Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Trabzon’da güzel şeyler de oluyor !

Vali Nuri Okutan Trabzon’da okul öncesi eğitim oranını bir yıl içinde yüzde 36’dan 71’e çıkardı, 3 bin kişiye meslek eğitimi verdi, 1000 kişiyi işe soktu. Bu başarı bir tesadüf değil. Okutan gittiği bütün illerde gönüllü bir eğitim neferi olarak olarak çalışıyor. İşte bir başarı öyküsü…

TRABZON- “Üç haftadır güreş antrenmalarına geliyorum. Eskiden internet kafeye gidip chat yapıyordum. Şimdi haftanın üç günü buradayım. Kendimi iyi hissediyorum. Yasin Ağabey’i de, O.S.’yi de tanıyordum. Onlar gibi tipler çok burada. Geleceğe yönelik planları yok. Biz Türkiye için çalışmalar yapıyoruz. Onlar yararlı şeyler düşünmüyorlar. Böyle yerler olursa Pelitli daha iyi bir yer haline gelir.”
15 yaşındaki Adem Bilici, iki buçuk ay önce açılan Pelitli Gençlik Merkezi’nin başlattığı değişimi bu sözlerle özetliyor. Hrant Dink cinayetinin ardından gündeme gelen yoksul belde Pelitli’de Adem gibi 800 çocuk ve genç, gençlik merkezinde spor yapıyor, kitap okuyor, sanatsal faaliyetlere katılıyor. Beldedeki bu değişim aslında bir halkanın parçası. Çünkü son bir yıldır Trabzon genelinde eğitime ve gençlere yönelik atılan adımlar kentin şiddetle anılan pozisyonunun gelecekte değişeceğinin sinyallerini veriyor. Trabzon’da bir yılda okul öncesi eğitimde okullaşma oranı yüzde 36’dan 71’e çıkarken, okullardaki kitap sayısı iki kat arttı. Eğitim kurumlarından devlet dairelerine kadar birçok kurumda okuma saatleri başladı, 40 bin ilköğretim öğrencisi yetenek testinden geçirildi, 2 bin kişilik ana çalışma grubuyla profesyonel sporcular ve sanatçılar yetiştirilecek…

Sosyal hayat daha hareketli
Daha önce defalarca ’şiddet’le gündeme gelen Trabzon’da son bir yıldır sosyal alanlarda hareketlenme var. Mart 2007’de göreve geldiğinde “Trabzon’un kültürel, sosyal yönden daha iyi anılacağı bir gelecek bekliyorum” diyen Vali Nuri Okutan, hemen kolları sıvadı. Siirt’te, Sakarya’da yaptığı gibi gelecek için umut vaat eden projelere imza attı. Yine okul öncesi eğitimi ön plana alan Okutan’la birlikte kentte yüzde 36 olan okul öncesi eğitimdeki okullaşma oranı bir yılda yüzde 71’e çıktı.
Gençlerle ilgili çalışmalar sadece bununla sınırlı değil. Yaklaşık iki buçuk ay önce faaliyete geçen gençlik merkezleri’nde sosyal, kültürel ve sportif açıdan parlak, şiddetten uzak bir nesil yetiştirilmesi hedefleniyor. Kentte şimdiye kadar dört gençlik merkezi açıldı. İnşaatlar sürüyor, merkezlerin sayısı yakında 19 olacak.

Artık o eski Pelitli değil
Gençlik merkezi açılan yerlerden biri ise Pelitli. Pelitli, afetzede köylülerin yanı sıra Gümüşhane, Erzurum ve Artvin gibi illerden göç eden ailelerin oturduğu yoksul bir belde. Pelitli, Hrant Dink suikastinin başrolündeki O.S. ve Yasin Hayal’le birlikte tüm Türkiye’nin gündemine oturdu. Ancak son birkaç aydır cinayetle eş tutulan belde ve Pelitlililerin yüzünü güldüren bir gelişme yaşanıyor. Pelitli Gençlik Merkezi, beldede sayısı bir hayli fazla olan internet kafe ve kahvehanelere yeni bir alternatif oluştururken, sokakta sayıları artan işsiz gençliği sosyal ve kültürel faaliyetlere çekmeye çalışıyor. Spor salonu, resim, iş teknik atölyesi, internet ve kütüphaneden oluşan gençlik merkezi beldenin yoğun ilgisiyle karşı karşıya. Merkeze 1000’e yakın başvuru oldu, şu anda yaklaşık 800 genç ve çocuk burada ücretsiz hentboldan judoya, basketboldan tenise kadar pek çok alanda spor yapıyor, bağlama ve gitar kurslarına katılıyor, kitap okuyor. Onlara ise alanlarında uzman 12 öğretmen eşlik ediyor.

Kemençe, keman, satranç
Dev bir çadırı andıran binadan kemençe sesleri yükseliyor. İlköğretim öğrencisi kızlar uzun bir sıra oluşturmuş horon tepiyor. Küçücük ayaklar hızlı bir şekilde öne çıkıyor, sertçe yere vuruluyor. Bir başka grup yakartop oynuyor. Erkekler ise güreş antrenmanında. Çocukların bir kısmı diğer odalarda.
Resim atölyesindeki çocuklar öğretmenleri eşliğinde boya kalemlerini oynatıyor. 32 öğrenciden sekizi Güzel Sanatlar Lisesi’nin sınavlarına hazırlanıyor. Yan odada ise kimi öğrenciler bilgisayar başında, kimileri satranç oynuyor, kütüphaneden aldıkları kitapların sayfalarını karıştırıyorlar.

Sokaktan satranç masasına
Satranç oynayan dördüncü sınıf öğrencisi Emre Yılmaz, okuldan önce soluğu merkezde alanlardan. Merkezde basketbola başlamış. Merkez yapılmazdan önce sokakta vakit geçiriyormuş: “Burada oyun da oynuyoruz. Bilgisayarda bazen araştırma yapıyorum. Burası hem dışarıdan daha sıcak, hem de güzel.”
Pelitli beldesinde eğitimini yarım bırakan gençlerin sayısı bir hayli fazla. Kalabalık ailelerde kardeşlerin kaderi hep aynı, beldede üniversite eğitimine devam eden birini bulmak zor. 16 yaşındaki Ferdi Yılmaz da onlardan biri. Sekizinci sınıftan sonra okulu bırakmış. Çaycılık gibi geçici işler yapmış, şimdi işsiz. “Daha önceleri mahallede geziyordum” diyen Ferdi şimdi gençlik merkezine uğrayıp basketbol oynuyor. 15 yaşındaki Enes Yavuz, ailesinin altı çocuğundan biri, merkeze voleybola geliyor. Okul sonrasında internet kafede oyun oynadığını söyleyen Yavuz, “Mahallede böyle güzel bir yer varken burada vakit geçiriyorum” diyor.

’Eskiden chat yapıyordum’
15 yaşındaki Adem Bilici merkezin kendisi için önemini şöyle anlatıyor:
“Üç haftadır güreşe geliyorum. Eskiden internet kafeye girip chat yapıyordum. Şimdi haftanın üç günü buradayım. Kendimi iyi hissediyorum. Yasin ağabeyi de, Ogün’ü de tanıyordum. Onlar gibi tipler çok burada. Geleceğe yönelik planları yok. Biz Türkiye için çalışmalar yapıyoruz. Onlar yararlı şeyler düşünmüyorlar. Yaptıkları iyi iş değil. Böyle yerler olursa Pelitli daha iyi bir yer haline gelir.”
Dedeleri güreş yaptığı için merak edip güreş sporuna geldiğini anlatan Şaban Akyıldız ise “Dışarıda serseriler var. Sokakta onları görmekten çok daha iyi burası. Burada olmasam internete gidecektim” diyor.
Çocuklar ve gençler kadar merkezin öğretmenleri ve Pelitlililer de bu gelişmelerden memnun. Merkezin müdürü Haydar Berkay, ilk başta şimdiki inanca sahip olmadığını ancak ilgiyi gördükten sonra çok umutlandığını anlatarak şunları söylüyor:
“Konuşurken yüzü kızaran, kendi ihtiyacını belirtemeyen çocuklar artık odamıza girerken bizimle çok rahat diyalog kurabiliyor. Bu merkez Pelitli’yi kurtaracak.”
18 yıldır Pelitli’de yaşayan Kenan Durna’nın oğlu da basketbol ve judoya başlamış: “Artık çocuklar sokaklarda, internet kafelerde değil. Hocalar eşliğinde spor yapıyorlar. Böyle bir merkez daha olsa çok güzel olur.”

İşsiz gençler sahalarda
Trabzon’da nüfusun kalabalık olduğu mahallelerden Değirmendere’de de gençlik merkezi bulunuyor. Buradan da her gün 100 ile 200 çocuk yararlanıyor. Anneler step dersine geliyor, babalar da futbol maçı yapmak için merkezi kullanıyor. Liseden sonra eğitimine devam etmeyen 18 yaşındaki Eda Özkan, iki aydır koşa koşa voleybol antrenmanlarına gidiyor. “Buranın benim için değeri büyük” diyen Özkan, çok memnun.
19 yaşındaki Barış Kuk da liseden sonra okumamış. Şimdi işsiz. O da voleybol kursuna geliyor. “Yeni arkadaşlar ediniyorum” diyen Barış, sporda kendini geliştirmek istiyor.

* * * * *

Toplum merkezinde kimi stepte, kimi bilgisayar kursunda
Muhsine Söğüt 49, Zeynep Supel ise 15 yaşında. Okuma yazma kursunda aynı sırayı paylaşıyorlar. Heceleri birleştirip kelime haline getirdiklerinde ikisinin de yüzü aydınlanıyor. 15 yaşına kadar hiç okula gitmeyen Zeynep, okumayı Trabzon Toplum Merkezi’nde öğreniyor. Ailesi fakir olduğu için onu okutmayacaklarını söylese de umutlu:
“Doktor olamam ama okuma yazmayı öğrendikten sonra çalışabilirim belki. Keşke çalışsam, çok güzel temizlik ve yemek yaparım”.
Kentteki üç toplum merkezinden biri Trabzon Toplum Merkezi’nde sadece okuma yazma kursları yok. Günde 250 -300 kişinin yararlandığı toplum merkezinde 42 öğrenciye okul öncesi eğitim veriliyor, biçki dikiş, gümüş işleme telkari, bilgisayar kursu var. Bu kurslarda meslek öğretilirken aerobik gibi kurslarla da yine kadınlar sosyal bir çevre oluşturuyor. Ayrıca 6, 7 ve 8. sınıflardan 110 öğrenciye de etüt yapılıyor ve sınavlara hazırlanmaları sağlanıyor.
17 yaşındaki Ayşegül Şimşek ailesi izin vermediği için liseye gidememiş. Bir aydır merkezde bilgisayar kurslarına katılıyor ve “İş bulmak için bilgisayar bilmek gerekiyor” diyor.

’Kadın haklarını da öğrendik’
33 yaşındaki Sevire Önaldı ise beş aydır biçki dikiş kursuna katılıyor ve “Geldiğimde iğne tutmasını bilmezdim. Günde 20 dakika da kitap okuyoruz. Aile ilişkilerini, kadın haklarını da öğrendik” diye konuşuyor.

* * * * *

Anasınıfı için yer yoktu, daire kiralandı
Nuri Okutan’ın göreve gelmesinin ardından Trabzon’da neler oldu, kısaca bir göz atalım:

• Beş anaokulu ile 140 anasınıfı açıldı. Yer bulunamadığında müdür yardımcılarının odaları anasınıfı oldu, apartman daireleri kiralandı.

• Okullardan devlet dairelerine kadar okuma saatleri başlatıldı. Yakında camilerde de okuma saati olacak.

• Trabzon’un tüm okullarındaki kitap sayısı 374 binden 710 bine yükseldi.
Kentin istihdam açığı olan alanlarla ilgili kurslarda yaklaşık 3 bin kişi meslek edindi. Bunlardan 1000’i işe yerleştirildi.

• Kurulan toplum merkezlerinde okuma yazma kurslarından meslek kurslarına kadar pek çok alanda ailelere ve çocuklara yönelik hizmetler veriliyor. Okullarda anne baba eğitimleri var.

• 2011’de Avrupa Gençlik Olimpiyatları’na ev sahipliği yapacak Trabzon’da, profesyonel sporcular yetiştirilmesi için de çalışmaya başlandı. 40 bin ilköğretim öğrencisi teste tabi tutularak spor, resim ve müzik yetenekleri belirlendi. Yapılacak diğer çalışma ve testlerle 2 bin kişilik ana çalışma grubu oluşturularak değişik branşlarda profesyonel sporcular, sanatçılar yetiştirilecek.

• Dört gençlik merkezi açıldı.

* * * * *

Okutan: Önce algının değişmesi gerekir
Trabzon Valisi Nuri Okutan gençlerin model olarak aldıkları tiplerin değişmesi gerektiğini belirterek şöyle konuşuyor:
“Gençlik ve toplum merkezleri gibi yeteneklerin tespiti ve yönlendirme projelerinin çok üzerinde duruyorum. Çocukları okudukları kitapların yazarlarıyla buluşturacağız, Trabzon’da öne çıkmış spor, müzik insanlarıyla karşılaştıracağız. İşte ağabeyleriniz, ablalarınız bunlar diyeceğiz. Trabzon’da bu altyapı var. Trabzonlunun algısının değişmesi lazım. Bir çırpıda olacak iş değil. Trabzon insanın enerjisi bol, bunu kanalize etmek lazım. Halkla diyaloğum da yeni yeni başladı, onlar da beni anladı.”

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND