Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

‘Tükenmişlik sendromu’ belirtileri ve çözüm yolları

Tükenmişlik sendromu vücutta aşırı yorgunluk hissi ve mutsuzluk gibi belirtilerle kendini gösteren bir nevi bitkinlik, bıkkınlık halidir. Bu durum kişinin iş ve aile hayatında bir takım sorunları da beraberinde getirebilir. İşte tükenmişlik sendromunun diğer belirtileri ve çözüm önerileri…

tükenmişlik sendromu nasıl aşılır, tükenmişlik sendromu nasıl anlaşılır, sendromlar
Tükenmişlik sendromu vücutta aşırı yorgunluk hissi ve mutsuzluk gibi belirtilerle kendini gösteren bir nevi bitkinlik, bıkkınlık halidir.  Bu durum kişinin iş ve aile hayatında bir takım sorunları da beraberinde getirebilir. İşte tükenmişlik sendromunun diğer belirtileri ve çözüm önerileri…
Tükenmişlik sendromu yaşadığınızın 10 göstergesi ve çözüm önerileri

Tükenmişlik sendromu nedir?

Günümüzün stresli ve yoğun iş ortamlarında çalışan bireylerin bir çoğu, erken yaşlarda tükenmişlik sendromu  problemiyle baş etmeye çalışmak durumunda kalıyor. American Psychological Assosiation (APA) ya da Türkçe adıyla Amerikan Psikoloji Derneği’ne göre tükenmişlik sendromu “Geniş bir zaman diliminde kişinin bitkin düşmesi, etrafındaki olaylara ve gelişmelere olan ilgisinin azalması ve bunlara bağlı olarak performans düşüklüğü yaşaması.” olarak tanımlanıyor.

APA Psychologically Healthy Workplace Programı Başkanı Dr. Ballard bizim için tükenmişlik sendromu  yaşıyor olabileceğimizi gösteren 10 semptomu şu şekilde belirtiyor;

1. Kendinizi aşırı derecede yorgun hissediyorsanız

Tükenmişlik sendromunun en açık işaretlerinden biri, bireyin kendisini devamlı yorgun hissetmesidir. Yorgunluk duygusal, zihinsel ya da fiziksel olabilir. Bahsedilen anlamıyla, aslında sürekli olarak duyumsanan enerji eksikliği ve tükenmiş hissi olarak da tanımlama yapmak mümkün.

2. Motivasyon eksikliğiniz varsa

Artık hiçbir şey için heyecanlı ve hevesli hissetmiyorsanız veya mesleğiniz için hiçbir içsel motivasyonunuz kalmamışsa, büyük ihtimalle tükenmişlik sendromu yaşıyorsunuz.

3. Hüsran, kötümserlik, alaycılık gibi negatif duygular geliştiriyorsanız

Yaptığınız işin kimse için bir anlam ifade etmediğini düşünüyor olabilirsiniz. Ya da işle ilgili her konuda genel bir hayal kırıklığı ve hüsran yaşadığınızı hissediyor olabilirsiniz. Genel olarak daha kötümser olduğunuzu fark etmiş de olabilirsiniz. Her ne kadar bütün insanlar zaman zaman negatif duygular hissediyor olsa da, bunlar sizi alışkın olduğunuz karakterinizden çok başka bir çizgiye taşımaya başladığında işin rengi değişir.

4. Zihinsel süreçlerinizde problemler yaşıyorsanız

Tükenmişlik sendromu  ve kronik stres, konsantrasyon ve algıda seçicilik gibi zihinsel becerilerinizi baltalar. Strese girdiğimizde dikkatimiz odağımızı tehdit olarak algıladığımız negatif unsurlara kilitler ve böylece söz konusu problemle etkili bir şekilde mücadele edebilmemizi sağlar. Ama bu, kısa vade için tasarlanmış bir mekanizmadır ve uzun vadeye yayılırsa istenmeyen sonuçlar ortaya çıkar. Dr. Ballard’a göre “Vücudumuz ve beynimiz bir tehdit algıladığında kısa süreli mücadeleler vermeye ve sorun çözüldüğünde normal fonksiyonuna dönmeye programlanmıştır. Stres uzun vadeye yayıldığında bu sınırlandırılmış odak kronikleşir ve sonuç olarak etrafımızdaki diğer unsurlara dikkatimizi vermemiz zorlaşır.” Unutkanlık yaşamanızın sebebi de bu olabilir.

 5. Kendinizi mesleki performansınız konusunda yetersiz hissediyorsanız

Eğer yaşadığınız şeyin tükenmişlik sendromu olup olmadığı konusunda emin olamıyorsanız, şimdiki performansınızla geçmiş yıllardaki performansınızı kıyaslayın. Tükenmişlik sendromu  uzun bir süreçte gerçekleştiği için performans tablolarınıza uzun vadeli bakmanız gerekebilir. Bu yöntemle geçici bir durgunluk mu yoksa kronik bir yıpranmışlık mı yaşadığınızı anlayabilirsiniz.

6. Sosyal ilişkilerinizde problemler yaşıyorsanız

Çevrenizdeki insanlarla daha fazla çatışma yaşıyorsanız ya da iş arkadaşlarınızla ve ailenizle olan iletişiminizi minimuma indirdiyseniz, bu durumun sebebi tükenmişlik sendromu olabilir. Bazen ailenizle bir aradayken, yani fiziksel olarak oradayken bile aslında orada olmadığınızı, konuşulanları dinleyemediğinizi fark edebilirsiniz.

7. Kötü alışkanlıklar edindiyseniz

Tükenmişlik sendromu  yaşayan insanların çoğu bununla baş etmek için sağlıksız yollara başvurur: Alkolü arttırmak, sigara içmek, hareketsizlik, çok fazla abur cubur yemek, yeterli beslenmemek ya da yeteri kadar uyumamak. Uyuyabilmek için uyku ilaçlarına başvurmak ya da uyanık kalabilmek için çok fazla kahve içmek de listeye eklenebilir.

8. İş yerinde değilken bile işle ilgili düşünceler zihninizi sürekli meşgul ediyorsa

Burada fazla açıklamaya gerek yok. Dr. Ballard, herhangi bir anda -çalışmıyor olsanız bile- zihinsel enerjinizin işinizle ilgili konulara takılıp kalmasından söz ediyor.

9. İş ve hayat tatmininiz genel itibariyle düşmüşse

İş ve hayat tatminde düşüş, genel olarak yaşamınızdan duyduğunuz mutluluğun ve memnuniyetin azalmasını ifade eder. Dr. Ballard evdeki ve bağlı bulunduğunuz sosyal çevrenizdeki olaylarla ilgili memnuniyetsiz ve hatta kapana kısılmış gibi hissedebileceğinizi söylüyor.

10. Belirgin sağlık problemleri yaşıyorsanız

Uzun bir süre boyunca yaşanan kronik stresin ciddi sağlık problemleri yaratması hiç de şaşırtıcı değil. Sindirim problemleri, kalp hastalıkları, depresyon ve obezite bu hastalıkların en yaygınları.

Tükenmişlik sendromuyla nasıl başa çıkılır?

Eğer yukarıdaki semptomları kendinizde görüyorsanız Dr. Ballard’ın aşağıda derlediğimiz önerilerini değerlendirebilirsiniz.

Kendinize rahatlamak için zaman tanıyın

Meditasyon, müzik dinlemek, kitap okumak, yürüyüşe çıkmak ya da dostlarınızla görüşmek… Sizi gerçekten rahatlatıp iyi hissettiren şeyleri bulun ve bunun için kendinize zaman ayırın.

Aktif bir yaşamı benimseyin

İş dışında tutkuyla yapabileceğiniz, sizi dürtüleyecek ve harekete geçirecek bir şeyler bulun. Hobi, spor, fitness hedefi ya da gönüllü aktiviteler… Burada da amaç rahatlamada olduğu gibi zihninizi işle ilgili düşüncelerden uzaklaştırmak. 

Teknolojik cihazlardan uzaklaşın

İletişim teknolojileri verimliliği teşvik eder; ama öte yandan her biri aile hayatını, tatillerinizi ve sosyal hayatınız tehdit eden birer stres unsurudur. Kendinize teknolojik cihaz kullanımıyla ilgili sınırlar koyun ve akşam yemeklerinizde, tatillerde ya da kendinize ayırdığınız diğer zamanlarda cep telefonunuzu kapatın. E-maillerinizi kontrol etmek için zaman dilimleri belirleyin.

Uykunuzu iyi alın

Araştırmalar 6 saatten az uyumanın sağlığımız için ciddi riskler oluşturduğunu doğruluyor. Halsizlik, motivasyon düşüklüğü, hassasiyet artışı ve zihinsel fonksiyonlarda zayıflama en çok gözlenen belirtiler arasında. Kaliteli bir uyku hafızanızı geliştirir ve kronik stres ile mücadelenizi kolaylaştırır.

Tükenmişlik sendromu  yaşayan insanlar sıklıkla bir şeyleri unutmaktan, ciddi hatalar yapmaktan korkup endişelenirler. Bunun sonucu olarak da uykusuzluk çekebilirler. Organize olun, zihninizi olabildiğince ferah tutun ve soğukkanlı olmaya çalışarak önceliklerinizi belirleyin. 

Sağlığınıza dikkat edin

Çok fazla stres altında olma baş ağrısı, gergin omuzlar, tutulmuş bir boyun veya sindirim sistemi rahatsızlıklarına sebep olabilir. Zihin sağlığı açısından ise yıpranmışlık depresyonu tetikleyen bir unsur. Eğer yaşadığınız durumun ciddi olduğunu ve kötüye gittiğini düşünüyorsanız, profesyonel yardım almanızda fayda olabilir. Bir psikologla bu durum hakkında konuşmak, aile bireylerinden veya arkadaşlardan alınan tavsiyelerden daha verimli olacaktır.

Sorumluluklarınızın bilincinde olun

Dr. Ballard’a göre yıpranmışlık bazen içsel bazense harici faktörlerle tetiklenir. Canınızı sıkıp sizi yoran unsurları net olarak belirleyebilirseniz içsel kaynaklarınızı koruyabilir, motivasyonunuzu yüksek tutabilir ve iş yerinde performansınızı arttırabilirsiniz.

Kaynak: www.uplifers.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Ülke olarak yine çok mutsuzuz!

olumlu deneyim, Manşet, küresel memnuniyet araştırması, gallup, araştırmalar

2019 yılı Küresel Memnuniyet Araştırması yayımlandı. Olumlu deneyim endeksi sıralamasında Türkiye geçen seneki gibi yine sondan dördüncü oldu. İşte raporun tüm detayları…

Gallup’un Olumlu Deneyim Endeksi’nde Türkiye sondan 4’üncü oldu

ABD merkezli Gallup araştırma şirketinin yaptığı, 2019 yılı Küresel Memnuniyet Araştırması’nda, Afganistan, vatandaşları “en az olumlu deneyim yaşayan” ülke oldu. Türkiye ise “Olumlu Deneyim Endeksi” listesinde 50 puanla sondan dördüncü sırada yer aldı.

Raporda, Türkiye’ye ilişkin paragrafta, ülkenin 18 yıldır büyümekte olan ekonomisinin “durgunluğa” girmiş olmasına da atıf yapıldı.

Yapılan araştırmada puanlama, iki farklı kategorideki sorular üzerinden yapıldı.

Buna göre, kişilere bir gün öncesine ilişkin “Olumlu Deneyimler” başlığında şu sorular soruldu:

  • Bir gün önce gülümsediniz ya da kahkaha attınız mı?
  • İyi dinlenebildiniz mi?
  • Tüm gün boyunca size saygı çerçevesinde mi davranıldı?
  • Yeni bir şey öğrendiniz mi?

“Olumsuz Deneyimler” başlığında ise bir önceki gün, “üzüntü, endişe, fiziksel acı, kızgınlık ve stres” yaşayıp yaşamadıkları soruldu.

Araştırmada “en az olumlu deneyim yaşayan ülke” olan Afganistan’da, “Bir önceki gün güldünüz mü?” sorusuna olumlu cevap verenlerin oranı yüzde 36’yla bu alanda son 12 yılın düşük oranı olarak kaydedildi.

Yunan halkı ‘en stresli’

Afrika ülkesi Çad ise vatandaşları “en çok olumsuz deneyim” yaşayan ülke oldu. Çadlılar’ın yüzde 66’sı bir gün önce fiziksel acı yaşadıklarını açıkladı.

En az negatif deneyim yaşayan ülkeler sıralamasında ise Azerbaycan, İsveç ile aynı puanda olmasına karşın birinci sırada yer aldı.

Yunanistan ise üst üste üçüncü yıl vatandaşları en stresli ülke oldu. Yunan halkının yüzde 66’sı bir gün önce stresli bir an yaşadıklarını kaydetti.

En mutlu ülkeler ise ağırlıklı olarak Güney Amerika ülkeleri arasından çıktı. Buna göre, Paraguay listenin zirvesinde yer alırken, Endonezya listenin bu bölümüne giren tek Güney Amerika dışı devlet oldu.

En Az Olumlu Deneyim Yaşayan Ülkeler:

  • Mısır 56
  • Çad 56
  • Bangladeş 56
  • Kuzey Kıbrıs 54
  • Nepal 53
  • Litvanya 51
  • Türkiye 50
  • Yemen 50
  • Belarus 48
  • Afganistan 43
Kaynak:  www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

Anlatacak çok hikâyemiz var!

romanlar, modern romanlar, Manşet, homeros, hikayeler, destanlar

İnsanların düşüncelerini şekillendirdiği ve tarihi etkilediği düşünülen eserler www.bbc.com tarafından derlendi. İşte binlerce yıl öncesine dayanan destanlardan modern romanlara kadar kuşakların düşünce tarzını etkileyen muhteşem eserler… 

Dünyayı şekillendiren hikâyeler

Binlerce yıl öncesine dayanan destanlardan modern romanlara kadar dünyanın değişmesine vesile olan ve kuşakların düşünce tarzını etkileyen eserler…

Büyük İskender genç yaştan itibaren Makedonya’nın kralı olmak üzere yetiştirilmişti. Yunanistan’ın kuzeyindeki bu küçük krallık başta Pers İmparatorluğu olmak üzere, komşularıyla sürekli savaş halindeydi. Bu nedenle savaşta ordusuna önderlik etmeyi erkenden öğrenmesi gerekiyordu.

Babası öldürüldüğünde İskender tahta geçti. Krallığın güvenliğini sağlamanın yanı sıra Pers İmparatorluğu’nu yenilgiye uğrattı, Mısır’dan Hindistan’a kadar yayılan toprakları ele geçirdi.

İskender’in elinde başka bir silahı daha vardı: Homeros’un İlyada’sı. Öğretmeni Aristoteles’in yardımıyla bu destanı ayrıntılı bir şekilde incelemişti. Seferlerine başladığında, hiçbir askeri önemi olmasa da destanda adı geçen Truva’da durmuş, oradaki sahneleri gözünde canlandırmıştı. Seferleri boyunca İlyada kitabıyla uyumuştu.

Homeros’un destanı, edebi öneminin yanı sıra, etkisi antik Yunanistan’ın kütüphanelerini ve kamp ateşlerinin çok ötesine geçen bir eser oldu. Bu eserde Yunan kültürünün düşünme ve yaşam biçimi resmediliyordu.

İlyada destanı ile İskender arasında karşılıklı bir etkileşim olmuştu. Bu destandan ilham alan İskender, Yunancanın geniş bir alanda konuşulan bir dil olmasını sağlayarak İlyada’yı dünya edebiyatının bir parçası haline getirmiş oldu. İskender’den sonraki hükümdarlar, İskenderiye ve Bergama’da kurdukları büyük kütüphanelerle Homer’in eserinin geleceğe aktarılmasını sağladı.

Hikayelerin öneminin ve etkisinin bir kitabın sayfalarının dışına taşmasına iyi bir örnektir bu. Yunan filozofu Eflatun (Plato)’ya göre, sanat insana sadece zevk vermemeli, aynı zamanda yasalara ve insan hayatına faydalı olmalı.

İlyada benzeri diğer eserlere Mezopotamya bölgesinden Gılgamış Destanı, Amerika’dan ise Mayaların Popol Vuh hikayesi gösterilebilir. Bu destanlar, nereden geliyoruz ve biz kimiz gibi sorular açısından tüm kültürlere referans oldu.

Çin edebiyatı ise Şarkılar Kitabı adıyla bilinen şiirlere dayanıyordu. Şiir yazmak ve okumak sadece şairlerin işi değildi. İmparatorluk idaresinde önemli bir mevkiye gelmek için sınava tabi tutulan insanlara şiir alanından ayrıntılı sorular soruluyordu.

Şarkılar Kitabı, şiiri Doğu Asya’da en önemli edebiyat tarzı haline getirdi. Dünya edebiyatının ilk önemli romanları şiirin etkisi altındaydı. 11. yüzyılın başlarında yazar Murasaki Şikibu Japon edebiyatının başyapıtlarından biri olacak olan ve dünyanın ilk romanı kabul edilen Genji’nin Hikayesi’ni yazmadan önce Çince öğrenmiş ve 1000 sayfayı aşkın kitabında 800 şiire yer vermişti.

Dünyada okur-yazar insan sayısının artması, kağıt ve matbaa gibi yeni buluşlar, yazılı hikayenin etkisinin artmasına neden oldu.

Araplar Çinlilerden kağıt yapımını öğrenmiş, daha önce sözlü olarak aktarılan hikayeler yazılı hale getirilerek Bin Bir Gece Masalları gibi eserler ortaya çıkmıştı.

Eski destansı hikayeler ve şiirlerden daha çeşitli olan bu masallar hem eğitim hem de eğlence işlevi görüyordu. Bin Bir Gece Masalları’nda, anlatıcı Şehrazat’ın, her kadınla bir gece yattıktan sonra kafasını uçuran Pers şahlar şahı Şehriyar’ı bu masallarla erdemli ve iyi kalpli bir insan haline getirmesinin hikayesi anlatılıyordu.

Şiir, masal ve destanlar daha sonraki edebiyat tarihine de damgasını vurdu. 13. yüzyıl İtalyan şairi Dante Alighieri, İlahi Komedya adlı eserinde Hristiyan inanca göre Cehennem, Araf ve Cenneti tarif ederken epik şiir formunu kullandı.

Üstelik Latince değil, Toskana bölgesinde konuşulan bir lehçede yazmıştı eseri. Böylece bugün İtalyanca olarak bildiğimiz dil yaygınlaştı. Edebiyatın dil üzerindeki etkisine iyi bir örnektir bu.

Bu alandaki en büyük değişim, Johannes Gutenberg’in Çin’deki teknikleri geliştirerek kuzey Avrupa’da matbaayı kurması sonucu oldu. Bu sayede kitaplar kitlelere ulaştı. Edebiyat açısından bu döneme roman damga vurdu ve kadınlar yeni bir okuyucu kitlesi olarak ortaya çıktı, modern toplumun sorunlarıyla ilgilenmeye başladı.

Mary Shelley’nin Frankenstein’ı ile bilim-kurguya adım atılarak bilimin ütopik vaatleri ile yıkıcı potansiyeli arasındaki çelişkilere yer verilmeye başlandı. George Orwell’in 1984’ü ile Margaret Atwood’un Damızlık Kızın Öyküsü adlı eserleri bu geleneği sürdüren modern örneklerdir.

Roman ayrıca yeni bağımsızlığını kazanan ülkeler açısından da bu mücadelelerinde etkili oldu. 1960’ların Latin Amerika’sında Gabriel Garcia Marquez Yüzyıllık Yalnızlık ile kıtasının birkaç kuşağına hitap ediyordu. Siyasi bağımsızlık kültürel bağımsızlığı gerektiriyordu ve romanlar bunun için iyi bir araçtı.

Geniş kitlelerin okur-yazar olması bu ve diğer yazarların işine yarasa da, matbaa edebiyatın kontrol ve sansürünü de kolaylaştırdı. Totaliter rejime sahip ülkelerde sansürden kaçınmak için yeraltı matbaaları geliştirildi.

Bugün yazı teknolojisinde yeni bir devrim döneminden geçiyoruz. İnternet okuma ve yazma biçimimizi, edebiyatın yayılmasını ve kimlerin buna erişimi olacağını belirliyor. Yazı dünyasının yeniden büyük bir dönüşüm geçireceği bir dönemin başındayız.

Kaynak:  www.bbc.com
Yazar:  Martin Puchner 

Okumaya devam et

MAKALE

Kitap önerisi: Stresli bir dünyada mutlu çocuk yetiştirmek

Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek / Ahmet Yıldız / ALFA Yayınları

Güçlü Hafıza kitabı ile tanınan Ahmet Yıldız‘ın yeni kitabı günümüz çocuklarının mutluluğu üzerine odaklanıyor. Mutlu olmaya olan ihtiyacın arttığı günümüzde mutluluğa bilimsel çerçeveden bakan yazar kitabın son bölümünde 52 etkinlik önerisi sunuyor.

KİTABIN ARKA KAPAK YAZISI

mutluluk, mutlu çocuk, Manşet, kitap, ahmet yıldız
Kitap içerisinde yer alan 52 Hafta 52 Etkinlik bölümü ile ebeveynler çocuklarıyla mutluluğu güçlendirici aktiviteler yapabilecektir.

Sorular çocuklardan önce doğar, onlardan daha hızlı büyürler.

Doğmadan önce:
“Bu dünyaya çocuk getirilir mi?”

Doğduktan sonra,
“ İyi bir anne/baba olabilecek miyim?”

Büyüyünce:
“Ben nerede yanlış yaptım?”

Anne babalık istifa edilemeyen bir görev; iyi yapmak yetmiyor, her gün daha iyi yapmak gerekiyor! Neyse ki, çocuğunuz dünyadaki ilk çocuk değil ve son çocuk da olmayacak. Bilim dünyası hızla kritik sorunlara uygulanabilir çözümler üretiyor.

Mutlu bir çocukluk herkesin hakkı ve isteği. Büyük soru şu? Peki, ama nasıl?

Türkiye çapında etkinlik uygulamalarıyla tanınan Ahmet Yıldız bu kitabında iki büyük sorunun peşinde:

“Çocuğuma mutlu bir çocukluk yaşatabilecek miyim?”
“Çocuğuma mutlu, başarılı ve güvenli bir gelecek inşa edebilecek miyim?”

Mutlu çocuklar üzerine odaklanmak çok önemli, çünkü çocuklar hızla mutsuzlaşıyor. Araştırmalara göre, çocukların üçte biri mutsuz.

İradeleri, istekleri ve dikkatleri görülmedik derecede kırılgan, zayıf ve dağınık.

Güzel haber şu ki, mutlu çocuk olmak öğrenilebiliyor.

Kitabı nasıl inceleyip temin edebilirim?

mutluluk, mutlu çocuk, Manşet, kitap, ahmet yıldız
Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek Ahmet Yıldız

Kitap Türkiye’deki tüm orta ve büyük ölçekli kitapçılara dağıtılmaktadır. D&R gibi büyük zincir mağazalarda daima bulabilirsiniz. Küçük kitapçılarda ise az sayıda stok tutulduğundan dolayı bazı kitaplar bulunamayabilmektedir. Bu tür durumlarda okurun yapması gereken iki yol vardır;
1. Size en yakın kitapçıya giderek kitabı sorabilirsiniz. Eğer kitap sorduğunuz kitapçıda yoksa hafif fırça atarak :)) getirmesini isteyip sipariş verebilirsiniz. Bu durumda kitapçı 1-2 gün içerisinde kitabınızı size ulaştıracaktır.
2. İnternet üzerinden kitap satan yerlerden kitabı (üstelik %20 – %30 daha ucuza) alabilirsiniz.

İşte bazı internet kitapçıları:

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND