Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Tevazunun ölçüsü nedir?

Tevazu göstermenin önemi nedir? Fazla tevazu gösterme gerçek sanırlar derler ya, ne kadarı çok, ne kadarı karar? Nasıl karar vermeli? Tevazunun kariyere etkisi nedir? İşte tevazu konusunda ayrıntılı bir tahlil…

Ne kadar tevazu iyidir?

 

 
Fazla tevazu gösterme gerçek sanırlar derler ya, ne kadarı çok, ne kadarı karar? Nasıl karar vermeli?
Tevazu alçakgönüllülük anlamına gelir. Bir yandan kibir, kendini beğenmişlik ve snoblukla taban tabana zıt anlamlara gelirken, diğer yandan da aşırı alçakgönüllülük ve her yapılanı tolere edecek ölçüde hoşgörülülük olarak algılanmamalıdır. Aslında, tevazunun özünde kendini bilmek ve ona göre davranmak yatar. Mütevazı lider eğrisiyle doğrusuyla açık konuşur, hatalarını kabul edecek kadar kendine güvenir. ‘Biz şunları gerçekleştirdik, ileri de bunları yapacağız, geçmişimiz ortada bizden başarılı şirket yoktur’ gibi kendini dev aynasında gören söylemlerden uzak durur. Veriler ışığında konuşur, abartılı söylemlerden sakınır. Çevresindekilerin görüşlerine ve katkılarına açıktır, yetenekli insanları yakınında ister ve onların görüşlerine değer verdiğini her fırsatta gösterir. Ben merkezli kendi çıkarını gözeten yaklaşımlar ona göre değildir, şirketin ve toplumun başarısını her şeyin önünde tutar.
Michael Carroll, The Mindful Leader adlı kitabında tevazuyu liderin önemli bir yeteneği olarak ele alır. Liderler kendilerinden daha büyük bir şeyin parçası olduklarını anladıklarında her şeyi kontrol edemeyeceklerini görürler ve insani yönlerini göstermekten çekinmemeye başlarlar. Bu şekilde tevazu çerçevesinde çevrelerindekilerle etkileşime girerler ve kendilerine güvenerek yapabilecekleri en iyi işi çıkarırlar. Egolarını bir kenara bırakıp ana konsantre olmaları daha kolay olur. Carroll kitabında tevazuyu memnuniyetimizi ifade etme şeklimiz olarak betimliyor. Basit şeylerden keyif almayı tevazu sayesinde başarırız. Aynı şekilde, tevazu sayesinde hayatın zorluklarıyla, trajedilerle mücadele edecek gücü kendimizde buluruz. Mütevazı bir insansanız, hiçbir deneyimi aşağılamazsınız, hiçbir çalışma arkadaşınız değersiz değildir, hiçbir anınızı dikkatinizi vermeden geçirmezsiniz. Tevazu sizi her detaya özen göstermeye iter. Bir işi sıkıcı, yorucu, moral bozucu veya zaman kaybı olarak görüp es geçmek yerine baştan sona sabır gösterir, işi en ince noktasına kadar öğrenirsiniz.
Liderler tevazu sahibi olduklarını nasıl gösterir?

  • Her sorunun cevabını bilmediklerini kabul ederek… ve bildikleri cevaplarla yetinmeyerek  
    Önlerine sunulan kimi zaman oldukça yüzeysel verileri analitik bir şekilde incelerler.  Kendilerini tatmin eden bir cevaba ulaşana kadar da gerçeği aramaya devam ederler.
  • Doğru cevabı alabileceği kişileri yanlarına çekerler
    Dürüst olmak, doğruyu söylemek ne kadar zor olursa olsun, kaybedecekleri büyük olsa dahi, tereddüt etmeden doğruları söyleyecek insanlara ulaşmayı hedeflerler. Doğruların peşinde olmak bir vasıftır, bir diğer vasıf da size doğrular söylendiğinde dinlemesini bilmektir. 
  • Şirket politikaları ve iş etiği üzerine söylemlerini liderliklerine yansıtırlar
    Söylediklerinin arkasında duran bir felsefesi vardır mütevazı liderin. İnandığı şeyleri hayata geçirir ve değiştirmek istediği şeylerin öncülüğünü yapar. Çalışanlar ondan görüp örnek alır. Hiçbir zaman kendini kuralların üzerinde görmez.
  • Tek yol onun yolu değildir
    Başka yollara, yöntemlere ve yaklaşımlara açıktır. İlle de benim yaptığım doğrudur gibi bir dayatması yoktur. Daha başarılı veya koşullara uygun bir yol bulduğunda, yolunu değiştirebilir, değişime hızla adapte olur.
  • Her seviyeden mentorlar arayışındadır

Lider her şeyi bilen insan değildir. Lider de iyi ve kötü yönleri, güçlü ve zayıf taraflarıyla etten kemikten bir insandır. Kendini geliştirmesi için onun da rol modellerine ihtiyacı vardır. Kendinden yaşça büyük ve deneyimli bir aile dostu, yüzme antrenörü veya kendinden tamamıyla farklı bir meslekten örneğin bir bilim adamı ona farklı perspektifler gösterebilir.

  • Kendiyle ilgili daha çok şey paylaşır ve çevresindekilerle ortak noktalar yaratır

Liderlerin çalışanlarıyla arasına mesafe koyması sıklıkla görülen bir tavırdır. Disiplinli çalışmak, yapılan işi kontrol etmek ve hatalar olduğunda hesap sormak açısından mesafe koymak son derece anlaşılabilir bir yöntemdir. Oysa çalışan ve liderin iş dışı da paylaşımlarının olması daha sağlam bir iş ilişkisinin kurulmasına ve güven ortamının pekiştirilmesine olanak verecektir. Aynı sporu yapmak, maç veya opera seyretmekten keyif almak, aynı takımı tutmak veya hayatının belli bir evresinde aynı semtte veya yabancı ülkede kalmış olmak hızla kişileri kaynaştıracak. Birçok konuya ortak bir bakış açısı geliştirmeyi kolaylaştıracaktır.

  • Lider beraber çalıştığı insanları yakından tanımak ister – sadece çalışan değil insan olarak görür
    Bazen insanların tek isteği görülmektir. Şirketinizdeki güvenlik görevlisinin adını biliyor musunuz? Çaycının kaç çocuğu var? Birkaç gündür işe gelmeyen kat görevlisine ne oldu hiç merak ettiniz mi? Belki yoğun iş rutininin içinde bu bilgiler size detay gibi gelebilir ancak en alt kademede çalışıp size önemli hizmetler getiren bu insanları yok saymak insani bir yaklaşım değildir.
  • İnsanları motive edeceğini düşündüğünüz davranışlar edinin
    Bazen ufak jestler veya ilgilendiğinizi gösteren birkaç dakikanızı alacak davranışlar bile sizi çalışanlarınıza yakınlaştıracaktır. Örneğin, takımınızda yeni çalışmaya başlayan yeni mezuna toplantıda fikrini sormanız, onun getirdiği öneriye değer verdiğinizi göstermeniz ve herkesin önünde kendisine teşekkür etmeniz o kişinin size ve şirkete bağlılığını arttıracak, daha iyi performans göstermesini sağlayacaktır.

Tevazu göstermek kolay iş değildir

Tevazu çoğumuzun hayranlık duyduğu ancak az sayıda profesyonelin layıkıyla yerine getirdiği bir meziyettir.  Çevrenize bir sorun; ister iş dünyası olsun ister politika olsun her alanda mütevazı liderlere ihtiyaç olduğu söylenir ancak ‘fırsatınız olduğunda siz nasıl tevazu gösterirsiniz’ diye sorulduğunda kimsenin vereceği pek örnek yoktur.

Forbes dergisinde yayınlanan yazıda hataları kabul etmenin ve tevazunun liderlikte önemi vurgulanıyor.  Doug Guthrie and Sudhir Venkatesh tarafından kaleme alınan makalede 2004 Amerikan seçim kampanyasında o günkü demokrat başkan adayı – bugünün Dışişleri Bakanı – John Kerry’den bir gazeteci hata yaptığı bir konuyla ilgili bir örnek vermesini ister. Sorunun amacı bir lider olarak Kerry’nin karakterini anlamak ve Cumhuriyetçi Başkan George W. Bush gibi asla hata yaptığını kabul etmeyen bir yapıda olup olmadığını saptamaktır. Kerry bu fırsatı değerlendiremez veya seçmeninin önünde zaafını ortaya çıkarmaktan çekinir ve Irak Savaşı’yla ilgili alınan yanlış kararların tamamıyla Cumhuriyetçilerin hatası olduğunu savunarak soruya cevap vermeyi tercih eder. Bir diğer deyişle, soruyu cevapsız bırakır ve seçmenlere Bush’tan çok da farklı bir lider olmayacağı sinyalini verir.

Kerry’nin tercihi aykırı bir yaklaşım değildir. Bilakis okul yaşamından itibaren hepimiz güçlü yönlerimizi göstermeye, kendimize her ne olursa olsun güvenmeye, ne kadar kendimizden emin olursak o kadar başarılı olacağımıza inanırız. Bazı liderler hata yaptıklarını kabul etmenin bir zaafiyet veya kifayetsizlik olduğunu düşünürler. Çoğu zaman dışardan tersi anlaşılır. Liderin hata yaptığını kabul etmesi ve hatayı düzeltmek adına yaptığı girişimler insanlara güven duygusu verir. Gerek müşteriler, hissedarlar gerekse çalışanlar her yapılandan haberdar ve elini taşın altına koyabilecek bir liderin şirketin başında olmasından memnun olurlar. ‘Bizim hatamızdı, gerekli önlemleri alarak size en iyi hizmeti getirmek yönünde çalışıyoruz’ gibi bir cümle duymak bizleri rahatlatır. Yöneticiye ve firmaya olan saygımız artar, kısa dönemde yatırımlarımız açısından belli çekincelerimiz olsa da, açıklıklarından dolayı onlara hayranlık duyarız.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND