Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Susma..!

Tartışma çıkmasın, kimsenin tadı kaçmasın, patron sizi kara listeye almasın, arkadaşlarınızın gönlü olsun diye sustukça susuyorsanız… Susmayın! Çünkü susmak öfke krizlerine davetiye çıkartmaktır…

Tartışma çıkmasın, kimsenin tadı kaçmasın, patron sizi kara listeye almasın, arkadaşlarınızı memnun etmek için sustukça susuyorsanız… Susmayın! Çünkü susmak öfke krizlerine davetiye çıkartmaktır…

SUSUYORSAM NEDENİ VAR DEMEYİN!

Ne çok duygunuzu içinize attığınızın farkında mısınız?

Sırf tartışma çıkmasın, ortamın tadı kaçmasın, patron size takmasın, evliliğiniz kavgalı gürültü olmasın diye sustukça susuyorsunuz. Ta ki öfkeyle patlayıp her şeyi berbat edeceğiniz güne kadar…

Karşımızdaki insanla ‘Ne olacak bu memleketin hali’ başlığı üzerinden saatlerce konuşabiliyoruz. Çocuğumuz için hayal ettiğimiz eğitim, son gittiğimiz tatil, hangi ünlünün kiminle beraber olduğu hakkında gayet rahat, özgüvenli ve keyifli bir şekilde sohbet edebiliyoruz. Ancak konu, hayatımızı doğrudan etkileyecek önemli konulara geldi mi dut yemiş bülbüle dönüveriyoruz. Sanki biz hiç söylemeden de müdürümüz maaşımıza zam yapacak, aramadığı için kırgın olduğumuz arkadaşımız telepati yoluyla üzüntümüzü hissedip arayıverecek ya da sevgilimiz o çok sinir olduğumuz davranışına birden son verecek sanıyoruz. Neyse ki ilişki uzmanları imdadımıza yetişiyor ve bize hayati önem taşıyan konulara nasıl girmemiz, kendimizi nasıl ifade etmemiz gerektiği konusunda ipuçları veriyorlar.

7 ADIMDA DOĞRU DİYALOG YOLLARI

1. Kendinizi savunun

Bir kız arkadaşınızı düşünün; canı sıkkınken hiç haber vermeden sık sık kapınızı çalıyor, sizi zorla bir yerlere götürüyor, sizin onunla görüşmeye ihtiyacınız olduğunda ise nedense hep meşgul oluyor. Ve siz rahatsızlık vermeye başlayan bu durumla ilgili onunla bir türlü konuşamıyorsunuz. Geçmişte birisine karşı kendinizi nasıl savunduğunuzu düşünün. Örneğin size ait olmayan bir ödeme nedeniyle kapınıza dayanan kargo şirketi elemanına karşı kanınızın son damlasına kadar nasıl tartıştığınızı ve yanlışlık ortaya çıktığında ne kadar rahatladığınızı hatırlayın. Arkadaşınızla hislerinizi paylaştıktan sonra onun bir süre kendini kötü hissetmesi kaçınılmaz olacaktır ama zamanla her şey rayına oturacaktır. Bunun, bir gün aniden ona bağırıp çağırmaya başlamanızdan ve belki de arkadaşlığınızın sona ermesinden çok daha sağlıklı bir yol olduğunu inkar edebilir misiniz?

2. Kendinize ve ona açık olun

Hangi duyguların etkisi altında olduğunuzu düşünün; mutluluk mu, üzüntü mü, kızgınlık mı, gıpta mı, utanç mı, öfke mi? Karşınızdaki kişinin onun için önemli olan bir günde yanında olamadığınız için ateş püskürdüğünü, oysa sizin bugüne kadar benzer durumlarda hep onun yanında olduğunuzu farz edelim. Duygularınızı yazın; kendinizi suçlu hissettirdiği için ona kızgınsınız. Sizin varlığınıza bu kadar değer verdiği için onu takdir ediyorsunuz. Sizin diğer sorumluluklarınızı da önemsemesine ihtiyaç duyuyorsunuz.

3. Doğru zamanı seçin

Doğru yer ve zaman çok önemli… Örneğin eşinizle sosyal hayatınızın monotonlaştığını ve daha hareketli bir yaşam istediğinizi konuşacaksınız, onun kanepede keyif yaptığı anı tercih etmeyin. Bunun yerine beraber gittiğiniz harika bir partinin dönüşünde, ikinizin de keyfi yerindeyken, hareketli bir sosyal yaşamın ikinize de ne kadar iyi geldiğine vurgu yapın.

4. ‘Sen’ değil ‘Ben’ dilini kullanın

Bir konuyu tartışmaya açarken unutmamanız gereken şeylerden biri de sürekli eleştirmekten kaçınmanız gerektiği… Karşınızdakini ‘Sen böyle davranıyorsun’ diye eleştirmeye başlamadan önce sakinleşin ve o davranışın sizde hangi hisleri uyandırdığına odaklanın. Bu duyguları dile getirirken de ‘Ben böyle hissediyorum’ ile başlayan cümleler kurun.

5. Sorun değilmiş gibi yapmayın

Biz kadınlar bazen canımızı çok sıkan bir olay hakkında ‘hiç önemli değil’ diyebiliyor ya da bir kabahatimiz yokken sırf sorun çıkmasın diye özür dileyebiliyoruz. İtiraf edin, buluşmak için sözleştiğiniz arkadaşınız yarım saat geç geldiğinde aslında çok sinirlenmişken, sırf gecenin tadı kaçmasın diye ‘Olsun, ben de yeni geldim zaten’ deyip tüm sinirini yutan siz değil miydiniz? Oysa bekletilmenin size kendinizi kötü hissettirdiğini kibarca dile getirmeniz hem sizi rahatlatacak hem daha dürüst bir arkadaşlığın yolunu açacak hem de arkadaşınızın bir dahaki sefere daha dikkatli davranmasını sağlayacak.

6. Siz buna değersiniz

İnsanların sizi dinlemek istemediğini nereden çıkardınız? Daha en baştan 1-0 yenik başlamaya ne gerek var? Siz kendinizi değersiz hissettiğiniz sürece örneğin patronunuz da maaşınıza zam yapmayı aklının ucundan geçirmeyecek. Böyle hissetmek yerine iş hayatındaki başarılarınıza odaklanın; verilen işleri zamanında bitiriyorsunuz, her ay hedef tutturuyorsunuz, müşterilerinizden olumlu geri dönüşler alıyorsunuz. Bunların farkındaysanız, patronunuzun da fark etmesini sağlamak sizin elinizde… Kendinizi iyi ifade edebileceğiniz, deyim yerindeyse doğru pazarlayacağınız bir konuşma hazırlayın.

7. Harekete geçmeye hazır olun

Hangi konuda olursa olsun uzun zamandır ertelediğiniz konuşmayı yaptıktan sonra ne kadar rahatlayacağınızı ve tahmin edemeyeceğiniz kadar mutlu olacağınızı biliyor musunuz? O zaman daha fazla ertelemeye gerek yok, harekete geçin… Derin bir nefes alın, sakin sakin konuşmaya başlayın ve bu sırada daha mutlu bir gelecek için çok önemli bir adım attığınızı aklınızda tutun.

YAŞAYANLAR ANLATIYOR

Yıllanmış dostluğumuz bir günde bitti

“Yıllanmış dostluklar belli bir yaştan sonra asla bitmez sanıyordum, yanılmışım. Liseden beri içtiğimiz ayrı gitmeyen kız arkadaşımla 30 yaşından sonra bir gün telefondaki tartışma nedeniyle koptuk. O gün ona neden bu kadar tepki gösterdiğimi düşününce aslında yıllardır biriktirdiğim kızgınlığımı bir günde boşalttığımı anladım. Son yıllarda hep onun dertlerini paylaştık, hep onun canı sıkılınca eğlenmeye gittik, hep onun yaptığı programlara uyduk. Üstelik ben ona destek olmak isterken o beni hep eleştirdi; ilişkilerimi, seçimlerimi hatta giydiklerimi bile… Şimdi düşününce ona değil kendime kızıyorum. Böyle bir insan olmanın yolunu ona ben açtım. Zamanında tepkimi gösterseydim belki o daha iyi bir arkadaş olurdu ben de birikimimi bir konuşmada akıtmazdım. Bu saatten sonra kimseyi bu kadar idare edebileceğimi düşünmüyorum.” Zeynep, 32, İstanbul

Kocamla konuşmak imkansız

“Kocamla farklı fikirlerde olduğumuz bir konu hakkında konuşmak mümkün değil. Geçmişe dair hiçbir olayı ve söylenmiş hiçbir sözü unutmuyor. İlgisi olsun olmasın, konuşma sırasında geçmişten bir şeyleri hemen konuya dahil ediyor. Tabii orada ipler kopuyor ve karşılıklı bağrışmaya başlıyoruz. Bu nedenle bugüne kadar hiçbir konuyu tatlıya bağlayamadık ve her şeyi içimize attık. Ona da bana da doğru konuşmanın ve tartışmanın yollarını öğretecek bir uzmana ihtiyacımız var sanırım.” Selda, 34, İzmir

Maaşıma zam istemek mi? Asla…

“Ne zaman maaşımın düşüklüğünden söz etsem annem bana sık sık “Ağlamayana meme vermezler” sözünü hatırlatıyor. Zam ayından önce müdürümle konuşmamı, neden daha fazla maaşı hak ettiğimi anlatmamı istiyor. Oysa bunu yapmak benim için adeta imkansız. Bugüne kadar kimseden bir şey istemedim. Bana neden zam yapsınlar ki diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Bunları söyleyince annem de haklı olarak, “O zaman niye şikayet ediyorsun?” diyor. Sanırım özgüven eksikliğim hayat boyu yakamı bırakmayacak.” Yeliz, 27, İstanbul

Okudukça öğrendim, uyguluyorum

“Bu kadar kişisel gelişim kitabı boşa yazılmıyor ya… Ben de 20’li yaşlarımda tartışmayı bilmeyenlerdendim. Hiçbir şeyi içime atmazdım ama ister kız arkadaşımla olsun, ister sevgilimle, her anlaşmazlık kavgayla biterdi. Sonra günlerce kendimi yerdim, kim haklı kim haksız diye. Son yıllarda olgunlaştığımı ve okuduklarımdan bir şeyler öğrendiğimi düşünüyorum. Kafama bir şey takıldığında asla o anda konuyu açmıyorum ve isterse günler, haftalar sürsün, uygun zamanı kolluyorum. Konuşurken sinirlenmemeyi kendime ilke edindim, sesimi yükseltmiyorum, sırtımı dönüp gitmiyorum, kapıları çarpmıyorum. Karşı tarafı dinlemeye çalışıyor, kendimi ifade ederken suçlayıcı olmamaya gayret ediyorum. Her tartışmanın tatlıya bağlandığını söyleyemem ama vicdanımın daha rahat olduğundan emin olabilirsiniz.” Ebru, 39, Antalya

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Para insanı nasıl değiştiriyor?

para ve insan, para insanı değiştirir mi, para, Manşet, araştırmalar

Çok para insanı değiştirir mi? Zenginlerin daha cimri ve az güvenilir olduğunu gösteren araştırmalar ne kadar doğru? İşte konuyla ilgili yapılan bir araştırmanın tüm detayları…

Bilimsel olarak araştırıldı: Para insanı bozuyor mu?

Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı, kişisel çıkar düşüncesinin ise arttığı doğru mu?

Üniversitelerin popüler konuları inceleyerek sosyal yaşantımıza ışık tuttuklarını bilirsiniz. Hayatınızda en az bir kere duyduğunuz ya da sorduğunuz bir konu üzerine Univercity of California Berkeley Üniversitesi’nde de bir grup uzun süren bir araştırma yaptı. Üniversite zengin olmanın insan üzerindeki etkilerini araştırdı ve “Para karakteri bozar mı?” sorusu deneklerle test edildi. Peki, burada ‘bozmaktan’ kasıt nedir? Amerika’daki çalışmada, insanların çok para karşısında davranışlarının değişip değişmediği araştırıldı. Paranın kurallara uyma, nazik olma ya da saygılı davranma gibi davranışları etkileyip etkilemediği incelendi. Sonuçlara bakalım…

Çalışmada önce deneklere Monopoly oynatıldı. Emlakçılık konulu ve zarla oynanan bu oyunda, tıpkı gerçek hayattaki gibi çeşitli yerler satın alarak; kiralama, inşa etme gibi ticari faaliyetlerde bulunup ekonomik olarak güçlü olmaya çalışırsınız.

Oyun bittikten 15 dakika sonra…

Oyuncuların bir bölümü yazı tura atarak, yani tesadüfi biçimde seçilerek, diğer oyunculara göre bazı avantajlara sahip oldu. Oyuna yaklaşık iki kat daha fazla parayla başladılar. Zengin seçilen oyuncular iki zar atarken, diğerleri ise tek zarla kaldı. Ve doğal olarak oyunu zengin başlayanlar kazandı. Gelelim oyun süresince gözlemlenen davranışlara… Zengin oyuncular piyonlarını oyun

tahtasına adeta vurarak ilerletti. Masadaki tabaktan daha çok kraker yediler. Abartılı başarı tepkileri gösterdiler. Fakir oyuncuya kaba ve duyarsız davranmaya ve sürekli ne kadar iyi oynadıklarını ifade etmeye başladılar.

İşin daha da ilginci ise, oyunun başında tamamen rastgele olarak zengin seçilenler, bunu bilmelerine ve oyunun hileli olduğunun açık olmasına rağmen, oyun bittikten 15 dakika sonra; nasıl başarılı olduklarını, mülkleri nasıl aldıklarını, kazanma şekillerini uzun uzun anlattılar. Yani onları başarılı hale getiren çift zar atma durumunu tamamen gözardı ettiler.

“Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil

Başka bir deneyde; deneklere 10 dolar verilerek, isterlerse bu parayı yabancılarla paylaşabilecekleri ve bu yabancıların bir daha karşılarına asla çıkmayacağı söylendi. Yıllık kazancı 25 bin dolar olan katılımcılardan paralarını başka bir kişiyle paylaşanların sayısı, yıllık kazancı 150 bin dolar ve üstü olan katılımcıların sayısına göre yüzde 44 oranında daha fazla oldu.

Ama benim favorim, arabalar üzerinde yapılan çalışma… Araştırmacılar sokağa çıktı ve araçlarının değerine göre insanların davranışlarını inceledi.

Amerika’da yaya geçidinde yayaların geçiş üstünlüğü vardır. Yapılan çalışmada bu kural kullanıldı. Bir yaya geçidinde karşıdan karşıya geçer gibi yapan bir yayaya kimlerin yol verip vermediği incelendi. Günlerce yapılan denemelerde ucuz aracı olan sürücülerinin yasayı çiğnemediği; pahalı araç sürülerinin yarısının ise yasayı çiğnediği görüldü.

Daha birçok çalışma ve deney yapan ekibin bulgularına göre, varlıklı bireyler müzakerelerde yalan söylemek, iş yerinde kasadan para çalmak gibi etik olmayan davranışları onaylamaya ve rüşvet almaya daha yatkın. Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı ve kişisel çıkar düşüncesinin arttığı da bir başka sonuç.  Ancak “Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil. Paul Piff’e ait bu çalışmanın detaylarını kişisel web sitesinde detaylı inceleyebilirsiniz.

Kaynak: www.milliyet.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Uykuya dalarken düşme hissi yaşıyor musunuz?

uykuya dalarken düşme hissi, uyku, hipnik seğirme

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Peki, bu his neden oluşur? Bu hissi yaşayanlar ne yapmalı? İşte yanıtı…

Uykuya dalarken düşme hissi neden oluşur?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür, ama neden?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Oldukça yaygın olan bu hisse beyindeki iki bölgenin kontrol çatışması neden oluyor.

Bunu bir rüyanın parçasıymış gibi algılıyorsak boşlukta düşüyormuş hissi oluşur; buna hipnik seğirme denir. Beynimiz uyku için çevreyle bağlantısını keserken ortaya çıkan bir çatışmanın göstergesidir bu.

Uykuda vücudumuz felç olmuş gibidir ve dış dünyadaki olaylara duyarsız hale geliriz. Ama kas kontrolümüz düğmeye basılmışçasına durmaz.

Beynimizde adlı bölge nefes alma gibi temel fonksiyonları kontrol eder ve tetikte olma duygusunu hissettirir bize.

Öte yandan görmeyle ilgili (optik sinir önündeki bölge) ise yorgunluğu düzenler.

Uykuya dalma sırasında retiküler aktivasyon sistemi vücudumuzun kontrolünü elden bırakırken ventrolateral çekirdek denetimi ele alır. Bu yavaşça kısılan bir lamba düğmesi gibidir, ama her zaman pürüzsüz işlemeyebilir.

Uyanıklığı sağlayan enerji kalıntıları ani yükselişe geçtiğinde seğirme hareketleri görülür. Fakat bunun nedeni tam olarak bilinmiyor. Hızlı göz hareketlerinin tersine bu seğirmelerin rüya gören beyinle bir ilgisi yoktur. Bundan ziyade günün son kalıntıları gibidir.

‘Patlayan kafa sendromu’ adı verilen ve insanın kafasının içinde bomba patlıyormuş gibi sesler duymasına neden olan tuhaf rahatsızlıkta da benzer belirtiler görülür. Beynin uyanık ve uykuya geçen kısmı arasında bir kontrol mücadelesi vardır ve bu şimşek çakması gibi ışıklar görmeye ve yüksek sesli patlamalar duymaya neden olur.

Bazı ileri vakalarda bu olgu aşırı uykusuzluğa ve hatta bedenin bilinmez güçler tarafından ele geçirilmesi iddialarına bile neden olmuştur.

Fakat genel olarak burada endişe edilecek bir durum yoktur. Uykuya dalma anında ortaya çıkan ilginç bir çatışma halinden ibarettir.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Kağıt kesiği neden canımızı çok yakar?

Manşet, kağıt kesiği nasıl geçer, kağıt kesiği, evrim ağacı

Ufacık bir kağıt kesiği canımızı beklediğimizden çok daha fazla acıtır. Peki, bunun nedeni nedir? İşte www.evrimagaci.org yazarlarından Çağrı Mert Bakırcı açıklıyor…

Kağıt Kesiği Neden Çok Acıtır?

Standart bir A4 kağıt ortalama 0.05 milimetre kalınlığa sahiptir. Standart bir tıraş bıçağı 0.23 milimetre kalınlığa sahiptir. Bir tıraş bıçağının kestiği yaranın acısı anlaşılır; ancak ondan 5 kata kadar daha ince olan kağıdın, kimi zaman arkasında hiç kanama izi bile bırakmaksızın açtığı yaralar neden bu kadar fazla acır? 

Normalde bir kağıt, insan derisini kesebilmek için fazlasıyla yumuşaktır. Belli bir keskinliğe ulaşmak için, belli bir sertliğin de olması gerekir. Fakat kağıdı bu kadar kesici yapan, aşırı ince olmasıdır. Kesiği açan kenarın yüzey alanı çok küçük olduğu için, çok yüksek basınç uygulayabilir. Bu basınç, deri katmanını yararak “kesik” dediğimiz olaya neden olan kuvvet dağılımıdır. Basınç, uygulanan kuvvetin yüzey alanına bölümüdür. Dolayısıyla çok küçük yüzey alanı (örneğin kağıdın kestiği incecik kenarın yüzey alanı), çok yüksek basınç anlamına gelir.

Kağıt kesikleri genellikle büyük bir kağıt grubu içerisinden, tek bir kağıdın ayrılması sonucu oluşur. Yani tek bir kağıt ile elinizi kesmeniz çoğu zaman zordur. Bunun nedeni, tek bir kağıdın gerekli kuvveti kesiği açma süresi boyunca uygulayamayacak kadar esnek ve yumuşak olmasıdır. Yani kağıdın kenarı elinizi kesmeye çalışsa da, yarığı açamadan hemen bükülecektir. Fakat yeni açılmış bir kağıt destesi (kimi zaman “kağıt topu” olarak bilinir) içerisinden kıvrılarak ayrılan tek bir kağıt, destenin geri kalanından güç alarak bükülmeden durabilir. Bu da, kağıdın parmağınızı kesebilmesini sağlayacak kuvvetin yeterince uzun süre uygulanabilmesine izin verir.

Gelelim acının nedenine… Parmaklarımızın ucunda aşırı fazla sayıda nosireseptör adı verilen acı algılayıcı sinir ucu bulunur. Bir kağıt kesiği, bu sinirlerin çok fazlasını aynı anda uyarabilecek kadar geniştir. İncecik kesik kanamaya neden olmadığı için, bu sinirlerin ucu, havaya temas edecek şekilde açıkta kalır. Yani yarıktan dışarı doğru bakan reseptörler, sürekli dış ortama maruz kalır. Kağıt kesiklerinin o sinir bozucu acısı bu reseptörlerin açık hava nedeniyle sürekli beyne sinyal göndermesinden kaynaklanır.

Kimi zaman derin kağıt kesikleri de görülür. Bunlar, daha uzun bir yüzey boyunca olan, daha derin kesiklerdir. Bunlar kimi zaman dışarıya hafifçe sızan, çoğu zamansa yarığın içerisinde biriken kanamalara neden olur. Kesik sırasında kağıdın yüzeyinde ve fiberleri içerisinde bulunan koruyucu kimyasallar (örneğin beyazlatıcılar), vücuda geçer. Bu kimyasalların yakıcı etkisi, beynimizde acı olarak algılanır. Bu da, kağıt kesiklerinin neden olduğu acının yaygın görülen ikinci bir nedenidir.

Tüm yaralar gibi, kağıt kesikleri de temizlendikten sonra yara bandıyla kapatılabilir. Fakat yine de, yarık boyunca parmak etinin iki tarafının sürekli farklı hızlar ve yönlerde oynayabiliyor olması, rahatsız edici acının uzun sürekli bir şekilde devam etmesine neden olacaktır. Çoğu zaman yara 2-3 gün içerisinde tamamen iyileşir ve acı kaybolur.

Yazar: Çağrı Mert Bakırcı
Kaynak:  www.evrimagaci.org

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND