Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Tatil sonrası için 10 önemli ipucu

Bütün bir yılın yorgunluğunu bir nebze de olsa atmak için tatile çıktınız, ruhunuzu dinlendirdiniz. Buraya kadar her şey gayet güzel peki ya tatilden sonrası? İşte tatilden sonra işe tekrar adapte olmak için 10 altın kural…

Bütün bir yılın yorgunluğunu bir nebze de olsa atmak için tatile çıktınız, ruhunuzu dinlendirdiniz. Buraya kadar her şey gayet güzel peki ya tatilden sonrası? İşte tatilden sonra işe tekrar adapte olmak için 10 altın kural…

Tatil sonrası için 10 öneri

Bütün bir yıl çalıştınız, hem fiziksel hem zihinsel hem de ruhsal açıdan iyice yoruldunuz. Hatta bazılarınız tam anlamıyla tükendiniz!

Haliyle gözünüzün önüne artık tatil manzaraları geliyor. Hayaller kuruluyor, planlar yapılıyor. Kiminiz ailece, kiminiz arkadaşlarıyla, kiminiz de tek başına çıkacak tatile. Hedef, iyice dinlenmek, sıkıntılardan, dertlerden, en başta da işyerindeki sorumluluklardan, yoğun tempodan uzaklaşmak. “Tatil iyi geçmez mi” dediğinizi duyar gibiyiz, elbette “zihniniz iyi geçmesine hazır olunca iyi geçer şüphesiz” ama ya dönüşü! Tüm o güzel günlerin ardından tatil dönüşü çoğu kişiyi depresyona sürükleyebiliyor. İşe adapte olma süreci hiç de kolay olmayabiliyor. Peki tatil dönüşü depresyona girmemek için ne yapmalı? Tatilin huzurunu, dinginliğini, o iş hayatından uzaklığını hissederek bir yandan da nasıl bir strateji uygulamalı? Acıbadem Fulya Hastanesi’nden Uzman Psikolog Nuray Sarp, tatil dönüşü depresyona girmemenin 10 yolunu anlattı.

1- Tatile “İş sorumluluğu”yla  çıkmayın

Tatile çıkmadan önce üzerinizdeki iş yükümlülüklerinin tamamlanmış olması çok büyük önem taşıyor. Hatta tahmin ettiğinizden de öte. Bu nedenle yöneticinize tatil sürecinde “ben bu işe bakarım, ben onu yaparım” diye taahhütlerde bulunmayın, sorumluluk almayın. Kendinize sınır koyun. Zira tatilde kişinin kendni ödüllendirmesi önemli. Ödüllendirmeyip fazla sorumluluk alırsanız hem tatilde dinlenemez hem de döndükten sonra depresyona girebilirsiniz.

2- Hedeflerinizi gözünüzde canlandırın

İleriye yönelik hedeflerinizin olması ve tatilde bu hedefleri sakin kafa ile gözünüzde canlandırmanız, tatil sonrası size ışık tutacak bir unsur. Hal böyle olunca tatilde dertleri, sıkıntıları, canınızı sıkan olayları değil de hedeflerinizi gözünüzün önüne getirin, hayalinizde canlandırın. Hayaller ve hedefler aşırıya kaçılmadığı, potansiyelinizi çok da aşmadığı sürece size yardımcı olacak. Aksi halde tatilde geçmişte yaşadığınız can sıkıcı olayları veya size sıkıntı veren kişileri düşündüğünüzde, dönüşte anksiyeteye yol açabilir. 

3- Arkadaşlarınızla telefonu kesmeyin

Tatile çıktım diye işyerindeki arkadaşlarınızla iletişimi kesmeyin, sosyal ilişkileri koparmayın. Tatilde arkadaşlık ilişkilerinden uzaklaşmak “hayat çemberi” diye ifade edilen çemberin dışına çıkmak, kişinin kendini sorgulamasına neden olabiliyor. “Acaba ben bu hayatta ne yapıyorum” diye düşüncelere kapılan kişide anksiyete belirebiliyor.

4- Olaylardan haberdar olun

Şüphesiz tatilde beyninizin dinlenmesi çok önemli ama bu dünyadan kopacağınız anlamına da gelmesin. Tatilde örneğin her gün bir gazete okumaya dikkat edin. İnternetten ülkedeki ve dünyadaki gelişmeleri takip edin. Olaylardan haberdar olun. Dönüşünüz için de uyum sürecinizi kolaylaştıracak bir unsur. 

5- Yatak keyfini uzatmayın

Tatil diye günlük rutin uyku düzenininizin dışına çok da fazla çıkmayın. Uyku düzeni hem tatilde hem de tatil dönüşünde son derece önemli bir nokta. Nasıl olsa iş yok diye gece çok geç yatıp sabahları da yataktan kalkışınızı çok uzatmayın, öğleden sonraya sarkıtmayın. Örneğin iş zamanı güne 08:00’de başlıyorsanız en fazla 2 saat geç kalkın. 

6- İş yerinizle ilişkinizi bıçak gibi kesmeyin

Evet tatilde “iş” ve “işyeri” kavramlarını duymak istemiyorsunuz şüphesiz. Ama işyerinizdeki gelişmelerden haberdar olmak sizin tatil dönüşü adaptasyonunuzu kolaylaştıracak bir unsur. İşyerinizle ilişkinizi bıçak gibi kesmeyin. Acıbadem Fulya Hastanesi’nden Uzman Psikolog Nuray Sarp, “İşlerin nasıl gittiğini takip etmek tatilde sizi olumsuz etkilemeyecek aksine iş dönüşü için uyum sürecinizi kısaltacaktır” diyor.

7- Zinde hissedin

Tatilde vücudunuzun dinlendiğini fark etmeye çalışın. Vücudunuzdan geri bildirim alın. Normalde egzersiz ve spor yapıyorsanız, tatilde de bu alışkanlığınızı sürdürün. Vücudunuzu tatil diye salıvermeyin kısacası. Aksi halde iş dönüşü yeniden yoğun çalışma temposu sizi beklediği için dinlenmemiş ve hamlaşmış bir vücutla işe başlamak sıkıntıları beraberinde getirecek hiç şüphesiz.

8- İçtiklerinizide dikkat

Tatilde bol bol su tüketimi çok ama çok önemli. Ancak sıvı ihtiyacını gazlı ve kolalı içecekler yerine, mümkün olduğunca su ile karşılamaya özen gösterin. En az 10 bardak su için. Alkoltüketiminde ise tatil diye sakın sınırı aşmayın. Hele de vücudunuz alkole uzaksa, fazla tüketilecek alkol altyapıdaki sorunları, bekleyen depresyon eğiliminizi ortaya çıkarabiliyor. Alkol tüketiminin dikkatli yapılması şart. 

9- Sağlıklı beslenin

Sağlıklı bir yaşamın temel şartı sağlıklı ve düzenli beslenmekten geçiyor. Tatile çıkmış olmanız, özellikle de her şey dahil otel ve tatil köylerinde açık büfe karşısında abartıya kaçmanız anlamına gelmemeli. Özellikle şekerli ve karbonhidratlı yiyeceklere dikkat etmeniz şart. Zira yedikleriniz size tatil dönüşü kilo olarak yansıyabilir ve bu kez fazla kilolar nedeniyle depresyona girebilir hatta diyetisyenin yolunu tutmak zorunda kalabilirsiniz. 

10- Sevdiklerinize daha fazla zaman ayırın

Sevdiğiniz insanlarla her türlü iletişiminiz sizin iç dünyanızda yer buluyor hatta fark etmeden yüz ifadelerinize de yansıyor. Onların bir gülüşü, içten bir bakışı iki tarafta da olumlu duygular oluşturuyor ve aslında fark etmeden duygusal boşluğu da dolduruyor. Acıbadem Fulya Hastanesi’nden Uzman Psikolog Nuray Sarp, “Hele de modern hayatın yoğun stresinde ve koşuşturmacasında sevdiklerinize yeteri kadar vakit ayıramamak suçluluk hissi de oluşturabiliyor. Tatilde sevdiklerinize daha fazla zaman ayırmanız sizi huzurlu kılacaktır” diyor. 

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Hafızadaki yüzler resme döküldü

Kanada’nın Toronto Scarborough Üniversitesi’ndeki nörologlar, elektroensefalografi (EEG) verilerine otomatik öğrenme (machine learning) tekniği uygulayarak “hafızadaki yüzleri resme dökmeyi” başardı.

Araştırmayı yöneten Prof. Dr. Adrian Nestor, “Bu çalışmadaki yenilik, EEG verileri ve otomatik öğrenme tekniğini kullanarak katılımcının görsel deneyiminin tahmini bir temsilini yeniden yaratmak” dedi.

Nestor, gönüllü katılımcının kafasına yerleştirilen EEG’nin verilerine ışık tutulduğunu belirtirken, “İnsan yüzü gibi zihinsel temsilleri algıladığımız biçimiyle yeniden oluşturmaya çalıştık” diye konuştu.

Scarborough Üniversitesi’nde EEG verileri üzerine araştırmalar yapan Dr. Dan Nemrodov ise ilk başta bu teknikle hafızadaki yüzlerin resme döküleceğine” ihtimal vermediğini anlattı, “Nestor bana geldiğinde ona bunun zor olacağını ama deneyebileceğimizi söyledim. Sonuçta o kazandı, ben kaybettim. Teknik gayet iyi çalışıyor” dedi.

Yapılan araştırmanın videosu aşağıdadır:

Kaynak: bbc türkçe

Okumaya devam et

MAKALE

Çinli Şirket az adım atan çalışana para cezası veriyor

Çalışanlarına eksik attıkları her adım için 0,01 yuan (0,0078 TL) ceza kesen şirket eleştirildi.

Çin’de ayda 180 bin adımdan az atan çalışanlarına para cezası veren şirket eleştirilerin hedefinde. Information Times gazetesine göre Guangzhou’da bir emlakçı, çalışanlarına eksik attıkları her adım için 0,01 yuan (0,0078 TL) ceza kesiyor.

Gazeteye konuşan şirketin çalışanlarından biri, sürekli fazla mesaiye kalmaları gerektiği için çalışma saatleri dışında 6 saat atma imkanlarının olmadığını söylüyor:

“Şirketin daha fazla egzersiz yapmamızı istemesini anlıyorum ama şimdi adım hedefini tutturmak için yürümekten uyumaya yeterli vakit ayıramıyorum.”

Yerel bir hukuk firmasında çalışan Liu Fengmao, şirketin çalışanların attıkları adımı bir performans göstergesi olarak takip etmesinin yasal bir temeli olmadığını ve bu kuralın ilerde işveren için sorun çıkarabileceğini belirtiyor.

Liu’ya göre işçiler mesai saatleri dışında yürümeleri gerektiğinde bunun fazla mesai olduğunu söyleyebilir veya yürüyüş sırasında sakatlık yaşadıklarında bunu çalışma sırasında yaşanan bir iş kazası olarak gösterebilir.

Information Times’a göre Guangzhou’daki emlakçı çalışanlarına bu tip bir kural getiren ilk şirket değil.

Ocak 2017’de teknoloji şirketi Congqing çalışanlarının günde 10 bin adım atmasını talep etmişti. Chongqing Evening Post gazetesi şirketin bu kriteri bir performans ölçütü olarak kullandığını yazmıştı.

“Şirket, maaşlardan kesinti yapmak için bahane arıyor”

Sosyal medya sitesi Sina Weibo’da da kullanıcılar Guangzhou’daki emlakçının bu uygulamasını şaşkınlıkla karşıladı. Bir kullanıcı “Şirket çalışanlarının maaşlarından kesinti yapmak için bahane arıyor” ifadelerini kullandı.

Bazı kullanıcılar ise kararı “Bu uygulama çalışanları sağlıklı kılar” ifadeleriyle destekledi.

Kaynak: BBC Türkçe

Okumaya devam et

MAKALE

Bağlanma korkusu: Neden bazıları “ıssız insan” olmayı seçer?

İnsanın sosyal etkileşimi, temel bir ihtiyaç. Peki neden bazı insanlar, başka insanlardan kaçar? Bağlanma korkusunun mekanizması nasıl çalışır? Bağlanamayanları anlamak için yararlı bir yazı…

Flörtleşme döneminde bir çoğumuzun başına gelmiştir: biriyle görüşüyorsunuz, beraber vakit geçirmeyi seviyorsunuz ve birbiriniz tanımaya çalışıyorsunuz. Aranızdaki ilişki doğru yönde gidiyor gibi duruyor, ancak bu ilişkinin adını koymak istediğinizi belirttiğiniz anda durum birden değişiyor. Görüştüğünüz kişi sorularınıza daha kaçamak cevaplar vermeye başlıyor ve mesajlarınıza daha az geri dönüş yapıyor. Gelecek ile ilgili bir plan yaptığınızda konuyu değiştirmeye çalışıyor.

Karşılıklı oturduğunuzda ve “neler oluyor?” diye sorduğunuzda büyük ihtimalle “bağlanmaktan korkuyorum” veya buna benzer bir cevap alacaksınız.

Bazıları için bu konuşma daha geç de gerçekleşebilir. Artık bir ilişki içindesinizdir, ancak ilişkiniz daha da ciddileşmeye başlayınca partneriniz sizden uzaklaşabilir. Bunun üzerine kendinizi “ne oldu öyle” diye düşünürken bulabilirsiniz.

“Bağlanmaktan korkmak teriminin sık sık kullanıldığını duyarız ama aslında bu ne anlama geliyor? Huffington Post’tan Kelsey Borresan bu sorunun cevabını öğrenmek için uzmanlarla görüştü.

Eğer biri size “bağlanma sorunlarından” bahsediyorsa yakınlık kurmaktan ve ilişkinizin çok hızlı ilerlemesinden rahatsız oluyordur.

“Sizin ihtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi karşılayamamaktan korkuyor olabilir”

Psikolog Samantha Rodman bu konu ile ilgili olarak “ Sizi seviyor olabilir, hatta size aşık bile olabilir ancak sizin ihtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi karşılayamamaktan korkuyor olabilir” diyor.

“Bağlanma sorununun” kökleri korkulara, inançlara hatta kişinin aile hayatında veya daha önceki ilişkilerinde yaşadığı kötü tecrübelere dayanıyor olabilir. (Örneğin çocukluğunda anne ile babasının kavgalı bir boşanma yaşamasına tanık olmuş olabilir)

Unutmamak gereken bir başka detay ise her insanın nihai amacının uzun bir ilişki olmadığı.

“Bir ilişkinin içinde sıkışıp kalmaktan korkuyor veya büyük kararlar vermekte zorlanıyor olabilirler” diyor psikolog Ryan Howes ve ekliyor; “ Belki de geçmişte kendileri ile uyumlu olmayan insanlarla ilişki yaşamışlardır veya ilişkileri beklemedikleri bir şekilde aniden bitmiş, bu yüzden de kendilerini reddedilmiş hissetmişlerdir”. Howes bu konu hakkındaki düşüncelerini “Tipik olarak bağlanmakta korkan insanlarda geçmişten gelen bir korku vardır ve bu korku genel olarak ilişkilerinin bitmesine sebep olur” diyerek özetliyor.

“Eğer biri bağlanma sorunları olduğunu söylüyorsa ona inanmalısınız”

Bir başka olasılık ise karşınızdaki kişinin size karşı olan ilgisini kaybettiği ve “bağlanma sorunlarını” ilişkinizi sonlandırmak için kullanıyor olması. Bu gerekçe gerçek olsa da olmasa da bunu görüştüğünüz kişinin artık sizinle bir ilişki yaşamak istemediğine dair bir sinyal olarak algılamalısınız.

“Eğer biri bağlanma sorunları olduğunu söylüyorsa ona inanmalısınız. Bazı insanlar bunu ciddiye almıyor ve bir süre sonra karşılarındaki kişinin istediğinin evlilik veya beraber yaşamak olmadığını fark edince hayal kırıklığına uğruyor” diyor Rodman.

Bağlanmaktan korkan insanlar bazen size karışık sinyaller verebilirler. İlişkinizin bir sonraki adımının ne olduğunu konuştuğunuzda farklı cevaplar verdiğini hissedebilirsiniz. Tahminen sizinle bir sene sonrası için tatil planı yapmayacaklardır. Bazen arkadaşları etrafında geçirdiğiniz zamanı bile kısıtlayabilirler ki ilişkiniz biterse arkadaşlarına çok bağlanmış olmayın.

“Bağlanma sorunu olan insanlar bağımsız yaşamayı ve kendi kendine yetmeyi iyi öğrenmiştir

Howes bağlanma sorunu olan insanların kavgadan kaçınmak için sorunların kendi kendisini çözmesini beklediğini, fakat aynı zamanda da bağlanmaktan korktukları için ilişkiyi bitirmeye hazır olduklarını ifade ediyor. “İçlerinde sürekli çatışıyorlar” diyor Howes.

Rodman ise “Bağlanma sorunu olan insanlar bağımsız yaşamayı ve kendi kendine yetmeyi iyi öğrenmiştir. Bu sebepten dolayı partnerlerine açılmaları zor olabilir.” diyor.

Kaynak: t24

Okumaya devam et
Advertisement

TREND