Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Tamamen duygusal..!

İşe başlama ya da mevcut kariyerden memnun olmak için artık sadece para yetmiyor. Çalışanların memnuniyeti tamamen duygusal kriterlere dayanıyor. Peki “tamamen duygusal” kriterler neler… İşte o sorunun cevabı…

İşe başlama ya da mevcut kariyerden memnun olmak için artık sadece para yetmiyor. Çalışanların memnuniyeti tamamen duygusal kriterlere dayanıyor. Peki “tamamen duygusal” kriterler neler… İşte o sorunun cevabı…

İŞYERLERİNİN PARA BİRİMİ ARTIK SADECE MAAŞ DEĞİL

Cisco tarafından yayımlanan uluslararası çalışmaya göre, genç çalışanların ve üniversite öğrencilerinin işyerlerinde sosyal medyayı, mobil cihazları ve interneti daha özgürce kullanma isteği, gelecekteki iş tercihlerini etkileyebilecek kadar güçlü; hatta kimi zaman maaştan bile daha önemli.

2011 Cisco Connected World Technology Report araştırmasının ikinci bölümünde dikkat çeken bu ve diğer bulgular, yeni nesil işgücünün istediği cihazla ve daha esnek koşullarda uzaktan çalışma talebinin ne kadar ciddi bir boyutta olduğunu gösteriyor. Bu talep, internet, işgücü, kültür ve şirketlerin rekabetçi avantajları arasındaki ilişkinin önemini ortaya koyuyor ve genç çalışanları işyerlerine çekmek ve elde tutmak için kullanılan geleneksel yöntemlerim “milenyum” jenerasyonun işgücüne katılmasıyla birlikte önemini kaybettiğini ilginç bir şekilde gösteriyor.

14 ülkede 2 bin 800’den fazla üniversite öğrencisi ve genç çalışanın katılımıyla gerçekleştirilen ikinci yıllık Cisco Connected World Technology Report araştırması, şirketlerin, artan ağ talepleri, mobilite yetileri ve güvenlik riskleri ortamında çalışanların ve işletmenin gereksinimlerini dengeleme mücadelesinde karşılaştıkları zorlukları değerlendirmek amacıyla yaptırıldı.

İş seçimi ve maaş üzerindeki etkiler

-30 yaş altı genç çalışanlar ve üniversite öğrencileriyle gerçekleştirilen araştırma, her üç katılımcıdan birinin (% 33) bir iş teklifini değerlendirirken sosyal medya özgürlüğü, cihaz esnekliği ve mobil çalışma koşullarını maaştan daha önemli bulduğunu ortaya koydu, ki bu da yeni nesil işgücünün beklenti ve önceliklerinin sadece paraya bağlı olmadığını gösteriyor.

-Mobil ağ yönetimi, cihaz esnekliği ve özel yaşamla iş yaşamlarının harmanlanması, iş ortamı ve kültürünün önemli bileşenleri. Bu unsurlar, hangi şirketlerin iş dünyasının yeni yetenek dalgasını karşılayacağını belirleme konusunda giderek önem kazanıyor.

-Üniversite öğrencileri (% 40) ve genç çalışanlardan (% 45) beş kişide ikiden fazlası, cihaz seçimi, sosyal medya erişimi ve mobilite koşullarında daha fazla esneklik sağlayan ama daha az maaşlı bir işi, daha az esneklik sunan daha yüksek maaşlı bir işe tercih edeceğini belirtti.

Sosyal medya ve mobil cihaz prensiplerinin iş seçimi üzerindeki etkisi

-Dünya çapında üniversite öğrencilerinin yarısından fazlası (% 56) karşılarına sosyal medya erişimini yasaklayan bir şirket çıkması durumunda ya iş teklifini kabul etmeyeceğini ya da kabul edeceğini ama şirket prensiplerini kırmanın bir yolunu bulacağını söyledi.

-Üç üniversite öğrencisinden yaklaşık ikisi (% 64) iş görüşmeleri sırasında sosyal medya kullanım prensiplerini sormayı planladığını söylerken, genel katılımcılarda dört kişiden biri (% 24) bu prensibin bir iş teklifini kabul edip etmeme kararında önemli bir faktör olacağını belirtti.

– Gerçekte, beş çalışandan ikiden fazlası (% 41) şirketlerinin onları çekmek ve işe almak için esnek bir cihaz ve sosyal medya politikası kullandığını söyledi.

-Dünya çapında çalışanların yaklaşık üçte biri (% 31) sosyal medya ve cihazlar konusundaki rahatlık düzeylerinin işe alınmalarında dikkate alınan bir unsur olduğuna inanıyor; bu da şirketlerin, milenyum jenerasyonunun teknolojiyi şirketlerin verimliliğini ve rekabet avantajını artırmaya yardımcı olacak şekilde kullanarak değer kattığının farkına vardığını gösteriyor.

Uzaktan erişim ve esnek çalışma saatlerinin iş seçimi üzerindeki etkisi

-Kurumsal ağlara ve uygulamalara uzaktan erişimi yasaklanan çalışanlara göre bunun başlıca nedeni kurumsal prensiplerin (% 48) yanı sıra kurumsal kültür ve daha yaygın bir iletişim kültürü oluşturulmasına direnç gösterilmesi.

-Diğer yandan, çalışanlar da işyerinde daha fazla esneklik bekliyor. Dünya çapında dört çalışandan en az biri (% 29) uzaktan erişim imkanı olmamasının iş konusundaki kararlarını etkilediğini ve bunun işten daha erken ayrılmak, işyerinde tembellik yapmak ya da doğrudan iş teklifini geri çevirmek gibi sonuçlara yol açtığını söylüyor.

Mobil cihazların önemi

-Cihazların ve taşıdıkları bilgilerin önemi, paranın önemiyle rekabet ediyor. Üniversite öğrencilerinin ve genç çalışanların yarısı (% 49) akıllı telefonunu veya mobil cihazını kaybetmektense cüzdanını ya da çantasını kaybetmeyi tercih edeceğini söylüyor.

– Tek cihazlı günler sona erdi. Her dört çalışanda üç kişiden fazlasının (% 77) bir dizüstü bilgisayar ve bir akıllı telefon ya da birkaç telefon ve bilgisayar gibi birden çok cihazı var. Dünya çapında üç çalışandan biri (% 33) iş için en az üç cihaz kullanıyor.

-Yukarıdaki verilerle açıklandığı üzere, dünya çapında üniversite öğrencilerinin büyük bölümü -her 10 kişiden yedisi (% 71)- günlük yaşam tarzlarında iş ve kişisel iletişimlerini harmanladıkları için şirketler tarafından sağlanan cihazların hem kişisel hem de iş amaçlı kullanılmasına izin verilmesi gerektiğine inanıyor.

-Beş üniversite öğrencisinden dördü (% 81) işyerinde kullanacağı cihazı -bütçe fonunu kullanarak istedikleri iş cihazını kendileri satın almak ya da şirket tarafından sağlanan cihazlara ek olarak kendi kişisel cihazlarını getirmek suretiyle- kendi seçmek istiyor.

-10 çalışandan yaklaşık yedisi (% 68), şirketlerinin, iş için kullanılan cihazlar üzerinden sosyal medyaya ve kişisel sitelere erişime izin vermesi gerektiğine inanıyor.

– Dünya çapında beş üniversite öğrencisinin üçünden fazlası (% 42), sosyal medya ve kişisel web sitelerine bağlanma gereksinimleri konusunda şirketlerin daha esnek ve anlayışlı olmaları gerektiğine inanıyor.

İş ortamında esneklik ve uzaktan ağ erişimine yönelik tutumlar

-Dünya çapında beş öğrenciden üçü (% 60), çalışmaya başladığında esnek bir iş programıyla uzaktan çalışma hakkına sahip olacağını düşünüyor ve bunu bir ayrıcalık olarak görmüyor.

-Şu anda, çalışanların yarısından fazlası (% 57) kurumsal ağlarına bazı uzak lokasyonlardan bağlanabiliyor, ancak dört kişiden sadece biri (% 28) bunu herhangi bir zamanda herhangi bir lokasyondan gerçekleştirebiliyor. Beş kişiden ikisi (% 43) herhangi bir zamanda herhangi bir lokasyondan şirket ağına bağlanabilmeyi işleri açısından kritik bir işlev olarak görüyor.

– 10 üniversite öğrencisinden yedisi (% 70), önemli bir toplantı durumu dışında, düzenli olarak işyerinde bulunmayı gereksiz bulurken, dört kişiden biri, evden veya uzaktan çalışmaya izin verildiği takdirde verimliliğinin artacağını hissediyor. Bu konudaki küresel rakamlar, çalışanlar için de benzer bir oranı yansıtıyor; çalışanların % 69’u düzenli olarak ofiste bulunmayı gereksiz buluyor. Buna karşılık, 2010 raporu, beş çalışandan (her yaştan) üçünün (% 60) ofise mahkum olmanın gereksiz olduğunu düşündüğünü gösteriyordu. 2011 raporunda yer alan bulgu, yeni nesil işgücünün iş ortamında esneklik, mobilite ve geleneksel olmayan çalışma tarzlarına yönelik beklentisinin giderek arttığına işaret ediyor.

– Üniversite öğrencilerinin ve çalışanların yarıdan fazlası evlerindeki bilgisayarları (% 63) ve kişisel mobil cihazlarını (% 51) kullanarak kurumsal ağlar üzerinden kurumsal bilgilere erişmek istiyor.

-Gelecekte, dünyanın yeni nesli işgücü, navigasyon ekranları, uçak koltuklarının arkasındaki ekranlar ve televizyonlar gibi şirkete ait olmayan çeşitli cihazlar üzerinden kurumsal ağlarına ve uygulamalarına erişmeyi bekliyor.

Cisco, bu araştırmayı günümüzdeki ve gelecekteki çalışan ve işletme gereksinimlerini dengelemeye çalışan şirketlerin günümüz ortamında karşılaştığı zorluklara ışık tutmaya devam etmek amacıyla ABD’li pazar araştırma şirketi InsightExpress’e yaptırdı. Bu ortamda artan mobilite kabiliyetleri, güvenlik riskleri ve -sanallaştırılmış veri merkezlerinden bulut bilişime ve geleneksel kablolu ve kablosuz ağlara kadar- bilgiyi aynı zamanda her yerde sunabilen teknolojiler dikkat çekiyor.

20’li yaşlardaki üniversite öğrencileri ve genç çalışanlar olmak üzere iki ayrı anket grubunu kapsayan küresel bir çalışma olan araştırma, her bir ankete 14 ülkeden (ABD, Kanada, Meksika, Brezilya, İngiltere, Fransa, İspanya, Almanya, İtalya, Rusya, Hindistan, Çin, Japonya ve Avustralya) 100’er kişi olmak üzere toplam 2800 katılımcı ile yürütüldü.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND