Karakterler sabah evden çıkarken “İşe gidiyorum,” değil, “Holdinge gidiyorum,” diyor. Peki, Türk dizilerinde şirket yapıları nasıl? Nasıl bir çalışma ortamı sunuluyor? Kadın erkek rolleri ne? Eşitlikçi mi? Ortaklıklar nasıl kuruluyor? Çalışan profili nasıl? Profesyonel yöneticiler saatlerce telefonda konuşup, olmayacak kılıklarla işe gelip, iş saatinde sürekli özel sorunlarıyla meşgul olabilir mi? 
Holding, hukuki niteliği bulunan bir şirket olmayıp, tröst (tekelleşme) kurma amacıyla gerçekleştirilen şirketler topluluğunu ifade eden bir terim. Holdinge özelliklerini veren, hukuki bakımdan şirketin tabi olduğu kuruluş şekli değil, ekonomik yönden kendisine mevzu olarak aldığı faaliyet sahası ve çalışmalarında gösterdiği değişiklik. Bizim dizilerde holdinglerin ana çalışma alanı ağırlıklı olarak tekstil ve inşaat. 

Bakalım geçmişten bugüne dizi kahramanlarının vaktinin çoğunluğunu geçirdiği holdingler ve koşulları nasıl?

Kartallar Yüksek Uçar (1983) –Karabulut Holding

Kurucusu Sadri Alışık tarafından canlandırılan Banazlı İsmail olan Karabulut Holding.Banazlı İsmail’in bir içki sofrasında anlattığı gibi, Karabulut Holding’in menşei iki hurda kaptıkaçtıdır. “Turgutlu’dan Salihli’ye yolcu taşımaktayız. İzmir valisi Fazlı Bey, çıktım makamına dedim ki, gayret bizden muavenet sizden, İzmir’e kaptıkaçtı işleteceğim.” Senaryosunu Attila İlhan’ın yazdığı efsane dizide, Banazlar ve Turgutlulu Hanımağa grubu arasındaki ekonomik ve kültürel çatışma anlatılır. Banazların nakliyecilikle başlayan çalışma hayatı, ithalata girmesiyle zenginleşir. Diğer yandan, ezeli düşmanı Hanımağa, oğlu Hasan’ın arkadaşı Zülfü Cilo ve patronu Rasim Karanfil aracılığıyla mafya ile işbirliğine başlamış gazino işletmeciliğine soyunmuştur. Bugün birçok dizideki yönetici kadın karakterleri, Selda Alkor’un o zaman canlandırdığı güçlü, entrikacı ve intikam hırsıyla yanıp tutuşan Hanım Ağa karakterinden beslenmektedir.

Kara Melek (1997) – Saylan Holding

Saylan Holding Yönetim Kurulu Başkanı’nın vur ensesine al lokmasını. Saylan Holding Yönetim Kurulu Başkanı; Mustafa Alabora tarafından canlandırılan Milletvekili ve iş adamı Nahit Saylan. Nahit Saylan’ın Neriman, Lamia ve Yasemin (Sanem Çelik) olmak üzere üç karısı vardır. Birden fazla kadını idare eden, mevkisi gereği güçlü bir adam gibi görünmektedir. Bununla birlikte aslında fena halde kekodur. Sürekli birileri tarafından hisselerini almakla tehdit edilir, şirketini kaybetmesi an meselesidir. Yöneticilik vasıfları yoktur ve zaaflarına yenik düşen bir patrondur.

Asmalı Konak (2002) – Karadağ Holding

Seymen Ağa doğuştan CEO olduğu için gelir gelmez hop diye yönetmeye başladığı şirket Karadağ Holding.nKaradağ Holding bir aile şirketi. Kurucusu, baba Mahmut Karadağ olan şirket Amerika’da öğrenim görmüş oğulları Seymen (Özcan Deniz) tarafından yönetiliyor. Yabancı misafirlerin Türk geleneklerine göre iyi ağırlanması şirket için çok önemli. Karadağ Holding, erkekler tarafından yönetiliyor, kadınlar daha çok evin yönetimiyle ilgili. İthalat-ihracat alanında faaliyet gösteriyor. İtibar ve çalışanların sadakati şirket için çok önemli.

Bir İstanbul Masalı (2003) – ARC Holding

ARC Holding yöneticileri çalışmadıkları zamanlarda hobi olarak soyluluk yapıyor. Pek soylu ve köklü Arhan ailesinin sahibi olduğu ARC Holding, Bankalar Caddesi’ndeki Osmanlı Bankası’nın bugün SALT olarak kullanılan binasında bulunuyor. Mehmet Aslantuğ, ARC’nin patronu Selim’i, Emre Karayel, patronun sağ kolu ve arkadaşı Zekeriya’yı, Ozan Güven ise kardeşi Demir’i oynuyor. ARC’yi, Baba Ömer Arhan’ın emekli olmasıyla işleri ve yönetimi devralan Selim ve kardeşi Demir yönetiyor; şirket kozmetik sektöründe faaliyet gösteriyor. Türk dizilerinde yaygınlıkla görülen şirketler arası ortaklık için evlilik bu dizide de görülmekte. Demir’in Goyalıların kızı Birnur’la evlenecek olması ve ailelerin desteği sözkonusu. Hayırsever bir aile olan Arhanların (zengin ama iyi kalpli, fakirlere fırsat tanıyan) bahçelerindeki müştemilatta oturan hizmetlilerinin kızı Esma’ya fabrikada staj yapma imkanı vermesi, akabinde stajyer Esma’nın şahlanıp farkını patrona göstermesi gibi durumlar burada da sözkonusu. ARC Holding biraz bu bakımlardan patronların arka bahçesi gibi, aile üyelerinin arasında çekişmeler, babanın tekrar iş yaşamına geri dönmeye karar vermesi gibi durumlar var. Bir İstanbul Masalı, ekranlarda ilk kez eşcinsel bir karakteri alışılmışın dışında kullanmasıyla, Zekeriya’yı işinde gücünde, disiplinli, planlı, iyi eğitimli ve adil bir karakter olarak sunması ve ARC’nin eşitlikçi yaklaşımıyla benzerlerinden ayrılıyor.

Binbir Gece (2006)- Bin Yapı Holding

Bin Yapı Holding tacizde marka. İnşaat sektöründe faaliyet gösterir. Ortakları Onur Aksal (Halit Ergenç) ve Kerem İnceoğlu’dur (Tardu Flordun). Ortakların ikisi de kararlarını arzularına göre almaktadır. Her ikisi de şirkete yeni gelen genç mimar Şehrazat Evliyaoğlu’na (Bergüzar Korel) aşık olur ve bütün işleri unutup birbirlerini yemeye başlarlar. Patronların, daha deneme süresindeki çalışanlarını taciz edip, para karşılığı seks teklif etmek gibi bir yaklaşımları var. Daha yeni işe başlayan Şehrazat Evliyaoğlu bunun ardından kısa zamanda yükselip proje koordinatörü oluyor. Şirkette, astlarla üstlerin flört etmesi yadırganmıyor. Sarhoşluk ve dengesizlik sorun değil. Bin Yapı Holding, Bennu (Ceyda Düvenci) ve Şehrazat’ın yakın çevrelerini işe yerleştirmek, özel işleriyle ilgilenmek gibi faaliyetlerde de bulunuyor.

Yaprak Dökümü (2006)- Aydınoğlu Holding

Aydınoğlu Holding ne iş yapıyor bilinmiyor ama çok güçlüler. Kocası Cem’in ölümünün ardından Necla acılarını unutmak için Cem’in şirketinin başına geçer. Üniversiteden yeni mezun olmuş kasabalı Necla şirketi nasıl hangi tecrübesiyle yönetmektedir bilinmez, ama topuklu ayakkabılarını giyer ve acayip başarılı olur. Öte yandan kayınpederi Kemal Bey, Necla’yı Aydınoğlu Holding’de Cem’in işlerini devralma fikrinden vazgeçiremeyince soluğu Ali Rıza Bey’in yanında alır. Ali Rıza Bey’e, “Ben Necla’yı vazgeçiremedim. Hisselerini bıraksın, biz ona idare edecek kadar ücret veririz, menkuller ve gayrimenkuller zaten onun,” der. Dizi boyunca habire yıkılıp duran Ali Rıza Bey burada nedense yıkılmaz ve kızını destekler. Aydınoğlu Holding, tecrübesiz ve yırtığa prim veren bakkal gibi yönetilen şirketler arasında önde geliyor.

Aşk-ı Memnu (2008) – Ziyagil Holding

Ziyagil Holding’de toplantılara doymuyorlar. Hilmi Önal, bir numaralı gündem maddesi.Yönetimin vaktinin çoğunluğunu toplantılarda Hilmi Önal’ı konuşarak geçirdiği bir holding. Şirkette kimse doğru dürüst çalışmıyor. Sahibi Adnan Ziyagil zaten kendini ağaç oymaya vermiş durumda. Arada ablası Arsen Hanım geliyor. Sohbet ediyorlar. Bir takım büyük ihaleler peşinde koşuyorlar, ne olduğunu bilmesek de, işte bu ihaleyi alıp büyük bir zafer elde etmeyi filan planlıyorlar, bu nedenle Hilmi’yle çekişiyorlar. Akşam da yalıya geliyorlar işte.

Öyle Bir Geçer Zaman ki (2010) – Karcı Holding
Fotoğraf altı: Karcı Holding’in kurucusu aslında her şeyden elini eteğini çekmiş bir balıkçı. Ferrarisini satmış bilge gibi bir şey yani.
Hikmet Karcı’nın sahibi olduğu denizcilik ve tekstil alanında faaliyet gösteren bir holdingdir. Dizinin ana karakteri Cemile ilerleyen bölümlerde şirketin kurucusu Hikmet Karcı ile evlenerek hissedar olur. Hikmet Karcı’nın ölümünün ardından şirket yönetimini devralan Cemile, çok adil bir kadın olduğu için kocasının eski karısı Selma’nın da şirketten hisse almasını sağlar. Ancak amacı şirketin hisselerini ele geçirmek olan Kenan, Karcı Holding’e gelince sürekli Cemile’yle itişmeye, ikisi birbirine laf sokmaya başlar. İlerleyen bölümlerde Kenan’ın gerçek yüzü ortaya çıkar. Konfeksiyon atölyesi işleten ev kadını Cemile’nin holding yöneticiliğine uzanan bir kariyeri var yani. 

Fatmagül’ün Suçu Ne (2010) – Yaşaran Holding 

3Yönetim Kurulu Başkanı Reşat Yaşaran’dır. Lojistik alanında çalışmaktadır. Selim ve Erdoğan tutuklu olarak tecavüz suçundan yargılanınca şirketin yönetimi sarsıntıya uğrar. Yaşaran Holding kapalı kapılar ardında planların yapıldığı, ziyaretçilerin eline kolunu sallaya sallaya yöneticilerin kapısından içeri daldığı, çalışanların birbirlerine bağırıp durduğu bir yapıya sahip. Şirket avukatı (Murat Daltaban) burada yönetim kurulu üyelerinin pis işlerine bakmak, tecavüz mağdurlarını tehdit etmek gibi görevler üstleniyor.
 
Fatih-Harbiye (2013) – Arcaoğlu Tekstil Grubu
Harbiye’de büyük bir holding binası olan Arcaoğlu Tekstil grubunun “veliahtı” Macit Arcaoğlu’dur. Aileler güçlerini ve sermayelerini çocukları Macit ve Pelin’i evlendirerek birleşme yolunu seçmişlerdir. Dizinin karakterlerinin çoğu Arcaoğlu Tekstil’de çalışır. Örneğin şirketin sekreteri, Neriman’ın aynı evi paylaştığı Şahika, Macit (Kadir Doğulu) – Pelin (Dilara Öztunç) nişanlılar ve aynı işyerinde çalışıyorlar. Macit’in annesi İnci (Itır Esen) şirketin tasarımcısı. Kendisine tahsis edilen odasında müstakbel geliniyle sohbetler ediyor, bir yandan da modeller desenler çiziyor. Macit, hiç tecrübesi olmamasına rağmen uluslararası bağlantılar kurup süper işler bağlıyor, o kadar başarılı oluyor ki babasına bile isyan edebiliyor, şirketin borcunu temizliyor. Pelin de toplantıları basmak ve sekreteri sorguya çekmek dışında ne iş yaptığını bilmesek de ortalarda gece kulübüne gider gibi dolaşıyor. Ayrıca Pelin’in annesi de canı istediği zaman çat kapı şirkete gelip çayını kahvesini içip gidiyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND